Ana Sayfa Blog Sayfa 8

Yurt dışında şirket kurmak: Türk girişimcinin global yol haritası

Dubai'de şirket kurmak

On yıl öncesine kadar yurt dışında şirket kurmak, ağırlıklı olarak büyük ölçekli grupların ve ihracat odaklı şirketlerin gündemindeydi.

Bugün tablo belirgin biçimde farklı: Uluslararası pazar yerlerinde satış yapan bir KOBİ, yurt dışındaki müşterilerine yazılım geliştiren bir serbest çalışan ya da bölgesel büyüme planlayan bir yatırımcı için yabancı bir ülkede tüzel kişilik kurmak, olağan bir stratejik karar hâline geldi. Kuruluş süreçlerinin dijitalleşmesi ve fintech tabanlı kurumsal bankacılığın yaygınlaşması, geçmişte aylar süren yapılanmayı günler mertebesine indirdi.

World Company Setup ile hazırladığımız bu içerikte üç temel soruya yanıt arıyoruz. Girişimcileri sınır ötesine yönelten dinamikler neler, hangi merkez hangi iş modeline hitap ediyor ve doğru ülke hangi kriterlere göre seçilmeli?

İş dünyası neden sınır ötesine yöneliyor?

Türk girişimcilerini yurt dışında yapılanmaya yönelten motivasyonlar dört ana başlıkta toplanabilir:

  • Döviz bazlı operasyon: Geliri dolar veya euro olan bir işletmenin gider ve fiyatlama tarafını da aynı para biriminde kurgulaması, kur dalgalanmalarının bilanço üzerindeki etkisini sınırlar ve uzun vadeli planlamayı kolaylaştırır.
  • Ödeme altyapılarına erişim: Stripe, Paddle ve PayPal ticari hesapları ile küresel pazaryeri entegrasyonları, desteklenen ülkelerde kurulu tüzel kişiliklerle çok daha sorunsuz çalışır. Birçok girişim için yurt dışı şirket, ürünü dünya pazarına sunabilmenin teknik ön koşuludur.
  • Pazar ve müşteri algısı: AB, Körfez veya ABD müşterisine kendi bölgesinden fatura kesebilmek; sözleşme, iade ve vergi süreçlerinde güven oluşturur ve kurumsal satışlarda önemli bir avantaj sağlar.
  • Yatırımcı ve finansman erişimi: Uluslararası fonlar, yatırım yapacakları şirketin tanıdık bir hukuk sisteminde kurulu olmasını tercih eder; küresel büyüme hedefleyen girişimlerde yurt dışı ana şirket yapısı standart uygulama hâline gelmiştir.

Üç girişimci profili, üç farklı globalleşme stratejisi

1. E-Ticaret ve KOBİ sahipleri: Pazara yakın yapılanma

Pazaryeri satıcıları ve ihracatçı KOBİ’ler için yurt dışı şirket, satış kanalının doğal bir uzantısıdır. Avrupa’ya satış yapan bir işletme için AB içindeki bir tüzel kişilik KDV ve lojistik süreçlerini sadeleştirir; Körfez pazarına odaklanan bir işletme için Dubai merkezli yapı depolama, gümrük ve bölgesel pazar yeri erişimini tek çatı altında toplar; Asya’dan tedarik eden bir işletme için Hong Kong‘daki bir kurumsal hesap tedarikçi ödemelerini hızlandırır. Bu profilde doğru soru “hangi ülke popüler” değil, “müşterim ve tedarikçim nerede” sorusudur.

2. Serbest çalışanlar ve dijital girişimciler: Konumdan bağımsız şirket

Hizmet ihracatı yapan bu profil için öncelikler düşük idari yük, uzaktan yönetim imkânı ve ödeme altyapısı uyumudur. Estonya’nın tamamen dijital şirket modeli, minimum maliyetle başlamak isteyenlere hitap eder.

Dubai ise şirket kuruluşu oturum izni ve kişisel gelir vergisi avantajını da eklemek isteyenler için öne çıkar.

İki seçenek arasındaki tercih çoğu zaman tek bir soruyla netleşir: Fiilen taşınma planlanıyor mu, yoksa şirket uzaktan mı yönetilecek?

3. Kurumsal yatırımcılar: Bölgesel merkez kurgusu

Birden fazla pazarda iştiraki bulunan yatırımcılar için yurt dışı yapı, operasyonların toplandığı bölgesel bir merkez anlamına gelir. Avrupa iştirakleri için Estonya gibi AB içi holding noktaları, Asya-Pasifik için Hong Kong, Körfez ve Afrika hattı için Dubai ön plana çıkar. Bu ölçekte kararın ana parametreleri; temettü akışının stopajsız yönetimi, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması ağları ve uzun süreli oturum programlarıdır.

Türk girişimciler neden Dubai’yi tercih ediyor?

Son yıllarda Türk iş dünyasının yurt dışı yapılanma haritasında bir merkez belirgin biçimde öne çıktı: Dubai. Bu tercihin arkasında ölçülebilir ve stratejik gerekçeler bulunuyor:

  • Tek yapıda çoklu kazanım: Şirket kuruluşu; yatırımcı vizesi yoluyla oturum iznini, kişisel gelir vergisinin bulunmamasını ve dolara sabitlenmiş para biriminin sağladığı öngörülebilirliği bir arada sunar. Popüler merkezler arasında bu üç unsuru tek kurulumda birleştiren başka bir seçenek bulunmamaktadır.
  • İki kıtanın kavşağında pazar erişimi: Körfez, Afrika ve Güney Asya’ya açılan lojistik altyapı, İstanbul’a yaklaşık dört saatlik uçuş mesafesiyle birleştiğinde Dubai, Türk ihracatçısı için doğal bir bölgesel üs konumundadır.
  • Girişimci dostu kuruluş süreci: Serbest bölgelerde yüzde yüz yabancı sahiplik standarttır, tek ortaklı kuruluş mümkündür ve sürecin büyük bölümü uzaktan tamamlanabilir; lisans çoğu durumda birkaç gün içinde hazır olur.

Bununla birlikte Dubai’nin kendi denklemi de göz önünde bulundurulmalıdır: Kuruluş ve yıllık sahip olma maliyeti Estonya gibi alternatiflerin üzerindedir ve 2026 itibarıyla kurumlar vergisi mevzuatı, serbest bölge avantajlarını belirli koşullara bağlamıştır. Sürecin şartlarını, gerekli belgeleri ve serbest bölge seçeneklerini uçtan uca değerlendirmek isteyenler için Dubai’de şirket kurmak sayfası adım adım kapsamlı bir başlangıç noktası sunmaktadır. Doğru kurgulanan bir Dubai yapısı, bölgeye satış yapmayı veya taşınmayı planlayan girişimciler için hâlen piyasadaki en güçlü değer paketlerinden biridir.

Alternatif merkezler: Karşılaştırmalı bakış

Dubai her iş modeli için tek doğru yanıt değildir; güçlü alternatiflerin her biri farklı bir stratejiye hizmet eder:

Tablodaki beş merkez birbirinin rakibi olmaktan çok, farklı sorulara verilmiş farklı yanıtlardır. Singapur, kurumsal itibarın ve hukuk güvenliğinin öncelikli olduğu senaryolarda değerlendirilir: Rekabetçi kurumlar vergisi, yeni kurulan şirketlere tanınan kademeli istisnalar ve iş yapma kolaylığı sıralamalarındaki üst düzey konumuyla, Güneydoğu Asya’da büyüme planlayan şirketler için bölgenin referans adresidir. Yerleşik bir yerel direktör bulundurma zorunluluğu gibi ek gereklilikler ise sunduğu kurumsal güvencenin doğal bir karşılığı olarak değerlendirilebilir. Aynı girişimcinin e-ticaret operasyonu için Dubai’yi, yazılım gelirleri için Estonya’yı kullandığı hibrit yapılar da giderek yaygınlaşmaktadır. Özetle, iş modelinizi hangi satırda görüyorsanız kısa listenizin ilk adayı o merkezdir; nihai kararı ise kendi verilerinizle yapacağınız bir fizibilite çalışması belirlemelidir.

