Ana Sayfa Blog Sayfa 470

Siyah Taksi artık Uber ayrıcalığıyla İstanbul’da çalışmalarına başladı

Bugüne kadar İstanbul’da sarı ve turkuaz taksiler ile kullanıcılarına hizmet veren Uber, siyah taksilerin de sisteme dahil edilmesiyle artık İstanbullular’a daha lüks bir ürün seçeneği de sunmaya başlamış oldu.

Böylece Uber uygulamasını kullanan İstanbullular artık siyah taksilere çok daha kolay erişim sağlayabilecek. Siyah Taksi tercih eden Uber kullanıcıları daha geniş oturma alanları sunan yeni ve üst kategori araçlarda daha lüks bir yolculuğun tadını çıkarabilecekler.

Siyah Taksi ürün lansmanı için, Uber özel bir araç alım programı ve finansman desteği işbirliği gerçekleştirdi. Söz konusu işbirliği çerçevesinde siyah taksiye geçmek isteyen sarı taksiler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin siyah taksi için belirlediği koşullara uygun lüks Ford Custom Tourneo 2022 model araçlara, Uber’e özel indirimler ve Ford Finans’ın sunduğu ön ödemesiz finansman desteği sayesinde kolayca sahip olabilecekler.

Siyah Taksi bugün itibariyle sınırlı sayıda araç ile Uber uygulaması üzerinden ulaşılabilir olacak. Uber, bu ürüne hem yerli hem yabancı kullanıcılarından yüksek talep beklediği için önümüzdeki dönemde uygulamaya kayıtlı Siyah Taksi sayısını artırmayı planlıyor.

Yatırımcıların halka arzlarda yer almasını kolaylaştıran PrimaryBid, 190 milyon dolar yatırım aldı

Bireysel yatırımcıların halka arza açılan şirketlere yatırım yapmasını kolaylaştıran PrimaryBid, bir finansman turunda 190 milyon dolar yatırım aldığını açıkladı. C Serisi finansman turu, Softbank Vision Fund 2 liderliğinde gerçekleştirildi.

Londra merkezli PrimaryBid, 2012 yılında Anand Sambasivan, James Deal ve Kieran D’Silva tarafından kuruldu. Finansal hizmetlerin gelişmesi sayesinde, yatırım gibi finansal işlemler de geniş bir tüketici grubu için daha erişilebilir hale geldi. PrimaryBid, finans dünyasında yer almak isteyen insanların halka açılan şirketlere yatırım yapmasını sağlıyor. Diğer bir deyişle, sıradan insanlara bankalar ve diğer profesyonel yatırımcıların yanı sıra halka arzlara doğrudan yatırım yapma şansı veriyor. Girişim, daha adil ve daha kapsayıcı teklifler oluşturmak için platformunu sıfırdan oluşturduğunu söylüyor.

1,3 milyar dolardan fazla işlem gerçekleştirdi

PrimaryBid, dünyadaki en yüksek profilli anlaşmalardan bazılarının yer aldığı 200’den fazla halka arzda rol aldı ve 1,3 milyar doların üzerinde işlem gerçekleştirdi. Uzaktan çalışma modeline uyum sağlamaya çalışan şirket, şu anda 200 kişiden oluşan bir ekip ile birlikte hizmet veriyor.

PrimaryBid tarafından paylaşılan bilgiye göre şirket, geçtiğimiz 18 ay içinde yaklaşık 150 halka arz sürecinde ve takip işleminde yatırımcılara yardımcı oldu. Şirket, geçtiğimiz aylarda Fransa’daki şirketlerle de çalışmaya başlayarak Avrupa’daki konumunu güçlendirdi. PrimaryBid, Deliveroo, PensionBee, Ocado ve MCG Group dahil olmak üzere çok sayıda büyük şirketin hisse satış işlemlerini gerçekleştirmelerine yardımcı oldu.

