Ana Sayfa Blog Sayfa 943

Onboardio kurucusu Baran Özbek, girişimini ve bu süreçte yaşadıklarını anlattı

Sizlere daha öncesinde yazı içeriği olarak ilk kez bizim paylaştığımız canlı chat kullanan sitelerde mesajlaşma yükünü analitik veriyle azaltan girişim Onboardio‘nun kurucusu Baran Özbek‘i bu sefer egirişim YouTube kanalına konuk ettik. Baran, bize girişimini ve bu süreçte yaşadıklarını anlattı.

Onboardio’yu ayrıca Workup Girişimcilik Programı‘nın 3. dönemine seçilen girişimler arasında da görüyoruz.

Yeni röportajları yayınlamaya devam edeceğiz.

Silikon Vadisi’ndeki kuluçka merkezi Starcamp ile Türk girişimciler ABD’de satış yapıyor

2017 yılında KOSGEB‘in Uluslararası Kuluçka Merkezi Kurma desteği ve 5 üniversitenin iş birliği ile hayata geçirilen kuluçka merkezi Starcamp, girişimcileri ABD pazarına hazırlıyor ve satış yapmaları için çalışıyor. Dünya genelindeki yatırımların neredeyse %75’inin çıktığı bölge Silikon Vadisi’nde Palo Alto‘da yeni ofisiyle çalışmalarını sürdürüyor.

Starcamp, teknoloji şirketlerine ve girişimcilere neler sunuyor?

  • Amerika’da adres gösterme,
  • Şirket kurma & banka hesabı açma,
  • Muhasebe hizmetleri,
  • Sanal ofis & fiziki ofis,
  • Uzun & kısa süreli eğitim programları,
  • Fikri, sınai ve mülkiyet hakları,
  • Kurumsal inovasyon erişim programları,
  • Yatırımcılara ve mentorlara erişim.

Amerika pazarına girebilmek için ihtiyaç duyulan yol haritasını ve desteği sunuyor.

Starcamp, halihazırda 2 güçlü partneri Startupbootcamp ve StartersHub ile girişimcilere 6 aylık yatırım odaklı “3SLandingPad“ programı düzenliyor.

Programla ilgili gelişmeleri ve buradan çıkan girişimlerde neler olduğunu paylaşmaya devam edeceğiz.

3 startup batırdıktan sonra 3 yılda 3 milyon dolar ciro yapan girişimci: Berhan Kongel

Wesociable, Drinkcheckin, Fansmeetin gibi startupları batırdıktan sonra son 3 yılda kurduğu startup Harlex Projects altında SupportGirls, Richy, ModelClub, TravelClub ve PartyGirls ürünleri ile 3 milyon dolar ciro yapan girişimci, mentor ve Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olan Berhan Kongel ile keyifle uzun bir röportaj yaptık.

Startuplara mentorluk veren Berhan, startupların nerede hata yaptığını güzel bir şekilde açıkladı. Röportaj 47 dakika ile uzun ancak ders alınacak nitelikte olan bu video içeriği her startup izlemeli.

Üniversite öğrencilerinin LinkedIn uygulaması Handshake değerini arttırdı

Tüm dünyada 562 milyon kullanıcısı LinkedIn uygulaması önde gelen mesleki platformlardan biri. Girişim şirketi olarak işe başlamış olsa da günümüzde değerini giderek arttıran şirkete şimdi yeni bir rakip var: yeni mezunlar ve üniversite öğrencileri için oluşturulan LinkedIn uygulaması Handshake.

Yeni açılan platform Handshake açılmasının ardından Amerika’da 700 Üniversitede tam 14 milyon kullanıcı tarafından kullanılmaya başlandı. Aynı zamanda uygulamaya çok kısa sürede 300.000 iş veren de katıldı.

Uygulamanın değeri bundan iki yıl önce 275 milyon dolar iken Microsoft destekli LinkedIn’in en büyük rakiplerinden biri haline gelen Handshake değerini giderek arttırdı. Avrupa’nın yatırım şirketlerinden EQT Ventures’dan yatırım alan uygulamanın değeri 40 milyon dolar arttı.

Handshake 2014 yılından beri sadece Amerika’da kullanılıyor ancak şirketin yönetim kurulu üyelerinden Ben Christensen ve Scott Ringwelski çok yakında Avrupa marketlerine de açılacaklarını, aldıkları yatırımları bu alanda kullanacaklarını ifade etti.

