Ana Sayfa Blog Sayfa 4

Meta’dan kişisel cihazlarda çalışan açık kaynaklı ajan tabanlı model: Muse Glimmer

Meta CEO’su Mark Zuckerberg, devamlı çalışan yerel ajan tabanlı iş akışlarını desteklemek üzere özel olarak geliştirilen, 30 milyar parametreli bir yapay zeka modeli Muse Glimmer’ın kullanıma sunulduğunu duyurdu.

Meta Superintelligence Labs tarafından geliştirilen bu model, Apache 2.0 lisansı kapsamında Hugging Face’te açık ağırlıklı olarak sunuluyor. Bu sayede geliştiriciler ve kurumlar, bulut altyapısına veya aktif bir internet bağlantısına ihtiyaç duymadan tüketici sınıfı donanımlar üzerinde karmaşık yapay zeka görevlerini yerel olarak yürütebiliyor.

Meta, temel modeller kod üretimi ve akıl yürütme alanlarında olağanüstü ilerlemeler kaydetmiş olsa da, bulut bağımlılığının gerçek zamanlı tepki süresi ve gizlilik açısından hassas bağlamlar için hala önemli bir sorun olduğunu belirtti. Muse Glimmer, tek bir tüketici sınıfı GPU’suna sahip masaüstü bilgisayarlar ve dizüstü bilgisayarlarda verimli bir şekilde çalışarak bu sorunu çözüyor ve fonksiyon çağırma, yerel yazılım geliştirme, uzun vadeli planlama ve “LLM hakem” değerlendirmesi gibi iş akışlarını destekliyor.

Sıkı donanım kısıtlamaları dahilinde en ileri düzeyde performans elde etmek için Meta, çok aşamalı bir eğitim metodolojisi kullandığını ifade etti. Muse Glimmer, ön eğitim aşamasında logit tabanlı bilgi damıtımıyoluyla Meta’nın daha büyük Muse Spark modelinden akıl yürütme yeteneklerini devraldı. Bunu, uzun bağlamlı ajan tabanlı verilere odaklanan eğitim aşaması ve ardından kodlama, ajan ve genel akıl yürütme alanlarında denetimli ince ayar (SFT) ile pekiştirmeli öğrenmeyi birleştiren son eğitim aşaması izledi. Meta, modelin kullanıma sunulmadan önce Meta’nın Gelişmiş YZ Ölçeklendirme Çerçevesi’nde belirlenen standartlara göre değerlendirildiğini ve modelin SWE-Bench, DeepSearch QA, MCP-Atlas ve 𝛕-Bench gibi önemli benchmark testlerinde güçlü bir performans sergilediğini doğruladı.

Yerel kurulumların teknik zorluklarına değinen Meta, Muse Glimmer’daki iki temel mühendislik atılımına dikkat çekti:

Gelişmiş Cihaz İçi Kuantizasyon (Nicemleme): Yaklaşık 4-bit hassasiyetine sıkıştırılan dil modeli, 20 GB’ın altında bir bellek ile çalışıyor. Bu durum, modelin çalışma belleğini (KV önbelleği), algı kodlayıcısını ve spekülatif kod çözme taslak modelini (speculative decoding drafter) standart bir 24 GB veya 32 GB bellek sınırında eşzamanlı olarak desteklemek adına yeterli bir çalışma alanı bırakıyor.
Hızlandırılmış Spekülatif Kod Çözme: Model, DFlash tabanlı ve paralel olarak token blokları öneren hafif bir yardımcı ağ barındırıyor. Bu teknoloji, çıkış kalitesinden ödün vermeksizin Mac M4/M5 Max işlemciler ve NVIDIA RTX-5090 ekran kartları da dahil olmak üzere tüketici sistemlerinde üretim hızını önemli ölçüde artırıyor.

Metin işlemenin yanı sıra Meta; Muse Glimmer’ı, ardışık metin ve görsel girdileri işleyebilen özel bir algı kodlayıcısı ile tasarladı. Bu sayede ajanlar grafikleri, belgeleri ve ekran görüntülerini sorunsuz bir şekilde analiz edebiliyor. Model ayrıca hata kurtarma mekanizmaları, OpenClaw gibi orkestrasyon şablonlarıyla iskele yapısı (scaffold) uyumluluğu, kontrol edilebilir akıl yürütme yeteneği ve 100’den fazla dilde çok dilli destek sunuyor.

