Ana Sayfa Blog Sayfa 3

YouTube, Türkiye’de gözetimli çocuk hesaplarını kullanıma sundu

YouTube, Türkiye’de gözetimli çocuk hesaplarını kullanıma sundu. Ebeveynler için isteğe bağlı olan ve YouTube uygulamasına entegre edilmiş şekilde çalışan hesaplar, her biri uluslararası içerik derecelendirme sistemleriyle örtüşen üç farklı içerik ayarı sunuyor. Eğitim içeriklerini, öğretici videoları, el sanatlarını ve dans videolarını kapsayan “Keşfet”; oyun ve canlı yayınların da eklendiği “Daha Fazlasını Keşfet” ve 18+ olarak derecelendirilen içerikler dışında YouTube’daki neredeyse tüm videolara erişim sağlayan “YouTube’un Büyük Bir Kısmı” bu seçenekler arasında yer alıyor.

Hesaplar, gençlerin hayal güçlerini ve meraklarını güvenlik, gizlilik ve refahlarını ön planda tutarak keşfetmelerine olanak tanıyan yaşa uygun deneyimler sunma yolculuğunda YouTube’un attığı bir sonraki adımı temsil ediyor.

Her ailenin ve her çocuğun farklı olduğunun farkında olan YouTube, gözetimli çocuk hesaplarıyla kontrolü ebeveynlere veriyor. İçerik ayarlarının yanı sıra hesaplar, ebeveynlere aileleri için en doğru tercihi yapma imkânı tanıyan, kullanımı kolay araçlar da sunuyor. Bunlar arasında ebeveynlerin Shorts akışını kaydırma için günlük süre sınırı belirleyebildiği, sektörde bir ilk olan Shorts akışı zamanlayıcısı yer alıyor. Zamanlayıcı sıfıra ayarlandığında ise kısa video akışı tamamen kapatılabiliyor.

Gözetimli çocuk hesapları, 18 yaşın altındaki tüm kullanıcılar için varsayılan olarak etkinleştirilen kontroller de içeriyor. Bunlar arasında bilinçli izleme alışkanlıklarını teşvik eden “Ara Ver” ve “Uyku Vakti” hatırlatıcıları yer alıyor. Bu hesaplarda içerik oluşturma ve yorum yazma gibi standart YouTube özellikleri devre dışı bırakılıyor; reklamlar kişiselleştirilmiyor ve otomatik oynatma varsayılan olarak kapalı geliyor.

Bugün kullanıma açılan çocuk hesapları, Türkiye’de ailelerin artık yararlanabildiği gözetimli genç hesaplarına katılıyor. Gençlerin YouTube’un büyük bölümünü keşfetmelerine olanak tanıyan bu isteğe bağlı deneyim, ebeveynlere açık iletişimi de kolaylaştırıyor. Genç hesapları; kolay hesap bağlama, video yüklenmesi ya da canlı yayın başlatılması durumunda ebeveynleri bilgilendiren e-posta bildirimleri ve kanal etkinliğine ilişkin paylaşılan içgörüler sunuyor.

“YouTube, 14 yılı aşkın süredir Türkiye’deki ailelerin hayatının önemli bir parçası”

YouTube Türkiye Direktörü Esin İmer Haşlaman konuya ilişkin şunları söyledi: “YouTube, 14 yılı aşkın süredir Türkiye’deki ailelerin hayatının önemli bir parçası; ödev yardımından aile televizyonunda birlikte izlemeye kadar pek çok amaçla kullanılıyor. Biz de YouTube olarak ailelere hizmet eden ve onların refahını ön plana alan araçlara yatırım yapmaya devam ediyoruz. 15 yaşından küçük çocuğu olan ebeveynlerin YouTube’u öğrenme açısından değerli bulduğunu biliyoruz; %77’si platformun ücretsiz eğitim içeriklerine erişmek için önemli bir kaynak olduğunu belirtiyor.”

“Gençleri dijital dünyadan uzak tutmak değil, dijital dünyada korumak için yaşa uygun deneyimler geliştiriyoruz”

YouTube Sağlık Direktörü Garth Graham ise şu değerlendirmede bulundu: “Gençleri dijital dünyadan uzak tutmak değil, dijital dünyada korumak bizim için bir zorunluluk. Çocuk ve genç hesapları gibi kapsamlı güvenlik önlemleri, gençlere öğrenip keşfedebilecekleri bir alan sunmaya devam etmemizi sağlıyor; aynı zamanda doğru araçların ve sınırların hayata geçirilmesiyle onların güvende kalmasını ve ailelerin tercih hakkına sahip olmasını güvence altına alıyor.”

Ailelere yönelik kapsamlı bir ekosistem

Gözetimli çocuk ve genç hesapları, on yılı aşkın bir geçmişe dayanan YouTube’un aile güvenliğine olan uzun soluklu bağlılığının en son yansıması. Daha küçük çocuklar için YouTube Kids uygulaması da mevcut: yaşa uygun videoların özenle seçildiği bu bağımsız uygulama, katı içerik filtreleme ve ebeveyn kontrolleriyle korumalı bir ortam sunuyor. Google Family Link ise ebeveynlere dijital kurallar belirleme, uygulama kullanımını yönetme, içerik filtreleme ve çocuğun Android telefonunun konumunu takip etme imkânı tanıyan ebeveyn kontrolleri sağlıyor. Bağımsız çocuk gelişimi uzmanlarının rehberliğinde, yıllardır çocukları dijital dünyadan uzak tutmak için değil, dijital dünyada korumak için yaşa uygun deneyimler geliştiriyoruz.