Doğru ülke nasıl seçilir? 4 soruluk karar çerçevesi!

Ülke seçiminde tanıtım vaatleri yerine aşağıdaki dört soruya verilecek yanıtlar belirleyicidir:

  • Para akışım nereden geliyor, nereye gidiyor? Müşterinin ve tedarikçinin coğrafyası, ülke tercihinin ilk ve en önemli filtresidir.
  • Kârı çekecek miyim, işletmeye mi yatıracağım? Kârını büyümeye yönlendirenler için vergilendirmenin dağıtım anına ertelendiği modeller; düzenli kâr payı çekmeyi planlayanlar için kişisel gelir vergisi bulunmayan merkezler öne çıkar.
  • Oturum veya taşınma planım var mı? Fiziksel taşınma hedefleniyorsa şirket kuruluşuyla birlikte vize imkânı sunan merkezler listenin başına geçer; uzaktan yönetim hedefleniyorsa tamamen dijital modeller daha verimlidir.
  • Toplam sahip olma maliyetine hazır mıyım? Kuruluş ücreti buzdağının görünen kısmıdır; yıllık yenileme, muhasebe ve uyum maliyetleri en az kuruluş maliyeti kadar önemlidir.

Bu dört soruya verilen yanıtları somut seçeneklerle eşleştirmek için ülke bazlı şirket kuruluş süreçleri üzerinden ülkeleri karşılaştırmalı olarak incelemek pratik bir başlangıç sağlar. Nihai yapının Türkiye tarafındaki mali müşavirle birlikte kurgulanması ise vergi planlamasını en baştan sağlam bir zemine oturtur.

Sık sorulan sorular (SSS)

Yurt dışında şirket kurmak yasal mı?

Tamamen yasaldır. Türk vatandaşları yurt dışında serbestçe şirket kurabilir. Önemli olan, elde edilen gelirlerin Türkiye’deki beyan düzeni içinde ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları çerçevesinde planlanmasıdır.

Türkiye’deki şirketimi kapatmam gerekir mi?

Hayır. Uygulamada en yaygın model paralel yapıdır: Türkiye’deki şirket yerel operasyonu, yurt dışındaki şirket ise küresel satış ve tahsilatı yürütür. İki yapı arasındaki ticari ilişkinin mali müşavir eşliğinde kurgulanması gerekir.

En hızlı kuruluş hangi ülkelerde mümkün?

Estonya’da e-Residency altyapısıyla ve Dubai serbest bölgelerinde kuruluş çoğunlukla birkaç gün içinde tamamlanır. Süreyi asıl belirleyen unsurlar, belgelerin eksiksiz hazırlanması ve banka hesabı açılış aşamasıdır.

Bütçe açısından en uygun seçenek hangisi?

Salt kuruluş ve yıllık maliyet karşılaştırmasında Estonya genellikle en ekonomik seçenektir. Dubai’de toplam maliyet daha yüksektir; ancak bu maliyetin karşılığında oturum izni, kişisel gelir vergisi avantajı ve bölgesel pazar erişimi gibi diğer merkezlerin tek pakette sunmadığı unsurlar elde edilir. Bu nedenle değerlendirmeyi yalnızca fiyat üzerinden değil, toplam değer üzerinden yapmak daha sağlıklı sonuç verir.

Stripe ve benzeri ödeme altyapıları için hangi ülkeler uygun?

Stripe ve muadili altyapılar, destekledikleri ülkelerde kurulu şirketlerle çalışır; ABD, Estonya ve Hong Kong bu açıdan en yaygın tercihler arasındadır. Hedeflenen ödeme altyapısının güncel ülke listesi, kuruluş kararından önce mutlaka kontrol edilmelidir.

Şirketle birlikte oturum izni hangi merkezlerde sağlanıyor?

Bu alanda öne çıkan merkez Dubai’dir: Lisans sahibi kurucu, yatırımcı vizesi alabilir; belirli yatırım eşiklerinde uzun süreli Golden Visa da gündeme gelebilir. Estonya’nın e-Residency programı ise dijital bir kimlik niteliğindedir ve oturum izni sağlamaz.

Vergi tarafında beni ne bekliyor?

Türkiye’de yerleşik girişimciler dünya genelindeki gelirlerini Türkiye’de beyan eder; yürürlükteki çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları aynı gelirin iki kez vergilendirilmesini engeller. Doğru planlanan bir yapıda yurt dışı avantajları korunurken tam vergi uyumu sağlanır. Kuruluş öncesinde yapılacak kısa bir mali müşavir çalışması, sürecin en yüksek getirili adımlarından biridir.

Banka hesabı açmak zor mu?

Geleneksel bankalar titiz bir inceleme süreci yürütür; iş modelinin tutarlı belgelerle sunulması onay sürecini hızlandırır. Fintech tabanlı kurumsal hesaplar ise çoğu merkezde uzaktan ve birkaç gün içinde açılabilmektedir.

Prestij projesi değil, standart bir kurumsal araç

Yurt dışında şirket kurmak artık bir prestij projesi değil, küresel ölçekte faaliyet gösteren her işletmenin araç setindeki standart bir enstrümandır. Bu süreçte başarılı olanlar, en popüler ülkeyi seçenler değil; kendi para akışına, büyüme planına ve yaşam tercihlerine en uygun merkezi belirleyip yapıyı baştan doğru kurgulayanlardır. Körfez hattında büyümeyi ve tek kurulumla oturum dahil kapsamlı bir paket elde etmeyi hedefleyenler için Dubai güçlü bir ilk aday; dijital ve düşük maliyetli bir başlangıç arayanlar için Estonya, Asya ticareti için ise Hong Kong konumunu korumaktadır.

Bu içerik World Company Setup iş birliğiyle hazırlanmıştır. İçerikte yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki, vergisel veya mali danışmanlık niteliği taşımaz.

Erdem Yurdanur’dan köpek yürüyüşlerini dijital arşive dönüştüren yeni girişim: PeeMap

Köpek sahiplerinin günlük yürüyüşlerini kayıt altına almasını, rotalarını harita üzerinde takip etmesini ve köpekleriyle geçirdikleri anları zaman içinde dijital bir arşive dönüştürmesini sağlayan PeeMap kullanıma sunuldu. Girişimci ve yatırımcı kimliğiyle yakından tanıdığımız Erdem Yurdanur’un, 5,5 yaşındaki köpeği Otis ile yaptığı günlük yürüyüşlerden ilham alarak geliştirdiği PeeMap, iOS ve Android cihazlarda kullanılabiliyor.

PeeMap’in çıkış noktası ise klasik bir masa başı girişim fikrinden oldukça farklı. Yurdanur’un aktardığına göre fikir, Haziran 2026’da eşi Ayşegül ve köpeği Otis ile birlikte Belgrad’da geçirdiği dönemde ortaya çıktı. Otis ile her gün birkaç kez yürüyüşe çıkan Yurdanur, köpeklerin belirli noktaları koklaması ve kendi izlerini bırakması üzerinden ilk olarak bu davranışların harita üzerinde kaydedilebileceği oyunlaştırılmış bir ürün fikri üzerinde düşünmeye başladı.

Ancak fikir kısa süre içinde yalnızca köpeklerin işaretlediği noktaları gösteren sosyal bir oyundan daha kapsamlı bir ürüne dönüştü. Yurdanur, uygulamanın başka kullanıcıların varlığına ihtiyaç duymadan tek başına da değer üretmesi gerektiği düşüncesinden hareket ederek; yürüyüş rotalarının kaydedildiği, en sık ziyaret edilen bölgelerin görülebildiği, fotoğraf ve videoların yürüyüşlerle ilişkilendirilebildiği ve zaman içinde köpeğin yaşamına ilişkin dijital bir hafızanın oluştuğu bir yapı üzerine çalışmaya başladı.