LinkedIn bundan bir süre önce genç kullanıcıları da hedeflemeye başlamış ancak bu konuda yeterince başarılı olamamıştı. Sonrasında ise üniversitelerde düzenledikleri organizasyonlar ile bu konuda kendilerini geliştirmeyi amaçlamışlardı. Ancak LinkedIn uygulaması bu anlamda başarılı olamayınca devreye Handshake girdi.

Adım adım ilerleyen ve LinkedIn’den çok daha çeşitli iş veren ve iş arayan gruplarına erişen uygulama giderek gelişmeye başladı. Handshake çeşitli insan gruplarına hitap etmek için daha fazla çalışma yaptığı için bu anlamda giderek gelişti. Üyelerin özellikle bağlı bulundukları üniversiteler üzerinden çalışmalar yapmasını sağlayan uygulama 100 kurumla yakından çalışıyor.

Handshake ilk kurulduğu günden itibaren sıkı çalışarak LinkedIn’den daha çok kazanç elde etmeye bile başladı.

SpaceX, Starlink isimli binlerce iletişim uydusu yollamaya hazırlanıyor

SpaceX, Starlink adıyla bilinen ve içerisinde en az binlerce uydu olan uydu takımını yollamaya hazırlanıyor. Bununla birlikte şirketin kullanıcılarının çok daha iyi sinyal alması bekleniyor.

Starlink şirketinin şuan 4.409 uydusu var ancak şirket uydularının dörtte biri kadar daha fazla yani 1.584 tane uydu daha yollamaya hazırlanıyor. Bu uydular Dünya’dan 550 kilometre uzağa yollanacaklar. Pek çok iletişim uydusu 36.000 mil gibi uzaklıklara yollanırken SpaceX şirketi farklı yol izleme kararı aldı. Çünkü uyduların bu tür uzaklıklarda daha çabuk yandığı biliniyor.

Uyguların atmosferde daha fazla sürükleneceği düşünülüyor ve böylece şirketin kullanıcıları çok daha iyi sinyaller alacak. Tüm bunların başarıyla tamamlanması için aynı zamanda binlerce işçi çalışıyor.

Alınan karar sonrası şirket bu yıl deneme yapmak üzere Tintin test uydularını uzaya yollamıştı. Bu yapılan deneme sonrası durumun avantajları ve dezavantajları daha iyi öğrenildiği için şirket çok daha iyi sonuçlar almak üzere çalışmalara başladı. SpaceX yaptığı deneme sonrasında daha uzağa atılan uyduların kısa sürede kullanılamaz duruma geldiğini anladı. Bunu anlaması da tüm planlarını değiştirdi diyebiliriz.

SpaceX tüm şirketlerin kullandığı iletişim uydusu taktiklerinden farklı stratejiler geliştirdi ve Starlink adıyla biline uydu takımını geliştirdi. Böylece daha yakına atılan uyduların daha iyi sinyal sağlaması için uygun şartlar yaratıldı. Şirket uzaya fırlatacağı bu uydu takımı ile bu konuda bir fark yaratacak ve çığır açacak.

Starlink uydu takımı gelecek yıl fırlatılacak. Belki verilen bu tarih tutmayabilir ama SpaceX şirketinin ne kadar hırslı olduğu uzun süredir biliniyor.

Atıklarla filament üretimi yapabilmenizi sağlayan FlaX, Arıkovanı’nda desteklerinizi bekliyor

Kitlesel fonlama platformu Arıkovanı‘ndaki projelerde bugün filament üretim makinesi FlaX‘i sizinle paylaşıyoruz. Platform üzerinden destek verebileceğiniz projeye bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

FlaX, 3 boyutlu yazıcı kullanıcıları başta olmak üzere üretim ile ilgilenen herkesin zevkle kullanabileceği geri dönüşüm odaklı tasarlanmış bir makinedir. 2017 yılında tasarımına başlanan FlaX, 1 yıl içerisinde bütün testlerini başarı ile tamamlayarak evlerde ve Maker atölyelerinde kullanılabilir duruma gelmiştir.

FlaX nasıl çalışıyor?

