Ana Sayfa Blog Sayfa 2

Workup AStart girişimcilik programının ikinci dönemine seçilen 6 girişim

2 buçuk ay sürecek ve Eylül ayındaki Founders Network etkinliği ile tamamlanacak Workup AStart girişimcilik programına; sigortacılık, yapay zekâ, sağlık ve KOBİ ile endüstriyel tesislere yönelik çözüm sunan girişimler katılıyor.

Workup AStart, güçlü yatırım ve iş birliği ağına erişim olanaklarıyla girişimlerin ölçeklenmelerini destekleyecek. Girişimler, alanlarında uzman mentorlar eşliğinde düzenlenecek çalıştaylarda, teknoloji trendleri, şirket yönetimi ve yatırım stratejileri konularında kendilerini geliştirme fırsatı bulacak.

Girişimlerin ihtiyaçları doğrultusunda özelleştirilmiş program

Programa kabul edilen her girişimin stratejik hedefleri ve ihtiyaç duyduğu konular üzerinden özelleştirilmiş bir program hazırlanıyor.

Girişimler program boyunca,

  • Uzman kişilerden eğitimler, teknik çalıştaylar ve birebir görüşmelerle mentorluk,
  • Anadolu Sigorta ve İş Bankası Grubu iştirakleri başta olmak üzere kurumsal paydaşlarla iş birliği,
  • Anadolu Sigorta’nın kurucusu olduğu AStart Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ve İş Bankası Grubu şirketlerinin kurucusu olduğu fonlarbaşta olmak üzere yatırım imkânlarına erişim,
  • Tecrübeli girişimcilerle deneyim paylaşımı ve ilham etkinlikleri,
  • Ücretsiz ofis imkânı ve bulut kullanımı dahil teknolojik altyapı destekleri,
  • Yurt içi ve yurt dışı fiziki ya da online etkinliklere katılım,
  • Basılı ve dijital mecralarda kendilerini tanıtma olanaklarına sahip oluyor.

Workup AStart’ın ikinci dönemine seçilen girişimler

ComplyLab: Şirketlerin içerik ve iletişimlerini rekabet hukuku gibi regülasyonlar ile Etik İlke ve Politika Dokümanları gibi şirket içi kurallara göre analiz eden yapay zekâ destekli uyumluluk platformu.

Epoch Teknoloji: Kurumların çalışma biçimini yapay zekâ ile yeniden tasarlayan; bilgiyi anlayan, karar önerileri üreten ve iş süreçlerini sonuçlandıran yapay zekâ iş gücü geliştiren global bir teknoloji ve inovasyon şirketi.

Fizix: Büyük endüstrilerden akıllı binalara kadar uçtan uca kestirimci bakımı Nesnelerin İnterneti, yapay zekâ ve dijital ikizle yeniden tanımlayan ileri aşama teknoloji girişimi.

For Physician: Doktorlara tıbbi literatür referanslı yapay zekâ tabanlı yanıtları sunan ve bu yanıtları gerçek uzman hekim ağıyla doğrulanabilir hale getiren; yapay zeka klinik yanıt, epikriz/skor araçları ve uzman hekim desteğiyle günlük klinik akışta hız ve güven sunan girişim.

ICSFusion: Endüstriyel tesisler ve kritik altyapılar için geliştirilmiş bir siber güvenlik ve Fiziksel Siber Sistemler risk platformu.

İklim INC: Gerçek zamanlı şiddetli hava istihbaratıyla iklim adaptasyonunu güçlendiren, hasar oluşmadan önce harekete geçmeyi sağlayan girişim.

Garanti BBVA Partners Tech Programı’nın 10. dönemine seçilen girişimler

Garanti BBVA’nın teknoloji odaklı girişimleri desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Garanti BBVA Partners Tech Programı’nın 10. dönemi başladı. Başvuru ve jüri değerlendirme süreçlerinin tamamlanmasının ardından programa kabul edilen girişimler belli oldu.

Programın bu dönem için jüri kadrosunda Ali Karabey (212 Kurucu Ortağı), Prof. Dr. Attila Dikbaş (İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü), Dr. Çağla Gül Şenkardeş (İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi), İsa İnci (Nextven Kurucu Ortağı), Kerem Bozokluoğlu (Logo Ventures Venture Capital Investor), Mustafa Şen (GT Ödeme Sistemleri Genel Müdürü), Özerk Şener (Jupiter Kurucu Ortağı ve CEO), Sibel Kaya (Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı) ve Uğur Kaplan (GT AI Factory Genel Müdürü) yer aldı.

Bugüne kadar 65 teknoloji girişimi programa dahil oldu

Jürilerin kapsamlı değerlendirme sürecinin ardından programa kabul edilen girişimler, 6 ay boyunca Garanti BBVA Partners Tech Girişim Hızlandırma Programı’nın bir parçası olarak kapsamlı desteklerden yararlanma fırsatı elde edecekler. Program ile girişimcilere ofis alanı, ihtiyaca özel mentorluk, Garanti BBVA ve iştirakleriyle iş birliği olanakları, reklam ve PR destekleri, eğitim ve seminerler ile avantajlı bankacılık ürün ve hizmetleri sunulacak.

Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, programa ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Girişimcilerin ihtiyacı yalnızca finansmanla sınırlı değil. Bazen bilgiye, bazen doğru bağlantılara, bazen görünürlüğe, bazen de cesaretlendirmeye ihtiyaç duyuyorlar. Partners Tech Programımızda standart bir hızlandırma modeli sunmuyor, her girişimin ihtiyacının farklı olduğunun farkındalığıyla daha seçici, daha odaklı ve terzi işi bir yaklaşımla ilerliyoruz. Mentorluk, eğitim, iş birliği fırsatları ve güçlü ekosistem ağımızın yanı sıra Garanti BBVA’nın kurumsal bilgi birikimini de girişimcilerle buluşturuyoruz. Bu yıl programa seçilen girişimlerin üretken yapay zekâdan siber güvenliğe, blokzincir teknolojilerinden yeni nesil müşteri deneyimine uzanan alanlarda geliştirdiği çözümler, Türkiye’deki teknoloji girişimciliğinin ulaştığı seviyeyi göstermesi açısından da son derece kıymetli. Türkiye’den çıkan teknoloji girişimlerinin global ölçekte güçlü başarı hikâyelerine dönüşeceğine inanıyor, bu yolculukta onların yanında olmaktan mutluluk duyuyoruz.”

Garanti BBVA, 2015 yılından bu yana yürüttüğü Garanti BBVA Partners Girişim Hızlandırma Programı ile teknoloji tabanlı girişimcilerin büyüme yolculuklarına destek oluyor. Program kapsamında bugüne kadar 65 teknoloji girişimi desteklendi.

Seçilen girişimler:

Eriklabs: Kurumların yazılım geliştirme süreçlerinde test operasyonlarını yapay zekâ ile uçtan uca otomatikleştiren çözümler geliştiriyor. LLM destekli test otomasyonu, performans testleri, cihaz testleri ve kalite güvence (QA) danışmanlığı hizmetleri sunarak yazılım ekiplerinin geliştirme hızını artırmayı ve test süreçlerini daha verimli hale getirmeyi hedefliyor.

Text2Test: Yazılım bilgisi olmayan kullanıcıların dahi doğal dilde komut vererek yazılım testi yapabilmesini sağlayan yapay zekâ tabanlı bir platform geliştiriyor. Şirket, test süreçlerini yapay zekâ desteğiyle kolaylaştırarak yazılım geliştirme ekiplerinin verimliliğini artırmayı ve ürünlerin daha hızlı hayata geçirilmesini amaçlıyor.

Rudiq: Gayrimenkul ve enerji gibi gerçek dünya varlıklarını blokzincir teknolojisiyle dijital tokenlara dönüştürerek yönetim, saklama ve alım-satım süreçlerini dijitalleştiriyor. Girişim, parçalı sahiplik modeli sayesinde yüksek maliyetli ve likiditesi düşük varlıkların daha geniş yatırımcı kitlelerine erişmesini sağlayarak alternatif yatırım modelleri sunuyor.

Freya: Kurumsal şirketlere yönelik LLM destekli, doğal diyalog kurabilen yapay zekâ sesli asistanları geliştiriyor. Geleneksel IVR sistemlerinin yerine geçen bu çözüm, insan benzeri iletişim kurabilen ve akıl yürütebilen yapısıyla müşteri deneyimini iyileştirirken operasyonel verimliliği de artırmayı hedefliyor.

Fraud.com: Bankalar ve finansal kuruluşlara yönelik kimlik doğrulama, biyometrik doğrulama, işlem izleme ve dolandırıcılık orkestrasyonu çözümleri sunuyor. Dijital müşteri yolculuğunda güvenliği artırmayı amaçlayan platform, dolandırıcılık risklerini azaltırken müşteri deneyiminin kesintisiz şekilde sürdürülmesine katkı sağlıyor.

Görsel oluşturma modeli Muse Image, Meta AI üzerinde kullanıma sunuldu

Meta, şirketin ilk görsel oluşturma modeli Muse Image’i Meta AI üzerinde kullanıma sunduğunu açıkladı. Açıklamaya göre, Meta Superintelligence Labs tarafından üretilen Muse Image, kullanıcıların dünyasını tanıyan yaratıcı bir partner gibi hareket ederek fikirleri akış, hikaye veya sohbetlerde doğrudan paylaşılabilecek yüksek kaliteli görsellere dönüştürmeyi kolaylaştırıyor.

Meta, modelin aynı zamanda, Instagram Stories için 30 yeni görsel efekt ve WhatsApp’teki Meta AI sohbeti üzerinden doğrudan görsel oluşturma gibi özellikleri de beraberinde getireceğini açıkladı. Şirket, bu özelliklerin şimdilik sınırlı ülkelerde kullanıma sunulduğunu ve yakında daha fazla ülkede kullanıma sunulacağını belirtti.

Muse Image’in öne çıkan özellikleri

Basit komutlar, yüksek kaliteli çıktılar: Gerek sıfırdan görsel oluştururken, gerek mevcut bir fotoğrafı düzenlerken, Muse Image sayesinde Meta AI’a istediklerinizi konuşma dilinde tanımlayabilirsiniz. Muse Image, bir metni görsellerinizin içine temiz bir şekilde yerleştirebilir; böylece detaylı infografikler veya metinli görseller oluşturabilirsiniz.

