Ana Sayfa Blog Sayfa 370

James Dyson Ödülü’nün uluslararası en iyi 20 icadı açıklandı

Dyson Ödülü‘nün uluslararası en iyi 20 icadı, Dyson mühendislerinden oluşan bir jüri ekibi tarafından seçildi. Dünyanın dört bir yanından 15 Dyson mühendisi, finalistleri belirlemek için bir araya geldi.

Ödül, Eylül ayında 29 ülke ve bölgede ulusal kazananları ve ikincileri açıkladı. James Dyson Ödülü, evde intravenöz tedavilerinden inme rehabilitasyon cihazlarına kadar, gelecek neslin en parlak zihinlerini ortaya çıkarıyor.

Dünyanın dört bir yanından gelen 15 Dyson mühendisi, bilim insanı ve tasarımcı, bu yılın Uluslararası İlk 20 listesini seçmek için tam 87 James Dyson Ödülü Ulusal finalistini inceledi.

İcatlar asla bitmez

En zor problemleri çözme yeteneğine sahip, dünyanın dört bir yanındaki öğrenci ve genç mühendisler, icatların asla durmadığını kanıtlamaya devam ediyor. James Dyson Ödülü İlk 20 listesi, küresel sorunları benzersiz yöntemlerle çözmek için tasarlanan icatları kapsıyor. Listede yer alan, nehirlerdeki plastik atıkları yönlendirmek için yüzen bir bariyer veya göğüs sağlığı kontrol cihazı gibi fikirler, küresel arenada büyük ses getiriyor ve potansiyel yaratıyor.

Dyson Tasarım Müdürü Lucy Harden, “Tüm başvuruları okuduğumda inanılmaz miktarda sıkı çalışma ve çabayı görmek gerçek bir ayrıcalıktı. İlk 20 listesine kimin girmesi gerektiği konusunda meslektaşlarımla tartışmak da keyifli bir süreçti, paneldeki çeşitlilik bazı harika sohbetlere de yol açtı.” dedi.

Dyson’da geliştirilen harika fikirlerin düşünce ve deneyim çeşitliliğinden geldiğine inanılıyor. Jüri üyeleri, Dyson’ın küresel Araştırma, Tasarım ve Geliştirme ekiplerindeki bilgi ve uzmanlığı temsil ederek; sürdürülebilirlik, tıp, yazılım, teknik tasarım ve tarım dahil olmak üzere çok çeşitli mühendislik alanlarında uzmanlaşıyor. Dyson Mühendislik Teknolojisi Enstitüsü‘nde eğitimine devam eden yüksek performanslı lisans öğrencileri de geleneksel tasarım süreçlerine meydan okuyarak içgörülerini paylaşmak için onlara katılıyor.

“Dünyanın dört bir yanından gelen, özellikle daha önce farkında olmadığım sorunları vurgulayan çeşitli zorlukları görmek her zaman büyüleyici olmuştur. Farklı yerlerden başvuranların benzer problemlere odaklanmaları, ancak bunları çözmek için çok farklı yaklaşımlar benimsemeleri harika. Her yıl artan düşünce çeşitliliği James Dyson Ödülü’nü her zaman heyecanlı kılıyor.”

Kay Yeong, Dyson’da Baş Mühendis

Jüri, tüm ulusal finalistleri analiz etti, tartıştı ve gözden geçirdi. İlk 20 listesine girenleri belirlemek için çevrimiçi olarak bir araya geldi.

Hangi icatlar İlk 20 Listesine girebilmeyi hak ediyor?

Dyson’da Sürdürülebilirlik Mühendisi Sam Dill, “İlk 20 listesine girmiş bir fikir, gerçek bir prolemi çözdüğünü göstermelidir. Bir kavramın incelemeye dayandığını ve büyük ölçekte fark yaratma potansiyeline sahip olduğunu göstermek için prototipleme ve testlerle birlikte gerçek dünya araştırması ve analitik düşüncenin kanıtı olmalıdır.” dedi.

Peki, icadın geleceği nasıl görünüyor? İlk 20 listesi hakkında bilgi almak için https://www.dyson.com.tr/newsroom/overview adresini ziyaret edin.

