Ana Sayfa Blog Sayfa 9

Sony, Cinema Line serisinin yeni full frame kamerası FX5’i tanıttı

Sony’nin Cinema Line serisinin yeni kamerası FX5, yeni geliştirilen tamamen yığılmış CMOS görüntü sensörüyle donatılan FX5; 15+ stop dinamik aralık, Çift Kazançlı Çekim[1] modu ve ISO 800, ISO 4000 ve ISO 12800 olmak üzere üç temel ISO değeriyle farklı çekim koşullarında yüksek hassasiyet[2] ve düşük gürültü performansı sunuyor.

Cinema Line FX serisinde ilk kez Open Gate çekimi destekleyen FX5, Sony’nin tescilli RAW formatı X-OCN ile kamera içi kayıt yapılmasına da olanak tanıyor. Kamera; 5K çözünürlükte saniyede 60 kareye, 4K çözünürlükte saniyede 120 kareye ve Full HD çözünürlükte saniyede 240 kareye kadar kayıt gerçekleştirebiliyor. Böylece Cinema Line’a özgü görüntü karakterini[3], profesyonel prodüksiyonların ihtiyaç duyduğu kullanım kolaylığıyla kompakt ve son derece taşınabilir bir gövdede buluşturuyor.

FX5’e, çıkarılabilir OLED vizör ile kamera içinde 96 kHz, 32 bit float ses kaydını destekleyen yeni XLR tutma kolu ünitesi de eşlik ediyor. Sony’nin Cinema Line kameralarını geliştirirken edindiği deneyimi temel alan yeni sistem, görüntü yönetmenlerine ve video içerik üreticilerine çekimden post prodüksiyona uzanan daha esnek bir çalışma ortamı sunuyor.

Sony Europe Görüntüleme Ürünleri ve Çözümleri Video ve Sinema Pazarlama Lideri Florence Quintin; “Yeni FX5, yaratıcılığın önündeki engelleri kaldırarak film yapımcılarına ihtiyaç duydukları performansı ve esnekliği sunuyor. Kompakt tasarımı, görüntü kalitesi ve sunduğu iş akışı olanaklarıyla FX serisini bir üst seviyeye taşıyor.”

Yeni nesil sensörle geniş dinamik aralık ve dahili RAW kayıt

FX5, full frame ve tamamen yığılmış Exmor RS™ CMOS görüntü sensörünün yanı sıra özel bir yapay zeka işleme birimi içeren en yeni yüksek hızlı BIONZ XR2™ görüntü işleme motoruyla donatıldı.

S-Log3 ile çekim sırasında 15+ stop dinamik aralığa ulaşan FX5, geniş pozlama toleransı ve düşük gürültü performansı sayesinde yüksek kontrastlı sahnelerde bile parlak alanlardan gölgelere yumuşak geçişler ve doğal doku üretimi sağlıyor.

ISO 800, ISO 4000 ve ISO 12800 olmak üzere üç temel ISO değeri, çok çeşitli çekim koşullarında düşük gürültülü görüntüler elde edilmesine imkan tanıyor. FX serisinde ilk kez sunulan Çift Kazançlı Çekim işlevi[1], görüntü sensörünün performansını en üst düzeye çıkararak daha geniş bir pozlama toleransıyla yumuşak ton geçişleri oluşturuyor; gölge ayrıntılarından ödün vermeden gürültüyü etkili biçimde azaltıyor.

FX serisinde ilk kez sensör alanının tamamında 3:2 tam piksel okuma, yani Open Gate çekim[4] desteği sunuluyor. Kamera ayrıca 17:9, 16:9 ve Super 35 mm dahil çok sayıda görüntü tarama modunu destekliyor. Böylece yaratıcı vizyona ve teslim formatına göre görüş açısı esnek biçimde seçilebiliyor.

Sony’nin tescilli 16 bit sahne doğrusal RAW formatı X-OCN ile kamera içi kayıt desteği ise harici kayıt cihazına ihtiyaç duymadan yüksek kaliteli kayıt yapılmasını sağlıyor. X-OCN LT’ye ek olarak yeni X-OCN C1 ve X-OCN C2 kodeklerini de destekleyen FX5, veri boyutunu azaltarak yüksek kaliteli görüntülerin hızlı aktarımına olanak tanıyor ve post prodüksiyon iş akışlarının daha verimli hale gelmesine yardımcı oluyor.

Yapay zeka destekli netleme ile güvenilir takip performansı

Yapay zeka tabanlı insan pozu tahmin teknolojisini kullanan nesne tanıma özelliği, yalnızca kişinin gözlerini değil, vücut ve baş konumunu da yüksek doğrulukla algılayarak karanlık sahnelerde bile güçlü AF performansı sunuyor. Kamera ayrıca nesneleri otomatik olarak takip ederek kararlı netleme sağlayan Gerçek Zamanlı Takip özelliğini destekliyor.

Otomatik Takipli Beyaz Dengesi (ATW) ile çekim sırasında kamera; görünür ışık ve IR (kızılötesi) sensörlerinden gelen verilerin yanı sıra derin öğrenme tabanlı ışık kaynağı tahmininden yararlanarak sahneyi yüksek doğrulukla analiz ediyor. Böylece gölgeli alanlarda, iç mekan sahnelerinde ve farklı koşullarda daha kararlı[5] ve doğal beyaz dengesi elde ediliyor.

Gürültü Bastırma ayarının açılıp kapatılabilmesi, çekim amacına ve post prodüksiyon iş akışına göre esnek görüntü oluşturma imkanı sunuyor.

Anamorfik lensleri destekleyen desqueeze işlevi sayesinde 1,3x, 1,5x, 1,6x, 1,8x ve 2,0x anamorfik lenslerle çekim yapılabiliyor.

Kompakt gövdede gelişmiş görüntü sabitleme ve kolay kullanım

Düz üst tasarıma sahip kompakt ve hafif gövde; elde çekim, gimbal kullanımı ve dar alanlarda çalışma dahil farklı çekim tarzlarına esnek biçimde uyum sağlıyor.

FX5, 5 eksenli optik gövde içi görüntü sabitleme özelliği sunuyor. En yeni görüntü sabitleme ünitesiyle roll düzeltme aralığı önceki sisteme göre yaklaşık iki katına çıkarılarak[5] dönme kaynaklı bulanıklık etkili biçimde bastırılıyor. Optik görüntü sabitleme ve Aktif Mod’a ek olarak sunulan Dinamik Aktif Mod[6], elde çekim sırasında bile daha kararlı görüntüler elde edilmesini sağlıyor.

Yeni geliştirilen XLR tutma kolu ünitesiyle birlikte kullanıldığında kamera, 96 kHz, 32 bit float kalitesine ve 4 ses kanalına kadar yüksek kaliteli ses kaydını destekliyor. Parlak ortamlarda bile doğru izleme olanağı sunan isteğe bağlı 0,58 tipi eğilebilir OLED vizörle[7] de uyumlu çalışıyor.