Meta, donanım optimizasyonları ve barındırma seçenekleri sunmak adına AMD, Arm, Dell, Intel, NVIDIA, Together AI, Fireworks AI ve OpenRouter dahil olmak üzere önemli donanım ve platform ortaklarıyla yürüttüğü sürekli iş birliğini vurguladı. Şirket, llama.cpp, MLX, ExecuTorch, Ollama, LM Studio, vLLM ve TorchTitan gibi geliştirici çalıştırma zamanlaması ortamları ile entegrasyonların gelecek günlerde kullanıma sunulacağını ifade etti.

Meta, Muse Glimmer’ın kullanıma sunulmasının açık yapay zeka araştırmalarını paylaşmaya yönelik uzun süreli geleneğini devam ettirdiğini, açık kaynak ekosistemini güvenli, özel ve yerelleştirilmiş otonom ajanlar inşa etme konusunda güçlendirmeyi hedeflediğini belirtti. Geliştiriciler model ağırlıklarına, kurulum kılavuzlarına ve teknik dokümantasyona Hugging Face ve Meta’nın YZ Geliştirici Merkezi platformu üzerinden bugün erişebilirler.

Yatırım almadan 85 kişilik ekibe | Tyler Blackford & Destan Keskinkılıç ile Neon Apps’in Hikayesi

Neon Apps, dış yatırım almadan 85 kişilik bir ekibe ulaşmayı nasıl başardı? Bu bölümde Neon Apps’in kurucuları Tyler Blackford ve Destan Keskinkılıç ile şirketin kuruluş hikâyesini, mobil uygulama dünyasında nasıl büyüdüklerini, ekip kurma stratejilerini ve bugüne kadar neden yatırım almadan ilerlemeyi tercih ettiklerini konuştuk.

Neon Apps’in ürün geliştirme yaklaşımından global pazarlardaki büyüme stratejisine, 85 kişilik organizasyonun nasıl yönetildiğinden mobil uygulama sektöründeki fırsatlara kadar birçok başlığı ele aldık.

Videoda öne çıkan başlıklar: Neon Apps nasıl kuruldu? Yatırım almadan 85 kişilik bir ekip nasıl kuruldu? Global mobil uygulama pazarında nasıl büyüyorlar? Yeni uygulama fikirlerini nasıl seçiyorlar? Ürün geliştirme ve büyüme süreçleri nasıl ilerliyor? Bootstrapped büyümenin avantajları ve zorlukları neler? Neon Apps’in bundan sonraki hedefleri neler?

Bu içerik iş birliği kapsamında üretilmiştir.

Türk girişimcilerin San Francisco’da kurduğu Provenance, 20 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

Finans profesyonellerinin finansal model ve doküman inceleme süreçlerini yapay zekâ ile hızlandıran Provenance, yatırım turuna yeni yatırımcıların katıldığını duyurdu.

Daha önce Glasswing Ventures ve Jackson Square Ventures tarafından desteklenen Provenance’a, girişim sermayesi fonu 212, 20 milyon dolar değerleme üzerinden 500 bin dolar yatırım yaparak yatırımcılar arasına katıldı.

Tura ayrıca; SSC Venture Partners da 100 bin dolarlık tutarla dahil oldu. Teknoloji sektörünün deneyimli isimlerinden Peter Bell de Provenance’ın yatırımcıları arasına katıldı. Bell, StorageNetworks’ün kurucusu ve eski CEO’su olarak şirketi halka arz etmiş, daha sonra Amity Ventures’ta yatırımcı olarak teknoloji şirketlerini desteklemiştir.

Tuna Üsküdar ve Arda Dinç tarafından kurulan Provenance, finans ekiplerinin finansal modeller, PowerPoint sunumları ve işlem dokümanlarını incelemek için harcadığı saatleri azaltmayı hedefliyor. Şirketin yapay zekâ platformu, versiyonlar arasındaki değişiklikleri analiz ediyor, rakamları kaynaklarıyla karşılaştırıyor ve karmaşık finansal modellerin çok daha hızlı incelenmesini sağlıyor.