Yerli girişim Kidolog, Sifted tarafından takip edilmesi gereken 22 erken aşama girişim arasına girdi

Ebeveyn ve çocuk danışmanlığı alanında hizmet veren Türkiye merkezli Kidolog, Avrupa girişimcilik sisteminin en prestijli platformlarından olan Sifted tarafından, aile ve çocuk teknolojileri alanında ‘takip edilmesi gereken’ 22 erken aşama girişim arasında gösterildi. Kidlog’un daha önce 21 milyon TL değerleme üzerinden yatırım aldığını sizlerle paylaşmıştık.

Avrupa girişimci ekosisteminin en önemli medya ve analiz platformlarından biri olan ve Financial Times tarafından desteklenen Sifted, aile ve çocuk teknolojileri konusunda kapsamlı bir rapor yayımladı. Raporda, pandemiyle birlikte ebeveynlik ve erken aşama eğitim alanlarına yapılan yatırımların hızla arttığı vurgulanırken, pandemi öncesinde 600 milyon Euro’ya yaklaşan yıllık fon miktarının 2021 sonu itibarıyla yıllık 1,1 milyar Euro seviyesine yükseldiği ifade edildi.

“Bu startup’ları takip edin”

Bu alanlarda hizmet veren startup’ların da mercek altına alındığı raporda, Avrupa’nın farklı ülkelerinden toplam 22 erken aşama girişim, ‘takip edilmesi gereken’ şirketler olarak listelendi. Söz konusu şirketlerin yüksek potansiyeline işaret edilen listede, Türkiye merkezli Kidolog da yer aldı. Ebeveyn ve çocuk danışmanlığı alanında hizmet veren Türkiye merkezli Kidolog, böylece henüz ikinci yılını doldurmadan önemli bir başarıya imza attı. 

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Kidolog Kurucu Ortağı ve CEO’su Eray Uğurelli, ebeveyn ve çocuk danışmanlığının tüm dünyada her geçen gün önem kazandığının altını çizerken, “Bu konuda artan farkındalık, teknolojik gelişmelerle birlikte yepyeni iş alanlarını ortaya çıkarıyor. Bugün dünyada ‘aile teknolojileri’ olarak da adlandırılan çok büyük bir sektörde, bugüne kadar yapılmayanı yaparak aslında ebeveynlerin hayatını kolaylaştırmak, onlara en değerli varlıkları olan çocuklarıyla ilgili 7/24 güvenli danışmanlık hizmeti vermek için yola çıktık. Kısa sürede yaptıklarımızın sadece Türkiye’de değil dünyada ses getirmesi bizim için çok büyük bir mutluluk kaynağı. Türkiye’de doğup büyüyen ama her zaman küresel hayal ve hedefleri olan bir şirket olarak, yeni yatırımlarımızla birlikte, yurt dışı açılımımızı güçlendirerek dünyanın dört bir yanından ailelere bu hizmeti sunmak istiyoruz” dedi. 

Henüz ikinci yılını doldurmadı 

2021 yılının Şubat ayında Eray Uğurelli ve Burak Candan tarafından hayata geçirilen Kidolog, yetişkin bireylere ve ebeveynlere; gebelik dönemi öncesi, gebelik dönemi ve çocuklarını 18 yaşına getirene kadarki süreçte ihtiyaç duyabilecekleri 11 farklı kategoride, 500’den fazla uzmanıyla 7/24 güvenli online danışmanlık desteği sağlıyor. 

Kısa sürede değerini 10’a katladı

Kuruluşundan kısa süre sonra Alesta Yatırım’dan 3 milyon liralık tohum öncesi yatırım alan, ikinci yatırım turunda ise 10 milyon liralık değerlemeye ulaşan Kidolog, tamamlanan son yatırım turuyla birlikte ise 30 milyon TL’lik değerlemeye ulaşarak kısa sürede değerini 10’a katlamayı başarmıştı. Bugünlerde son yatırım turunu kapatmak için mevcut ve potansiyel yatırımcılarla nihai görüşmelerini gerçekleştiren Kidolog, bu yıl içinde de Endeavor BTF, Turkish Collective ve G4A Turkey programlarına seçilmiş; son olarak geçtiğimiz aylarda Türk Telekom iştiraki TT Ventures bünyesinde yürütülen girişim hızlandırma programı PİLOT’a kabul edilmişti.

Verilerin gizliliği ve korunması üzerine çalışmalar yapan Anonos, 50 milyon Dolar yatırım aldı

Veri gizliliği ve veri koruması için çözümler sunan Anonos, 50 milyon Dolar yatırım aldı. GT Investment Partners tarafından yönetilen tura Aon katıldı.

