Ana Sayfa Blog

Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemine seçilen 10 girişim

İş Bankası bünyesindeki Yapay Zekâ Fabrikası yürütücülüğünde düzenlenecek program için başvuruların ilk değerlendirme süreci Entrapeer’ın yapay zekâ ajanları ve gelişmiş skorlama algoritmaları ile yapıldı. Ön elemenin ardından Workup ekibi, mezun girişimler, mentorlar, paydaşlar ve yatırımcılar, programa seçilen girişimleri belirledi.

Türkiye’nin tüm şehirlerini kapsayıcı erişim yaklaşımı

Girişimlerin seçim aşamasında, İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki şehirlerden girişimlerin görünürlüğünü artırmak amacıyla özenli bir tarama süreci yürütüldü. Programa 800’den fazla başvuru alındı ve 129 girişimle ön görüşme yapıldı.

Girişimlerle, onların ekosisteme erişimini güçlendirecek şekilde çok yönlü temas kuruldu. Birebir görüşmelerin yanı sıra mentorluk destekleri, İş Bankası Girişimcilik Şubeleri değer önerisine erişim, potansiyel iş birliği ve yatırım değerlendirmeleri ön görüşme aşamasında başlatıldı. Böylece, Workup’ın temas ettiği girişimci kitlesine değer katan, kapsayıcı ve ekosistem geliştirici etkisi güçlendirildi.

Görüşmelerin yaklaşık %70’i, 3 büyükşehir dışından girişimlerle yapıldı. Eğitim veya çalışma hayatı için büyükşehire gelerek girişimlerini hayata geçiren kurucular da değerlendirme sürecinde önemli yer tuttu. Bu sayede sadece coğrafi konum değil, tüm şehirler ile kurulan bağ ve girişimcilerin hikâyeleri de değerlendirmenin bir parçası oldu.

Girişimlere kişiselleştirilmiş olan bu program seçilen girişimlere 5 ay boyunca;

  • Alanında uzman kişilerden mentorluk,
  • İş Bankası Grubu iştirakleri başta olmak üzere iş birliği fırsatları,
  • İş Bankası’nın kurucusu ve yatırımcısı olduğu fonlar başta olmak üzere yatırım imkânlarına erişim,
  • Teknik çalıştaylar ve deneyim paylaşımı etkinliklerine katılım,
  • İş Kule Workup Alanı’nda ücretsiz ofis kullanımı,
  • Bulut sunucusu, alt yapı ve teknoloji destekleri,
  • Yurt içi/yurt dışı etkinliklere katılım,
  • Sosyal mecralarda görünürlük

Workup’ın 14. dönemine seçilen girişimler

Chexta: Otellerin rezervasyon, operasyon ve gelir yönetimi süreçlerini tek bir platformda dijitalleştiren bulut tabanlı bir otel yönetim yazılımı girişimi.

Filika.co: Türkiye’deki HR ve ERP sistemlerine bordro ve iş gücü regülasyonları odaklı API altyapıları sunan, KOBİ’ler ve mali müşavirler için bordrolama süreçlerini dijitalleştiren bir RegTech girişimi.

Grower: Veriden hareketle kararlar veren, sadece yazışarak dijital pazarlama aksiyonları alınmasını sağlayan dijital pazarlama girişimi.

Homesberg: Kısa dönem konaklama işletmeleri için market ve gerçek zamanlı arama görünürlüğü verilerini tek bir platformda toplayarak yapay zekâ ile gelirleri artırmayı ve fiyat stratejilerini optimize etmeyi sağlayan bir teknoloji çözümü.

Out Plane: Geliştiricilerin uygulamalarını sıfır DevOps bilgisi ile 60 saniyede yayına aldığı, ölçekleme, veritabanı ve güvenliği AI ile yöneten bulut platformu.

Richify: Yapay zekâ destekli bir finansal eğitim platformu olarak bireylerin varlıklarını anlamalarına, takip etmelerine ve finansal hedeflerini bilinçli şekilde planlamalarına yardımcı olan teknoloji girişimi.

SHIM: İşletmelerin yapay zekâ modellerini veri gizliliğinden ödün vermeden güvenle kullanmasını, Semantic Cache ile LLM kullanım maliyetlerini düşürmesini ve tüm AI ekosistemini tek merkezden yönetmesini sağlayan kurumsal bir AI Gateway ürünü.

SolonGate: Kritik altyapılarda bulunan otonom yapay zekâ ajanları için tasarlanmış zero-trust tabanlı bir güvenlik duvarı.

Uplico: İşe alım ve iş gücü yönetimi süreçlerini uçtan uca otonom şekilde yöneten, agentic yapay zekâ destekli bir platform olarak şirketlerin daha hızlı, daha isabetli ve daha düşük maliyetli insan kaynağı kararları almasını sağlayan girişim.

Vitsupp by Marin: Eczane ve klinik satış noktalarına yerleşen yapay zekâ destekli klinik karar motoru ile kullanıcı yaşam tarzını, ilaç etkileşimlerini ve alerjilerini analiz ederek kişiye özel takviye rutini oluşturan ve bu sistemi eczanelere, kliniklere ve kurumsal şirketlere B2B ve B2B2C lisans modeliyle sunan girişim.

Türk Hava Yolları GSYF’den ilk yatırım: Vendorside

Şirketlerin satın alma, tedarik ve operasyon yönetimi süreçlerinde yapay zeka kullanımının hızla yaygınlaştığı bir dönemde, Türk Hava Yolları Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ilk yatırımını procurement-tech alanında faaliyet gösteren Vendorside’a gerçekleştirdi. Satın alma teknolojileri ve enterprise AI çözümleri geliştiren şirket, aldığı yatırımı özellikle yapay zeka altyapılarının güçlendirilmesi, agent teknolojilerinin geliştirilmesi, ürün yatırımları ve uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda kullanmayı planlıyor.

Satın alma süreçlerinin yüzde 70’i dijitalleşecek

Küresel ölçekte satın alma teknolojileri, veri analitiği ve yapay zeka destekli karar sistemlerine yönelik yatırımlar hızla artarken, kurumlar da operasyonel verimlilik, maliyet optimizasyonu ve risk yönetimi alanlarında yeni nesil teknolojilere yöneliyor. PwC verilerine göre satın alma departmanları 2027’ye kadar süreçlerin yaklaşık %70’ini dijitalleştirmeyi hedefliyor. Özellikle satın alma fonksiyonunun yalnızca operasyonel bir süreç olmaktan çıkarak stratejik karar mekanizmalarının merkezine yerleşmesi, procurement-tech çözümlerini kurumların dijital dönüşüm ajandasında öncelikli alanlardan biri haline getiriyor.

Bu dönüşüm doğrultusunda geliştirilen Vendorside platformu; stratejik tedarik, satın alma, sözleşme yönetimi, tedarikçi yönetimi, harcama analitiği ve invoice-to-pay süreçlerini tek çatı altında bir araya getiriyor. Platform, kurumların satın alma operasyonlarında daha yüksek görünürlük elde etmesine, karar süreçlerini hızlandırmasına ve maliyetlerini daha etkin yönetmesine imkan tanıyor.

Şirketin geliştirdiği Vendorside AI (Orchaside) platformu ise kurumların kendi yapay zeka agent’larını oluşturmasına, AI workflow’ları geliştirmesine ve veri odaklı karar sistemleri kurmasına olanak sağlıyor. Çoklu agent mimarisi ve gelişmiş yapay zeka altyapısıyla geliştirilen platform, kurumların yalnızca mevcut süreçlerini otomatikleştirmesini değil; öğrenen, öngören ve operasyonları sürekli optimize eden yeni nesil çalışma modelleri oluşturmasını hedefliyor.

