Ana Sayfa Blog

ABD merkezli Lebby Snacks, Balsu Gıda’dan 1 milyon dolar yatırım aldı

“Better-for-you indulgence” segmentinde faaliyet gösteren ABD merkezli atıştırmalık markası Lebby Snacks, Türkiye’nin lider gıda şirketlerinden Balsu Gıda A.Ş.‘den aldığı 1 milyon ABD doları tutarındaki stratejik yatırımın ardından ABD perakende genişlemesini hızlandırıyor. Şirket, 2026 yılı sonuna kadar 3 bin satış noktasına ulaşmayı hedefliyor.

Yatırımcı profili ve pazar konumlaması

Lebby’nin erken dönem yatırımcıları arasında ABD merkezli bir hedge fonun yanı sıra Türkiye’nin önde gelen yatırımcı ve girişimcilerinden olan Kerim Kotan, Alp Ülkü, Özgür Ülkü, Kamil Sözen ve Yaşar Büyükçetin yer almaktadır.

Girişim, PepsiCo’nun Sabra’yı ve Mondelez’in Hu Kitchen’ı satın aldığı “better-for-you” trendinin yeni dalgasında konumlanmaktadır.

Ürün ve pazar uyumu

Lebby, geleneksel Türk ve Akdeniz coğrafyasına ait leblebi ve kuruyemiş gibi besleyici ürünleri, modern tüketicinin aradığı pratiklik ve lezzetle yeniden yorumlamaktadır. Markanın en çok satan ürünleri arasında çikolata kaplı leblebi ve çikolata kaplı Antep fıstığı bulunmaktadır.

Şirket, halihazırda aşağıdaki kanallarda satış yaparak ürün-pazar uyumunu kanıtlamıştır:

  • Market Zincirleri: ShopRite, Giant, Albertsons.
  • Benzin İstasyonları: Wawa.
  • Askeri Perakende: AAFES (Ülke çapında).
  • Online: Thrive Market

Stratejik ortaklık: Balsu Gıda A.Ş.

Türkiye merkezli ve dünya çapında fındık işleme/ihracatında lider olan Balsu Gıda, bu yatırımla Lebby’nin global ölçekteki potansiyelini desteklemektedir. Balsu Gıda CEO’su Ahmet Bilge Ambarlılar, Lebby’nin ürün kalitesinin ABD pazarındaki fırsatları gerçekleştirebilecek güçlü bir temel sunduğunu belirtmiştir.

Gelecek hedefleri ve genişleme

Yeni yatırım ile operasyonel altyapısını güçlendiren Lebby, şu adımları atmaktadır:

  • Bölgesel Büyüme: New York merkezli bir dağıtım şirketiyle yapılan anlaşma ile ABD’nin kuzeydoğu bölgesinde derinlemesine büyüme hedeflenmektedir.
  • Ulusal Zincir Görüşmeleri: Target, Costco, Wegmans, Sprouts ve Whole Foods gibi dev perakende zincirleri ile stratejik görüşmeler sürdürülmektedir.

Kaliforniya merkezli sağlık teknolojileri girişimi SWAZA, Techventure VC’den 400 bin dolar yatırım aldı

Kaliforniya merkezli sağlık teknolojileri girişimi SWAZA, solunum sağlığını dönüştürmeyi hedefleyen, ileri biyoteknoloji alanında geliştirdiği nanoterapötik çözümlerle öne çıkan bir girişimdir. İstanbul merkezli girişim sermayesi yatırım fonu Techventure VC, SWAZA’ya 400 bin dolar yatırım yaptı.

Şirketin geliştirdiği SWAZA-1, oksijen tankı veya ventilatöre ihtiyaç duymadan kan oksijen seviyesini artırabilen dünyanın ilk nanofluid solunum desteği çözümü olarak konumlanmaktadır. Düşük maliyetli, non-invaziv ve ölçeklenebilir yapısıyla mekanik ventilasyona güçlü bir alternatif sunan bu teknoloji, solunum tedavisinde yeni bir standart oluşturma potansiyeline sahiptir. Geliştirdiği platform ile yalnızca solunum hastalıklarında değil, aynı zamanda yanık, yara ve travma tedavilerinde de oksijenin rejeneratif gücünü kullanarak geniş bir etki alanı yaratmayı hedeflemektedir.

