Ana Sayfa Blog Sayfa 3

Promake’ten KOBİ’leri büyütecek yeni ürün: Promake Ads

Türkiye merkezli küresel yapay zekâ girişimi Promake, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni müşterilere ulaşmasını sağlayan reklam ürünü Promake Ads’i duyurdu. Reklam hazırlığını 10 dakikalık bir sohbete indiren ürün, işletmelerin aynı gün müşteri kazanmasına olanak sağlıyor. KOBİ’ler, teknik bilgiye ihtiyaç duymadan reklamlarını hazırlarken yapay zekânın uzmanlığından yararlanıyor.

10 dakikada yeni müşteriler web sitende

Promake Ads, küçük işletmelere pazarlama konusunda uzman yapay zekâ ajanları sunuyor. İşletme sahibi web sitesinin bağlantısını paylaşıyor; yapay zekâ ajanları işletmeyi analiz ederek hedef kitleyi ve reklam stratejisini belirliyor, reklam metinlerini ve görsellerini hazırlayıp onaya sunuyor.

10 dakikalık bir sohbetle hazırlanan reklamlar, onayın ardından yayına alınıyor. Böylece işletmeler aynı gün ürün ve hizmetlerini potansiyel müşterilere tanıtmaya, yeni talepler ve satış fırsatları oluşturmaya başlayabiliyor.

Daha düşük maliyet, daha fazla satış fırsatı

Küçük işletmeler için reklam vermenin maliyeti, yayın bütçesiyle sınırlı kalmıyor. Reklam araçlarını öğrenmek, metin ve görsel üretmek, farklı hizmetleri koordine etmek de zaman ve kaynak gerektiriyor.

Promake Ads, bu işleri tek bir sohbet ekranında bir araya getirerek ayrı araçlara ve dış kaynak desteğine duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. İşletmeler, kapsamlı bir pazarlama ekibi kurmadan reklamlarını hazırlayabiliyor. Hazırlık sürecinde kazanılan zaman müşterilere ve satışa, tasarruf edilen kaynaklar ise işletmenin büyümesine ayrılabiliyor.

Ürün, KOBİ’lerin kazancına iki yönden katkı sağlıyor: Yeni müşterilere ulaşarak gelirlerini artırmalarını ve reklam hazırlığındaki maliyetleri azaltarak kaynaklarını daha verimli kullanmalarını sağlıyor.

“10 dakika içerisinde yeni müşteri kazanmanın yolunu açıyoruz”

Promake Kurucusu ve CEO’su Emre Tekin, işletmelerin dijitalleşmeden somut ticari fayda beklediğini belirterek şunları söyledi:

“Bir işletme sahibi için hedef, müşterilerin onu bulması, ürününü veya hizmetini satın alması ve işinin büyümesi. Promake ile kısa sürede 80 bine yakın işletmenin dijital dünyada yerini almasını sağladık. Promake Ads ile işletmelerin yeni müşteri kazanımını ve satışlarını artırmak için bir sonraki adımı atıyoruz. İşletme sahibi web sitesinin bağlantısını paylaşıyor ve işini büyütmek istediğini söylüyor. Pazarlama konusunda uzman yapay zekâ ajanları, en doğru reklam stratejisini ve içeriklerini oluşturup işletmenin onayıyla reklamları yayına alıyor. 10 dakika içerisinde daha fazla müşteri kazanmanın yolu açılıyor. KOBİ’lerin zamanını ve bütçesini daha verimli kullanarak daha çok kazanmasını istiyoruz. Promake Ads ile küçük işletmelerin iş kurma ve yönetme süreçlerini yapay zekâyla uçtan uca destekleyen vizyonumuzun önemli bir adımını daha tamamladık. Promake’e, işletmelerin farklı ihtiyaçlarını yapay zekâ desteğiyle çözebilecekleri yeni yetenekler eklemeye devam ediyoruz. Uzun vadeli hedefimiz, 500 milyondan fazla KOBİ’nin tek bir sohbet ekranı üzerinden işlerini yönetebildiği ve büyük şirketlerle aynı seviyede operasyonel güce erişebildiği yeni nesil küresel bir platform inşa etmek.”

Hızlı büyüme devam ediyor

Şirketin paylaştığı verilere göre, 2026’nın başında küresel kullanıma açılan Promake, 200’e yakın ülkeden 80 bine yakın kullanıcıya ulaştı. Şirket, Promake Ads ile dijital varlıkların işletmeler için müşteri ve gelir üreten kanallara dönüşmesini destekliyor.

Pegasus’un yeni silikon vadisi yatırımı: Zingly.ai

Pegasus Hava Yolları’nın inovasyon odaklı dönüşümüne liderlik eden Pegasus Innovation Lab, yapay zekâ destekli müşteri deneyimi platformu Zingly.ai ile stratejik yatırımcı ve tasarım ortağı olarak bir iş birliği gerçekleştirdi.

