Ana Sayfa Blog Sayfa 636

Endüstriyel giyilebilir teknolojiler geliştiren yerli girişim Thread In Motion’dan yeni ürün: Glogi

Endüstriyel giyilebilir teknolojiler ve entegre yazılımlarını geliştiren yerli girişim Thread In Motion yeni ürünü Glogi‘yi duyurdu.

Tüm sektörlerin lojistik süreçlerine, bilhassa depo, mal giriş-çıkış, mal sayım, toplama, ayrıştırma gibi operasyonlara hizmet etmek amacıyla geliştirilen akıllı eldiven Glogi, zaman ve maliyetten yüzde 50 verimlilik sağlıyor. Ürünün gelişim süreci hakkında bilgi veren Thread in Motion Kurucu Ortağı ve CEO’su Kadir Demircioğlu, “Thread in Motion olarak temel amacımız her endüstride operasyonel süreçleri insanın hata payını azaltıp, izlenebilirliği artırarak hızlandırmak olarak özetleyebiliriz. Yola çıktığımız ilk günden beri geliştirdiğimiz akıllı eldivenler ile özellikle insanın aktif rol aldığı lojistik ve üretim süreçlerinde giyilebilir teknolojinin gücünü kullanarak hata yapılmasını engellemeyi ve verimliliklerini artırmayı hedefledik.

Glogi de bu bakış açısıyla ortaya çıktı. Otomotiv sektöründe global birçok marka ile birlikte başarılı işlere imza atmamızın ardından, yükselen ve büyüyen bir sektör olan lojistik alanında süreçleri daha hızlı ve verimli hale getirmek üzere çalışma gerçekleştirmeye başladık. Glogi üzerinde barındırdığı kamera ve barkod okuyucu ile ürünleri ve lokasyonları tanırken, haptik feedback mekanizmaları ile çalışanların hatasız işlem gerçekleştirmesine olanak sağlıyor. Eller serbest bir şekilde, depo yönetim ve izleme sistemleri ile entegre çalışan Glogi yüzde 50’nin üzerinde operasyonu hızlandırıyor. Ayrıca, Glogi ile entegre çalışan data analiz platformumuz, öngörümsel tahminleme metodu ve algoritmalarımız sayesinde süreçlerin daha sağlıklı ve sorunsuz ilerlemesi adına karar verici mekanizmalara yol gösteriyor. Bu sayede müşteri portföyümüz otomotiv ve lojistik olarak genişledi” dedi.

Yüzde 50 operasyonel verimlilik sağlıyor

Akıllı eldiven Glogi, kurumların mevcut sistemlerine entegre olarak çalışıyor ve iş süreçlerini daha ergonomik, daha hızlı ve az hata oranı ile takip edilebilir hale getiriyor. Glogi eller serbest çalışabilmesi sayesinde, her toplama veya barkod okuma operasyonunda minimum 4 saniyeye kadar kazanç sağlıyor. El terminalinin 10’da biri ağırlığı ve esnekliği sayesinde, personelin çok daha verimli çalışabilmesine fırsat sunuyor.

8 farklı ülkeye ihracat yapan şirket 100 milyon TL değerlemeyi geçti

Sabancı Holding Kurumsal Girişim Sermayesi Sabancı CVC’nin yatırımı ile birlikte güçlenip 100 milyon TL değerlemeyi geçen TIM, başta Almanya ve İngiltere olmak üzere 8 farklı ülkeye geliştirdikleri akıllı ürünleri ihraç ediyor. Ayrıca Demircioğlu, “Akıllı eldivenlerimiz operasyonel dataları depolarken, geliştirdiğimiz yazılım platformu bu dataları analiz ederek ilgili tüm süreçlerin optimizasyonuna olanak sağlıyor. Şirket olarak vizyonumuz da bu farklı alanlardaki data akışlarını kullanarak, bir Big Data şirketi konumuna gelmek” diye konuştu.

İki yerli girişim Podfresh ve Makromusic, içerik ortaklığı noktasında iş birliği yaptı

Türkiye’de girişimlerin, kurumlarla yaptığı iş birliklerinin yanı sıra kendi aralarında yaptıkları iş ortaklıkları bizi oldukça heyecanlandırıyor.

Türkiye’nin en geniş podcast ağı Podfresh; müzik severleri bir araya getiren Makromusic’in podcast içeriklerini sağlamak için çözüm partneri oldu.