Kamera, FX3’tekinden daha büyük ve daha parlak 3,5 tipi, yaklaşık 2,76 milyon noktalı, 16:9 dokunmatik panelli 4 eksenli çok açılı LCD monitöre sahip. Tam hareketli monitör yaklaşık 98 derece yukarı, 40 derece aşağı eğilebiliyor ve yana doğru yaklaşık 180 derece açılabiliyor.

Parlaklığı 15 kademede ayarlanabilen yüksek parlaklıklı panelde çekim bilgileri, görüntünün üzerine binmeyecek şekilde ekranın üst, alt, sol ve sağ kenarlarında gösterilebiliyor. CineAlta kameralarda geliştirilen kullanım yaklaşımını devralan “BIG6” ana ekranı ise kare hızı, pozlama ve LUT’lar gibi temel ayarları tek noktada bir araya getirerek kullanıcıların çekime odaklanmasını kolaylaştırıyor.

Yeni menü sistemi, CineAlta kameralar veya FX6 ile birlikte çalışırken benzer bir kullanım deneyimi sunuyor.

Profesyonel prodüksiyonlara yönelik güvenilir ve esnek yapı

Geliştirilmiş soğutma performansına sahip yüksek verimli fan ve optimize edilen ısı dağıtım tasarımı, uzun süreli video kaydı sırasında bile kararlı çalışma sağlıyor. Bağımsız bir hava haznesine yerleştirilen soğutma fanı, toza ve neme dayanıklı tasarımla birlikte dış mekanlarda ve zorlu çekim ortamlarında güvenilirliği artırıyor.

Hafif ve yüksek dayanımlı gövdenin farklı noktalarında aksesuarların doğrudan takılabilmesi için vida yuvaları bulunuyor. Böylece kafes kullanmadan esnek çekim sistemleri kurulabiliyor.

Monitor & Control uygulamasıyla entegrasyon sayesinde akıllı telefon, tablet ve Mac üzerinden video izleme ve uzaktan kontrol mümkün oluyor. Kamera gövdesindeki HDMI çıkışı, kamera monitörü ile harici monitörde farklı bilgilerin veya her iki ekranda aynı bilgilerin gösterilmesini destekliyor.

FX5, kısa süre önce piyasaya sunulan yüksek kapasiteli şarj edilebilir “NP-SA100” pil paketiyle (2.670 mAh) uyumlu. Z serisi “NP-FZ100” pile göre yaklaşık 1,3 kat daha yüksek güç kapasitesi sunan bu pil, uzun süreli çekimleri destekliyor. Kamera ile koordineli güç yönetimi pil ömrünü iyileştirirken pil paketinin yıpranma durumu da ekranda görüntülenebiliyor.

İki adet USB Type-C™ bağlantı noktasına sahip kamera, isteğe bağlı zaman kodu adaptör kablosu üzerinden zaman kodu girişini ve USB Power Delivery (PD)[8] üzerinden harici güç beslemesini destekleyerek uzun süreli video çekimlerinde kararlı kullanım sağlıyor.

Kablolu LAN bağlantısı, kameranın uzaktan kullanılmasına ve kararlı ağ bağlantısına olanak tanıyor; profesyonel prodüksiyon ağlarında ihtiyaç duyulan yüksek genişletilebilirliği sunuyor.

Sürüm 2.0 güncellemesiyle yeni çekim olanakları (Ağustos 2027 veya sonrası)

Planlanan güncellemeyle X-OCN formatında saniyede 240 kareye kadar HFR çekim, 3:2 en-boy oranında XAVC S-I kayıt (Open Gate çekim), dikey çekim için optimize edilmiş kullanıcı arayüzü ve kare yakalama işlevi desteğinin eklenmesi hedefleniyor.

Erişilebilirliği ve çevresel sorumluluğu odağına alan tasarım

FX5; menüleri sesli okuyan ekran okuyucu işlevi[10] ve büyütülmüş menü görünümü dahil, görsel algıyı ve kamera kullanımını destekleyen erişilebilirlik özellikleri sunuyor. Lens yuvası işareti, çok işlevli kadran ve düğmeler de yalnızca görsel doğrulamaya ihtiyaç duyulmadan şekil ve dokunsal his yoluyla kolay kullanım sağlayacak biçimde tasarlandı.

Kamerada kullanılan parçaların yaklaşık yüzde 30’u veya daha fazlası geri dönüştürülmüş plastikten üretiliyor[11]. Kameranın üretildiği Tayland ve Çin’deki tesisler yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle çalışıyor[12]. Sony ayrıca ürünleri ve diğer parçaları saran torbalarda bitki bazlı dokunmamış kumaş kullanarak[13] ambalajdaki plastik miktarını ve çevresel etkiyi azaltmaya katkıda bulunuyor.

FX5’in yaratıcı iş akışını tamamlayan aksesuarlar

FX5 ile birlikte sunulan yeni aksesuarlar, farklı prodüksiyon ortamlarında izleme, ses kaydı ve senkronizasyon ihtiyaçlarını destekliyor. Çıkarılabilir DVF-EL1 OLED vizör, yaklaşık 7,07 milyon noktalı yüksek çözünürlüklü paneli, DCI-P3’e eşdeğer renk gamı ve 10 bit tonlamalı HDR görüntüleme desteğiyle renklerin ve yüksek kontrastlı sahnelerdeki ayrıntıların hassas biçimde kontrol edilmesini sağlıyor. Yaklaşık 0,9x büyütme oranına[14] sahip vizör, çözünürlüğe veya göz mesafesine öncelik veren görüntüleme modları arasında geçiş yapılmasına olanak tanıyor. Yaklaşık 90 derece yukarı eğilebilen yapısı ise alçak ve yüksek açılı çekimlerin yanı sıra elde kullanım sırasında esnek izleme imkanı sunuyor.

İki adet XLR/TRS kombo girişe sahip XLR-H2 tutma kolu ünitesi, dört kanala kadar ses girişini ve kamera içinde 96 kHz, 32 bit float kalitesine kadar ses kaydını destekliyor. Multi Interface Shoe üzerinden kamera gövdesine doğrudan bağlanan ünite, ses sinyallerinin dijital ve kararlı biçimde aktarılmasını sağlarken elde çekim sırasında dengeyi ve kullanım kolaylığını da artırıyor.

İsteğe bağlı VMC-BNCU1 USB-C–BNC zaman kodu adaptör kablosu ise harici zaman kodu cihazlarından giriş alınmasına imkan tanıyor. Böylece birden fazla kamera ve harici ses cihazı arasında hassas senkronizasyon sağlanarak çok kameralı çekimler, yayın prodüksiyonları ve film yapımına yönelik profesyonel iş akışları destekleniyor.