Şablonlar ile kolay başlangıç: Meta AI’da artık ilham almak için hazır şablonlar yer alıyor. Tek bir dokunuşla eski bir aile fotoğrafını restore edebilir, kendinizi yeni saç modelleriyle görebilir veya bir animasyon karakteri gibi görselleştirebilirsiniz. Ayrıca, kendi oluşturduğunuz şablonları, denemeleri için arkadaşlarınızla Meta platformları üzerinden paylaşabilirsiniz.

Dekorasyon ve alışveriş: Odanızın bir fotoğrafını çekebilir ve Meta AI’dan internetteki veya Facebook Marketplace’teki gerçek ürünlerle yeniden tasarlamasını isteyebilirsiniz.

Akıllı yaratıcı partner: Muse Image, görsel üretirken Muse Spark ile birlikte çalışarak arka planda görüntünün düzenini planlar, internetteki içerikleri gerçek zamanlı inceler ve birden fazla görsel referansı aynı anda akıllıca harmanlar.

Instagram entegrasyonu: Meta AI uygulamasında bir Instagram profilini etiketleyerek herkese açık paylaşımları görsellerinize entegre edebilirsiniz. İçeriklerinizin Meta AI ile görsel üretiminde nasıl kullanılabileceğine dair tercihlerinizi ayarlar üzerinden yönetebilirsiniz.

Fotoğraf üzerinden doğrudan düzenleme: Bir değişiklik yapmak için, oluşturduğunuz görselin üzerindeki işaretleme simgesine dokunarak fotoğrafın üzerine daire çizebilir, karalayabilir veya düzenlemeler için notlar ekleyebilirsiniz. Meta AI, konuşmanızın tüm bağlamını hatırladığından stilleri değiştirerek, öğeler ekleyerek veya detayları ince ayarlarla düzenleyerek, her şeye sıfırdan başlamak zorunda kalmadan düzenlemeye devam etmenizi sağlar.

Gelecek yenilikler

Meta, yakında Muse Image’i daha fazla ülkede kullanıma sunacağını ve bu modeli insanların Meta AI’ı kullandığı Facebook ve Messenger gibi platformların yanı sıra, Instagram ve WhatsApp’taki ek alanlara da getireceğini duyurdu. Şirket, önümüzdeki haftalarda, reklamverenler ve ajanslar Advantage+ reklam öğeleri aracılığıyla Muse Image’den yararlanabileceğini açıkladı.

Meta, Muse Image ile Meta AI’ın günlük kullanımda ücretsiz olduğunu vurgularken, daha da fazla içerik oluşturmak isteyenler için bu hizmetin, Meta’nın abonelik planlarının bir parçası olarak sunulduğunu belirtti.

Şirket, yalnızca görsel oluşturma ile sınırlı kalmayarak, halihazırda geliştirme aşamasında olan Muse Video ile kullanıcıların fikirlerini hayata geçirmesi için yepyeni yollar oluşturduklarına ve kişisel süper zekaya bir adım daha yaklaşıldığına dikkat çekti.

Borusan Ventures, sıvı analizi yapan Omen AI’ın 41.5 milyon dolarlık yatırım turuna katıldı

Borusan Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures, yapay zekâ destekli, gerçek zamanlı sıvı analizi çözümleri geliştiren Omen AI‘a yatırım yaptı. Nava Ventures liderliğinde gerçekleşen Series A turuna ve CRV liderliğindeki tohum turuna Borusan Ventures’ın yanı sıra LMNT Ventures, eski Meta COO’su Sheryl Sandberg ve birçok yatırımcı katıldı.

Geleneksel laboratuvar testleri yerini gerçek zamanlı izlemeye bırakıyor

Omen AI, iki temel kullanım alanına odaklanıyor. Bunlardan ilki, yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla hızla büyüyen sıvı soğutmalı veri merkezleri. İkincisi ise ağır iş makineleri ve endüstriyel ekipmanlar. Her iki alanda da sıvı sağlığının gerçek zamanlı izlenmesi, plansız duruşları azaltırken ekipman ömrünü uzatıyor ve bakım maliyetlerini düşürüyor.

Günümüzde endüstriyel sıvıların periyodik alınan numunelerle takip edilmesi ve laboratuvar sonuçlarının günler, hatta bazen haftalar sonra ekiplere ulaşması, ekipmanın gerçek durumu ile mevcut veriler arasında ciddi bir zaman farkı yaratıyor. Bu gecikme sebebiyle erken tespit edilebilecek aşınma ya da kirlenme belirtileri geri dönülemez arızalara dönüşerek kesinti sürelerini ve bakım maliyetlerini katlanarak artırıyor.
Omen AI’ın ürünü ise bu boşluğu iki tamamlayıcı formatla kapatıyor. Birincisi, makinenin mevcut sıvı sistemine tek seferlik ve müdahalesiz şekilde entegre edilen bir sensör. Bu sensör yağ, soğutma sıvısı veya su/glikol döngülerini kesintisiz olarak izliyor. İkincisi ise sahada anlık analiz imkânı sunan, taşınabilir bir test cihazı. Bu sayede ekipler, haftalar sürebilen laboratuvar sürecini beklemeden makinenin durumu hakkında yerinde teşhis koyabiliyor.

