Ana Sayfa Blog Sayfa 10

Türkiye’de büyüyen elektrikli araç şarj ağı Otowatt, 300 şarj istasyonuna ulaştı

Türkiye’nin enerji gruplarından Aydem Enerji‘nin elektrikli araç şarj ağı Otowatt, sürdürülebilir elektrikli mobilite ekosistemindeki büyümesini yeni yatırımlarla güçlendiriyor. Türkiye genelinde 300’ü aşkın şarj istasyonuna ulaşan Otowatt, %100 yenilenebilir enerji kaynaklı altyapısı, genişleyen şarj ağı ve kullanıcı deneyimini geliştiren dijital çözümleriyle elektrikli mobilite deneyimini daha erişilebilir hale getirirken, mobil uygulaması Otowatt Şarj‘ı da yeniledi.

Yeni uygulama ile daha hızlı ve kolay şarj deneyimi

Elektrikli araç kullanıcılarının ihtiyaçları doğrultusunda yeniden tasarlanan Otowatt Şarj uygulaması; istasyon bulma, şarj başlatma ve ödeme süreçlerini daha hızlı ve pratik hale getiriyor. Gelişmiş harita altyapısıyla kullanıcılar en yakın istasyonları görüntüleyebiliyor, uygunluk durumunu kontrol edebiliyor ve seçtikleri noktaya kolayca rota oluşturabiliyor. Güvenli ödeme altyapısı ve sadeleştirilen kullanıcı deneyimiyle uygulama, günlük şarj süreçlerinde hız ve kullanım kolaylığı sunuyor. Otowatt, yenilenen mobil uygulamasıyla kullanıcılarının şarj deneyimini daha erişilebilir ve kesintisiz hale getirmeyi hedefliyor.

Türkiye genelinde şarj ağını genişletiyor

Türkiye genelinde 300’ü aşkın şarj istasyonuyla hizmet ağını genişletmeye devam eden Otowatt, Konya, Adana ve Niğde otoyolu gibi şehirlerarası ulaşım güzergahlarında da konumlanan istasyonlarıyla, elektrikli araç kullanıcılarına yolculuk boyunca kesintisiz şarj imkânı sunuyor. Otel ve restoranların yanı sıra alışveriş merkezleri ile sağlık kuruluşlarına kadar günlük yaşamın farklı noktalarında konumlanan Otowatt istasyonları, şarj erişimini kullanıcıların hayatında daha erişilebilir hale getiriyor. Yaygınlaşan istasyon ağıyla elektrikli mobiliteyi daha erişilebilir kılan Otowatt, işletmeler için de sürdürülebilir bir ek gelir modeli oluşturuyor.

Yenilenebilir enerjiyle desteklenen şarj altyapısı

Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti (YEK-G) Sertifikalı istasyon ağıyla hizmet veren Otowatt, tüm şarj hizmetlerinde kullanılan elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini şeffaf bir şekilde belgeliyor. %100 yenilenebilir enerji kaynaklı altyapısıyla sürdürülebilir ulaşımın yaygınlaşmasına katkı sağlayan Otowatt, elektrikli araç kullanımının çevresel etkilerinin azaltılmasına yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Temiz enerji kaynaklarından beslenen istasyon ağıyla Otowatt, elektrikli mobilite dönüşümünü desteklerken kullanıcılarına daha çevre dostu bir şarj deneyimi sunuyor.

Türkiye genelinde 300’ü aşkın şarj istasyonuyla hizmet veren Otowatt, yeni mobil uygulaması Otowatt Şarj ile kullanıcıların dijital deneyimini güçlendirirken, istasyon yatırımlarıyla da fiziksel altyapısını büyütmeye devam edecek.

Kybele’s Garden, alg tabanlı biyoteknoloji taklaşımıyla doğa temelli inovasyonu ölçekliyor

Alg biyoteknolojisi alanında geliştirdiği özgün teknolojisi ve ürünleri ile tarım, gıda ve kozmetik sektörlerine yönelik sürdürülebilir çözümler sunan yerli girişim Kybele’s Garden, doğanın en güçlü mikro organizmalarından biri olan alglerin potansiyelini endüstriyel ölçekte kullanılabilir hale getiriyor.

2021 yılında ODTÜ Teknokent bünyesinde kurulan girişim, algleri yalnızca bir hammadde olarak değil; sistemleri iyileştiren, döngüsel ve rejeneratif bir biyoteknoloji altyapısı olarak konumlandırıyor.

Kybele’s Garden, çalışmalarını iki temel teknoloji platformu üzerinde sürdürüyor:

  • Alg tabanlı biyoponik tarım
  • Alg fermantasyonu

Alg tabanlı biyoponik tarım: Simbiyotik bir üretim modeli

Girişimin geliştirdiği alg tabanlı biyoponik tarım sistemi, algler ve bitkilerin aynı platformda eş zamanlı olarak yetiştirildiği yenilikçi bir üretim modeli sunuyor. Bu simbiyotik sistem sayesinde tarımda;

  • Kaynak ve hasat verimliliği artıyor
  • Klorofil ve beta-karoten gibi fonksiyonel içerikler zenginleşiyor
  • Fotosentez yapan iki canlı türünün birlikte çalışmasıyla karbon yakalama kapasitesi güçleniyor

Bu yaklaşım, Kybele’s Garden’ı yalnızca bir ürün sağlayıcısı değil, aynı zamanda teknoloji ve sistem geliştiricisi konumuna taşıyor.