Çekimden post prodüksiyona uzanan uygulama desteği

FX5, çekimden post prodüksiyona uzanan süreçleri kolaylaştıran yeni uygulama sürümleriyle destekleniyor. Temmuz 2026 veya sonrasında kullanıma sunulması planlanan Monitor & Control sürüm 3.0, kablolu ve kablosuz video izleme ile kamera kontrolü sağlıyor. Dikey video prodüksiyonlarına yönelik çoklu kamera kontrolü ve izleme işlevlerini genişleten yeni sürüm, doğru pozlama değerlendirmesi için EL Zone desteği de sunuyor. Böylece sosyal medya ve diğer dağıtım kanallarına yönelik çalışmalar dahil farklı prodüksiyon ihtiyaçlarında daha güvenilir ve verimli bir çalışma süreci sağlıyor.

Ağustos 2026 veya sonrasında kullanıma sunulması planlanan Catalyst Prepare sürüm 3.0 ise yüksek hassasiyetli görüntü sabitleme ve renk düzenleme özellikleri sunan Catalyst Prepare ile Catalyst Browse uygulamalarını daha bütünlüklü bir kullanıcı deneyimi altında bir araya getiriyor. Yeni sürüm, FX5 ile X-OCN C1 ve X-OCN C2 formatlarında kaydedilen görüntülerin oynatılmasını ve sabitlenmesini desteklerken kullanıcıların çekim sırasında kaydedilen meta verileri görüntüleyerek kayıtları seçmesine ve ayarlamasına da olanak tanıyor.

CarrefourSA, yapay zeka asistanı Alista ile müşterilerine akıllı alışveriş deneyimi sunacak

CarrefourSA, 77 ilde 1250’den fazla mağazası ve bayileri dahil olmak üzere 15.000 kişiye ulaşan kadrosu ile müşterilerine doğru ürünü, doğru üreticiden doğru fiyata ulaştırırken; dijital dönüşüm ve CRM alanındaki yatırımlarına yenisini ekleyerek, Yeni Nesil Market” vizyonuyla Yapay Zeka Asistanı Alista‘yı hizmete sundu.

Çok yönlü alışveriş deneyimi

Müşterilerin kullanımına sunulan Alista, geniş fonksiyon yelpazesiyle alışverişin her aşamasında dijital bir rehberlik sağlıyor. Yapay zeka asistanı, müşterilerin ihtiyaç duydukları ürünleri kolayca bulmalarına ve stok kontrolü yapmalarına yardımcı olurken, kişiselleştirilmiş ürün önerileriyle de alışverişi daha verimli hale getiriyor. CarrefourSA Kart sahiplerinin puan bakiyelerini ve kart bilgilerini anında sorgulayabildiği uygulama, aynı zamanda geçmiş alışverişlerin detaylı dökümünü de sunuyor. Müşterilerin konumuna göre en yakın mağaza bilgilerini paylaşan Alista, mutfakta ise aranan yemeğe veya eldeki malzemelere göre pratik tarifler hazırlayarak bir yemek tarifi asistanı görevi üstleniyor. İade politikaları ve sipariş süreçleri gibi sıkça sorulan tüm soruları da bilgi bankasından faydalanarak yanıtlayan asistan, çözüm odaklı bir iletişim sunuyor.

Mağazalardaki QR kodlar aracılığıyla erişilebilen Alista; çok yakında www.carrefoursa.com üzerinden de deneyimlenebilecek.

“Müşterilerimizin Alışveriş Yolculuğundaki En Akıllı Yol Arkadaşı”

Değişen ihtiyaçları göz önünde bulundurarak müşterilerine yenilikçi çözümler sunmayı sürdürdüklerini söyleyen CarrefourSA Dijital Teknolojiler ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Burçin Çelik;

“CarrefourSA olarak teknolojiye olan yatırımlarımıza ve müşteri deneyimini daha da güçlendirecek ‘Doğru’ adımları atmaya devam ediyoruz. Yeni Yapay Zeka Asistanımız Alista, bir asistanın ötesinde, müşterilerimizin alışveriş yolculuğundaki en akıllı yol arkadaşı olarak hayata geçirildi. Alista ile müşterilerimiz ürünlerin stok durumunu kontrol edebilecek, geçmiş alışveriş detaylarına ulaşabilecek ve hatta elindeki malzemelere göre pratik yemek tarifleri alabilecekler. Yeni Nesil Market anlayışımızı yapay zeka ile birleştirerek, her noktada daha hızlı ve verimli bir iletişim süreci sunmayı hedefliyoruz.”

OpenAI, ChatGPT Health’i ABD’deki uygun olan kullanıcılara açtı

Yeni sağlık deneyimi; tıbbi kayıtları, Apple Health verilerini ve kişisel sağlık bağlamını ChatGPT’de bir araya getirerek kullanıcıların sağlık bilgilerini daha kolay anlamalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

OpenAI, ChatGPT Health’i ABD’deki 18 yaş ve üzeri kullanıcılara daha geniş ölçekte sunmaya başladığını duyurdu. Web ve iOS üzerinden erişilebilen özellik; oturum açmış ChatGPT Free, Go, Plus ve Pro kullanıcılarının desteklenen tıbbi kayıtlarını ve Apple Health verilerini güvenli biçimde bağlamasına olanak tanıyor. Dağıtım kademeli olarak gerçekleştirildiği için özellik tüm uygun hesaplarda hemen görünmeyebilir. (Kaynak: OpenAI Help Center)

ChatGPT Health, farklı hasta portallarına, mobil uygulamalara, giyilebilir cihazlara ve sağlık kuruluşlarına dağılmış bilgileri daha anlaşılır bir bağlamda bir araya getirmeyi hedefliyor. OpenAI’nin paylaştığı verilere göre her hafta 300 milyondan fazla kişi; laboratuvar sonuçlarını anlamak, doktor randevusuna hazırlanmak, tıbbi açıklamaları sadeleştirmek veya daha sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek gibi konularda ChatGPT’ye başvuruyor.

Sağlık bilgileri kişisel bağlamla buluşuyor

Kullanıcılar, ChatGPT’nin kenar çubuğundaki Health bölümünden Apple Health’i, desteklenen ABD sağlık kuruluşlarının hasta portallarını, One Medical veya Function Health hesaplarını bağlayabiliyor. Sistem; laboratuvar sonuçları, ilaçlar, mevcut sağlık durumları, geçmiş muayeneler, uyku, hareket ve egzersiz verileri gibi bilgileri kullanıcının izni doğrultusunda değerlendirebiliyor. (Kaynak: OpenAI Help Center)

Bu bağlantılar sayesinde kullanıcılar ChatGPT’den yeni bir laboratuvar sonucunu önceki sonuçlarla karşılaştırmasını, son doktor ziyaretinden bu yana değişen bilgileri özetlemesini veya uyku ve aktivite alışkanlıkları arasındaki ilişkileri açıklamasını isteyebiliyor. Health sekmesi aynı zamanda bağlı hesapların yönetilebildiği, kayıtların incelenebildiği ve sağlık eğilimlerinin takip edilebildiği merkezi bir kontrol alanı sunuyor.