FlaX, Sanayi tipi extrüzyon makinesinin küçültülmüş versiyonudur. Bu makineler çalışma şekilleri ve üretim kapasiteleri nedeni ile 50 metrelik üretim hatlarına sahiptirler.

FlaX bu üretim hattını ev koşullarına uygun olacak şekilde küçülterek masanızın üzerinde üretim yapabilecek boyutlara getirmeyi başarmıştır.

Üretim Prosesi;

  • Makine içerisinde bulunan burgu huni içerisinden hammaddeyi alır.
  • Rezistansın olduğu alana doğru sürükler.
  • Ergime oluşturduktan sonra nozzle dan filament akışını sağlar.
  • Soğutucu hava yatağı filamentin soğumasını sağlar ve aşağı yönde hareketi sırasında uzamasını engeller.
  • Hunide bulunan hammadde prosesi döngüye sokar.

Bütün bu döngü sırasında FlaX hassas sıcaklık ve hız ayarlarını sizin belirlediğiniz sınırlar içerisinde tutmak için sürekli hesaplama yaparak filamentin her üretimde aynı kalitede olmasını garanti eder.

Renk Seçimi

Renk Pigmentleri ile renklerinizi siz belirleyebilirsiniz.

FlaX ile çalışıyorsanız projelerinizdeki farklı renkte parçalar için kg bazında filament satın almanız gerekmez.

  • İstediğiniz gramajda ve istediğiniz renkte filament üretmenize olanak verir.
  • Projelerinizde daha yaratıcı ve ekonomik olarak daha avantajlı olmanızı sağlar.
  • Satın alacağınız renk pigmentleri ile sonsuz renk kombinasyonları yaratabilir gökkuşağı filamentler ile rengarenk ürünler üretebilirsiniz.
  • Parçalı üretim tekniği ile kullanacağınız kadar renk üretebilir farklı renklerde ürünlerinizi yazıcılarınızda üretebilirsiniz.

FlaX ile evinizdeki hangi ürünleri dönüştürebilirsiniz?

  • Evsel atıklar (pet şişe, plastik tabak, plastik oyuncaklar)
  • Hatalı üretim atıkları ( 3 boyutlu yazıcılarınızda üretim sırasında oluşan basım hatalı parçalar için PLA,ABS,PETG,NYLON vs.)

Üretim Kalitesi

FlaX üretimini yaparken düzen ve hassasiyet için FlaX WraPPer kullanır, bu sayede filamentler 0.03mm hassasiyet ile üretilir ve ürettiğiniz filamentler orjinal FlaX kasnağa sarılarak bütün yazıcı markaları ile uyumlu hale gelir.

Üretim yapabildiği hammaddeler;

  • ABS Filament
  • PLA Filament
  • PVA Filament
  • Flexible Filament
  • Naylon Filament
  • eFlex Filament
  • Bronze Filament
  • ePC Filament
  • eMATe Filament
  • eCOPPER Filament
  • PETG Filament
  • Ahşap Filament

Faladdin ve Binnaz kurucuları Sertaç Taşdelen ve Kaya Diker, Endeavor girişimcisi seçildi

Sizlere geçtiğimiz haftalarda röportaj yapıp paylaştığımız Faladdin ve Binnaz uygulamalarının kurucuları Sertaç Taşdelen ve Kaya Diker, Endeavor’un uluslararası seçim panelinde Endeavor Girişimcisi olmaya hak kazandılar.

Endeavor’a dahil olma süreçleri

Girişimcilerin yaptığı ortak açıklamada “Teknoloji girişimcisi olarak hedefimiz sosyal etkisi yüksek, ölçeklenebilir ve katma değeri yüksek iş modelleri yaratmak. Kurmuş olduğumuz uygulamaların Türkiye’de başarılı olması bizi global pazarda büyüme konusunda motive etti. Bu yolculukta bize yol gösterecek, beraber hareket edebileceğimiz mentor ve danışmanlara ihtiyaç duyduk. Global mentor ve girişimci ağı ile, bizim bu yolculuğumuzda hızlandırıcı ve yönlendirici etkisi olacağını bildiğimiz için Endeavor’a başvurduk ve 83.’sü Atina’da düzenlenen Uluslararasi Seçim Panelinde Endeavor Girişimcisi secildik.”

Sertaç Taşdelen kimdir?