Zingly.ai, müşteri deneyimini geliştirmek amacıyla geliştirilen, üretken yapay zekâ destekli bir müşteri deneyimi platformudur. Sektör profesyonelleri tarafından, Fortune 500 şirketlerinin hizmet sağlayıcılarıyla iş birliği içinde geliştirilen Zingly.ai, işletmelerin yalnızca işlem odaklı etkileşimlerin ötesine geçerek, müşterileriyle daha güçlü ilişkiler kurmasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Pegasus’un ‘Dijital Havayolu’ olma misyonu ve teknoloji kullanımında dünyanın en iyi üç havayolundan biri olma vizyonuyla örtüşen bu yatırım ve iş birliği kapsamında, Zingly.ai’nin yapay zekâ destekli ses teknolojisi, Pegasus’un müşteri hizmetleri operasyonlarına entegre edildi. Yapay zekâ, gelen çağrıları doğal bir konuşma akışı içinde yanıtlayacak, görüşme boyunca konuşmanın bağlamını koruyacak ve Pegasus’un mevcut sistemleriyle bağlantı kurarak misafir taleplerini çağrı sırasında sonuçlandırabilecek. Böylece misafirlerin farklı kanallara yönlendirilmeden ihtiyaç duydukları hizmeti tek bir görüşme içinde alabilmesi hedefleniyor. İki şirket, 2027 yılının ortasına kadar devam edecek aşamalı yol haritası kapsamında, uçuş değişiklikleri, bagaj ve ücret iadesi talepleri de dahil olmak üzere müşteri hizmetlerindeki en önemli 10 kullanım alanında çözüm kapsamını genişletmek üzere birlikte çalışacak.

Misafirlere kendi dilinde hizmet sunulacak

Pegasus’un 57 ülkede 161 destinasyona ulaşan ağı, Türkçe, İngilizce, Almanca, Arapça ve Farsçanın yanı sıra çok sayıda farklı dil konuşan misafirlere hizmet veriyor. Uygulama Türkçe olarak hayata geçirildi; yol haritasının ilerleyen aşamalarında farklı diller de sisteme dahil edilecek. Aşamalı plan kapsamında, maliyet ve gelir açısından önemli etki yaratan müşteri hizmetleri kullanım alanlarına odaklanılması ve ek müşteri hizmetleri kadrosuna ihtiyaç duymadan her misafire tercih ettiği dilde hizmet sunulması hedefleniyor.

Pegasus İnovasyon Merkezi Kıdemli Direktörü Kurtuluş Öztürk, iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Yapay zekâ, havacılıkta müşteri deneyimini daha önce görülmemiş bir hızla dönüştürüyor. Zingly.ai, yapay zekâ destekli ses teknolojisinin olgunluğu ve ses kanalındaki karmaşık misafir etkileşimlerini yönetebilme yetkinliğiyle öne çıktı. Bu yatırım, her misafir etkileşiminin tasarım gereği kesintisiz, ölçeklenebilir ve akıllı olduğu gerçek anlamda dijital bir havayolu olma hedefimizi yansıtıyor. Yapay zekânın görüşme boyunca bağlamı koruyabilmesi ve proaktif aksiyon alabilmesi sayesinde misafir deneyimini daha da geliştirirken, ekiplerimizin daha karmaşık ve katma değerli etkileşimlere odaklanmasını sağlayabiliriz.”

Zingly.ai CEO’su Gaurav Passi de iş birliği hakkında, “Zingly.ai, başarısız bir etkileşimin maliyetinin yüksek, etkileşim hacminin ise çok büyük olduğu ortamlar için geliştirildi. Havacılık çoklu dil, düzensiz operasyonlar, zamana duyarlı kararlar ve yalnızca bir kayıt numarası değil, çözüm bekleyen misafirler nedeniyle bu teknolojinin gerçek potansiyelini ortaya koyabileceği önemli bir alan. Pegasus ile en yüksek öneme sahip kanaldan, yani sesli iletişimden başlayarak kullanım alanlarını adım adım genişleteceğiz” diye konuştu.

Yiğit Çağlayan, TOM Katılım Bankası’nın yeni genel müdürü oldu

Dijital bankacılık alanındaki büyümesini sürdüren TOM Katılım Bankası’nda Genel Müdürlük görevine Yiğit Çağlayan atandı. Bankacılık ve ödeme sistemlerinden dijital ürünler ve finansal teknolojilere uzanan 25 yılı aşkın deneyime sahip Çağlayan, TOM Katılım Bankası’nın büyüme stratejisinin hayata geçirilmesi, ürün ve hizmetlerinin geliştirilmesi ve dijital bankacılık alanındaki hedeflerinin ileri taşınmasına liderlik edecek.

Güçlü müşteri erişimi ve farklı ihtiyaçlara yönelik ürün çeşitliliğiyle geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşan TOM Katılım Bankası, yeni dönemde de müşteri deneyimini odağına alan, erişilebilir ve yenilikçi finansal çözümler geliştirmeye devam edecek.