SWAZA, Stanford, MIT ve Harvard kökenli bilim insanları ve mühendisler tarafından kurulmuş olup, BARDA tarafından tanınmış ve Johnson & Johnson Innovation iş birliğindeki prestijli Blue Knight programına seçilmiştir. Ayrıca NATO tarafından ödüllendirilerek, NATO DIANA programına kabul edilmiştir.

Techventure VC olarak yatırım stratejimizi, gerçek ve kritik problemleri hedefleyen, yüksek etki potansiyeline sahip derin teknoloji çözümlerine odaklayacak şekilde yeniden konumlandırdık. Bu doğrultuda SWAZA’nın geliştirdiği teknolojinin, yalnızca sağlık teknolojileri alanında değil, küresel ölçekte geniş etki yaratma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz.

Techventure VC Kurucu Ortakları Sedat Avşar ve Sena Avşar konuya ilişkin verdikleri ortak demeçte;

“Biyoteknoloji alanında devrimsel nitelikte çözümler geliştiren SWAZA’nın, gerek BARDA ile yürüttüğü çalışmalar gerekse NATO DIANA programındaki başarısı, şirketin teknolojik derinliğini ve küresel ölçekteki potansiyelini güçlü şekilde ortaya koymaktadır. Bu başarıların, şirketin önümüzdeki dönemde yaratacağı etkinin yalnızca başlangıcı olduğuna inanıyoruz. SWAZA’nın dünya çapında önemli bir etki yaratacağına ve sağlık teknolojilerinde yeni bir standart oluşturacağına güvenimiz tamdır.”

Techventure VC, küresel teknoloji ekosisteminde yüksek etki potansiyeline sahip girişimlere yatırım yapmaya devam edeceğini belirtti.

Kurumsal esenlik çözümü Wellbees, 38 dilde hizmet vermeye başladı

Kurumsal esenlik çözümü Wellbees, dünya genelinde 100’ü aşkın ülkede ulaştığı 250 binden fazla çalışana 38 dilde hizmet sunmaya başladı.

Buna göre platformdaki tüm içerikler; Tagalogca, Kantonca, Urduca, Malayca ve Tamilce gibi dillerin de bulunduğu 38 dilde veriliyor. Ayrıca bu dilleri konuşan 1000’i aşkın yerel danışmanla anlaştıklarını söyleyen Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu, “Bir çalışana sadece global bir şirkette görev aldığı için ‘İngilizce konuşan bir uzmanla görüş’ demek kapsayıcı bir yaklaşım içermiyor. Çalışanlar kendi dillerinden, kendi kültürlerinden biriyle konuşmak, bu şekilde anlamak ve anlaşılmak istiyor” dedi.

Çalışma hayatının küreselleşmesiyle birlikte şirketlerin çalışan deneyimine ilişkin öncelikleri de değişiyor. Farklı ülke, ana dil ve kültürlerden gelen çalışanların aynı ekiplerde bir araya gelmesi, yan haklardan liderlik anlayışına kadar pek çok alanı yeniden şekillendirirken esenlik hizmetlerinde de yeni bir ihtiyacı öne çıkarıyor: Yerel ve kültürel esenlik! Çünkü çalışanlar hem ‘dillerinden’ hem de ‘hallerinden’ anlayan bir iş ortamı istiyor. 100’ü aşkın ülkede 250 binden fazla çalışana hizmet veren kurumsal esenlik çözümü Wellbees, bu kapsamda dil seçeneği sayısını 10’dan 38’e çıkarttı. Şirket ayrıca ‘psikolojik destek’, ‘beslenme’, ‘spor ve egzersiz’ olmak üzere hizmet verdiği üç alanda da bu dilleri konuşan 1000’den fazla yerel danışmanla çalışanları buluşturmaya başladı.

“Danışmanlarımız o kültürün içinde yaşayan kişiler”

Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu verdiği demeçte;

“Ulaştığımız 38 dil, standart bir çeviri operasyonunun ötesinde her coğrafyanın kendi toplumsal ve kültürel dinamiklerini kapsayan bir yerelleşme stratejisine dayanıyor. Çünkü bir çalışana sadece global bir şirkette görev aldığı için ‘İngilizce konuşan bir uzmanla görüş’ demek kapsayıcı bir yaklaşım içermiyor. Çalışanlar kendi dillerinden, kendi kültürlerinden biriyle konuşmak, bu şekilde anlamak ve anlaşılmak istiyor. Bu nedenle biz de sadece dil seçeneklerini artırmakla kalmayıp o dili ve kültürü iyi bilen, onun içinde yaşayan danışmanlarla hizmet vermeye başladık.”