PrimaryBid CEO’su ve kurucu ortağı Anand Sambasivan, PrimaryBid’in coğrafi olarak genişlemeyi hedeflediğini söyledi. Şirket, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde bir ofis kurmayı göz önünde bulundurarak bu pazarda yer alan şirketlerle çalışmak için düzenleyici onaylar alma sürecinden geçiyor.

Increff, TVS Capital Funds liderliğindeki B serisi finansman turunda 12 milyon dolar yatırım aldı

Hizmet olarak yazılım (SaaS) girişimi Increff, TVS Capital Funds, Premji Invest ve 021 Capital liderliğindeki B serisi finansman turunda 12 milyon dolar yatırım aldı. Tura 6 melek katılımcının da katkısı bulundu. Şirket bu yatırımı ABD’de ve Avrupa’da ofisler kurmak, ekiplerini güçlendirmek ve hizmetlerini genişletmek için kullanacağını belirtti.

Increff, e-ticaret, moda ve perakende markaları için envanter iyileştirmesi çözümleri sunuyor. Şirkete göre, dünyanın dört bir yanındaki işletmeler Covid-19 pandemisinin etkisinden kurtulmaya başlarken, markalar yoğun fiyat baskıları, envanterlerin yanlış yönetilmesi gibi sorunları ve talep karşılama zorluklarını aşmak için umutlarını son teknoloji çözümlere bağlıyor. Increff’in sunduğu hizmetler sayesinde markalar ve perakendeciler, otomasyon araçlarını kullanarak algoritma tabanlı ürün planlaması, fiyatlandırma, ürün tahsisi gibi konularda değişen tüketici beklentilerine kolayca uyum sağlayabiliyorlar. Dahası şirketin sunduğu depolama çözümleri sayesinde, hizmet alan şirketler, envanter sayıları hakkında daha tutarlı bilgiler elde edip siparişlerin tedarik edilmesinde verimliliği arttırabiliyorlar.

Şirket, şu anda, Hindistan ve Orta Doğu’da moda alanında pazar lideri olduğunu ve ABD ve Avrupa’da giderek artan müşteri çeşitliliğine sahip olduğunu belirtti.

Şirketin kurucusu ve CEO’su olan Rajul Jain “Son dört yıldır (Covid-19 yılları dahil) yıldan yıla yüzde 83 ile yüzde 116 arasında büyüyoruz. Sermaye açısından verimli bir şirketiz ve böylesine büyük bir şirketi yönetmek için her türlü beceriye sahibiz.” dedi.

Yatırımla ilgili olarak TVS Capital Funds müdürü Guarav Sekhri şu sözleri kullandı, “E-ticaretteki büyüme ve küresel tedarik zincirlerindeki aksamaların yaşanmasıyla birlikte, Increff gibi yeni nesil girişimciler, doğru hizmetlerle tamamlanan teknolojik çözümler sayesinde, gidişatı büyük bir beceriyle markaların lehine çeviriyor.”

Increff’in müşterileri arasında Puma, Adidas, Levi’s, Tommy Hilfiger, Jack & Jones, Sephora, Amazon gibi dünyaca ünlü markalar bulunuyor.

Yerli girişim Cameralyze, Heaventures’tan 3 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

Pandemiden sonra önemi iyice artan ve yapay zekanın önemli dallarından biri olan görüntü işleme (computer vision) teknolojisini herkesin erişebileceği bir şekilde yani “no-code” platform ile sunan Cameralyze, yerli yatırımcılık girişimi Heaventures‘ten 3 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.