Statik ve tek seferlik bir ölçüm yerine zaman içindeki değişimi sürekli takip eden bu yaklaşım, aşınma, kirlenme ve korozyon gibi erken uyarı sinyallerini yakalayarak durumun çok daha maliyetli bir arızaya dönüşmesini önleyecek küçük bir bakım müdahalesini mümkün kılıyor.

Defne Kocabıyık Narter: “Omen AI, iş makineleri ve veri merkezi altyapısında kritik bir katmanı güçlendiriyor”

Borusan Ventures Kurucusu ve Başkanı Defne Kocabıyık Narter, yatırımla ilgili demecinde:

“Omen AI’ın teknolojisi, iş makinelerinde bakım anlayışını periyodik kontrollerden sürekli ve veri odaklı izlemeye taşıyor. Özellikle Borusan Cat gibi geniş makine filolarının yönetildiği operasyonlarda, yağ ve hidrolik gibi sıvılardaki değişimleri gerçek zamanlı takip ederek olası arızaların önceden tespit edilmesine ve plansız duruşların azaltılmasına katkı sağlayabilecek önemli bir teknoloji olarak görüyoruz. Bunun yanında hızla büyüyen sıvı soğutmalı veri merkezleri de şirket için güçlü bir büyüme alanı oluşturuyor.”

Omen AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Zach Laberge ise demecinde;

“Sanayi ekipmanları ve veri merkezleri, yıllardır aynı yavaş sıvı test sürecine bağımlı kaldı. Biz bu süreci gerçek zamanlı, sürekli bir izleme katmanına dönüştürüyoruz; böylece operasyon ekipleri arızalar gerçekleşmeden önce harekete geçebiliyor.”

Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures, ABD ve Avrupa’da enerji, mobilite, lojistik, tedarik zinciri ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlardaki erken aşama girişimlere yatırım yapıyor. Borusan Ventures, Borusan Grubu’nun 82 yıllık endüstriyel deneyiminden yararlanarak global başarı ve uzun vadeli etki hedeflediği girişimlere stratejik destek sağlıyor, yeni pazarlara erişim imkânı sunarak büyüme fırsatları yaratıyor.

Türkiye Kalkınma Fonu ve OİB ile mobilite ekosistemine odaklanan yeni fon OİBventure’ı konuştuk

Türkiye otomotiv ve mobilite ekosistemi için önemli bir adım atıldı: OİBventure mobilite inovasyon fonu tanıtıldı. Bu özel röportajda; OİBventure’ın mobilite girişimleri için ne ifade ettiğini, fonun yatırım stratejisini, hangi alanlara odaklanacağını ve Türkiye’nin otomotivde teknoloji odaklı dönüşümüne nasıl katkı sunacağını konuştuk.

10 milyon dolarlık ilk kapanışla yola çıkan ve 25 milyon dolarlık büyüklüğe ulaşması hedeflenen OİBventure; akıllı araçlar, elektrikli araç ekosistemi, yapay zeka destekli yazılımlar, robotik teknolojiler, otonom sürüş sistemleri, bağlantılı araç teknolojileri, batarya çözümleri, siber güvenlik ve dijital/yeşil dönüşüm alanlarında çalışan girişimlere yatırım yapmayı hedefliyor.

Bu fon yalnızca girişimlere sermaye sağlamayı değil; Türkiye otomotiv sanayisinin teknoloji dönüşümünü hızlandırmayı, girişimcilik ekosistemini sektörle buluşturmayı ve küresel ölçekte büyüyebilecek yeni mobilite şirketlerinin önünü açmayı amaçlıyor.

Videoda öne çıkan başlıklar:

  • OİBventure neden kuruldu?
  • Mobilite girişimleri için nasıl bir fırsat sunuyor?
  • Fon hangi alanlara yatırım yapacak?
  • 10 milyon dolarlık ilk kapanış ve 25 milyon dolarlık hedef ne anlama geliyor?
  • Türkiye otomotiv sektörü girişimlerle nasıl dönüşecek?
  • Geleceğin mobilite teknolojilerinde Türkiye’nin rolü ne olacak?

Bu içerik destek amaçlı üretilmiştir.

Eren Bali’nin kurucuları arasında yer aldığı Monogram, 40 milyon dolar yatırım aldı

Eren Bali, Edouard Tabet ve Murat Akbal tarafından kurulan Monogram, iOS için geliştirdiği yeni genel amaçlı yapay zekâ uygulamasını ve 40 milyon dolarlık tohum yatırım turunu duyurdu. Monogram’ın resmi duyurusuna göre yatırım turu DST Global ve Lux Capital liderliğinde gerçekleşti.

Yatırım turuna DST Global ve Lux Capital’in yanı sıra Conviction, SOMA Capital, Gradient Ventures, e2vc ve Maxitech katıldı. Turda ayrıca Arthur Mensch, Logan Green, Karim Atiyeh, Garry Tan, Pete Flint, Mario Schlosser, Othman Laraki, Lenny Rachitsky, Charlie Songhurst ve birçok melek yatırımcı da yer aldı.