Alg fermantasyonu ile yüksek katma değerli içerikler

Kybele’s Garden’ın bir diğer odak alanı olan alg fermantasyonu, tarım yanı sıra gıda ve kozmetik endüstrileri için geliştirilen ileri biyoteknoloji çözümleri sunuyor. Geliştirilen özgün fermantasyon metodu sayesinde:

  • Alglerin biyoyararlanımı artırılıyor
  • Fonksiyonel içerik kalitesi yükseltiliyor
  • Ürünlerin duyusal performansı ve raf ömrü iyileştiriliyor

Bu teknoloji, Kybele’s Garden’ı farklı endüstrilere yüksek katma değerli hammadde sağlayan güçlü bir oyuncu haline getiriyor.

Bilim ve Ar-Ge odaklı yaklaşım

Şirketin teknoloji geliştirme süreci; biyoteknoloji, kimya mühendisliği, mikrobiyoloji ve gıda mühendisliği disiplinlerini bir araya getiren çok disiplinli bir Ar-Ge yapısına dayanıyor. Kybele’s Garden, bilim temelli yaklaşımıyla sürdürülebilirliği performansla birlikte ele alan çözümler geliştirmeye odaklanıyor.

Güncel Bir Başarı: Sürdürülebilirlik Ödülü

Aygen Savaş Alkan, Kybele’s Garden Kurucu Ortağı ve CEO’su

Kybele’s Garden Kurucu Ortağı ve CEO’su Aygen Savaş Alkan, girişimin vizyonunu şu sözlerle özetliyor:

“Algleri, doğanın sunduğu en güçlü biyoteknoloji platformu olarak görüyoruz. Amacımız, bu teknolojiyi endüstriyel ölçekte erişilebilir kılarak sürdürülebilir bir dönüşümün öncüsü olmaktır.”

Kybele’s Garden’ın sürdürülebilirlik, çevre bilinci ve döngüsel ekonomi modeline dayalı yaklaşımı, farklı platformlarda takdir görmeye devam ediyor. Bu kapsamda girişim, geçtiğimiz günlerde Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması kapsamında, çevreye duyarlı vizyonu ve atıksız üretim modeliyle Sıfır Atık ve Sürdürülebilirlik Ödülü‘nü kazandı.

Migros’tan OpenAI iş birliği ile yapay zeka alışveriş asistanı: MAYA AI

Türkiye’nin en büyük perakende markalarından biri olan Migros, yapay zeka teknolojilerine yönelik yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek yeni nesil yapay zeka alışveriş asistanı MAYA AI‘yı duyurdu.

Yapay zeka teknolojilerinin küresel öncüsü OpenAI iş birliği ile geliştirdiği yeni nesil alışveriş asistanı, müşterilerinin alışveriş deneyimini hiper kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştürüyor.

Ayrıca Migros, ChatGPT içerisine doğrudan entegre olan ilk gıda perakende şirketi olarak sektörde bir ilke imza attı. Kullanıcılar, ChatGPT ekranının sol tarafında yer alan uygulamalar sekmesinden Migros’u seçerek doğrudan sohbet ekranı üzerinden ürün arama, sepete ekleme yapabiliyor. Bu asistan kişiye özel menü önerilerinden bu menülerin malzemelerine kadar tüm süreci yönetirken, beğenilen ürünleri de doğrudan alışveriş sepetine ekleyebiliyor ve pişirme tarifleri veriyor.

İhtiyaçları en avantajlı fiyat ve kampanya seçeneklerine göre listeliyor

MAYA AI, müşterilerin günlük konuşma dilindeki karmaşık komutları kolayca anlıyor. Kullanıcılar, “protein ağırlıklı kahvaltı sepeti hazırla” ya da “geçen haftaki siparişimi tekrarla” gibi taleplerini asistana doğrudan iletebiliyor. Bu taleplere anında yanıt veren akıllı alışveriş asistanı, ilgili sonuçları en avantajlı fiyat ve kampanya seçeneklerine göre listeleyebiliyor. Aynı zamanda müşterilerin geçmiş alışveriş alışkanlıklarını analiz ederek kişiselleştirilmiş öneriler sunuyor ve bitmeye yakın ürünleri hatırlatarak sepetin yenilenmesini sağlıyor. MAYA AI, bugün yazılı diyalog formatında sunduğu bu gelişmiş asistan deneyimine yakın zamanda sesli komut özelliğini de eklemeye hazırlanıyor.

“Yapay zekâyı müşteri deneyiminin merkezine taşıyoruz”

Yapay zekânın sektörel dinamikleri yeniden tanımlayacağını belirten Migros One CEO’su Orçun Onat;

“Biz yapay zekâyı yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan bir araç değil, müşteri deneyimini kökten dönüştüren stratejik bir unsur olarak ele alıyoruz. Mevcut durumda hazır sepetten robotik toplamaya, lojistik optimizasyonundan verimliliği artıran şirket için uygulamalara kadar bu teknolojiyi operasyonlarımızın her aşamasında yoğun şekilde kullanıyoruz. Şimdi bu güçlü kasımızı MAYA AI hiper kişiselleştirilmiş deneyime dönüştürüyoruz. Müşterilerilerimizin MAYA AI ile alışveriş yolculuğunu çok daha kişiye özel hale getiriyoruz. Uygulamanın ilk sonuçlarına göre MAYA AI üzerinden ürün arayan kullanıcılarımızın %60’ı önerilen ürünleri sepetine ekliyor. Tüm bunlar, yapay zekânın alışveriş alışkanlıklarımızı ne kadar hızlı biçimde kolaylaştırdığını net bir şekilde gösteriyor.”