Sertaç Taşdelen kariyerine 22 yaşında Dubai’de Ernst & Young’da Yönetim Danışmanı olarak başladı. Dubai’de geçen 4 yılda dünyanın en büyük uluslararasi şirketlerine finansal ve kurumsal danışmanlık yaptı. 2010’da aynı şirketin Singapur ofisine transfer oldu. 2012’de annesi Binnaz Hanımın kahve falı sohbetlerinden ilham alarak, ortağı Kaya ile “binnaz” uygulamasını kurdu ve kurumsal hayattan ayrılarak girişimciliğe yöneldi. Sosyal sorumluluğa duyduğu tutku onu online bağış portali iyilikpaylas.org’u kurmaya itti. Ortağı Kaya ile 2017’de Faladdin uygulamasını hayata geçirdi.

Kaya Diker kimdir?

Teknoloji ve bilime olan olan meraki sayesinde ortaokul sıralarında web sitesi kodlayan Kaya Diker, bu tutkusunu İTÜ Jeofizik Mühendisliğinde okuyarak devam ettirdi. 2008 yılında yine aynı dalda yüksekokul öğrenimine devam etmek icin Amerika Birleşik Devletleri, Michigan State üniversitesine gitti. Yükseköğrenime devam ettiği sırada hayatın tesadüfleriyle bir araya geldiği ortağı Sertaç ile kafa kafaya vererek “Binnaz” uygulamasının kurucu ortağı oldu ve tamamen teknoloji girişimciliğine yöneldi. Sertaç’la 2017 yılında “Faladdin” uygulamasını hayata geçirdi ve her iki uygulamanın da teknolojik gelişimini yönetti.

StartupHR: Startup’ların ortak veya ekip arkadaşı bulabileceği platform

Yeni girişimleri paylaştığımız serimizde bu sefer StartupHR var. Aslında geçtiğimiz Mart ayında paylaşmıştık ancak o zaman MVP olarak yola çıkmıştı ve yeni yeni üye almaya başladığını duyurmuştuk. Şimdi hem ekibiyle hem de altyapısıyla yoluna daha net devam ediyor.

StartupHR, geleceğin ekonomisi olan girişimcilik ekosistemine katılıp startuplarda yer alabileceğiniz, ortak ve stajyerlerle tanışabileceğiniz, ekibinizi genişleterek startup veya teknoloji şirketinizi daha hızlı büyütebileceğiniz dijital ve sosyal platformdur. Sistemde bireysel ve startup olmak üzere iki farklı üyelik mevcut, kişi profilini doldurarak yetkinliklerini belirtir, startup ise aradığı yetenekleri filtreleyerek kişileri listeler ve onlarla iletişime geçerek ekibine dahil eder.

Türkiye’de 10 binden fazla startup var

100’den fazla startup ile görüşerek ekip arkadaşı bulmanın çok ciddi bir problem olduğu anlayan ekip, bu girişimi hayata geçirmek için kolları sıvadı. Workup girişimcilik programının 3. dönemine kabul edilen StartupHR, Ekim 2017’de faaliyetlerine başladı. Müge Bezgin ve Nizamettin Sami Harputlu olmak üzere 2 kişilik ekip tarafından kuruldu.

Türkiye’deki tüm startuplara dokunarak, startupların ekip problemini çözmeyi ve bu sayede ekosistemi büyütmeyi hedefliyor. Üç sene sonra ise sırasıyla Almanya, İngiltere ve Fransa’ya açılarak globalde de aktif olmak istiyor. Türkiye’de 10 binin üzerinde startup olduğunu dile getiren StartupHR kurucuları, dünyada ise her yıl milyonlarca yeni startup doğduğunu söyledi.

StartupHR’ın Türkiye’nin ekonomisine katkısı nedir?

“Startuplar geleceğin ekonomisini oluşturuyor. StartupHR ise startupların en büyük başarısızlık sebeplerinden biri olan ekip problemini çözerek onların büyümesi, hem Türkiye hem de dünya için değer yaratmasına katkı sağlayacak.”

Girişiminizi avantajlı hale getiren, diğer girişimlerden ayıran nedir?