Enterprise AI ve procurement-tech yatırımlarında yeni dönem

Yapay zeka destekli karar sistemleri, tedarik zinciri yönetimi ve satın alma teknolojileri son yıllarda küresel yatırım ekosisteminin en hızlı büyüyen alanları arasında yer alıyor. Yapay zeka destekli karar sistemleri, tedarik zinciri yönetimi ve satın alma teknolojileri son yıllarda küresel yatırım ekosisteminin en hızlı büyüyen alanları arasında yer alıyor. Grand View Research araştırmalarına göre, yapay zeka satın alma (AI procurement) pazarının 2024–2030 yılları arasında %36,6’lık bileşik büyüme oranı (CAGR) ile çok hızlı bir şekilde büyümesi öngörülüyor. Artan operasyonel karmaşıklık, maliyet baskıları ve veriye dayalı yönetim ihtiyacı; kurumları daha akıllı, daha öngörülebilir ve daha çevik sistemlere yönlendiriyor.

Vendorside da geliştirdiği teknoloji altyapısıyla kurumların satın alma süreçlerinde yalnızca operasyonel verimlilik sağlamayı değil; risk yönetimi, öngörülebilirlik ve stratejik karar alma kabiliyetlerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Şirket bugün, dijital satın alma dinamiklerine uygun olarak satın alma süreçlerinde %40’a varan maliyet avantajı, işlem operasyonlarında %30 ila %50 arasında zaman tasarrufu ve kurulan yapay zeka sistemleri sayesinde %25-40 bandında operasyonel verimlilik artışı sağlayan çözümler sunuyor.

Mehmet Taha Doğruyol: “Türkiye’den çıkan global bir enterprise AI markası olmayı hedefliyoruz”

Vendorside Kurucu Ortağı Mehmet Taha Doğruyol yatırım sonrası değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Kurumsal yazılım dünyası yeni bir dönüşüm dönemine giriyor. Önümüzdeki yıllarda şirketler yalnızca süreçlerini dijitalleştiren sistemler kullanmayacak; verileri analiz edebilen, riskleri öngörebilen ve gerektiğinde otonom aksiyon alabilen yapay zeka agent’larıyla çalışacak. Yapay zeka artık bir destek teknolojisi değil, kurumların operasyonel iş gücünün doğal bir parçası haline geliyor. Satın alma fonksiyonu da bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Artan tedarikçi ağları, karmaşık operasyonlar ve hızlanan karar alma süreçleri şirketleri daha akıllı sistemlere yönlendiriyor. Vendorside Procurement platformumuz kurumların operasyonel temelini güçlendirirken, Orchaside ile şirketlerin kendi yapay zeka iş gücünü oluşturabileceği yeni bir yapı inşa ediyoruz. Türk Hava Yolları Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun ilk yatırımını Vendorside’a gerçekleştirmesi, geliştirdiğimiz teknolojinin ve ortaya koyduğumuz vizyonun önemli bir göstergesi. Bu yatırımla birlikte yapay zeka altyapılarımıza, agent teknolojilerine, ürün geliştirme çalışmalarımıza ve uluslararası büyüme hedeflerimize hız vereceğiz. Hedefimiz, Türkiye’den çıkan ve procurement-tech ile enterprise AI alanında küresel ölçekte referans gösterilen teknoloji şirketlerinden biri olmak.”

Oyun dünyasında exit denklemi değişiyor: Yatırımcılar artık hangi kriterlere odaklanıyor?

Türkiye oyun ekosistemi son yıllarda global yatırımcıların radarına daha güçlü biçimde girerken, oyun stüdyolarının exit süreçlerinde hangi kriterlerin belirleyici olduğu da daha fazla tartışılıyor. Xsolla EMEA İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı İlayda Bayari, ürettiği içerikte; Türk oyun stüdyolarının exit süreçlerinde yaptığı kritik hataları, yatırımcıların en çok dikkat ettiği metrikleri ve küresel büyümenin değerlemeye etkisini anlattı.

Türkiye’den bir oyun stüdyosunun global ölçekte exit yapabilmesi için en kritik faktörler

En önemli faktörler; ölçeklenebilir kullanıcı edinimi, güçlü tutundurma (retention) ve küresel ölçekte başarısı kanıtlanmış monetizasyon modelidir. Yatırımcılar ve alıcılar, Tier-1 pazarlarda kullanıcıları tutarlı biçimde edinip etkileşimde tutabilen stüdyolara öncelik verir. Güçlü ve korunan bir IP ya da istikrarlı LTV’ye sahip canlı oyunlardan oluşan bir portföy kritik önem taşır. Operasyonel olgunluk da büyük rol oynar: güçlü live ops, veri odaklı karar alma mekanizmaları ve farklı platformlara uyum sağlayabilme kapasitesi bu kapsamda değerlendirilir.

Son olarak, finansal tabloların düzenli ve şeffaf olması, güçlü kullanıcı kohort verileri ve köklü publisher/platform ilişkileri; satın alma görüşmelerinde güvenilirliği önemli ölçüde artırır ve algılanan riski azaltır.

Türk oyun stüdyolarının exit sürecinde en sık yaptığı hatalar

Türk oyun stüdyoları exit sürecine girdiğinde sık karşılaşılan bazı kalıplar öne çıkar; çoğu zaman stüdyonun kendi değerini algılayış biçimi ile alıcıların buna nasıl baktığı arasında ciddi bir uçurum olduğu görülür. En yaygın hatalardan biri, erken başarının gereğinden fazla önemsenmesidir. Bir oyunun indirme sayısı ya da geliri ani bir yükseliş gösterdiğinde bu durum güçlü bir ivmenin işareti gibi hissettirebilir. Ancak alıcılar için bu tür ani yükselişler tek başına yeterli değildir. Başlangıçtaki bu ivmenin ardından ekonomik yapının sürdürülebilir olup olmadığını incelerler: retention, yaşam boyu değer (LTV) ve oyunun uzun vadede nasıl bir seyir izlediği kritik önem taşır. Stüdyolar değerleme beklentilerini çoğu zaman en iyi dönemin rakamlarına göre belirler; bu da müzakere sürecinde beklentilerin karşılanmamasına yol açar.

Bir diğer yaygın sorun, tek bir oyuna veya tek bir user acquisition kanalına aşırı bağımlılıktır. Gelirin büyük bölümünün tek bir oyundan gelmesi risk yaratır. Kullanıcı ediniminin büyük ölçüde tek bir platforma ya da trafik kaynağına dayanması da aynı sonucu doğurur. Alıcıların aklına şu sorular gelir: Oyun düşüşe geçerse ne olur? Reklam maliyetleri yükselirse? Platform politikaları değişirse?

Öte yandan birden fazla oyun veya çeşitlendirilmiş user acquisition kanalları sunan stüdyolar, genel performans rakamları benzer olsa bile daha olgun ve daha az riskli görünür.

Bir diğer önemli sorun ise satın alma sürecindeki inceleme aşamasına hazırlıksız yakalanmaktır. Pek çok anlaşma tam da bu noktada yavaşlar, hatta yeniden fiyatlandırılır. KPI takibinin düzensiz olması, kohort verilerinin eksik tutulması ya da finansal raporların eksik veya tutarsız olması alıcıların rakamlara güvenmesini zorlaştırır.

