Ana Sayfa Blog

Yeni logosunu duyuran Honor, yapay zeka cihaz ekosistemi şirketine dönüşüyor

Akıllı telefon üreticisi Honor, küresel ölçekte bir yapay zeka cihaz ekosistemi şirketi olma vizyonuyla yeni logosunu duyurdu.

Honor’un yeni kimliği; teknoloji, pazar ve sektör alanlarında gerçekleştirdiği atılımların doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı. Yapay zekâ ile insan arasındaki ilişkiyi farklı bir yaklaşımla ele alan ve izlediği yolla beklentileri aşan şirket, marka kimliğini de bu değişim doğrultusunda yeniliyor.

Yeni bir tür olarak tanımlanan RobotPhone’un ortaya çıkışı, Honor’un AI cihaz ekosistemi şirketi olarak gelişimindeki yeni aşamanın başlangıcını temsil ediyor. Cihaz üzerindeki yapay zekâdan sistemler arası iş birliğine, katlanabilir telefonlardaki küresel liderlikten insansı robotla yarı maraton şampiyonluğuna kadar uzanan bu dönüşüm, Honor’un farklı alanlardaki çalışmalarını bir araya getiriyor.

Honor, sektörün ilk cihaz-bulut iş birlikli hesaplamalı fotoğrafçılık sistemi AiMAGE’i geliştirirken ARRI ile yapılan iş birliğiyle mobil görüntülemede sinema döneminin kapısını aralıyor. Phone’dan RobotPhone’a uzanan ürün evrimi, geleneksel işletim sistemlerinden Agentic OS’ye geçiş ve tek bir cihazdan açık, birlikte geliştirilen ve paylaşılan bir AI cihaz ekosistemine ilerleyiş, şirketin dönüşümünün temel unsurlarını oluşturuyor.

Çinli markalar arasında pozitif büyüme

Honor, gerçekleştirdiği bu atılımlarla Alpha Stratejisi ve AHI yaklaşımını taslaktan gerçeğe dönüştürüyor. Honor, 2026’nın ilk çeyreğinde genel pazar eğiliminin aksine yüzde 25 büyüyerek Çinli markalar arasında pozitif büyüme kaydeden tek üretici oldu. Şirketin yurt dışı gelirlerinin toplam gelir içindeki payı yarıyı aşarken Honor, katlanabilir telefon pazarında dünya genelinde ilk iki arasındaki yerini koruyor. Bu sonuçlar, uzun vadeli birikimin kritik noktaya ulaşmasıyla ortaya çıkan dönüşümün pazardaki karşılığını gösteriyor.

Honor’un dönüşümü hızlanırken markanın karakteri de aynı doğrultuda değişiyor. Marka artık yalnızca teknik özelliklerde sınırları aşan bir teknoloji şirketi değil, genç kuşağın dünyasına aktif biçimde giren bir yol arkadaşı olarak konumlanıyor. Honor, sınırları zorlayan keşifler aracılığıyla gençlerin tutkusuna ortak oluyor. Gençlerin karşısına ulaşılması güç bir teknoloji devi olarak değil; onları anlayan, farklı olmaya cesaret eden ve yanlarında koşmaya hazır bir yol arkadaşı olarak çıkıyor.

Honor’un marka yenilenmesi; teknoloji, sektör, ekosistem ve marka özünü kapsayan kapsamlı bir dönüşümü ifade ediyor. Şirket için bu değişim bir son değil, yeni bir başlangıç anlamına geliyor. Honor artık tanımlanan değil, tanımlayan; rüzgârı takip eden değil, rüzgârın kendisi olan; yalnızca yol arkadaşlığı yapan değil, değişimi başlatan bir marka olmayı hedefliyor.

Hayat Kimya, 65 milyon dolarlık enerji bütçesini kendi geliştirdiği yapay zeka teknolojisiyle yönetiyor

Bingo, Molfix, Molped, Familia ve Papia’nın da aralarında bulunduğu 16 güçlü markasıyla faaliyet gösteren Hayat Kimya, enerji yönetimindeki uzun yıllara dayanan sanayi deneyimini kendi geliştirdiği yapay zekâ teknolojisiyle bir araya getirdi.

Yaklaşık beş yıl önce temelleri atılan dijital enerji dönüşümü kapsamında geliştirilen sistem, ilk olarak Hayat Kimya Kocaeli Kampüsü’nde aktif olarak kullanılmaya başlandı.

Sistem; enerji üretim ve tüketim verilerini, üretim programlarını, operasyonel kısıtları, şebeke koşullarını ve değişen maliyet parametrelerini eş zamanlı olarak analiz ediyor. Böylece tesisin enerji ihtiyacının hangi kaynaktan, hangi zamanda ve hangi maliyetle karşılanmasının en verimli sonucu yaratacağı belirlenerek enerji yönetimi kararları sürekli optimize ediliyor.

7 gün 24 saat yapay zekâ desteğiyle enerji optimizasyonu

Hayat Kimya’nın enerji yönetimi alanındaki kurumsal bilgi birikiminin dijital ortama aktarılmasıyla oluşturulan sistem; maliyet analizlerini, enerji üretim planlamasını, şebeke optimizasyonunu ve süreç takibini 7 gün 24 saat kesintisiz olarak gerçekleştiriyor.