Podfresh, makromusic ile gerçekleştirdiği bu partnerlik ile birlikte Podfresh podcast ağı içerisindeki yayınların dinleyicilerinin makromusic uygulaması üzerinde birbirleriyle etkileşime geçebilmelerine, birbirlerinin dinlediği yayınları keşfedebilmelerine ve dinleme deneyimlerini yükseltmeye olanak sağlayacak.

Ataberk Özaydın, Atakan Gülbahar, Aybars Göçerler ve Altan Özlü tarafından kurulan yeli girişim ve müzik odaklı sosyal medya uygulaması olan makromusic, benzer podcast ve müzik tercihleri olan ve aynı anda aynı podcast yayınları ve müzikleri dinleyen kişilerin eşleşip tanışmasına olanak sağlıyor. Bu kullanıcıların favori podcaster, sanatçı ve içerikler hakkında paylaşım yapabilmelerine olanak sağlıyor.

8. ayında 1.4 milyon indirmeye erişen ve 2 milyon değerleme ile yatırım alan makromusic, App Store ve Google Play Store’dan indirilebiliyor ve en popüler uygulamalar kategorilerinde kullanıcıların sık tercih ettiği uygulamalar listelerinin en başında yer alıyor.
Podfresh; podcast ağı bünyesinde yer alan 180’in üzerinde podcast yayın ve yayımcısıyla, markaların mesajlarını hedef kitlelerine direkt ulaştıran, Türkiye’nin ilk podcast prodüksiyon/içerik üretim ajansıdır.

Marketyo, müşteri deneyimini geliştirmek için Commencis’in veri analitiği platformu Dataroid ile iş birliği yaptı

Türkiye’nin hızlı büyüyen online perakende platformlarından biri olan Marketyo, dijital müşteri deneyimini ölçerek geliştirmek ve müşterileriyle anlık etkileşim kurmak amacıyla Commencis’in etkileşim yönetimi ve büyük veri analitiği platformu Dataroid ile iş birliğine gitti.

55 ilde 350 bin kullanıcı ile 400’den fazla teslimat noktasında hizmet veren online market alışverişi platformu Marketyo, kullanıcılarına kişiselleştirilmiş online market deneyimi yaşatırken, üyesi olan marketlere de e-ticarete açılma imkanı sağlıyor. Unilever iş birliği ile Mayıs 2020’de tüketiciler ile buluşan Marketyo, kısa sürede hızlı bir büyüme göstererek yeni nesil perakende uygulamaları arasında coğrafi olarak en yaygın uygulamalardan biri haline geldi.

Commencis Dataroid, şirketlerin pazarlama ve ürün yöneticilerine tek bir platform üzerinden müşteri etkileşimini analiz ederek yönetme olanağı sunuyor. Online market alışverişi platformu Marketyo, dijital kanalları üzerinde gerçekleşen müşteri etkileşim ve deneyimini anlık olarak ölçerek, gerçek zamanlı aksiyonlar almak ve kullanıcılarına kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmak üzere Dataroid’den yararlanıyor.

Marketyo CEO’su Özer Fırat, iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Marketyo’nun kaliteli hizmet anlayışının odağında kişiselleştirme yatıyor. Her alışverişçinin kendisi için özelleştirdiği ürünler var. Dataroid ile davranışsal verilere dayalı gerçek zamanlı analizler yapıyor, kullanıcıların mobil uygulamadaki davranışları ve deneyimi hakkında içgörüler elde ediyor ve bu sayede kullanıcılarla anlık iletişim kurarak onlara en uygun kampanya ve ürünleri önerme imkanı buluyoruz. Buna ek olarak kullanıcılarımızın uygulama içinde yaşadığı sorunları tespit ederek satın alma işlemlerini sorunsuz tamamlamalarını sağlayacak aksiyonları hızlı bir şekilde alıyoruz. Son 6 aylık dönemde, Dataroid platformu üzerinden gerçekleştirdiğimiz hedefli bildirim gönderimleriyle uygulama üzerinden verilen sipariş sayısını yüzde 15’e varan oranda artırmayı başardık. 2021 yılı sonuna kadar 81 ilde ve 500 teslimat noktasında olma hedefimiz doğrultusunda, dijital müşteri deneyimini iyileştirme çalışmalarımızda Commencis gibi güçlü bir partnerle iş birliği yapmaktan dolayı çok mutluyuz. Dataroid’in bu süreçte en önemli yardımcılarımızdan biri olacağına inanıyoruz.”