Bunun yanı sıra IP sorunları da beklenenden sık karşılaşılan bir problem. Özellikle dış kaynak veya freelancer ile çalışılmış ancak fikri mülkiyet sahipliği net biçimde belgelenmemiş durumlarda bu risk daha da artar. Ürün güçlü olsa bile bu eksiklikler süreci zorlaştırır ve güvensizlik yaratır; satın alma sürecinde belirsizlik çoğu zaman daha düşük bir fiyat veya satıcı açısından daha dezavantajlı koşullar anlamına gelir.

Bir oyun stüdyosunun değerlemesini artıran en önemli metrikleri

Bir oyun stüdyosunun değerlemesini belirleyen metrikler salt rakamların çok ötesine geçer; asıl mesele ekip, ürün ve iş modeli açısından gelecekteki riskleri minimize etmektir.

Temel düzeyde yatırımcılar LTV/CAC oranını yakından inceler. 3:1 veya üzeri bir oran, stüdyonun kullanıcıları verimli biçimde edinip kârlı şekilde ölçeklenebileceğinin sinyalini verir. Tutundurma metrikleri (D1, D7, D30), ürün-pazar uyumunun en net kanıtı olmayı sürdürür. Mid-core oyunlar için yüzde 15 üzerindeki D30 değeri, güçlü oyuncu bağlılığını ve uzun vadeli etkileşim potansiyelini gösterir. Gelirin istikrarlı ve öngörülebilir olması da büyüklüğü kadar önem taşır: birden fazla oyun, platform veya pazardan gelen öngörülebilir ve düzenli gelir volatiliteyi azaltır ve daha yüksek değerleme çarpanlarına zemin hazırlar. Mobil oyunlarda brüt marjların genellikle yüzde 70’i aşması beklenir.

Pratikte değerlemeyi etkileyen yalnızca metrikler değildir; şirketi kimlerin kurduğu ve bugüne kadar nasıl bir performans sergilediği de en az metrikler kadar belirleyicidir. Ekip özgeçmişi kritik bir rol oynar: önceki hit oyunları, başarılı exit’leri veya sektörde derin uzmanlığa sahip kurucular; gelecekteki sonuçlara duyulan güveni somut biçimde artırır. Bir o kadar önemli olan ise ekibin daha önce birlikte çalışıp çalışmadığıdır. İşbirliği geçmişi olan stüdyolar daha hızlı hareket eder, daha etkin iterasyon yapar ve daha az risk taşır.

Liderlerin değişimlere uyum sağlama ve veriye dayalı iterasyon kapasitesi de kritik bir sinyal olarak öne çıkar. Bu yalnızca başlangıçtaki gelir rakamlarıyla ölçülmez; ekibin pazar değişimlerine nasıl yanıt verdiği, ilk planlar işe yaramadığında yön değiştirebilme becerisi ve deneyimlerden çıkarılan sonuçların ürün geliştirmeye nasıl yansıtıldığı da belirleyicidir. Hatalardan hızla ders çıkaran ve değişime kolayca uyum sağlayan kurucuların liderlik ettiği stüdyolar, piyasada daha yüksek değer biçilen yapılar arasında yer alır.

Oyunun ya da portföyün mevcut durumu da bir o kadar önemlidir. Metrikleri gelişen ve aktif live ops’a sahip canlı bir oyun var mı? Oyun hâlâ soft launch aşamasında mı, ilk sinyaller nasıl? Organik büyüme, topluluk etkileşimi, kohort iyileştirmeleri veya güçlü monetizasyon sinyalleri gibi somut göstergeler; ürünün yalnızca ücretli kullanıcı edinimine dayanmadığını ve gerçek bir oyuncu ilgisi yarattığını doğrular.

Son olarak stratejik faktörler de değerlemeyi önemli ölçüde etkiler: belgelenmiş ve sorunsuz IP sahipliği, geliştirilmekte olan güçlü bir oyun portföyü, özgün teknoloji ve güçlü live ops kapasitesi hem stüdyonun sağlamlığını hem de büyüme potansiyelini güçlendirir.

Küresele açılmak ve doğru monetizasyon stratejisi oluşturmanın exit sürecine etkileri

Küresele açılmak genellikle değerleme üzerinde büyük bir fark yaratır. Birden fazla ülkeden gelir elde eden bir stüdyo çok daha güvenli ve ölçeklenebilir görünür. Bu aynı zamanda oyunun tek bir pazarın tercihlerine ya da ekonomisine bağımlı olmadığını da ortaya koyar.

Monetizasyon stratejisi de bir o kadar kritiktir. Oyun içi satın alımlar, reklam ve D2C platformlar dahil olmak üzere birden fazla kanal üzerinden gelirini çeşitlendiren stüdyolar zaman içinde daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir performans sergiler. Tüm bunlar işi alıcılar açısından daha cazip kılar; alıcılar daha düşük risk ve daha fazla büyüme potansiyeli görür.

Yerli girişim Promake, Google for Startups Accelerator: MENAT 2026 programına seçildi

Türkiye merkezli küresel yapay zekâ girişimi Promake, gelecek vadeden girişimleri desteklemek amacıyla yürütülen Google for Startups Accelerator: MENAT 2026 programına seçildi.

Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye bölgesinden geniş çapta başvuru alan programa kabul edilen 15 girişimden biri oldu. Google for Startups programına seçilmek Promake için stratejik bir eşik; şirketin ürün vizyonunun ve yapay zekâ ile iş kurma ve yönetme modelinin uluslararası alanda güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor.

Promake, işletmelerin yapay zekâ ile dijital dünyada iş kurması ve yönetmesine imkân tanıyor. İçerik, tasarım ve güvenli bulut altyapısı ile profesyonel bir web sitesi; özel alan adı ve e-posta bağlantıları; e-ticaret yapısı ve ödeme sistemleri tek platformdan kuruluyor. İş süreçlerindeki tüm güncelleme ve değişiklikler aynı sohbet akışı içinde yapılabiliyor. Dijitalleşmedeki teknik gereklilikleri Promake üstlenirken, işletme sahipleri kendi işine ve büyümeye odaklanabiliyor.

Erken ve büyüme aşamasındaki girişimler için hızlandırma programları; ürün geliştirme, pazara açılma, yatırımcı ilişkileri ve ölçeklenme stratejileri açısından önemli bir destek alanı sunuyor. Google for Startups programı kapsamında Promake, öğrenme, gelişim ve bağlantı imkânlarından faydalanacak.

Google’ın yapay zekâ ürün ve modellerine öncelikli erişim, yapay zekâ uzmanlarıyla temas ve Google Cloud kredi kaynağı, Promake’in altyapısını güçlendirmesine, ürün geliştirme süreçlerini hızlandırmasına ve küçük işletmeler için daha kapsamlı bir dijital iş yönetimi deneyimi sunmasına katkı sağlayacak.

Yerli sağlık teknolojisi girişimi Viseur AI, 350 bin dolar yatırım aldı

Radyoloji, dijital patoloji ve klinik yapay zekâ uygulamalarını tek çatı altında buluşturan sağlık teknolojisi girişimi Viseur AI, APY Ventures’tan 350 bin dolar yatırım aldı.

Sağlanan finansman, şirketin ürün altyapısını geliştirmek, yapay zekâ çözümlerini ileri taşımak ve hem Türkiye’de hem uluslararası pazarlarda büyümesini desteklemek amacıyla kullanılacak. Viseur AI ayrıca bu yatırımla birlikte müşteri ağını genişletmeyi ve satış ile pazarlama operasyonlarını hızlandırmayı hedefliyor.