Yalnızca enerji tüketimini takip eden bir izleme altyapısı olmanın ötesine geçen sistem, üretim ihtiyaçları ve değişen maliyet koşulları doğrultusunda karar süreçlerini destekleyen dinamik bir enerji yönetim modeli olarak çalışıyor.

Hayat Kimya Global Enerji Direktörü Sabri Çakmak, yapay zekâ destekli enerji yönetim sistemine ilişkin şunları söyledi:

“Enerjiyi yalnızca üreten veya satın alan değil; üretimden tüketime, maliyetten operasyonel verimliliğe kadar bütünsel biçimde yöneten bir yapı oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu sistem yalnızca kurumumuza değil; enerjide dışa bağımlılığı azaltarak ülke ekonomisine ve cari açığın düşürülmesine de katkı sağlayacak.”

Enerji, sanayinin en büyük ikinci maliyet kalemi

Sanayi üretiminde hammaddenin ardından en büyük ikinci maliyet kalemi olan enerji; üretim maliyetleri kadar üretim sürekliliği ve rekabet gücü açısından da stratejik önem taşıyor.

Hayat Kimya bünyesinde enerji tüketiminin en yoğun olduğu alanların başında kâğıt üretim tesisleri geliyor. Bu nedenle enerji üretimi ve tüketiminde sağlanan her iyileştirme, maliyetlerin yanı sıra üretim verimliliği üzerinde de doğrudan etki yaratıyor.

Hayat Kimya Global Enerji Direktörü Sabri Çakmak, şöyle devam etti:

“Geliştirdiğimiz sistem; üretim planlarını, anlık enerji tüketimini, kojenerasyon kapasitesini, şebeke koşullarını ve değişen maliyet parametrelerini eş zamanlı olarak değerlendiriyor. Bu veriler üzerinden farklı enerji kullanım senaryolarını sürekli karşılaştırarak hangi kaynağın hangi zaman aralığında devreye alınmasının en verimli sonucu sağlayacağını belirliyor. Kocaeli Kampüsümüzde elde edeceğimiz performans verileri doğrultusunda sistemi farklı üretim profillerine ve enerji altyapılarına uyarlayarak diğer tesislerimizde de devreye almayı planlıyoruz.”

Kojenerasyon altyapısı yapay zekâyla daha etkin yönetiliyor

Hayat Kimya Kocaeli Kampüsü’nde bulunan kojenerasyon sistemi, doğal gazdan eş zamanlı olarak elektrik ve ısı enerjisi üretiyor. Kampüsün elektrik ve ısı enerjisi ihtiyacının yaklaşık yüzde 80’i bu sistem üzerinden yüksek verimlilikle karşılanıyor.

Yapay zekâ destekli yeni modelle birlikte mevcut kojenerasyon altyapısı; üretim programı, enerji ihtiyacı, şebeke koşulları ve değişen maliyetler dikkate alınarak daha dinamik ve etkin biçimde yönetiliyor.

Sistem, farklı enerji kaynaklarından elde edilen üretim verilerini tesisin anlık ve planlanan ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirerek en uygun enerji kullanım senaryolarının oluşturulmasını sağlıyor.

Türkiye’de başlayan model diğer ülkelere yaygınlaştırılacak

Kocaeli Kampüsü’nde devreye alınan yapay zekâ destekli enerji yönetim modelinin, elde edilecek operasyonel sonuçlar doğrultusunda Hayat Kimya’nın Türkiye’deki ve farklı ülkelerdeki diğer üretim tesislerine de yaygınlaştırılması planlanıyor.

Enerji üretimi, enerji verimliliği ve dijital karar mekanizmalarını tek bir yapı altında birleştiren Hayat Kimya, yapay zekâ destekli modeliyle enerji maliyetlerini optimize etmeyi, kaynak verimliliğini artırmayı ve üretim süreçlerinin daha dayanıklı hâle gelmesini amaçlıyor.

Dr. Mert Akın’ın kurucusu olduğu ABD merkezli EELI Technology, 2 milyon dolar yatırım aldı

Dr. Mert Akın tarafından kurulan ve teknoloji geliştirme çalışmalarını Lawrence Berkeley National Laboratory bünyesinde, Activate ve Cyclotron Road programları kapsamında yürüten EELI Technology, uygulamalı elektrokimya ve ileri malzeme teknolojilerini kullanarak daha önce ekonomik olarak değerlendirilemeyen kaynaklardan kritik mineral ve lityum üretimini mümkün kılan yenilikçi bir teknoloji geliştiriyor. Şirketin kimyasal kullanımını ortadan kaldıran üretim süreci, işletme giderlerini (OpEx) yüzde 80’e kadar azaltırken süreç verimliliğini üç kata kadar artırıyor ve çevresel etkiyi önemli ölçüde düşürüyor. Bu teknoloji sayesinde bugüne kadar ekonomik olarak işletilemeyen lityum kaynaklarının daha düşük maliyetle, daha hızlı ve daha verimli şekilde değerlendirilmesi hedefleniyor.

