Ana Sayfa Blog Sayfa 220

Japonya, 2025 yılına dek uzaydan güneş enerjisi ışınlayacak

Japonya ve ülkenin uzay idaresi JAXA, güneş enerjisini uzaydan dünyaya ışınlamayı mümkün kılmaya çalışıyor. 2015 yılında başlayan çalışmalarda Japonya, bu teknolojiyi gerçeğe bir adım daha yaklaştırmaya hazırlanıyor.

2015 yılında, JAXA bilim adamları bir elektrikli su ısıtıcısını çalıştırmak için yeterli enerji olan 1.8 kilovat gücü başarılı bir şekilde ışınlayarak önemli bir atılım yaptı.

Uzaya dayalı güneş enerjisi kavramı, 1968’de Amerikalı bir fizikçi tarafından önerildi ve 36.000 kilometre yükseklikte elektrik üretmek için güneş panellerinin uzaya fırlatılmasını içeriyor. Üretilen güneş enerjisi daha sonra mikrodalga fırınlarda kullanılanlara benzer şekilde mikrodalgalara dönüştürülüyor ve tekrar elektrik enerjisine dönüştürüldüğü yerdeki alıcı istasyonlara iletiliyor.

Proje, hem yatay hem de dikey yönlerde 50 metrelik mesafelerde başarılı mikrodalga güç iletimi deneyleri de dahil olmak üzere önemli bir ilerleme kaydetti. Geleceğe bakıldığında, grup 1 km ila 5 km arasında değişen daha uzun mesafelerde dikey iletimi denemeyi planlıyor.

Uzay tabanlı güneş enerjisinin potansiyel faydaları muazzam olsa da, maliyet önemli bir zorluk olmaya devam ediyor. Bir nükleer reaktörün çıktısına eşdeğer 1 gigawatt üretmek için geniş bir güneş paneli alanı gerekli oluyor. Teknolojik gelişmelere rağmen, böyle bir kapasiteyi kurmanın tahmini maliyeti 1 trilyon yen’i (7.1 milyar $) aşıyor.

Uzaya dayalı güneş enerjisi başarılı olursa, enerji ihtiyaçlarımızı karşılamak için sürdürülebilir bir çözüm sunarak temiz enerjiden yararlanma ve kullanma şeklimizde devrim yaratabilme potansiyeline sahip oluyor. Bu çığır açan teknolojiyi geliştirmek için kıyasıya bir rekabet bulunuyor. Japonya bu küresel yarışta ön sıralarda yer almaya kararlı gibi görünüyor.

KPMG, yapay zekanın potansiyelinden faydalanmak isteyen şirketlere rehber oluşturdu

Son dönemde büyük çaplı yapay zekâ projelerinin ortaya çıkardığı yeni gelişmelerin ardından, ChatGPT bu alanda büyük bir dönüşüm başlattı. ChatGPT, verdiği bazı şaşırtıcı ve eğlenceli cevaplarla popülaritesini her geçen gün daha da artırırken birçok şirket ChatGPT gibi araçları nasıl kullanılacağını da merak ediyor. KPMG de  “ChatGPT ve yeni yapay zekânın iş dünyası üzerindeki potansiyel etkisi” başlığı ile şirketlere bu konuda yol gösterecek bir rehber yayımladı.

KPMG‘ye göre yapay zekânın kamu veya iş dünyası bağlamında kullanımı için üç kritik başarı faktörü bulunuyor. Bunlar iyi bir kullanıcı arayüzü, başarısızlıktan ders almak ve etik sınırları dikkate almak şeklinde sıralanıyor.