Ürün derinliği ve ölçeklenebilir büyüme potansiyeli öne çıkıyor

2024 yılında Ankara’da kurulan Viseur AI; hastanelerin mevcut HIS, RIS, LIS ve PACS sistemleriyle entegre çalışarak tıbbi görüntülerin yönetilmesini, etiketlenmesini ve analiz edilmesini sağlayan klinik altyapı çözümleri geliştiriyor. Şirket, sağlık profesyonellerinin yapay zekâ teknolojilerini klinik iş akışlarında daha erişilebilir ve uygulanabilir biçimde kullanmasına destek olurken, farklı yapay zekâ modellerinin geliştirilmesinden günlük klinik kullanıma entegre edilmesine kadar uzanan süreci de kolaylaştırıyor.

APY TEKMER HUB Programı’ndan mezun oldu

Yatırım garantili APY TEKMER Yatırım Programı’nda yer alan Viseur AI, süreç boyunca ekosistem, mentorluk ve iş geliştirme çalışmalarını program desteğiyle başarıyla yürüttü. Program mezuniyetinin ardından APY Ventures’tan aldığı yatırım ile büyüme yolculuğuna devam eden Viseur AI, bu destekle birlikte yeni dönemde daha kapsamlı adımlara ve projelere imza atmaya hazırlanıyor.

Sökmen: “Daha geniş pazarlarda kalıcı değer üretmek istiyoruz”

Aldıkları yatırım hakkında konuşan Viseur AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Serkan Sökmen verdiği demeçte;

“Viseur AI olarak yola çıkarken temel amacımız, yapay zekânın klinik ortamdaki ‘yabancı’ duruşunu ortadan kaldırmak ve onu sağlık profesyonellerinin doğal bir iş ortağı haline getirmekti. Bugün Türkiye’nin farklı şehirlerinde yürüttüğümüz kurulum ve uygulama süreçleri, sağlık teknolojilerinde sahaya yakın ilerlemenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. APY Ventures’ın desteğiyle bu süreci daha sağlam ve sistematik bir yapıda sürdüreceğiz. Hedefimiz, Türkiye’den çıkan bir sağlık teknolojisi şirketi olarak daha geniş pazarlarda kalıcı değer üretmek” dedi.

Keçeli: “Viseur AI’ın sağlık teknolojileri alanında geliştirdiği yenilikçi çözümleri oldukça değerli buluyoruz”

APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli ise yatırım kararını şu sözlerle değerlendirdi: “APY TEKMER Yatırım Programı mezunumuz Viseur AI’ın sağlık teknolojileri alanında geliştirdiği yenilikçi çözümleri oldukça değerli buluyoruz. Özellikle radyoloji, dijital patoloji ve klinik yapay zekâyı entegre eden altyapısının, sağlık hizmetlerinde verimlilik ve doğruluk açısından önemli bir katkı sunduğuna inanıyoruz. APY Ventures olarak gerçekleştirdiğimiz yatırım ile Viseur AI’ın bu vizyonunu ve büyüme hedeflerini desteklemekten mutluluk duyuyoruz.”

AWS, İstanbul’da yeni bir Local Zone erişim noktasını kullanıma sundu

Amazon Web Services (AWS), Türkiye’nin İstanbul şehrinde yeni bir AWS Local Zone erişim noktasını kullanıma sundu. Local Zone’lar; bilgi işlem, depolama, ağ, analitik, yapay zekâ ve makine öğrenimi ile veritabanı hizmetlerini büyük şehirlerin içine veya yakınına konumlandırarak AWS bulut altyapısını son kullanıcılara daha yakın hale getiriyor.

Yeni İstanbul Local Zone, Türkiye’deki kuruluşların iş yüklerini Türkiye içinde depolayıp işlemesine ve veri yerelleştirme gereksinimlerini karşılamasına olanak tanıyor. Aynı zamanda AWS’den bekledikleri güvenilirlik, güvenlik ve alışık oldukları araçlarla birlikte düşük gecikmeli performans sunuyor. Müşteriler artık eski iş yüklerini modernize edebiliyor ve şirket içi altyapıları yönetmenin maliyet ve karmaşıklığına katlanmadan; yönetilen altyapı ve kurumsal düzeyde güvenlik dahil olmak üzere AWS’in sunduğu geniş hizmet yelpazesine erişebiliyor.

AWS müşterilerinin iş yüklerinin büyük bölümü, AWS Region’larda, yani AWS’in müşterilerine hizmet vermek amacıyla veri merkezlerini kümelediği coğrafi konumlarda yürütülüyor. Ancak bazı iş yükleri, altyapının son kullanıcılara daha yakın olmasını veya belirli coğrafi sınırlar içinde kalmasını gerektiriyor. Yüksek frekanslı işlemler (HFT) gerçekleştiren finans kurumları, hassas hasta verilerini yöneten sağlık hizmeti sağlayıcıları ve vatandaşlara yönelik hizmetler sunan devlet kurumlarının tümü uygulamalarının hızlı olması, iş yüklerinin yerel ortamlarda yürütülmesi ve altyapılarının katı regülasyonlarla uyumlu olması gibi gerekliliklerle karşı karşıya bulunuyor. Yakınlarında bir AWS Region bulunmayan kurumlar genellikle kendi BT altyapılarını kurmak, işletmek ve bakımını yapmak zorunda kalıyorlardı. Bu durum, fiziksel tesislerin yönetilmesi, donanım bakımlarının yapılması ve sistemleri güvenli, mevzuata uygun ve çalışır durumda tutmak için gereken uzman ekiplerin istihdam edilmesi anlamına geliyordu. AWS Local Zone’lar, AWS altyapısını büyük şehirlere taşıyarak bu karmaşıklığı ortadan kaldırırken, aynı zamanda müşterilerin AWS Region’larından beklediği güvenlik ve güvenilirlik standartlarını da sunuyor.

AWS Local Zone’un teknik özellikleri;

  • İstanbul çevresindeki son kullanıcılara hizmet veren uygulamalar için tek haneli milisaniye gecikme süresi sağlanıyor.
  • Regülasyon değişikliklerine kolayca uyum sağlamak amacıyla bulut ve uç konumlar arasında sorunsuz geçiş imkânı ve iş yüklerinin nerede çalıştırılacağı üzerinde tam müşteri kontrolü sunuluyor.
  • İstanbul Local Zone, dünya genelinde Amazon Simple Storage Service (Amazon S3) hizmetini sunan ilk bölgelerden biri olma özelliğini taşıyor. Her türlü veriyi depolamak ve geri almak için tasarlanmış bir nesne depolama hizmeti olan Amazon S3, maliyet açısından optimize edilmiş yerel depolama için S3 One Zone-Infrequent Access depolama sınıfı üzerinden sunuluyor. Ayrıca Amazon Elastic Block Store (Amazon EBS) Local Snapshots özelliği ile müşterilere yerel nesne depolama ve anlık görüntü (snapshot) yetenekleri sağlayarak veri yerelleştirme gereksinimlerini karşılamalarına yardımcı oluyor.
  • İşletmelerin yüksek performansın yanı sıra hızla yoğun veri gerektiren uygulamalar ile makine öğrenimi (ML) uygulamalarını AWS için özel olarak tasarlanmış işlemciler üzerinde çalıştırmasına olanak tanıyan 7. nesil Amazon Elastic Compute Cloud (Amazon EC2) bulut sunucularına erişim sağlanıyor.
  • AWS Avrupa (Frankfurt) Region’a kurulan yüksek bant genişlikli, güvenli ve dayanıklı bir omurga bağlantısı (backbone connection) aracılığıyla tüm AWS hizmetlerine sorunsuz erişilebiliyor.
  • Kuruluşlar, internet üzerinden AWS Direct Connect hizmeti aracılığıyla dünya genelindeki AWS Local Zone’lara, AWS Region’lara ve diğer AWS altyapılarına kendilerine özel olarak tahsis edilmiş bir ağ üzerinden bağlantı kurabiliyor.