“Buna öncelikle ekip cevabını verebiliriz, dört kişilik farklı yetkinliklere ve deneyimlere sahip genç ve canlı bir ekibe sahibiz. Sektördeki iş modelini tamamen tersine çevirdik, bu sebeple iş modeli olarak tüm rakiplerimizden ayrışıyoruz. Startup dostu bir girişimiz. Ekosistemde önemli işbirlikleri kurduk. Kurduğumuz işbirliklerini de büyük bir avantaj olarak görüyoruz.”

Alper Afşin Özdemir: Türkiye’de 4 milyon eSpor oyuncusu ve takipçisi var

Kadir Has Üniversitesi tarafından düzenlenen “Espor Dünyasında Yönetim, Hukuk Ve İletişim Sempozyumu” ile eSpor dünyasının uzman isimleri bir araya geldi. Türkiye’de eSpor yapılanması ve hukuki zemin, Esporda yönetim, yayıncılık ve ekonomi, dijital oyunlar, eSpor dünyası ve medya ilişkisi, eSpor hukuki yapısı ve sporcuların hukuki durumu başlıklarının konuşulduğu sempozyumda Espora dair merak edilen tüm sorular cevap buldu.

2000’li yılların başından bu yana gündemde olan ve son yıllarda 15-25 yaş arası genç nüfusun dikkatini daha çok çeken eSpor, kendi içerisinde farklı oyunlara ve alanlara bölünüyor olmasından dolayı Türkiye’de geleneksel sporu geride bırakıyor.

“eSpor ile çocuklar sosyalleşiyor”

Espor, rekabetçi ortamda, kulüp temsilcileriyle oynanan herhangi bir oyun olarak değerlendiriliyor. Esporda hedef gençler olduğu için amaç aile ve çocukları doğru yönlendirmek oluyor. Esporla birlikte çocukların ve gençlerin hareket etme sosyalleşme açısından büyük bir avantajı olduğu ortaya çıkıyor.

“Türkiye’de 4 milyon eSpor oyuncusu ve takipçisi var”

Türkiye Espor Federasyonu Başkanı Alper Afşin Özdemir, “Bugün 10 tane oyun etrafında dönen bir ekosistem varken yarın belki bu sayı 50’ye 100’e çıkacak. Esporun farkındalık olarak çok uzun olmayan bir vadede en popüler spor dalı olarak konumlanacağına inancım tam. Türkiye’de Espor oynayan ve takipçisi olan 4 milyonluk bir kitle var. Federasyon olarak amacımız profesyonel ve lisanslı oyuncu sayısını daha da arttırmak” dedi.

“Amaç Türkiye’yi eSpor ekosisteminde tüm dünyada konuşulur bir ülke haline getirmek”

Türkiye’nin Espor alanında öncü ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Alper Afşin Özdemir, “Ciddi bir oyuncu ve takipçi kitlesi var. İyi takımlarımız ve oyuncularımız var. Biz aslında federasyonumuzla beraber bu öncülüğü korumak, daha da yukarı çıkarmak, Türkiye’yi Espor ekosisteminde tüm dünyada konuşulur bir ülke haline getirmek ve Espor ekosisteminin çerçevesini belirlemek istiyoruz. Bunun ilk adımı olarak Esporcuların oyuncu statüsünde konumlanması doğrultusunda bir talimat çıkardık ve bununla beraber artık il spor müdürlükleri üzerinden dileyen arkadaşlarımız başvurularını yaparak Esporcu statüsüne ulaşabiliyor” dedi.

“eSpor yeni hukuki sorunlara gebe bir alan”

Espor’da yaşanan hukuki sorunlara değinen Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bayazıt Katoğlu, ” Espor alanında uluslararası veya ulusal müsabakalar bugüne kadar şirket bazında düzenlenmişti, ancak artık bir federasyonumuz var. Federasyon müsabakaların olmaları gerektiği gibi düzenlemelerini sağlayacak. Bunun dışında futbolda olduğu gibi Espor alanında da yayın hakları konusu var. Sporcu haklarının da düzenlenmesi gerekiyor. Dolayısıyla birçok boyutu olan ve yeni sorunlara gebe bir alanla karşı karşıyayız” dedi.