Geleneksel esnafı dijitalleştiren yerli çözüm: FlexHesap

Küçük işletmelerin, mahalle esnafının ve saha çalışanlarının en büyük çilelerinden biri olan ön muhasebe ve cari takip süreçleri, yerli bulut tabanlı çözüm FlexHesap ile mobile taşınıyor.

Büyük, hantal ve yüksek maliyetli yazılımların aksine, esnafın dilinden anlayan sade arayüzüyle dikkat çeken platform, geleneksel işletmeleri dijital dünyaya en kolay şekilde entegre etmeyi hedefliyor.

Eğitime Gerek Kalmayan “Sezgisel” Tasarımla Toplumsal Dijital Dönüşüm FlexHesap, sadece bir finansal takip aracı olmanın ötesinde, teknolojiden uzak kalan geleneksel esnafı dijital ekosisteme dahil ederek toplumsal teknoloji kullanımını artırma misyonunu üstleniyor. Farklı eğitim seviyelerindeki tüm kullanıcı profilleri düşünülerek geliştirilen platform, tamamen sezgisel (intuitive) bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Bu sayede dükkan sahipleri hiçbir teknik eğitime, karmaşık muhasebe paneli eğitimlerine veya danışmanlığa ihtiyaç duymadan, uygulamayı indirdiği an tıkır tıkır kullanmaya başlayabiliyor. Dijital dönüşüme ilk adım, her eğitim seviyesi için tamamen zahmetsiz hale geliyor.

Dönerciden kozmetikçiye, takı dükkanından serbest çalışanlara kadar geniş bir esnaf kitlesine hitap eden FlexHesap; kullanıcıların karmaşık muhasebe terimleriyle boğulmadan, saniyeler içinde toptancı borçlarını girmesini, müşteri carilerini güncellemesini ve gün sonu net kârını görmesini sağlıyor.

“Amacımız Teknolojiyi Her Eğitim Seviyesindeki Esnaf İçin Erişilebilir Kılmak” girişimin kurucu ekibi, projenin toplumsal misyonunu ve çıkış noktasını şu sözlerle özetliyor:

“Piyasadaki mevcut yazılımlar küçük esnaf için hem çok maliyetli hem de gereksiz derecede karmaşık olduğu için esnafı teknolojiden uzaklaştırıyordu. Bizim amacımız, mahallemizdeki bakkalı, dönerciyi, terziyi dijital dünyaya en kolay şekilde dahil ederek toplumsal teknoloji adaptasyonunu artırmak. FlexHesap’ı öyle bir tasarladık ki, eğitim seviyesi ne olursa olsun akıllı telefon kullanan her esnafımız hiçbir eğitim almadan finansal trafiğini yönetebiliyor. Esnafın gün sonunda tek istediği şey; kasadaki nakiti, kime ne kadar borcu olduğunu ve cebine kalan net kârı pratikçe görebilmek. FlexHesap ile bu süreci tamamen demokratikleştirdik.”

App Store, Google Play Store ve web platformları üzerinden eş zamanlı olarak hizmet veren yerli girişim, kullanıcılarına sunduğu ücretsiz deneme süresiyle de esnafın dijitalleşme sürecini risksiz bir şekilde test etmesine olanak tanıyor.

FlexHesap; küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ), esnafların ve girişimcilerin borç-alacak, cari hesap ve nakit akışlarını bulut tabanlı; iOS, Android ve web öncelikli olarak yönetmelerini sağlayan, her eğitim seviyesine uygun sezgisel tasarımıyla geleneksel esnafın dijital dönüşümünü hızlandırmayı amaçlayan yeni nesil bir kolay ön muhasebe platformudur.

Morpara ve Visa iş birliğiyle uluslararası tahsilatta yeni çözüm: morGATE

Türkiye’nin yeni nesil finansal teknoloji markası Morpara, yeni geliştirdiği ürünü morGATE ile Avrupa ve Birleşik Krallık’tan ödeme alma süreçlerini yeniden tanımlıyor. Visa‘nın sınır ötesi ödemeler ve çoklu para birimi yetkinliklerine yönelik bir çözümü olan Currencycloud ile entegre çalışan morGATE; Türk şirketlerinin, SEPA (EUR için) ve Faster Payments (GBP için) gibi mevcut yerel ödeme ağlarını kullanarak, EUR ve GBP tahsilatları için sanal IBAN bilgilerine erişmesini sağlıyor. Bu sayede işletmeler, geleneksel para transferi yöntemlerinin uzun, karmaşık ve maliyetli süreçlerine katlanmak zorunda kalmadan, yurt dışından gelen ödemeleri saniyeler içinde alabiliyor.

morGATE; özellikle Avrupa ve Birleşik Krallık’a ihracat yapan KOBİ’ler, e-ihracat markaları, yazılım ve danışmanlık firmaları, sağlık turizmi şirketleri, eğitim kurumları ve turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmeler için özel olarak geliştirildi. Şirketler bu sistem sayesinde, Avrupa’daki müşterilerinden kendi adlarına tanımlanan sanal EUR ve GBP IBAN’ları üzerinden, yerel bir transfer modeliyle ödeme kabul edebiliyor.