  • İyi bir kullanıcı arayüzü:  Uzun yıllardır aslında YZ araçları MRI taramalarının kansere işaret edip etmediğini belirlemede klinisyenlerden daha iyi performans gösterdi. Hatta bazı araçlar özgeçmişlerden yola çıkarak adayın şirkette başarılı olup olmayacağını tahmin edebiliyordu. Ancak bu uygulamalar ilgi çekmeyi başaramadı, çünkü bunları benimsemesi gerekenleri kendine çeken arayüzler kullanmıyorlardı. Bu nedenle bu araçların başarısı için kullanıcıların ne soracaklar kadar kendi sorularını kolaylıkla sorabilmeleri de önem taşıyor.
  • Başarısızlıktan ders almak: ChatGPT’nin verdiği cevaplar ve bazı detaylar kusurlu olsa bile buna iyi bir “başarısızlık durumu” deniliyor. İyi bir şekilde başarısız olmak, yapay zekânın benimsenmesi için başarılı olmaktan (yani doğru olmaktan) daha kritik olabiliyor. Bazı durumlarda, iyi bir başarısızlık durumu daha fazla bilgi istemek veya kullanıcıların bir konuşma yoluyla çıktıyı iyileştirmesine izin vermek anlamına geliyor. ChatGPT, bazı görüntü oluşturma yapay zekâ araçları gibi bunu yapabiliyor.
  • Etik sınırları dikkate almak: Yapay zekânın kullanımı etik komplikasyonlarla karşı karşıyadır. Dil modellerinin saldırgan olmayı “öğrendiği” pek çok örnek vardır, çünkü bunlar saldırgan içeriği de külliyatlarına alırlar. Ayrıca sosyal medya da bu araçların öğrenebilecekleri kötü kalıplarla doludur.

KPMG’nin rehberinde yeni yapay zekâ uygulamaları geliştirilirken göz önünde bulundurulması gereken dört önemli soru ise şu şekilde sıralanıyor:

  • Kullanıcılar ne istiyor?: Sorulmak istenen, aslında bir aracın sadece kullanıcıların istediği şeyi yapmasını sağlamak değil. Daha çok onu kullanacak kişileri ve onu deneyimleyecek son müşterileri belirler. Örneğin, tıbbi bir uygulama için klinisyenler ve hastalar.
  • Potansiyel değişim ne kadar değerli?: Potansiyel değişimin değeri, yapay zekâ gelişimine destek veren liderler ve yatırımcılar için önemli bir sorudur. Yeni bir uygulamanın beklenen maliyetleri ve potansiyel faydaları nelerdir? Örneğin birkaç yıl önce, sigorta taleplerini işlemek için bir yapay zekâ aracı geliştirildi ancak bu sürece yalnızca üç kişi dahil olduğundan sunduğu değer sınırlı oldu.
  • İyi bir başarısızlık nedir?: Yapay zekâ bazı görevleri “yanlış” yapacaktır. Ancak asıl önemli soru şudur: Bu tür senaryolarda kullanıcı deneyimi nasıl şekillenir? İşletmeler bu tür durumları nasıl öngörebilir ve bunlar için neler tasarlayabilir?
  • Yapay zekânın ne yapmasını istemeyiz?: Üretken YZ’nin geliştiricileri, YZ’nin faaliyet gösterdiği etik, düzenleyici, yasal ve diğer risk sınırları konusunda açık olmalı ve teknolojiyi bu sınırları korumak ve bu sınırlar içinde faaliyet göstermek için kullanmalıdır.

“Şirketlerin dikkatli bir strateji izlemeleri gerekiyor”
Konuyla ilgili açıklama yapan KPMG Türkiye Şirket Ortağı, Veri, Analitik ve Dijital Lideri Gökhan Mataracı, “Günümüzde üretken yapay zekâ iş dünyası için birçok fayda sunuyor. Üretken yapay zekânın gücünü ve yapabileceklerini yaratıcılığımız ile üst seviyelere taşıyabiliriz. Fırsatların gün yüzüne çıkması için elbette yine insan zekâsına ihtiyaç var. Diğer yandan yapay zekânın sunduğu faydalar bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Ezber bozan bu teknolojinin potansiyelinden faydalanmak için uygulama veya çözüm geliştirmek isteyen şirketlerin bu nedenle dikkatli bir strateji izlemeleri gerekiyor. Bunun için ise bu alanda deneyim ve bilgi birikimi olan kurumlardan danışmanlık hizmeti almak da uygulamanın geliştirilmesi sürecinde oldukça kritik bir rol oynuyor. Yapay zekânın gücünün bir savunucusu olan KPMG olarak süreç ve çözümlerimizi, iş ortaklarımızın üretken yapay zekâdan yararlanmasına yardımcı olacak şekilde konumlandırmış durumdayız. Bu alanda uygulama geliştirmek isteyen şirketler, makine öğrenimi ve doğal dil işleme alanındaki derin uzmanlığımızdan yararlanarak strateji geliştirme, platform seçimi ve uygulama geliştirme konularında kapsamlı rehberlik alabilir. Ayrıca bu dönüştürücü teknolojiye yaptıkları yatırımı optimize etmelerine yardımcı olmak için sürekli destek de sunuyoruz. Üretken yapay zekânın tam potansiyelini ortaya çıkarmalarına yardımcı olmak için tüm süreçlerde kültürel ve etik sınırları da dikkate alarak danışmanlık hizmeti veriyoruz.” dedi.

Rehberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

BlueSky, kullanıcıların kendi algoritmasını seçmeye izin verecek

Jack Dorsey destekli merkezi olmayan Twitter alternatifi BlueSky, bugüne kadar yayınladığı en büyük güncellemeyle kullanıcıların kendi algoritmalarını seçmelerini sağlıyor. Hala kapalı beta aşamasında olan hizmet, insanların bir dizi farklı algoritmaya abone olmalarına ve başkalarının takip etmesi için kendi algoritmalarını oluşturmalarına olanak tanıyan “özel yayınlar” yeteneğini yayınladı.

Uygulamada, kullanıcıların birden fazla feeds’e abone olabilmesi ve uygulamada kolayca aralarında geçiş yapabilmesi açısından, farklı listeleri Twitter’daki ana zaman çizelgenize sabitlemek gibi çalışır. Ancak özel feeds, algoritmik oldukları için basit hesap listelerinden de daha güçlü bir yapı sunuyor.

Örneğin, ortak arkadaşlarınızdan, yani takip ettiğiniz ve aynı zamanda sizi de takip eden kişilerden gelen gönderilere ayrılmış bir feeds bulunuyor. Bu bir liste gibi görünse de bir Twitter listesinin aksine, siz daha fazla karşılıklı takipçi kazandıkça akış değişiyor. Bluesky’ın uygulaması varsayılanları kronolojik “takip eden” zaman çizelgesine göre ayarlarken, çoğu özel feeds kronolojik olmuyor.

Feeds ayrıca Bluesky’da oluşan farklı topluluklara ve platformdaki trendlere bir pencere sağlar. Tüylü hayvanlara, kedi fotoğraflarına, tuhaf saçmalıklar gibi birçok farklı kategoriye yer veriliyor. Uygulamanın testler sonucunda daha fazla kişiye hitap etmesi bekleniyor.

WhatsApp, kullanıcı adıyla beraber yeniden tasarlanan ayarlar kısmını tanıtacak

Popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp, yeni özellikler sunarak kullanıcı deneyimini iyileştirecek, pazarda önde olmak için önemli adımlar atıyor. Platform, en son güncellemesinde yalnızca telefon numaralarına güvenmek yerine üyelerin kullanıcı adlarını seçmesine izin vermecek. Bununla beraber yeniden tasarlanmış bir ayarlar sayfası üzerinde de çalışıyor.

Android için WhatsApp beta’nın 2.23.11.15 sürüm güncellemesi, kullanıcı adı özelliğini bünyesinde barındırıyor. Bu özellik, kullanıcıların hesapları için benzersiz kullanıcı adları belirlemesine olanak tanıyor. Bunu yaparak WhatsApp, kişileri tanımlamak için telefon numaralarına bir alternatif sunarak gizliliği artırmayı hedefliyor. Kullanıcılar, telefon numaralarını paylaşmadan uygulama içinde başkalarıyla bağlantı kurmalarını sağlayan akılda kalıcı bir kullanıcı adı seçme seçeneğine sahip olacak.

Mesajlaşma uygulaması, kullanıcı adlarının yanı sıra ayarlar sayfasını da yeniliyor. Android için en son beta güncellemeleri (sürüm 2.23.11.16 ve 2.23.11.18) yeniden tasarlanmış bir ayarlar arayüzü sunuyor.