Yeni yatırım, Provenance’ın ürün geliştirme çalışmalarını ve ABD pazarındaki büyümesini hızlandırmak için kullanılacak.

Ödeme çözümleri sunan Ödero ile otomotiv markası Otokar, iş birliği yaptı

Koç Topluluğu şirketlerinden online ödeme çözümleri markası Ödero ile Türkiye’nin öncü otomotiv üreticilerinden Otokar, ödeme süreçlerini dijitalleştiren kapsamlı bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamda Ödero, Otokar’ın kurumsal ödeme altyapısını güçlendirirken, bayi ağı ve müşterileri için de hızlı, güvenli ve esnek ödeme deneyimi sunan çözümleriyle süreçleri kolaylaştırıyor.

Tahsilat süreçlerinde hız, kontrol ve operasyonel verimlilik

Ödero’nun güçlü teknolojik altyapısı üzerine kurulan Bayi Tahsilat Çözümü, entegrasyon gerektirmeyen yapısıyla Otokar’a 7/24 çevrim içi tahsilat imkânı sunuyor. Dijitalleşen süreçler sayesinde Otokar’ın tahsilat gün sayısını düşürüyor, nakit yönetimini kolaylaştırıyor. Sistem, tahsilata daha hızlı erişmeyi ve net çalışma sermayesini daha verimli yönetmeyi mümkün kılıyor. Detaylı gelir-gider ve tahsilat raporları ve şüpheli işlem takibi gibi fonksiyonlarla finans birimlerinin işini dijitalleştiriyor ve kolaylaştırıyor. Ayrıca bayilerin risk teminat dengesine olumlu katkı sağlıyor.

Ödero’nun bayiler için sunduğu çözüm ise; Otokar bayilerinin bankalar ile ayrı anlaşma ve mutabakat sürecine girmeden araç ön satış bedeli ve araç bakım-servis bedellerinin taksit avantajıyla tahsil edilebilmesini sağlıyor. Ayrıca, Otokar’ın bayi teşvik sisteminin Ödero’ya entegre edilmesi sayesinde, teşvik tutarları ödeme planına otomatik uygulanıyor ve müşterilere daha avantajlı taksit koşulları sunulabiliyor. Ödero’nun sunduğu kolaylıklar Otokar bayilerinin iş yükünü azaltırken ticaret hacmini artırıyor.

Müşterilere kolay ve hızlı ödeme deneyimi

Ödero ile müşterilerin Otokar bayilerindeki ödeme süreçleri dijitalleşiyor. Müşteriler, güvenli dijital ödeme altyapısı üzerinden hızlı ve kolay ödeme gerçekleştirebiliyor. Müşteriler dilediği yerden, tüm bankalarda geçerli taksitli ödeme seçeneklerinden de yararlanabiliyor. Hızlı ve güvenli ödeme altyapısı, bayideki işlem sürelerini kısaltarak müşteri memnuniyetine katkı sağlıyor.ızlı ve güvenli ödeme altyapısı, bayideki işlem sürelerini kısaltarak müşteri memnuniyetine kat

Token Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para A.Ş. Genel Müdürü Hande Sarıdal, Ödero-Otokar iş birliğine ilişkin verdiği demeçte:

“Ödero olarak Koç Topluluğu’nun teknoloji ve finans alanındaki bilgi birikiminden güç alarak, farklı sektörlerin ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilen ödeme çözümleri geliştiriyoruz. Günümüzde işletmeler yalnızca satış süreçlerini değil, tahsilat operasyonlarını da hızlandıracak ve verimliliği artıracak teknolojilere ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyaçtan hareketle geliştirilen ödeme ve tahsilat çözümlerimiz, ana firma, bayi ve son kullanıcıya fayda sunarak yüksek güvenlik standartları ve güçlü teknik altyapısı ile ödeme süreçlerinin uçtan uca daha etkin yönetilmesine olanak tanıyor.”