Köpeğinizle yürüdüğünüz mahalle zamanla kişisel bir haritaya dönüşüyor

PeeMap, köpek sahiplerinin GPS üzerinden yürüyüşlerini takip ederek rotalarını haritaya işlemesine olanak sağlıyor. Kullanıcılar yürüyüş sırasında süre ve rota bilgilerini takip edebiliyor; geçtikleri bölgeler ise kişisel ısı haritalarında zaman içinde belirginleşiyor.

Uygulamada köpeğin işediği, kakasını yaptığı, oyun oynadığı, yüzdüğü veya başka bir köpekle tanıştığı anlar da yürüyüş sırasında işaretlenebiliyor. Fotoğraf ve videolar yürüyüş kayıtlarına eklenebilirken, birden fazla köpek için ayrı profiller oluşturmak ve yürüyüş geçmişlerini ayrı ayrı takip etmek de mümkün. PeeMap ayrıca keşfedilen bölgeler üzerinden kartlar ve oyunlaştırılmış öğeler sunuyor.

Uygulamanın güncel sürümünde yürüyüş mesafesi, süre, tempo ve yükseklik kazanımı gibi veriler de takip edilebiliyor. Aile üyeleri veya köpek gezdiricileri bakım çevresine eklenebiliyor ve böylece köpeğin kim tarafından, ne zaman yürüyüşe çıkarıldığı ortak şekilde takip edilebiliyor.

PeeMap’in temel yürüyüş takibi, profil ve harita özellikleri ücretsiz olarak sunulurken, uygulamada isteğe bağlı ücretli özellikler de bulunuyor.

PeeMap’in ilk prototipi yapay zeka desteğiyle ortaya çıktı

PeeMap’in geliştirme sürecinde yapay zekâ araçlarından da yararlanıldı. Yurdanur, fikri ilk olarak Claude üzerinde detaylandırarak basit bir prototip oluşturduğunu, ardından projeyi Kokteyl’deki ortaklarıyla paylaştığını belirtiyor.

İlk etapta esprili bir “çiş haritası” fikri olarak başlayan proje, demonun ortaya çıkmasıyla birlikte Kokteyl ekibinin üzerinde çalışmaya başladığı bir ürüne dönüştü. Kod geliştirme süreçlerinin yapay zekâ araçlarıyla hızlandığı günümüzde PeeMap’in ilk çalışan MVP’si de kısa sürede hazırlandı. Yurdanur, ürünü geliştirme sürecinde Otis ile birlikte aktif olarak kullandığını ve gerçek bir kullanıcı olarak test etmeyi sürdürdüğünü ifade ediyor.

Yurdanur, PeeMap’i yalnızca bir yürüyüş takip uygulaması olarak değil, zaman içerisinde köpeğin hayat hikâyesini kaydeden “yaşayan bir harita ve dijital yaşam arşivi” olarak konumlandırıyor.

PeeMap’in önünde daha geniş bir ürün vizyonu bulunuyor

Mevcut ürünün, Yurdanur’un PeeMap için düşündüğü uzun vadeli yapının henüz ilk aşaması olduğu belirtiliyor. Ürünün ilerleyen dönemlerinde sağlık kayıtlarının daha kapsamlı biçimde tutulması, aile üyeleriyle ortak kullanımın geliştirilmesi, güvenilir köpek gezdiricileri ve bakım çevresi oluşturulması, sosyal keşif özellikleri ile yeni kart ve rozet sistemlerinin eklenmesi planlanıyor. (Erdem Yurdanur)

Bu özelliklerle PeeMap’in yalnızca yürüyüş kaydeden bir uygulamadan çıkarak köpek sahibinin günlük rutini, köpeğin fiziksel aktiviteleri, anıları ve çevresiyle kurduğu ilişkilerin bir araya geldiği daha kapsamlı bir platforma dönüşmesi hedefleniyor.

Erdem Yurdanur’dan girişimcilik ekosistemine “yatırım haberi” eleştirisi

PeeMap’in duyurulmasının ardından Yurdanur, girişimcilik ekosistemindeki dikkat ekonomisine ilişkin de dikkat çekici bir değerlendirme yaptı.

Yeni bir ürünün arkasındaki fikir, emek ve çözdüğü probleme ilişkin yaptığı ilk paylaşımın sınırlı ilgi gördüğünü belirten Yurdanur, aynı girişimin yüksek bir değerlemeyle yatırım aldığına ilişkin bir duyuru yapılması halinde çok daha fazla etkileşim göreceğini düşündüğünü ifade etti.

Yurdanur değerlendirmesinde, “Ekosistemin bir girişimde ne çözüldüğüne değil de sadece ‘kaç para toplandığına’ odaklanması gerçekten üzücü” ifadelerini kullandı.

PeeMap tarafında ise odağın yatırım veya lansman iletişiminden çok evcil hayvan sahiplerine gerçek bir kullanım değeri sunmak olduğunu vurgulayan Yurdanur, ürünü özellikle fikir ve ürünün kendisini merak eden köpek sahiplerinin deneyimlemesini istediğini belirtti.

Bu yaklaşım PeeMap’in hikâyesini de farklılaştırıyor. Ortada açıklanan bir yatırım turu veya değerleme yerine, kurucunun kendi günlük hayatında karşılaştığı bir ihtiyaçtan doğan, ilk kullanıcısı yine kurucunun kendisi olan ve kullanıcı geri bildirimleriyle gelişmesi hedeflenen bir ürün bulunuyor.

PeeMap şu anda iOS ve Android platformlarında kullanıma açık. Yurdanur ve Kokteyl ekibi, ilk kullanıcıların geri bildirimleri doğrultusunda ürünü geliştirmeye devam etmeyi planlıyor.

Chobani, ABD’deki 1.2 milyar dolarlık yatırımıyla yeni büyüme dönemini başlatıyor

Gıda sektörünün öncü markalarından Chobani, önümüzdeki beş yıl içinde Pensilvanya’nın Allentown kentinde yaklaşık 1,2 milyar dolarlık yatırımla 140 bin metrekarelik dünya standartlarında bir üretim ve lojistik yerleşkesi kurmayı planladığını açıkladı. 900’den fazla yeni iş imkânı yaratacak olan tesis, şirketin büyüme hedeflerinde stratejik bir merkez rolü oynayacak.

Keurig Dr Pepper (KDP) ile genişletilen iş birliği doğrultusunda Chobani, KDP’nin Allentown’daki mevcut üretim tesisini, depolama alanlarını, ekipmanlarını ve altyapısını devralacak. İlk olarak 2021 yılında faaliyete geçen modern tesis, Chobani’nin yeni ekipman, teknoloji ve üretim kabiliyetleriyle kapasitesini artırması için güçlü bir zemin sunuyor.

Son üç yılda yıllık ortalama yüzde 20 büyüme kaydeden Chobani, bu istikrarlı performansın verdiği güvenle geleceğe yatırım yapmayı sürdürüyor. Şirket, Allentown’daki tesisinde 20 yıllık süt ürünleri uzmanlığını ve çiftlikten gelen taze sütü temel alarak, geleneksel süte kıyasla daha yüksek protein ve daha düşük şeker içeren yeni bir süt geliştirecek. Ailelere yönelik çoklu porsiyon ambalajlarda sunulacak bu ürünler, aynı zamanda gerçek içeriklerle üretilen yüksek proteinli içecekler gibi yeni nesil süt ürünleri kategorisinin de temelini oluşturacak.

Allentown yerleşkesi stratejik konumuyla da dikkat çekiyor. ABD nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ına yaklaşık 800 kilometre mesafe içinde yer alan tesis, ülkenin en büyük tüketici pazarlarına hızlı erişim sağlayarak ürünlerin tüketicilere güvenle ulaşmasını kolaylaştıracak. 10 ayrı üretim hattının kurulması planlanan tesis sayesinde Chobani, yeni ürünlerini hızla ölçeklendirirken inovasyonu fikirden rafa daha kısa sürede taşıyacak.