Anonos, şirketlerin daha fazla ticari veya normal hayatta değer yaratmak için ihtiyaç duyduğu korumalı verileri kesintisiz, öngörülebilir şekilde tedarikini güçlendirerek çalışanların daha etkili ve daha verimli hale getirmesine yardımcı oluyor. Artık veri odaklı olmanın önündeki engelleri kaldırıp geleneksel veri gizliliği ve güvenliği çözümlerinin bıraktığı boşlukları doldurabiliyor.

Girişim, müşterileri için Data Embassy programını kullanıyor. Bu platform, iş hedeflerinin doğru ve daha hızlı anlaşılmasına yardımcı olarak güvenilmeyen ortamlarda verilerin güvenli bir şekilde işlenmesini sağlıyor.

Anonos’un eş CEO’su Gary LaFever, “Veriye dayalı kuruluşlar, gizlilik ve güvenlik kısıtlamaları nedeniyle veri varlıklarını tam olarak kullanamadılar” dedi. “Diğer satıcılar bu sorunu çözmeye çalıştı, ancak Anonos’un Veri Elçiliği üzerine 10 yıllık Ar-Ge çalışmalarının, erişilebilir ancak uyumlu ve kesintisiz veri tedarik zincirlerine bağlı olan kuruluşlar için oyunun kurallarını değiştirdiğine inanıyoruz. Teknolojinin verilmiş 26 uluslararası patenti ve 70’den fazla ek patent varlığı, bizi yeni bir iş yürütme düzeyine taşıyan bu finansmanın bel kemiğini oluşturuyor.”dedi.

Anonos’un eş-CEO’su ve başkanı Ted Myerson, “Data Embassy, ​​veri koruma ve veri kullanımı arasındaki dengeyi ortadan kaldıran tek teknoloji.” dedi.

50 milyon Dolar aldığı yeni turla beraber Anonos’un aldığı toplam yatırım 70 milyon Dolar oldu. Yeni yatırım, girişimin pazardaki farklılığını vurgulayıp belirlediği hedeflere ulaşmak ve daha hızlı çözümler sunmak için kullanılacak.

İnsan kaynakları için yenilikçi çözümler sunan Skuad, 15 milyon Dolar yatırım aldı

Şirketlerin dünya genelinde herhangi bir çalışanı kolayca işe almasına yardımcı olan Skuad, Seri A turunda 15 milyon Dolar yatırım aldı. Yatırım turuna Güneydoğu Asya merkezli risk sermayesi fonu ve ABD’li stratejik bir yatırımcı tarafından yönetilirken Beenext ve Anthemis‘in katılımıyla gerçekleşti.

2019 yılında Singapur’da kurulan girişim, sadece aynı ülkede değil uluslararası işçi alımlarında işe alım sürecini kolaylaştırmak için kuruldu. Kurulduğu günden bugüne kadar girişimin odaklandığı nokta, işverenlerin piyasa düzenlemelerindeki değişiklikler, uluslararası maaş bordroları ve uzaktan işe alım gibi süreci zora sokan sorunlar için şirketlere birbirinden faklı çözümler sunmak oluyor. Skuad’ın iş arayan kişiler için de özel çözümleri bulunuyor. İş arayan kişiler, girişimin sunduğu uygulamayla aradığı işi kolayca bulabiliyor.

Skuad, şirketlerin 160’ın üzerinde ülkede yerel kurallara uyum sağlayıp herhangi bir şirket kurmadan çalışanları işe almaya ve onlara ödeme yapmaya aracılık ediyor. Sadece bunlarla kalmayıp farklı ülkelerdeki çalışanlara özel avantajlar ve sigorta seçenekleri de sunuyor. Platformu kullanan şirketlerin büyük bir kısmının teknoloji ve danışmanlık hizmeti verdiği belirtiliyor.

Girişimin kurucusu Sundeep Sahi, “Uzaktan ekipler kurmak veya başka bir ülkede işe alım yapmak için bir yan şirket kurmanız, tüzel kişi olarak varolmanız, yerel banka hesapları açmanız, yerel istihdam yasalarından haberdar olmanız ve yerel insan kaynakları, hukuk ve bordro ekipleri kurmanız gerekiyor. Bu süreç genellikle yıllarca olmasa da aylar sürüyor ve binlerce dolarlık bir yatırım gerektiriyor.” dedi.

