Ana Sayfa Blog Sayfa 1149

Girişimciyseniz Hayal Kurmak Zorundasınız!

Girişimciyseniz veya Girişimci olmak istiyorsanız mutlaka hayal kurmak zorundasınız. Yapacağınız işin geleceğini görmek istiyorsanız bunu alışkanlık haline getirmelisiniz.

Geceleri kafanızı yastığa koyduğunuzda, otobüste işinize giderken, sahilde çayınızı yudumlarken, evinizin balkonundan gökyüzünü seyrederken gibi bir sürü örnek verebilirim, işte bu zamanlarda beyninizi zorlamalısınız. Merak etmeyin beyniniz yanmaz, aksine geliştirirsiniz.

Aklınıza yeni yeni fikirler gelir, girişiminizin bir kısmını planlamış olursunuz. Einstein beyninin yüzde bilmem kaçını kullanıyormuş da, dünyada bir tek o kadar aşabilmiş falan… Bırakın bunları lütfen ve hemen beyninizin sınırlarını zorlamayın, aşın. O uçsuz bir deryadır. Onu kullanmakta kullanmamakta, %1 ini de %100 ünü de kullanmak sizin elinizde. Cem yılmaz ne güzel bir örnek vermişti bilmem hatırlar mısınız? “Adamlar ortaya birşey atıyor, sonrasında da İsviçreli bilim adamları onaylamış diyor..” gibisinden birşeyler yayıyorlar.

Sonra ne mi oluyor?

“İnsanımızın sınırları, bilim adamlarının çizdiği sınırları aşamıyor!” Editör.

Sanırım sınırlarınızı aşma vaktiniz geldi. Açıkçası bunu gaza gelin diye de söylemiyorum. Gaza gelirseniz bir süre sonra sönersiniz. Sınırlarınızı aşmayı bir alışkanlık haline getirin. Ne güzel bir slogan duydum “Bizi ancak biz aşarız”.

Kendinizi sadece siz aşmalısınız. İnsanların dedikleri hayatınızı yönlendirmemeli sadece yardımcı olmalı. Bir kuş doğduğundan itibaren tavuklarla yaşarsa, asla uçabileceğini bilemez. Sadece gözkyüzüne bakar ve boynu bükülür.

Ama bir tavuk doğduğundan beri kuşlarla beraber büyürse ne mi olur? Resme bakınız!

Soldaki resim işin biraz espiri kısmı. Sadece anlatmak istediğime odaklanmanızı istiyorum. Bugün efsanevi CEO’lardan bir farkınız yok. Girişimcilerin İzlemesi Gereken Filmler başlıklı blog yazımda Silikon Vadisinin Korsanları adlı filmi izlerseniz, Bill Gates’in veya Steve Jobs’un üstün özellikleri olan insanlar olmadıklarını göreceksiniz.

Sadece hayal etmişler, harekete geçmişler, vazgeçmemişler ve başarmışlar.

Sıra sizde!

2013 Yılı Ocak-Haziran E Ticaret Verileri

e ticaret verileriE Ticaret oranları her yıl artmaya devam ediyor. Yerli ve Yabancı kartların yurtiçi kullanımı, bir önceki yıla göre yükselişini sürdürmektedir. Biz de BKM ‘den aldığımız verileri yorumlarken sadece yerli ve yabancı kartların yurtiçi kullanımını değerlendiriyor olacağız. Bizim için kendi sınırlarımız içinde yapılan işlemler önemlidir. 2013 yılı e ticaret verilerinde ilk 6 ayın yorumunu yaparken, 2012 nin ilk 6 ay verileri ile karşılaştıracağız. Böylelikle bir önceki yıla göre ne kadar büyüdüğümüz rakamlarla daha net anlaşılacaktır.

Yemeksepeti’nin Girişimleri: İrmik, Papyon ve Lokum

Dünyanın en iyi fikirlerinden biri olarak Türkiye’de yaklaşık 15 yıldır var olan bir girişimin adı: Yemeksepeti.com İnternet kullanımının hızla arttığı son 10-15 yıldır bu alandaki girişimleri de beraberinde getirdi.