Kullanıcıların sağlık soruları için mutlaka veri bağlantısı kurması gerekmiyor. Ancak kişisel verilere dayalı yanıtlar alınabilmesi için ilgili hesapların kullanıcı tarafından bağlanması ve ChatGPT’ye erişim izni verilmesi gerekiyor. ChatGPT, varsayılan ayarlarda bağlı sağlık bilgilerini bir yanıtta kullanmadan önce kullanıcıdan izin istiyor.

Mahremiyet ve veri kontrolü ön planda

OpenAI, ChatGPT Health’in sağlık verilerinin hassas niteliğine uygun olarak ek güvenlik ve gizlilik katmanlarıyla geliştirildiğini belirtiyor. ChatGPT konuşmaları aktarım sırasında ve depolandığında şifrelenirken, Health’e bağlanan bilgiler için ilave şifreleme korumaları uygulanıyor.

Bağlı tıbbi kayıtlar, Apple Health bilgileri ve bu verilerin kullanıldığı konuşmalar, OpenAI’nin temel modellerini eğitmek veya reklam hedeflemek amacıyla kullanılmıyor. Kullanıcılar hangi hesapları bağlayacaklarını ve ChatGPT’nin bu bilgilere ne zaman erişebileceğini kendileri belirleyebiliyor.

Bağlantılar istenildiği zaman kaldırılabiliyor. Bir sağlık hesabının bağlantısı kesildiğinde, o kaynaktan senkronize edilen veriler OpenAI sistemlerinden 30 gün içinde siliniyor. Bununla birlikte, daha önce bir ChatGPT konuşmasına aktarılmış bilgiler kullanıcı ilgili konuşmayı silene kadar sohbet geçmişinde kalabiliyor.

Tıbbi bakımın yerine geçmiyor

ChatGPT Health, kullanıcıların sağlık bilgilerini anlamalarına ve doktor görüşmelerine daha hazırlıklı katılmalarına yardımcı olmak üzere tasarlandı. OpenAI, hizmetin teşhis veya tedavi amacı taşımadığını ve profesyonel tıbbi bakımın yerini almadığını özellikle vurguluyor. Önemli sağlık bilgilerinin doğrulanması ve tıbbi kararların yetkili sağlık profesyonelleriyle görüşülmesi öneriliyor.

ChatGPT Health ayrıca sağlık kuruluşlarının klinik süreçlerinde kullanılması için sunulan HIPAA kapsamındaki kurumsal bir ürün değil. OpenAI, sağlık hizmeti sağlayıcıları ve diğer kapsama tabi kuruluşlar için ayrı olarak ChatGPT for Healthcare ve ChatGPT for Clinicians çözümlerini sunuyor.

Erişim kademeli olarak genişletilecek

ChatGPT Health, ABD’de oturum açmış ve 18 yaşını doldurmuş Free, Go, Plus ve Pro kullanıcılarına web ile iOS üzerinden açılıyor. Apple Health bağlantısı için iPhone gerekiyor. OpenAI, dağıtımın kademeli ilerlediğini ve özelliğin tüm uygun kullanıcılarda görünmesinin birkaç hafta sürebileceğini bildiriyor.

Kullanıcılar erişim sağlandığında ChatGPT’nin kenar çubuğundaki Health seçeneğini açarak kurulum sürecini başlatabilecek.

Güvenli yapay zekâ eğitimini sınıflara taşıyan imagi, 4.5 milyon dolar tohum yatırım aldı

Öğrencilerin yapay zekâyı güvenli, kontrollü ve yaratıcı biçimde kullanmasını sağlayan eğitim teknolojileri şirketi imagi, 4.5 milyon dolarlık tohum yatırım turunu tamamladığını duyurdu. Hedeflenen tutarın üzerinde talep gören yatırım turuna Brighteye Ventures ve Day One Capital liderlik etti. FemInvest ve Kahoot kurucuları tarafından hayata geçirilen We Are Human da tura katılan yatırımcılar arasında yer aldı.

Yatırım turunda ayrıca ElevenLabs Kurucusu Mati Staniszewski, eski GitHub CEO’su Thomas Dohmke, Voi Kurucu Ortağı ve CEO’su Fredrik Hjelm, sanatçı ve teknoloji yatırımcısı will.i.am ile girişimciler Sophia Amoruso ve Simon Squibb yer aldı. OpenAI, Spotify ve Lovable’da görev yapan yöneticiler de bireysel yatırımcı olarak imagi’ye destek verdi.

Yapay zekâ araçları ile okullar arasında güvenli bir eğitim katmanı

Dora Palfi ve Beatrice Ionascu tarafından 2018 yılında Stockholm’de kurulan imagi, kendi yapay zekâ modelini geliştirmek yerine OpenAI ve Lovable gibi platformların sunduğu teknolojileri, eğitim programları ve güvenlik mekanizmalarıyla bir araya getiriyor. Böylece K–12 düzeyindeki öğrencilerin üretken yapay zekâ araçlarına denetimsiz şekilde erişmesi yerine, öğretmen gözetiminde ve yapılandırılmış bir müfredat içinde öğrenmesi amaçlanıyor.

Platform; bilgisayar bilimlerinden STEM, sanat ve matematiğe kadar farklı derslerde öğrencilerin yapay zekâ destekli uygulamalar ve projeler geliştirmesine olanak tanıyor. imagi, öğrencileri yalnızca teknoloji tüketen bireyler olmaktan çıkararak yapay zekâyla üreten, problem çözen ve yeni fikirler geliştiren bireylere dönüştürmeyi hedefliyor. (imagi)

imagi Kurucu Ortağı ve CEO’su Dora Palfi, yapay zekâ okuryazarlığının yeni nesiller için temel bir beceri hâline geldiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bugünün öğrencileri, yapay zekâsız bir dünyayı hiç tanımayacak ilk nesil. Bu nedenle çocuklara sunulan yapay zekâ eğitiminin güvenli, test edilmiş ve öğretmenler ile ebeveynlerin güvenebileceği koruma mekanizmalarıyla desteklenmesi gerekiyor. Yapay zekâyı görmezden gelmek yerine, çocukların bu teknolojiyle sorumlu biçimde tanışmasını sağlamalıyız.”

140 ülkede 700 binden fazla öğrenciye erişim

imagi bugüne kadar 140 ülkede 700 binden fazla öğrenciye ulaştı. Şirketin kullanıcı sayısı bir önceki yıla göre 30 kat artarken, yıllık tekrarlayan geliri üç katına çıktı. Platform, Hawaii Eyaleti Eğitim Bakanlığı dâhil olmak üzere ABD genelinde 100’den fazla okul bölgesiyle çalışıyor.

Girişim, yeni yatırımı daha gelişmiş yapay zekâ araçlarını platformuna entegre etmek, öğretmen eğitim programlarını büyütmek, ABD’deki ekibini genişletmek ve güvenlik, mevzuata uyum ve eğitim araştırmalarına yönelik çalışmalarını hızlandırmak için kullanacak. imagi’nin uzun vadeli hedefi, okul yöneticileri için yapay zekâ eğitiminde güvenilir ve ölçeklenebilir bir standart oluşturmak. (imagi)

Brighteye Ventures Kurucu Ortağı Benoit Wirz, imagi’nin eğitim dünyasındaki iki önemli ihtiyacı bir araya getirdiğini belirtti: yapay zekânın yaygınlaşması ve güvenli, yapılandırılmış dijital okuryazarlık gereksinimi. Wirz, şirketin okulların güvenebileceği bir ürün geliştirdiğini ve elde edilen büyümenin bu yaklaşımın karşılık bulduğunu gösterdiğini ifade etti.