Yiğit Çağlayan Kimdir?

Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Yiğit Çağlayan, Yeditepe Üniversitesi’nde MBA programını tamamladı. Kariyerine 2000 yılında HSBC’de başlayan Çağlayan, bireysel bankacılık, operasyon ve kartlı ödeme sistemleri alanlarında farklı sorumluluklar üstlendi. HSBC’de 11 yılı aşkın süre görev yaptıktan sonra 2011 yılında Mastercard’a katıldı.

Mastercard’daki 10 yıllık kariyeri boyunca satış, ürün ve iş geliştirme alanlarında üst düzey yöneticilik görevleri üstlenen Çağlayan, 2018 yılında Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü olarak atandı. Mastercard’ın ardından GetirFinans’a geçen Çağlayan, ya

Okulyo, Halil Erdoğmuş liderliğinde 700 bin dolar yatırım aldı

Eğitim teknolojileri ile finansal teknolojileri aynı ekosistemde buluşturan Fin-EdTech girişimi Okulyo, yeni yatırım turunu ebebek kurucusu Halil Erdoğmuş liderliğinde 700 bin dolar yatırımla tamamladı.

Böylece Okulyo, bir yıl içerisinde ikinci yatırım turunu da başarıyla kapatarak büyüme yolculuğunda yeni bir döneme girdi. Yeni yatırımla birlikte şirket; Türkiye’deki okul ve öğrenci ağını büyütmeyi, teknoloji altyapısını güçlendirmeyi, yeni ürün ve finansal servisler geliştirmeyi ve uluslararası pazarlardaki büyümesini hızlandırmayı hedefliyor.

Halil Erdoğmuş: “Okulyo’nun büyüme potansiyeline inanıyorum”

“Okulyo’nun eğitim teknolojileri ile finansal teknolojileri bir araya getiren iş modelini ve bugüne kadar oluşturduğu büyüme potansiyelini oldukça değerli buluyorum. Genişleyen okul ve öğrenci ağı, güçlü teknoloji altyapısı ve Fin-EdTech alanında ortaya koyduğu vizyonun önümüzdeki dönemde önemli bir ölçeklenme fırsatı sunduğuna inanıyorum. Okulyo’nun yeni büyüme dönemine eşlik etmekten ve bu yolculuğa katkı sağlamaktan mutluluk duyuyorum.”

Emre Çekiç: “Eğitim ve finansal teknolojilerin kesişiminde kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz”

“Insha Ventures’ın erken dönemden itibaren büyüme yolculuğumuza eşlik etmesi ve bugün de ortaklığını sürdürmesi bizim için ayrıca değerli. Halil Erdoğmuş’un yeni yatırım turumuza liderlik ederek ortaklık yapımıza katılmasıyla birlikte, önümüzdeki döneme hem finansal hem de stratejik açıdan daha güçlü bir yapıyla giriyoruz. Yeni yatırımı yalnızca büyümemizi hızlandıracak bir finansman kaynağı olarak değil; teknoloji altyapımızı güçlendirmek, ürünlerimizi geliştirmek, okul ve öğrenci ağımızı genişletmek ve Fin-EdTech vizyonumuzu daha ileri taşımak için önemli bir kaldıraç olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde Türkiye’deki büyümemizi sürdürürken, geliştirdiğimiz modeli uluslararası pazarlara taşıyarak eğitim ve finansal teknolojilerin kesişiminde kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz.”

Okulyo, eğitim teknolojileri ile finansal teknolojileri bir araya getiren yeni nesil bir Fin-EdTech platformudur. Öğrenci güvenliği, dijital kimlik, geçiş kontrol sistemleri, anlık veli bilgilendirmesi ve kampüs içi ödeme çözümlerini tek bir teknoloji altyapısı altında birleştirir.
Okulyo, öğrencilerin okul yaşamındaki dijital kimliğini finansal teknolojilerle buluşturarak; eğitim kurumlarının güvenlik ve operasyon süreçlerini dijitalleştirirken, öğrencilerin ailelerinin kontrolünde güvenli finansal hizmetlere erişebileceği bir ekosistem oluşturmayı hedeflemektedir.

Şirket, geliştirdiği teknoloji ve stratejik iş birlikleriyle Türkiye’de oluşturduğu Fin-EdTech modelini uluslararası pazarlara taşıyarak ölçeklenebilir bir öğrenci ekosistemi oluşturmayı hedeflemektedir.