Yemeksepeti.com geçtiğimiz yılın sonunda General Atlantic şirketine azınlık hissesinin bir kısmını 44 milyon USD’ye satarak bu alandaki gücüne güç kattı, hem de geleceğe olan vizyonunu insanların algılarında şeffaflaştırdı: Büyümek. Yemeksepeti.com üzerinden günde ortalama 60 binden fazla yemek siparişi veriliyor. Gelecekte bu rakamların çok daha artacağını sezebiliyor ve hissedebiliyoruz. Yemeksepeti.com bir marka olduğu gibi, kendi gücünü kullanarakta üç proje hayata geçirdi. Bunlar İrmik.com, Papyon.com ve Lokum.com dur.

Bu girişimler;

İrmik.com; restoranların temel ihtiyaçlarını satın alabileceği bir alışveriş sitesidir. Sadece restoranlara hitap etmektedir. Restoranlar kendilerine özel olarak tanımlanan kullanıcı adı ve şifreleriyle login olarak neredeyse tüm ihtiyaçlarını bu site üzerinden karşılayabiliyorlar.

Papyon.com; nereye gideceğinizi bilmiyorsunuz, eşinizle veya sevgilinizle yemeğe çıkmak istiyorsunuz ya da bir iş toplantısı yemeği organize etmek istiyorsunuz; işte papyon.com burada devreye giriyor ve size restoran seçeneklerini sunuyor, restoranlar hakkında yapılan yorumları okuyabiliyor ve menülerini görebiliyorsunuz. Ve masa rezervasyonu yaptırabiliyorsunuz. Sonra da gidip afiyetle yemeğinizi yiyorsunuz. Hem de acaba şu restoranda yer varmıdır, boş yer bulabilirmiyim gibi soruları aklınıza takmıyorsunuz bile.

Lokum.com; Organik anlamda en değerli üreticilerle çalışılıyor. Ürün içeriği olarak lokumdan sucuğa, peynire, deniz ürünleri, zeytin-zeytinyağı gibi aklınıza gelebilecek birçok ürün var. Afiyetle sipariş verebilirsiniz.

Yemeksepeti şimdilik 3 projesini hayata geçirdi ve zamanla yeni projelere imza atarmı bunlar gizliliğini koruyor. Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın’ın (resimlerde sağdaki) vizyonu bu markayı bugün buralara taşıdı. İlk 5 sene hiç kâr etmedi ve vazgeçmedi. Bugün ise hayallerin ötesinde bir markanın kurucusu ve CEO’su.

E-Ticaret Modelleri – B2B, B2C, C2C, B2G

Elektronik Ticaret (E-ticaret)’in popüler hale gelmesiyle buna bağlı olarak da bu sistem kendi arasında E-ticaret modelleri‘ne ayrılmıştır. E-ticaret Modelleri kısaca B2B, B2C, C2C ve B2G olarak adlandırılmaktadır. Her E-ticaret yapan şirket, bu modellerden en az birini kullanmaktadır. Şimdi bunları biraz detaylı inceleyelim.

B2B (Business to Business): İşletmeden işletmeye ticaret yapılan E-ticaret modelidir. Bu modeli kullanan işletmeler son kullanıcıya bir ürün satışı gerçekleştirmezler. Örnek; hastane cihazları satan bir üreticinin, cihazlarının hastane tarafından satın alınması gibi. Ya da toptan satış gerçekleştiren bir üreticinin veya toptancının, ürünlerini mağazalara satması örnek olarak gösterilebilir.

B2C (Business to Consumer): İşletmeden tüketiciye işlem yapılan bir e-ticaret modelidir. Hepsiburada.com gibi siteler buna örnek olarak gösterilebilir. Burada son kullanıcılar sadece alıcı kısımdadır.

C2C (Consumer to Consumer): Tüketiciden tüketiciye işlem yapılan bir E-ticaret modelidir. Gittigidiyor.com, eBay.com vb. siteler buna örnek olarak gösterilebilir. Son kullanıcıların kendi aralarında işlem yaptığı modeldir. Letgo gibi uygulamalar da örnektir.

B2G (Business to Government): İşletmeden devlete işlem yapılan bir E-ticaret modelidir. Devletin online olarak ihale açması ve bu ihaleyi işletmelerin yine online olarak takip edip devlete ürün veya hizmet satışı gerçekleştirmesi gibi. Örnek; devlet malzeme ofisinin kamu kurumlarının ihtiyaçlarını e-ihale olarak açması.