Konuyla ilgili değerlendirme yapan Heaventures Kurucu Ortağı Nurettin Şendoğan, “Cameralyze, yapay zeka ve makine öğrenmesi temelli görüntü işleme teknolojisini bir no-code platformu olarak sunabiliyor. Teknik yetkinliklere ya da kodlamaya gerek olmadan sayısız senaryoyu bulut tabanlı bir web arayüzünde oluşturuyor ve bu senaryoları bir süreç akışına dönüştürerek tanımlı adımlara koşullar ekleyip aksiyon alabilmeyi sağlıyor. Bunu sahadaki aktif kameraları kullanarak, ekstra bir donanım yatırımı yapmaya gerek kalmadan yapabiliyor olması, mevcuttaki işlevsel olmayan bu donanim yatırımını dönüştürmesi bizim için ölçeklenebilirlik anlaminda en önemli sebeplerden biri oldu.” açıklamasında bulundu.

Dijital ve özellikle fiziksel dünyada görsel olarak yapılan ve tekrar eden çok fazla iş var. Çevrenize baktığınız zaman ürün kalite kontrolü, mağaza yönetimi, bina yönetimi, güvenlik gibi alanlarda görsel olarak yapılan bu manuel işlemler hem yüksek maliyetlere sebep oluyor, hem de yüksek hata oranlarına sahip oluyor. Bu da doğal olarak verimliliği ve kaliteyi düşürüyor.

Cameralyze Kurucu Ortağı Ufuk Dağ, görüntü işleme teknolojisinde gelişmelerle beraber pandemi öncesinde yani 2019 yılında buradaki süreçleri otonom hale getirilebileklerini farkettiklerini aktararak, gördükleri fırsat üzerinden çalışmaya başladıklarını söyledi. Pandemi dönemi ve sonrasında görsel otomasyonun aslında minimum insan gücüyle işi sürdürmede özellikle küçük ve orta boy işletmeler için ne kadar önemli olduğu da iyice anlaşıldı.

İŞ KALİTESİNE YÜZDE 100’E YAKIN KATKI

Cameralyze’nin firmalara sağladığı avantajlar hakkında bilgi veren Ufuk Dağ, “Cameralyze görsel iş süreçlerinde otomasyonu sağlayarak verimliliği ve kaliteyi arttırıyor. Tekrar eden ve gözle yürütülen fiziksel ya da dijital bir süreciniz varsa burada bizim alt yapımızı kullanarak sistemi otonom bir hale getirebiliyorsunuz. Bu da işletmenin verimliliğinin %80’e yakın artması demek. Ayrıca süreçlerde insanlar tarafından yapılan hatalar engellendiği için ortaya çıkan işin kalitesinde de %100’e yakın bir artış oluyor. Tüm bunları “no-code” bir platform olarak sunmamız herkes tarafından erişilebilir kılmamızı sağlıyor.” diye konuştu.

Cameralyse’nin diğer firmalardan en büyük ayrıştığı nokta “no-code” bir platform olarak kişilerin kendi akışlarını görsel bir arayüz üzerinden kendilerinin dizayn edebiliyor olması. Bu sayede kendi sorunlarına kendileri çözüm üretebiliyorlar. Ayrıca kullanılan alt yapı teknolojileri sayesinde firmalar erişilebilir bir fiyatla bunu yapıyorlar. Özellikle küçük ve orta boy işletmeler için görsel otomasyonu bu şekilde sunmak Cameralyse’yi farklı bir noktaya yerleştiriyor.

Cameralyze’a eklenecek özellikler hakkında da bilgi veren Ufuk Dağ, “Görsel otomasyon alanında eklediğimiz modüler yapılarla farklı sektörlerdeki sorunların çözülmesini kolaylaştırmak için geliştirmelerimiz devamlı sürüyor. Kendi çözümünüzü oluştururken kullanacağınız doneleri arttırdığımız gibi kullanıma hazır sunulan iş akışlarıyla tek tıklamayla otomasyonunuzu kurmanızı sağlayacak farklı senaryoları sisteme ekliyoruz” açıklamasında bulundu.