“Verdiğimiz hizmet ülkelerin kültürüne göre şekilleniyor”

Abacıoğlu, bu süreçte karşılaştıkları kültürel farklılıkları şu sözlerle anlattı;

“Toplumsal hassasiyetler, sağlık yaklaşımı ve gündelik alışkanlıklar, verdiğimiz hizmetin ülkelere göre şekillenmesine yol açtı. Örneğin biz genellikle beslenme danışmanlarının listeler vermesine alışkınız. Oysaki Güney Kore’deki beslenme danışanlarımız bunu reddederek çalışanların geri bildirimlerine göre ilerleyeceklerini, ülkelerinde bu sürecin böyle ilerlediğini söyledi. Ukrayna’daki çalışanlar için psikolojik danışmanlar ile görüşürken danışmanların sadece dili konuşmasıyla yetinmeyip bu ülkede yaşamalarını da göz önünde bulundurduk. Çünkü savaşın gölgesinde şekillenen yaşamı, kaygıları ve toplumsal atmosferi gerçekten anlayan uzmanlarla kurulacak temasın daha güçlü olacağına inanıyoruz. MENA bölgesinde çok sayıda Fransız çalışana hizmet veriyoruz; bu çalışanlar da Fransa’da yaşayan değil, MENA’da yaşayıp Fransızca konuşan uzmanlarla iletişim kurmak istediklerini belirtti.”

Abacıoğlu, aralarında Tagalogca, Kantonca, Urduca, Malayca ve Tamilce gibi dillerin de bulunduğu 38 dil sayısını, global şirketlerden gelen talepler doğrultusunda artıracak altyapıyı kurduklarını ve yeni dillerle birlikte bu dillerde konuşan danışmanlarla iş birliği yapabileceklerini söyledi.

Yerli sağlık teknolojisi girişimi HaloScape, Amsterdam Tech ile iş birliği yaptı

Yapay zekâ ve sağlık alanında faaliyet gösteren yerli girişim HaloScape, Amsterdam Tech ile kapsamlı bir araştırma iş birliği için anlaşma imzaladı. Anlaşma; yapay zekâ, makine öğrenimi, prediktif analitik, doğal dil işleme, bilgisayarlı görü ve sensör verisi yorumlama alanlarını kapsıyor.

Bu iş birliği, HaloScape’in halihazırda sürdürdüğü araştırma ortaklıklarının yanına Avrupa’dan güçlü bir partner ekliyor. Şirket aynı zamanda ABD, Hollanda ve Türkiye’deki üniversitelerle araştırma süreçleri yürütüyor.

Anlaşma kapsamında birçok farklı iş birliği alanı tanımlandı: yapay zekâ alanında ortak araştırma projeleri; üniversite öğrencilerine yönelik yapılandırılmış staj ve mezun yerleştirme programları; anonimleştirilmiş araştırma verisi ve teknik metodoloji paylaşımı; yapay zekâ konulu sempozyum, workshop ve hackathon organizasyonları; Horizon Europe ve Digital Europe Programme kapsamında ortak AB hibe başvuruları; ve üniversite ile şirket arasında karşılıklı danışmanlık mekanizması.

HaloScape Kurucu ve CEO’su Emre Yücel, verdiği demeçte;

“Bunun için tek başına mühendislik perspektifi ve çözümleriyle ilerlemek mümkün değil, süreçlerimizin bilimsel yöntemlerle doğrulanması ve klinik olarak valide edilmesini gerekli görüyoruz. Amsterdam Tech ile kurduğumuz iş birliği, Avrupa’da da güçlü bir araştırma tabanı oluşturmamızı ve AB fonlu programlara erişmemizi sağlayacak.”