Monogram, yapay zekâ ile etkileşimi geleneksel chatbot deneyiminin ötesine taşımayı hedefliyor. Şirket, yapay zekânın yalnızca metin tabanlı yanıtlar vermek yerine, kullanıcıların sorularına saniyeler içinde oluşturulan görsel, etkileşimli ve sezgisel arayüzlerle yanıt verebileceği bir deneyim tasarlıyor. Monogram’ın blog duyurusunda şirket, “AI’ın chat’ten daha iyi bir arayüzü hak ettiğini” belirterek, kullanıcıların uzun metin duvarları yerine anında oluşturulan etkileşimli yanıtlarla karşılaşmasını amaçladığını ifade ediyor.

Monogram, günlük kullanım senaryoları için tasarlandı. Uygulama; izlenecek film veya dizi bulma, tarif arama, seyahat planlama ve kullanıcının aklındaki farklı sorulara daha görsel ve kullanışlı yanıtlar üretme gibi ihtiyaçlara odaklanıyor. App Store kaydında da Monogram’ın bir chatbot olmadığı, bunun yerine kullanıcının sorularına görsel ve etkileşimli yanıtlar verdiği belirtiliyor.

“Yapay zekâ modelleri her geçen gün daha güçlü hale geliyor; ancak bu modellerle etkileşim kurduğumuz arayüz hâlâ çoğu zaman bir sohbet kutusundan ibaret. Monogram’da amacımız, yapay zekâyı insanların günlük ihtiyaçlarına daha doğal, daha görsel ve daha sezgisel şekilde cevap veren bir deneyime dönüştürmek. Komut satırından grafik arayüzlere geçiş kişisel bilgisayarları nasıl herkes için erişilebilir hale getirdiyse, yapay zekânın da daha iyi bir arayüzle çok daha geniş kitlelere fayda sağlayacağına inanıyoruz.” Eren Bali, CEO, Monogram

Monogram’ın çıkış noktası, yapay zekâ uygulamalarında rekabetin yalnızca model katmanında değil, kullanıcıların yapay zekâ ile temas ettiği arayüz katmanında da şekilleneceği fikrine dayanıyor. Şirket, komut satırından grafik arayüzlere geçişin kişisel bilgisayar deneyimini dönüştürmesine benzer şekilde, yapay zekânın daha kolay kullanılabilir hale gelmesinin bu teknolojinin daha fazla insana fayda sağlamasını mümkün kılacağını savunuyor.

Monogram’ın iPhone uygulaması App Store’da “AI designed for humans” konumlandırmasıyla listeleniyor ve şu anda ücretsiz olarak sunuluyor. App Store kaydına göre uygulama Monogram AI, Inc. tarafından geliştirildi ve iPhone için yayınlandı.

Yerli enerji teknolojileri girişimi Apollo, ÜNLÜ Ventures’tan yatırım aldı

30. yılını kutlayan, Türkiye’nin yatırım hizmetleri ve varlık yönetimi grubu ÜNLÜ & Co, “Girişimciliğe Değer Katan 30 Yıl” anlayışı doğrultusunda, girişimcilik ekosistemine sağladığı katkıyı teknoloji odaklı yatırımlarıyla sürdürmeye devam ediyor. ÜNLÜ Ventures, ÜNLÜ AR-GE Girişim Sermayesi Yatırım Fonu aracılığıyla, enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren Apollo‘ya yatırım yaparak portföyündeki 13. yatırımını gerçekleştirdi.

Kurumsal enerji, maliyet ve karbon yönetimini tek platform üzerinden sunan Apollo, şirketlerin enerji tüketimini daha verimli yönetmelerine, maliyetlerini optimize etmelerine ve karbon ayak izlerini ölçülebilir şekilde azaltmalarına destek oluyor. Türkiye’nin ulusal OSOS altyapısı üzerinden herhangi bir donanım veya kurulum gerektirmeden anlık enerji verisine erişim sağlayan platform; FinWise, OptiWise ve EcoWise modülleriyle şirketlere enerji yönetimi, verimlilik ve sürdürülebilirlik alanlarında bütüncül bir çözüm sunuyor.

Apollo, Türkiye’nin toplam enerji tüketiminin yüzde 8’inin yönetiminde rol alıyor

Bugün 50’yi aşkın farklı sektörden 500’ün üzerinde kurumsal müşteriye hizmet veren Apollo, Türkiye’nin toplam enerji tüketiminin yüzde 8’inin yönetiminde rol alıyor. G2 “Energy Management Software” kategorisinde birinci sırada yer alan Apollo, bugüne kadar müşteri portföyünde 135 milyon doların üzerinde mali tasarruf sağlarken, 10 milyon eşdeğer ağaca karşılık gelen 220 bin ton karbon emisyonunun azaltılmasına katkıda bulundu.