Commencis kurucu ortağı ve CEO’su Fırat İşbecer, konuyla ilgili olarak şöyle konuştu: “Perakende sektöründe müşterinin hızla değişen beklentilerini karşılamak için kullanıcı deneyimini anlık olarak ölçmeye yönelik çözümlerden ve büyük veriye dayalı analizlerden yararlanmak çok kritik. Bu amaçla geliştirdiğimiz Dataroid platformu, dijital altyapılara SDK’ları aracılığıyla, çevrimdışı kanallara da hazır API’lerle kolay ve hızlı bir şekilde entegre olarak, tek bir platform üzerinden müşteri etkileşimini yönetme imkanı sunuyor. Büyük veriyi anlık işleyen teknolojisiyle Dataroid, hedeflenen kullanıcıların kanalda tutundurulmasını, doğru iletişim yöntemleriyle yönlendirilmesini ve anlık kullanıcı yolculukları tasarlanmasını mümkün kılıyor. Yerel marketlerin dijital dönüşümüne katkı sağlayarak Türkiye’nin en büyük online market alışveriş platformu olma hedefiyle yola çıkan Marketyo’ya destek olmaktan dolayı son derece mutluyuz.”

E-ticaret, finansal teknolojiler, hava yolları gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren birçok büyük ve orta ölçekli şirket ile startuplar tarafından kullanılan Dataroid, 40 milyondan fazla kullanıcının dijital deneyimini şekillendiriyor.

Blockchain teknolojisini Bodrum’dan dünyaya ihraç eden yerli girişim: Bitci Teknoloji

Kripto para birimleriyle anılsa da bankacılıktan kamu idaresine, akıllı sözleşmelerden noter işlemlerine varan birçok alanda blockchain teknolojisi kullanılıyor. Bodrum’da kurulan Bitci Teknoloji’nin Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Çağdaş Çağlar, blockchain teknolojisini tamamen yerli imkanlarla geliştirerek dünyanın birçok yerine ihraç ettiklerini açıkladı. Çağlar, ürettikleri teknolojinin Glasgow Rangers, Real Betis ve McLaren Racing gibi dünyanın önde gelen spor takımlarının kullanımına sunduklarını belirtti.

“Sadece kripto para olarak düşünülmemeli”

Bitci Teknoloji’nin 2018’de Çağdaş Holding bünyesinde kurulan bir blokchain araştırma ve geliştirme şirketi olduğunu aktaran Çağdaş Çağlar, blockchain teknolojisini sadece kripto para olarak düşünmemek gerektiğini söyledi.

Çağdaş Çağlar

Farklı token projeler ürettiklerini vurgulayan Çağlar, “İlk başta blokchain Ar-Ge firması olarak yola çıktık. Alım satım platformumuz Bitci.com’un ardından, kendi blockchain platformumuz olan Bitci Chain’i ve kripto paradan Türk Lirası’na ödeme platformu olan Bitci Pay’i geliştirdik. Gelecekte dünyada birçok ülke bu teknolojiyi kullanmaya başlayacak. Bunu sadece kripto para olarak düşünmemek lazım. Blokchain teknolojisi hayatımızın birçok alanında kullanabileceğimiz yapıya sahip. Devletler için çok büyük kolaylıklar, daha güvenilir yapılar oluşturuluyor. Blockchain’in geleceğin en önemli sistemi olduğuna inanıyorum” diye konuştu.

“Türk yazılımcılarla yerli proje”

Onur Altan

Bitci Chain adıyla oluşturdukları blokchain platformunun Türkiye’nin yetiştirdiği yazılımcılarla hazırlanan, yerli ve milli bir proje olduğunu söyleyen Bitci Teknoloji CEO’su Onur Altan Tan ise: “Kripto paraların kullanım alanlarının sadece alım satım platformlarının dışına çıkarılmasına imkân veren bir teknolojiyi kullanıyoruz. Bitci Chain platformumuzla taraftar tokenları oluşturuyoruz. Birçok farklı firmaya hizmet verebiliyoruz. Bitci Chain’in ana amacı şirketleri blokchain yapısına taşımak ve farklı token (blokchain bulunan birim değer) projeleri üretmek” dedi.