İnsan kaynaklarına yardımcı olan platform,  işe alma ve işe alım süreçlerini detaylı analiz ederek genişletmek için teknik görüşmeleri otomatikleştiren veri odaklı bir yetenek değerlendirme platformu olan Codejudge’ı satın alacağını açıkladı.

Skuad’a 350’nin üzerinde iş veren kaydoldu. Girişim, 34 ülkeden 94 farklı şirkete uluslarası ekip kurma konusunda yardımcı oluyor.  Ayrıca platformun hedefleri arasında 2027 yılına kadar global çapta uygulamayı kullanarak 1 milyon kişinin uluslararası çalışmasını sağlamak da bulunuyor.

Gıda teknolojisi üzerinde çalışmalar yapan Nourish Ingredients, 28.6 milyon Dolar yatırım aldı

Biyolojik çalışmalar yaparak hayvansal temelli olmayan yağlar üreten Nourish Ingredients, düzenlenen Seri A yatırım turunda 28.6 milyon Dolar yatırım aldı. Horizons Ventures liderliğinde düzenlenen tura Sequence Ventures ve Hostplus katıldı.

Girişim, gıda teknolojisi sektöründe alternatif proteinlerin geleneksel etten daha iyi koku, tat ve pişirme özelliklerine sahip olmasını sağlayan katı ve sıvı yağları geliştirmeye odaklanan birkaç girişim arasında yer alıyor. Girişime göre bu yağların tadının mükemmel olması pazarda önemli bir faktör sayılıyor ve bunu sağlayarak rakiplerinden kolayca sıyrılmayı başarıyorlar. Nourish’in gelişmesinde en çok yardımcı olan şey, birbirinden farklı müşterilere ulaşma ihtiyacıydı.

Nourish Ingredients’ın kurucu ortağı ve CEO’su James Petrie, “Bu tarz gıdaların ilerleyen süreçte daha fazla gelişeceğini düşündüğümüz için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sadece veganlara ve vejeteryanlara değil aynı zamanda et odaklı beslenen kişilere de ulaşarak bu tarz yiyeceklere dönüş yapmalarını sağlamayı amaçlıyoruz.” dedi.

Petrie, girişimin bilim ışığında geliştirilen ürünleri doğru olacak noktaya getirmeyi planladıklarını ve yeni yatırımdan önce önemli noktalara ulaşmak istediğini söyledi. Gıda teknolojisi odaklı girişimin geçen sene 11 milyon Dolar yatırım aldığı da biliniyor. Yeni yatırımla beraber Nourish, toplamda 40 milyon Dolar yatırım alarak değerlemesini artırdı. Girişimin yeni değerinin ne kadar olduğu ise açıklanmadı.

Nourish, ilk günden beri geliştirdiği ürünlerini yemeklerin içerisine koyarak pişirme sonucunda ortaya çıkan verileri analiz ediyor. Yeni yatırımla beraber girişimin hali hazırdaki ürünlerini üretmeye devam etmesi ve yeni ürünler geliştirip bunları analiz ederek kullanıma uygun olanlarını piyasaya sürmesi planlanıyor.

Otonom araç teknolojileri geliştiren yerli girişim Leo Drive, TIER IV’dan yatırım aldı

2015 yılında sürücüsüz araç teknolojileri üzerinde çalışmalar yapmaya başlayan Leo Drive, dünyanın en büyük açık kaynak sürücüsüz araç yazılımı projesi olan Autoware ekosisteminin kurucularından olan, Japonya merkezli TIER IV‘dan yatırım aldı. Samet Kütük ve Armağan Arslan liderliğinde kurulan yerli girişim, sürücüsüz araç teknolojisi geliştirme için tek noktadan çözümler sunuyor.

Teknolojinin gelişmesiyle beraber birçok iş alanında insanların hayatına yardımcı olacak çalışmalar yapılıyor. Sürücüsüz (otonom) araç teknolojileri de bu çalışmaların başında geliyor. Toplu taşıma, lojistik ve teslimat gibi alanlarda otonom araçlarla varlık göstermek isteyen girişimler ve kurumlar, sürücüsüz araç geliştirmenin yüksek maliyeti ve teknoloji konusunda henüz gerekli yeterliliğe sahip olmamaları nedeniyle pazara girişte sorunlar yaşıyor. Leo Drive, tam da bu anda devreye giriyor. 