Local Zone, yeni uygulamaları mümkün kılıyor:

AWS Local Zone’lar her sektör için evrensel avantajlar sunuyor. Bu avantajlar arasında düşük gecikmeli yerel işlem, yoğun dönemlerde isteğe bağlı ölçeklendirme, Türkiye içinde veri yerleşimi ve şirket içi (on-premises) sistemlerle hibrit bağlantı yer alıyor. Aşağıdaki sektörlerde faaliyet gösteren kuruluşlar bu yetenekleri şu şekilde kullanıyor:

  • MEGS (Medya, Eğlence, Oyun ve Spor) Sektörü: Canlı içeriklerin yerel olarak işlenmesi ve dağıtılması sağlanırken yayınların zirve yaptığı zamanlarda kapasitenin talebe göre ölçeklendirilmesi mümkün kılınıyor.
  • Perakende: Yoğun trafikli alışveriş dönemlerinde daha hızlı ödeme işlemleri ve gerçek zamanlı stok görünürlüğü sağlamak için müşteri odaklı uygulamaların yerel olarak devreye alınması ve işlemlerin yerel olarak gerçekleştirilmesi sağlanıyor.
  • Finansal Hizmetler: Yerel veri depolama ile Amazon EC2 bulut sunucuları üzerinde iş yüklerinin devreye alınması sağlanarak, daha hızlı finansal işlem döngüleri ve iş yüklerinin düşük gecikmeli işlenmesi mümkün kılınıyor.
  • Seyahat ve Konaklama: Rezervasyon platformlarının yerel olarak barındırılabilmesi sayesinde yoğun turizm sezonlarında daha hızlı arama sonuçları ve gerçek zamanlı güncellemeler elde ediliyor.
  • Eğitim: Sınav ve kayıt dönemlerinde duyarlı performans sağlamak için öğrenci veri yerelleştirme gereksinimlerini destekleyecek şekilde Amazon EC2 ve Amazon S3 kullanarak öğrenme ve iş birliği platformlarının yerel olarak hayata geçirilmesi sağlanıyor.
  • Kamu Sektörü: Vatandaşların verilerini Türkiye sınırları içinde tutarak dijital egemenlik ve veri koruma gereksinimlerini desteklemek amacıyla kamu kurumlarının elektronik işlemleri ve akıllı şehir iş yükleri yerel olarak yürütülebiliyor.

AWS’in Türkiye’deki ilk Local Zone’u olan İstanbul Local Zone, şirketin altı kıtada 30’dan fazla metropol bölgesine yayılan küresel Local Zone ağına katıldı. Tüm AWS altyapılarında olduğu gibi, İstanbul Local Zone da müşterilerin AWS genelinde güvendiği; çok katmanlı erişim kontrolleri, kesintisiz izleme ve yedekli bağlantı özellikleri de dahil olmak üzere aynı fiziksel ve mantıksal güvenlik kontrolleriyle inşa edildi. İş yüklerini bu Local Zone’da devreye alan kuruluşlar, AWS’in küresel çapta 143’ten fazla güvenlik standardını ve uyumluluk sertifikasını destekleyen kapsamlı uyumluluk programından yararlanabiliyor. Bu program; finansal hizmetler, sağlık, kamu ve diğer regüle edilen sektörlerle ilgili standart ve çerçeveleri kapsayarak, kuruluşların kendi uyumluluk altyapılarını kurup sürdürmelerine gerek kalmadan kendilerine özgü yasal gereksinimleri karşılamalarına yardımcı oluyor. AWS, tutarlı bir performans ve güvenilirlik sunmak için Local Zone’ları enerji verimliliği yüksek soğutma sistemleri ve yedekli bağlantılarla tasarlıyor.

AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk, konuyla ilgili olarak verdiği demeçte; “İstanbul’da bir AWS Local Zone’un kullanıma sunulmasıyla, kuruluşların uygulamalarını doğrudan Türkiye’de geliştirmesini ve kullanmasını sağlıyoruz. Local Zone’ları tam da bu tür iş yükleri için tasarladık. Bunlar arasında verilerin yerel olarak konumlandırılmasını gerektiren kamu hizmetleri, mikrosaniye düzeyinde yanıt süresi talep eden finansal işlemler ve gecikme sürelerinin kritik olduğu canlı medya yayınları yer alıyor. Ayrıca tüm bunlar, müşterilerin zaten aşina olduğu AWS araçları ve API’leriyle çalışıyor.”

Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise demecinde; “AWS İstanbul Local Zone’un açılışı, Türkiye’de bu alanda atılan önemli adımlardan biri. Bu adım, Türkiye’nin yapay zekâ stratejilerinin yanı sıra öncü bir dijital ekonomi olarak konumlanma hedefini de destekliyor. AWS’in bu yatırımının işletmeleri başarıya taşımasını ve ülkemiz için ekonomik faydalar sağlayarak önemli avantajlar ve verimlilik yaratmasını bekliyoruz.”

Treeo VC, yapay zeka odaklı girişimleri İstanbul’da bir araya getirdi

Küresel girişim sermayesi yatırımlarının yaklaşık yüzde 60’ının yapay zekâ odaklı şirketlere yöneldiği ve bu sermayenin yüzde 70’inin ABD merkezli yatırımcılardan geldiği bir dönemde gerçekleşen etkinliklerde ortak tema netti: Yapay zekâ yalnızca yeni bir teknoloji dalgası değil; şirketlerin nasıl kurulduğunu, nasıl ölçeklendiğini ve nasıl rekabet ettiğini yeniden tanımlayan temel bir dönüşüm.

Günün ilk bölümünde düzenlenen Founders’ Forum İstanbul kapsamında, ABD pazarında büyümeyi hedefleyen yapay zekâ odaklı girişim kurucuları bir araya geldi. Yuvarlak masa formatında gerçekleşen oturumlarda ABD’de şirket kurma ve ölçeklenme dinamikleri, yatırımcı beklentilerindeki değişim, kurucu liderliğinde büyüme, uyumluluk süreçleri, yapay zekâ odaklı ürün geliştirme, hızlandırma programı stratejileri ve global pazarlara açılma süreçleri ele alındı.

Forum boyunca özellikle şu içgörü öne çıktı: ABD pazarı, çok dar tanımlanmış bir İdeal Müşteri Profili (ICP) üzerine odaklanan girişimlerin dahi milyar dolarlık şirketlere dönüşmesine imkân tanıyor. Bu nedenle yapay zekâ çağında gerçek rekabet avantajı, herkese hitap etmeye çalışmak değil; belirli bir iş akışını, müşteri segmentini ve operasyonel problemi derinlemesine anlamaktan geçiyor. Konuşmalarda, “ürüne değil müşterinin problemine aşık olmak” yaklaşımının yeni dönemin en kritik kurucu reflekslerinden biri haline geldiği vurgulandı.