Ödeme teknolojileri şirketi Ödero, Ar-Ge merkezi statüsü kazandı

Bu yıl kuruluşunun 100. yılını kutlayan Koç Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren Token Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para A.Ş.’nin online ödeme markası Ödero, Ar-Ge Merkezi ile yeni nesil finansal teknolojilere odaklanıyor. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nezdindeki Ar-Ge Merkezi başvuru sürecini tamamlayan Ödero, çatı şirketi Token Finansal Teknolojiler’in üçüncü Ar-Ge Merkezi olarak teknoloji ve mühendislik yapılanmasını güçlendiriyor. Ölçeklenebilir altyapılardan bilgi güvenliğine, yapay zekâdan mobil finansal servislere kadar geniş bir alanda yürütülen mühendislik çalışmaları, bu statüyle birlikte şirket bünyesinde kurumsallaşmış yeni bir aşamaya geçiyor.

Yenilikçi projelerle geleceğin ödeme altyapıları şekilleniyor

Ar-Ge Merkezi çatısı altında geliştirilen projeler, ödeme dünyasındaki dijital dönüşüme doğrudan yanıt veriyor. Bu kapsamda öne çıkan çalışmalardan biri olan Dijital Senet projesi; senet oluşturma, imzalama, doğrulama ve tahsilat süreçlerini mobil imza güvencesiyle dijital ortama taşıyor. Bir diğer odak alanı olan WhiteLabel Mobil SDK projesi ise işletmelerin kendi mobil uygulamalarına finansal servisleri, çoklu platform destekli modüler bir yapı üzerinden hızlı ve kolay bir şekilde entegre etmelerine olanak tanıyor. Güvenli yazılım mimarileri ve finansal işlem otomasyonuna odaklanan Ödero, önümüzdeki dönemde de Ar-Ge odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda yeni teknolojiler geliştirmeyi sürdürmeyi hedefliyor.

Token Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Genel Müdürü Hande Sarıdal, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Ödero olarak finansal teknolojiler alanındaki varlığımızı sadece ürün sunan değil, uçtan uca teknoloji geliştiren ve bu altyapıyı yönlendiren bir mühendislik odağıyla inşa ediyoruz. Ar-Ge Merkezi statümüz, bu yetkinliğimizi sürdürülebilir ve kurumsal bir model altında büyütmemiz açısından önemli bir kilometre taşı. Uzman kadromuz ve özkaynaklarımızla finanse ettiğimiz projelerimizle; fiziksel senetlerin güvenli dijital alternatifi olmayı hedefleyen Dijital Senet’ten, kurumların finansal servisleri hızla entegre etmesini sağlayan mobil SDK yapılarına uzanan yeni teknolojiler geliştiriyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızı akademik çıktılarla da destekliyoruz. Fintech-as-a-Service ve dijital cüzdan ekosistemlerine yönelik çalışmamız bu yıl IEEE kapsamındaki uluslararası bir kongrede bildiri olarak yayımlandı; Dijital Senet teknolojilerine yönelik ikinci çalışmamızı ise kasım ayında 10. Uluslararası Multidisipliner Çalışmalar ve Yenilikçi Teknolojiler Sempozyumunda sunmayı planlıyoruz. Ar-Ge Merkezi yapılanmamızla teknoloji üretimimizi güçlendirirken sektörel ve akademik iş birliklerimizi de artırmayı hedefliyoruz.”

Softtech ve İşNet’ten oltalama saldırılarına karşı yerli çözüm: Zoka Suite

Yapay zekâ ile üretilen dolandırıcılık amaçlı oltalama e-postaları hızla yaygınlaşırken, Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Softtech, siber güvenlik alanındaki ürün portföyüne Zoka Suite ile yeni ve güçlü bir çözüm ekledi.

Zoka Suite; oltalama simülasyonu, çalışan eğitimi ve gerçek şüpheli e-postaların analiz ve yönetimini tek platformda bir araya getiriyor. Simülasyon sonuçlarını eğitim süreçlerine dönüştüren çözüm, kurumların çalışan farkındalığını sürekli geliştirmesine ve şüpheli içeriklere hızlı şekilde müdahale etmesine yardımcı oluyor.

Stratejik iş birliği kapsamında Softtech, Zoka Suite’in ürün geliştirme süreçlerinden sorumlu olurken; İşNet, çözümün kurumsal müşterilere ulaştırılmasında satış, pazarlama ve hizmet süreçlerini üstlenecek. Softtech’in ürün geliştirme ve mühendislik gücü, İşNet’in kurumsal müşterilerine sunduğu teknoloji hizmetlerindeki yetkinliği, siber güvenlik uzmanlığı ve yaygın müşteri ağıyla buluşturularak Zoka Suite’in daha geniş bir kurumsal ekosisteme ulaştırılması hedefleniyor.

Oltalama saldırılarına karşı testten yanıta tek platform

Zoka Suite’in Zoka Oltalama Simülasyonu modülü, gerçekçi senaryolarla test ettiği çalışanları simülasyon sonuçlarına göre otomatik eğitim süreçlerine yönlendirerek test ve eğitimi sürekli bir öğrenme döngüsüne dönüştürüyor.