Yeni tasarım, üç kullanışlı kısayol içeriyor: profil, gizlilik ve kişiler. Kullanıcılar, uygulama ayarları kısayolunu seçerek, belirgin bir profil fotoğrafı ve QR kodlarını görüntülemek için bir kısayol içeren yenilenmiş bir ayarlar sayfasına hızlı bir şekilde erişebilecek. Ayarlar bölümü de kullanıcıların çeşitli seçenekleri bulmasını ve düzenlemesini kolaylaştırmak için yeniden düzenlenecek.

Bu özelliklerin şu anda beta aşamasında olduğunu ve WhatsApp’ın gelecekteki bir güncellemesinde yayınlanacağını unutmamak gerekiyor. Kullanıcı adlarının ve yeniden tasarlanmış ayarlar sayfasının kullanıma sunulmasıyla WhatsApp, kullanıcılara gelişmiş gizlilik ve gelişmiş kullanılabilirlik sağlamayı amaçlıyor.

WhatsApp, kısa bir süre önce gönderilen mesajları 15 dakika içerisinde düzenleme özelliğini tanıttı. Bu özellik, kullanıcıların gönderdikleri bir mesajı üzerine uzun basarak ve “Düzenle” seçeneğini seçerek değiştirmelerine olanak tanıyor. Mesaj düzenleme özelliği dünya genelinde kullanıma sunuldu ve önümüzdeki haftalarda tüm kullanıcılar için aktif hale getirilecek.

LG ve Hyundai, 4.3 milyar dolar yatırım yaparak elektrikli araçlar için pil fabrikası kuracak

Koreli şirketler LG ve Hyundai, ABD’de yeni elektrikli araç pil hücresi üretim tesisi kurmak için bir araya geliyor. Dev şirketler, projeye 4.3 milyar dolar yatırım yapacak.

Şirketlerin her biri, 2023’ün ikinci yarısında yeni tesisin inşaatına başlayacak olan ortak girişimde yüzde 50’şer hisseye sahip olacak. Yeni üretim tesisleri, Hyundai’nin de ilk fabrikasını inşa ettiği Georgia, Savannah’da olacak. Pil fabrikasının en erken 2025 yılına kadar faaliyete geçmesi bekleniyor. Tam kapasite üretime başladıktan sonra her yıl 30GHWh pil üretebilecek. Bu sayı, 300.000 elektrikli aracın üretimini desteklemeye yetecek.

LG ve Hyundai, son birkaç yıldır ABD merkezli pil üretim tesislerine yatırım yapan en son şirketler arasında yer alıyorlar. Toyota, 2021’de ülkede 3.4 milyar dolarlık bir yatırımın parçası olarak bir pil fabrikası kuracağını duyururken Ultium Cells (GM ve LG’nin ortak girişimi), elektrikli araç pil tesislerinin inşası için Enerji Departmanından 2.5 milyar dolarlık bir kredi aldı.

Ford, Michigan’da bir lityum demir fosfat pil fabrikası kurmak için 3.5 milyar dolar harcadığını duyurdu. Daha sık ve daha hızlı şarjı tolere edebilen lityum demir fosfatın maliyeti diğer pil teknolojilerinden daha düşük olduğu biliniyor. Bu teknolojinin elektrikli araçların maliyetini düşürmesi bekleniyor.

Biden yönetiminin ABD’ye daha fazla elektrikli araç ve pil üretimi getirmeye çalıştığını gören diğer şirketler de aynı şeyi yapabilecek gibi duruyor. Geçen yıl, üreticileri eyalette pil üretimine başlamaya teşvik etme ve ABD’nin “güvenilmez yabancı tedarik zincirlerine” büyük ölçüde bağımlı olmayacağından emin olma umuduyla 20 şirkete 2.8 milyar dolar hibe verecek olan American Battery Materials Initiative’i başlattı.

Hyundai ve LG, yeni tesisin bölgede istikrarlı bir pil arzı oluşturmaya yardımcı olabileceğine ve “ABD pazarında artan elktrikli araç talebine hızlı yanıt vermelerine” olanak sağlayacağına inanıyor. Otomobil üreticisinin parça ve servis bölümü olan Hyundai Mobis, fabrikada üretilen hücreleri kullanarak pil paketlerini monte edecek. Otomobil üreticisi daha sonra bu paketleri Hyundai, Kia ve Genesis elektrikli araçları için kullanacak.