Otokar Genel Müdür Yardımcısı (Ticari Araçlar) Kerem Erman, müşteri ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümleri hayata geçirmeye devam ettiklerini belirterek;

“Otokar olarak müşterilerimizin yanında yer alıyor; yalnızca araçlarımızla değil, iş süreçlerini ve finansmana erişimi kolaylaştıran çözümlerimizle de değer yaratmayı hedefliyoruz. Ödero ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde müşterilerimize araç alım süreçlerinde hız ve kolaylık sunarken, bayilerimizin satış ve tahsilat süreçlerini de daha etkin hale getirmeyi amaçlıyoruz.”

Avusturya’nın toplu taşıma operatörü ÖBB Postbus, Otokar ile anlaştı

Bu yıl kuruluşunun 100. yılını kutlayan Koç Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren Otokar, yenilikçi ve çevreci araçlarıyla Avrupa pazarındaki varlığını güçlendirmeye devam ediyor.

Avusturya’nın önde gelen toplu taşıma operatörü ÖBB Postbus, seviye 4 standartlarında tam otonom sürüş yeteneğine sahip elektrikli otobüs pilot projesinde teknoloji ortağı olarak Otokar’ı tercih etti. Sürekli sürücü müdahalesi gerektirmeden çalışabilen Otokar otonom e-Centro, Viyana’da düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna tanıtıldı.

Otokar’ın tamamen elektrikli ve otonom aracı e-Centro, 4 Eylül tarihine kadar European Forum Alpbach 2026 kapsamında belirlenen güzergahta test edilecek. Pilot uygulamanın ardından araç, Wolfurt Kampüsü’nde düzenli seferlerde kullanılacak.

“Toplu taşıma için büyük bir potansiyel”

Avusturya Federal Bakanı Peter Hanke, otonom araçların ülkenin iş ve inovasyon merkezi olma hedefi açısından önem taşıdığını belirterek, “Otonom araçlar, daha modern, daha güvenli ve daha verimli bir ulaşım sisteminin önemli bir unsuru ve aynı zamanda Avusturya’nın iş ve inovasyon merkezi olarak büyük bir fırsat barındırıyor. Özellikle toplu taşımada büyük bir potansiyel görüyorum. Otonom otobüsler, ilk ve son kilometre bağlantılarında, kırsal bölgelerde veya geleneksel tarifeli seferlerin işletilmesinin zor olduğu saatlerde mevcut hizmetleri tamamlayabilir ve genişletebilir. Avusturya bu gelişmeyi izlemekle yetinmemeli, aktif olarak şekillendirmeli, katma değeri ülkede tutmalı ve ülkedeki bilgi birikimini uluslararası alanda görünür kılmalı” dedi.

Toplu taşımada yenilikçi dönem

ÖBB Postbus, otonom sürüş teknolojisini toplu taşımanın geleceği açısından önemli bir teknoloji olarak değerlendiriyor. Proje kapsamında otonom mobilitenin bölgesel ulaşım hizmetlerini nasıl tamamlayabileceği ve güçlendirebileceği gerçek işletme koşullarında test edilecek. Otonom otobüslerin gelecekte ilk ve son kilometre bağlantılarında, kırsal bölgelerde ve geleneksel tarifeli seferlerin işletilmesinin zor olduğu saatlerde toplu taşıma hizmetlerini desteklemesi hedefleniyor.

ÖBB CEO’su Andreas Matthä otonom sürüşün geleceğe yönelik bir vizyon olmaktan çıktığını vurgulayarak, “Otonom sürüş artık sadece bir gelecek vizyonu olmaktan çıktı, toplu taşıma için büyük potansiyel taşıyan bir teknolojiye dönüştü. Amacımız bu gelişmeyi aktif olarak şekillendirmek ve erken aşamada deneyim kazanmak. Bu sayede yeni teknolojileri sorumlu bir şekilde kullanmanın temelini atıyor ve uzun vadede yolculara daha iyi mobilite hizmetleri sunuyoruz” açıklamasını yaptı.