Takımlara finansal destek

Pandemi döneminde tüm spor kulüplerinin gelirlerinde yüzde 30 azalma olduğunu anlatan Tan, takımları destekleyebilmek adına yürüttükleri projelerle taraftarların takımına finansal olarak destek olabildiğini belirtti.

Kulüpler için geliştirilen tokenların farklı alanlarda kullanılabildiğini dile getiren Tan şöyle konuştu: “Bu tokenlar borsada alım satım aracı olarak kullanılabiliyor. Aynı zamanda token sahibi kullanıcılar, takımlar için özel olarak yapılan aplikasyon üzerinde özel içerikleri izleyebiliyor, takım ürünlerini alıp etkinliklere katılabiliyorlar. Bunun dışında aynı zamanda Bitci Pay üzerinde de alışveriş yapmak için kullanabiliyorlar. Bu şekilde bir taraftar projesi de dünyada ilk kez yapıldı. Türkiye’de ilk kez Karşıyaka Spor Kulübü ile başladığımız iş birliklerine Eskişehir, Türkiye Milli Basketbol Takımı, Ankaragücü gibi kulüpler de eklendi.”

“Bitci Coin’in değeri sürekli yükseliyor”

İskoçya’dan Glasgow Rangers ve La Liga’dan Real Betis’in ardından Formula 1 tarihinin en başarılı takımlarından McLaren Racing ile blockchain teknolojileri geliştirilmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını açıklayan Tan, “Bir Türk firmasının ürettiği blokchain teknolojisini yurt dışına ihraç etmekten gurur duyuyoruz” dedi.

Görüşmeler sonucunda McLaren’in kendilerini seçtiğine dikkat çeken Tan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Önümüzdeki 3 sene boyunca McLaren araçlarının üzerinde ve McLaren pilotlarının kaskında Bitci logosu bulunacak. Token projeleri konusunda farklı anlaşmalarımız da olacak, zaman içinde bunları duyuracağız. Blokchain teknolojisinin verdiği bir imkân bu. Blokchain’imizin ana coin’i olan Bitci Coin değeri sürekli olarak yükseliyor. Bitci Chain’i bir şirket; Bitci Coin’i de bunun hissesi olarak düşünebiliriz. Takımların resmi tokenları hep Bitci Chain’in üzerinde olacak. Bu da Bitci Coin’in değer artışına sebep oluyor. Bilinirliği de artıyor. Bodrum da Bitci Teknoloji grubuyla bilinmeye başlayacak. Global pazara çıktı. Bizim için gurur verici. Bu kent plajı, denizi ve kumundan sonra teknoloji firmalarıyla da biliniyor olacak.” dedi.

Fazla: Restoran, kafe gibi yerlerden üretim fazlası gıdaları indirimli satın almanızı sağlayan uygulama

B2B pazarda 4 senedir büyük başarılar elde eden, 40’tan fazla global ve ulusal markaya sağladığı teknolojik çözümler ile maksimum finansal, çevresel ve sosyal fayda sağlayan Fazla Gıda, geliştirdiği Fazla Uygulaması ile üretim fazlası yiyecek ve içecekleri %50 indirim ile tüketiciyle buluşturacak.

Uygulamayı App Store veya Google Play‘den indirebilirsiniz.

Fazla Gıda Kurucu Ortağı ve CEO’su Olcay Silahlı, gıda atık sorunu ile olan mücadelelerini güçlendirmek için 2021 yılı içinde üç yeni ürünü kullanıma açtıklarını belirterek, bu yeni ürünlerden biri olan FAZLA Uygulaması; restoran, kafe ve süpermarketlerin tazeliklerini koruyan üretim fazlası yiyecek ve içeceklerini dijital ortamda sürpriz kutularda topluyor ve %50 indirim ile tüketici ile buluşturuyor. Bu uygulama ile tüketiciler hem tasarruf ediyor hem de gıda kurtarma hareketinin bir parçası oluyor.” dedi. Bu uygulama israfın önüne geçebilmek için kalan ürünleri değil, gün sonunda kalma riski ile karşı karşıya olan taze ürünleri sürpriz kutularda ön satış ile satarak israfa karşı bir adım önde duruyor.