M2M (Machine to Machine): Bu e-ticaret modelinin gelecekte olması bekleniyor. Hatta bu teknolojinin çalışmaları hızla sürüyor. Makineler arası ticaret olarak adlandırılıyor. Örnek; buzdolabınızın azalan yumurtalar ve diğer ürünler için kendisinin otomatik olarak online sipariş vermesi. Buna benzer örnekler çoğaltılabilir.

Google’dan Farklı Arama Motorları Denemek İster misiniz?

İnternetle tanıştığımızda bu yana tek .net aşkımız neredeyse Google oldu. Facebook’a, Twitter’a, Haber sitelerine veya nereyi ziyeret edersek edelim ilk öce ona sorar hale geldik. Hatta örnek vermek gerekirse; Google arama çubuğuna tam adresi yazıp (örnek: www.egirisim.com) , yine Google sonuçlarından o siteye giren binlerce insan var. Çünkü adres satırına sitenin adresini yazmak hepimiz için bir külfet gibi. İnternet açılış sayfamız bile Google. Arama motoru sektörünün lideri açık ara farkla Google olmaya devam ediyor. Ancak son zamanlarda internet kullanımının artmasıyla ve insanların bilinçlenmeye başlamasıyla beraber hem yeni alternatif arama motolarını keşfeder olduk hem de artık adres çubuğuna direk sitenin adını girer olduk. Ancak bu yine de küçük bir oran. Şu bir gerçek ki internet üzerinden hangi anahtar kelime ile ne ararsak arayalım bize en iyi sonucu veren yine Google. Çünkü Google çok akıllı.

İnternet kullanıcılarının artmasıyla beraber yeni arama motorları paylarını internet dünyasında daha da büyüttü. Şimdi size sizin için derlediğimiz Google’a alternatif arama motorları;

Bing – www.bing.com – Microsoft tarafından hayata geçirilen Google’ın başlıca rakibi. Dünyada Google’dan sonra arama motoru pazarında 2. sırada.

Yandex – www.yandex.com.tr – Rusya’nın en popüler arama motoru. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’ye giriş yaptı ve buradaki pazar payını artırma çalışmalarını sürdürüyor. TV Reklamları da veriyor.

Yahoo Search – search.yahoo.com – İlk başlarda arama motoru olarak hizmet vererek başladı ve daha sonraki zamanlarda ise e-posta, anında iletileşme, e-posta grubu ve benzeri hizmetler de sunarak pazarda hâkim olmaya çalışmıştır

DuckDuckGo – www.duckduckgo.com – Bu arama motorunun en önemli özelliği şirket bilgilerini toplamayacağı garantisini vermesidir.

Blippex – www.blippex.com – Kullanıcıların sayfada geçirdiği süreyi baz alarak sıralamasını yapıyor.

WolframAlpha – www.wolframalpha.com – Bu hizmet kendini “Sayısal Bilgi Motoru” olarak görüyor. Verileri kıyaslamak için kullanılıyor.

Blekko – www.blekko.com – Kullanıcıların arama sonuçlarını filtreleyebilmesini sağlayan bir araç.

Naver – www.naver.com – Güney Kore’nin başlıca arama motorudur.

Pipl – www.pipl.com – Bu arama motoruyla herhangi bir kişinin internet üzerinde paylaştığı materyali çıkarma konusunda başarılı. İsim Soyisim, Telefon numarası, E Posta adresi ve kullanıcı adı ile sorgulama yapabiliyorsunuz.

Baidu – www.baidu.com – Çin’in en popüler arama motoru.

Yacy – www.yacy.com – Kullanıcıya dayalı bir arama motorudur. Sıralamayı kendi serverları yerine bir yazılım ile kullanıcıların bilgisayarları yapıyor.

StartPage – www.startpage.com – Google tarafından geliştirildi diye tanımlanan bir arama motorudur.