Yatırıma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Chobani Kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya, fabrikayı ilk ziyaret ettiğinde buradaki potansiyeli hemen fark ettiğini belirterek “Bu tesise ilk adım attığımda burada çok özel bir potansiyel olduğunu gördüm. Tesis, ekipman, ölçek harikaydı ancak en önemlisi buradaki insanlardı. Kaliteli gıda üretmeyi çok iyi bilen, inanılmaz yetenekli bir ekip zaten mevcut. Temel çok sağlam ve bu temelin üzerine sıra dışı bir gelecek inşa etme fırsatımız var. Etrafınıza baktığınızda ise Pensilvanya’nın nesillerdir Amerika’nın en kaliteli sütlerini üreten köklü süt çiftliklerini görüyorsunuz. Bu benim için her şey demek; çünkü bana Chobani’yi başlattığımız ve çiftçilerimizin 20 yılı aşkın süredir hikâyemizin bir parçası olduğu New York’un kuzeyini hatırlatıyor.” dedi.

Yerel ekonomi birlikte büyüyor

4 bin 300’den fazla süt çiftliğine ve köklü bir tarım-üretim geleneğine ev sahipliği yapan Pensilvanya’da hayata geçirilen bu yatırım, eyaletteki süt üreticileri için önemli bir pazar oluşturacak. Tesis tam kapasiteye ulaştığında Pensilvanya’dan yıllık 1,36 milyar litrenin üzerinde süt tedarik edilmesi hedefleniyor.

Chobani ve Keurig Dr Pepper ortaklığı derinleşiyor

Allentown operasyonu, Chobani ile Keurig Dr Pepper (KDP) arasındaki stratejik iş birliğinin daha da güçlenmesini sağlıyor. Anlaşma, tesis operasyonlarının Chobani’ye devrini, KDP’nin Chobani’deki hisselerinin geri alımını ve genişletilmiş bir dağıtım ortaklığını kapsıyor. KDP’nin ABD nüfusunun yaklaşık yüzde 80’ine ulaşan doğrudan mağaza teslimat ağı, Chobani ürünlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasında önemli fırsatlar sunuyor. Tesisteki bazı mevcut çalışanlar KDP bünyesinde kalmaya devam ederken, diğer tüm çalışanlara Chobani bünyesine geçiş teklifi sunularak istihdamda süreklilik sağlanıyor.

Keurig Dr Pepper CEO’su Tim Cofer, anlaşmayla ilgili olarak, “Bu işlemler Chobani ile olan ortaklığımızın başarısını yansıtıyor ve her iki kuruluşa da değer katacak şekilde tasarlandı. Finansal esnekliğimizi artırırken üretim ağımızın verimliliğini güçlendiriyor ve dağıtım ortaklığımızı büyütüyor. Tesisin, stratejik hedefleri bölgeyle örtüşen yeni bir sahibin yönetiminde büyümesini sürdürmesinden memnuniyet duyuyoruz,” değerlendirmesinde bulundu.

Chobani’den ABD’deki üretim ağına 4 milyar doları aşan yatırım

Allentown tesisi, Chobani’nin bir sonraki büyüme dönemine hazırlık amacıyla ABD genelindeki üretim ağına yaptığı 4 milyar doları aşan toplam yatırım hamlesinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Şirket bu kapsamda New York’un Rome kentinde yeni bir süt işleme tesisi kuruyor, Idaho Twin Falls’taki üretimini genişletiyor, New York New Berlin’deki ilk tesisini modernize ediyor ve Michigan Norton Shores’ta La Colombe içeceklerinin üretildiği fabrikayı büyütüyor. Bu yatırımlar Chobani’ye daha esnek, hızlı ve dayanıklı bir üretim altyapısı kazandırırken yerel istihdama ve tarımsal kalkınmaya katkı sağlamayı sürdürüyor.

PayTR’ın kadın girişimcilere Sanal POS desteğinden 1.500 işletme yararlandı

Finansal teknolojiler alanındaki 17 yıllık deneyimiyle 200 binden fazla üye iş yerine yeni nesil ödeme çözümleri sunan PayTR, kadın girişimcilerin dijital ekonomide daha güçlü yer edinmesini desteklemeye devam ediyor.

PayTR’ın geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği Kadın Girişimcilere Özel yüzde 0 Komisyonlu Sanal POS Kampanyası bu yıl da devam ediyor. Kampanya kapsamında kadın girişimciler, 50 bin TL işlem hacmine kadar tek çekim işlemlerinde yüzde 0 komisyon avantajından yararlanabiliyor.

Kadın girişimcilerin dijitalleşme süreçlerini kolaylaştırmayı ve işlerini sürdürülebilir biçimde büyütmelerine katkı sağlamayı amaçlayan kampanyadan bugüne kadar 1.500 kadın girişimci faydalandı.

Kadın girişimcilerin e-ticaret haritasında 6 şehir öne çıkıyor

Kampanyaya ilişkin veriler, kadın girişimcilerin Türkiye genelindeki e-ticaret faaliyetlerine dair dikkat çekici bir tablo da ortaya koyuyor. Kampanyaya en yoğun katılım İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Antalya ve Muğla’dan gerçekleşirken, kadın girişimcilerin faaliyet gösterdiği sektörler arasında ev dekorasyonu, hazır giyim, aksesuar, hediyelik eşya ve kozmetik öne çıkıyor.

PayTR, sunduğu komisyon avantajıyla kadın girişimcilerin ödeme alma maliyetlerini azaltmanın yanı sıra, işlerini online ortama taşımalarını ve dijital kanallarda büyümelerini kolaylaştırmayı hedefliyor.

Merve Tezel: “Kadın girişimcilerin dijital ekonomide daha fazla yer almasını desteklemeyi önemsiyoruz”

Kadın girişimcilerin ekonomiye daha güçlü katılımını desteklemenin PayTR için önemli bir öncelik olduğunu belirten PayTR CEO’su Merve Tezel, şunları söyledi: “Kadın girişimciliğini desteklemek yalnızca ekonomik bir kazanım değil, aynı zamanda kapsayıcı ve sürdürülebilir bir finansal ekosistem oluşturmanın temel unsurlarından biri. Biz de PayTR olarak 17 yıldır işletmelerin dijitalleşme yolculuğunu, başta Sanal POS olmak üzere yenilikçi ödeme çözümlerimizle destekliyoruz. Kadın girişimcilere yönelik yüzde 0 komisyonlu Sanal POS kampanyamızla e-ticarete girişte önemli maliyet kalemlerinden birini azaltmayı, kadın girişimcilerin dijital ekonomide daha güçlü yer edinmelerine ve girişimcilerin işlerini dijital dünyada güvenle büyütmelerine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bugün 1.500 kadın girişimcinin bu destekten yararlanmış olması bizim için çok değerli. Önümüzdeki dönemde de finansal okuryazarlıktan katma değerli hizmetlere uzanan farklı alanlarda girişimcilik ekosistemine yönelik fırsatlar sunmaya devam edeceğiz.”

“PayTR’la İşini Büyütenler” film serisinde kadın girişimcilerin hikayeleri

PayTR, kadın girişimcilere sunduğu finansal avantajların yanı sıra girişimcilerin hikayelerini görünür kılmayı da hedefliyor. “PayTR’la İşini Büyütenler” film serisinde, kendi markalarını kuran ve işlerini dijital kanallarda büyüten kadın girişimcilerin yolculuklarına yer veriliyor.

Kadın girişimcilerin hikayelerini izlemek için PayTR Ödeme Hizmetleri YouTube kanalını ziyaret edebilir, kampanyaya ilişkin detaylı bilgiye ise PayTR’ın internet sitesinde yer alan ilgili kampanya sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.

Togg, daha erişilebilir yeni modeli T6X’in ilk prototipini gösterdi

Türkiye’nin mobilite alanındaki teknoloji markası Togg, T10X ve T10F’in ardından ürün ailesine katılacak yeni modeli T6X’in ilk prototipini kamuoyuyla paylaştı. Daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmak amacıyla geliştirilen model için talep toplama sürecinin Haziran 2027’de başlaması planlanıyor.

Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Anadolu Ajansı Finans Masası’nda yaptığı açıklamada, T6X’in mevcut Togg modellerinden daha erişilebilir bir seçenek olarak geliştirildiğini belirtti. Program sırasında henüz geliştirme aşamasında bulunan aracın ön tasarımını gösteren kaba prototipi de ilk kez sergilendi. Togg tarafından doğrulanan görüntülerde modelin ön yüzü ve genel tasarım yaklaşımı görülebiliyor.