Platformun Zoka Şüpheli E-posta Yönetimi modülü ise Outlook eklentisi üzerinden çalışanların bildirdiği şüpheli e-postaları otomatik olarak analiz ediyor. E-postaları ayrıştıran sistem, tehdit istihbaratıyla doğrulama gerçekleştirerek risk skoru oluşturuyor ve belirlenen kılavuz doğrultusunda yanıt sürecini başlatıyor. Gerçekleştirilen işlemlerin çıktıları SIEM sistemlerine aktarılabiliyor.

Veriler kurum içinde kalıyor

Zoka Suite, verilerin Türkiye’de ve kurum bünyesinde kalmasını sağlayarak bankacılık ve finans başta olmak üzere; BDDK’ya tabi tüm kurumlar, sigorta, kamu, enerji ve telekomünikasyon gibi yüksek güvenlik ve regülasyon gerektiren sektörlerin siber güvenlik verileri üzerindeki kontrolünü korumasına olanak tanıyor.

“Siber güvenlikte insan faktörünü güçlendiren kapalı bir döngü sunuyoruz”

Softtech Genel Müdürü M. Bülent Özçengel, Zoka Suite’in ekosisteme sunacağı katkıya ilişkin şunları söyledi:

“Siber saldırılarda insan unsurunun hâlâ belirleyici bir rol oynaması, çalışanların günlük iş süreçlerini hedef alan tehditlere karşı teknolojik önlemlerin farkındalık ve eğitimle desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Softtech olarak geliştirdiğimiz Zoka Suite; oltalama simülasyonu, çalışan eğitimi ve şüpheli e-posta yönetimini tek platformda bir araya getirerek kurumlara testten müdahaleye uzanan bütüncül bir güvenlik yaklaşımı sunuyor. İşNet ile gerçekleştirdiğimiz stratejik iş birliği sayesinde Softtech’in mühendislik ve ürün geliştirme gücünü, İşNet’in güçlü satış, hizmet ve müşteri ağıyla buluşturuyoruz. Böylece bu yerli çözümü daha fazla kuruma ulaştırmayı, Zoka Suite’in yetkinliklerini sürekli geliştirerek kurumların siber dayanıklılığını güçlendirmeyi hedefliyoruz.”

İşNet Genel Müdürü Mehmet Fahri Can ise iş birliğine ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Siber tehditlerin giderek çeşitlenmesi, kurumların siber güvenlik konusundaki ihtiyaçlarını da artırıyor. Çalışan farkındalığı da kurumların güvenlik yaklaşımının önemli unsurlarından biri haline geliyor. Softtech ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında Zoka Suite’i siber güvenlik portföyümüze dahil ederek, çalışan farkındalığından şüpheli e-postaların analiz ve yönetimine uzanan süreçleri tek platformda bir araya getiren kapsamlı bir çözümü müşterilerimize sunuyoruz.”

egirişim okuyucuları için neden önemli?

Oltalama saldırıları, girişimler için finansal kayıp, veri sızıntısı ve müşteri güveninin zedelenmesi anlamına gelebiliyor. Zoka Suite, çalışan eğitimiyle şüpheli e-posta yönetimini birleştirerek siber güvenliğin yalnızca teknik altyapıyla sınırlı olmadığını, ekiplerin farkındalığının da kritik olduğunu gösteriyor. Verilerin kurum bünyesinde kalabilmesi ise özellikle finans gibi düzenlemeye tabi sektörlere çözüm sunan girişimler açısından dikkat çekiyor.

İzmir merkezli mobil oyun stüdyosu Mobge, 10 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

İzmir merkezli mobil oyun stüdyosu Mobge, erken aşama oyun girişimlerine odaklanan Joygrid Ventures’tan 10 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı. Yatırımın finansal büyüklüğü ise açıklanmadı.

Farklı tür ve ölçeklerde oyun geliştirme deneyimine sahip olan Mobge Games, yeni dönemde özellikle küresel büyüme potansiyeli taşıyan mobil aksiyon oyunlarına odaklanmayı planlıyor.

Şirket, bugüne kadar geliştirdiği projelerde hızlı üretim, test ve iterasyon süreçlerini ön planda tutarken, bundan sonraki süreçte yüksek potansiyel gösteren oyunlara daha fazla zaman ve kaynak ayırmayı hedefliyor. Mobge Games’in amacı, bu projeleri daha büyük ölçekli ve uzun ömürlü oyunlara dönüştürmek.

Joygrid Ventures uzun vadeli ortaklığa odaklanıyor

Yatırımı duyuran Joygrid Ventures, Mobge Games ekibinin farklı oyun türlerindeki deneyiminin yanı sıra hızlı üretim ve test kabiliyetine dikkat çekti. Yatırım şirketi, erken aşamadaki oyun ekiplerini desteklemeyi ve yatırım yaptığı girişimlerle uzun vadeli ortaklıklar kurmayı hedefliyor.

Mobge Games’in portföyünde Oddmar, Mad Cars: PVP ve Roll Raiders: Extraction gibi oyunlar bulunuyor. Stüdyonun öne çıkan yapımlarından Oddmar, 2018 yılında Apple Design Award kazanmıştı.