“Sürücüsüz araç teknolojisi geliştirme için tek noktadan çözümler”

Yerli girişim, ölçeklenebilirlik ve güvenilirlik odaklı sürücüsüz araç teknolojileri üzerinde çalışıyor. Geliştirdikleri donanım ve yazılım çözümleriyle beraber araç üreticilerinin sürücüsüz araç teknolojilerini hızlı ve kolay şekilde platformlarına adapte etmeleri sağlanıyor. Uçtan uca geliştirilmiş açık-kaynaklı yapısının yanı sıra, Autoware ekosisteminin gücünü arkasına alıyor olması ile pazardaki rakiplerinden kolaylıkla ayrılabiliyor.

Leo Drive’ın sürücüsüz araç dönüştürme kitleri, rakiplerinin uyguladığı black box yaklaşımının (sistemle ilgili herhangi bir bilgi verilmeden yapılan işlemler) yerine geliştirme sürecini müşterileriyle birlikte şeffaf şekilde ilerletiyor. 

Girişim, teknoloji şirketleri, araç üreticileri ve sürücüsüz araç filolarıyla B2B ve B2C servis vermeyi amaçlayan müşterileri için uçtan uca sürücüsüz araç teknolojisi geliştiriyor. Leo Drive’ın amacı, yazılım ve donanımı bir araya getirerek tasarım, geliştirme ve entegrasyon faaliyetlerini sürücüsüz araç teknolojisiyle kullanılabilir hale getirilmesi için müşterilere bütüncül çözümler sağlamak oluyor. 

Yerli girişim, ilk yatırımını Japon sürücüsüz araç teknolojisi lideri TIER IV’dan aldığını ilk kez egirişim’de açıkladı. Yatırım turuyla beraber Leo Drive, yatırımın büyük kısmını, başlatılmak üzere sırada olan projelerinde çalışacak Autoware geliştirme ekibini genişletmek için kullanacak. Yatırımın geri kalan kısmının ise bir ürün ekibi oluşturmakta ve Leo Drive’ın daha hızlı büyüyebilmesi için girişimin kurumsal yönetimini güçlendirmekte kullanılması planlanıyor.

CGV Mars Cinema Group’un ülkemizdeki sinemaları, Paribu Cineverse ismiyle faaliyetlerini sürdürecek

Türkiye’nin alanında öncü teknoloji şirketi ve lider kripto para işlem platformu Paribu, kültür sanat alanındaki desteklerine bir yenisini daha ekledi. Paribu, Türkiye’nin en büyük ve en nitelikli sinema zincirini çatısı altından barındıran CGV Mars Cinema Group ile işbirliği gerçekleştirdi. 

CGV Mars Cinema Group’un 30 şehirdeki 778 salonu “Paribu Cineverse” adıyla hizmet verecek. Yeni sinema evrenini yaratmak üzere bir araya gelen Paribu ve CGV Mars Cinema Group, sinemanın büyüsünü yeniden sinemaseverlere yaşatmayı ve teknolojinin getireceği tüm yenilikleri sinemaya aktarmayı hedefliyor. 

“Sektöre büyük katkı sağlayacağımız bir birliktelik olmasını hedefliyoruz”

CGV Mars Cinema Group ile gerçekleştirilen bu iş birliğinin sektöre büyük katkı sağlamasını hedeflediklerini belirten Paribu CEO’su Yasin Oral şu açıklamalarda bulundu: “Paribu olarak, bizi geleceğe taşıyan değerlerin korunması, geliştirilmesi ve herkes için erişilebilir olması gerektiğine inanıyoruz. Bu sebeple bir teknoloji firması olarak sorumluluk alıyor ve bu alanlara katkıda bulunuyoruz. Sinema da bizim için yeni bir alan değil. Pandemiden bu yana desteklerimizle sinemanın yanında yer aldık. Kurduğumuz iş birlikleri ile ulusal ve uluslararası yapımların sinemaseverlerle buluşmasına destek olduk. Şimdi de sektörün en büyük oyuncusu CGV Mars Cinema Group ile birlikte sinemanın büyüsünü ve değerlerini koruyarak yarının sinemasını yaratmak için adım atıyoruz. Bu açıdan kurduğumuz iş birliği bizim için çok kıymetli. Sinema sektörü başta olmak üzere herkes için faydalı olmasını diliyoruz.”