Instagram, 10 yıl sonra yazı logosunu yeniledi

Meta çatısı altındaki Instagram, 13 Ağustos 2026’da duyurduğu yeni marka kimliğiyle birlikte “Instagram” adının tipografik biçimini oluşturan yazı logosunu, yani wordmark’ını yeniledi.

Önceki logodaki belirgin el yazısı görünümü, yeni tasarımda daha sade ve kalın harflerle birleştirildi. Meta, çalışmanın Instagram’ın geçmişine bağlı kalırken markayı daha modern, kişisel ve özgüvenli bir görünüme taşımak amacıyla hazırlandığını belirtti. Tasarım ekibi; tamamı büyük harflerden kamera temalarına ve doğrudan el yazısına kadar yüzlerce farklı seçeneği değerlendirdikten sonra markanın tanıdık kıvrımlı yazı karakterini korumaya karar verdi.

Uygulama ikonu değişmedi

Yenilik, kullanıcıların telefon ekranında dokunduğu pembe, turuncu ve mor geçişli kamera ikonunu kapsamıyor. Değişiklik, uygulamanın üst bölümünde, kurumsal iletişim çalışmalarında ve pazarlama materyallerinde kullanılan kelime logosuna uygulanıyor. Instagram, 2016’da retro kamera ikonunu bugün kullanılan gradyan tasarımla değiştirerek çok daha radikal bir dönüşüme imza atmıştı. Şirket bu kez en tanınan simgesine dokunmadan görsel kimliğini güncelliyor.

Yeni fontlar ve daha sade bir tasarım sistemi

Yenilenen kimlik yalnızca yazı logosuyla sınırlı değil. Instagram’ın karakteristik gradyanı korunacak ancak daha ölçülü kullanılacak; hareket, yerleşim ve kullanıcı arayüzü öğeleri de güncellenecek. Instagram Sans yazı tipi yenilenirken, el yazısı görünümündeki Instagram Pen ve Instagram Mono adlı iki yeni font da tasarım sistemine eklendi. Meta, içerik üreticilerinin çalışmalarını daha fazla öne çıkarmak amacıyla yeni sistemde daha sade ve geniş alanlara yer verdiğini aktardı.

Instagram Ürün Tasarım Direktörü Jasmine Probst’e göre el yazısını andıran karakterin korunması, bireyselliği ve kişisel ifadeyi temsil ediyor. Probst, yeni wordmark’ın önceki tasarıma kıyasla daha cesur ve sade olduğunu, ancak Instagram’ın bilinen sıcaklığını ve özgünlüğünü koruduğunu ifade etti.

Yeni logo sosyal medyada şimdiden tartışma yarattı. Bazı kullanıcılar özellikle “r” ve “g” harflerinin biçimini ve okunabilirliğini eleştirirken, yazının ilk bakışta “Instagzam” şeklinde okunabildiği yorumunda bulundu. Buna karşılık tasarımı daha güncel ve özgün bulan kullanıcılar da oldu. (The Verge)

Instagram’ın yeni wordmark’ı küresel olarak kullanıma sunulmaya başladı. Marka kimliğinin diğer parçaları ise 2026 boyunca ve takip eden dönemde farklı ürün, arayüz ve iletişim yüzeylerine taşınacak.

Rotatelab, tohum turda Laton Ventures ve Arcadia Gaming Partners eş liderliğinde yatırım aldı

Cube Land’in geliştiricisi mobil oyun stüdyosu Rotatelab, tohum yatırım turunu tamamladı. Yatırım turuna Arcadia Gaming Partners ve Laton Ventures birlikte liderlik ederken, melek yatırımcı Mert Gür de bu turda yer aldı. Yatırımın miktarı ve girişimin değerlemesi açıklanmadı.

Rotatelab’ın en başarılı olan oyunlarından biri olan Cube Land, yayınlanmasından yalnızca dört ay sonra 2 milyon indirmeyi aştı. Oyun, ABD App Store Top Free Games kategorisinde ilk 50’ye, Top Grossing kategorisinde ise ilk 80’e girerek güçlü bir ivme yakaladığını ortaya koydu.