BiSU, sürdürülebilir ve karlı büyüme hedefiyle DrinkGo ile iş birliği yapıyor

Online su dağıtım firması BiSU, yatırım süreçlerinde yaşanan belirsizlikler nedeniyle hızlı teslimat modelini durdurduğunu açıklamıştı. Şirket, 29 Nisan’da kamuoyuyla paylaşılan bu kararın ardından su sipariş pazar yeri olarak faaliyetlerini kesintisiz sürdürmeye devam etmişti. Aradan geçen 10 günlük süre içinde BiSU’da yeni bir gelişme yaşandı. Fransız markası Danone’a satılan Sırma markasının yaratıcılarından Dişli ve Karabacak aileleri önderliğinde kurulan DrinkGo A.Ş. şirketi, BiSU ile stratejik bir iş birliğine gideceğini açıkladı.

Bayiler yeniden açılmaya başlıyor

Bu iş birliğiyle birlikte; hızlı teslimat servisinin Türkiye operasyonunu ve tüm operasyonel maliyetleri bu yeni oluşum üstlenecek. Ürünler, bayiler tarafından satılacak. BiSU ise sipariş üzerinden komisyon almaya devam edecek. Yeni modelle birlikte kapanan BiSU bayilerinden 21 tanesi hizmete yeniden açıldı. Bu ay sonuna kadar 40 bayinin aktif hale getirilmesi hedefleniyor. 

Hedeflerimiz için itici güç olacak

“BiSU fikrini hayata geçirdikleri ilk günden bu yana operasyonel mükemmeliyeti her zaman en büyük hedefimiz olarak belirledik” diyen BiSU Kurucu Ortağı ve CEO’su Ergin Üner, sürdürülebilir ve karlı bir büyüme hikayesi için yeni bir sayfa açtıklarını söyledi. Ergin Üner şöyle konuştu:

“Tüm ekibimiz ve tüm enerjimizle birlikte, pazardaki mevcut gücümüzü daha da artırmak için var gücümüzle çalışacağız. Bu kapsamda Dişli ve Karbacak aileleri ile hayata geçirdiğimiz yeni oluşumu çok önemsiyoruz… Dişli ve Karabacak aileleri, bilindiği gibi su markası Sırma’yı büyük bir marka haline getirdikten sonra, aynı markayı Fransız Danone’a satmıştı. Yine aynı zamanda tüm Türkiye çapında önemli bir bayilik organizasyonu kurmuş, bunu da çok başarılı bir şekilde yönetmişti. Şimdi ise BiSU’daki hızlı teslimat sürecinin tüm operasyonu DrinkGo A.Ş. tarafından yönetilecek. BiSU, operasyon maliyetlerine karışmayacak, satılan ürünlerden komisyon almaya devam edecek… Bu stratejik iş birliği, BiSU’ya maliyetlerden arınmış ve kârlı bir iş modelinin kapısını açacağı gibi, uzun zamandır hazırlığını yaptığımız yurtdışı hedeflerimiz için de itici bir güç olacak.” dedi.

BiSU’ya kayıtsız kalamazdık

BiSU modelinin doğru ve büyümeye açık bir model olduğuna dikkat çeken ve bünyesinde su markası Mila’yı da barındıran DrinkGo A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Davut Dişli ise, BiSU’nun yarattığı istihdamın ve değerin ülke ekonomisine katkısının öneminin farkında olduklarını söyledi. BiSU’nun içinde bulunduğu süreci ‘büyüme sancısı’ olarak özetleyen Dişli:

“BiSU’nun ulaştığı değer ve yarattığı istihdam çok önemli. Bizler de bu değerin çok daha iyi yerlere gelebilmesi ve hatta bir Türk markası olarak yurtdışında bizi temsil edebilmesi için elimizi taşın altına koymak istedik.” diye konuştu.