Prototipte köşeli formdaki ön farlar, tamponun iki yanında konumlandırılan ters “L” biçimindeki gündüz aydınlatmaları ve ön bölümde kullanılan çapraz tasarım detayları dikkat çekiyor. Ancak araç henüz geliştirme aşamasında olduğu için seri üretim versiyonunda bazı tasarım değişikliklerinin yapılabileceği belirtiliyor.

T6X için talep Haziran 2027’de toplanacak

Tosyalı’nın paylaştığı takvime göre, Togg T6X için talep toplama süreci Haziran 2027’de başlayacak. İlk araçların da aynı ayın sonundan itibaren kullanıcılara teslim edilmesi hedefleniyor.

T6X’in, Togg’un mevcut modelleri T10X ve T10F’in altında konumlandırılması ve özellikle şehir içi kullanıma uygun, daha kompakt bir elektrikli otomobil seçeneği sunması bekleniyor. Şirketin yeni model için erişilebilir finansman ve kampanya seçenekleri üzerinde de çalıştığı ifade ediliyor.

1,3 milyon TL bir fiyat hedefi, kesin satış fiyatı değil

T6X’in fiyatının yaklaşık 1,3 milyon TL bandında olup olmayacağına ilişkin soruya yanıt veren Tosyalı, yılın başında belirledikleri hedeflerde değişiklik olmadığını söyledi. Mevcut Togg modellerine kıyasla çok daha uygun ve rekabetçi bir fiyat hedeflediklerini belirten Tosyalı, nihai rakamın piyasaya çıkış dönemindeki ekonomik koşullara göre şekilleneceğine işaret etti.

Bu nedenle kamuoyunda yer alan 1,3 milyon TL seviyesi, şu aşamada açıklanmış kesin satış fiyatı değil; şirket yönetiminin ulaşmayı amaçladığı fiyat hedefi olarak değerlendiriliyor.

T6X’in batarya kapasitesi, menzili, motor gücü, şarj süresi, donanım paketleri ve kesin boyutları ise henüz açıklanmadı. Togg’un teknik özellikleri ve seri üretim tasarımını satış tarihine yaklaşıldıkça paylaşması bekleniyor.

T6X ile birlikte Togg, elektrikli mobiliteyi daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırmayı ve Türkiye’deki elektrikli otomobil pazarındaki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.

TeklifimGelsin’den yapay zeka destekli finansal asistan: TeklifAI

Finansal kararlar günlük hayatın önemli bir parçası ancak kullanıcılar çok sayıda seçenek ve farklı kaynak arasında kaybolabiliyor. Bir kredinin ödeme planını anlamak, kredi kartı avantajlarını karşılaştırmak veya birikimini nasıl değerlendirebileceğini öğrenmek için birden fazla sayfayı incelemek gerekebiliyor. Bunun sonucunda kullanıcılar ya en tanıdık seçenekte karar kılıyor ya da araştırmayı yarıda bırakabiliyor.

Finansal ürünleri herkes için şeffaf ve karşılaştırılabilir kılma misyonuyla çalışan TeklifimGelsin, bu deneyimi kolaylaştırmak amacıyla yapay zekâ destekli finansal asistanı TeklifAI’ı kullanıma sundu.

TeklifAI, “hangi bankanın faizi düşük?” sorusundan önce asıl belirleyici olan “hangi ürünü kullanmalıyım?” sorusunu yanıtlamayı hedefliyor. Kullanıcı ihtiyacını kendi cümleleriyle anlatıyor; TeklifAI ise buna uygun kredi ve kredi kartı seçeneklerini sohbet ekranında sunuyor. Kullanıcılar tekliflerin detaylarını inceleyip tercih ettikleri teklife başvurabiliyor.

İhtiyacı anlayan kişisel bir finansal yol arkadaşı

TeklifAI’ın yalnızca kullanıcının belirttiği ürünü bulan değil, ihtiyacının arkasındaki niyeti anlayan kişisel bir finansal yol arkadaşına dönüşmesi hedefleniyor. Örneğin çok seyahat eden bir kullanıcıya mil kazandıran, market harcamaları yüksek bir kullanıcıya ise markette indirim sağlayan kredi kartlarının önerilmesi planlanıyor. Benzer şekilde, evini yenilemek için kredi arayan bir kullanıcı “aylık taksitim düşük olsun” dediğinde uzun vadeli, “kredimi bir an önce kapatmak istiyorum” dediğinde ise daha kısa vadeli seçeneklere yönlendirilebilecek. Böylece kullanıcıların hangi finansal ürünü araması gerektiğini önceden bilmesine gerek kalmayacak; hedefini kendi cümleleriyle anlatması yeterli olacak.

Kredi Karnesi ile kişiselleştirme derinleşecek

TeklifAI’ın TeklifimGelsin Kredi Karnesi ile de entegre olması planlanıyor. Böylece asistan yalnızca kullanıcının ne istediğini değil, neye uygun olduğunu da bilecek. TeklifAI, uygun olmayan kullanıcıların olumlu sonuçlanmayacak başvurular yapması yerine gerçekçi alternatiflere yönlendirilmesini hedefliyor. Bu kapsamda düşük limitli başlangıç ürünleri, mevcut borcu daha düşük maliyetle yapılandırma yolları ve kredi derecesini yükseltmek için adım adım tanımlanmış bir yol haritası gibi seçeneklerin sunulması planlanıyor.

“Herkesin ihtiyacını kendi cümleleriyle anlatıp uygun teklife ulaşmasını istiyoruz”

TeklifAI’ın geliştirilme amacının, kullanıcıların finansal ihtiyaçlarına uygun seçeneklere daha kolay ulaşmasını sağlamak olduğunu ifade eden TeklifimGelsin CEO’su İhsan Cem Zararsız;

“Finansal bir karar verirken asıl zorluk seçenekler arasından kendi ihtiyacına uyanı bulabilmek. TeklifAI’ı tam da bunun için, özellikle finans dünyasının diline uzak olan ve nereden başlayacağını bilmeyen kullanıcılar için geliştirdik. Herkesin ihtiyacını kendi cümleleriyle anlatıp kendisine uygun tekliflere kolayca ulaşabilmesini istiyoruz.”

Yapay zeka gözetim sistemlerini şaşırtmak için tasarlanan gömlek: Digital Camouflage

Yapay zeka destekli kameralar artık yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; görüntülerdeki insanları, nesneleri ve hareketleri de otomatik olarak sınıflandırabiliyor. Berlin merkezli sanatçı Simon Weckert‘ın geliştirdiği Digital Camouflage ise bu sistemlerin çalışma biçimindeki zayıf noktalardan yararlanmayı amaçlıyor.

Digital Camouflage yapay zekanın insan algısını nasıl bozuyor?

Gömleğin üzerinde yer alan pembe, turuncu ve yeşil tonlardaki soyut desenler, yapay zekânın insan vücudunu tanımlarken kullandığı görsel ipuçlarını bozacak şekilde hazırlandı. Renk geçişleri, iç içe geçen şekiller ve kesintiye uğrayan vücut hatları; algoritmanın baş, omuz, gövde ve uzuvları tek bir insan figürü olarak birleştirmesini zorlaştırıyor.

Digital Camouflage’ın deseni, “adversarial attack” olarak adlandırılan bir yöntemden yararlanılarak geliştirildi. Bu yaklaşımda görüntüye insan gözü için sıradan görünen, ancak yapay zekâ modelinin karar sürecini yanıltan görsel unsurlar ekleniyor. Weckert da farklı desenleri yapay zekâ modelleri üzerinde tekrar tekrar deneyerek gömleğin son tasarımına ulaştı.