Cube Land’in hızlı yükselişinin arkasında yıllara dayanan azim, dayanıklılık ve kesintisiz bir üretim süreci bulunuyor. Abdurrahman Koçak, Salih Koçak ve melek yatırımcı Yunus Becit tarafından kurulan ekip, 2016’dan bu yana birlikte oyun geliştiriyor. Ekip Cube Land’i yayınlamadan önce bir çok başarılı mobil oyun geliştirdi. Şirket yıllar içerisinde geliştirdiği oyunlarla toplamda 17 milyonun üzerinde indirmeye ulaştı. Bu oyunlardan biri daha önce ABD App Store Top Free Games listesinde 1 numaraya kadar yükseldi. Ekip, 2020 yılında daha büyük bir vizyonla Rotatelab’ı kurarak, yıllar içinde edindiği deneyime dayanan yeni bir yapı inşa etti. Stüdyo, 2024 yılında yayıncılarla çalışma modelinden tamamen kendi oyunlarını yayınladığı self-publishing modeline stratejik bir geçiş yaptı. İlk kendi yayınladığı oyun olan Sort Land, tamamen şirket bünyesinde yürütülen çalışmalarla dünya çapında 2,5 milyonun üzerinde indirmeye ulaştı. Bu başarı, ekibin yalnızca başarılı oyunlar geliştirmekle kalmayıp, bu oyunların pazarlamasını, operasyonunu ve ölçeklenmesini de bağımsız şekilde gerçekleştirebildiğini gösterdi. Cube Land’in büyük başarısı, yaklaşık on yıllık bir öğrenme sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Rotatelab’ın en önemli farklılıklarından biri, yetenek ve ekip oluşturma konusundaki alışılmışın dışındaki yaklaşımı. İstanbul ve Ankara’daki ekipler için rekabet etmek yerine Rotatelab 15 farklı şehre yayılan 21 kişilik bir ekip kurarak Türkiye genelindeki güçlü yetenek havuzundan faydalanıyor. Merkezi Gaziantep Üniversitesi Teknopark’ta bulunan Rotatelab, doğru sistem ve kültür oluşturulduğunda dünya standartlarında bir oyun stüdyosunun remote-first bir organizasyon yapısıyla başarıyla ölçeklenebileceğini gösteriyor. Şirketin başarısı aynı zamanda Türkiye’deki oyun geliştirme yeteneğinin İstanbul’un çok ötesine uzandığını da ortaya koyuyor. Rotatelab, Türkiye’nin yeni nesil global oyun şirketlerinin yalnızca İstanbul’da değil, ülkenin dört bir yanından gelen üstün yeteneklerin bir araya getirilmesiyle kurulabileceğine inanıyor.

Rotatelab’da yapay zekâ yalnızca bir özellik veya araç değil; stüdyonun çalışma sisteminin temelini oluşturuyor. Ekip, oyun geliştirme sürecinin tamamını kapsayan, uçtan uca kendi AI altyapısını geliştirdi.

Rotatelab Kurucu Ortağı ve CEO’su Abdurrahman Koçak şirketin son durumunu ve yeni yatırımlarını şöyle değerlendiriyor:

“Yaklaşık on yıldır birlikte oyun geliştiriyor, her lansmandan, her başarısızlıktan ve her başarıdan öğreniyoruz. Cube Land, yıllar süren azim, dayanıklılık ve kesintisiz çalışmanın bir sonucu. 15 farklı şehre yayılan ve dünya standartlarında oyun stüdyolarının tek bir şehirde kurulmak zorunda olmadığını gösteren bir ekip yaratmış olmaktan gurur duyuyoruz. Laton ve Arcadia’nın desteğiyle daha yeni başlıyoruz. Hedefimiz dünyanın önde gelen mobil oyun şirketlerinden birini ve Türkiye’nin yeni oyun unicorn’unu yaratmak.”

Arcadia Gaming Partners Managing Director’ı Akın Babayiğit yatırım kararına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Harikalar. Abdurrahman ve Salih, oyun geliştirmenin nasıl yapılması gerektiğine dair size anlatılan bütün kuralları yıkıyor. Parlak bir şehirde değiller, uzaktan çalışıyorlar ve çoğunluğun peşinden gitmiyorlar. Asıl mesele de tam olarak bu. Gerçek girişimciler ve gerçekten inanılmazlar. Cube Land sıradaki büyük oyun ve eminim ellerindeki tek sürpriz de bu değil. O mutfakta neler piştiğini dünyanın henüz bilmediğini düşünüyorum.”