Silikon Vadisi’ndeki üretim tesisinde teknolojisini ticarileştirme çalışmalarını sürdüren EELI Technology, geliştirdiği çözümle enerji dönüşümü için kritik öneme sahip hammaddelerin sürdürülebilir şekilde tedarik edilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Şirketin teknolojisi bugüne kadar ABD Enerji Bakanlığı (DOE), Ulusal Bilim Vakfı (NSF) ve California Energy Commission (CEC) tarafından sağlanan hibe programlarıyla da desteklendi. Tamamlanan yatırım turuyla birlikte EELI Technology, ABD, Avrupa ve Türkiye’de kimya ve enerji sektörlerine yönelik ticari ölçekli pilot sistemler kurmayı ve müşteri sahalarında bu sistemleri devreye almayı hedefliyor. Şirket ayrıca üretim kapasitesini artırarak teknolojisinin küresel ölçekte yaygınlaşmasını hızlandırmayı planlıyor.

Yatırımla ilgili konuşan EELI Technology Kurucusu ve CEO’su Dr. Mert Akın verdiği demeçte;

“Bu yatırım turu, EELI’nin araştırmadan ticarileşmeye geçişini hızlandıracak önemli bir dönüm noktası. Önümüzdeki 18 ay içinde ticari pilot sistemlerimizi inşa ederek, başta ABD olmak üzere müşterilerimizin sahalarında devreye almayı ve teknolojimizin ticari uygulamalara hazır olduğunu göstermeyi hedefliyoruz. Küresel ölçekte türünün ilk örneklerinden biri olan bu teknolojinin potansiyeline APY Ventures’ın erken aşamada inanması ve yatırım turumuza liderlik etmesi bizim için son derece değerli. Yatırımcılarımızın desteğiyle, daha önce ekonomik olarak değerlendirilemeyen lityum ve kritik mineral kaynaklarını üretime kazandırma vizyonumuzu ticari ölçekte hayata geçireceğiz” dedi.

Keçeli: “Küresel ölçekte değer üreten girişimleri desteklemeye devam ediyoruz”

Yatırıma ilişkin değerlendirmede bulunan APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli, şunları söyledi: “Enerji dönüşümünün hız kazanmasıyla birlikte kritik minerallerin sürdürülebilir ve ekonomik yöntemlerle üretimi stratejik bir ihtiyaç haline geldi. APY Ventures olarak yalnızca güçlü teknolojilere değil, aynı zamanda dünya ölçeğinde büyüme vizyonuna sahip girişimlere yatırım yapıyoruz. EELI Technology, geliştirdiği yenilikçi elektrokimya teknolojisiyle bu alanda küresel ölçekte önemli bir dönüşüm potansiyeli taşıyor. Şirketin sahip olduğu bilimsel altyapının, bugüne kadar aldığı kurumsal desteklerin ve ticari yol haritasının şirketi küresel pazarda önemli bir konuma taşıyacağına inanıyoruz.”

Bercan Kılıç’ın kurucu ortağı olduğu Münih merkezli microagi, 55 milyon dolar yatırım aldı

Türk girişimci Bercan Kılıç’ın kurucu ortağı ve CEO’su olduğu robotik şirketi microagi, 55 milyon dolarlık tohum yatırım turunu tamamladığını duyurdu. Hummingbird Ventures liderliğinde gerçekleşen tura Northzone, LocalGlobe, Village Global ve redalpine katıldı. Şirketin açıklamasına ve Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt ile Business Insider’ın haberlerine göre yatırım, bir Alman girişiminin bugüne kadar tamamladığı en büyük tohum yatırım turu olma özelliğini taşıyor.

microagi, yeni yatırımı dünyanın önde gelen sanayi şirketlerindeki robot kurulumlarını hızlandırmak, teknoloji altyapısını geliştirmek ve Münih, Zürih, İstanbul ve Londra’daki ekiplerini büyütmek için kullanacak. Şirket, robotik sektöründeki temel darboğazın artık robot donanımına erişim değil, robotların mevcut fabrikalara ve üretim süreçlerine güvenilir biçimde entegre edilmesi olduğu görüşünden hareket ediyor.

microagi, robotların laboratuvar ortamından çıkarılarak gerçek üretim hatlarında güvenilir ve ölçeklenebilir biçimde kullanılmasına odaklanan bir robotik dağıtım şirketidir. Şirketin Atlas platformu; deneyimli çalışanlardan görev verisi toplanması, robot kontrol politikalarının simülasyonda eğitilmesi ve eğitilen politikaların farklı robot donanımlarına aktarılması süreçlerini bir araya getirir. 2025 yılında kurulan microagi; Münih, Zürih, Londra ve İstanbul’da faaliyet göstermektedir.

Atlas, üretim hattını robotlar için eğitim ortamına dönüştürüyor

microagi’nin geliştirdiği Atlas platformu, sanayi şirketlerinin sahip olduğu üretim bilgisini robotların kullanabileceği eğitim verisine dönüştürüyor.

Üretim hattına yerleştirilen kayıt donanımı, deneyimli çalışanların görevleri nasıl yerine getirdiğine ilişkin gösterim verileri topluyor. Bu veriler, simülasyon ortamında robotların hareketlerini ve kararlarını belirleyen kontrol politikalarının eğitilmesinde kullanılıyor. Eğitilen politikalar daha sonra ilgili görev için en uygun robot donanımına aktarılıyor.