Gözetimli çocuk hesapları, 2 Temmuz itibariyle Türkiye’deki aileler için kademeli olarak kullanıma açılıyor. Kurulum için YouTube uygulamasındaki veya web sitesi menüsündeki Aile Merkezi’ne girmek yeterli. Hesaplar, Google Family Link uygulaması üzerinden de oluşturulabiliyor.

  • Android: YouTube uygulamasında oturum açın. Sağ alt köşedeki “Siz” sekmesine dokunun. Ayarlar’a, ardından Aile Merkezi’ne dokunun.
  • Masaüstü: Bilgisayarınızdan YouTube’da oturum açın. Profil resminize, ardından Ayarlar’a tıklayın. Aşağı kaydırarak Aile Merkezi’ne gidin ve “Çocuk profillerini ve gençlere yönelik özellikleri yönetin”e tıklayın.
  • iPhone/iPad: YouTube uygulamasında oturum açın. Sağ alt köşedeki “Siz” sekmesine dokunun. Ayarlar’a, ardından Aile Merkezi’ne dokunun.

Türk girişimcilerin kurduğu Spaceflow, Y Combinator’a kabul edildi ve 1 milyon dolar yatırım aldı

2026’nın başında genç bir Türk kurucu ekibi tarafından kurulan Spaceflow, kurumsal yazılımı yapay zeka çağına taşıma iddiasıyla yola çıktı ve dünyanın en prestijli girişim hızlandırma programı Y Combinator‘ın 2026 yaz dönemine (S26) kabul edildi. Şirket, bu kısa sürede 1 milyon dolar yatırım almayı da başardı.

Spaceflow’un kurucu ekibi; University of Cambridge mezunu Emre Işık ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Boğaziçi Üniversitesi kökenli Ali Eren Aytekin, Ali Orçun Şahinoğlu ve Hakan Enes Aksu‘dan oluşuyor. Ekibin bir kısmı, girişimi büyütmek için üniversite eğitimini yarıda bıraktı. Dünyanın dört bir yanından gelen bu ekip, çalışmalarını şu anda San Francisco’dan yürütüyor.

Spaceflow ne yapıyor?

Bugün her kurum, insanların ekranlara tıklaması için tasarlanmış yazılımlarla çalışıyor; bu sistemlerin hiçbiri yapay zeka ajanlarının kullanımına hazır değil. Spaceflow tam da burada devreye giriyor: şirketlerin hâlihazırda kullandığı sistemleri (ERP, e-posta, tablolar) yapay zekanın okuyabileceği, üzerinde güvenli biçimde işlem yapabileceği ve birbirine bağlanabileceği bir “şirket beynine” dönüştürüyor.

Bu altyapı üzerinde çalışan yapay zeka çalışanları (AI employees), kurumsal süreçleri uçtan uca işletiyor; nihai karar ise her zaman insanda kalıyor. Şirketin ifadesiyle: “Kurumunuz ‘agent-native’ hâle geldiğinde, bir sonraki yazılımı satın almayı bırakırsınız; işi ajanlar yapar.”

Müşteriler ve yatırımcılar

Spaceflow, henüz çok erken bir aşamada olmasına rağmen altı haneli dolar tutarında sözleşmeli yıllık gelire ulaştı; Avrupa’nın en büyük hızlı tüketim (FMCG) şirketlerinden biriyle çalışıyor ve çeşitli özel sermaye (private equity) fonlarıyla yaygınlaşma sürecini hızlandırıyor. Şirket; Airbnb, Volvo Cars, Google, Encord ve Sequoia Capital gibi kurumların üst düzey yöneticilerinden de yatırım aldı.

Kuruculardan Ali Eren Aytekin verdiği demeçte; “Son 30 yılda kurumlar üst üste yeni yazılımlar satın aldı; hepsi insanların kullanması için tasarlandı. Biz bunun tersini yapıyoruz: şirketlerin zaten kullandığı sistemleri, yapay zeka çalışanlarının güvenle işletebileceği hâle getiriyoruz. İnancımız net: her kurum çok yakında agent-native olacak ve bunu ilk başaranlar büyük bir avantaj kazanacak. Bir Türk ekibi olarak bunu San Francisco’da, dünyanın en iyileriyle yarışarak inşa ediyor olmak bizim için ayrı bir gurur.”

Y Combinator nedir?

Y Combinator (YC), Silikon Vadisi’nin en saygın ve en zor kabul alınan girişim hızlandırma programı olarak biliniyor. Airbnb, Stripe, Dropbox, Coinbase ve Reddit gibi bugün on milyarlarca dolar değere ulaşmış yüzlerce şirketi henüz ilk günlerindeyken destekledi. Her dönem on binlerce başvuru arasından kabul oranı %1’in altında seyrediyor; programa girmek, bir girişim için küresel ölçekte güçlü bir referans sayılıyor.

Yerli girişim Vagustim, ABD merkezli AARP’ın AgeTech Collaborative programına kabul edildi

Non-invaziv vagus sinir stimülasyonu alanında global pazarda büyüyen Vagustim, 50’den fazla bilimsel çalışmayla destekli teknolojisini daha erişilebilir hale getirme misyonuyla çalışmalarını sürdürüyor.