Uluslararası para transferleri yerelleşiyor

Bugün Türkiye’deki pek çok şirket için Avrupa’dan ödeme almak; hâlâ yüksek komisyonlar, uzun bekleme süreleri ve operasyonel karmaşıklık anlamına geliyor. SWIFT işlemlerinde süreçler, aracı bankalar nedeniyle 3 ila 5 iş günü sürebiliyor; transfer maliyetleri ve döviz çevrim ücretleri doğrudan şirketlerin kârlılığını etkileyebiliyor. morGATE ise bu süreci yerel bir tahsilat modeliyle yeniden tasarlayarak şirketlere daha hızlı, şeffaf ve düşük maliyetli bir alternatif sunuyor.

morGATE’in en dikkat çekici avantajlarından biri, sınır ötesi tahsilatlarla ilgili maliyetleri azaltmaya yardımcı olabilecek yapısı. Ayrıca, olası chargeback riskini de azaltarak şirketlerin finansal güvenliğini de artırıyor.

Morpara Genel Müdürü Hakan Özat, morGATE’in kurumsal tahsilatta açtığı yeni fırsatları şu sözlerle aktardı:

“Türkiye’de ihracat yapan ve Avrupa’dan düzenli ödeme alan şirketlerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri yavaş, maliyetli ve karmaşık ödeme süreçleri. morGATE’i tam olarak bu sorunu çözmek için geliştirdik. Visa’nın son teknoloji altyapısı ile çalışan sistemimiz sayesinde şirketler, Avrupa’da kendi yerel tahsilat hesaplarına sahip olabiliyor ve ödemelerini saniyeler içinde alabiliyor. Türkiye’de ilk kez şirketlere bu kadar erişilebilir, hızlı ve operasyonel açıdan verimli bir yapı sunuyoruz.”

Özat, sektöre yeni bir inovasyon daha kazandırmaktan gurur duyduklarını belirterek şunları ekledi:

“morGATE’in tüm vizyonu, kurumlar için Avrupa ve Birleşik Krallık’tan yapılan tahsilatları, uluslararası bir para transferi sürecinden çıkarıp uluslararası hesaplar aracılığıyla yerel bir tahsilat modeline dönüştürmek.”

Morpara’nın sınır tanımayan ödeme teknolojilerine bir yenisini daha eklediğini vurgulayan Özat; morGATE’in işlem ücreti olmadan tüm kurumsal kullanıcılar için erişilebilir olmayı ve doğrudan finansal performanslarına katkıda bulunmayı hedeflediğini belirtti.

Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, iş birliğini şu sözlerle değerlendirdi

“Geleneksel sınır ötesi ödeme engellerini aşmak, yeni uluslararası büyüme fırsatlarının kapısını aralamak ve küresel dijital ekonomiye daha etkin bir şekilde katılmalarını sağlamak amacıyla Türk ihracatçıları ve KOBİ’lerine destek olmak için Morpara gibi yenilikçi fintech ortaklarıyla iş birliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Visa olarak, yenilikçi, güvenli ödeme çözümleri ve modern finansal altyapımızla her ölçekteki işletmenin küresel fırsatlara bağlanmasına yardımcı olmaya kararlıyız.”

Sınır ötesi tahsilatlarda daha yüksek görünürlük ve güçlü kontroller

morGATE’in altyapısı, Visa Direct’in Currencycloud platformu altındaki para transferi teknolojisiyle desteklenmektedir. Avrupa regülasyonlarına uyumlu olarak çalışan sistem; güçlü risk kontrolleri, sağlam şifreleme altyapısı ve tamamen denetlenebilir işlem yapısıyla öne çıkıyor.

SEPA bölgesindeki ülkeler ile uyumlu olan morGATE, şirketlerin Avrupa’daki müşterilerinden tıpkı yerel bir EFT/FAST işlemi gibi ödeme almalarını sağlıyor. Sonuç olarak işletmeler, sadece ödemeleri daha hızlı tahsil etmekle kalmıyor, aynı zamanda nakit akışlarını güçlendiriyor ve operasyonel süreçlerini sadeleştiriyor.

Yerli girişim Meditopia, Wellness for Every You mottosuyla kurumsal kimliğini yeniledi

Zihin ve beden sağlığını bölünmez bir bütün olarak ele alan global wellness platformu Meditopia, kurumsal kimliğini yeniledi. İnsanın esenlik yolculuğunu sadece zihinsel bir pratikle sınırlamayıp, sporu ve fiziksel hareketi de kucaklayan bu dönüşüm, geleceğin bütünsel sağlık dinamiklerini merkezine alıyor. Modern dünyanın hızla değişen wellness ihtiyaçlarına daha kapsayıcı bir yapıyla yanıt vermek üzere evrilen yeni kurumsal kimlik; zihinsel dinginliğin ötesine geçerek aktif bir yaşam akışını, sürekliliği ve topluluk bilinciyle gelen kolektif büyümeyi tek bir potada bir araya getiriyor. Markanın bu vizyoner yolculuğunun ve insanı her anında destekleme sözünün temel taşını ise yeni dönem felsefesini kusursuz bir şekilde özetleyen “Wellness for Every You” (Her Halin için Wellness) mottosu oluşturuyor.

Markanın yıllar içerisinde geçirdiği evrimin yansıması

2017 yılında bir meditasyon uygulaması olarak yolculuğuna başlayıp tüm dünyada 40 milyon kullanıcı kazanan Meditopia, 2022 yılında kurumsal wellbeing çözümleri de sunmaya başladı. 2024 yılında klinik psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, kişisel antrenör, veteriner ve mevzuat danışmanı gibi pek çok alanda uzmanı ekosistemine dahil ederek bütüncül bir çalışan destek programına dönüştü.