Başarılı İnsanların Başarıları Neden Çekilmez Olur?

bahaneÇünkü insanımızın kulp takmaya müsait bir yapısı vardır. Başarılı bir insan gördüğümüzde hemen yaptığımız ne? ya baba parası, ya dolandırıcılık ya da kesin şöyle bir yolsuzluk yaptı da başarılı oldu deriz. Hiçbir zaman bu başarılı insanlara direkt olarak BAŞARILI demeyi doğru düzgün öğrenemedik. Yok Neil Armstrong Ay’a ayak basmamış aslında, İlüzyonist David gösterilerinde ip ve lazer kullanmış, Başarılı E Ticaret girişimleri için yatırımı fazla oldu, Facebook’un başka örneği yoktu falan filan gibi bahaneler kahvede oturan veya iddaa bayiilerinden çıkmayan insanımızın savunması.

Siz orada olmaya devam edin, eğer toplum içerisine karışırsanız zaten zarar vermiş olursunuz bize. Bir de bunların şirket içi örnekleri var. Ya da daha okumuşu desek daha doğru olacak. Yok neymiş efendim; bir sürü insanın ayağını kaydırmış, aslında o bu sorumluluğu haketmiyor, onun satışları daha fazla ama şansına müşteriler geldi gibi örneklerini görüyoruz. Buraya kadar yazdıklarımda istinaları muaf tutuyorum. Çünkü istisnalar hayatımızın her alanında olmaya devam edecektir.

Dön bi kendine baksana!

Kendiniz için Beyin Fırtınası yapıyor musunuz?

beyin fırtınasıBeyin fırtınası, beyin gelişimimizi hızlandırır. Beyin Fırtınası, yaratıcı düşünceyi destekleyen, takım çalışanlarını maksimum derecede motive ederek kısa sürede çok fazla fikrin üretilmesine ve süreçlerin neden başarısız olduğuna dair çıkarımlar yapılabilmesine olanak sağlayan bir sürekli kalite geliştirme aracı. Biz şimdi burada bu yöntemin sadece şirket yöntemini incelemeyeceğiz.

Beyin fırtınası, her girişimcinin kendi kendine yapması gereken bir düşünceler algoritmasıdır. Projenizle ilgili veya hayatınızda yaptığınızda herhangi bir konuyla alakalı, masanızın başında veya bir tahta önünde yazarak, karalayarak, çizerek ve aynı anda beyninde fırtınalar estirerek, kendini geliştirmedir. Ya da yaptığın o iş ile alakalı hatalarını anlamadır. Açıkçası bende akşam kafamı yastığa koyduğumda hiç rahat durduğumu bilmiyorum. Sürekli olarak aklımda bir plan, bir proje veya gelecekte olmak istediğim yerle alakalı düşünceler arasında kayboluyorum. Bazen düşünceler o kadar sertleşiyor ki yataktan kalkıp düşündüğüm konularla alakalı internette araştırma yaptığım bile oluyor. Ya da elimde okuduğum kitaba devam ediyorum.

Albert Einstein’dan Girişimcilik Üzerine Sözler

albert einstein

> Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır.

> Azim paha biçilmezdir: “Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.”

> Başarılı bir adam olmak için çalışmayın aksine önemli bir adam olmak için çalışın.

Girişimci Liselilerin Başarılı İş Fikirleri Ödüllendirildi

TÜBİTAK’ın lise öğrencilerine yönelik bu yıl ilk kez düzenlediği “Girişimcilik ve Yenilikçilik Yarışması”na 663 proje başvurdu. Sıra dışı iş fikirlerinin yer aldığı projeler arasında yapılan değerlendirmede dereceye giren öğrenciler Ankara’da düzenlenen törenle ödüllendirildi.

TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı (BİDEB) tarafından lise öğrencilerinin yenilikçilik temelli düşünme yeteneğinin geliştirilmesi, girişimcilik ve yenilikçilik farkındalığının arttırılması amacıyla “2013 Lise Öğrencileri Girişimcilik ve Yenilikçilik Yarışması” düzenlendi. Yarışma kapsamında öğrenciler TÜBİTAK’ın sanal kampüsü ve girişimcilik akademisinde eğitim alarak proje hazırladılar. Lise öğrencilerine yönelik ilk kez düzenlenen girişimcilik yarışmasına Türkiye’nin 81 ilinden çevre, enerji, gıda, sağlık, turizm ve ulaşım alanından 663 iş fikri başvurdu. Başvuran projelerden 107’si çevre, 122’si enerji, 68’i gıda, 103’ü sağlık, 99’u turizm ve 121’i ulaşım alanından geldi.