Girişim; bugün 60’tan fazla ülkeye ulaşan kullanıcı ağı, dünyanın önde gelen araştırma kurumlarında kullanılan teknolojisi ve yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş vagus stimülasyonu yaklaşımıyla öne çıkıyor.

AgeTech Collaborative programına kabul, Vagustim’in özellikle sağlıklı yaşlanma, dijital sağlık ve non-invaziv nöromodülasyon alanlarındaki global büyüme hedefleri açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Program kapsamında Vagustim; tüketici içgörüleri, stratejik iş geliştirme desteği ve kurumsal partnerler ve AgeTech ekosistemiyle bağlantı fırsatlarına erişim sağlayacak.

AARP, Amerika Birleşik Devletleri’nde 50 yaş ve üzeri bireylerin yaşam kalitesini artırmaya odaklanan en büyük organizasyonlardan biridir. AgeTech ise yaşlanma deneyimini iyileştiren teknolojileri desteklemek amacıyla girişimleri, yatırımcıları, kurumsal şirketleri ve inovasyon paydaşlarını bir araya getiren global bir inovasyon ekosistemidir.

Vagustim Kurucu Ortağı Ali Can Erk konuyla ilgili verdiği demeçte;

“Vagustim olarak Türkiye’den doğan bir sağlık teknolojisi şirketini global pazarda büyütmek için çalışıyoruz. AgeTech programına kabul edilmek, hem teknolojimizin sağlıklı yaşlanma ve dijital sağlık alanındaki potansiyelini göstermesi hem de ABD ve global pazardaki büyüme hedeflerimiz açısından bizim için çok değerli bir adım. Bu programla birlikte kullanıcı içgörülerimizi derinleştirmeyi, güçlü ekosistem bağlantıları kurmayı ve non-invaziv vagus sinir stimülasyonunu daha fazla insana ulaştırmayı hedefliyoruz.”

Vagustim, kulak üzerinden uygulanan non-invaziv vagus sinir stimülasyonu teknolojisiyle stres yönetimi, rahatlama, uyku ve toparlanma gibi alanlarda kullanıcıların günlük wellness rutinlerini desteklemeyi amaçlıyor. Şirketin yeni nesil ürünü Vagustim V2; mobil uygulama desteği, kişiselleştirilebilir seanslar, yapay zekâ destekli protokoller ve gelişmiş kullanıcı deneyimiyle global pazarda konumlanıyor.

Vagustim, tüketici sağlığı ve iyi oluş alanındaki büyümesini sürdürürken, önümüzdeki dönemde tıbbi cihaz kategorisinde konumlanacak yeni ürün çalışmalarıyla da non-invaziv nöromodülasyon alanındaki ürün portföyünü genişletmeyi hedefliyor.

Yapay zeka ses teknolojileri ile öğrenmeyi kolaylaştıran yerli girişim Lucida AI, 7 milyon dolar yatırım aldı

Geliştirdiği yapay zeka ses teknolojileri ile birçok alanda öğrenmeyi kolaylaştıran mobil uygulama Lucida AI, Birleşik Krallık merkezli Velocity Capital liderliğinde gerçekleşen tohum turda 7 milyon dolar yatırım aldı. Bu Lucida AI’ın ikinci yatırım turu oldu.

Tura Avrupa’dan Next Tier Ventures ve Look AI Ventures’ın yanı sıra Türkiye’den Boğaziçi Ventures, Yapı Kredi FRWRD Ventures ve Ünlü & Co da katıldı.

Bu yatırım, Lucida AI’ın daha önce Neo Asset Management liderliğinde aldığı 1.25 milyon dolarlık pre-seed yatırımın ardından geldi. Böylece şirketin bugüne kadar aldığı toplam yatırım 8.25 milyon dolara ulaştı.

Lucida AI, yeni yatırımı; yeni dillere ve pazarlara açılmak, kendine ait konuşmadan konuşmaya yapay zekâ altyapısını daha da geliştirmek, kurumsal çözümünü küresel ölçekte büyütmek ve ürün geliştirme süreçlerini hızlandırmak için kullanacak.

Yapay zeka ile full otomatik konuşma pratiği

İnsanlar ve kurumlar giderek daha fazla dil ve kültür arasında iletişim kurarken, konuşma akıcılığı ve kendini ifade etme güveni, mesajın ne kadar net anlaşıldığını belirleyen en önemli unsurlardan biri hâline geliyor. Lucida AI, bireylere ve iş ekiplerine günün doğal akışına uyum sağlayan, sürekli ve talep üzerine erişilebilir konuşma pratiği sunarak bu ihtiyaca yanıt veriyor.

Platform sayesinde kullanıcılar, yazı yazmaya, karmaşık arayüzler kullanmaya veya önceden hazırlanmış egzersizlere ihtiyaç duymadan yapay zekâ ile gerçek zamanlı olarak doğrudan konuşabiliyor. Lucida AI, doğal diyaloglar üzerinden pratik yapılmasını sağlayan yapay zekâ destekli bir iletişim koçu gibi çalışıyor.