Geçtiğimiz yıldan itibaren ise, Türkiye’nin 50’den fazla şehrinde 3000’den fazla anlaşmalı spor tesisi ve ayda 165’den fazla online canlı spor dersiyle çalışanlara dilediği yerde spor yapma imkanı sunan Meditopia WellnessPass ile hizmet kapsamını genişletti. Yeni kurumsal kimlik, markanın kurulduğu günden bu yana geçirdiği dönüşümü ve fiziksel sağlığı da barındıran kapsamlı wellbeing hizmetlerini vurguluyor.

Dinginlik ve hareketin kusursuz dengesi

İstanbul ve New York merkezli multidisipliner tasarım stüdyosu Artı Stüdyo iş birliği ile oluşturulan Meditopia’nın yeni kurumsal kimlik tasarımı, dinginlik ile hareket arasındaki kusursuz denge üzerine inşa edildi. Markanın yeni amblemi; eski logoda da yer alan ve kadim dönüşümün sembolü olan lotus çiçeği ile hareketin estetiğini yakalayan kronofotografi sanatı referanslarını bir araya getiriyor. Bu dinamik birleşim, kullanıcının hem fiziksel hem mental yolculuğundaki ilerlemeyi, sürekliliği ve içsel akışı simgeliyor.

Kronofotografik yapı, aynı zamanda zarif bir dokunuşla Meditopia’nın baş harfi olan “M”yi şekillendirerek amblemi doğrudan marka ismiyle bütünleştiriyor. Amblemin tam kalbinde yer alan kalp formu ise markanın toplumsal ve kolektif wellbeing odağını sembolize ediyor. Logo ile kusursuz bir uyum yakalaması için özel olarak tasarlanan eliptik harf formlarına sahip yeni yazı karakteri ise marka kimliğindeki geometrik ve organik bütünlüğü tamamlıyor.

“Zihin ve beden sağlığını bir bütün olarak ele alıyoruz”

Yenilenen kurumsal kimliğin markanın büyüme hedefleriyle olan güçlü bağını değerlendiren Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, “Büyüme stratejimiz çerçevesinde, kullanıcılarımızın tüm wellness ihtiyaçlarına uçtan uca yanıt veren global bir ekosistem inşa ediyoruz. Tasarımımızda bir araya getirdiğimiz dinginlik, hareket ve topluluk sembolleri, bu dinamik ekosistemin felsefi birer yansıması. Logomuzun kalbinde yer alan formlar küresel topluluğumuzun paylaştığı içsel büyümeyi özetlerken, yeni kurumsal kimliğimizle Meditopia’yı zihin ve beden sağlığını bir bütün olarak ele alan daha kapsayıcı bir çatıya dönüştürüyoruz. Amacımız, ‘Wellness for Every You’ felsefemiz doğrultusunda insanın her anında ve her duygu durumunda onun en doğal, en güvenilir partneri olabilmek.” açıklamasında bulundu.

Rabam, 10 milyon dolar değerleme üzerinden 500 bin dolar yatırım aldı

Rabam, teknoloji altyapısını güçlendirmesi, yapay zekâ tabanlı yeni çözümler geliştirmesi, yurt içinde bilinirliğini artırmayı ve uluslararası büyüme hedeflerini hızlandırması amacıyla melek yatırımcılardan 500 bin dolarlık yatırım aldı. Yatırımcı bilgisi henüz gizli tutuluyor.

Türkiye’de otomotiv satış sonrası hizmetler pazarını dijitalleştirme vizyonuyla faaliyet gösteren Rabam, yalnızca bir hizmet platformu olmanın ötesine geçerek otomotiv ekosisteminin tüm paydaşlarını aynı dijital çatı altında buluşturan yeni nesil bir mobilite teknolojisi şirketine dönüşmeyi hedefliyor.

Bireysel kullanıcıdan dev filolara kadar uçtan uca çözüm

Rabam bugün hem bireysel araç sahiplerine hem de kurumsal filolara yönelik kapsamlı çözümler sunuyor. Platform üzerinden kullanıcılar; periyodik bakım, lastik değişimi, lastik oteli, oto yıkama, ekspertiz, çekici hizmetleri, sigorta teklifleri, akaryakıt çözümleri ve araç muayene getir-götür hizmetleri gibi birçok ihtiyacına tek noktadan ulaşabiliyor. Böylece araç sahipleri güvenilir hizmete, şeffaf fiyatlarla ve dijital kolaylıkla erişebiliyor.

Kurumsal tarafta ise Rabam, şirketlerin araç filolarını yalnızca servis süreçlerinde değil, operasyonel verimlilik açısından da yeniden şekillendiriyor. Kendi araç filolarına sahip şirketler; yapay zeka destekli filo yönetim sistemleriyle bakım planlamasından muayeneye, lastik yönetiminden ekspertize, çekici organizasyonundan harcama kontrolüne kadar tüm süreçlerini Rabam üzerinden dijital olarak yönetebiliyor.

Platformun sunduğu 360 derece dijital filo yönetimi, operasyonel süreçleri tek merkezden yönetilebilir hale getirirken, farklı hizmet sağlayıcılarla çalışma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Kurumsal müşteriler için geliştirilen tek fatura sistemi, muhasebe, idari işler ve insan kaynakları süreçlerini sadeleştirirken; dijital takip altyapısı sayesinde harcama kontrolü güçleniyor, suistimal riski azalıyor ve şirketlerin operasyonel yükü önemli ölçüde hafifliyor.