Yeni yatırımla birlikte Mobge Games, özellikle aksiyon kategorisindeki projelerini ölçeklendirerek global mobil oyun pazarındaki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor.

Tarfin Flex, hemen al sonra öde platformu HASO’yu bünyesine kattı

Türkiye’de ticaretin dijitalleşmesi hız kazanırken, işletmelerin değişen ihtiyaçlarına hızlı ve kullanıcı odaklı çözümler sunmak her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Tarfin Flex yaptığı yeni bir hamle ile, teknolojik altyapısını ve hizmet kapsamını güçlendirerek büyüme yolculuğunda HASO‘yu bünyesine kattı.

Bu adımla birlikte Tarfin Flex, işletmelerin değişen ihtiyaçlarına yanıt veren dijital çözümlerini daha da güçlendirirken, kullanıcı deneyimini geliştirmeye ve Türkiye’de ticaretin dijital dönüşümüne katkı sunmaya devam edecek.

HASO’nun geliştirdiği dijital deneyim ve kullanıcı odaklı yaklaşımın Tarfin Flex’in vizyonuyla güçlü bir uyum içinde olduğunu belirten Tarfin Flex CEO’su Volkan Döşoğlu;

“Tarfin Flex olarak amacımız, işletmelerin ticaret süreçlerini kolaylaştıran, hızlı ve esnek çözümler geliştirmek. HASO’nun bugüne kadar edindiği değerli deneyimin ve teknoloji altyapısının ekosistemimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bu iş birliği sayesinde, elektronik perakende ve 2. el araç gibi alanlarda da tüketicilerimize uygun maliyetli vadeli ödeme imkanları sunma fırsatı bulacağız. Bu adım, yalnızca iki yapının bir araya gelmesi değil; Türkiye’de dijital ticaretin gelişimine katkı sunacak daha güçlü bir vizyonun başlangıcını temsil ediyor. Önümüzdeki dönemde müşterilerimize çok daha kapsamlı ve yenilikçi çözümler sunmaya devam edeceğiz.”

HASO CEO’su Kerem Özgür Araç ise;

“HASO – Hemen Al Sonra Öde’yi kurarken hedefimiz, Türkiye ticaretinin yıllardır doğal bir parçası olan açık hesap ve vadeli alışveriş modelini dijitalleştirerek daha hızlı, daha güvenli ve ölçeklenebilir hale getirmekti. Bugün ulaştığımız nokta, ekibimizin yıllar süren emeğinin, müşterilerimizin bize duyduğu güvenin ve iş ortaklarımızın desteğinin bir sonucudur. Bu yeni dönem, HASO için kuruluş hedeflerini başarıyla gerçekleştirmiş olmanın ardından başlayan yeni bir büyüme sürecini temsil ediyor. Tarfin Flex’in güçlü vizyonu ve ekosistemiyle HASO’nun çok daha geniş kitlelere ulaşacağına ve Türkiye’de dijital ticaretin ve vadeli satış teknolojilerinin gelişimine önemli katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum.”

Yerli girişim Sanction Scanner, global büyümesine Complead markasıyla devam edecek

Türkiye’den doğan regtech girişimi Sanction Scanner, ürün ve teknoloji altyapısındaki dönüşümün ardından marka değişikliğine gitti. Şirket, bundan sonraki faaliyetlerini Complead markası altında sürdüreceğini açıkladı.

Altı yıl önce İstanbul’da kurulan şirket, başlangıçta yaptırım listelerinin taranmasına odaklanan bir çözüm sunarken zaman içerisinde ürünlerini uyum, risk yönetimi ve dolandırıcılıkla mücadele alanlarını kapsayacak şekilde genişletti. Complead, bugün yapay zeka tabanlı uçtan uca uyum, risk ve dolandırıcılık altyapısı sunuyor.

Şirketin paylaştığı bilgilere göre Complead, 80’den fazla ülkede 800’ün üzerinde kurumsal müşteriye hizmet veriyor. Şirketin müşterileri arasında Türkiye’den Türk Telekom, iyzico, Yemeksepeti, Togg, Midas ve Hepsiburada; globalde ise NN, Unity, Zurich, Loomis, Stellantis, AirHelp ve Birleşmiş Milletler gibi kurumlar bulunuyor.

Sanction Scanner ismi neden Complead olarak değişti?

Marka değişiminin temelinde şirketin ürün kapsamının Sanction Scanner isminin ifade ettiği yaptırım tarama hizmetinin ötesine geçmesi bulunuyor.

Complead Kurucu ve CEO’su Fatih Coşkun, şirketin geldiği noktayı şu sözlerle anlatıyor:

“Sanction Scanner adı kurulduğumuz gün doğruydu; çünkü yaptığımız şey yaptırım listelerini taramaktan ibaretti. Ancak bugün bir müşterinin işe alım anındaki risk profilini çıkarıyor, işlem akışını gerçek zamanlı izliyor, dolandırıcılık desenlerini yakalıyor, nihai faydalanıcıları çözüyor ve regülatöre gidecek dosyayı hazırlıyoruz. Yani isim, şirketimizin bir fotoğrafıydı ve şirketimiz o fotoğrafın dışına taştı.”