Lucida AI’ın kendi geliştirdiği Speech Language Model teknolojisiyle desteklenen platform, kullanıcının seviyesine gerçek zamanlı olarak uyum sağlayan serbest akışlı konuşmalar mümkün kılıyor. Platform; akıcılık, telaffuz ve ifade netliği konularında anlık geri bildirim sunarken, kahve siparişi vermek gibi günlük konuşmalardan iş toplantıları, sunumlar ve müşteri görüşmeleri gibi yüksek önem taşıyan profesyonel senaryolara kadar farklı gerçek hayat durumlarını simüle ediyor.

Lucida AI, bireysel kullanıcılar için mobil uygulama olarak sunulurken; kurumsal müşteriler için şirket içi kurulum ve uçtan uca şifreleme dahil olmak üzere güvenli dağıtım seçenekleri de sağlıyor.

Hızlı global büyüme

Lucida AI, lansmanından bu yana geçen yalnızca 15 ayda dünya genelinde 3 milyondan fazla kullanıcıya ulaştı ve Avrupa, ABD ve gelişmekte olan pazarlarda 2.2 milyar dakikanın üzerinde konuşma etkileşimi gerçekleştirdi.

Lucida AI Kurucu Ortakları Mustafa Girgin ve M. Sait Demirci, yatırım turuna ilişkin ortak demeçlerinde:

“Yapay zekâ küresel bir yarışa dönüşüyor ve anlamlı inovasyon artık tek bir coğrafyayla sınırlı değil. Bu yatırım turuyla, uzun vadeli vizyonumuzu paylaşan yatırımcılarla güçlerimizi birleştirdik. Odağımız çok net: küresel iletişimi destekleyen, ölçeklenebilir ve konuşma odaklı bir yapay zekâ platformu inşa etmek.”

Velocity Capital COO’su Thomas Lindup ise demecinde:

“Lucida AI, Velocity EIS Technology Fund olarak yatırım yapmayı hedeflediğimiz şirketlerde aradığımız temel özelliklere sahip: güçlü bir yönetim ekibi, sermaye verimliliği, veri odaklı bir yaklaşım, uluslararası ölçeklenebilirlik, büyüyen bir pazarda kayda değer büyüme potansiyeli ve geniş, çeşitlendirilmiş bir müşteri tabanı. Bu yolculukta ekibe katılmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”

Look AI Ventures Partner’ı Angelo Burgarello;

“Lucida’ya yatırım yapmamızın nedeni, ekibin hızı ve gerçekten iddialı bulduğumuz vizyonuydu: yüksek kaliteli konuşma pratiğini herkes için erişilebilir kılmak. Şirket, bugün pazarda bulunan LLM wrapper çözümlerinden ayrışarak bu alanda dönüştürücü bir etki yaratmayı hedefliyor; çünkü mevcut çözümlerin hiçbiri aynı güvenilirlik seviyesini sunamıyor. Lucida, gerçek zamanlı konuşma deneyimi ve jenerik yapay zekâ eğitmenlerine kıyasla daha doğru telaffuz geri bildirimi sağlayan fonetik motoruyla, konuşma odaklı bir öğrenme platformu inşa ediyor. Yedi haneli yıllık tekrarlayan geliriyle Lucida, yapay zekâ destekli iletişim alanında kategori tanımlayıcı bir şirket olma yolunda ilerliyor.”

Next Tier Ventures GP’si Patricia Pastor ise şu:

“Yapay zekânın bir sonraki eşiğinin, kesintisiz ve doğal insan iletişimi olduğuna inanıyoruz. Lucida AI, bu vizyonu küresel ölçekte gerçeğe dönüştürmek için benzersiz bir konuma sahip.”

Amerika merkezli CyberFOX, yerli şirket Timus Networks’ü satın aldı

Amerikalı siber güvenlik şirketi CyberFOX, bulut tabanlı güvenli erişim çözümleri geliştiren Timus Networks‘ü satın aldığını duyurdu. Satın alma ile CyberFOX, SASE (Secure Access Service Edge) ve Zero Trust Network Access (ZTNA) yetkinliklerini platformuna entegre ederek kurumsal müşterilere tek çatı altında daha kapsamlı bir siber güvenlik altyapısı sunmayı hedefliyor.

CyberFOX, %100 bulut tabanlı Secure Access Service Edge (SASE) ve Zero Trust Network Access (ZTNA) çözümleri geliştiren Timus Networks’ü satın aldığını duyurdu. Gerçekleşen satın almayla birlikte Timus’un güvenli ağ erişimi, güvenli web erişimi ve adaptif güvenlik politikaları gibi teknolojileri CyberFOX’un siber güvenlik platformuna entegre edilecek.

Satın alma sayesinde CyberFOX, tek bir platform üzerinden daha kapsamlı ve proaktif bir güvenlik altyapısı sunmayı hedefliyor. Timus’un geliştirdiği SASE çözümü; geleneksel VPN altyapılarının yerine Zero Trust mimarisi, sürekli çalışan güvenli bağlantı altyapısı, gerçek zamanlı risk analitiği, kullanıcı ve cihaz bazlı detaylı politika yönetimi ile yüksek performanslı küresel ağ erişimi gibi yetkinlikleri CyberFOX ürün portföyüne kazandıracak.