HaloScape, giyilebilir cihazlar, IoT sensörleri, laboratuvar sonuçları, kayıtlar ve biyobelirteçlerden gelen verileri yapay zekâ ile birleştirerek hem bireyler hem de sağlık profesyonelleri için eyleme dönüştürülebilir içgörülere çeviren bir sağlık platformudur. Kişisel veri takibi ile profesyonel karar destek sistemlerini tek bir çatı altında birleştiren platform, Türkiye, Hollanda ve Amerika Birleşik Devletleri’nde operasyonlarını sürdürmektedir.

Dijital yol hizmetleri sunan mobilite platformu Vignetim, Driventure’dan yatırım aldı

Driventure, inovasyon ekosistemini güçlendirme yolundaki stratejik yatırımlarına Avrupa’da dijital yol hizmetleri sunan mobilite platformu Vignetim ile bir yenisini ekledi.

Şevki Kocadağ, Dicle Temiz Mercan ve Hasan Eren Keskin tarafından kurulan Vignetim, araçla seyahat eden kullanıcılar için dijital yol hizmetlerini tek bir platformda bir araya getirerek sınır ötesi yolculuk deneyimini sadeleştirmeyi hedefliyor.

Platform; dijital vignette, otoyol ve köprü geçişleri, eSIM, seyahat sigortası ve çeşitli mobilite hizmetlerini tek noktadan sunarak kullanıcıların yolculuk öncesi ve yolculuk sırasında ihtiyaç duyduğu tüm hizmetlere kolay erişim sağlıyor.

Avrupa’da mobilite deneyimini sadeleştiren çözüm

Vignetim, özellikle Avrupa’da ülkelere göre değişen otoyol ücretlendirme sistemlerinin yarattığı karmaşıklığı ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Kullanıcılar platform üzerinden farklı ülkeler için gerekli dijital vignette işlemlerini gerçekleştirebilirken, mobil internet erişimi için eSIM satın alabiliyor ve seyahatleri boyunca ihtiyaç duyabilecekleri mobilite servislerine tek noktadan ulaşabiliyor. Bugüne kadar 500 binden fazla kullanıcıya ulaşan Vignetim, Avrupa mobilite ekosisteminde hem bireysel kullanıcılar hem de filo yönetimi tarafında büyümeyi hedefliyor.

Driventure ile büyüme ivmesi hızlanacak

Vignetim, daha önce Driventure tarafından yürütülen “Future of Mobility Hızlandırma Programı”na katılan girişimler arasında yer alıyordu. Program kapsamında mobilite ekosistemindeki şirketlerle iş birlikleri geliştiren girişim, ürün ve iş modeli tarafında önemli kazanımlar elde etti. Driventure, bu yatırımda tek stratejik yatırımcı olarak yer alarak Vignetim’in mobilite alanındaki büyüme yolculuğuna güçlü bir katkı sağlamayı hedefliyor. Bu yatırımla birlikte Vignetim’in Avrupa’daki büyümesini hızlandırması ve mobilite-as-a-service (MaaS) yaklaşımıyla geliştirdiği yeni servisleri platformuna entegre etmesi planlanıyor. Driventure, gerçekleştirdiği bu yatırım ile mobilite alanındaki yenilikçi çözümleri ekosistemine dahil ederek küresel ölçekteki etkinliğini artırmayı ve mobilitenin geleceğini şekillendiren girişimlerle değer yaratmayı sürdürüyor.

Ford Otosan’ın inovasyon ve dönüşüm vizyonu doğrultusunda 2019 yılında hayata geçirdiği kurumsal girişim sermayesi şirketi Driventure, mobilite teknolojileri başta olmak üzere sürdürülebilirlik, yapay zekâ, bağlantılı sistemler ve akıllı üretim gibi alanlarda erken aşama girişimleri destekliyor. Driventure, finansal destek sağlayan bir yatırımcı olmasının yanında, girişimlerin büyüme ve kurumsal iş birliği potansiyelini geliştiren, aynı zamanda Ford Otosan ve mobilite ekosistemiyle entegre olmasını da amaçlayan bir stratejik yatırımcı olarak konumlanıyor. Driventure’ın yatırımlarıarasında Optiyol, Bluedot, Delivers.AI, Deepenai, Saha Robotics, Evreka, Robolaunch, Büyütech, AilBuild, YedT ve Vignetim yer alıyor.

Intechne Teknoloji, Gedik Holding’in girişim yatırım programı GearUP’tan yatırım aldı

Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Gedik Holding tarafından hayata geçirilen girişim yatırım programı GearUp, Intechne Teknoloji ile stratejik bir ortalıklığa imza attı.