Complead’in altyapısı; yaptırım taraması, PEP izleme, işlem takibi, dolandırıcılık tespiti ve müşteri risk değerlendirmesi gibi süreçleri tek bir katmanda bir araya getiriyor. Şirket, 220’den fazla ülkeden 3 binin üzerinde veri noktasını gerçek zamanlı olarak işlediğini belirtiyor.

Complead, New York ofisiyle ABD pazarındaki varlığını güçlendiriyor

Marka dönüşümüyle birlikte şirketin küresel büyümesinde de yeni bir dönem başlıyor. Londra merkezli küresel yapılanmasının ardından Complead, New York’ta yeni bir tüzel kişilik kurarak ve yerel ekip oluşturarak ABD operasyonlarını genişletti.

APMEX, Hometap ve Candex gibi ABD merkezli şirketlerle çalışan Complead, özellikle finansal kurumlar ve fintech şirketlerinin uyum ve finansal suçlarla mücadele süreçlerine odaklanacak.

Fatih Coşkun, ABD pazarındaki fırsata ilişkin olarak, finansal suçlarla mücadele ve uyum alanındaki en büyük harcamaların ABD’de gerçekleştirildiğine dikkat çekiyor. Coşkun’a göre pazardaki mevcut sistemlerin önemli bir bölümü uzun yıllar önce geliştirilen, yüksek maliyetli ve kural tabanlı yapılardan oluşuyor.

Complead ise yapay zeka destekli altyapısıyla uyum ekiplerinin operasyonel verimliliğini artırırken regülatörlerin talep ettiği açıklanabilirliği de korumayı hedefliyor.

Rutin uyum vakalarının yüzde 77’sini otomatik sonuçlandırıyor

Complead’in teknoloji dönüşümünün merkezinde yapay zeka ajanları ve şirketin Fusion mimarisi bulunuyor.

Şirketin açıkladığı verilere göre sistem, rutin uyum vakalarının yüzde 77’sini otomatik olarak sonuçlandırabiliyor ve yanlış alarm oranlarını yüzde 97’ye kadar azaltabiliyor.

Complead, yapay zeka tarafından alınan kararların denetlenebilir ve açıklanabilir olmasına da odaklanıyor. Sistem, denetim süreçlerinde kullanılan kararların hangi veri ve kaynaklara dayandığının takip edilebilmesini sağlıyor.

Marka değişikliği mevcut Sanction Scanner müşterileri açısından ise teknik bir geçiş gerektirmeyecek. Şirketin açıklamasına göre mevcut müşteriler herhangi bir altyapı taşıma, sözleşme değişikliği veya hizmet kesintisi yaşamadan Complead çatısı altında hizmet almaya devam edecek.

Coşkun, şirketin önümüzdeki döneme ilişkin hedefini ise şöyle özetliyor:

“Hedefimiz iyi bir alternatif olmak değil; finansal suçla mücadelenin dünya genelinde nasıl yapıldığını yeniden tanımlayanlardan biri olmak.”

Koç Topluluğu’nun fintech şirketi Token, işletmelere bütünleşik çözümler sunuyor

Ödeme teknolojilerindeki uzmanlığını katma değerli servisler ve farklı sektörlere yönelik dijital çözümlerle birleştiren Token, işletmelerin günlük işleyişinde daha kapsamlı bir rol üstleniyor. Beko markalı yazar kasa POS cihazlarıyla Türkiye genelinde geniş bir cihaz parkına sahip olan şirket, sektördeki köklü deneyimini yaygın hizmet ağıyla birleştiriyor.

Ödero, TokenFlex, Token Romanya ve Token Azerbaycan’dan oluşan dört iştirakiyle farklı uzmanlık alanlarında ve uluslararası pazarlarda faaliyet gösteriyor.

Bu ölçek ve teknoloji birikiminden güç alan Token, yeni dönemde işletmelerin ödeme ve iş yönetimi süreçlerini kolaylaştıran, operasyonlarını daha verimli hale getiren bütünleşik çözümlere odaklanıyor. Böylece işletmelerin günlük operasyonlara ayırdıkları zamanı azaltarak müşterilerine ve işlerini büyütmeye daha fazla odaklanmalarını hedefliyor. Yenilenen marka kimliği ve Token markası altında genişleyen ürün ve hizmet portföyü, şirketin bu yaklaşım doğrultusundaki dönüşümünü ve yeni büyüme alanlarını yansıtıyor.