CyberFOX CEO’su David Bellini, Timus’un uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası olduğunu belirterek;

“Müşterilerimiz, güvenlik çözümlerini, güven duydukları daha az sayıda teknoloji sağlayıcısı üzerinden almak istiyor. Timus birleşmesi ile müşterilerimize ihtiyaç duydukları güvenli ağ erişimini, sınıfının en iyisi ve sahada başarısını kanıtlamış bir ürünle sunabileceğiz. ZTNA’yı da kapsayan SASE, portföyümüze eklemek için en anlamlı çözümlerden biriydi. Timus, bugün sıfırdan geliştirecek olsaydık tam olarak inşa etmek isteyeceğimiz platformdu. Artık bu platform CyberFOX’un bir parçası ve müşterilerimiz bunun avantajlarından ilk günden itibaren yararlanacak.”

Satın alma sonrasında Timus Networks, kısa vadede mevcut markasıyla faaliyetlerini sürdürmeye devam edecek. Mevcut müşteriler ve iş ortakları için hizmet, destek süreçleri ve sözleşmelerde herhangi bir değişiklik yaşanmayacak. Önümüzdeki dönemde Timus ürünlerinin ve partner ekosisteminin CyberFOX platformuna kademeli olarak entegre edilmesi planlanıyor.

Timus Networks Ortağı ve CEO Ahmet Polat satın almayla ilgili;

“Kurulduğumuz günden bu yana kurumların güvenli erişim ihtiyaçlarını bulut tabanlı, kullanıcı odaklı bir yaklaşımla yeniden tanımlamayı hedefledik. CyberFOX ile güçlerimizi birleştirerek teknolojimizi çok daha geniş bir küresel müşteri tabanına ulaştıracak ve platformumuzu daha hızlı ölçeklendireceğiz. Bu birleşme, inovasyon hızımızı artırırken müşterilerimize ve iş ortaklarımıza sunduğumuz değeri daha da güçlendirecek.”

CyberFOX’un yılın ilk aylarında tamamladığı büyüme yatırımının ardından gerçekleşen satın alma; şirketin ürün geliştirme, yapay zekâ yatırımları, uluslararası büyüme ve stratejik satın almalar odağındaki büyüme planının önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Metis Ventures Kurucu Ortağı Merve Zabcı ise demecinde;

“Timus Networks’e yatırım yaparken, Tuğrul Tekbulut’un Logo Yazılım’da ortaya koyduğu vizyon ve tecrübeyi, Ahmet Polat ile birlikte güçlü kurucu ekip ve mühendislik yetkinliğiyle birleştirerek siber güvenlik alanında küresel ölçeğe ulaşabilecek bir şirket inşa edebileceğine inanıyorduk. CyberFOX tarafından gerçekleştirilen bu satın alma, Timus ekibinin geliştirdiği teknolojinin uluslararası pazarda yarattığı değerin güçlü bir göstergesi niteliğinde. Türkiye’den çıkan teknoloji girişimlerinin küresel oyuncular tarafından stratejik satın almalara konu olması, yalnızca Timus için değil, Türkiye teknoloji ve girişimcilik ekosisteminin rekabet gücünü ortaya koyması açısından da önemli bir kilometre taşı.”

Türk girişimciler tarafından ABD’de kurulan Derya, 1.1 milyon dolar yatırım aldı

Mert Turna ve Oğuzhan Karaca tarafından kurulan ABD merkezli YC girişimi Derya, 1,1 milyon dolar yatırım aldı. Derya’nın tohum öncesi yatırım turuna, 15 yıldır Türkiye girişimcilik ekosisteminin öncüsü ve global teknoloji şirketlerinin destekçisi 212, dünyanın önde gelen girişim hızlandırma programı Y Combinator ve Ubicloud Kurucu Ortağı Umur Çubukçu katıldı. Derya, aldığı yatırımla taşıma, lojistik finansmanı ve veri işleme kapasitesini artırırken, yeni pazarlara açılarak operasyonlarını büyütmeyi planlıyor.

Yük taşımacılığı ve aracılığı için bütüncül yapay zekâ altyapısı geliştiren Derya, sektörün büyük ölçüde manuel yürütülen, hatalara ve zaman kaybına yol açan süreçlerini otomatikleştirmeyi hedefliyor. Derya, belgeleme, tedarikçi ve nakliyeci nitelendirme, sevkiyat takibi, müşteri bilgilendirme ve uyumluluk iş akışlarının tamamını yöneten bir yapay zekâ motoru sunuyor. Geleneksel yük taşımacılığı ofislerinin ortalama iki günde yanıt verdiği taleplere karşılık, Derya’nın yapay zekâ motoru uygun tedarikçi ve nakliyeciyi dakikalar içinde eşleştirebiliyor.

Karaca: “Yapay zekâyla veri temelli lojistik altyapısı inşa ediyoruz”

Derya Kurucu Ortağı ve CEO’su Oğuzhan Karaca yatırımla ilgili verdiği demeçte;

“Biz Derya’da lojistik operasyonları ayrı süreçler olarak değil, bütüncül bir iş akışı olarak görüyoruz. Geliştirdiğimiz yapay zekâ altyapısı tedarikçi ve taşıyıcı bulmaktan başlayarak müşteri bulma ve yük takibine kadar tüm adımları veri temelli sistemimizde bir araya getiriyor. Böylece operasyonlar görünürlük kazanmanın ötesinde optimize edilebilir bir yapıya dönüşüyor. Amazımız parçalı operasyonları tek bir akışta birleştirmeye devam ederek doğru eşleşmeleri gerçek zamanlı ve düşük aracı maliyetiyle yapmak. Aldığımız yatırımı da bu vizyonu daha geniş pazarlara taşıma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz.”