“Apollo’nun enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanında önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığına inanıyoruz”

ÜNLÜ Ventures Yönetici Direktörü Emre Dilber; “ÜNLÜ & Co olarak yenilikçi teknolojiler geliştiren, ölçeklenebilir iş modellerine sahip ve küresel büyüme potansiyeli taşıyan girişimleri desteklemeyi stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik, şirketlerin rekabet gücünü ve operasyonel performansını doğrudan etkileyen kritik başlıklar arasında yer alıyor. Apollo, Energy Intelligence platformu ile enerji yönetimini daha erişilebilir, veri odaklı ve ölçülebilir hale getirirken; şirketlerin maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik hedeflerine aynı anda katkı sağlıyor. Güçlü ekibi, ölçeklenebilir iş modeli ve ulaştığı pazar büyüklüğüyle Apollo’nun enerji teknolojileri alanında önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığına inanıyoruz. ÜNLÜ & Co olarak bu yolculuğun bir parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz.”

Ford Otosan’dan mobilite ekosistemine odaklanan yeni fon: Future of Mobility Fund

Future of Mobility Fund liderleriyle ürettiğimiz bu içerikte, Ford Otosan’ın mobilite alanındaki vizyonunu, Future of Mobility Fund’ın hangi ihtiyaçtan doğduğunu ve girişimcilik ekosistemi için nasıl fırsatlar yaratacağını konuşuyoruz.

Elektrikli araçlar, bağlantılı mobilite çözümleri, akıllı ulaşım teknolojileri, lojistik, sürdürülebilirlik ve yeni nesil iş modelleri; mobilitenin geleceğini şekillendiren en önemli başlıklar arasında yer alıyor. Future of Mobility Fund ise bu dönüşümün parçası olan yenilikçi girişimleri desteklemeyi hedefliyor.

Ford Otosan ve Maxis iş birliğiyle hayata geçirilen fon; stratejik yatırımlar, güçlü iş birlikleri ve teknoloji odaklı çözümlerle mobilite ekosistemine katkı sunmayı amaçlıyor.

Lonca Girişimcilik Merkezi’nin London Tech Week’e götürdüğü 5 girişim

Kuveyt Türk bünyesindeki Lonca Girişimcilik Merkezi, girişimlerin global pazarlara açılmasını destekleyen Lonca Global Programı kapsamında önemli bir adım daha attı. Program çerçevesinde yapılan açık çağrı sonrası seçilen 5 girişim, Londra’da düzenlenen London Tech Week’te global yatırımcılar, teknoloji şirketleri ve iş ortaklarıyla bir araya gelerek uluslararası iş birlikleri geliştirme fırsatı yakaladı. Dünyanın en prestijli teknoloji etkinliklerinden biri olan London Tech Week’te Lonca Girişimcilik Merkezi tarafından yapılan değerlendirmeyi kazanan Odito, Visiomex, Marqby, Compuvi ve Vendorside ülkemizi temsil etti.

London Tech Week’te girişimlerin katılımıyla hazırlanan sahnede Kuveyt Türk Dijital Bankacılık Grup Müdürü Emre Memiş, Lonca Global programının stratejik hedeflerini ve ekosisteme yönelik gelecek vizyonunu katılımcılarla paylaştı. Sonrasında ise 5 girişim sırayla sahne alarak global katılımcılara sunumlarını ve konuşmalarını gerçekleştirdi. Etkinlik boyunca üniversiteler ve ekosistemdeki diğer girişimcilik merkezleriyle yoğun network çalışmaları yürütüldü. Etkinlik alanında ürün ve hizmetlerini sergileyen girişimler uluslararası ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Ayrıca Lonca’nın kendi kurumsal standında da hafta boyunca önemli küresel ekosistem partnerleriyle stratejik iş birliği görüşmeleri yapıldı.

“Girişimlerimizi global sahneye taşıdık”

Kuveyt Türk Dijital Bankacılık ve Ödeme Sistemlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Okan Acar, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Kuveyt Türk bünyesindeki Lonca Girişimcilik Merkezimiz ile girişimlerin yalnızca büyümesini ve ölçeklenmesini değil, aynı zamanda global ölçekte değer üreten yapılar haline gelmesini hedefledik. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz Lonca Global Programı ile girişimlerimizi dünyanın en önemli teknoloji etkinliklerinden birine taşıdık. London Tech Week, bu anlamda girişimlerimiz için son derece önemli bir fırsat sundu. Seçilen girişimlerimizin burada kurdukları bağlantılar, elde ettikleri deneyim ve görünürlük, onların global büyüme yolculuğuna önemli katkı sağlayacak. Biz bu tür fırsatları girişimcilerimizin uluslararası pazarlarda başarı elde etmesi kadar ülkemizin teknoloji üretme kapasitesi ve ihracatının güçlenmesine katkı sağlayan stratejik bir dönüşüm olarak görüyoruz. Hedefimiz; Türkiye’de geliştirilen yenilikçi teknolojilerin dünya pazarlarında karşılık bulmasına, küresel ölçekte değer üretmesine ve ülkemizin yüksek katma değerli teknoloji ihracatına daha fazla katkı sunmasına destek olmak. Önümüzdeki dönemde de girişimcilerimizin uluslararası pazarlarda daha güçlü yer alması için desteklerimizi artırarak sürdüreceğiz.”