Forumda öne çıkan kritik dinamikler ve veriler:

  • Hızlı İterasyon Kültürü: ABD girişim ekosisteminde kuruculardan aylık yüzde 20-25 büyüme beklentisi bulunuyor.
  • İlk 90 Günün Önemi: ABD pazarında ilk 90 günün kritik olduğu, kurucunun bizzat yürüttüğü müşteri keşfi süreçleri ve yatırım kararlarındaki hız beklentisi paylaşıldı.
  • Değerleme Makası: ABD ve Türkiye arasındaki değerleme farkının giderek açıldığı, yapay zekâ odaklı şirketlerde alan uzmanlığı ve iş akışı sahipliğinin öneminin arttığı belirtildi.
  • Savunulabilirlik: Yapay zekâ ile yazılım geliştirmenin kolaylaşmasının savunulabilirliği ortadan kaldırmadığı; aksine müşteri yakınlığı, operasyon bilgisi ve sürekli öğrenmenin daha da kritik hale geldiği vurgulandı.

Akşam düzenlenen Treeo VC Investors Night kapsamında yatırımcılar, kurucular ve iş dünyası liderleri yapay zekânın girişim sermayesi ve büyük şirketler dünyasında yarattığı dönüşümü değerlendirdi.

Etkinlikte paylaşılan verilere göre bugün global girişim sermayesi yatırımlarının yaklaşık yüzde 60’ı yapay zekâ odaklı şirketlere yönelirken, bu sermayenin yaklaşık 70’i ABD merkezli yatırımcılardan geliyor. Konuşmacılar, bunun yalnızca finansal bir trend olmadığını; en hızlı deney döngülerinin, en büyük kurumsal müşterilerin, en güçlü teknik ağların ve en agresif ölçeklenme fırsatlarının hâlâ büyük ölçüde ABD’de yoğunlaştığını vurguladı.

Treeo VC Kurucu Ortakları Arzu Tekir, Çiğdem Toraman ve Didem Altop etkinlik boyunca verdikleri ortak mesajda;

“Yazılım geliştirmenin kolaylaştığı bu yapay zekâ çağında, asıl farkı yaratan şey teknolojiye erişim değil; müşteriyi ne kadar derin anladığınız. Kurucular için artık en büyük avantajlardan biri hız. Hızlı öğrenmek, hızlı iterasyon yapmak ve müşteriye yakın kalmak her zamankinden daha kritik. Yapay zekâ dönüşümünü dışarıdan izlemek yerine aktif biçimde deneyimleyen kurumlar ve yatırımcılar önümüzdeki dönemde ciddi avantaj kazanacak. Bugün yapay zekâ stratejileri yalnızca şirketlerin değil, ülkelerin ekonomik rekabet gücünü belirleyen temel alanlardan biri haline geliyor. Yapay zekâ yarışında geride kalmamak için bu alandaki girişimlere yatırım yapmak, yeni teknolojileri yakından takip etmek ve hızlı adaptasyon kültürü geliştirmek kritik önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde değer yaratacak şirketler, yapay zekâyı yalnızca kullanan değil; operasyonlarının ve karar mekanizmalarının merkezine yerleştirenler olacak.”

Treeo VC: Türkiye ile global teknoloji ekosistemi arasında uzun vadeli bir köprü

Etkinlik boyunca Treeo VC‘nin en güçlü vurgularından biri, Türkiye’nin teknik yetenek havuzu ile global teknoloji ekosistemi arasında sürdürülebilir bir köprü kurma vizyonu oldu. Konuşmalarda özellikle bu modelin bir “beyin göçü” değil, Türkiye’nin teknoloji ihracat kapasitesini büyüten yeni nesil bir globalleşme modeli olduğunun altı çizildi.

ABD’de faaliyet gösteren birçok Türk kurucu liderliğindeki girişim, global pazarlara ölçeklenirken mühendislik, ürün geliştirme ve teknik ekiplerini Türkiye’de konumlandırmaya devam ediyor. Böylece hem uluslararası ölçekte şirketler inşa ediliyor hem de Türkiye’ye bilgi transferi, teknik istihdam ve ekonomik değer yaratılıyor.c

Ankara merkezli Driven AVS, yarış teknolojisi platformu RaceData AI için yeni yatırım aldı

Çalışmalarını GARAJ X TEKMER de yürüten Ankara merkezli Driven AVS, yarış teknolojisi platformu RaceData AI için iş insanı ve yarış pilotu Önder Erdem’den stratejik yatırım aldı. Şirket, simülasyon ve gerçek yarış verilerini aynı platformda analiz ederek sim racing ile gerçek motorsporları arasındaki veri bariyerini kaldırmayı hedefliyor.

2024 yılında çalışmalarına başlayan ve 2025 yılında RaceData AI platformunun ilk versiyonunu yayınlayan Driven AVS, kısa sürede 35 ülkede 8 binden fazla kullanıcıya ulaştı. Platform bugün 30’dan fazla sim racing merkezinde aktif olarak kullanılırken, toplamda 400 binden fazla turun analiz edilmesini sağlıyor.

RaceData AI; Assetto Corsa, iRacing ve Le Mans Ultimate gibi yarış simülasyonlarından elde edilen telemetri verilerini analiz ederek sürücülere yarış mühendisliği odaklı geri bildirimler sunuyor. Platform aynı zamanda gerçek yarış araçlarından alınan verilerle simülasyon verilerini karşılaştırabiliyor. Bu sayede yarış pilotları evlerindeki simülasyon antrenmanlarını pist performanslarıyla kıyaslayabilirken, sim racing kullanıcıları da kendi verilerini gerçek yarış pilotlarıyla karşılaştırabiliyor.

Driven AVS kurucu ortağı Josef Karaburun, yatırım süreciyle ilgili verdiği demeçte;

“Başlangıçta sim racing odaklı geliştirdiğimiz teknolojilerin gerçek motorsporlarında da karşılık bulduğunu görmek bizim için önemli bir kırılma noktası oldu. Özellikle yarışlarda veri analizi için çok sınırlı zaman bulunuyor. RaceData AI ile saatler sürebilen analiz süreçlerini dakikalar seviyesine indirebiliyoruz. Bu yatırımın, ürünlerimizi daha hızlı ölçeklendirmemiz ve Avrupa ile ABD’de büyümemiz açısından önemli bir adım olduğuna inanıyoruz.”

Şirket, bugün GT4 European Series’de yarışan Razoon – More Than Racing takımıyla birlikte çalışıyor. RaceData AI ayrıca İsviçre ve Belçika motorsporları federasyonlarının resmi sim racing organizasyonlarında telemetri ve komiserlik partneri olarak görev alıyor. Driven AVS, motorsporları teknolojilerinin yanı sıra otomotiv tarafında da sürüş verisi analizi ve sürücü skorlama çözümleri geliştiriyor. Hatta Türkiye’den bir OEM müşteri için veri analitiği projeleri üzerinde çalışıyor.

Driven AVS ekibi, önümüzdeki dönemde ürün tarafındaki teknik kabiliyetlerini genişletmeyi, gerçek yarış serileriyle daha fazla entegrasyon kurmayı ve global kullanıcı tabanını büyütmeyi hedefliyor. Şirket ayrıca Avrupa ve ABD merkezli yeni stratejik partnerlikler için görüşmelerini sürdürüyor.

RaceData AI platformu, kısa süre önce İtalya merkezli A’ Design Award tarafından ödüllendirilirken, şirket ekibi 29 Mayıs’ta Plug and Play Italy tarafından Modena’da düzenlenecek Motor Valley Fest 2026 kapsamında “Virtual Racing & Gaming – The Digital Side of Speed” panelinde sahne alacak.