Dora Palfi ve Beatrice Ionascu tarafından 2018 yılında Stockholm’de kurulan imagi, yapay zekâ araçları ile K–12 okulları arasında güvenli bir eğitim katmanı oluşturuyor. Merkezi New York’ta bulunan şirketin ABD, Birleşik Krallık, İsveç ve Finlandiya’da çalışan ekip üyeleri bulunuyor.

imagi; öğrencilere ve öğretmenlere müfredatla uyumlu, yapılandırılmış ve güvenli yapay zekâ eğitimi sunuyor. Şirket, son yatırım turuyla birlikte bugüne kadar toplam 5.5 milyon dolar yatırım aldı.

Schneider Electric ve AMD’den Helios referans tasarımı

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric ve AMD, AMD Helios kabin ölçekli çözümü için birlikte geliştirip doğruladıkları referans tasarımı duyurdu. Tasarım, yüksek yoğunluklu yapay zekâ ortamlarının daha hızlı, daha düşük risk ve karmaşıklıkla kurulabilmesi için ölçeklenebilir bir yol haritası sunuyor. Schneider Electric ile AMD arasındaki iş birliğinin ilk önemli çıktısı olan referans tasarım, şirketlerin yapay zekâ fabrikalarının kurulumunu kolaylaştırmaya yönelik ortak hedefini somutlaştırıyor.

Yeni referans tasarım, AMD Instinct™ MI455X GPU’lar, 6. Nesil AMD EPYC™ CPU’lar, AMD Pensando™ Vulcano NIC’ler ve açık ROCm™ yazılım ekosisteminden güç alan Helios kabin ölçekli çözümündeki yüksek yoğunluklu yapay zekâ iş yüklerini desteklemek üzere geliştirilen ilk tasarım olma özelliğini taşıyor. AMD Helios, bilgi işlem gücü, bağlantı bant genişliği, bellek kapasitesi ve sistem düzeyinde entegrasyon alanlarındaki gelişmeler sayesinde yapay zekâ performansında çığır açmak üzere tasarlandı. Böylece müşteriler, güç tüketimini ve verimliliği optimize ederken daha büyük ve karmaşık yapay zekâ iş yüklerini daha hızlı çalıştırabiliyor.

Yapay zekâ iş yüklerinin veri merkezi altyapılarını daha önce görülmemiş sınırlara taşıdığı günümüzde referans tasarımlar, veri merkezi mimarlarına ve operatörlerine yeni güç yoğunluklarını, termal gereksinimleri ve operasyonel karmaşıklığı yönetebildiği kanıtlanmış, test edilmiş ve ölçeklenebilir çözümler sunuyor. Veri merkezlerinin fiziksel altyapı performansını modelleyen bu önceden doğrulanmış tasarımlar, güvenilir, ölçeklenebilir ve yapay zekâya hazır bir veri merkezi oluşturmak için güç, soğutma ve IT altyapısının nasıl düzenlenmesi gerektiğini ortaya koyarak planlama sürecini kısaltmaya yardımcı oluyor. AMD Helios referans tasarımı; tesisin güç altyapısı, tesisin soğutma altyapısı, IT alanı ve yaşam döngüsü yazılımları olmak üzere dört teknik alana ilişkin bilgiler içeriyor.

Schneider Electric Güvenli Güç ve Veri Merkezleri Başkan Yardımcısı Manish Kumar, şunları söyledi: “Günümüzde kuruluşlar, planlamadan kuruluma daha hızlı ve daha düşük riskle geçmelerini sağlayacak kapsamlı, yapay zekâya hazır referans tasarımlara ihtiyaç duyuyor. AMD ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde gelişmiş yapay zekâ bilgi işlem platformları, enerji teknolojileri ve gerçek dünyadaki veri merkezi uygulamaları arasındaki boşluğu dolduran, mühendislik temelli bir referans tasarım sunuyoruz. Böylece müşterilerin ölçeklenebilir ve yüksek yoğunluklu yapay zekâ ortamlarını daha yüksek güven, verimlilik ve hızla kurmalarını sağlıyoruz.”

AMD Veri Merkezi Çözümleri İş Grubu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Forrest Norrod ise şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ altyapısı hızla tam ölçekli yapay zekâ fabrikalarına doğru ilerliyor. Bu dönüşüm, bilgi işlem, ağ, güç ve soğutma sistemlerinin en başından itibaren birlikte tasarlanmasını gerektiriyor. AMD Helios, yeni nesil yapay zekâ iş yüklerinin ihtiyaç duyduğu performansı, verimliliği ve esnekliği sunmak üzere geliştirilmiş açık ve kabin ölçekli bir mimari sağlıyor. Schneider Electric ile doğrulanmış bir referans tasarım geliştirmemiz sayesinde müşterilere yüksek yoğunluklu yapay zekâ kurulumlarını hızlandırabilecekleri, entegrasyon riskini azaltabilecekleri ve daha yüksek güven ve verimlilikle ölçeklenebilecekleri pratik bir yol haritası sunuyoruz.”

Referans tasarım AMD Helios kurulumlarını hızlandırıyor

Yeni iş birliği, AMD’nin yapay zekâ platformlarındaki inovasyonunu Schneider Electric’in güç, soğutma ve dijital altyapı alanlarındaki uzmanlığıyla bir araya getiriyor. Böylece hem sıfırdan kurulacak yapay zekâ fabrikaları hem de yüksek yoğunluklu sistemlere dönüştürülecek mevcut ortamlar için daha sıkı biçimde entegre edilmiş bir kurulum yaklaşımı oluşturuluyor. Referans tasarım şu özellikleri destekliyor:

  • Sıfırdan gerçekleştirilen kurulumlarda 10,4 MW’a kadar IT kapasitesine sahip yapay zekâ kümelerinden oluşan modüler ve çok kümeli ortamlar
  • Kabin başına 246 kW’a kadar yüksek yoğunluklu yapay zekâ iş yükleri
  • Schneider Electric bünyesindeki Motivair’in soğutma sıvısı dağıtım ünitesi tabanlı çözümleri ile ısının yüzde 84’e kadarını ortamdan uzaklaştırabilen hibrit hava ve sıvı soğutma yaklaşımlarından yararlanan gelişmiş sıvı soğutma sistemleri

Aşağıdaki unsurları içeren dijital öncelikli bir altyapı yaklaşımı:

  • Gerçek zamanlı izleme ve analitik, yapay zekâ destekli kestirimci bakım ve güç, soğutma ve BT sistemlerinin tamamında sistem düzeyinde
  • optimizasyon sağlayan ETAP ve EcoStruxure™ IT Design CFD simülasyon araçlarıyla doğrulanmış elektrik ve termal tasarım
  • Altyapı performansını modellemek, analiz etmek ve yönetmek için entegre Elektriksel Dijital İkiz özellikleri
  • Gerçek zamanlı izleme ve operasyonel görünürlük için AVEVA Unified Operations Center desteği
  • Entegrasyon karmaşıklığını ve kurulum riskini azaltmak amacıyla AMD Helios platformunun gereksinimlerine uygun güç ve soğutma altyapısı kurulumları
  • Tam yükte yaklaşık 1,12 seviyesine kadar düşebilen PUE ile daha yüksek enerji verimliliği

Referans tasarım, ANSI standartlarına uygunluğu doğrulanmış şekilde geliştirildi. Çerçevenin gelecekte küresel uygulamalara yönelik IEC standartlarını da destekleyecek biçimde genişletilmesi planlanıyor.