Girişimlere uçtan uca global destek

Lonca Global Programı kapsamında seçilen girişimlere, etkinlik öncesinde küresel pazara hazırlık, hızlandırma ve sunum pratiklerini kapsayan yoğun bir hazırlık desteği sunuldu. Etkinlik süresince de girişimcilere ücretsiz stant imkânı sağlandı. Bunun yanı sıra, ulaşım ve konaklama giderleri için hibe desteği sunularak girişimlerin global sahnede yer alması kolaylaştırıldı. Bu destek modeliyle Lonca, girişimlerin yalnızca yerel pazarda büyümesini değil, uluslararası ekosistemde aktif rol almasını ve sürdürülebilir bir şekilde ölçeklenmesini de hedefledi.

Lonca’dan globale uzanan büyüme yolculuğu

2017 yılından bu yana teknoloji odaklı girişimlerin büyüme yolculuğuna destek veren Lonca Girişimcilik Merkezi, bugüne kadar farklı sektörlerden çok sayıda girişimin gelişimine katkı sağladı. Lonca, sunduğu hibe desteği, mentorluk, teknik altyapı ve iş birliği fırsatlarının yanı sıra, yeni dönemde global açılım odaklı programlarıyla girişimlerin uluslararası sahnede yer almasını desteklemeye devam ediyor. London Tech Week katılımı da bu vizyonun önemli bir parçası olarak konumlanırken Lonca Girişimcilik Merkezi, girişimlerini global ekosistemin aktif bir oyuncusu haline getirmeyi hedefliyor.

Mobilite, lojistik ve finansal teknoloji girişimi Vignetim, İTÜ ARI Teknokent GSYF’den yatırım aldı

Avrupa’da dijital otoyol vinyetleri, geçiş ücretleri, HGS ve seyahat hizmetlerini tek platform altında sunan İTÜ Çekirdek girişimi Vignetim, Maxis birlikteliğiyle kurulan İTÜ ARI Teknokent GSYF gerçekleştirdiği yatırımla büyüme yolculuğunda yeni bir döneme adım attı.

Bu yatırım, şirketin Avrupa pazarındaki genişleme planlarını hızlandırmasına, Türkiye ve Avrupa arasındaki kara yolu mobilitesine yönelik çözümlerini ölçeklendirmesine ve seyahat deneyimini uçtan uca dijitalleştiren “travel mobility super-app” vizyonunu güçlendirmesine katkı sağlayacak.

2024 yılında kurulan Vignetim, sürücülerin Avrupa başta olmak üzere farklı ülkelerde ihtiyaç duyduğu dijital otoyol vinyetleri, geçiş ücretleri, HGS ve seyahat bağlantılı hizmetleri tek platform üzerinden satın almasını sağlıyor. Şirket, dijital vinyet satışının yanı sıra e-SIM ve seyahat odaklı tamamlayıcı servisleri de entegre ederek sınır ötesi seyahat deneyimini uçtan uca dijital hale getiriyor.

Vignetim, özellikle Türkiye’ye giriş-çıkış yapan yabancı plakalı bireysel araçlar ve uluslararası filolar için HGS süreçlerini dijitalleştirmeye yönelik çözümler geliştiriyor. Bu kapsamda şirket, Türkiye ile Avrupa arasında seyahat eden kullanıcıların ve filo operasyonlarının ihtiyaç duyduğu otoyol geçiş, ödeme ve seyahat hizmetlerini daha erişilebilir, yönetilebilir ve merkezi bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor.

Bugün itibarıyla 500 binden fazla kullanıcıya ulaşan ve aktif gelir üreten Vignetim, bireysel kullanıcıların yanı sıra kurumsal müşterilere ve iş ortaklarına yönelik çözümler de sunuyor. Şirketin geliştirdiği B2C, B2B ve API tabanlı iş modeli, farklı sektörlerdeki seyahat ve mobilite platformlarının da Vignetim altyapısını kullanabilmesine olanak tanıyor.

Avrupa’da büyüyen mobilite ekonomisine teknoloji çözümü

Avrupa genelinde milyonlarca sürücü, farklı ülkelerin otoyol kullanım sistemleri, geçiş ücretleri, HGS ve seyahat gereksinimleri nedeniyle parçalı ve karmaşık bir kullanıcı deneyimiyle karşılaşıyor. Vignetim, bu süreci tek platform altında birleştirerek kullanıcıların ihtiyaç duyduğu dijital seyahat ve geçiş ürünlerine hızlı, güvenli ve merkezi erişim sunuyor. Şirket, mobilite teknolojileri alanında geliştirdiği altyapıyla yalnızca bir dijital vinyet satış platformu değil, aynı zamanda uluslararası seyahat deneyimini kolaylaştıran yeni nesil bir mobilite ekosistemi oluşturmayı amaçlıyor. HGS dahil olmak üzere farklı ülkelerdeki geçiş ve yol kullanım sistemlerini dijital kanallar üzerinden erişilebilir hale getiren Vignetim, bireysel sürücüler ve filolar için tek noktadan yönetilebilen bir seyahat altyapısı sunmayı hedefliyor.

İTÜ ARI Teknokent GSYF desteğiyle yeni dönem

Maxis birlikteliğiyle kurulan İTÜ ARI Teknokent Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) tarafından gerçekleştirilen yatırım ile Vignetim; ürün geliştirme, yeni ülke ve hizmet entegrasyonları, HGS başta olmak üzere geçiş sistemleriyle ilgili dijital çözümler, teknoloji altyapısının güçlendirilmesi ve Avrupa pazarındaki büyüme hedeflerine odaklanacak.