Laton Ventures Kurucu Ortağı Görkem Türk ise:

“En başarılı oyun şirketlerinin; yıllar boyunca üretmeye, öğrenmeye ve kendini geliştirmeye devam eden olağanüstü kurucular tarafından yaratıldığına inanıyoruz. Rotatelab’da bizi en çok etkileyen yalnızca Cube Land’in son dönemdeki başarısı değil; ekibin dayanıklılığı ve başarıyı tekrarlayabilen güçlü geçmişiydi. Rotatelab, Türkiye’nin neden global bir mobil oyun merkezi olduğunu gösteren en iyi örneklerinden biri. Bu durum yalnızca İstanbul’dan kaynaklanmıyor; ülkenin her köşesinde olağanüstü yetenekler bulunuyor. Ekibin yaratıcılığı, vizyonu ve sıra dışı bir ekip kurma becerisi, Rotatelab’i benzersiz bir şirket haline getiriyor.”

Yeni yatırım turunun ardından Rotatelab; ürün geliştirme faaliyetlerini ve büyüme yatırımlarını hızlandırmayı, ve Türkiye’nin yeni oyun unicorn’u olmayı hedefliyor.

13 Ağustos 2026 – Ekosistemden güncel gelişmeler

Yatırım | Cube Land’in geliştiricisi mobil oyun stüdyosu Rotatelab, tohum yatırım turunu tamamladı. Yatırım turuna Arcadia Gaming Partners ve Laton Ventures birlikte liderlik ederken, melek yatırımcı Mert Gür de bu turda yer aldı. Yatırımın miktarı ve girişimin değerlemesi açıklanmadı.

egirişim | Bugün, yakında açılacak olan dünyanın en büyük girişimcilik merkezi olması hedeflenen Terminal İstanbul‘u ziyarete gittik. Girişimciler için, içerisinde her türlü imkanın sunulduğu çok büyük bir merkez olacak.

Yapay Zeka Fabrikası, Türk girişimcilerin Londra’da kurduğu Kahuna’nın tohum yatırım turuna katıldı

Yapay Zekâ Fabrikası, bağımsız sanatçıları keşfetmek, finanse etmek ve büyütmek için yapay zekâ ve veriyi kullanan Londra merkezli müzik-fintech platformu Kahuna’nın devam eden tohum yatırım turuna katıldı.

2024 yılında Londra’da kurulan Kahuna’nın kurucu ekibinde Barış Can Aktepe, Barın Özmen ve Gülce Sinem Aktepe Levent yer alıyor.

Kahuna, bağımsız ve orta ölçekli sanatçıların streaming gelirlerine dayalı finansmana hızlı erişimini sağlarken; dağıtım, gelir yönetimi ve büyüme süreçlerini de aynı platformda bir araya getiriyor.

Şirketin yapay zekâ tabanlı underwriting altyapısı, sanatçıların geçmiş streaming performanslarını analiz ederek gelecekteki gelirlerini tahmin ediyor ve bu tahminlere dayalı finansman teklifleri oluşturuyor. Uygun sanatçılar 24 saat içinde finansman teklifi alabiliyor. Böylece bağımsız sanatçılar, müziklerinin mülkiyetini devretmeden gelecekteki telif gelirlerine dayalı finansmana erişebiliyor.

Kahuna’nın teknolojik altyapısı Spotify, Apple Music, YouTube ve TikTok dahil 50’den fazla dijital platformdan veri topluyor. Şirket, bu verileri sanatçı keşfi, performans analizi, gelir tahmini ve finansman süreçlerinde kullanıyor.

Ağustos 2026 itibarıyla Kahuna, platformunda 4.000’den fazla sanatçıya ve 19.000’den fazla şarkıya hizmet veriyor.