Belirli bir robot üreticisine veya yapay zekâ model sağlayıcısına bağlı olmayan Atlas, farklı donanım ve model seçeneklerinin aynı dağıtım altyapısı üzerinden kullanılabilmesini amaçlıyor. Canlı üretimde görev yapan robotlardan elde edilen veriler de yeniden eğitim sistemine aktarılıyor. Böylece her yeni fabrika kurulumu, filonun tamamının öğrenmesine katkıda bulunurken sonraki kurulumların daha hızlı gerçekleştirilmesini sağlıyor.

microagi Kurucu Ortağı ve CEO’su Bercan Kılıç, yatırım ve şirketin hedefleriyle ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Sanayi şirketleri açısından darboğaz artık robot donanımına ulaşmak değil; robotu gerçek üretim hattına hızlı, güvenilir ve ölçeklenebilir biçimde yerleştirmek. Atlas ile deneyimli çalışanların bilgisini gösterim verisine dönüştürüyor, bu veriyi simülasyonda eğitiyor ve göreve en uygun robot üzerinde devreye alıyoruz. Üretimdeki her robot da filonun tamamını besleyen yeni veriler üretiyor. Böylece girdiğimiz her fabrika, bir sonraki kurulumu daha hızlı hale getiriyor.”

Çin ve Avrupa arasındaki otomasyon farkı büyüyor

Yatırım, Avrupa sanayisinin yaşlanan iş gücü, üretimin yeniden yerelleştirilmesi ve küresel otomasyon rekabetiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşti.

Uluslararası Robotik Federasyonu’nun World Robotics 2025 raporuna göre Çin’de 2024 yılında 295 bin yeni endüstriyel robot kurulurken, Avrupa’daki kurulum sayısı 85 binde kaldı. Çin tek başına dünya genelindeki yeni robot kurulumlarının yüzde 54’ünü gerçekleştirirken, Avrupa’nın küresel kurulumlardaki payı yüzde 16 oldu. Avrupa’daki yıllık robot kurulumları aynı dönemde yüzde 8 geriledi.

microagi, bu farkın yalnızca robot sayısından kaynaklanmadığını; mevcut robotların fabrikalardaki değişken, karmaşık ve çoğu zaman tam olarak dijitalleştirilmemiş süreçlere uyarlanmasının da önemli bir engel oluşturduğunu belirtiyor. Şirket, Atlas ile veri toplama, simülasyon eğitimi, model uyarlama ve fiziksel robot kurulumunu tek bir dağıtım sürecinde birleştirerek bu sorunu çözmeyi hedefliyor.

İstanbul dahil dört şehirde işe alım

Yeni yatırım kapsamında microagi, büyük endüstriyel müşterilerle gerçekleştirdiği dağıtım projelerini genişletirken Münih, Zürih, İstanbul ve Londra’daki ekiplerine yeni çalışanlar katmayı planlıyor. Şirket ayrıca otomasyon projelerinde robot seçiminden çok kurulum, entegrasyon ve ölçeklendirme aşamalarında zorluk yaşayan sanayi kuruluşlarıyla yeni iş birlikleri geliştirmeyi amaçlıyor.

ya da Multicosmetics, Nevzat Aydın’dan yatırım aldı

Teknoloji ve girişimcilik ekosistemindeki yatırımlarıyla tanınan girişimci ve yatırımcı Nevzat Aydın, Toksikolog Eczacı Tuba Çalık tarafından kurulan Türk kozmetik markası ya da Multicosmetics‘e yatırım yaptı. Bilim temelli ürün geliştirme yaklaşımı ve tamamı kadınlardan oluşan ekibiyle faaliyet gösteren marka, yatırımla birlikte Ar-Ge çalışmalarını hızlandırmayı, uluslararası pazarda büyümesini desteklemeyi ve Temmuz ayı sonu itibarıyla Türkiye genelinde 1.000 eczanede yer almayı hedefliyor.

Küresel güzellik ve kişisel bakım sektörü, tüketici beklentilerindeki değişim ve bilim temelli ürünlere artan ilgiyle büyümesini sürdürüyor. Sektörün 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 636 milyar dolara, 2031 yılında ise 817 milyar dolara ulaşması beklenirken, Türkiye kozmetik pazarı 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 3,85 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Euromonitor verilerine göre Türkiye’de güzellik ve kişisel bakım satışları aynı dönemde yüzde 39 büyürken, cilt bakımı kategorisi 1,74 milyar dolarlık hacme erişti. Küresel clean beauty pazarının 2030 yılına kadar 20 milyar doların üzerine, bilim temelli (science-backed) cilt bakımı segmentinin ise 200 milyar doların üzerine çıkmasının beklenmesi, yatırımcıların bu alana ilgisini her geçen gün artırıyor. Tüketicilerin artık yalnızca doğal içerik değil klinik olarak etkinliği kanıtlanmış formüller, dermatolog desteği ve içerik şeffaflığı sunan ürünleri tercih etmesi de sektörde bilim temelli markaların yükselişini destekliyor.

Bu büyüme dinamiklerinin etkisiyle teknoloji ve girişimcilik ekosistemindeki yatırımlarıyla tanınan girişimci ve yatırımcı Nevzat Aydın, Toksikolog Eczacı Tuba Çalık tarafından kurulan yüzde 100 Türk kozmetik markası ya da Multicosmetics’e yatırım gerçekleştirdi. Tamamı kadın çalışanlardan oluşan ekibiyle faaliyet gösteren şirket, yatırımla birlikte bilim temelli Ar-Ge çalışmalarını hızlandırmayı, yeni nesil ürün geliştirme süreçlerini güçlendirmeyi ve uluslararası pazarlardaki büyümesini desteklemeyi hedefliyor. Temmuz ayı sonu itibarıyla Türkiye genelinde 1.000 eczanede yer almayı planlayan marka, Türkiye’de geliştirdiği bilim temelli formülasyonları uluslararası pazarlara taşıyarak küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor.