ROTA AMERİKA

Aldıkları yatırımla Amerika’da küçük ve orta boy işletmelere ulaşmak istediklerini belirten Ufuk Dağ, şirketin önümüzdeki dönemdeki planlarını şöyle anlattı: “İnsan hayatını kolaylaştıracak böyle bir aracın özellikle herkes tarafından erişilebilir ve kullanılabilir olması bizim için oldukça önemli. Bu doğrulta ilk olarak bu işletmelere ulaşabilecek ama görüntü işleme konusunda tecrübesi olmayan entegratör ve geliştirici firmalara ulaşmak istiyoruz. Bununla beraber yine işletme içerisinde yeterli tecrübesi ve imkanı olmayan ya da görüntü işleme teknolojisini hızlıca entegre etmek isteyen büyümekte olan firmalara da ulaşmak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Tabii bunun için ekibimizi de büyütmeye devam edeceğiz.”

47 lokasyonu olan ortak çalışma alanı ve hazır ofis: eOfis

2010 yılında Yeşilköy EGS Business Blokları’ nda kurulan eOfis; İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Bursa, Konya ve Mersin şubelerinde Sanal ofis, Hazır ofis ve Toplantı odası kullanımı hizmetleri vermektedir.

eOfis; A+ plaza ve lokasyonlardaki tüm ofislerindeki çalışma alanları ile müşterilerine hizmet vermektedir.

Mobil çalışan, ofisinde sık bulunmayan ve bir ofisin genel maliyetleri ile uğraşmak istemeyen, girişimcilerden profesyonellere kadar çok farklı iş kollarında çalışan şirketlere %80 maliyet avantajıyla gerek teknolojik alt yapısıyla gerek modern ofis ve toplantı alanlarıyla kaliteli ofis çözümleri sağlar.

Dijital nöroterapi platformu MindMaze, 105 milyon dolar yatırım aldı

Dijital nöroterapi platformu MindMaze, küresel ticari büyüme planlarını hızlandırmasına yardımcı olacak bir finansman turunda 105 milyon dolar yatırım aldığını duyurdu.

ABD merkezli sağlık alanında bir özel sermaye şirketi olan Concord Health Partners öncülüğünde gerçekleşen finansman turu, sektörde derin uzmanlığa sahip bir yatırımcı olan Londra merkezli Hambro Perks ve AlbaCore Capital Group katılımıyla gerçekleşti. Ekim 2021’de 125 milyon dolar yatırım aldığını açıklayan şirket, Crunchbase’e göre bugüne kadar toplam 340 milyon dolardan fazla yatırım aldı.

Concord’un yatırımının bir sonucu olarak MindMaze, The American Hospital Association (AHA) ile bir ortaklık başlatacak. Yenilikçi sağlık çözümlerinin geliştirilmesi için çalışan AHA, yaklaşık 5.000 hastane sağlık hizmeti sağlayıcısını içerir.

2012 yılında Tej Tadi (MindMaze CEO’su) tarafından kurulan MindMaze, Lozan, Baltimore, Londra, Paris ve Mumbai’de ofisleri bulunan İsviçreli bir unicorn şirkettir. Sinirbilim, biyo-algılama ve yapay zekâ alanında on yıldan fazla deneyime sahip olan şirket, Alzheimer hastalığı ve Parkinson hastalığı dâhil olmak üzere, nöroloji alanındaki en zorlu hastalıkların iyileştirilmesi için dijital nöroterapi tedavileri geliştirmeye odaklanır. 20’den fazla ülkede faaliyet gösteren şirket, üç FDA onayı almıştır. MindMaze, dünya çapında milyonlarca hasta ve bakıcı için tedavi ve bakım anlayışlarını dönüştürmeye hazır olduğunu söylüyor. 2018 yılında FDA tarafından onaylanan MindMotion Go, evde fizik tedavi fırsatı sunarken, MindMotion Pro sistemi ise hastane içi kullanım için tasarlanmıştır.