Restoran, Kafe, Pastane ve Marketlere hem Finansal hem de Sosyal Fayda

Fazla Uygulaması; restoran, kafe, pastane ve market gibi işletmelerin gün içinde satışını gerçekleştirememe riski olan, üretim fazlası olan ve çeşitli sebepler ile ertesi güne kalma riski olan ürünleri son tüketiciye ön satış yaparak gün sonunda indirimli fiyatlarla kullanıcılar ile buluşturuyor. Bu şekilde gıda satış noktaları gün sonunda ellerinde kalan ürünleri ile gıda kurtarma hareketinde yer alırken yeni müşterilere de erişim imkanı buluyor. Fazla Uygulaması ayrıca fazla üretilen ürünler üzerinden işletmelerin finansal kazanç elde etmelerine ve atık oluşumuna bağlı karbon ayak izlerini en aza indirmelerine de olanak tanıyor.

Olcay Silahlı

Proje kapsamında; Nisan ayı içinde 200 noktaya ulaşmak istediklerini belirten Olcay Silahlı, Haziran ayı itibari ile ise 500 işletme ile büyümeye devam etmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. Silahlı; “Herkesin tanıdığı global kahve zincirlerinden, dev perakendecilere; yerli restoran zincirlerinden, yerel markalara kadar birçok yeni üye işyeri önümüzdeki dönemde Fazla Uygulaması ile birlikte “Fazla İyi” diyecek ve Fazla Gıda’nın israfla verdiği mücadelesine ortak olacaklar. Bu büyük mücadeleye katılmak isteyen hem tüketicileri, hem de gıda satış noktalarını aramıza bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Fazla Gıda dijital alt yapısı ile, 4 yıllık bir sürede 16 bin ton gıda kurtardı. 53 bin ton karbon emisyonu önlenirken, 200 Milyon TL değerinde gıda ekonomiye geri kazandırıldı. 1 milyon 100 bin ihtiyaç sahibine aylık gıda yardımı yapıldı ve 35 milyon öğün kurtarıldı. Ayrıca Fazla Gıda platformu üzerinden 35 bin gıda kurtarma işlem gerçekleştirildi. Kurtarılan gıda miktarı sayesinde indirekt olarak 61 Milyar Litre suyun da boşa gitmesi engellenmiş oldu.

Kanser tedavisinde kişiye özel tanı kiti geliştiren yerli girişim: Gene-IST

Teknopark İstanbul’un Kuluçka Merkezi Cube Incubation’da faaliyet gösteren Gene-IST, kanser hastalarının hangi olası tedavilere, hangi ilaç dozlarında yanıt vereceğini belirleyen gerçek zamanlı bir ‘tanı kiti’ üretti.

Global rakibi bulunmayan “Prognostik Kanser PD-L1 Gerçek Zamanlı PCR kiti”, dünya genelindeki her PCR cihazında kullanılabiliyor. Geliştirilen kit sayesinde olası mutasyonlar ve tedavi yöntemleri saptanabildiğinden kanserin seyrinin öngörülebiliyor. Kit ayrıca düşük maliyeti ile kolayca ulaşılabiliyor.

2018 yılında Teknopark İstanbul’un Kuluçka Merkezi Cube Incubation’da kurulan Gene-IST, moleküler genetik ve farmakoloji alanlarında Ar-Ge, biyoteknoloji, eğitim ve danışmanlık, kit üretimi, ithalat ve ihracat hizmetleri veriyor. Şirket tarafından geliştirilen, Farmakogenetik test kitleri kanserli dokularda ilaç yanıtını değiştiren ve sağ kalımı etkileyen genetik faktörleri belirleyen, kişiye özel akılcı ilaç tedavilerinin uygulanmasına imkân sağlıyor. Tanı-tedavi yanıtı kitleri ile kişisel genetik farklılıklar nedeniyle oluşabilecek toksik etkiler belirleniyor. Böylece, bireyselleştirilmiş daha etkili tedavilerin uygulanması sağlanabiliyor. Gereksiz ilaç kullanımı ve istenmeyen yan etkiler nedeniyle oluşan maliyetler de büyük ölçüde önlenebiliyor.