Toksikolog Eczacı Tuba Çalık tarafından kurulan ya da Multicosmetics; cilt bakımı, güneş koruyucu ürünler, hassas cilt bakımı, bebek ve çocuk bakımı ile ağız ve diş bakımı kategorilerinde faaliyet gösteriyor. İnsan biyolojisini, toksikoloji bilimini ve içerik güvenliğini ürün geliştirme süreçlerinin merkezine alan marka; kozmetik ürünlerini yalnızca bakım rutininin bir parçası olarak değil, bilimsel veriler ışığında geliştirilen güvenilir çözümler olarak konumlandırıyor. Ürün geliştirme süreçlerinde içerik güvenliği, bileşenlerin birbirleriyle uyumu ve uzun dönem kullanım güvenliği önceliklendiriliyor. Şirket, yatırımla birlikte Ar-Ge altyapısını güçlendirmeyi, yeni nesil ürün geliştirme çalışmalarını hızlandırmayı ve uluslararası büyüme stratejisini desteklemeyi hedefliyor.

Bilim temelli kozmetiğe yatırım ilgisi artıyor

Yatırım kararını değerlendirerek, girişimlere bakış açısında yalnızca finansal büyüme potansiyelinin değil, ortaya koydukları vizyonun ve sürdürülebilir değer üretme kapasitesinin de belirleyici olduğunu ifade eden Girişimci ve Yatırımcı Nevzat Aydın şunları söyledi: “Alışılmış yatırım odağımın dışına çıkan bir yatırım yaptım. Bu yatırım, alışılmış yatırım odağımın dışında gerçekleşen bir adım. Kararımda şirket kurucusu Tuba Çalık’ın vizyonuna ve markanın sektörde yaratabileceği potansiyele duyduğu güven belirleyici oldu.”

Kozmetikte formülasyon etik bir karardır

Yatırımın, kuruluşundan bu yana benimsedikleri yaklaşımın önemli bir göstergesi olduğunu belirten ya da Multicosmetics Kurucusu Toksikolog Eczacı Tuba Çalık ise şu değerlendirmede bulundu:

ya da Multicosmetics‘i kurarken hedefimiz yalnızca kozmetik ürünleri geliştirmek değildi. İnsan biyolojisini anlayan, bilimsel verilerle desteklenen ve doğayla uyumlu içerikler geliştiren bir marka oluşturmayı amaçladık. Bizim için kozmetikte en önemli unsur, tüketicinin güvenle kullanabileceği, etkinliği kadar güvenliği de bilimsel olarak değerlendirilen ürünler geliştirmek. Bugün tüketiciler yalnızca doğal içerik değil klinik olarak etkinliği kanıtlanmış formüller, dermatolog desteği ve içerik şeffaflığı sunan ürünleri tercih ediyor. Formülasyon etik bir karardır. Gerçek inovasyon biyolojiye saygı gösterendir, gerçek lüks güvenli olandır. Çünkü gerçek güç bilgiden ve vicdandan gelir. Nevzat Aydın’ın yatırımı, bu yaklaşımın ve uzun vadeli vizyonumuzun güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde bu yatırımla birlikte bilimsel ürün geliştirme kapasitemizi büyütecek, yeni ürün kategorilerine odaklanacak ve uluslararası pazarlardaki varlığımızı güçlendireceğiz.”

Gerçekleştirilen yatırımla birlikte ya da Multicosmetics, bilim temelli kozmetik yaklaşımını uluslararası pazarlara taşımayı, Ar-Ge odaklı büyümesini hızlandırmayı ve Türkiye’den doğan güçlü bir kozmetik markası olarak küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.

Kant Labs, Anka Ventures’tan 250 bin dolar yatırım aldı

Türkiye’nin mobil uygulama ekosistemine yeni bir büyüme modeli getirmeyi hedefleyen RevenueCat x Neon Apps App Growth Championship 2026, İstanbul’da düzenlenen final etkinliğiyle sona erdi. Yarışma tek bir soru etrafında şekillendi: Küçük bir ekip, bir fikri 60 gün içinde gerçek gelire dönüştürebilir mi?

200’den fazla ekibin başvurduğu yarışmada, İstanbul’da düzenlenen 48 saatlik hackathon’da 20 ekip sıfırdan abonelik tabanlı mobil uygulamalar geliştirdi. Jüri değerlendirmesinin ardından 6 finalist ekip belirlendi ve ekipler, uzman yayıncıların mentorluğunda iki aylık bir “Growth Lab” sürecine girdi. Bu süreçte ekipler ürünlerini gerçek kullanıcılarla test etti, veriye dayalı kararlarla büyüme denemeleri yaptı.

Finalde öne çıkan hikâyeler

Final gününün en dikkat çekici anı, Kant Labs ekibinin yaşadığı gelişme oldu. Yarışma boyunca geliştirdiği ürünle kendini kanıtlayan ekip, finalde Anka Ventures‘tan canlı olarak 250 bin dolarlık yatırım almaya hak kazandı. Bir hafta sonu hackathonunda başlayan fikir, finalde fonlanan bir şirkete dönüştü.