İmza töreni, Intechne’ye bir yıldan uzun süredir destek veren İstanbul Gedik Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. İstanbul Gedik Üniversitesi, genç yetenekleri erken dönemde keşfetmek ve teknoloji odaklı girişimlerle buluşturmak vizyonuyla bu sürece öncülük ediyor.

Robotik yarışmalarını yalnızca bir etkinlik olmaktan çıkarıp veri odaklı bir yetenek keşif modeline dönüştüren Intechne, geliştirdiği “TechApp” platformu ile Türkiye’nin ilk “phygital” (fiziksel + dijital) yetenek avcılığı ağını kuruyor. Her yıl VEX, FRC, drone ve RoboNex gibi organizasyonlarda binlerce Z kuşağı gencini bir araya getiren girişim, katılımcıların kriz anındaki kodlama, mekanik tasarım ve problem çözme becerilerini anlık olarak ölçerek doğrulanmış dijital kariyer profillerine dönüştürüyor.

GearUp çatısındaki iş birliği kapsamında, sahadaki performanslarının veri odaklı şekilde ölçümlenmesi ve erken yaşta keşfedilerek sanayi ile buluşturulması hedefleniyor. Ortaklıkla birlikte, Türkiye’de STEM ve robotik ekosisteminin etkinlik ve ödül odaklı yapısından çıkarak daha sürdürülebilir ve ölçülebilir bir yetenek yönetimi modeline geçişine katkı sağlanması amaçlanıyor.

“Genç girişimleri desteklemeye devam edeceğiz”

Gerçekleştirdikleri yatırım hakkında görüş veren Gedik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Gedik verdiği demeçte;

“Gedik Holding olarak, sürdürülebilir büyümenin ve küresel rekabet gücünün temelinde genç yeteneklerin yer aldığına inanıyoruz. Intechne Teknoloji ile hayata geçirdiğimiz bu stratejik iş birliği, yalnızca bir yatırım değil; aynı zamanda Türkiye’nin mühendislik ve teknoloji ekosistemine duyduğumuz uzun vadeli güvenin güçlü bir göstergesidir. Bizler gençlerin potansiyellerini açığa çıkaran, onları üretimle, teknolojiyle ve gerçek hayat problemleriyle buluşturan her girişimin yanında olmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde de bu vizyon doğrultusunda, yenilikçi iş birlikleriyle genç yetenekleri desteklemeyi, Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sunmayı ve geleceğin güçlü sanayi ekosistemini birlikte inşa etmeyi sürdüreceğiz.”

Zorlu Enerji’den öğrencilerin kişisel gelişimine katkı sunan program: ZExperience

Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik vizyonuna paralel olarak, nitelikli eğitim ilkesiyle gençlerin kişisel ve mesleki gelişimine katkı sağlamayı önceliklendiren Zorlu Enerji, bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri olan ZExperience programı ile gençlere destek olmayı sürdürüyor.

Program, yapay zekanın temel kavramlarını anlamaktan, kendi başına çalışan sistemler kurmaya kadar uzanan bir süreci kapsıyor. Yapay zekaya ilgi duymanın ötesine geçerek sistematik bir öğrenme yolu sunan ZExperience; katılımcıları yapay zekayı etkin şekilde kullanabilen bireyler haline getirmeyi hedefliyor.

Gençlere uçtan uca çalışan bir yapay zeka prototipi geliştirme fırsatı

Sosyal inovasyon platformu imece ve Zorlu Enerji iş birliğiyle gerçekleştirilen programın içerikleri, akademik partneri olan Komünite tarafından hazırlanıyor. Programa özel hazırlanan içerikle gençler yapay zeka destekli düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirirken, stratejik ve etkili prompt yazımı konusunda yetkinlik kazanacak. Görsel, video ve ses üretimi gibi alanlarda deneyim sunan program kapsamında katılımcılar kendi ihtiyaçlarına uygun özelleştirilmiş yapay zeka sistemleri yaratabilecek. Süreç sonunda uçtan uca çalışan bir yapay zeka prototipi geliştirme fırsatı sunulacak.