663 projeden 180’i Ankara’daki sergiye katılmaya hak kazandı. Sergide 43 proje Anadolu Lisesi, 42 proje Meslek Lisesi, 33 proje ise Fen Lisesi öğrencilerinin çalışması olarak yer aldı. Sergilenen projeler yarışma jürisi tarafından yenilikçilik, geliştirme süreci, yaygın etki ve fayda, uygulanabilirlik ve kullanılabilirlik yönlerinden değerlendirildi. Yapılan değerlendirmede ödül alacak projeler belirlendi.

Dereceye Giren Öğrenciler Ödüllendirildi

Girişimcilik ve Yenilikçilik Yarışması’nda dereceye giren projeler MEB Şura Salonu’nda düzenlenen törenle ödüllendirildi. Ödül törenine, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ersan Aslan, TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. M. Arif Adlı, TÜBİTAK Genel Sekreteri Ogün Bahadır, MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Müdürü Ömer Açıkgöz TÜBİTAK MAM Başkanı Prof. Dr. İbrahim Dinçer, TÜBİTAK Enstitü Müdürleri, davetliler ile final yarışmasına katılan öğrenci ve öğretmenler katıldı.

Açılış konuşmasını yapan TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. M. Arif Adlı, gençlerin yenilikçilik temelli düşünme yeteneğine sahip olmalarını sağlayarak, yenilikçiliği girişimcilik sürecinin merkezine yerleştiren bireylerin yetişmesine katkıda bulunmayı hedeflediklerini belirtti.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ersan ASLAN ise konuşmasında yapılan projelerin 2023 hederleri doğrultusunda önemine vurgu yaparak, “2023 hedefleri içerisinde milli gelirin % 3’ünü Ar-Ge’ye ayırmayı hedefledik bu da yaklaşık 2 trilyon ediyor. Biz bu rakamı ayırdık ama bunu yapacak bu payı harcayacak çalışmaları sizler yapacaksınız. Sizlerin okul çağında kazanmış olduğunuz bu girişimcilik ve yenilikçilik özelliği ülkemizin üretkenliğine katkı yapacak” dedi.

Yarışmada ödül alan öğrencilere ve öğretmenlerine para ödülü ile Başarı Belgesi verildi. Birinciler 3.000 TL, ikinciler 2.500 TL, üçüncü olanlar ise 2.000 TL ile ödüllendirildi. Dereceye giren öğrencilerin danışman öğretmenleri ise öğrencilerin aldığı ödül miktarının yarısı kadar ödül aldı.

Kaynak: TÜBİTAK

Girişimcilik, Kazanılan Bir Unvandır

girişimciGirişimci olunur mu yoksa doğulur mu gibisinden çok fazla sorularla zaman zaman kendimizi münazaraların ortasında veya bir paneldeki söyleşinin içinde buluyoruz. Herkesin kendine göre bir yorumu ve haklı tarafı var.

Noktayı koyuyorum: Girişimci olunur da doğulur da… Önemli olan senin ne istediğin ve çevrenin sana ne kazandırdığıdır. Veya sadece biridir.

Ne ekersen onu biçersin? Bu söz size yabancı gelmemiş olmalı!

Bizi hayata hazırlayan ilk etken ebeveynlerimizdir. Onlar bizi hayatın zorluklarına karşı eğitir, büyütür, okutur, evlendirir… Bunları yaparken de her ne kadar anne babamızda desek bize karşı hatalarının olduğunu da söyleyebiliriz. Burada duruma tamamen objektik yanaşacağız.

Basit bir örnek: 7 yaşındaki Alman bir çocuk kendi hamburgerini hazırlar yer, karnını doyurur, hayatına devam eder. 7 yaşındaki bir Türk çocuğu ise Annesi tarafından terlikle dövülerek yemeği yedirilir, ağzına zorla kaşıkla yemek verilir, sonra ağlar. Bu ikisi arasındaki farkı anlayabileceğinizi düşünüyorum. Ailelerimiz bizi hayata hazırlarken bize balık tutmayı öğretmekten çok balığı elimize verdiğini yaşadık.