Kant Labs, yapay zekâ destekli mobil uygulamalar geliştiren, ürünlerini hızlı deneyler ve gerçek kullanıcı verileriyle sürekli iyileştiren bir teknoloji ve ürün stüdyosudur. Eğitim alanında çocukların yazım becerilerini geliştirmeyi amaçlayan Easyspell ve ses kayıtlarını yazıya, özete ve öğrenme materyallerine dönüştüren Wristdeck gibi uygulamalar geliştiren ekip; yalnızca fikir üretmeye değil, doğru zamanlamayı bulmaya, kullanıcı ihtiyaçlarını ölçmeye ve ürün–pazar uyumunu tekrarlı testlerle doğrulamaya odaklanır. Kant Labs’ın temel yaklaşımı, yapay zekânın özellikle eğitim alanındaki potansiyelini kullanılabilir, ölçülebilir ve kullanıcıların günlük hayatına değer katan ürünlere dönüştürmektir.

Yarışmanın Grand Champion’ı ise AB Ship Lab oldu. İlk geliştirdikleri uygulama beklenen ilgiyi görmeyince cesur bir kararla pivot eden ekip, yeni ürünleri SewBuddy ile yalnızca bir ayda 10.000 dolar gelire ve 300 ücretli kullanıcıya ulaştı. AB Ship Lab, ödül olarak New York’ta düzenlenecek RevenueCat App Growth Annual’a katılmaya hak kazandı.

Diğer ödüllerin sahipleri ise;

  • Anka Ventures Market Validation Ödülü: Club Bizarre ve Bronix, ürünlerini ölçeklemeye devam etmek üzere 10.000’er dolarlık ödül kazandı.
  • Public Choice (Halk Oyu) Ödülü: Salondaki katılımcıların oylarıyla Club Bizarre kazandı.
  • Social Media Engagement Ödülü: Süreç boyunca sosyal medyada yarattığı etkileşimle

“Bir hackathonda başlayan bir fikrin kısa sürede 250.000 dolar yatırım alan bir şirkete dönüşmesi, tam da bu işi neden yaptığımızın cevabı. Türkiye’de doğru sahne verildiğinde küçük bir ekibin neler başarabileceğini hep birlikte gördük. Bu bir yarışmadan çok daha fazlasıydı ve bu daha başlangıç.” Tyler Blackford · Neon Apps Kurucusu

Türk girişimcilerin ABD’de kurduğu DSALTA, 18 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

Can Özdoruk ve Doğan Akbulut tarafından kurulan ABD merkezli yapay zekâ odaklı teknoloji şirketi DSALTA, Yapay Zeka Fabrikası liderliğinde 18 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.

DSALTA, şirketlerin SOC 2, ISO 27001, GDPR, HIPAA ve AIUC-1 gibi uyumluluk süreçlerini yapay zekâ destekli ajanlarla otomatikleştirerek, geleneksel olarak aylar süren hazırlık süreçlerini günler içinde tamamlamalarını sağlıyor. DSALTA AI Agent ile SOC 2 Type I hazırlığı, altı aydan uzun süren geleneksel süreçlerin aksine 10 günün altında tamamlanabiliyor. Bu yatırımla, DSALTA’nın ürününü daha da güçlendirmesi ve özellikle ABD ile Avrupa pazarlarındaki büyümesini hızlandırması hedefleniyor.

Bugüne kadar öz kaynaklarıyla büyüyen DSALTA, yalnızca altı ayda 40’a yakın müşteriye ulaştı ve uyumluluk alanında faaliyet gösteren çeşitli sektör uzmanları tarafından lider şirketlerden biri olarak gösterildi.

Güçlü teknik ekibi, kısa sürede elde ettiği küresel müşteri kazanımları ve ölçeklenebilir ürün vizyonuyla öne çıkan DSALTA; uyumluluk otomasyonu, üçüncü taraf risk yönetimi ve müşteri güveni yönetimi süreçlerini tek bir platformda buluşturan yaklaşımıyla küresel ölçekte önemli bir büyüme potansiyeli taşıyor.

Yapay Zeka Fabrikası CEO’su Can Bakır, konuyla ilgili verdiği demeçte;

“DSALTA ekibinin başarısına ve alanındaki pazar fırsatına olan inancımız çok güçlü. Kurumsal uyumluluk ve üçüncü taraf risk yönetimi, şirketlerin büyüme ve uluslararası pazarlara açılma süreçlerinde giderek daha kritik hâle geliyor. DSALTA’nın bu süreçleri yapay zekâ destekli ajanlarla daha hızlı, erişilebilir ve ölçeklenebilir hâle getiren teknolojisinin önemli bir küresel potansiyel taşıdığına inanıyoruz. DSALTA hem YZF portföyü hem de yürüttüğümüz programlar kapsamında bölgesel ve uluslararası bağlantılarımızla şimdiden değer yaratmayı başardı. Ekibin büyüme yolculuğunda yanında olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”

DSALTA Kurucu Ortağı Can Özdoruk ise demecinde;

“Yıllardır birkaç köklü tedarikçi, uyumluluğun nasıl olması gerektiğini tanımladı: aylar süren iş yükü, beş haneli bir fatura ve sahip olmadığınız bir ekip. DSALTA’yı bu varsayımı yıkmak için kurduk. DSALTA AI Agent ile SOC 2 Type I hazırlığı altı aydan fazla değil, 10 günün altında tamamlanıyor.”