Gömlek, tüm gözetim sistemlerine karşı görünmezlik vadetmiyor

Proje, Berlin’in Kottbusser Tor bölgesinde başlatılan yapay zekâ destekli video gözetim uygulamasına tepki olarak ortaya çıktı. Berlin’deki pilot sistemin yüz tanımadan ziyade hareketleri ve olağan dışı davranışları tespit etmek amacıyla kullanılacağı belirtiliyor. Sistem olası bir tehlikeye işaret ettiğinde nihai değerlendirme yine görevli personel tarafından yapılıyor. Berlin’deki pilot uygulamanın ilerleyen dönemde başka bölgelere de taşınması planlanıyor.

Weckert, gömleği açık kaynaklı gerçek zamanlı nesne algılama modeli YOLO üzerinde test etti. Denemelerde sistem çevredeki diğer kişileri algılarken Digital Camouflage giyen kişiyi zaman zaman insan olarak sınıflandıramadı. Ancak sanatçı, tasarımın Berlin’de kullanılan sistem veya tüm ticari gözetim teknolojileri karşısında aynı sonucu vereceğine yönelik bir iddiada bulunmuyor.

Bu nedenle Digital Camouflage, kullanıcıya eksiksiz bir anonimlik sağlayan güvenlik ürünü olarak değil; kamusal alanlarda giderek yaygınlaşan otomatik gözetim teknolojilerinin güvenilirliğini ve sınırlarını tartışmaya açan sanatsal bir çalışma olarak konumlandırılıyor. Gömleğin satışından elde edilen gelirin bir bölümü de dijital hakları savunan kuruluşlara aktarılıyor.

Spark Connect, mobilite servislerini tek platformda birleştiren yapısını genişletiyor

Çağan Koyun tarafından kurulan ve bir KOBIL Group şirketi olan Spark Connect; elektrikli araç şarjı, otopark, araç kiralama, sigorta, kimlik ve ödeme hizmetleri gibi farklı alanlardaki servisleri aynı uygulama üzerinden kullanıcılarla buluşturmayı hedefliyor.

Şirket, ilk döneminde KOBIL Group’un teknoloji desteğiyle ürün ve güvenlik altyapısını geliştirirken, bugün odağını platform üzerindeki servis çeşitliliğini ve kullanıcı deneyimini genişletmeye çevirmiş durumda.

Türkiye ve Avrupa’daki mobilite servislerini tek deneyimde buluşturmayı hedefliyor

Spark Connect’in geliştirdiği yapı, kullanıcıların mobilite ihtiyaçları için farklı uygulamalar arasında geçiş yapmak zorunda kalmasını azaltmayı amaçlıyor.

Platform, Gireve entegrasyonu sayesinde Türkiye ve Avrupa’daki elektrikli araç şarj ağlarına erişim sağlarken; otopark, araç kiralama, sigorta ve ödeme gibi farklı hizmetlerin de aynı kullanıcı deneyimine dahil edilmesi için çalışmalarını sürdürüyor.

Şirketin önümüzdeki dönemdeki temel hedeflerinden biri, elektrikli araç şarjında geliştirdiği bu dağıtım modelini mobilitenin diğer alanlarına da taşımak.

MiniApp ekosistemi genişleyecek

Spark Connect’in yeni dönem ürün stratejisinin merkezinde MiniApp modeli bulunuyor.

Bu yapıyla birlikte farklı servis sağlayıcıların kendi hizmetlerini Spark Connect içerisinde kullanıcılara sunabilmesi hedefleniyor. Böylece mobilite alanında faaliyet gösteren şirketler, ayrı bir kullanıcı deneyimi oluşturmak yerine Spark Connect’in dijital dağıtım altyapısı üzerinden hizmet verebilecek.

Spark Connect, bu modelle yalnızca son kullanıcıya yönelik bir mobilite uygulaması olmak yerine, farklı şirket ve servislerin bir araya gelebildiği açık bir platform yapısına dönüşmeyi amaçlıyor.

Yeni dönemin odağında kullanıcı büyümesi ve Avrupa var

Spark Connect önümüzdeki dönemde Türkiye’deki kullanıcı tabanını büyütmenin yanı sıra yeni mobilite servislerini platforma dahil etmeyi ve MiniApp ekosistemini genişletmeyi planlıyor.

Şirketin gündemindeki bir diğer başlık ise Avrupa pazarı. Mevcut entegrasyonlarının sağladığı altyapıyı kullanarak Avrupa’daki servis sağlayıcılarla platform arasındaki bağlantıların artırılması hedefleniyor.

Spark Connect Kurucusu Çağan Koyun, şirketin ilk döneminde temel önceliğin ürün ve teknoloji altyapısını oluşturmak olduğunu, bugün ise odağın bu teknoloji üzerinde daha geniş bir mobilite ekosistemi geliştirmeye kaydığını belirtiyor.

Spark Connect, önümüzdeki dönemde otomotiv, enerji, sigorta, finans, seyahat ve teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren şirketleri aynı dijital dağıtım katmanında buluşturarak mobilite deneyimini daha bütünleşik hale getirmeyi hedefliyor.

Türkiye’nin yeni unicornu: İzmir’de kurulan HubX, 1.2 milyar dolar değerleme üzerinden 75 milyon dolar yatırım aldı

Türkiye’de kurulan tüketici teknolojileri şirketi HubX, 1.2 milyar dolar yatırım öncesi değerleme üzerinden Point72 Private Investments’tan 75 milyon dolara kadar yatırım almak üzere anlaşmaya vardı.

HubX’in kuruluşundan bu yana aldığı ilk dış yatırım olan işlem kapsamında ilk aşamada 50 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirilecek, anlaşmada 25 milyon dolarlık ek yatırım opsiyonu da yer alacak. Şirket, yeni yatırımla birlikte global ölçekte satın alma ve stratejik ortaklık dönemini başlatmayı hedefliyor.

2022 yılında İzmir’de kurulan ve bugüne kadar herhangi bir dış yatırım almadan büyüyen HubX, dört yıl içerisinde 370’in üzerinde kişiden oluşan bir ekibe ulaştı. İzmir ve İstanbul’daki ekipleriyle faaliyet gösteren şirketin geliştirdiği 40’tan fazla mobil ve web tabanlı ürün, dünya genelinde 190’dan fazla ülkede toplam 600 milyondan fazla kullanıcıya ulaştı.

Kârlı büyümesini sürdüren HubX, Point72 Private Investments yatırımıyla birlikte global büyüme stratejisinde yeni bir döneme geçmeye hazırlanıyor.

HubX, satın alma stratejisini devreye alıyor

HubX, bugüne kadar ağırlıklı olarak kendi bünyesinde geliştirdiği tüketici teknolojisi ürünlerini global ölçekte büyütmeye odaklandı. Yeni dönemde ise şirket, kendi ürünlerini geliştirmeye devam ederken dünya genelinde başarılı tüketici teknolojisi şirketlerini, mobil ve web ürünlerini satın almaya ve güçlü ekiplerle stratejik ortaklıklar kurmaya başlayacak.

HubX’in hedefinde, kullanıcıların halihazırda güçlü şekilde benimsediği ve ürün-pazar uyumunu yakalamış girişimler bulunuyor.

Şirket, gerçekleştireceği satın almalarda yalnızca ürünleri HubX bünyesine dahil etmek yerine, bu ürünleri başarılı hale getiren girişimcilik kültürünü, ekipleri ve ürün DNA’sını korumayı hedefliyor.

Satın alınan veya ortaklık kurulan şirketler; HubX’in yapay zekâ, veri analitiği, mühendislik, monetizasyon, kullanıcı kazanımı ve global büyüme alanlarında geliştirdiği teknoloji ve operasyon altyapısından faydalanabilecek.

HubX, bu model sayesinde halihazırda başarılı olan ürünlerin yeni pazarlara daha hızlı açılmasını, operasyonel verimliliklerini artırmasını ve çok daha geniş bir global kullanıcı kitlesine ulaşmasını amaçlıyor.

Nova, Wiser, DaVinci ve Lotus Flow dünya genelinde yüz milyonlarca kullanıcıya ulaştı

HubX’in geliştirdiği ürün portföyünde üretken yapay zekâdan eğitime, sağlık ve fitness alanlarından farklı tüketici teknolojisi kategorilerine kadar birçok ürün bulunuyor.