Şirket, önümüzdeki dönemde seyahat sırasında ihtiyaç duyulan dijital hizmetleri tek uygulama altında bir araya getirerek kullanıcılarına kapsamlı bir mobilite deneyimi sunmayı hedefliyor. Bu kapsamda yeni servis entegrasyonları, stratejik iş birlikleri, filo çözümleri ve API tabanlı büyüme modeli öncelikli yatırım alanları arasında yer alıyor.

İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, Vignetim’in kısa sürede geliştirdiği teknoloji altyapısı, doğrulanmış iş modeli ve uluslararası ölçekte büyüme kabiliyetiyle yatırım açısından güçlü bir konumda bulunduğunu belirterek, İTÜ ARI Teknokent GSYF olarak küresel ölçekte değer yaratma potansiyeline sahip teknoloji girişimlerini desteklemeyi önceliklendirdiklerini, Vignetim’in de Avrupa mobilite ekosisteminin önemli oyuncularından biri olacağına ve Türkiye’den çıkan başarılı teknoloji girişimleri arasında yerini alacağına inandıklarını ifade etti. Dikbaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vignetim’i yalnızca mobilite ve lojistik alanında faaliyet gösteren bir girişim olarak değil, aynı zamanda dijital işlem altyapısı ve ölçeklenebilir iş modeliyle fintek perspektifinden de değerlendiriyoruz. Vignetim’in İTÜ Çekirdek ekosisteminden doğmuş olması, Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB) iş birliğiyle yıllardır yürüttüğümüz otomotiv ve mobilite ekosisteminin başarılı girişimlerinden biri olarak öne çıkması, Big Bang Startup Challenge sahnesinde başarısını kanıtlaması ve bugüne kadar ortaya koyduğu büyüme performansı yatırım kararımızda belirleyici rol oynadı. İTÜ ARI Teknokent Girişim Sermayesi Yatırım Fonumuzla amacımız yalnızca finansman sağlamak değil; yüksek teknoloji girişimlerini müşterilerle, kurumsal şirketlerle ve uluslararası ağlarla buluşturarak büyümelerini hızlandırmak.”

Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş. Genel Müdürü Özgür Temel, yatırımın ardından yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“İTÜ ARI Teknokent GSYF’nin ilk yatırımını, mobilite alanında geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle farklı pazarlarda müşteri kazanan ve küresel büyüme yolculuğunu başlatan Vignetim’e gerçekleştirmekten memnuniyet duyuyoruz. İTÜ Çekirdek çıkışlı bir girişim olan Vignetim’in bu yatırımla büyümesini hızlandıracağına inanıyoruz. Karayolu taşımacılığında uçtan uca dijital hizmet sunma vizyonuyla ilerleyen şirketin, önümüzdeki dönemde kurumsal müşteriler için de güçlü bir teknoloji iş ortağı olacağını öngörüyoruz. Maxis olarak hem kendi fonlarımız hem de ekosistemin güçlü paydaşlarıyla hayata geçirdiğimiz girişim sermayesi fonları aracılığıyla etki alanımızı genişletmeye devam ediyoruz. İTÜ ARI Teknokent’in güçlü girişimcilik ekosistemi ile Maxis’in yatırım deneyimini bir araya getiren bu fonun, Türkiye’den çıkacak yüksek teknoloji girişimlerinin küresel ölçekte büyümesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”

Vignetim Kurucu Ortağı ve CEO’su Şevki Kocadağ ise yatırımı şu sözlerle değerlendirdi:

“İTÜ ARI Teknokent GSYF’den aldığımız yatırım, Vignetim’in büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktası. Vignetim, bizzat deneyimlediğimiz gerçek bir problemden doğdu. Avrupa ve Türkiye bağlantılı kara yolu seyahatlerinde kullanıcıların karşılaştığı parçalı ve karmaşık süreçleri tek bir dijital platform altında birleştirmek amacıyla çıktığımız bu yolculukta bugün 500 bini aşkın kullanıcıya ulaşmış olmamız, geliştirdiğimiz çözümün güçlü bir ihtiyaca karşılık verdiğini gösteriyor.

Dijital otoyol vinyetleri, geçiş ücretleri, HGS, e-SIM ve seyahat odaklı tamamlayıcı hizmetleri tek platformda buluşturarak hem bireysel kullanıcılar hem de uluslararası filolar için daha hızlı, güvenli ve kolay yönetilebilir bir mobilite deneyimi sunuyoruz. Yeni ülke entegrasyonları, filo çözümleri, API tabanlı iş birlikleri ve yeni servislerle Vignetim’i Avrupa’nın önde gelen seyahat mobilite platformlarından biri haline getirmeyi hedefliyoruz.

İTÜ Çekirdek’te başlayan girişimcilik yolculuğumuzun, bugün İTÜ ARI Teknokent GSYF’nin ilk yatırımıyla yeni bir aşamaya taşınması bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Bu yatırımı yalnızca finansal bir destek olarak değil, vizyonumuza duyulan güvenin güçlü bir göstergesi olarak görüyoruz. Bu yolculukta bize inanan yatırımcılarımıza, ekosistem paydaşlarımıza, iş ortaklarımıza ve emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.”