Üniversiteli girişimci öğrencilere odaklanan program WeShape’in 2026 yılı kazananları

CCN Holding liderliğinde, IC İbrahim Çeçen Vakfı desteği, Katalist yürütücülüğünde ve CIFE Avrupa Enstitüsü iş birliğiyle bu yıl ikinci kez gerçekleştirilen WeShape Girişimcilik Programı, muhteşem bir final gecesiyle tamamlandı. Türkiye’nin dört bir yanından, 110 üniversiteden yaklaşık 350 genç yeteneğin girişimcilik yolculuğuna adım attığı program kapsamında finale kalan 10 proje, iş dünyası, akademi ve sivil toplumun önde gelen isimlerinden oluşan güçlü bir jürinin önünde sunumlarını gerçekleştirdi.

Gençlerin geleceği şekillendiren fikirlerini değerlendiren jüri koltuğunda; CCN Holding Yönetim Kurulu Üyesi Berfin Çeçen Şenol, IC İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve CCN Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Günseli Çeçen, IC Holding CEO’su Can Çaka, SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem, Akademisyen ve Sosyal Girişimci Prof. Dr. Itır Erhart, , Aposto Co-Founder’ı Umutcan Savcı ve Berik Ventures Kurucusu Early Stage Angel Investor Hulusi Berik yer aldı.

Türkiye’nin dört bir yanından final sahnesine uzanan heyecan dolu gecede; Ağrı’dan Gizem Dinler, Elif Miroğlu ve Lorin Türe FittyFit girişimiyle FoodTech ve restoran teknolojileri alanında, Ağrı, Ankara ve Rize’den Elif Naz Günel, Süleyman Emre Kaya ve Hayati Kozak MEDBRIDGE ile dijital sağlık ve takviye güvenliği alanında, İzmir’den Ceylin Çetin PSYGrow ile mental sağlık ve dijital psikososyal destek alanında, Erzurum’dan Dilber Taştan ve Gökdeniz Aşık BÜTÇEM ile FinTech ve kişisel finans alanında, Ankara’dan Ersan Yüksekkaya, Burak Kılıç ve Batuhan İnce Enigma ile SpaceTech ve derin teknoloji alanında, Ağrı’dan Mehmet Deveci, Rabia Ebrar Ateş ve Ahmet Hatip MATEPLORER ile TravelTech ve turizm platformu alanında, Ağrı’dan Yusuf Emre Kılıç Care Circle ile CareTech ve yaşlı bakım koordinasyonu alanında, Antalya’dan Fatıma Nur Cengiz ve Selin Kuru DEĞERKAT LABS ile CampusTech ve sosyal platform alanında, Mersin’den Abdurrahman Bilgiç ve Celal Acar AcarSoft ile B2B SaaS ve belge otomasyonu alanında, son olarak İzmir’den Ali İmran Demirhan ise EduCoach girişimiyle EdTech ve yapay zekâ destekli çalışma koçluğu alanında geliştirdikleri projelerini jüriye sunarak büyük finalde ter döktüler.

WeShape ekosistem buluşması girişimcilik dünyasını bir araya getirdi

Final sunumlarının ardından gerçekleşen WeShape Ekosistem Buluşması, genç girişimcileri iş dünyasının önemli isimleri, yatırımcılar, STK’lar, medya temsilcileri ve ekosistemin önde gelen isimleriyle bir araya getirdi. Gün boyu fikirlerini jüriye anlatan finalistler, bu kez projelerini daha geniş bir çevreyle paylaşma ve yeni iş birliklerinin kapısını aralama fırsatı yakaladı. İlham veren sohbetlerin, yeni bağlantıların ve girişimcilik heyecanının öne çıktığı buluşma, programın en güçlü temas alanlarından biri oldu.

Jüri karşısına çıkan en iyi projeler ödüllendirildi

Ekosistem Buluşması’nın ardından gerçekleşen ödül töreninde ise, WeShape Girişimcilik Programı’nın bu yılki kazananları açıklandı. Gecede sergilediği başarılı performans ve sunduğu yenilikçi çözümlerle Ersan Yüksekkaya, Burak Kılıç ve Batuhan İnce, “Enigma” projesiyle birincilik ödülünün sahibi olarak CIFE Avrupa Enstitüsü’nün Avrupa’daki yaz okullarından birine katılım hakkı kazandı. Gizem Dinler, Elif Miroğlu ve Lorin Türe, “FittyFit” projesiyle ikinci olurken staj ve mentorluk desteği almaya hak kazandı. Elif Naz Günel, Süleyman Emre Kaya ve Hayati Kozak ise “MEDBRIDGE” projesiyle üçüncülük ödülünün sahibi olarak staj desteği elde etti. Ayrıca Ceylin Çetin, “PSYGrow” projesiyle Jüri Özel Ödülü kapsamında mentorluk desteğiyle ödüllendirildi. Finalist gençler, girişimcilik ekosisteminin önde gelen temsilcileriyle bir araya gelerek projelerini tanıtma ve yeni iş birlikleri geliştirme fırsatı buldu.

350 gençten 10 finaliste uzanan yolculuk

Ocak ayında başlayan başvuru sürecinin ardından, girişimcilik ve inovasyona ilgi duyan üniversite öğrencileri kapsamlı bir eğitim ve mentorluk yolculuğunu geride bıraktı. Gençlerin fikirlerinin eğitim, mentorluk ve proje deneyimiyle güçlendirilmesini hedefleyen program kapsamında katılımcılar, fikir geliştirme, iş modeli oluşturma ve pazarlama iletişimi gibi girişimcilik süreçlerine yönelik kapsamlı öğrenim imkânları buldu. Girişimci adayı gençler, aynı zamanda alanında uzman mentorlarla birebir çalışma ve farklı sektörlerden profesyonellerle tanışma fırsatı yakaladılar. Sekiz ay süren bu yoğun gelişim yolculuğunun sonunda projelerini somut iş planlarına dönüştüren finalist girişimciler, İstanbul’da düzenlenen WeShape Ekosistem Buluşması’nda iş planlarını sundu.

Ekosistem buluşmasında katılımcılara hitap eden CCN Holding Yönetim Kurulu Üyesi Berfin Çeçen Şenol, teknoloji odaklı girişimlerin küresel ölçekte dönüşümün ana itici gücü haline geldiğini vurgulayarak girişimciliğin CCN Holding kültüründeki yerine dikkat çekti. CCN Holding’in yalnızca projeler geliştiren değil, aynı zamanda girişimcilik ruhunu kurum kültürünün merkezine alan bir yapı olduğunun altını çizen Şenol, bu yaklaşımın WeShape’e de yön verdiğini belirtti.

Vakfın 22 yıllık toplumsal gelişim misyonuna dikkat çeken IC İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Günseli Çeçen ise, programın yarattığı etkiyi şu sözlerle dile getirdi:

“IC İbrahim Çeçen Vakfı olarak eğitimden sağlığa pek çok alanda değer üreterek binlerce gencin hayatına dokunuyoruz. WeShape Girişimcilik Programı’nı da gençlerin fikirlerini özgürce geliştirebildiği ve fırsatlara eşit şekilde erişebildiği bir gelişim alanı sunma hedefiyle hayata geçirdik. Bugün 110 üniversiteden 350’ye yakın gencin bu yolculuğa dahil olması ve katılımcıların yarısından fazlasının kadın girişimcilerden oluşması, fırsat eşitliği vizyonumuzun ne kadar güçlü bir karşılık bulduğunun kanıtıdır. İnanıyoruz ki; gençlerin ortaya koyduğu her yenilikçi fikir, yalnızca kendi geleceklerini değil, ülkemizin yarınlarını da şekillendiriyor. Bu ekosistemi her yıl daha da büyüterek, gençlerin üretme cesaretini desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz.”