Nova, Wiser, DaVinci ve Lotus Flow gibi ürünler dünya genelinde yüz milyonlarca kullanıcıya ulaşırken, HubX bünyesinde geliştirilen çok sayıda ürün kendi kategorilerinde App Store ve Google Play listelerinde üst sıralara çıkmayı başardı.

Şirket, son dört yılda ürün geliştirme süreçlerinden kullanıcı kazanımına, yapay zekâdan veri altyapısına kadar oluşturduğu sistemleri tek bir operasyon platformu altında ölçeklendirdi.

HubX Kurucu Ortağı Cem Ortabaş, şirketin yıllar içerisinde ürünleri fikir aşamasından yüz milyonlarca kullanıcıya ulaştırabilen bir yapı oluşturduğunu belirterek, yeni yatırımla bu deneyimi kendi ürünlerinin ötesine taşımayı hedeflediklerini ifade etti. HubX’in bundan sonraki dönemde hem kendi ürünlerini geliştirmeye devam edeceğini hem de güçlü ürünler geliştirmiş ekiplerle ortaklıklar ve satın almalar gerçekleştireceğini aktardı.

HubX’in değerlemesi 1,2 milyar dolara ulaştı

Point72 Private Investments yatırımıyla birlikte HubX’in yatırım öncesi değerlemesi 1,2 milyar dolar seviyesine ulaştı.

HubX Kurucu Ortağı Kaan Ortabaş, şirketin yalnızca dört yıl içerisinde kârlılığını koruyarak ulaştığı ölçeğin oluşturdukları modelin gücünü gösterdiğini belirtti. Ortabaş, Point72 ile gerçekleştirilen iş birliğinin HubX’e global ölçekte çok daha büyük fırsatları değerlendirme imkânı sağlayacağını ifade etti.

HubX, yatırımın ardından mevcut ürün portföyüne yatırım yapmayı, teknoloji altyapısını güçlendirmeyi ve şirket bünyesindeki AI Lab üzerinden yapay zekâ yetkinliklerini geliştirmeyi sürdürecek.

Bununla birlikte şirket, yeni satın alma stratejisi kapsamında dünya genelindeki başarılı tüketici teknolojisi ürünlerini ve ekiplerini HubX ekosistemine dahil etmek için çalışmalarını hızlandıracak.

2022 yılında İzmir’de küçük bir ekiple yola çıkan HubX, yeni yatırımla birlikte Türkiye’den çıkan tüketici teknolojisi ürünlerini global ölçekte büyütme hedefini daha geniş bir satın alma ve yatırım stratejisine taşıyor.

Google Cloud’dan finans sektörüne özel çözüm: Gemini Enterprise for Financial Services

Google Cloud, finans profesyonelleri için özel olarak tasarlanan ajan tabanlı yapay zeka çözümü Gemini Enterprise for Financial Services‘ı tanıttı.

Gemini Enterprise for Financial Services, Gemini Enterprise platformunun altyapısında Google tarafından yönetilen Financial Research ajanını, finans rolleri ve iş akışlarına özel ajan talimatları içeren 50’den fazla yeni beceriyi, kurumsal veri konnektörlerini ve giderek genişleyen bir üçüncü taraf ajan ekosistemini kapsıyor.

Başlangıçta sermaye piyasaları ve kurumsal bankacılık sektörleri için ön izleme (preview) sürümüyle kullanıma sunulan Gemini Enterprise for Financial Services, CME Group ve Financial Research ajanının kilit tasarım ortağı Deutsche Bank gibi küresel finans kuruluşları tarafından şimdiden kullanılıyor. Bu lansman, Gemini Enterprise’ın hızla büyüyen ivmesi üzerine inşa ediliyor: BNY, Citi Wealth, Lloyds Banking Group, Macquarie Bank ve Signal Iduna gibi önde gelen pek çok finans kuruluşu, büyüme ve verimliliği hızlandırmak amacıyla çalışanlarını gelişmiş ajan tabanlı iş akışı araçlarıyla donatmak için Gemini Enterprise’ı kullanıyor.

Aynı gün duyurulan Gemini Enterprise for Financial Services ve Hukuk çözümleri, güvenli ve eksiksiz yönetişim sunan Gemini Enterprise platformu üzerine inşa edilen sektöre özel paket çözümler serisinin ilk üyeleri oldu. Her bir sektörel çözüm, ilgili sektöre göre uyarlanmış ajanları, çeşitli iş akışlarını yönetmek için pratik kısayollar sağlayan özel becerileri, veri konnektörlerini ve sektöre özgü model optimizasyonlarını içeren, kullanıma hazır ve alana özel yapay zeka yetenekleri sunuyor.

İnovasyon, güvenlik ve mevzuata uyumluluk arasında kurulan köprü: Gemini Enterprise for Financial Services

Günümüz piyasalarında sermayeyi korumak hız gerektiriyor. Ancak genel amaçlı yapay zeka araçları, regülasyona tabi kuruluşların talep ettiği güvenliği, gerçek zamanlı hassasiyeti ve veri kökeni takibini (data lineage) sağlayamıyor. Buna ek olarak manuel raporlama, analistlerin değerli mesai saatlerini hızlı içgörüler üretmek yerine rutin veri toplama işlerine harcamasına neden oluyor. Ajan tabanlı yapay zeka sektör standardı haline gelirken, manuel iş akışlarına sıkışıp kalan kuruluşlar müşterilere sunum yapma, fiyatlama ve piyasa değişimlerine tepki verme süreçlerinde belirgin bir dezavantajla karşı karşıya kalıyor.

Gemini Enterprise for Financial Services, modelleri finansal hizmetler sektörünün gerektirdiği verilerle, sistemlerle, uzmanlıkla ve kontrollerle bir araya getiren bir platform sunarak bu zorluklara yanıt veriyor. Temel regülasyon ve verilerin yurt içinde tutulması gereksinimlerini karşılamak üzere sıfırdan tasarlanan çözüm, Financial Research ajanının yanı sıra amaca özel 50 beceri ve 13 konnektör içeriyor. Bu konnektörler piyasa verileri, haber akışları, düzenleyici kurum bildirimleri ve şirket içi veri tabanlarıyla güvenli biçimde entegre olarak doğrulanabilir kaynaklara dayanan ve eksiksiz veri kökeni sunan araştırma çıktıları üretiyor.

Google Cloud CEO’su Thomas Kurian konuyla ilgili şunları söyledi: “Finans profesyonelleri, kendilerini tek bir modele veya ekosisteme bağımlı kılmayan, her gün kullandıkları BT sistemlerine bağlanan, son derece güvenli ve mevzuata uyumlu bir yapay zeka platformu arıyor. Gemini Enterprise for Financial Services ile tam olarak bunu sunuyoruz: finansal iş akışları için doğrulanabilir veri açıklanabilirliğiyle geliştirilen ajan tabanlı yetenekler. Böylece kuruluşlar, yapay zeka inovasyonunu güvenle rekabet avantajına dönüştürebiliyor.”