“eSpor’un spor olup olmadığı sorusundan vazgeçmek lazım”

Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi Müdürü Emir Güney, “Espor bir gerçek, bir fenomen. Bunun spor yapılanması altında olup olmaması biraz daha idari bir konu. Sonuç olarak sporun tanımı çok farklı boyutlarda yapılabiliyor. Satranç, briç gibi sporlar da var ve bunlar dünya çapında tescil edilmiş durumda. O nedenle sporu sadece fiziksel bir boyut olarak görmemek lazım. Bu sektör hem ekonomik hem de ilgi olarak çok hızlı büyüyor. Bunun önüne geçip spor değildir demek yerine bütünleyici, kapsayıcı daha işlevsel bir şekilde düşünerek herkesin yararına olacak bir model bulmakta fayda var” diye konuştu.

Bosch’un iki tekerlekli araç ve motor sporları inovasyonları, geleceğin işlevlerini barındırıyor

Bosch’un İki Tekerlekli Araç ve Motor Sporları iş birimi, global motosiklet ve motor sporları pazarında ivme kazanmaya devam ediyor. Bosch’un 2018 yılı motosiklet teknolojisi satışlarının, 2017 yılına oranla yüzde 20 artacağı tahmin ediliyor.

2020 yılında sürücü destek, güç aktarım mekanizması, elektrifikasyon ve bağlanabilirlik sistemlerinde 1 milyar Euro’luk hedefe doğru ilerlerken, Bosch iş biriminin satışlarının, pazarın iki katı oranında büyüyeceği tahmin ediliyor. Özellikle Bosch’un; ABS ve Bharat 6. Aşama emisyon yönetmeliğine ve yerel pazar trendlerine uyum sağlamak üzere, pazara özel motosiklet güç aktarım mekanizması ile emniyet çözümleri tedarik ettiği Hindistan’da önemli bir büyüme olacağı tahmin ediliyor. Bosch, sürekli olarak büyüyen bu pazara yatırım yapmaya devam ediyor. İki tekerlekli araçlara yönelik global talebin, 2017’den 2022’ye kadar yılda yüzde 4’ün üzerinde bir artış neticesinde, 2022’de 122 milyon motosiklete ulaşacağı tahmin ediliyor (kaynak: Freedonia).

Bosch ayrıca 2018 yılında, yerel pazar ihtiyaçlarını karşılamak üzere Çin ve Hindistan ile birlikte dünyadaki İlk 3 motosiklet pazarı içerisinde yer alan ASEAN bölgesinde özel İki Tekerlekli Araç ve Motor Sporları ekibi kurdu. Bosch Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Dirk Hoheisel, “Bosch, pazar lideri olma hedefiyle özel motosiklet ve motor sporları teknolojilerine yatırım yapmaya devam ediyor.” dedi.

Bosch’un vizyonu, geleceğin mobilitesini kazasız, stressiz ve neredeyse emisyonsuz hale getirmek.

Motosikletler için de aynı durum geçerli. Emniyet, motosiklet pazarında dikkate alınması gereken en önemli unsurlardan bir tanesi çünkü günümüzde motosiklet sürücüleri hala yollardaki en korumasız yolcular konumundalar. Bir motosiklet kazasında ölüm riski, otomobil sürücülerine oranla 20 kat daha fazladır. Bosch, kazasız mobiliteye yönelik kapsamlı üç aşamalı emniyet konseptiyle bu zorluğun üstesinden geliyor. İlk olarak fren ve hızlanma durumlarında motosikletin dengesi korunuyor, ikinci olarak yenilikçi çevre algılaması ile kestirimci emniyet ve konfor işlevleri sağlanıyor, üçüncü olarak ise motosiklet çevresine bağlanıyor.