YouTube, hikayeler özelliği 26 Haziran’da kapanacak

İçerik platformu YouTube, kullanıcılar ve içerik üreticileri tarafından neredeyse unutlan hikayeler özelliğini sonlandırmaya hazırlanıyor. Şirket, 26 Haziran tarihinde hikayeler özelliğini platformdan kaldıracak.

Hikayeler formatı, hayatımıza Snapchat ile giriş yaptı. neredeyse tüm sosyal medya platformlarında öne çıkan bu özellik popüler uygulamalar dışında pek de aktif kullanılmıyor. Aktif kullanılmayan platformlar arasında YouTube da bulunuyor.

YouTube ilk olarak 2017’nin sonlarında formatı test ettiğini söyledi. Platform testlerden olumlu sonuçlar alarak daha geniş test kullanıcılarına hitap etti ve hemen ardından herkes için kullanıma sunuldu.

Snapchat formatı popüler hale getirdikten sonra son birkaç yılda birçok sosyal platformun, en önemlisi Instagram’ın bir Hikaye özelliği içerdiğini gördük. Ancak YouTube, bu özelliği ele almaktan vazgeçiyor.

Gerçekte, YouTube muhtemelen hem Hikayelere hem de TikTok tarzına ihtiyaç duymuyor. Shorts yakın zamanda hiçbir yere gitmiyor. Hizmet, içerik üreticinin izleyicileriyle hızlı güncellemeler paylaşmak için Topluluk gönderilerini kullanabileceğini de belirtti.

Video akış platformu YouTube:

“Gönderileri ve Hikayeleri kullanan içerik oluşturucular arasında, gönderilerin ortalama olarak Hikayelere kıyasla çok daha fazla yorum ve beğeni aldığını” söyledi.

26 Haziran tarihinden önce yüklenen hikayeler, yüklendikten yedi gün sonra kaybolacak.

Dünyanın ilk kargo drone’unu geliştiren Dronamics, ilk uçuşunu gerçekleştirdi

İnsansız hava kargo şirketi olan Londra merkezli Dronamics, 25 Mayıs Perşembe günü amiral gemisi Black Swan‘ın ilk uçuşunu Bulgaristan’ın Balchik havaalanında başarıyla tamamladığını duyurdu.

Dronamics’in lisanslı kargo uçağı teknolojisi artık Avrupa’daki ticari uçuşlarda kullanım için onaylandı ve bu yılın sonlarında başlaması bekleniyor. Bu uçuşlar, değişen müşteri taleplerini karşılamak için e-ticaret, ilaç, yedek parça ve çabuk bozulan işletmelere hızlı ve uygun fiyatlı bir seçenek sunacak.

Ayrıca girişim, bu önemli gelişmenin lojistik sektörünün ürün teslimatında verimliliği artırma potansiyelini ortaya koyacağını belirtiyor.

Dronamics kurucu ortağı Svilen Rangelov:

“Tasavvur ettiğimiz şeyin işe yaradığını kanıtlamak için muazzam miktarda sıkı çalışma, inanç ve çaba gerekti. Artık bir sonraki adıma, ticari faaliyetlerimizi hayata geçirmeye odaklanabiliriz ve daha fazla heyecanlanamazdık.” dedi.

2014 yılında Konstantin ve Svilen Rangelov kardeşler tarafından kurulan Dronamics, büyük, uzun menzilli insansız hava araçları geliştiren ve işleten bir kargo insansız hava yolu girişimi olarak lanse ediliyor. Hava taşımacılığını daha verimli, uygun fiyatlı ve erişilebilir hale getirerek milyonlarca insan için demokratikleştirmeyi hedefliyor.

Dronamics’in geliştirdiği Black Swan, sınıfına göre %80‘e kadar daha hızlı, %50 daha ucuz ve %60‘a kadar daha az emisyonla 350 kg‘ı (770 lb) 2.500 km (1.550 mil) öteye kadar taşıyabiliyor. Bu uzun menzilli drone modelleri, ilaç, gıda, e-ticaret ve yedek parçalar da dahil olmak üzere işletmelerin aynı gün ulaşacak şekilde uzak mesafelere sevkiyat yapmasını mümkün kılıyor. Dronamics, Avrupa’daki ilk yetkili kargo insansız hava yolu girişimi olduğunu ve IATA’nın insansız hava araçları için global stratejik ortaklık yaptığını da belirtiyor.