Aydın: “Lojistikte manuel süreçleri yapay zekâyla yeniden tasarlıyor”

212 Bölgesel Fon Ortağı Kıvanç Aydın, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Derya, küresel lojistiğin en karmaşık ve hâlâ büyük ölçüde manuel yürüyen alanlarından biri olan yük taşımacılığı ve aracılığını (freight forwarding) yapay zekâyla yeniden tasarlıyor. Oğuzhan ve Mert çok etkileyici iki girişimci. Yatırımımızdan bu yana, sahadaki verimsizlikleri çok iyi analiz edip hızlı aksiyon alarak Derya’yı yalnızca bir yazılım ürünü değil, yük taşımacılığı ve aracılığı alanında yapay zekâ temelli bir operasyon altyapısı olarak konumlandırdıklarını gördük. 212 olarak, Türkiye’den çıkan kurucuların global ölçekte sektör lideri şirketler kurabileceğine inanıyoruz. Derya’nın uluslararası yük taşımacılığında yeni nesil bir altyapı şirketi olma yolculuğunda yanında olmaktan heyecan duyuyoruz.”

Konya merkezli Akınrobotics’ten ilk insansı robot: AKINCI 5

Çalışmalarını Konya’da sürdüren yerli teknoloji şirketi Akınrobotics, kuruluşunun 17. yılını kutlarken Türkiye’nin ilk insansı robotu AKINCI 5’in tanıtım videosunu paylaştı.

Yerli mühendislik gücü ve yıllara dayanan Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen AKINCI, Türkiye’de insansı robot teknolojilerinin öncüsü olarak önemli başarılara imza attı. Şimdi ise Akınrobotics, AKINCI’nın 5. nesliyle bu yolculuğu bir adım daha ileri taşımaya hazırlanıyor.

2009 yılında insansı robot Ar-Ge çalışmalarına başlayan Akınrobotics, bu alandaki birikimini 2015 yılında Türkiye’nin ilk insansı robot fabrikasını hayata geçirerek yeni bir aşamaya taşıdı. Kurulan bu tesis, yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda geleceğin teknolojilerine yön veren bir Ar-Ge ve inovasyon üssü olarak konumlandı.

Bu vizyon doğrultusunda geliştirilen AKINCI ise Türkiye’de üretilen ilk insansı robot olarak ülkemizin teknoloji tarihinde önemli bir yer edindi.

17 yıldır yapay zekâ ve robotik teknolojileri alanında çalışmalarını sürdüren Akınrobotics, AKINCI 5 ile yerli teknoloji gelişimine katkı sağlamaya devam ediyor.

Yerli girişim Thread in Motion’dan fiziksel yapay zeka cihazı: AXION

Türkiye merkezli teknoloji şirketi Thread in Motion, ülkemizde geliştirilen ilk fiziksel AI (yapay zeka) cihazı olarak konumlandırdığı AXION‘u tanıttı.

Şirket, AXION’u üretim tesisleri, depolar, lojistik merkezleri, perakende operasyonları, havacılık süreçleri ve saha ekipleri için geliştirdi. Bugüne kadar ağırlıklı olarak masa başı çalışanların üretkenlik aracı olarak kullandığı yapay zeka, AXION ile operasyon çalışanlarının da dönüşümün parçası olmasını sağladı. Yapay zekayı fiziksel operasyonların günlük akışına taşımayı amaçlayan AXION; bunu ses, kamera, barkod okuma, gerçek zamanlı veri aktarımı ve yapay zeka destekli yönlendirme yetenekleriyle yapıyor.

Thread in Motion CEO’su Kadir Demircioğlu, AXION’un çıkış noktasını şu sözlerle anlatıyor: “Bugün yapay zeka denildiğinde herkes beyaz yakalı çalışanları düşünüyor. Oysa üretimde, depoda, lojistikte ve sahada milyarlarca insan çalışıyor. Bu durum ürünün çıkış noktasını oluşturdu. Beyaz yakalıların bir AI asistanı varsa, operasyon çalışanlarının neden olmasın sorgulamamızın sonucunda da AXION doğdu.”

Sahadaki iş akışının doğal parçası

Yapay zeka son yıllarda kurumların verimlilik gündeminde merkezi bir yer edindi. Ancak bu dönüşümün ilk dalgası daha çok ofis uygulamaları, sohbet robotları, dijital asistanlar ve bilgisayar başında kullanılan üretkenlik araçları üzerinden şekillendi. Bu nedenle sahada çalışan ekipler yapay zeka deneyimine aynı ölçüde erişemedi.

Thread in Motion, AXION ile bu boşluğu doldurmaya odaklanıyor. Şirket cihazı, operasyon çalışanlarını anlayan, yönlendiren, doğrulayan ve gerektiğinde karar vermesine yardımcı olan yapay zeka destekli bir operasyon asistanı olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım, yapay zekanın fiziksel dünyaya taşınması açısından dikkat çekiyor.