Token Finansal Teknolojiler Genel Müdürü Erkan Duysal şirketin dönüşümünü şöyle değerlendiriyor:

“Token’da yıllar içinde önemli bir birikim oluşturduk. Bugün bu birikimle Token için yeni bir sayfa açıyoruz. Bizim için çıkış noktası her zaman işletmenin ihtiyacı. Cihaz, platform ya da regülasyon; konu ne olursa olsun, karmaşıklığı biz üstlenip işletmeye yalın ve etkili bir çözüm sunmak istiyoruz. Bu yalınlığı sağlamak, deneyimin tamamını birlikte tasarlamayı gerektiriyor. Cihazın kolay kullanılan güçlü teknolojisinden satış sonrası hizmetin hızına ve kalitesine, sürekli geliştirdiğimiz platform ve servislerle sunduğumuz desteğe kadar her aşamayı bu anlayışla ele alıyoruz. Token olarak bu deneyimin bütününü geliştirecek ve yönetecek yetkinliğe sahibiz. Bu da bize bugünün ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, yarının çözümlerini geliştirme kabiliyeti veriyor. Token markasıyla geliştirdiğimiz ilk yazar kasa POS cihazımız T1 Pro başta olmak üzere, yeni nesil cihazlarımız ve genişleyen platform ve hizmet portföyümüz, bu anlayışın somut karşılığı.”

Cihaz portföyünde Token imzası

Beko markalı ödeme cihazlarının donanımından yazılımına, platformlarından hizmet süreçlerine kadar tüm yapısını geliştiren ve yöneten Token, bu deneyimi artık Token markalı cihazlarla daha geniş bir pazara taşımaya hazırlanıyor. Token, Beko markalı cihazlarla geleneksel satış kanallarındaki odağını korurken, Token markalı cihazlarla yazılım ve entegrasyon firmaları ile banka kanalı üzerinden yeni iş ortaklıklarına ve müşterilere ulaşmayı hedefliyor.

Beko ve Token markalı cihazlar, farklı satış kanallarına ve müşteri gruplarına göre çeşitlenirken işletmelere aynı gelişmiş teknoloji ve hizmet deneyimini sunuyor. Bu deneyimin temelinde, Token tarafından geliştirilen ve sürekli güncellenen tokenOS yer alıyor. Böylece Token’ın teknoloji geliştirme birikimi, her iki markanın cihazlarında da ortak bir altyapıya dönüşüyor.

Cihazların satış sonrası hizmetleri Türkiye geneline yayılan Beko yetkili servis ağıyla desteklenirken, Token’ın mobil uygulaması işletmelerin cihaz ve hizmet süreçlerini dijital kanaldan yönetmesini sağlıyor. İşletmeler, uygulama üzerinden ihtiyaç duydukları hizmetlere ve güncel bilgilere tek noktadan erişebiliyor. Token böylece cihazı tek başına bir ürün olarak değil; yazılımı, satış sonrası desteği ve dijital hizmetleriyle birlikte işletmenin ihtiyaçları doğrultusunda sürekli gelişen bir deneyimin parçası olarak ele alıyor.

Token markasını taşıyan ilk cihaz, taksilere yönelik yeni düzenleme kapsamında kullanımı zorunlu hale gelecek taksi mali cihaz olacak. Yakın zamanda satışa sunulması planlanan cihazı geliştirirken yasal gerekliliklerin ötesine geçerek sektörün tüm paydaşlarının ihtiyaçlarını gözeten Token, taksi sahipleri, sürücüler ve yolcuların ihtiyaçlarına birlikte yanıt veren bir çözüm sunmaya odaklanıyor. Taksimetre entegrasyonu, ödeme ve vardiya raporlama işlevlerini bir araya getiren cihazla, mevzuata uyumun yanı sıra taksi işletmelerinin ve sürücülerin günlük işleyişinin kolaylaştırılması ve yolcuların ödeme deneyiminin geliştirilmesi hedefleniyor.

Cihaz ve katma değerli servislerle bütüncül çözüm

Token’ın bütünleşik çözüm yaklaşımı, ödeme cihazlarını işletmelerin günlük süreçlerine bağlayan katma değerli servislerle genişliyor. Token Entegrasyon, satış yazılımlarıyla ödeme cihazlarının birlikte çalışmasını sağlarken, şirket e-Belge ve e-Arşiv süreçlerinin iş akışlarına entegrasyonuna yönelik gelişmeleri de yakından takip ediyor. Bu kapsamda e-Belge çözümlerini ekosistemine dahil etmeye yönelik çalışmalarını sürdüren Token, regülasyon ve mevzuattaki değişiklikleri teknoloji altyapısına yansıtarak işletmelerin uyum süreçlerini mümkün olduğunca kolaylaştırmayı; böylece işletmelerin mevzuat gereklilikleri yerine kendi işlerine odaklanabilmelerini hedefliyor. Böylece cihaz, yazılım ve hizmetler, işletmelerin ihtiyaçlarına ve değişen gerekliliklere göre genişleyebilen bütünleşik bir çözüm yapısında buluşuyor.