“Yeni dönemde güçlenerek büyüyeceğiz”

Paribu ile kurulan yeni birlikteliğin hem sektöre hem de Türkiye’ye katkı sağlayacağına inandığını söyleyen CGV Mars Cinema Group CEO’su Jong Min Jung, yeni sponsorlukla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Yeni yol arkadaşımız Paribu ile birlikte 5 seneye yayılan kapsamlı bir sponsorluk süreci başlıyor. Bu birliktelik için hepimiz çok heyecanlıyız. Yarının dünyasını ve aynı zamanda kültür sanat alanını sahiplenen Paribu’nun yeni iş ortağımız olmasından dolayı büyük bir mutluluk duyuyoruz. Önümüzdeki süreç, ‘yeni sinema evreni’ni oluşturduğumuz bir süreç olacak. Yeni festivallerle ve yeni projelerle sektöre katkıda bulunacağımız yeni dönemde güçlenerek büyüyeceğiz.”

Ürün tedarik zincirine yardımcı olan Makersite, 18 milyon euro yatırım aldı

Malzeme ve tedarik zincirlerini yapay zekayla destekleyen Makersite, düzenlenen seri A yatırım turunda 18 milyon euro yatırım aldı. Hitachi Ventures liderliğinde düzenlenen yatırım turuna KOMPAS ve Planet A katıldı.

Almanya merkezli girişim, yapay zekayı kullanarak şirketlerin ürünlerle alakalı verilerini malzeme ve tedarik zinciriyle entegre ederek çeşitli raporların kolayca hazırlanmasını sağlıyor. Makersite ile birlikte şirketlerin maliyetlerinin en aza indirilmesi ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşması amaçlanıyor.

Girişimin müşterileri arasında Microsoft, Vestas, Cummins ve Procter & Gamble gibi alanında lider şirketler bulunuyor.

Makersite CEO’su Neil D’Souza, “Maliyet, uyumluluk, risk veya sürdürülebilirlik zorluklarını çözmede uzmanlaşmış birçok şirket var. Sorun şu ki, her biri silolarda oturuyor ve kullandıkları veriler bu alanlarda çalışan insanlara özel oluyor. Bizim çözümümüzü farklı kılan da bu nokta oluyor. Uzmanlaşmamış kişiler için de birden fazla sonucu analiz ederek karar alma konusunda onlara yardımcı oluyoruz. Bu alanda ilk ve benzersiz bir yapıya sahibiz.” dedi.

D’Souza’nın belirttiği veri tabanı, Makersite’ın ürün modeli ve tedarik zincirlerini otomatik olarak oluşturması için bağlamsal ilişkileri tanımlamasına olanak tanıyor. Modeller, yalnızca bir ürünün neyden yapıldığını değil, madencilik kaynaklarından fabrika zeminine kadar her bileşenin nasıl üretildiğini de kapsıyor.

Girişim, yeni yatırımını artan müşteri portföyüne yönelik çözümlerinin desteğini sürdürmek için kullanmayı planlıyor. Makersite, çalışan önümüzdeki 12 ay içinde çalışan sayısını yaklaşık 40’tan 100’ün üzerine çıkarırken, D’Souza, özellikle ABD ve Avrupa’da pazarlarındaki işlerini büyütmek için şirketin satış ve pazarlama ekiplerini oluşturmaya odaklanacağını söylüyor. Entegrasyon tarafında, Makersite bilgisayar destekli tasarım platformlarında maliyet ve çevresel öngörüler sağlamak için Autodesk gibi yazılımlarla ortak çalışıyor.

Apple, Uzamsal Ses Teknolojisi’ni Mercedes-Benz ile araçlara getiriyor

Teknoloji devi Apple, geliştirdiği Uzamsal Ses Teknolojisi’ni Mercedes-Benz ve Universal Music Group ile beraber araçlarda kullanıma sunmaya hazırlanıyor. Ses teknolojisi, 2021 yılında tanıtılarak hayatımıza giriş yaptı.

Dolby Atmos tarafından desteklenen yenilikçi ses teknolojisi, Apple’ın iPhone, iPad, Mac modelleriyle beraber AirPods, H1 ve W1 çip setli Beats kulaklıklarında etkinleştirildi. Apple Music’teki Uzamsal Ses, daha sonra Android cihazlar için de geliştirilerek Android kullanıcılarıyla buluştu.