AXION, görevleri sesli olarak aktarabiliyor. Bulunduğu ortamı kamerayla analiz edebiliyor. Barkod okuyabiliyor, ürün doğrulaması yapabiliyor ve çalışanı adım adım yönlendirebiliyor. Kurumsal sistemlerden aldığı bilgileri gerçek zamanlı olarak kullanıcıya aktarabiliyor. Böylece çalışan ile dijital sistemler arasındaki etkileşim, ekran başında yürütülen bir süreç olmaktan çıkıp sahadaki iş akışının doğal bir parçası haline geliyor.

Yapay zekanın fiziksel dünyadaki temsilcisi

Kadir Demircioğlu, AXION’un fiziksel operasyonlardaki rolünü şöyle özetliyor: “AXION, çalışanın yanında yürüyen, onu yönlendiren, işini kolaylaştıran ve gerektiğinde onunla konuşabilen yeni nesil bir operasyon asistanı. AXION’u, yapay zekanın fiziksel dünyadaki temsilcisi olması için geliştirdik. ”

Fiziksel AI’ın yaygınlaşması, yapay zekada yeni bir döneme kapı aralıyor. Yapay zeka artık çalışanı görebiliyor, çevresini anlayabiliyor, görevleri takip edebiliyor, fiziksel süreçleri yönetebiliyor ve karar alma aşamalarında gerçek zamanlı destek sunabiliyor. Bu durum, küresel araştırmalarla da örtüşüyor. Deloitte’un “State of AI in the Enterprise 2026” raporuna göre, şirketlerin %58’i halihazırda fiziksel AI kullanıyor. Raporda bu oranın 2 yıl içinde %80’e ulaşmasının beklendiği belirtiliyor. Üretim, lojistik ve savunma da fiziksel AI kullanımının küresel ölçekte öne çıktığı alanlar arasında gösteriliyor.

Uluslararası pazarlara taşıyacak

AXION’un sahip olduğu kamera, ses teknolojileri, yapay zeka altyapısı ve endüstriyel dayanıklılık, yaşanan dönüşümün sahadaki karşılığı olarak konumlanıyor. Cihaz, çalışanların günlük görevlerinde bilgiye daha hızlı ulaşmasını, doğru ürünü doğrulamasını, süreç adımlarını takip etmesini ve kurumsal sistemlerle kesintisiz bağlantı kurmasını sağlıyor. Bu yapı, operasyonel işlerde yapay zekanın daha doğrudan ve pratik bir role sahip olabileceğini ortaya koyuyor.

Türkiye merkezli Thread in Motion, 2016 yılından bu yana geliştirdiği teknolojilerle 13 ülkede faaliyet gösteriyor. Şirket; TOGG, Toyota, Mercedes-Benz ve Diageo gibi markalara ve otomotiv, üretim, lojistik, perakende ve havacılık sektörlerinde yapay zeka destekli endüstriyel çözümler sunuyor. Bugüne kadar farklı ülkelerde kullanılan endüstriyel giyilebilir çözümler geliştiren Thread in Motion, AXION ile Türkiye’den doğan fiziksel AI vizyonunu uluslararası pazarlara da taşımayı hedefliyor.

Yerli yapay zeka hukuk girişimi Apilex, yayına alınışının 9. ayında 8 milyon dolar ARR’ı geçti

Türkiye, Fransa ve Almanya’da hizmet veren yerli yapay zekâ hukuk girişimi Apilex, yayına alınışının 9. ayında 8 milyon doların üzerinde yıllık tekrar eden gelire (ARR) ulaştı.

Şirket bu büyümeyi dış yatırım almadan, bootstrap biçimde gerçekleştirerek dünyanın en hızlı go-to-market başarılarından birine imza atan Legal AI girişimi oldu.

Elde ettiği gelirin büyük bir kısmıyla ekip büyümesine odaklanan Apilex, hızlı büyümesiyle kısa sürede 120 kişilik bir kadroya ulaştı.

“Üçüncü haftada başabaş noktasına ulaştık”

Şirketin Kurucu Ortağı ve Co-CEO’su Av. Cebrail Ergül, Apilex’in çıkış hikâyesini şöyle anlatıyor:

“Yıllardır hukuk girişimleri üzerine biriktirdiğimiz iş tecrübemizi, 4 yıl boyunca çoğu başarısızlıkla sonuçlanan teknoloji girişimi deneyimimizle bir araya getirdik. Ortaklarım Kemal Tamer ve Batuhan İpek ile hukuk, teknoloji ve iş geliştirme tecrübemizi birleştirince güçlü bir founder–market uyumu oluştu. İlk başta kolay satılamayacak bir ürün ortaya çıkardık ve yayına almamaya karar verdik, ardından bugün yayında olan Apilex’in MVP’sini geliştirdik. 9 ay önce yayına aldık ve bu kez ürün–pazar uyumunu yakaladık. Öyle ki Apilex daha üçüncü haftasında başabaş (break-even) noktasına ulaştı. Global büyüme vizyonumuzu da ekleyince Apilex uluslararası bir girişime dönüştü. Şimdiki hedefimiz global gelirlerimizi iyice artırmak ve yeni pazarlara açılmak. Yıl sonuna kadar oluşturduğumuz değerle bir yatırım turuna çıkmayı planlıyoruz.”

Apilex, mevcut pazarlarında yakaladığı büyümeyi Brezilya, İspanya ve İtalya pazarlarına da taşımayı hedefliyor.