Yeni yatırım, Rabam’ı otomotiv teknolojileri platformuna taşıyacak

Alınan yatırım, Rabam’ın yalnızca büyümesini değil, ürün vizyonunu da önemli ölçüde genişletecek. Rabam, geliştireceği yeni nesil yapay zekâ altyapısıyla bireysel araç sahiplerine şeffaf, güvenilir ve kolay erişilebilir hizmetlerin yanı sıra otomotiv özelinde finansal çözümler sunmayı da hedefliyor. Aynı zamanda kurumsal filoların yönetim süreçlerini daha öngörülebilir ve verimli hale getirirken bakım ihtiyaçlarının önceden tahmin edilmesi, operasyonların otomatik planlanması, maliyet optimizasyonu, tedarikçi performans analizleri ve karar destek mekanizmaları dijital olarak yönetilebilecek.

Hedef, bölgesel bir mobilite teknolojisi şirketi olmak

Rabam’ın uzun vadeli büyüme stratejisinin merkezinde ise uluslararası açılım bulunuyor. Türkiye’de oluşturduğu teknoloji ve iş modeli deneyimini yurt dışına taşımayı planlayan şirket, ilk etapta Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere çevre coğrafyalarda faaliyet göstermeyi hedefliyor. Benzer otomotiv dinamiklerine sahip pazarlarda dijital filo yönetimi ve satış sonrası hizmet çözümlerini yaygınlaştırmayı amaçlayan Rabam, bölgesel ölçekte güçlü bir mobilite teknolojisi markası olmayı hedefliyor.

Alınan yeni yatırım, Rabam için yalnızca finansal bir kaynak değil; Türkiye’de geliştirilen bir teknoloji girişiminin küresel ölçekte rekabet edebilecek yeni nesil bir mobilite platformuna dönüşme yolculuğunun da önemli kilometre taşlarından biri olarak görülüyor.

Rabam Kurucusu R. Kaan Aydoğan: “Amacımız araç sahiplerinin dijitaldeki tek durak noktası (one stop shop) olmak”

Yatırıma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rabam Kurucusu R. Kaan Aydoğan, alınan finansmanın şirket için yalnızca bir sermaye desteği olmadığını, aynı zamanda Rabam’ın vizyonuna duyulan güvenin önemli bir göstergesi olduğunu söyledi.

“Seri A yatırım turumuz öncesinde aldığımız bu köprü yatırım, Rabam’ın bugüne kadar ortaya koyduğu teknoloji, iş modeli ve büyüme potansiyeline duyulan güveni gösteriyor. Biz kendimizi yalnızca otomotiv sektöründe hizmet veren bir platform olarak değil, araç sahipliği deneyimini uçtan uca dijitalleştiren bir teknoloji şirketi olarak konumluyoruz. Bugün kullanıcılarımız bakım, lastik, ekspertiz, araç yıkama,sigorta, çekici ve birçok satış sonrası hizmete tek platform üzerinden kolayca ulaşabiliyor. Kurumsal tarafta ise şirketlerin filo operasyonlarını dijitalleştirerek hem ciddi zaman tasarrufu sağlıyor hem de operasyonel maliyetleri düşürüyoruz. Bundan sonraki hedefimiz ise bu yapıyı yapay zekâ ile kullanıcılarımıza daha pratik ve finansal çözümler ile geliştirmek olacaktır. Amacımız sadece hizmet sunan bir platform olmak değil; araç sahiplerinin tek durak noktası olmak, kurumsal şirketlerin mobilite süreçlerini yöneten dijital iş ortağı haline gelmek.”

Yeni logosunu duyuran Honor, yapay zeka cihaz ekosistemi şirketine dönüşüyor

Akıllı telefon üreticisi Honor, küresel ölçekte bir yapay zeka cihaz ekosistemi şirketi olma vizyonuyla yeni logosunu duyurdu.

Honor’un yeni kimliği; teknoloji, pazar ve sektör alanlarında gerçekleştirdiği atılımların doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı. Yapay zekâ ile insan arasındaki ilişkiyi farklı bir yaklaşımla ele alan ve izlediği yolla beklentileri aşan şirket, marka kimliğini de bu değişim doğrultusunda yeniliyor.

Yeni bir tür olarak tanımlanan RobotPhone’un ortaya çıkışı, Honor’un AI cihaz ekosistemi şirketi olarak gelişimindeki yeni aşamanın başlangıcını temsil ediyor. Cihaz üzerindeki yapay zekâdan sistemler arası iş birliğine, katlanabilir telefonlardaki küresel liderlikten insansı robotla yarı maraton şampiyonluğuna kadar uzanan bu dönüşüm, Honor’un farklı alanlardaki çalışmalarını bir araya getiriyor.

Honor, sektörün ilk cihaz-bulut iş birlikli hesaplamalı fotoğrafçılık sistemi AiMAGE’i geliştirirken ARRI ile yapılan iş birliğiyle mobil görüntülemede sinema döneminin kapısını aralıyor. Phone’dan RobotPhone’a uzanan ürün evrimi, geleneksel işletim sistemlerinden Agentic OS’ye geçiş ve tek bir cihazdan açık, birlikte geliştirilen ve paylaşılan bir AI cihaz ekosistemine ilerleyiş, şirketin dönüşümünün temel unsurlarını oluşturuyor.