Kanserin Seyri Öngörülebiliyor

‘Kanserin Seyri ile Hastalar Arasında Tedaviye Yanıt Farklılıklarının Moleküler Nedenlerinin Araştırılması ve Buna Yönelik Tanı Kiti Geliştirilmesi’ projesi kapsamında diyagnostik (tanı tedavisi) üretilen gerçek zamanlı PCR kiti sayesinde olası mutasyonlar ve tedavi yöntemleri saptanabildiğinden kanserin seyrinin öngörülebiliyor ve kişiye özel tedavi yöntemleri geliştiriliyor. Kit ayrıca çok kısa sürede güvenilir sonuçlar verirken düşük maliyeti ile kolayca ulaşılabiliyor. Hasta için olası tedavi yöntemini belirleyebilen kit ilaç dozlarının hastaya özel ayarlanabilmesini sağlarken hastaların hedefe yönelik ilaçlarla etkili tedavi edilmesini de mümkün kılıyor. Kit ayrıca tümöral doku DNA’sındaki ilaç direncini tespit edebiliyor, ilaç toksisitesine neden olabilecek gen farklıklarını belirleyebiliyor ve dünya genelinde markası fark etmeksizin her PCR cihazında kullanılabiliyor.

Gene-IST’in kurucularından Prof. Dr. Belgin Süsleyici: “Ürettiğimiz kit, milli ve yerli. Hem ulusal hem de uluslararası pazarda immün checkpoint inhibitörlerin hedef moleküllerinden PD-L1 geninin kişiye özel varyasyonlarını tespit eden ilk ve tek ürün olması nedeniyle yerli ve yabancı piyasalarda rakibimiz yok. Halihazırda kanser genetiği ile ilgili hizmet veren çok sayıda tıbbi tahlil laboratuvarları, kanserli doku ve hücrelerin tiplendirilmesi ile kısmen de kansere bireysel yatkınlığın tespiti amacıyla testler yapıyor. Ama bu çalışmalar kanserin seyrine dair bilgi vermiyor. İmmün checkpoint inhibitörleri; son 10 yıl içinde geliştirildi ve halen patent koruması altında oldukları için muadilleri bulunmayan, son derece pahalı ilaçlar.”diyor.

Süsleyici, yeni nesil kemoterapi ve immünoterapi ilaçlarıyla birlikte bazı ilerlemeler sağlandığını ancak tedaviye verilen yanıtların hâlâ yeterli düzeyde olmadığını da belirterek “Kanser seyrini tümörün genetik özellikleri belirliyor. Tümör dokusunda bulunabilecek bazı mutasyonlar nedeniyle hastanın kanser ilaçlarına yanıtı tam olmayabiliyor. Bu mutasyonlar, ilacın etkisini gösterememesine, gereksiz zaman ve para kaybına neden oluyor. Öte yandan, ilaçların toksik etkileri ve ilaç direncine bağlı olarak tedavi etkinliğinin yeterli seviyede olmaması da karşılaşılan diğer sorunlar arasında” diyor.

Fransa-Lorraine Üniversitesi Kanser Enstitüsü, Hollanda-Erasmus Üniversitesi Tıbbi Merkezi, İtalya- Roma Üniversitesi‘La Sapienza’ Klinik Biyokimya Ünitesi ile iş birlikleri olan şirket farklı kliniklere ait yeni farmakogenetik biyobelirteçlerin belirlenmesi, metabolomik alanında yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve uygulanması, kanser tedavisinde kullanılabilecek kişiye özel etkili ilaç tedavilerinde rol alan genlerin belirlenmesi kapsamındaki projeler yürütüyor.

Gökhan Akar, melek yatırım platformu Angel Effect’in Yönetim Kurulu Başkanı oldu

2019 yılının Ekim ayında melek yatırım platformu olarak kurulan Angel Effect Genel Kurul toplantısını gerçekleştirdi.

Genel Kurul’da Yönetim Kurulu Başkanı Onicorn Teknoloji CEO’su Gökhan Akar olurken, Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği’ne ise Mentoro Kurucu Ortağı ve Platform Direktörü Başak Tulga Önen getirildi. Yönetim Kurulu Üyeleri ise Angel Effect Kurucu Ortağı & Startup Mentoru Cem Önce ve Figopara Kurucu Ortağı ve CEO’su Koray Bahar oldu.

Hedef yıl sonuna kadar yatırım yapılan şirket sayısını 12’ye çıkarmak

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Angel Effect Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Akar, şunları söyledi: “Önümüzdeki dönemde kuruluş felsefemize bağlı kalarak, zengin insan kaynağımızla birlikte, girişim ekosisteminin tüm paydaşlarına değer katmaya, girişimlerin yüksek etkili mentorluk ve iş ağı desteği alabileceği melek yatırım platformu olmaya devam edeceğiz. Yıl sonuna kadar yatırım yaptığımız şirket sayısını en az 12’ye çıkarmayı hedefliyoruz.”