Uluslararası başarı ve Avrupa’da eğitim fırsatı

Genç girişimciler için yerel bir başarı hikâyesinden çok daha fazlasını sunan WeShape, CIFE Avrupa Enstitüsü ile yapılan iş birliği sayesinde finale kalan katılımcılara Avrupa genelinde geçerli 6 ECTS değerinde akademik kredi kazanma hakkı sundu. Kazanan ekip, enstitünün Avrupa’nın farklı ülkelerinde düzenlediği CIFE Avrupa Yaz Okulu Programı’na katılım hakkıyla ödüllendirildi. Genç yetenekler bu sayede, Türkiye’de temellerini attıkları projelerini uluslararası bir vizyonla global ölçekte geliştirme imkânı bulurken, dereceye giren diğer başarılı girişimciler ise staj imkanları, stratejik mentorluk destekleri ve kurumsal inovasyon liderleriyle çalışma fırsatları elde etti.

Dereceye giren girişimler

  • Birincilik Ödülü: ENİGMA – Ersan Yüksekkaya, Burak Kılıç, Batuhan İnce

  • İkincilik Ödülü: FittyFit – Gizem Dinler, Elif Miroğlu, Lorin Türe

  • Üçüncülük Ödülü: MEDBRIDGE – Elif Naz Günel, Süleyman Emre Kaya, Hayati Kozak

  • Jüri Özel Ödülü: PSYGrow – Ceylin Çetin

Programın tüm sürecini takip ediyor olacağız. Önümüzdeki yıl olan gelişmeleri de sizinle paylaşacağız.

Ulaş Bilgenoğlu’nun kurucularından olduğu Stonki, Investing.com tarafından satın alındı

Her ay 60 milyondan fazla yatırımcı tarafından kullanılan dünyanın en büyük finans platformlarından biri olan Investing.com, Ulaş Bilgenoğlu‘nun kurucusu olduğu Stonki’yi satın aldığını duyurdu.

Stonki, yatırımcıların fikirlerini yapılandırılmış ve uygulanabilir işlem stratejilerine dönüştürmesine yardımcı olan yapay zekâ destekli bir yatırım asistanı olarak öne çıkıyor. Bu satın alma, şirketin “ajansal yapay zekâ” olarak tanımladığı yeni döneme geçişinde kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Gelişmiş piyasa verileri, analiz araçları ve yapay zekâ destekli içgörüler sunan premium abonelik hizmeti InvestingPro, bugün 300 binden fazla ücretli aboneye sahip bulunuyor. Gerçekleştirilen satın almanın, kullanıcıların daha hızlı, daha uygulanabilir ve aksiyona dönüştürülebilir yatırım içgörülerine erişimini güçlendirmesi hedefleniyor.

Son 12 ayda yaklaşık 3 milyon kullanıcı, yapay zeka destekli finansal araştırma asistanı WarrenAI’ı kullanarak piyasa analizi gerçekleştirdi. Yapay zeka, platform ekosisteminde giderek daha merkezi bir rol üstleniyor. Stonki’nin eklenmesiyle birlikte şirket, yalnızca analiz sunan araçların ötesine geçerek yatırım sürecinde daha aktif rol alan sistemlere yöneliyor.

“Stonki.ai ile yatırımcılar için 7/24 çalışan yeni nesil bir yapay zekâ ekosistemi oluşturuyoruz”

Investing.com CEO’su Omer Shvili, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Ajansal yapay zeka çağına giriyoruz. Teknoloji artık sadece soruları yanıtlamakla kalmıyor; yatırımcıların düşünmesine, analiz etmesine ve harekete geçmesine aktif olarak yardımcı oluyor. Stonki.ai’ı bünyemize katmak, kullanıcılarımız için 7/24 çalışan bir analist oluşturma hedefimizi hızlandırıyor. Bu sistemi yalnızca bir araç olarak değil; fırsatları belirleyen, gelişmeleri takip eden ve kullanıcı aktif olmadığında bile yatırım fikirleri sunabilen bir yapı olarak konumlandırıyoruz.”

2025 yılında kurulan Stonki, yatırım fikirlerini giriş ve çıkış koşulları, risk yönetimi kuralları ve sürekli izleme mekanizmalarıyla yapılandırılmış stratejilere dönüştüren bir yapay zeka altyapısı geliştiriyor.

“Yatırımcılar için daha hızlı, daha bilinçli ve daha kontrollü bir yatırım deneyimi oluşturuyoruz”

İş birliğine dair yapılan açıklamalarda Stonki’nin kurucu ortakları Ulaş Bilgenoğlu ve Itay Verkh;

“Stonki’yi kurmamızın nedeni, bizim de yatırımcı olarak piyasayı yakından takip etmenin ve günlük işlemlerden swing trade’e, yatırım fikirlerinden portföy yönetimine kadar tüm süreci sağlıklı şekilde yürütmenin ne kadar zaman ve odak gerektirdiğini bizzat deneyimlememizdi. Bu yükün bir kısmını üstlenebilecek bir yapay zeka geliştirmeyi hedefledik. Piyasayı sürekli izleyen, yatırım fikirlerini yapılandırılmış stratejilere dönüştüren ve kullanıcıların net giriş-çıkış seviyeleri, disiplinli risk yönetimi ve sürekli takip sayesinde daha bilinçli kararlar almasına yardımcı olan bir sistem oluşturduk. Investing.com’a katılmak, bu vizyonu hızlandırmak için ihtiyaç duyduğumuz ölçek, veri, erişim ve güçlü yapay zeka altyapısını sağlıyor. Birlikte, yapay zekanın kullanıcıların piyasada önde kalmasına, risklerini daha iyi yönetmesine ve daha güvenle hareket etmesine yardımcı olduğu bir deneyim inşa edebiliriz.”

Satın alma ile Investing.com, yapay zekâ yetkinliklerini teknik ve temel analiz alanlarında daha ileri taşımayı hedeflerken, Stonki’nin gerçek zamanlı ve sürekli çalışan zekâ altyapısını platformuna entegre ediyor. Piyasaları anlık takip eden, kullanıcı stratejilerini izleyen ve belirlenen koşullar oluştuğunda otomatik bildirimler gönderen sistem; aktif yatırımcılar için hızlı ve hassas karar süreçlerini destekleyen bir analiz motoru, uzun vadeli yatırımcılar için ise kişiselleştirilmiş uyarılar, fırsat takibi ve portföy yönetimi sunan kapsamlı bir araştırma merkezi olarak öne çıkıyor.

Kullanıcıların belirlediği yatırım koşullarını sürekli izleyen Stonki’nin yapay zekâ altyapısı, piyasa sinyallerini gerçek zamanlı analiz ederek uygulanabilir içgörüler sunarken, portföyleri düzenli şekilde değerlendirerek risk yönetimi ve yeni fırsatların keşfi konusunda yatırımcılara destek sağlıyor. Bu satın alma aynı zamanda Investing.com’un WarrenAI, ProPicks ve Yapay Zekâ Grafik Analizi gibi çözümleri kapsayan yapay zekâ odaklı ürün ekosistemini genişletme stratejisinin önemli bir parçası olarak konumlanıyor.