Çinli markalar arasında pozitif büyüme

Honor, gerçekleştirdiği bu atılımlarla Alpha Stratejisi ve AHI yaklaşımını taslaktan gerçeğe dönüştürüyor. Honor, 2026’nın ilk çeyreğinde genel pazar eğiliminin aksine yüzde 25 büyüyerek Çinli markalar arasında pozitif büyüme kaydeden tek üretici oldu. Şirketin yurt dışı gelirlerinin toplam gelir içindeki payı yarıyı aşarken Honor, katlanabilir telefon pazarında dünya genelinde ilk iki arasındaki yerini koruyor. Bu sonuçlar, uzun vadeli birikimin kritik noktaya ulaşmasıyla ortaya çıkan dönüşümün pazardaki karşılığını gösteriyor.

Honor’un dönüşümü hızlanırken markanın karakteri de aynı doğrultuda değişiyor. Marka artık yalnızca teknik özelliklerde sınırları aşan bir teknoloji şirketi değil, genç kuşağın dünyasına aktif biçimde giren bir yol arkadaşı olarak konumlanıyor. Honor, sınırları zorlayan keşifler aracılığıyla gençlerin tutkusuna ortak oluyor. Gençlerin karşısına ulaşılması güç bir teknoloji devi olarak değil; onları anlayan, farklı olmaya cesaret eden ve yanlarında koşmaya hazır bir yol arkadaşı olarak çıkıyor.

Honor’un marka yenilenmesi; teknoloji, sektör, ekosistem ve marka özünü kapsayan kapsamlı bir dönüşümü ifade ediyor. Şirket için bu değişim bir son değil, yeni bir başlangıç anlamına geliyor. Honor artık tanımlanan değil, tanımlayan; rüzgârı takip eden değil, rüzgârın kendisi olan; yalnızca yol arkadaşlığı yapan değil, değişimi başlatan bir marka olmayı hedefliyor.

Hayat Kimya, 65 milyon dolarlık enerji bütçesini kendi geliştirdiği yapay zeka teknolojisiyle yönetiyor

Bingo, Molfix, Molped, Familia ve Papia’nın da aralarında bulunduğu 16 güçlü markasıyla faaliyet gösteren Hayat Kimya, enerji yönetimindeki uzun yıllara dayanan sanayi deneyimini kendi geliştirdiği yapay zekâ teknolojisiyle bir araya getirdi.

Yaklaşık beş yıl önce temelleri atılan dijital enerji dönüşümü kapsamında geliştirilen sistem, ilk olarak Hayat Kimya Kocaeli Kampüsü’nde aktif olarak kullanılmaya başlandı.

Sistem; enerji üretim ve tüketim verilerini, üretim programlarını, operasyonel kısıtları, şebeke koşullarını ve değişen maliyet parametrelerini eş zamanlı olarak analiz ediyor. Böylece tesisin enerji ihtiyacının hangi kaynaktan, hangi zamanda ve hangi maliyetle karşılanmasının en verimli sonucu yaratacağı belirlenerek enerji yönetimi kararları sürekli optimize ediliyor.

7 gün 24 saat yapay zekâ desteğiyle enerji optimizasyonu

Hayat Kimya’nın enerji yönetimi alanındaki kurumsal bilgi birikiminin dijital ortama aktarılmasıyla oluşturulan sistem; maliyet analizlerini, enerji üretim planlamasını, şebeke optimizasyonunu ve süreç takibini 7 gün 24 saat kesintisiz olarak gerçekleştiriyor.

Yalnızca enerji tüketimini takip eden bir izleme altyapısı olmanın ötesine geçen sistem, üretim ihtiyaçları ve değişen maliyet koşulları doğrultusunda karar süreçlerini destekleyen dinamik bir enerji yönetim modeli olarak çalışıyor.

Hayat Kimya Global Enerji Direktörü Sabri Çakmak, yapay zekâ destekli enerji yönetim sistemine ilişkin şunları söyledi:

“Enerjiyi yalnızca üreten veya satın alan değil; üretimden tüketime, maliyetten operasyonel verimliliğe kadar bütünsel biçimde yöneten bir yapı oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu sistem yalnızca kurumumuza değil; enerjide dışa bağımlılığı azaltarak ülke ekonomisine ve cari açığın düşürülmesine de katkı sağlayacak.”

Enerji, sanayinin en büyük ikinci maliyet kalemi

Sanayi üretiminde hammaddenin ardından en büyük ikinci maliyet kalemi olan enerji; üretim maliyetleri kadar üretim sürekliliği ve rekabet gücü açısından da stratejik önem taşıyor.

Hayat Kimya bünyesinde enerji tüketiminin en yoğun olduğu alanların başında kâğıt üretim tesisleri geliyor. Bu nedenle enerji üretimi ve tüketiminde sağlanan her iyileştirme, maliyetlerin yanı sıra üretim verimliliği üzerinde de doğrudan etki yaratıyor.

Hayat Kimya Global Enerji Direktörü Sabri Çakmak, şöyle devam etti:

“Geliştirdiğimiz sistem; üretim planlarını, anlık enerji tüketimini, kojenerasyon kapasitesini, şebeke koşullarını ve değişen maliyet parametrelerini eş zamanlı olarak değerlendiriyor. Bu veriler üzerinden farklı enerji kullanım senaryolarını sürekli karşılaştırarak hangi kaynağın hangi zaman aralığında devreye alınmasının en verimli sonucu sağlayacağını belirliyor. Kocaeli Kampüsümüzde elde edeceğimiz performans verileri doğrultusunda sistemi farklı üretim profillerine ve enerji altyapılarına uyarlayarak diğer tesislerimizde de devreye almayı planlıyoruz.”