15 Ayda 106 ülkeden 2000 üzerinde başvuru

Angel Effect Yönetim Kurulu Üyesi Cem Önce ise “15 ay önce hayata geçirdiğimiz melek yatırım platformu Angel Effect olarak bugüne kadar 106 ülkeden 2 binin üzerinde başvuru aldık. Yatırım yaptığımız Ekmob ve Clotie’nin ikinci yatırım turlarına öncülük ettik” dedi. Yatırım yapacakları şirkette özellikle mevcut bir problemin çözümü olup olmadığına dikkat ettiklerinin altını çizen Akar, “Yüksek etkiye sahip girişimler üretecek bir ekosistem geliştirmek amacıyla sadece Türkiye’deki değil, yurt dışındaki girişimler de yakın markajımızda. Bir yandan yurt dışındaki girişimlere yatırım yapmanın yanında bilgi ve yetenek süreçlerini yönetirken, yurt içindeki yüksek etkili girişim sayısını da üst seviyelere taşımayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Oyun kuluçka merkezi CrazyLabs, Hikayeli Oyunlar Yarışması’na başvurularınızı bekliyor

Mobil oyun pazarı yüzde 15 büyüme sağlayıp haftalık oyun indirme sayısı 1 milyara ulaşırken sektör hız kesmiyor. CrazyLabs, senaryosunu ve diyaloglarını oyuncunun seçim yapabileceği Hikayeli Mobil Oyunlar Yarışması’nı oyun geliştiriciler için başlatıyor.

Dünyanın en büyük üç casual ve hyper-casual oyun geliştirici ve oyun yayıncısından biri olan CrazyLabs tarafından başlatılan Hikayeli Oyunlar Yarışma’sında (Narrative Game Kampanyası) oyun geliştiriciler Hikayeli oyun formatındaki test videolarını sisteme yükleyip 500 dolardan 50.000 dolara kadar para ödülü kazanabiliyorlar. Geliştiriciler istedikleri kadar oyun yükleyip kazanma şanslarını da artırırken, CPI adı verilen kullanıcı kazanma testinden başarılı sonuç elde eden oyunlar için sırasıyla 50 bin, 15 bin ve 5 bin dolar ödül kazanılıyor.

Hikaye anlatma türündeki oyunu test edilen oyun geliştirici anında 500 dolar kazanırken, ne kadar çok oyun ile yarışmaya başvurursa ödülü de o kadar artıyor. Başvurulan oyun CTR testini geçer ise oyun geliştiriciler 1500 dolar ödül kazanıyor. Hikayeli Oyunlar Yarışması (Narrative Game Kampanyası) kapsamında oyun geliştiricilere ayrıca 360 derece profesyonel destek, oyun testlerini gerçekleştirip test süreçlerini takip edebilecekleri bir ara yüz sunuluyor. Oyun geliştiriciler sisteme limitsiz olarak istediği kadar oyun yükleyebilirken birden çok ödül kazanma hakkına da sahip oluyor.

Öte yandan CrazyLabs’ın geçtiğimiz yıl başlattığı ve oyun geliştiricilere eğitim, ofis ve finansal destek sağlayan fiziksel hyper-casual oyun hızlandırıcı programı CrazyHubs da Mayıs’ta İstanbul’da açılmaya hazırlanıyor ve başvuruları bu adresten devam ediyor. Oyun geliştiriciler Hikayeli Oyun yarışmasına hem de Mayıs’ta İstanbul’da başlayacak olan CrazyHubs’a aynı anda başvurabilirler.

Cavit Yantaç, Microsoft Türkiye Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı

2006’dan bu yana Microsoft Türkiye bünyesinde çeşitli görevler üstlenen Cavit Yantaç, Microsoft Türkiye Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı.

2006 yılında Teknoloji Çözüm Uzmanı olarak Microsoft Türkiye’ye katılan Cavit Yantaç, 2009 yılında Çözüm Satış Ekibi Yöneticiliğini üstlendi. Microsoft Türkiye Yazılım Geliştirme Genel Müdür Yardımcılığı pozisyonunun ardından Microsoft’un kurumsal çözümlerinin Türkiye çapındaki kurumlara satışını yapan ekibi yöneten Yantaç, son dört senedir Microsoft’un dünya çapındaki büyük kamu kurumlarından sorumlu Teknik Program Yönetimi Direktörü olarak çalışıyordu. Yantaç bu pozisyonda Avustralya’dan İngiltere’ye kadar geniş bir coğrafyada yapay zeka, makina öğrenimi, büyük veri, kurumlar arası güvenli veri paylaşımı gibi alanlarda yenilikçi projeler geliştiren bir ekibin yöneticiliğini üstlendi.