Kahuna’yı farklılaştıran temel unsurlardan biri; sanatçı keşfi, dağıtım, gelir tahmini ve finansman süreçlerini tek bir platformda bir araya getirmesi. Şirket, yapay zekâ tabanlı tahminleme ve underwriting altyapısını kendi dağıtım ve veri altyapısıyla birlikte kullanarak bağımsız sanatçılar için uçtan uca bir büyüme platformu oluşturuyor.

Yapay Zekâ Fabrikası CEO’su Can Bakır, yatırımla ilgili verdiği demeçte; “Yaratıcı ekonomide sermaye erişimi uzun yıllardır büyük plak şirketleri ve sınırlı sayıda finansman aktörü etrafında şekillendi; bağımsız sanatçılar bu denklemin çoğunlukla dışında kaldı. Kahuna ekibiyle tanıştığımızda bizi ikna eden, kurdukları modelin bir finansman aracından öte, veriye dayalı bir karar sistemi olmasıydı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yatırım tezi, yapay zekânın geleneksel olarak göz ardı edilmiş sektörleri nasıl yeniden kurduğuna odaklanıyor; müzik endüstrisi bunun en somut örneklerinden biri. Kahuna’nın büyüme potansiyeline ve ekibin bu vizyonu hayata geçirme kapasitesine güveniyoruz.”

Kahuna Kurucu Ortağı ve CEO’su Barış Can Aktepe ise demecinde; “Bağımsız sanatçıların hem keşfedilmesi hem de finansmana erişimi tarafında hâlâ önemli bir boşluk var. Kahuna’da yapay zekâ tabanlı scouting ve origination altyapımızla doğru sanatçıları ve katalogları belirliyor; underwriting modellerimizle gelecekteki telif gelirlerini analiz ederek finansman kararlarını veriye dayalı hale getiriyoruz. Dağıtım ve doğrudan telif tahsilatını da aynı altyapıda bir araya getirerek, keşiften finansmana ve sonrasında performans takibine kadar uçtan uca, ölçeklenebilir bir sistem oluşturuyoruz. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yatırımını, özellikle İngiltere ve ABD pazarlarındaki büyümemizi hızlandırırken bu altyapıyı global ölçekte geliştirmeye devam etmemiz açısından önemli bir adım olarak görüyoruz.”

12 Ağustos 2026 – Ekosistemden güncel gelişmeler

Yatırım | Yapay Zekâ Fabrikası, bağımsız sanatçıları keşfetmek, finanse etmek ve büyütmek için yapay zekâ ve veriyi kullanan Londra merkezli müzik-fintech platformu Kahuna’nın devam eden tohum yatırım turuna katıldı.

Girişim | Türkiye’nin önde gelen bulut hizmet sağlayıcılarından Bulutistan ile bugün 20 ülkede 200’ü aşkın kuruma üçüncü parti risk yönetimi ve uyumluluk çözümleri sunan Onlayer, iş dünyası için önemli bir iş birliğine imza attı. Kurumların üçüncü parti risk yönetimi süreçlerini uçtan uca dijitalleştirmek amacıyla yapılan anlaşma ile Onlayer’ın yapay zekâ destekli risk yönetimi ve uyumluluk platformu, Bulutistan’ın güvenli, yüksek erişilebilirlik ve ölçeklenebilirlik sunan kurumsal bulut altyapısıyla buluştu. Böylece bankalar, ödeme kuruluşları, kamu kurumları ve özel sektör; tedarikçiler, iş ortakları ve hizmet sağlayıcılarından oluşan geniş ekosistemlerindeki finansal, operasyonel, siber ve uyumluluk risklerini tek platform üzerinden gerçek zamanlı yönetebilecek.

Girişim | Türkiye’nin hizmet alanındaki en büyük online platformlarından biri olduğunu dile getiren Armut.com, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen ve küresel büyüme potansiyeli yüksek teknoloji şirketlerini uluslararası ölçekte destekleyen Turcorn 100 Programı’na katıldı.

Girişim | KOBİ’lerin tüm ihtiyaçlarını tek uygulama altında buluşturmak amacıyla Tam Finans tarafından geliştirilen dijital iş platformu Halleder, büyüyen dijital ekosistemini KolayBi entegrasyonuyla daha da güçlendirdi.