Mercedes-Benz sahipleri “gold standard of sound” yani “altın ses standardı” adını verdiği abonelik sistemine belirli bir ücret karşılığında erişebiliyor. Mercedes-Benz kullanıcılarının araçlarında bu özelliği kullanabilmeleri için iki farklı özelliğe sahip olması gerekiyor. Bunlar, aylık 9,99 dolar değerindeki Apple Music aboneliği ve Burmester 3D ve 4D ses sistemi ile donatılmış bir Mercedes-Benz oluyor. Burmester 3D ses sisteminin 4.550 dolar değerinde iken 4D ses sisteminin değeri 6.730 dolar olarak açıklandı.

Apple Music ve Beats yöneticisi Oliver Schusser, “Ses kalitesi Apple Music için oldukça önemlidir. Bu yüzden Apple Music’te Uzamsal Ses’i ilk kez arabalarda kullanılabilir hale getirmek için Mercedes-Benz ile çalıştığımız için çok heyecanlıyız” dedi.

Anlaşmayla beraber Apple’ın otomobil pazarı için hala çalışmalarını sürdürdüğü ve beraberinde yatırım yapmaya devam ettiği görülüyor. Uzamsal Ses Teknolojisi ilk olarak Mercedes-Benz’in Dolby Atmos ve Apple Music destekleri araçlarında yer alacak. Bu teknolojiye ilk olarak sahip olacak içten yanmalı motora sahip modeller, Mercedes-Maybach S-Class, the Mercedes-Benz S-Class iken elektrikli modellerin ise EQE sedan, EQE SUV, EQS sedan ve EQS SUV olduğu açıklandı.

Temiz enerji kullanarak şarj istasyonları oluşturan Fastned, Schroders Capital’den 75 milyon Euro yatırım aldı

Güneş ve rüzgar enerjisi kullanarak elektrikli araçlara şarj istasyonu kuran Fastned, Schroders Capital tarafından 75 milyon Euro yatırım aldı. Yatırımla beraber Schroders Capital, Fastned’ın %10.61‘lik hissesine sahip oldu.

2012 yılında kurulan Fastned, Hollanda, Almanya, İngiltere, Belçika, Fransa ve İsviçre’de 215 hızlı şarj istasyonuyla elektrikli araç sahiplerine hizmet veriyor. Amsterdam merkezli girişim, sürücülerin yola çıkmadan önce araçlarını yalnızca 15 dakikada şarj edebileceği hızlı şarj sistemini bünyesinde barındırıyor.

Temiz enerji odaklı girişimin misyonu arasında elektrikli araç sürücülerinin daha özgür olarak hareket edebilmeleri ve elektrikli araçlara geçiş sürecini hızlandırmak yer alıyor.

Fastned CEO’su Michiel Langezaal: “Fastned olarak uzun vadeli bir yatırımcı olarak Schroders Capital’e hoş geldiniz demekten memnuniyet duyuyorum. Bu yatırım, Fastned’e yalnızca ağımızı daha da genişletmek için bütçe sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bir sonraki büyük adımımızı atma fırsatı da sağlıyor. 2030’a kadar hedefimiz 1.000 istasyona sahip olmayı planlıyoruz. Ayrıca, işimize ve sektörümüze uzun vadeli bir bakış açısıyla bakıyoruz. Büyümemizi aktif olarak desteklemekte yanımızda olan Schroders Capital’in büyük kurumsal sürdürülebilir altyapı yatırımıyla da yeni bir aşamanın başlangıcını işaret ediyor. Sürdürülebilir bir geleceğe ve enerji bağımsızlığına yönelik fosil yakıtların aşamalı olarak kullanımdan kaldırılması sürecini hızlandırma sürecinde rol oynama kararları, çalkantılı enerji piyasaları ile ekonomik ve jeopolitik belirsizliğin olduğu bir zamanda mükemmel bir hamle oluyor. Bunu memnuniyetle karşılıyorum.” dedi.

Fastned tarafından yapılan açıklamaya göre yatırımla beraber mevcut istasyonların kapasitelerinin artırılması, şarj istasyonu ağının büyümesi ve devletle ilgili ihalelere daha fazla kaynak eklenmesi planlanıyor.