Yeni finansman, MindMaze’in büyümesini ve gelecekte gerçekleştirmeyi planladığı stratejik satın almaları finanse edecek. Ayrıca, devam eden Ar-Ge çalışmalarını güçlendirmesine ve endüstriyi tanımlayan dijital terapötik çözümlerini geliştirmesine katkıda bulunacak. MindMaze Kurucusu ve CEO’su Tej Tadi, bu finansmanın MindMaze’in ticari faaliyetlerini hızlandırmasına ve ABD’deki faaliyetlerini genişletmesine olanak tanıyacağını dile getirdi.

OpenSea, yeni akıllı kontrat sözleşmesini duyurduktan kısa süre sonra phishing (oltalama) saldırısına uğradı

Büyük NFT (non fungible token) pazarlarından biri olan OpenSea, geçtiğimiz günlerde 1 hafta süreli yeni bir akıllı kontrat sözleşmesi duyurdu. Ancak bu süre içerisinde ağ, internet korsanları tarafından saldırıya uğradı.

OpenSea tarafından duyurulan yeni akıllı kontrat sözleşmesi, kullanıcıların NFT’lerini Ethereum blok zincirinden yeni bir akıllı kontrata taşımalarını gerektiriyor. Bu süreçte NFT taşımada herhangi işlem maliyeti bulunmuyor. Güncellemeye göre, NFT’lerini yeni sözleşmeye taşımayan kullanıcıların Ethereum blok zincirinde bulunan NFT’lerini kaybetme riski söz konusu. Bu sebeple, NFT’lerini kaybetmek istemeyen kullanıcılar NFT’lerini taşımak zorundalar. Şirketin yaptığı açıklamaya göre bu kontrat sayesinde eski ve aktif olmayan NFT’ler sona erecek ve ilerleyen süreçte yeni güvenlik önlemlerinin önü açılacak.

Ancak bu noktada internet korsanları bu kısa süreli taşıma işleminde bir açık buldu ve phishing (oltalama) saldırısı gerçekleştirdi. Korsanlar 32 hesabı hedef aldı ve 254 adet NFT ele geçirdi. Çalınan NFT’ler çoğunlukta Bored Ape Yacht Club ve Azuki koleksiyonlarından oluşuyor. web3isgoinggreat.com‘un yaratıcısı Molly White‘a göre korsanlar tarafından ele geçirilen NFT’lerin değeri yaklaşık 578 ETH, ki bu da yaklaşık 1.520.000 dolara denk geliyor. OpenSea’nin kurucusu ve CEO’su olan Devin Finzer olayın detaylarını twitter hesabı üzerinden paylaştı.

Şirket CEO’su Devin Finzer, olayın ciddi bir şekilde araştırıldığını ve bunun bir phishing (oltalama) saldırısı olduğunu düşündüğünü söyledi.

Phishing (oltalama) saldırısı nedir?

Phishing saldırıları, korsanlar tarafından, kullanıcıların kullandığı kurumlara aitmiş gibi gönderilen sahte bağlantılar üzerinden yapılır. En yaygın yöntemler arasında korsanların kullanıcılara sanki güvenli kurumlara aitmiş gibi görünen mailler yoluyla ulaşması bulunuyor. Bu gibi linklere kullanıcılar tarafından tıklandıktan sonra yetkilendirme verilince korsanlar, kullanıcıların varlıkları üzerinde erişime sahip oluyorlar. Bu sebeple internet üzerinde görülen her linke tıklamamakta fayda var.

Crypto’da nakit akışının düzenlenmesine dair hizmet sunan Multis, 7 milyon dolar yatırım aldı

Multis, Sequaio Capital liderliğinde sürdürülen finansman turunda 7 milyon dolar yatırım aldığını açıkladı. Multis, Ethereum’daki dijital varlıkları yönetmeye yarayan ve oldukça güvenilir bir platform olan Gnosis ile uyum içinde çalışan bir kripto finansman yönetim aracıdır. Multis sayesinde kullanıcılar başarılı bir arayüz üzerinden kripto para birimlerinde neler olup bittiğini her zaman bilebilir, yapılan ödemelerle ilgili sorunları önlemek için tecrübeli ekibin işlemlerini izleyebilir, ve kriptoda tecrübeli insanları işe alma gereği duymadan tüm işlemlerini kendi başlarına halledebilirler.