Kapsamlı yetenekler

Hızlı kurulum için yapılandırılmış, entegre ve güvenli bir ortam sunan Gemini Enterprise for Financial Services, beş temel bileşenden oluşuyor:

  • Financial Research ajanı: Google tarafından yönetilen bu ajan, uçtan uca araştırmayı tam açıklanabilirlikle otomatikleştiriyor. 50’den fazla temel beceriyle geliştirilen ajan, güven puanları, açıkça tanımlanmış metodolojiler, kolay denetim için veri anlık görüntüleri ve en üst düzey doğrulanabilirlik için hassas kaynak atıfları sayesinde akıl yürütme sürecini şeffaf hale getiriyor. Kullanıcılar ajana doğrudan Gemini Enterprise uygulaması üzerinden erişebiliyor veya Agent-to-Agent (A2A) API’ları aracılığıyla mevcut ajan iş akışlarına bağlayabiliyor. Ajan, Model Bağlam Protokolü (MCP) entegrasyonlarıyla farklı kurumsal veri kaynaklarına doğrudan bağlanıyor ve özel ihtiyaçlara göre uyarlanabilen raporlar ve dokümanlar sunuyor.
  • Amaca özel finansal beceriler: Amaca özel beceriler, marka kurallarının uygulanmasından rapor biçimlendirmeye ve belirli verilere erişime kadar tekrarlayan pek çok görev için kısayollar oluşturuyor. Özel sermaye uzmanları, varlık yöneticileri veya uyum ekipleri tarafından kullanılabilen çözüm, kredi riski değerlendirmesi, portföy izleme, piyasa haberlerinin sentezlenmesi ve derinlemesine finansal araştırma gibi farklı iş akışlarına uyum sağlıyor. Beceriler, Financial Research ajanında kullanıma sunulacak ve müşterilerin kendi geliştirdikleri ajanlar için de erişilebilir olacak.
  • Konnektörler: Çözüm, CoinDesk Data & Indices, Daloopa, Dun & Bradstreet, FactSet, Finnhub, Fiscal.ai, Guidepoint, LSEG, Moody’s, MSCI, PitchBook, S&P Global ve SEC Edgar gibi lisanslı kaynaklara doğrudan müşterinin kendi ortamında yapılandırılabilen güvenli entegrasyonlar sunuyor.
  • Üçüncü taraf ajanlar ve iş ortağı ekosistemi: Gemini Enterprise for Financial Services, Google Cloud iş ortağı ekosistemindeki çok sayıda üçüncü taraf ajana kesintisiz erişim içeriyor. Bunlar arasında, ticari müşteri kabulünü hızlandıran ve Müşterini Tanı (Know Your Customer – KYC) uyumluluğunu güçlendiren D&B Business Verification Agent, sermaye piyasaları için kredi dosyası bütünlüğü, belge çıkarımı ve mutabakat sağlayan FlowX Agents, özel piyasalar ile ticari kredi ekiplerinin karmaşık finansal analizleri hızlandırmasına yardımcı olan Obin Financial Agent, çok adımlı analiz, rapor üretimi ve araştırma iş akışları için S&P Global Data Retrieval Agent ile karmaşık enerji ve sürdürülebilirlik verilerini finans iş akışları için hızlı içgörülere dönüştürmeye yardımcı olan S&P Global Energy Horizons Agents yer alıyor.
  • Güvenli ve yönetilebilir Gemini Enterprise platformu: Platform, BT ve risk ekiplerine tam görünürlük sağlayan merkezi bir kontrol katmanı sunuyor. Risk yönetimi, denetim kayıtları ve yönetişim, platform mimarisinin doğrudan içinde yer alıyor.

Katma değerli sermaye piyasaları ve bankacılık iş akışları hızlanıyor

Finans kuruluşları, Gemini Enterprise for Financial Services ile Financial Research ajanını kullanarak aşağıdakiler de dahil olmak üzere çok adımlı ve karmaşık operasyonları verimli hale getirebiliyor:

  • Danışman içgörülerinin güçlendirilmesi: Yapay zeka tarafından oluşturulan içgörüler, müşteri ilişkileri yöneticilerini ve danışmanları kişiselleştirilmiş öneriler ve ihtiyaca göre uyarlanmış materyallerle donatarak daha nitelikli müşteri görüşmelerine ve güçlenen müşteri sadakatine olanak tanıyor.
  • KYC araştırma ve analizlerinin derinleştirilmesi: Özel bankacılık ve ana aracılık hizmetleri (prime brokerage) alanlarındaki müşteri kabulü ve KYC iş akışlarını, PDF, Excel ve SEC bildirimleri gibi farklı formatlardaki verileri işleyerek modernize ediyor. Karmaşık kurumsal hiyerarşileri haritalandırıyor, risk profillerini değerlendiriyor ve gerçek faydalanıcıları (UBO) tespit ediyor.
  • Portföy dayanıklılığının artırılması: Alım-satım masalarının ani makroekonomik şoklarla başa çıkmasına yardımcı oluyor. Karmaşık tahvil portföyü risk analizini, otomatik vade bazlı riskten korunma (duration hedging) stratejisi önerileriyle birlikte 5 dakikanın altında tamamlanan bir işleme indiriyor.
  • Kredi piyasası fırsatlarının ortaya çıkarılması: Olası fiyatlama sapmalarını tespit edip izole ederek kredi verilerini uygulanabilir işlem fikirlerine dönüştürüyor. Böylece ekipler, operasyonel riskini ve kredi değerlendirme süreçlerindeki gecikmeleri azaltırken işlem hacimlerini artırabiliyor.
  • Tahvil ihracının hızlandırılması: Müşteri sunumu hazırlık sürelerini günlerden dakikalara indiriyor. Böylece sabit getirili menkul kıymet ve yüklenim ekipleri, potansiyel müşterileri proaktif biçimde hedefleyebiliyor, işlem kapasitelerini artırabiliyor ve daha fazla iş kazanmak için kritik önem taşıyan ilk hamle avantajını güvence altına alabiliyor.

Küresel finans kuruluşları için sağlanan iş değeri

Deutsche Bank gibi küresel finans kuruluşları, Gemini Enterprise for Financial Services’ı kullanıma almaya hazırlanıyor. Financial Research ajanının kilit tasarım ortağı olarak sürece katılan Deutsche Bank, bankacılık sektörünün yüksek güvenlik, yönetişim ve verilerin yurt içinde tutulması gereksinimlerini desteklemek için derin bankacılık uzmanlığı sağlıyor.

Deutsche Bank, Financial Research ajanını Kurumsal Bankacılık biriminde müşteri ihtiyaçlarını ortaya çıkarmak, farklı iş kollarından uygun ürünler sunmak, müşteri kazanım süreçlerini verimli hale getirmek ve piyasa gelişmelerini tespit etmek için kullanacak. Deutsche Bank ayrıca ajanın finansal suç riski yönetimi süreçlerini destekleme, gelişmiş tahmin ve senaryo analizleri yürütme ve Özel Bankacılık ile Yatırım Bankacılığı biriminde sunum süreçlerini verimli hale getirme yeteneklerini de değerlendiriyor.

Deutsche Bank Teknoloji, Veri ve İnovasyondan Sorumlu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Marie-Jeanne Deverdun ise şunları söyledi: “Tasarım ortağı olarak Deutsche Bank, bu yeteneğin veri korumasından yönetişime ve ekiplerimizin her gün kullandığı iş akışlarına kadar, yoğun regülasyona tabi bir sektörün gerçekleri doğrultusunda şekillenmesine yardımcı oldu. Kurumsal Bankacılık’tan başlayarak manuel araştırma yükünü azaltma, çıktıların tutarlılığını ve denetlenebilirliğini artırma ve ekiplerimize müşteri görüşmeleri için daha fazla zaman kazandırma konularında önemli bir potansiyel görüyoruz. Bu, yapay zekayı gerçek fark yaratabileceği alanlarda güvenli, sorumlu ve ölçekli biçimde uygulama yolunda önemli bir adım.”

Açık bir finansal ekosistem

Günlük iş akışlarının doğal bir uzantısı olarak tasarlanan Gemini Enterprise for Financial Services, Google Workspace ve Microsoft 365 içinde yerleşik olarak çalışıyor. Analistler, yapay zeka destekli içgörüleri güvenli ortamlarından ayrılmadan oluşturabiliyor, analiz edebiliyor ve bunları doğrudan Docs, Sheets, Slides, Word, Excel ve PowerPoint’e aktarabiliyor.

Bunun yanı sıra Google Cloud iş ortağı ekosistemi, özel yapılandırmaları yönetmek ve özelleşmiş yetenekleri küresel ölçekte devreye almak üzere finans kuruluşlarını, 66degrees, Accenture, Artefact, Capgemini, Cognizant, Deloitte, Genpact, GFT Technologies, Infosys, KPMG, NTT Data, PwC, Quantiphi, Slalom, Tribe AI ve Zencore’un da aralarında bulunduğu uzman FinTech şirketleri ve önde gelen küresel sistem entegratörleriyle buluşturuyor.