Ideasets, 10 milyon dolar değerleme üzerinden 1.25 milyon dolar yatırım aldı

Aralık 2025’te Berk Üder, Saltukhan Gülşen ve Arif Çelen tarafından kurulan Ideasets, yapay zekâ, veri bilimi ve öngörü sistemlerini tek bir üretim modelinde birleştiren yeni nesil bir Venture Factory olarak faaliyet gösteriyor. Şirket, dijital ekonomide gelecekte oluşacak talebi anlamaya, modellemeye ve bu öngörüleri doğrudan ürünlere dönüştürmeye odaklanıyor.

Ideasets, Gelecek Holding’in katıldığı ön tohum yatırım turunda 10 milyon dolar değerleme üzerinden 1.25 milyon dolar yatırım aldığını resmen duyurdu.

Gelecekteki pazar dinamiklerini geliştirdiği algoritma ve modeller ile analiz eden Ideasets, elde ettiği içgörüleri yeni girişimlere, dijital ürünlere ve teknoloji platformlarına dönüştürerek veri ile üretim arasındaki boşluğu kapatmayı hedefliyor. Şirketin yaklaşımı, sinyalden içgörüye, içgörüden ürüne uzanan ve gerçek dünya verileriyle sürekli beslenen kapalı döngü bir üretim modeli üzerine kuruluyor. Bu modelin merkezinde, büyük ölçekli davranışsal, ekonomik ve dijital sinyalleri analiz ederek tüketicinin neyi, nerede, hangi formatta ve hangi zaman diliminde tüketeceğini modelleyen bir altyapı yer alıyor.

Dijital üretimi tahmine değil veriye dayalı hale getiren bir altyapı inşa ediyor

Ideasets, büyük ölçekli davranışsal, ekonomik ve dijital sinyalleri analiz ederek tüketicinin neyi, nerede, hangi formatta ve hangi zaman diliminde tüketeceğini modelleyen kapalı döngü bir sistem geliştirdi. Mobil uygulama ekosistemleri, oyun dağıtım platformları, reklam ağları, sosyal medya ve dijital ticaret sistemleri dahil olmak üzere farklı sinyal kaynaklarından beslenen yapı, tüm global pazarlardaki dijital etkileşimleri analiz ediyor.

Şirketin yaklaşımı yalnızca pazar analizi üretmekle sınırlı değil; öngörü sistemleri doğrudan mobil oyunlar, mobil uygulamalar, sosyal medya içerikleri ve marka kampanyalarının tasarım, üretim ve yayın süreçlerine entegre ediliyor. Her yayınlanan proje sistem için yeni bir doğrulama verisi oluşturuyor ve modeller gerçek performans verileriyle sürekli yeniden kalibre ediliyor.

Ideasets ürün ekosistemi

Ideasets, ana modelini kullanarak geliştirdiği teknolojileri farklı ürünler aracılığıyla pazara sunuyor. Şirketin ekosisteminde yer alan BeforeTomorrow.io, yapay zekâ destekli içerik ve yaratıcı üretim platformu olarak konumlanırken; AllInsights.ai ve GameInsights.ai, dijital platformlardan gelen milyarlarca veri noktasını analiz ederek şirketlerin, markaların ve oyun stüdyolarının daha doğru stratejik kararlar almasını sağlayan platformları global pazara sunuyor. 2026’nın üçüncü çeyreğinde kullanıma sunulması planlanan MobilePublisher.ai ise bu içgörüleri doğrudan mobil uygulamalara, mobil oyunlara ve dijital ürünlere dönüştüren yayıncılık katmanını oluşturuyor. Şirket aynı zamanda geliştirdiği öngörü sistemlerini kullanarak mobil uygulamalar, mobil oyunlar, dijital içerikler, video ve medya projeleri ile gelecekte film, dizi ve farklı dijital eğlence formatları dahil olmak üzere son kullanıcıya ulaşan yeni nesil ürünler ve girişimler geliştiriyor.

Alınan yatırımın ardından Ideasets Kurucu Ekibi ve Gelecek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Çimen, verdiği demeçte; “Dünya ekonomisi hızla veri ve yapay zekâ temelli sistemler etrafında yeniden şekilleniyor. Gelecek Holding olarak, geleneksel sektörlerle ileri teknoloji alanlarını bir araya getiren ve uzun vadede yüksek katma değer yaratabilecek girişimlere odaklanıyoruz. Ideasets’in geliştirdiği yaklaşımın, veriyi yalnızca analiz eden değil; karar alma ve üretim süreçlerini dönüştürme potansiyeli taşıyan bir yapı sunduğuna inanıyoruz. Bu yatırım da bu vizyonun önemli bir parçası.”

Ideasets Kurucu Ortağı ve CEO’su Berk Üder ise şirketin vizyonuna ilişkin şunları söyledi: “Dijital dünyada her gün üretilen veri hızla büyüyor; ancak bu veriyi anlamlandırıp geleceğe yönelik kararlar üretebilen sistemler aynı hızda gelişmiyor. Ideasets’i kurarken hedefimiz, veri bilimi, algoritma araştırmaları ve yapay zekâ teknolojilerini bir araya getirerek gelecekteki davranışları ve pazar dinamiklerini modelleyebilen bir teknoloji yaklaşımı geliştirmekti. Biz yapay zekâyı yalnızca otomasyon sağlayan bir araç olarak değil, insan uzmanlarla birlikte çalışan yeni bir üretim modelinin parçası olarak görüyoruz.”