Multis’in, 7 milyon dolarlık finansman turu Sequoia Capital tarafından yönetildi ve yeni yatırımcılar Long Journey Ventures, Sound Ventures ve MakerDAO‘nun katılımı görüldü. Bunların yanı sıra Pantera Capital ortağı Paul Veradittakit‘in de aralarında bulunduğu pek çok melek yatırımcının yanında Messari‘nin kurucusu Ryan Selkis ve Anchorage‘ın kurucu ortağı ve başkanı Diogo Monica da tura katıldı. Efounders, Y Combinator ve White Star Capital da turun takipçilerindendi.

Elde edilen bu yeni finansmanla Multis, ekip üyelerinin sayısını hem Avrupa hem de ABD’de ikiye katlamayı düşünüyor. Şirket 2021 yılında, ekibini 4 kişiden 10 kişiye genişletmişti. Şirket, 2022 yılında ise ekibe 15 kadar tam zamanlı çalışan almayı planlıyor. Buna ek olarak Multis, kripto vasıtasıyla ABD dolarına aracılık hizmeti, banka havaleleri ve şirket banka kartlarını içeren yeni ürünler üzerinde çalışmakta. Yatırım ayrıca bu çalışmaların iyileştirilmesinde kullanılacak.

Multis CEO’su Thibaut Sahaghian sözlerinde, Sequoia ve Stephanie Zhan ile çalışmanın onun için çok değerli olduğunu belirtti. “Ekibimiz, Stripe gibi efsanevi şirketlerin ve FTX ve Filecoin’deki meslektaşlarımız gibi kendi alanlarında lider olmalarına yardımcı olan uzman rehberliğinin etkilerini şimdiden hissediyor. ” diye ekledi.

 

 

200 bin TL hibeli Lonca BİGG başvuruları 23 Şubat’ta sona eriyor

Türkiye’nin öncü katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk’ün teknoloji odaklı inovatif fikirlerin ortaya çıkartılması ve desteklenmesi amacıyla 2017 yılında kurduğu Lonca Girişimcilik Merkezi, İTÜ Çekirdek ile yaptığı iş birliğiyle, TÜBİTAK’ın girişimcilere geri ödemesiz destek sağladığı 1512 Bireysel Genç Girişim (BİGG) Programı için yeni dönem başvuruları almaya devam ediyor.

Başvurmak için: loncagirisim.com

Lonca BİGG sürecinde girişimciler hem Lonca Girişimcilik Merkezi’nin hem de İTÜ Çekirdek’in networkünden faydalanmanın yanı sıra projelerini belli bir aşamaya getirmeleri durumunda Lonca’nın diğer desteklerinden de yararlanabiliyor. Lonca, BiGG Uygulayıcı Kuruluş olarak girişimcilerin iş fikirlerini www.loncagirisim.com adresi üzerinden alıyor. Girişimciler, TÜBİTAK’ın 2022’nin ilk çağrı dönemine, Lonca Girişimcilik Merkezi’nin internet sitesi üzerinden 23 Şubat 2022 Çarşamba gününe kadar başvurabilecek.