Eğitimlerin tamamlanmasının ardından gerçekleştirilecek “Aktivasyon Günü”nde; AI challenge ile bilgi ve becerilerin uygulamaya döküldüğü ve projelerin görünür kılındığı bir deneyim ortamı sağlanacak.

Programa başvuru: jotform.com/260612407382048

Ergün Holding, agri-fintech şirketi TARCOM’u satın aldı

2017 yılından bu yana finansal hizmetler alanında hızlı büyümesini sürdüren Ergün Holding, tarımsal girdi finansmanı ekosisteminde faaliyet gösteren agri-fintech şirketi TARCOM’u satın aldı.

Türkiye genelinde 100’ü aşkın bayi ağı ve geliştirdiği dijital platform aracılığıyla çiftçilere; gübre, yem, tohum, traktör, tarım ekipmanları ve sulama sistemleri gibi temel tarım girdilerine “hasatta ödeme” modeliyle erişim imkânı sunan TARCOM’un Ergün Holding tarafından satın alınması, Türkiye’de tarım odaklı finansal çözümlerin dijitalleşmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

“Farklı dikeylerde yatırımlarımızı sürdürmeyi planlıyoruz”

Söz konusu satın almaya ilişkin konuşan Ergün Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Özbey Ergün; “Yeni dönemde yatırım odağımız; çoklu müşteri tabanına sahip, bu müşteri verisini etkin şekilde analiz ederek değer üretebilen finans ve teknoloji şirketleri olacak. Bu vizyon doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz TARCOM yatırımı, tarımın geleceğine yönelik önemli bir adım niteliği taşıyor. Önümüzdeki süreçte ve dikeylerde de yatırımlarımızı sürdürmeyi planlıyoruz.”

“Tarımsal girdi finansmanı ekosistemine önemli bir değer katacak”

TARCOM CEO’su Kaan Emre Kisbet ise hem TARCOM’un Türkiye genelinde yaygın şekilde faaliyet gösteren güçlü bayi ağı hem de Ergün Holding’in finansal alanlardaki derin uzmanlığını bir araya getiren bu satın almanın, tarımsal girdi finansmanı ekosistemine önemli bir değer katacağını ifade etti. Kisbet, söz konusu sinerji sayesinde çiftçilerin finansmana erişimini kolaylaştırmayı, sektörde sürdürülebilir büyümeyi desteklemeyi ve tarım paydaşları için daha güçlü bir finansal altyapı oluşturmayı hedeflediklerini belirtti.

Ergün Holding finans sektörüne 2017 yılında Emir Varlık Yönetim Anonim Şirketinin kurulmasıyla adım attı. Grup şirketleri Emir Varlık Yönetim, Koda Teknoloji, Pratik Finansman, Alfin Sigorta Aracılık Hizmetleri, Ergün Ventures ve MNG Faktoring ile yenilikçi iş modellerine ve sürdürülebilir büyüme stratejilerine odaklanan Ergün Holding özellikle finansal teknolojiler, dijital platformlar ve reel sektör yatırımlarıyla dikkat çekiyor.

Yerli girişim Aidea, tohum öncesi turda ENA Venture Capital ve RePie Portföy’den yatırım aldı

Kurumların sahip olduğu bilgi her geçen gün artıyor; ancak bu bilginin büyük bölümü hâlâ statik dokümanlar, e-postalar ve dağınık sistemler içinde kayboluyor. Eğitimden onboarding süreçlerine, ürün güncellemelerinden operasyonel iletişime kadar pek çok kritik içerik, güncelliğini hızla yitiriyor.

Tam da bu problemi çözmek üzere geliştirilen yapay zekâ girişimi Aidea, tohum öncesi turda ENA Venture Capital ve RePie Portföy’den yatırım aldığını duyurdu.

Aidea, kurumların sahip olduğu dokümanları, bilgi kaynaklarını ya da basit bir promptu dakikalar içinde interaktif ve animatif içeriklere dönüştüren bir platform sunuyor. Bu içerikler; seslendirme, avatar, animasyon, soru-cevap akışları ve interaktif sahneler içeren mikro öğrenme modüllerine dönüşerek çalışanlara daha etkili bir şekilde ulaşıyor.