DSALTA Kurucu Ortağı Doğan Akbulut ise;

“Uyumluluk, küçük olmanın bir vergisi gibi fiyatlandırılıyor. Bunu bizzat yaşadım; önceki girişimimi kapatarak bu bedeli ödedim. DSALTA tam da bunu sona erdirmek için var: uyumluluğu herkes için kolay, hızlı ve erişilebilir hâle getiriyoruz.”

Martı, sürücüsüz paylaşımlı araç hizmetini başlatıyor

Bugün Türkiye’nin 20 şehrinde faaliyet gösteren Martı, geniş mobilite ağıyla milyonlarca kullanıcıya hizmet veriyor. Güçlü saha operasyonları ve gelişmiş teknolojik altyapısı ile Martı, otonom araç teknolojilerinin Türkiye’de hayata geçirilmesi için güçlü bir platform sunuyor.

2016 yılında Silikon Vadisi’nde kurulan Tensor, hem bireysel sahiplik hem de profesyonel filo operasyonları için sıfırdan tasarlanmış Seviye 4 otonom araç geliştiren ilk şirkettir.

Otonom araç teknolojileri alanında yaklaşık on yıllık deneyime sahip olan ve Kaliforniya’da sürücüsüz yolcu taşıyan araçlar için verilen, eyalet tarihindeki ikinci tam sürücüsüz test iznini elinde bulunduran Tensor, Ağustos 2025’te dünyanın ilk kişisel Robocar’ını tanıttı. Bireysel sahiplik için geliştirilen bu araç platformu, yerleşik araç paylaşımı özellikleri sayesinde profesyonel filo operasyonları için de tam işlevsel olarak kullanılabiliyor ve küresel otonom mobilite ağlarına sorunsuz şekilde entegre edilebiliyor.

“Yapay zeka ile çalışan sürücüsüz paylaşımlı araçları kullanıcılarımıza sunmayı hedefliyoruz”

İş birliğini değerlendiren Martı kurucusu Oğuz Alper Öktem verdiği demeçte;

“Martı olarak bugüne kadar teknoloji odaklı ulaşım çözümlerini Türkiye’de kullanıcılarla buluşturmaya öncülük ettik. Tensor ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik iş birliği sayesinde, yapay zeka ile çalışan sürücüsüz paylaşımlı araçları kullanıcılarımıza sunmayı hedefliyoruz. Yapay zeka ve otonom sürüş teknolojilerinin şehir içi ulaşımın geleceğini şekillendireceğine inanıyoruz.”

Tensor CEO’su Dr. Jay Xiao ise demecinde;

“Martı ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik iş birliği, otonom sürüş teknolojisini daha geniş kitlelere ulaştırma ve Martı platform kullanıcılarına üst düzey bir otonom mobilite deneyimi sunma misyonumuz açısından önemli bir adım. ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa’da duyurduğumuz iş birliklerinin ardından Martı ile hayata geçirdiğimiz bu ortaklık, güvenli, verimli ve ölçeklenebilir otonom mobilitenin sunduğu ayrıcalıklı deneyimi küresel ölçekte yaygınlaştırma kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyuyor. Martı ile birlikte, ulaşım teknolojilerindeki en ileri yenilikleri Türkiye genelindeki platform kullanıcılarıyla buluşturacak olmaktan büyük heyecan duyuyoruz.”

Dijital ortamda deneyerek satın alma özelliği sunan yerli girişim PulpoAR, 2.7 milyon dolar yatırım aldı

Güzellik ve perakende dünyasında dijitalleşme hızla artarken, kullanıcıların doğru ürünü seçmesi sektörel bir problem olmaya devam ediyor. Fiziksel mağazalarda alışkın olunan “deneyerek satın alma” pratiğinin dijital ortamlarda yeterince karşılık bulamaması, müşteri güvenini azaltırken markalar için de dönüşüm kaybına yol açıyor.

Bu sorunu derin görüntü işleme ve yapay zeka teknolojileriyle çözen yerli girişim PulpoAR, köprü yatırım turunda 2.7 milyon dolar yatırım aldığını duyurdu.

Söz konusu yatırım turuna; RePie Portföy, StartersHub, Nurol Portföy – İdacapital İvmelendirme GSYF, OBSS Ventures, Q Angels, LEAP Investment, Teknasyon, Decacorn Angels, Helo Angel Network, Nev Cap, Pastel Cosmetics, Alix Avien, Fintegral Holding, Sharks&Partners, Yahya Ülker ve ENA Venture Capital’in de aralarında bulunduğu güçlü bir yatırımcı grubu katıldı.

Gerçek zamanlı sanal deneyim ile iade oranları düşüyor

2020 yılında başlayan Ar-Ge çalışmaları sonucunda kendi yapay zeka algoritmalarını geliştiren girişim, güzellik markalarının fiziksel mağaza deneyimini kusursuz bir şekilde web sitelerine, mobil uygulamalara, sosyal medya platformlarına ve akıllı aynalara entegre etmesini sağlıyor.