“Girişimler, 200 bin TL’ye varan hibe desteğinden yararlanacak”

Kuveyt Türk Strateji ve İnovasyon Grup Müdürü ve Lonca Yönetim Komitesi Üyesi Dr. Selman Ortaköy, “Yenilikçi fikirleri destekleyip geliştirerek ülke ekonomisine kazandırmak amacıyla 2017 yılında kurduğumuz Lonca Girişimcilik Merkezi, aradan geçen sürede, Türkiye’nin en etkin kuluçka merkezleri ve girişim hızlandırma programları arasında ön sıralarda yer almayı başardı. Bugüne kadar yüzlerce girişime dokunduk, fikirleri gün yüzüne çıkarttık. Girişimcilerimize hibe, mentorluk desteği, altyapı, kuluçka hizmeti sunduk. Ülkemizde girişim ekosisteminin gelişmesi ve girişimlerimizin dünya çapında yer edinmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Merkezimizdeki girişimcilerimizin her birine hem ürün geliştirmeleri hem de günlük ihtiyaçlarında kullanmaları için 50 bin TL’ye kadar nakit hibe desteği veriyoruz. TÜBİTAK’ın BİGG Programı için uygulayıcı kuruluş olmamızla birlikte bu programa başvuruları da kendi platformlarımız üzerinden alabiliyoruz. Böylece uygun görülen girişimler 200 bin TL’ye varan hibe imkanından faydalanabiliyor. Ürünü ve fikri olan, Ar-Ge çalışmaları, altyapı eksiklerini karşılamak isteyen girişimleri Lonca BİGG’e başvurmaya davet ediyoruz” dedi.

Danimarka merkezli hava durumu tahmini girişimi FieldSense, 2.9 milyon euro yatırım aldı

Danimarka merkezli FieldSense, 2.9 milyon euro yatırım aldığını açıkladı. Finansman turu, Danimarkalı Agro tarafından yönetildi, ve Rockstart ve Pajbjergfonden tura eşlik etti. Bu yatırım, çiftçilik için hava istasyonlarının geliştirilmesi ve genişletilmesini hızlandıracak. Aynı zamanda yatırım, çiftçilere yerel hava koşullarını izlenmesine ve buna göre hareket edilmesine yardımcı olacak araçlar sağlama üzerinde kullanılacak.

2015 yılında Andreas Troelsen tarafından Danimarka’da kurulan FieldSense, tarım teknolojisi hava durumu hizmetlerini 2018 yılında başlattı. Girişim çiftçilerin yerel, mikro iklim koşullarındaki değişiklikleri izlemesine ve bunlara göre hareket etmesine yardımcı olmak için hiper yerel hava durumu bilgileri ve tahminleri sağlıyor. Danimarkalı tarım teknolojisi şirketi, sahadaki güneş enerjili hava istasyonlarından alınan hava durumu verilerine dayanarak, çiftçilere çeşitli önemli kararlarda yardımcı olması için kullanıcı dostu araçlar sunuyor. FieldSense hava istasyonu, tarıma yönelik ve sezgisel bir uygulama ile birlikte tarımsal amaçlar için uyarlanmış durumda.

FieldSense, çiftçilerin günlük planlama ve operasyonlarında kullanabilecekleri 16.000’e yakın sensörden her gün 2 milyondan fazla hava durumu ölçümü topluyor ve bu, endüstri için çığır açıcı nitelikte bir durum.

FieldSense CEO’su John Smedegaard çiftçilere daha iyi hava durumu bilgileri sunma yolculuklarında yeni adımlar atmak heyecan duyduklarını belirtti. “Mevcut yatırımcılarımız ve Rockstart’ın ortak desteğiyle, Avrupa’daki mevcut ve yeni pazarlarda daha güçlü bir pazar varlığı elde etme çabalarımızı yoğunlaştıracağız” diye ekledi.

Rockstart AgriFood yönetici ortağı Mark Durno turla ilgili olarak, Fieldsense’in birçok devletten daha fazla hava durumu sensörüne sahip olduğunu belirterek, “Mikro iklimi verimli ve uygun maliyetli bir şekilde “haritalama” yetenekleri, çiftçilere, iklim risklerini uygun şekilde planlamak ve azaltmak için ihtiyaç duydukları bilgileri sağlıyor. Ekiple çalışmaktan mutluluk duyuyoruz ve bu teknolojinin başka nerelerde olumlu bir etkisi olabileceğini merakla bekliyoruz” dedi.