Kojenerasyon altyapısı yapay zekâyla daha etkin yönetiliyor

Hayat Kimya Kocaeli Kampüsü’nde bulunan kojenerasyon sistemi, doğal gazdan eş zamanlı olarak elektrik ve ısı enerjisi üretiyor. Kampüsün elektrik ve ısı enerjisi ihtiyacının yaklaşık yüzde 80’i bu sistem üzerinden yüksek verimlilikle karşılanıyor.

Yapay zekâ destekli yeni modelle birlikte mevcut kojenerasyon altyapısı; üretim programı, enerji ihtiyacı, şebeke koşulları ve değişen maliyetler dikkate alınarak daha dinamik ve etkin biçimde yönetiliyor.

Sistem, farklı enerji kaynaklarından elde edilen üretim verilerini tesisin anlık ve planlanan ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirerek en uygun enerji kullanım senaryolarının oluşturulmasını sağlıyor.

Türkiye’de başlayan model diğer ülkelere yaygınlaştırılacak

Kocaeli Kampüsü’nde devreye alınan yapay zekâ destekli enerji yönetim modelinin, elde edilecek operasyonel sonuçlar doğrultusunda Hayat Kimya’nın Türkiye’deki ve farklı ülkelerdeki diğer üretim tesislerine de yaygınlaştırılması planlanıyor.

Enerji üretimi, enerji verimliliği ve dijital karar mekanizmalarını tek bir yapı altında birleştiren Hayat Kimya, yapay zekâ destekli modeliyle enerji maliyetlerini optimize etmeyi, kaynak verimliliğini artırmayı ve üretim süreçlerinin daha dayanıklı hâle gelmesini amaçlıyor.

Dr. Mert Akın’ın kurucusu olduğu ABD merkezli EELI Technology, 2 milyon dolar yatırım aldı

Dr. Mert Akın tarafından kurulan ve teknoloji geliştirme çalışmalarını Lawrence Berkeley National Laboratory bünyesinde, Activate ve Cyclotron Road programları kapsamında yürüten EELI Technology, uygulamalı elektrokimya ve ileri malzeme teknolojilerini kullanarak daha önce ekonomik olarak değerlendirilemeyen kaynaklardan kritik mineral ve lityum üretimini mümkün kılan yenilikçi bir teknoloji geliştiriyor. Şirketin kimyasal kullanımını ortadan kaldıran üretim süreci, işletme giderlerini (OpEx) yüzde 80’e kadar azaltırken süreç verimliliğini üç kata kadar artırıyor ve çevresel etkiyi önemli ölçüde düşürüyor. Bu teknoloji sayesinde bugüne kadar ekonomik olarak işletilemeyen lityum kaynaklarının daha düşük maliyetle, daha hızlı ve daha verimli şekilde değerlendirilmesi hedefleniyor.

Silikon Vadisi’ndeki üretim tesisinde teknolojisini ticarileştirme çalışmalarını sürdüren EELI Technology, geliştirdiği çözümle enerji dönüşümü için kritik öneme sahip hammaddelerin sürdürülebilir şekilde tedarik edilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Şirketin teknolojisi bugüne kadar ABD Enerji Bakanlığı (DOE), Ulusal Bilim Vakfı (NSF) ve California Energy Commission (CEC) tarafından sağlanan hibe programlarıyla da desteklendi. Tamamlanan yatırım turuyla birlikte EELI Technology, ABD, Avrupa ve Türkiye’de kimya ve enerji sektörlerine yönelik ticari ölçekli pilot sistemler kurmayı ve müşteri sahalarında bu sistemleri devreye almayı hedefliyor. Şirket ayrıca üretim kapasitesini artırarak teknolojisinin küresel ölçekte yaygınlaşmasını hızlandırmayı planlıyor.

Yatırımla ilgili konuşan EELI Technology Kurucusu ve CEO’su Dr. Mert Akın verdiği demeçte;

“Bu yatırım turu, EELI’nin araştırmadan ticarileşmeye geçişini hızlandıracak önemli bir dönüm noktası. Önümüzdeki 18 ay içinde ticari pilot sistemlerimizi inşa ederek, başta ABD olmak üzere müşterilerimizin sahalarında devreye almayı ve teknolojimizin ticari uygulamalara hazır olduğunu göstermeyi hedefliyoruz. Küresel ölçekte türünün ilk örneklerinden biri olan bu teknolojinin potansiyeline APY Ventures’ın erken aşamada inanması ve yatırım turumuza liderlik etmesi bizim için son derece değerli. Yatırımcılarımızın desteğiyle, daha önce ekonomik olarak değerlendirilemeyen lityum ve kritik mineral kaynaklarını üretime kazandırma vizyonumuzu ticari ölçekte hayata geçireceğiz” dedi.

Keçeli: “Küresel ölçekte değer üreten girişimleri desteklemeye devam ediyoruz”

Yatırıma ilişkin değerlendirmede bulunan APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli, şunları söyledi: “Enerji dönüşümünün hız kazanmasıyla birlikte kritik minerallerin sürdürülebilir ve ekonomik yöntemlerle üretimi stratejik bir ihtiyaç haline geldi. APY Ventures olarak yalnızca güçlü teknolojilere değil, aynı zamanda dünya ölçeğinde büyüme vizyonuna sahip girişimlere yatırım yapıyoruz. EELI Technology, geliştirdiği yenilikçi elektrokimya teknolojisiyle bu alanda küresel ölçekte önemli bir dönüşüm potansiyeli taşıyor. Şirketin sahip olduğu bilimsel altyapının, bugüne kadar aldığı kurumsal desteklerin ve ticari yol haritasının şirketi küresel pazarda önemli bir konuma taşıyacağına inanıyoruz.”