Arena, OpenAI Select Partner unvanını aldı

Arena, OpenAI teknolojileriyle bugüne kadar çok sayıda kurumsal projeyi hayata geçirdi. Bu deneyim, kurumsal yapay zekada asıl zorluğun modelin kendisi değil; yapay zekayı kurumsal veriyle, iş süreçleriyle, regülasyon yükümlülükleriyle ve yönetim hesap verebilirliğiyle bağlayabilmek olduğunu gösteriyor.

OpenAI Select Partner unvanı ile Arena, OpenAI ürün ve teknolojilerini Türkiye’deki kurumlara yetkili iş ortağı olarak sunacak; lisanslama, entegrasyon, teknik destek, danışmanlık ve eğitim hizmetlerini uçtan uca sağlayacak.

Arena Labs, yapay zekayı kurumsal kararlara dönüştürüyor

Arena Labs, bu ihtiyaca yanıt olarak geliştirdiği AgentFlow platformu ile OpenAI dahil önde gelen yapay zeka modellerini finans, insan kaynakları, operasyon, satış, uyum ve müşteri deneyimi genelinde kuruma özgü, denetlenebilir kararlara dönüştüren bir orkestrasyon katmanı sunuyor. Arena, OpenAI, Claude, UiPath ve BytePlus gibi global çözümleri müşterilerine sunarken, kendi geliştirdiği yapay zeka ürünlerini de portföyüne ekleyerek kurumların yapay zeka ihtiyaçlarını stratejiden üretime uçtan uca karşılıyor.

“Hedefimiz, yapay zekayı ölçülebilir iş sonucuna dönüştürmek”

Konuyla ilgili açıklama yapan Arena CTO’su ve Arena Labs Genel Müdürü Barış Yeniçeri şunları söyledi:

“OpenAI teknolojileriyle bugüne kadar birçok kurumsal proje hayata geçirdik; Select Partner unvanı, bu birikimi resmi bir iş ortaklığına taşıyor. 35 yılı aşkın dağıtım ve entegrasyon gücümüzle OpenAI çözümlerini lisanslamadan entegrasyona, danışmanlıktan teknik desteğe uçtan uca sunuyoruz. Hedefimiz, yapay zekayı her kurumun kendi işleyişine uyarlayarak ölçülebilir iş sonucuna dönüştürmek.”

Arena, Select Partner unvanı ile birlikte sigortadan perakendeye, finanstan üretime tüm sektörlerdeki kurumlara OpenAI çözümlerini tek elden sunuyor: lisans temini, mimari tasarım, entegrasyon, güvenlik ve uyum danışmanlığı, kullanıcı eğitimi ve sürekli teknik destek.

Thread in Motion’ın yapay zeka ürünü AXION: “Sahada insanla birlikte çalışırım, karar veren hala insan”

Thread in Motion’ın kurucusu Kadir Demircioğlu ile girişimin geliştirdiği AXION’un ortaya çıkış hikâyesini konuştuk. Yeni yapay zeka donanım ürünü AXION fikrinin hangi ihtiyaçtan doğduğunu, ürünün geliştirme sürecinde hangi aşamalardan geçtiğini, karşılaşılan zorlukları ve Thread in Motion’ın gelecek hedeflerini Kadir Demircioğlu’ndan dinledik.

Kadir Demircioğlu, AXION’u geliştirirken aldıkları önemli kararları, bir fikri gerçek bir ürüne dönüştürme sürecinde yaşadıkları deneyimleri ve girişimi global pazara taşıma hedeflerini anlattı. Ben de Hilmi olarak, AXION’un kimler için geliştirildiğini, ürünü benzer çözümlerden ayıran özellikleri ve Thread in Motion’ın geleceğe yönelik planlarını sordum.

AXION’un arkasındaki teknolojiyi, Thread in Motion’ın girişimcilik yolculuğunu ve Kadir Demircioğlu’nun vizyonunu merak ediyorsanız röportajı sonuna kadar izlemeyi unutmayın.

Sizce Türkiye’den çıkan AXION gibi teknoloji ürünleri global pazarda nasıl bir başarı yakalayabilir? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşmayı, videoyu beğenmeyi ve girişimcilik ile teknoloji dünyasından yeni içerikleri kaçırmamak için egirişim YouTube kanalına abone olmayı unutmayın.

Bu içerik iş birliği kapsamında üretilmiştir.

Trendyol, 2025’te Türkiye’den çıkan 55 milyondan fazla ürünü 35 ülkede 10 milyon müşteriyle buluşturdu

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), her yıl geleneksel olarak düzenlediği törenle ihracat şampiyonlarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen ‘İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde, Türkiye’den yurt dışına gönderilen ürün ve hizmetlerin 2025 yılında yeni bir rekor kırarak 396 milyar dolarlık bir ihracata ulaştığı ilan edildi.

Bu yıl yeni hedefin 410 milyar doları olduğunu söyleyen TİM Başkanı Mustafa Gültepe, ihracatı sınırları aşan stratejik bir güç olarak gördüklerini belirtti. TİM Başkanı Gültepe, küresel rekabette geleneksel ihracatın yanı sıra e-ihracatın da artık kritik bir rol oynadığını kaydetti:

“E-ihracat yerli üretici, KOBİ’ler ve esnafımız için büyük fırsatlar sunuyor. Bu nedenle üç yıldır İhracatın Şampiyonları listesinde e-ihracatı ayrı bir kategoride değerlendiriyoruz ve ödüllendiriyoruz. Her gün yüz binlerce “Made in Türkiye” etiketli ürün dünyanın dört bir yanına e-ihracat kanalıyla ulaşıyor. Küresel ticarette oyunun kurallarının yeniden yazıldığı ve teknolojinin fark yarattığı günümüzde, Türkiye’den onlarca ülkeye e-ihracat gerçekleştiriyoruz. E-ihracat hacmimiz küresel risklere rağmen her yıl artıyor. Türkiye’yi ihracatta ilk 10 ülke arasına çıkarma hedefimize giden süreçte e-ihracatın önemli kaldıraçlardan biri olacağına inanıyorum.”