Kapsamlı emniyet konsepti: kazasız mobiliteye doğru üç adım

Bosch, ABS ve MSC gibi sürücü destek sistemleriyle motosiklet sürüşünü daha emniyetli hale getirdi. Bosch kaza araştırmasına göre, yaralanmayla sonuçlanan iki tekerlekli araç kazalarının yaklaşık üçte biri MSC ile önlenebilir. Bosch, motosikletler için bir sanal emniyet kalkanı oluşturarak bir adım daha ileriye gidiyor. Adaptif hız sabitleyici, çarpışma uyarı sistemi ve kör nokta tespitinden oluşan motosikletlere yönelik yeni emniyet paketi, EICMA’da ilk kez büyük bir kitleyle paylaşıldı. Bu elektronik asistanlar her zaman tetikte ve acil durumlarda insanlardan çok daha hızlı bir şekilde tepki veriyor. Bosch kaza araştırması tahminlerine göre, bu radar tabanlı sürücü destek sistemleri yedi motosiklet kazasından birini önleyebilir. Bu sistemleri destekleyen teknoloji, bir radar sensörü, fren sistemi, motor yönetimi ve insan makine arayüzünden oluşuyor. Motosikletlere bir duyu organı olarak radar takılması, bu yeni sürücü destek ve emniyet işlevlerini sağlarken, sürücülere aracın çevresinin de tam bir resmini sunuyor. Sonuç olarak bu sistemler emniyeti arttırmanın yanı sıra sürücüler için hayatı daha da kolaylaştırarak eğlenceyi ve rahatlığı artırıyor. Bosch İki Tekerlekli Araç ve Motor Sporları iş birimi Başkanı Geoff Liersch, “Geleceğin motosikleti görebilmeli ve hissedebilmeli.” diyor.

Daha fazla emniyet, daha fazla eğlence

Yolları daha emniyetli hale getirmek için sadece sürücü destek sistemleri yeterli değil. Bosch’un gelecek vizyonu, kazaları daha meydana gelmeden önlemektir. Bosch kaza araştırmasının tahminlerine göre motosikletlerin ve otomobillerin birbirleriyle iletişim kurması, motosiklet kazalarının neredeyse üçte birini önleyebilir. Sistem sayesinde araç motosiklet ve otomobiller saniyenin onda biri kadar bir sürede, birkaç yüz metre çapındaki araçlar araç türleri, hız, pozisyon ve seyahat yönü hakkında bilgi alışverişi yapıyor. Sürücüler ya da araçlarının sensörleri, bir motosikleti görmeden çok önce bu teknoloji, daha defansif bir sürüş stratejisi benimsemelerini sağlayarak otomobil sürücülerini bir motosikletin yaklaştığı konusunda bilgilendiriyor. Bir çarpışmadan kaçınmak mümkün değilse, eCall sistemi mümkün olan en kısa sürede sürücüyü desteklemek üzere bir acil kurtarma ekibine haber veriyor. İki Tekerlekli Araç ve Motor Sporları iş birimi Başkanı Geoff Liersch, “Motosiklet sürüşünü eğlenceyi azaltmadan daha emniyetli hale getirmek için yeni teknolojiler geliştirmeye devam edeceğiz.” diyor.

Şehirde sürüş için elektromobilitenin evrimi

Motosiklet pazarı için bir başka önemli zorluk da şehirleşme. Bugün, dünya nüfusunun yüzde 55’i kentsel alanlarda yaşıyor ve bu oranın, 2050 yılında yüzde 70’e çıkması bekleniyor (kaynak: BM). Nüfusun artmasıyla birlikte trafik, gürültü seviyesi ve hava kirliliği de artıyor. Bosch, dünya genelinde bu zorluklarla mücadele etmek için eBike sistemlerinden ticari araçlara yönelik çözümlere kadar neredeyse tüm araç segmentleri için elektromobilite çözümleri sunuyor. Dört, üç veya iki tekerlekli hafif araçların elektrifikasyonu için 0,25 ve 20 kW arasındaki tüm performans sınıflarında Bosch, şehirler için en etkili mobilite çözümlerine ek olarak sürücüler için benzersiz bir sürüş deneyimi de sağlıyor.

Bosch’un entegre eScooter sisteminin parçası olan bir uygulama, araç bilgilerini, ağa bağlı işlevleri ve sosyal ağı birbirine bağlıyor. Uygulama sürücülerin spesifik durumlarına ilişkin ihtiyaçlarına odaklanırken, sürücüler de yolculuklarını kolaylıkla yönetebiliyor. Buna ek olarak Bosch sadece kişisel araçları değil, ticari uygulamalarda kullanılan araçları da elektriklendiriyor. Elektromobilite, şehir içinde ürünlerin hızlı ve esnek bir şekilde teslim edilmesinde giderek daha önemli bir role sahip oluyor. Bosch’un 48 V merkezi tahrik sistemi de teslimat servislerinin kentsel alanlarda mektupları ve gönderileri adreslerine taşımak için kullandığı Ligier üç tekerlekli kargo araçlarına güç sağlamak için kullanılıyor.