DigitalAge dergisi tarafından Eylül 2016’da Türkiye’nin En Etkili 100 teknoloji liderinden biri seçilen Yantaç, Microsoft’a katılmadan önce Nexum Boğaziçi firmasında danışmanlık ve yöneticilik yaptı. University of Georgia’dan MBA ve Boğaziçi Üniversitesi’den İşletme Bölümleri mezunu olan Cavit Yantaç, aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Executive MBA Programı’nda ve Bilgi Üniversitesi Bilişim Hukuku Enstitüsü’nde Yüksek Lisans dersleri vermektedir.

Giyilebilir teknoloji geliştiren yerli girişim Neurocess, 3.4 milyon dolar değerleme ile yatırım aldı

Profesyonel sporcuların anlık kas aktivitelerini takip ederek antrenman performanslarını arttıran ve sakatlık risklerini azaltan giyilebilir teknoloji üzerinde çalışan yerli girişim Neurocess, Türkiye’den Diffusion Capital Partners ve Growth Circuit’ın katıldığı, ABD, İngiltere ve Türkiye’den de bazı meleklerin dahil olduğu turda 3.4 milyon dolar değerleme ile yatırım aldı.

Erhan Ertan ve Mert Ergeneci tarafından 2018 yılında kurulan girişim, Ankara Bilkent Cyberpark’ta çalışmalarını sürdürüyor.

Sakatlıklar profesyonel spor kulüpleri ve sporcular için çok önemli. Sportif başarısızlığın yanında ciddi maddi kayba da sebep oluyor. Kulüpler sakatlanan sporculara hem maaş ödemeye devam ediyorlar hem de tedavi masrafları ortaya çıkıyor. Spordaki kas sakatlıkları ise tüm sakatlıkların neredeyse yarısını oluşturuyor. Neurocess, bunu önlemek için giyilebilir EMG (Elektromiyografi) teknolojisi geliştiriyor. Bu teknoloji sayesinde sporcuların kaslarına ait kuvvet, yorgunluk, denge ve dayanıklılık gibi analizler yapılabiliyor.

Kuruculardan Erhan, ürettikleri değer önerisiyle ilgili: “EMG (Elektromiygorafi) aslında bizim icat ettiğimiz bir teknoloji değil. Medikal pazarda hali hazırda kas hastalarının gelişiminin takibi için kullanılıyor. Ancak spor bilimi konusunda kullanımı yeni başlamış durumda. Spor sektöründe teknoloji ürün olarak daha çok GPS bazlı sporcuların ne kadar mesafe kat ettiğine yönelik analizler yapılıyor. Antrenman sırasında kaslara özel bir analiz yapılmıyor. Neurocess olarak sporcuların antrenman sırasında kaslarına ne kadar yük bindiği, ne kadar yorulduğu, kaslar arası denge gibi analizler yaparak sakatlık risklerini lokal olarak hesaplayabiliyoruz. Aynı zamanda, medikal pazardaki sensörler hem çok pahalı oldukları için hem de spor sektörünün ihtiyaçlarını (antrenman sırasında rahatsız etmeyecek kadar ince, uzun mesafeli veri transferi, eş zamanlık tüm takım analizini yapacak altyapı) karşılamadıkları için kendi sensör tasarımımızı yaptık. Bu sayede rakiplerimizden ayrılabiliyoruz.” dedi.

Neurocess bu yatırımı; satışlarını arttırmak, AR-GE faaliyetlerini büyütmek için iyi bir ekip kurmak kurmak ve üretim maliyetlerini karşılamak için kullanacakmış.

Erhan, hedefleriyle ilgili de: “İngiltere’deki pazarımızı büyütmek hem de Avrupa’daki diğer 4 büyük futbol ligine giriş yapmak istiyoruz. Uzun vadede ise sadece futbol değil; beyzbol, basketbol ve voleybol gibi diğer spor branşlarında da yer almayı amaçlıyoruz.” dedi.

Girişimle ilgili yeni gelişmeler oldukça sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Fotoğraflar: egirişim