‘İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde üç kez üst üste e-ihracat kategorisinin birincisi seçilen Trendyol, geçen yıl Türkiye’den yola çıkan 55 milyonu aşkın ürünü 35 ülkede 10 milyonu aşkın müşteriyle buluşturdu.

Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, arka arkaya üçüncü kez verilen ödülün e-ihracat yapan 120 bini aşkın Trendyol iş ortağının başarısı olduğunu vurguladı:

“Bugün ihracatın tanımı değişiyor. Geleneksel ihracatın yanına artık e-ihracat da güçlü bir büyüme alanı olarak eklenmiş durumda. Özellikle KOBİ’ler, yerli üreticiler ve esnafımız için e-ihracat, dünyanın her yerindeki yeni müşterilere ulaşmayı mümkün kılıyor. 2025 yılında e-ihracat operasyonlarımızı büyütmek amacıyla 1 milyar doların üzerinde yatırım gerçekleştirdik. Çoğunluğu KOBİ’lerden oluşan iş ortaklarımızın e-ihracat hacmi, geçtiğimiz yıl 1,5 milyar doları aştı. E-ihracatın sağladığı döviz girdisi, istihdam ve katma değer sayesinde Türkiye’nin ekonomik büyümesinde stratejik bir rol oynadığına inanıyoruz. Ülkemizin üretim gücü, girişimci ekosistemi, stratejik konumu ve ‘Made in Türkiye’ markasının dünyada giderek artan itibarıyla; Türkiye’nin bölgesel e-ihracatın lider ülkesi olacağına inanıyoruz.”

Dört yıl önce e-ihracat operasyonlarına başlayan Trendyol, bugün Türk markalarını e-ihracatla Orta ve Doğu Avrupa, Körfez bölgesi ve Azerbaycan’a ulaştırıyor. Trendyol’daki satıcılar, Türkiye içinde Ankara’dan Antalya’ya satış yapar gibi tek bir tuşa basarak e-ihracat gerçekleştirebiliyor.

Google, NotebookLM’in adını Gemini Notebook olarak değiştirdi

Google, kullanıcıların kendi kaynakları üzerinden araştırma yapmasına, bilgi üretmesine ve içerikleri farklı formatlara dönüştürmesine yardımcı olan NotebookLM’in adını Gemini Notebook olarak değiştirdiğini açıkladı.

Gemini Notebook, bağımsız bir ürün olarak faaliyet göstermeye devam ederken Google’ın yapay zekâ ekosistemiyle daha güçlü şekilde entegre edilecek. Platformun Gemini uygulaması ve Google Arama gibi ürünlerde daha görünür hale gelmesi planlanıyor.

30 milyondan fazla kullanıcıya ulaştı

İlk olarak Google I/O 2023 etkinliğinde Project Tailwind adıyla tanıtılan platform, kullanıcıların dokümanlar, notlar ve farklı bilgi kaynakları üzerinden daha verimli biçimde öğrenmelerine yardımcı olmak amacıyla geliştirilmişti.

Google tarafından paylaşılan bilgilere göre platform bugün 30 milyondan fazla kişi ve 600 binden fazla kuruluş tarafından kullanılıyor. İşletmeler Gemini Notebook’u etkileşimli çalışan eğitimleri ve işe alım materyalleri hazırlamak için kullanırken öğrenciler ise ders notlarını sesli ve görüntülü özetlere dönüştürebiliyor.

Her not defterine güvenli bulut bilgisayarı

Gemini Notebook ile birlikte sunulan en önemli yeniliklerden biri, her not defterine güvenli bir bulut bilgisayarı altyapısının eklenmesi oldu.

Bu altyapı sayesinde Gemini Notebook, kullanıcı tarafından eklenen kaynaklara dayanarak doğrudan kod yazabilecek ve çalıştırabilecek. Böylece kullanıcılar, platformdan ayrılmadan daha karmaşık veri analizleri gerçekleştirebilecek ve kaynakları üzerinden daha kapsamlı sonuçlar üretebilecek.

Kod çalıştırma özelliği ilk aşamada Google AI Ultra kullanıcıları ile AI Ultra Access ve AI Expanded Access paketlerine sahip Google Workspace kurumsal müşterilerine sunuluyor. Özelliğin önümüzdeki haftalarda web üzerindeki tüm Pro kullanıcılarına açılması planlanıyor.

Gemini uygulamasıyla tam senkronizasyon

Google, dijital not defterlerinin kullanıcıların çalıştığı her ortamda erişilebilir olması gerektiğini belirtiyor. Bu doğrultuda kullanıcılar, not defterlerini doğrudan Gemini uygulaması içerisinden oluşturabiliyor ve görüntüleyebiliyor.

Gemini uygulaması ile bağımsız Gemini Notebook deneyimi arasında tam senkronizasyon sağlanırken, bir platformda yapılan değişiklikler diğer platformda da kullanılabilir hale geliyor. Google ayrıca Gemini Notebook’un ilerleyen dönemde Google Arama içerisindeki Yapay Zekâ Modu’na da entegre edileceğini açıkladı.

Araştırma ve öğrenme deneyimi Google ekosistemine yayılıyor

İsim değişikliği yalnızca bir marka yenilenmesini değil, NotebookLM’in Google’ın daha geniş yapay zekâ ekosistemindeki konumunun güçlendirilmesini de temsil ediyor.

Gemini Notebook; kaynaklara dayalı yanıtlar üretme, sesli ve görüntülü özetler hazırlama, kod çalıştırma ve veri analizi gerçekleştirme özelliklerini Google ürünleri arasındaki senkronizasyon yetenekleriyle bir araya getiriyor.

Google’ın bu hamlesiyle Gemini Notebook, yalnızca dokümanları özetleyen bir araç olmaktan çıkarak öğrenciler, araştırmacılar, içerik üreticileri ve işletmeler için daha kapsamlı bir yapay zekâ destekli çalışma ve araştırma platformuna dönüşüyor.

MİA Teknoloji ile Lider Sistem’in birleşmesine SPK’dan onay çıktı

Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan açıklamaya göre birleşme kapsamında şirket sermayesi yaklaşık 492,5 milyon TL artırılarak 986,5 milyon TL’ye çıkarıldı. Lider Sistem Teknolojileri ortaklarına tahsis edilmek üzere yaklaşık 492,5 milyon adet MİA Teknoloji payı ihraç edilirken, uzman kuruluş raporunda belirlenen değişim oranı doğrultusunda her 1 TL nominal değerli Lider Sistem Teknolojileri payı karşılığında 2,9316 TL nominal değerinde MİA Teknoloji payı verildi.

Birleşmeyle ortaya çıkan yapı, iki şirketin toplamından fazlasıdır. İki şirketin mühendislik, Ar-Ge ve saha entegrasyonu kapasiteleri tek yapıda konsolide olmuş; birleşik yapının aktif büyüklüğü yaklaşık 11 milyar TL’ye, öz sermayesi ise yaklaşık 8,2 milyar TL’ye ulaşacaktır. Yeni yapı, bilişim ve teknoloji sektöründe borsada işlem gören 39 şirket arasında öz kaynak büyüklüğünde ilk 3, aktif büyüklükte ilk 10 sırada yer alacaktır.