Geliştirilen derin görüntü işleme ve yapay zeka tabanlı yüz analizi teknolojisi sayesinde kullanıcıların yüz özellikleri, cilt tonu ve alt tonu yüksek doğrulukla analiz ediliyor. Gerçek zamanlı olarak en uygun kozmetik ürünlerini öneren ve dijital ortamda deneme imkanı sunan ürünleriyle, tüketicilerin daha bilinçli kararlar almasını sağlarken şirketlerin online cirolarını artırıyor ve iade oranlarını ciddi ölçüde düşürüyor.

Bugün geldiği noktada global ve yerel pazarda Sephora, e.l.f. Cosmetics, KIKO Milano, Yves Rocher ve Migros gibi dev markalarla iş birlikleri gerçekleştiren Pulpo, aynı zamanda Microsoft’un prestijli GTM programı olan Pegasus Programı’na katılan ilk Türk girişimi olma unvanını da taşıyor.

“Hedefimiz Global Pazar Lideri Olmak”

Alınan yeni yatırım ve şirketin gelecek hedefleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Pulpo Kurucu Ortağı ve CEO’su Onur Candan, şu ifadeleri kullandı:

“Pulpo olarak amacımız, kullanıcıların kozmetik ürünler arasında doğru tercihi yapmasını kolaylaştırmak ve bu süreci daha akıllı hale getirmek. Kendi geliştirdiğimiz teknolojiler sayesinde hem kullanıcı deneyimini iyileştiriyor hem de markalar için doğrudan ticari değer yaratan bir yapı kuruyoruz. Önümüzdeki dönemde, özellikle Güneydoğu Asya, Orta Avrupa ve Körfez Bölgesi pazarlarındaki büyümemizi hızlandırarak bu alanda global pazar lideri olmayı hedefliyoruz.”

Workup AStart girişimcilik programının ikinci dönemine seçilen 6 girişim

2 buçuk ay sürecek ve Eylül ayındaki Founders Network etkinliği ile tamamlanacak Workup AStart girişimcilik programına; sigortacılık, yapay zekâ, sağlık ve KOBİ ile endüstriyel tesislere yönelik çözüm sunan girişimler katılıyor.

Workup AStart, güçlü yatırım ve iş birliği ağına erişim olanaklarıyla girişimlerin ölçeklenmelerini destekleyecek. Girişimler, alanlarında uzman mentorlar eşliğinde düzenlenecek çalıştaylarda, teknoloji trendleri, şirket yönetimi ve yatırım stratejileri konularında kendilerini geliştirme fırsatı bulacak.

Girişimlerin ihtiyaçları doğrultusunda özelleştirilmiş program

Programa kabul edilen her girişimin stratejik hedefleri ve ihtiyaç duyduğu konular üzerinden özelleştirilmiş bir program hazırlanıyor.

Girişimler program boyunca,

  • Uzman kişilerden eğitimler, teknik çalıştaylar ve birebir görüşmelerle mentorluk,
  • Anadolu Sigorta ve İş Bankası Grubu iştirakleri başta olmak üzere kurumsal paydaşlarla iş birliği,
  • Anadolu Sigorta’nın kurucusu olduğu AStart Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ve İş Bankası Grubu şirketlerinin kurucusu olduğu fonlarbaşta olmak üzere yatırım imkânlarına erişim,
  • Tecrübeli girişimcilerle deneyim paylaşımı ve ilham etkinlikleri,
  • Ücretsiz ofis imkânı ve bulut kullanımı dahil teknolojik altyapı destekleri,
  • Yurt içi ve yurt dışı fiziki ya da online etkinliklere katılım,
  • Basılı ve dijital mecralarda kendilerini tanıtma olanaklarına sahip oluyor.

Workup AStart’ın ikinci dönemine seçilen girişimler

ComplyLab: Şirketlerin içerik ve iletişimlerini rekabet hukuku gibi regülasyonlar ile Etik İlke ve Politika Dokümanları gibi şirket içi kurallara göre analiz eden yapay zekâ destekli uyumluluk platformu.

Epoch Teknoloji: Kurumların çalışma biçimini yapay zekâ ile yeniden tasarlayan; bilgiyi anlayan, karar önerileri üreten ve iş süreçlerini sonuçlandıran yapay zekâ iş gücü geliştiren global bir teknoloji ve inovasyon şirketi.

Fizix: Büyük endüstrilerden akıllı binalara kadar uçtan uca kestirimci bakımı Nesnelerin İnterneti, yapay zekâ ve dijital ikizle yeniden tanımlayan ileri aşama teknoloji girişimi.

For Physician: Doktorlara tıbbi literatür referanslı yapay zekâ tabanlı yanıtları sunan ve bu yanıtları gerçek uzman hekim ağıyla doğrulanabilir hale getiren; yapay zeka klinik yanıt, epikriz/skor araçları ve uzman hekim desteğiyle günlük klinik akışta hız ve güven sunan girişim.

ICSFusion: Endüstriyel tesisler ve kritik altyapılar için geliştirilmiş bir siber güvenlik ve Fiziksel Siber Sistemler risk platformu.

İklim INC: Gerçek zamanlı şiddetli hava istihbaratıyla iklim adaptasyonunu güçlendiren, hasar oluşmadan önce harekete geçmeyi sağlayan girişim.