Girişim, geçtiğimiz şubat ayında 40 milyon dolar yatırım almıştı.

TikTok, yapay zeka destekli bir chatbot üzerinde çalışıyor

Dikey ve kısa video anlayışını hayatımıza entegre eden TikTok, yapay zeka destekli chatbot pazarına Tako ile katılıyor. Şu anda belirli pazarlarda sınırlı testlerde olan Tako, kullanıcıların tercihlerine göre yeni içerik keşfetmelerine ve videolar bulmalarına yardımcı oluyor.

TikTok arayüzünün sağ tarafında, kullanıcı profilinin ve diğer düğmelerin üzerinde görünen Tako, uygulamayla etkileşim kurmanın sorunsuz bir yolunu sunuyor. Kullanıcılar, normal şekilde yazarak Tako’ya sorular sorup öneriler isteyebiliyor. Örneğin, kullanıcılar komik videolar izleme havasındaysa, Tako’dan bazılarını önermesini isteyebiliyor. Yanıt olarak Tako, videonun adı, yazarı, konusu ve benzer içeriğe bağlantılar gibi ayrıntılarla birlikte istenen konuyla ilgili videoların bir listesini sağlıyor.

TikTok’un Tako’yu geliştirme kararı, yenilikçiliğe olan bağlılığından ve topluluğuna katma değer sağlamasından kaynaklanıyor. Yapay zeka destekli chatbot’ları gibi yeni teknolojileri deneyen TikTok, yaratıcılığa ve kültürel etkileşime ilham veren güvenli ve eğlenceli bir ortam yaratmayı hedefliyor.

Tako’nun hala deneysel aşamada olduğunu belirtiliyor. TikTok, chatbot üzerinde çalışmaya başladıktan sonra test takımındaki kullanıcılara özel mesaj göndererek yanıtların her zaman doğru olmayabileceği belirtiliyor. Bu sorumluluk reddi, OpenAI’nin ChatGPT’si ve Google’ın Bard’ı gibi diğer yapay zeka chatbot’ları ile uyumlu oluyor.

TikTok, kullanıcı güvenliğini sağlamak ve chatbot’un performansını artırmak için tüm Tako konuşmalarını inceliyor. Ancak bu uygulama, kullanıcı etkileşimleri günlüğe kaydedildiği ve saklandığı için gizlilik endişelerini artırıyor. TikTok, kullanıcıların sohbetlerini silmelerine izin verirken, kişisel bilgilerin veya veri saklama politikalarının söz konusu olup olmadığı belirsizliğini koruyor.

TikTok, Tako’nun şu anda ABD’de halka açık olmadığını açıklasa da, Filipinler de dahil olmak üzere diğer küresel pazarlarda test ediliyor. Test sürecine ülkemizin dahil edilip edilmeyeceği henüz bilinmiyor. 

GİRVAK Fellow Programı, yeni dönem başvuruları başladı

2014 yılında Türkiye’de girişimcilik kültürünü yerleştirmek amacı güden bir grup iş insanı ve girişimci tarafından kurulan Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK), 17-24 yaş arasındaki gençleri bulup onları birey olarak donanımlı hale getirmeyi amaçladığı Fellow Programı’nın yeni dönemi için başvuruları başladı.

Program, gençlik programına katılan üniversite öğrencisi gençlere ve mezunlara geniş bir networkün kapısını açıyor. Rol modelleri ile tanışma fırsatı elde eden gençler kendi hikayelerini yaratmak için ilham alıyor ve kendilerini geliştirmek için GİRVAK’ın verdiği burstan faydalanarak güçleniyorlar.

Türkiye Girişimcilik Vakfı’nın düzenlediği Gençlik Programlarında 2014 yılından bu yana 600.000’e yakın başvuru aldı. Bugün 269 Alumni (mezun olmuş), 76 Fellow ve 55 Challenger ile 400 kişilik bir aile oluşturdu. 

GİRVAK Fellow Programı’na katılmak isterseniz buradaki linkten başvuru yapabilirsiniz.