Ortak vizyonla güçlenen yapı

Birleşme, tek taraflı bir devralma değil, karşılıklı tercihe dayalı stratejik bir güç birliği olarak yapılandırıldı. Sermaye artışının tamamının Lider Sistem ortaklarına tahsis edilmesi ve Lider Sistem’in bağımsız halka arz seçeneğini bilinçli olarak bırakıp birleşik yapıda pay sahibi olmayı tercih etmesi, bu işlemin iki eşit gücün ortak geleceğe dair kararlı olduğunu gösteriyor. Bu yapı sayesinde MİA Teknoloji’nin Ar-Ge, yazılım geliştirme, proje yönetimi ve uluslararası proje deneyimi ile Lider Sistem’in kritik tesis yönetimi, yapay zekâ destekli güvenlik sistemleri, biyometrik tanıma ve sahada kanıtlanmış uygulama uzmanlığıyla tek çatı altında bir araya geliyor.

Yeni yapının yalnızca ölçek büyümesi değil, daha geniş bir etki alanı ve güçlü bir gelecek vizyonu sunduğuna işaret eden Lider Sistem Yönetim Kurulu Başkanı Burak Görmez, şunları söyledi: “13 yıl önce Lider Sistem’i kurarak attığımız adımın bugün bu ölçekte bir yapının kurucu ortağı olmakla sonuçlanması gurur verici. Lider Sistem’in saha mühendisliği birikimi, bundan sonra çok daha büyük bir çatının parçası olarak değer üretmeye devam edecek.”

Savunma teknolojilerinde daha güçlü mühendislik ekosistemi

MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Beltekin, birleşmenin yalnızca iki şirketin birleşmesi olmadığını, Türkiye’nin savunma ve güvenlik teknolojilerindeki mühendislik kapasitesini güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda yeni bir eşiği geride bıraktık. MİA Teknoloji ile Lider Sistem’in birleşmesi, yalnızca iki kurumun organizasyonel birleşimi değil; Türkiye’nin savunma teknolojileri, kritik kamu projeleri ve ileri mühendislik kapasitesini tek bir vizyon altında buluşturma kararlılığının somut göstergesidir. Bugün, iki mühendislik kültürünün resmen tek çatı altında birleştiği gündür. Ar-Ge gücümüzü, mühendislik yetkinliklerimizi ve saha deneyimimizi konsolide ederek, küresel ölçekte rekabet edebilecek bir Türk teknoloji markası için sağlam bir temel kurduk. Bu birleşme bir varış değil, çok daha büyük bir yolculuğun başlangıcıdır.” diye konuştu.

Mevcut yetkinliklerden konsolide mühendislik gücüne

Birleşik yapı, MİA Teknoloji’nin mevcut sistem entegrasyonu, yazılım geliştirme, proje yönetimi ve uluslararası mühendislik deneyimini Lider Sistem’in kritik tesis yönetimi, yapay zekâ destekli güvenlik sistemleri, biyometrik tanıma ve saha uygulamalarındaki uzmanlığıyla daha konsolide bir mühendislik çatısı altında buluşturuyor. Böylece hâlihazırda var olan bütünleşik sistem mimarisi, daha geniş bir yetkinlik havuzu, daha güçlü saha kabiliyeti ve uçtan uca çözüm geliştirme kapasitesiyle ileri bir aşamaya taşınıyor.

Birleşmenin mevcut mühendislik yaklaşımını daha geniş ve konsolide bir yetkinlik yapısına taşıdığına dikkat çeken MİA Teknoloji Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili İhsan Ünal, yeni dönemi şu sözlerle değerlendirdi: “Geleceğin rekabeti ürünler arasında değil, ekosistemler arasında yaşanacak. Sensörden veriyi toplayan, onu anlamlandıran ve sahada aksiyona dönüştüren bütünleşik yapıyı ‘Sistem Orkestrasyon Mühendisliği’ olarak tanımlıyoruz. Birleşik yapımız; yapay zekâ, siber güvenlik, biyometrik doğrulama ve kritik altyapı alanlarındaki uzman mühendislik ekiplerini aynı çatı altında buluşturuyor.”

Yeni dönemin odak alanları

Birleşik yapı, önümüzdeki dönemde üç somut sütuna odaklanacak. Birinci sütun, ulusal güvenlik ihtiyaçlarına yönelik yerli ve bütünleşik izleme sistemlerinin geliştirilmesini kapsıyor. Kritik kamu tesisleri, savunma altyapıları, enerji tesisleri, ulaşım ağları ve stratejik yerleşkeler için geliştirilecek yeni nesil çözümler; görüntü yönetimi, çevre güvenliği, sensör entegrasyonu, video analitiği ve olay yönetimini tek bir mimari altında birleştirecek. Böylece yalnızca sahadan veri toplayan değil; veriyi gerçek zamanlı olarak analiz eden, tehditleri önceliklendiren ve karar süreçlerini destekleyen milli güvenlik teknolojileri üretilecek.

İkinci sütun, kritik altyapıların merkezi ve bütünleşik biçimde yönetilmesini sağlayan sistem orkestrasyonu kabiliyetleri derinleştirilecek. Farklı marka, platform, sensör ve yazılımların ortak bir karar katmanında buluşturulmasıyla; kurumlara ölçeklenebilir, siber güvenli ve operasyonel sürekliliği yüksek güvenlik mimarileri sunulacak.

Üçüncü sütun ise ihracat odaklı büyümeyi esas alıyor. NATO projeleri ve geliştirme aşamasındaki yüksek katma değerli uluslararası iş birlikleri, gelir karmasını teknoloji yoğun ve küresel pazarlara yönelik bir yapıya taşımakta; yurt dışı gelir payı kademeli olarak artırılmaktadır.

Bu büyümenin öne çıkan eksenlerinden biri, raylı sistemler ve demiryolu lojistiğidir. Bölgesel yeniden yapılanmanın ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, Türki Cumhuriyetler ve Körfez coğrafyasında artan lojistik ihtiyacı; demiryollarını yalnızca bir ulaşım altyapısı olmaktan çıkararak kritik bir güvenlik ve karar altyapısı hâline getirmektedir.

Avrupa’yı Çin’e, Körfez’i ve Orta Doğu’yu batı pazarlarına bağlayan yeni raylı koridorlar; enerji, ticaret ve savunma lojistiğinin aynı hat üzerinde buluştuğu stratejik omurgalara dönüşmektedir. MİA Teknoloji, birleşik yapısının kritik tesis güvenliği, sistem entegrasyonu, akıllı izleme ve karar destek mimarisi kabiliyetlerini bu koridorlara taşıyarak raylı sistemler ve demiryolu altyapılarında kapsamlı iş birlikleri geliştirmektedir.