Platform, farklı yapay zekâ araçlarını tek bir çatı altında birleştirerek kullanıcıların tüm içerik üretim sürecini tek bir ekrandan yönetmesini sağlıyor. Aidea’nın geliştirdiği 40’tan fazla özel AI agent ise içerik üretimini hızlandırırken, süreçleri otomatik hale getiriyor. Üretilen tüm içerikler, zengin düzenleme aracı sayesinde tek bir ekrandan kolayca düzenlenebiliyor ve son haliyle LMS, intranet veya kurumsal platformlardan anında yayınlanabiliyor.

Aidea kurucusu ve CEO’su Ali Kemal Karabulut, konuyla ilgili olarak verdiği demeçte;

“Amacımız yalnızca içerik üretim hızını artırmak değil. Kurumların kendi verileriyle entegre çalışan bir yapay zekâ katmanı inşa ediyoruz. Böylece şirketler değişime adapte olmak yerine, değişimi doğrudan yönetebilecek bir yapıya kavuşuyor.”

Kurucu ekip, kurumsal teknoloji ve yazılım alanında uzun yıllara dayanan deneyime sahip isimlerden oluşuyor. CEO Ali Kemal Karabulut’un Microsoft’ta 15 yıllık geçmişi bulunurken; CSO Ebru Zeybek iş geliştirme ve büyüme stratejileri alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip. CTO İlter Sağ ise daha önce milyonlarca kullanıcıya ulaşan teknoloji girişimlerinde liderlik yaptı. Danışma kurulunda ise eğitim teknolojileri alanında 30 yılı aşkın deneyime sahip Ufuk Akdağ ve Udemy eski Global VP of Engineering’i Çağrı Karahan yer alıyor.

Aidea, aldığı yatırımla birlikte ürününü daha da geliştirmeyi, Türkiye’de büyük ölçekli kurumsal müşteriler edinmeyi ve MENA ile Avrupa pazarlarında büyümeyi hedefliyor.

ABD merkezli iRobot, Picea Robotics tarafından satın alındı

1990 yılında kurulan tüketici robotikleri şirketi iRobot, uzun vadeli büyüme hedeflerini desteklemek ve finansal yapısını daha sürdürülebilir hale getirmek amacıyla yürüttüğü stratejik yeniden yapılanma sürecini tamamladığını duyurdu.

Bu kapsamda şirketin tamamı, Picea Robotics bünyesinde faaliyet gösterecek yeni bir yapıya geçti.

Söz konusu dönüşümün ardından iRobot, Türkiye dahil olmak üzere faaliyet gösterdiği tüm pazarlarda operasyonlarını kesintisiz şekilde sürdürmeyi planlıyor. Bu adım ile beraber iRobot, şirketin finansal yapısını güçlendirmeyi, operasyonel sürekliliğini desteklemeyi ve robotik kategorisinin öncülüğünü yeniden üstlenmeyi hedefliyor.

iRobot’un geliştirdiği Roomba robot süpürgeleri, milyonlarca evde kullanılmakta olup şirket akıllı ev teknolojileri alanında yenilikçi çözümler geliştirmeye devam etmektedir.

Küresel iş ortaklıkları ve tedarik zinciri operasyonları mevcut yapısıyla kesintisiz devam ederken; ürün tedariği, satış süreçleri, müşteri hizmetleri, mobil uygulamalar, garanti ve satış sonrası destek hizmetlerinde herhangi bir değişiklik bulunmayacakmış.

Şirketin merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde yer almaya devam etmekte olup; mühendislik, ürün geliştirme ve pazarlama gibi temel fonksiyonlar aynı şekilde faaliyetlerine devam edecek.

Gerçekleşen bu yapı değişikliği ile birlikte iRobot’un finansal yapısı güçlendirilmiş, bilanço dengesi daha sürdürülebilir bir zemine taşınmıştır. Önümüzdeki dönemde şirket; yeni nesil Roomba robotları, akıllı ev teknolojileri, kullanıcı deneyimi geliştirmeleri ve Ar-Ge yatırımlarını artırarak odaklanmayı sürdürecektir.

Picea Robotics ile uzun yıllara dayanan iş birliği, üretim ve teknik yetkinlikler ile iRobot’un Ar-Ge gücünü bir araya getiren güçlü bir yapı sunmaktadır. Bu sayede, operasyonel verimliliğin ve teknolojik kapasitenin daha da artırılması hedeflenmektedir.