Ana Sayfa Blog Sayfa 986

Boğaziçi’li öğretim görevlisi düşünebilen robot üzerinde çalışıyor

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Emre Uğur ve ekibi, çocuklar ve bebeklerin öğrenme sürecine benzer bir süreç izleyerek robotlara bazı davranış biçimleri öğretiyor. Bu yöntemle öğrenen ve karşıdaki kişinin davranışları hakkında hayal gücü geliştirip robotların geliştirilmesi amaçlanıyor.

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Emre Uğur ve ekibi, robotların duyu, motor ve bilişsel yetilerini geliştirmesine odaklanan araştırmalarına son sürat devam ediyor. Avrupa Birliği Horizon 2020 kapsamında robotların bilişsel gelişimi üzerine çalışan Emre Uğur ve ekibi, Fransa, Almanya, Avusturya ve İspanya’dan 5 üniversitenin dahil olduğu projeye liderlik ederek, endüstriyel ortamlarda akıllı ve öğrenen robotları nasıl geliştiririz ve onlardan nasıl faydalanırız konusunu araştırıyor. Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde robotik araştırmalarını bir adım ileriye taşıyan ekip, “Başkalarının Hedeflerini Hayal Eden Bilişsel Robotlar’’ başlığıyla, robot öğrenme ve hayal etme yetileri üzerine odaklanıyor.

Robotlar, bebekler gibi öğreniyor

Uğur, gelişimsel psikolojiyle birlikte çalışarak gelişimsel robotik alanında robotların çocukların davranışlarından ilham alarak çeşitli eylemlere yönelmesi üzerine çalışıyor. Projede çocuklar ve bebeklerin öğrenme sürecine benzer bir süreç izlenerek robotlara bazı davranış biçimleri öğretiliyor. Bu yöntemle robotların karşıdaki kişinin davranışları hakkında hayal gücü geliştirip çeşitli çıkarımlarda bulunması hedefleniyor.

Yrd. Doç. Dr. Emre Uğur, insanların hayal ettiği şekliyle, filmlerde görebildiğimiz yapay zekâlı robotların henüz olmadığını ama çok da uzak olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Günümüzde artık yürüyen, koşan robotlar görüyorsunuz. Ancak robotların akıllı olmaları ve her işe koşabilmeleri için gerekli olan ortamı anlayabilme ve akıl yürütüp bir şeyler yapabilme yetenekleri hala emekleme döneminde. Robotlara belli konular verebiliyorsunuz. Örneğin “Şu yemeği pişir,” diyebiliyorsunuz. Fakat yemek yapmayı öğrenen robot sadece yemek yapıyor. Araba sürmeyi öğrenen robot sadece araba sürüyor. Ama bir garson robot düşünelim mesela… İnsanlarla iletişim kuracak, onların siparişini alacak, sonrasında belli bir plan yapıp verilen tabağı bir yerden bir yere götürecek. Götürürken önüne çıkan daha önce öngörmediği engelleri, sorunları ya da yeni istekleri idare edecek. Henüz böyle bir robot yok. Ancak belli amaçlar doğrultusunda eğitilmiş robotlar ümit vaat ediyor. Mesela araba sürüyor. Senaryoları öğreniyor, kendisi öğreniyor ve yine de yapıyor. Aslında ilginç olan tabii, öğrenme senaryolarını robota kodlarken aklımıza gelmeyen, ama robotun kendi öğrenme süreci sırasında kendiliğinden keşfettiği şeyleri yapabilme ihtimali” dedi.

Öğrenen robotlarla, en çok yaşlılar ve engelliler alanında fark yaratacağız

“Bilişsel Robotik” ve “Bilişsel Süreçleri Öğrenen Robotik” alanlarında çalışan Emre Uğur, araştırmalarını robotların manipülasyonu üzerine olduğunu belirtiyor. Çalıştığı projenin yaşlılar ve engelliler alanında fark yaratacağını söyleyen Uğur, “Gelişimsel psikolojiyle birlikte çalışarak gelişimsel robotik alanında çocuklara benzer robotlar yapmaya çalışıyoruz. Bu proje en çok yaşlılar ve engelliler gibi gruplarla kullanılabilir. Çünkü robot, bireyin yapamadığı ve yapmak istediği şeyi tahmin edip tamamlayabilir. Bununla birlikte benzer bilişsel özellikleri taşıyan robotların çok farklı ortamlara, mesela fabrikalara da yerleştirilmesi ve çok daha esnek üretim süreçlerinde insanlarla birlikte çalışması da önemli araştırma ve geliştirme alanlarından. Burada amaç, nasıl bir insan karşısındaki başka bir insanın elleri dolu olduğu için kapağı açamadığında gidip yardım ediyorsa; robotun da onu tahmin edip kapağı açabilmesi. Ama burada önemli nokta aynı bilişsel mekanizmaları kullanarak bir cismi kaldırmaya çalışıp başaramayan bir insan gördüğünde gidip cismin diğer ucunu tutarak kaldırmasına yardımcı olmak gibi davranışlar sergileyebilmesini istiyoruz. Bu olduğunda yapay zekânın ya da akıllı robot çalışmalarının emeklemeyi bırakıp hafif hafif adım atabilmeyi başladığından bahsedebileceğiz” dedi.

Google, Android tablet satışını bırakıyor

Tabletler, Android’in en zayıf halkalarından biri olarak kabul ediliyor. Görünüşe bakılırsa Google da bağlarını Android tabletlerden koparmak üzere.

Google, Android sitesindeki “tabletler” bölümü kaldırarak sessiz sedasız tablet işini bıraktı. Belki de Cuma günü kimsenin fark etmeyeceğini ve pazartesi gününe kadar eski bir haber olacağını düşündüler ancak Android zabıtaları suçüstü yakaladı.

‘Tabletler’ sekmesi dün oradaydı ama bugün yok.

2016 yılında tabletler ‘ölü‘ olarak adlandırılıyordu. Ancak bunu söylemek için oldukça erken olduğunu görüyoruz, çünkü daha geçtiğimiz yıl 160 milyondan fazla tablet satışa çıktı. Yine de tabletlerin ne kadar yaşamını sürdürdüğü tartışmaya açık.

Google, tablet dünyasında Android’in iOS’un yerini alabilecek tatmin edici bir alternatif olması için çok mücadele etti. Bu hareketle de netbook’larının şüpheli (ancak kazançlı) mirasını devraldığı Chrome OS’i tercih ettiğini göstermiş oldu. Android’in OS ile uyumluluğunu artırmak için de çalışıyorlardı. Bu yüzden şirketin geri çekilmesine çok da şaşırmamalıyız.

Satışlar da önemli oranda düştü, çünkü pek az kişi, kendi özelliklerden değil, sadeliği ve kullanım kolaylığı sebebiyle aldıkları bir cihazı, bir üst modelle değiştirme ihtiyacı duydu. Örneğin ben de, bir iPad kullanıcısı olarak, üzerine onlarca model çıkmasına rağmen yıllar önce aldığım ilk modellerden biri olan tabletimi hala değiştirmeye gerek görmüyorum.

Amazon’daki ucuz Kindle tabletler ise bir nebze de olsa çoğaldı. Bu durum muhtemelen ebeveynlerin, çocuklarının vakit geçirmesi için bu tip ucuz tabletlere yönelmesinden kaynaklanıyor.

Google’ın bu işi bırakması Android tabletlerin sonu olduğu anlamına gelmiyor elbette. Samsung, Amazon ve diğer birkaç şirket tarafından üretilmeye devam edecek, içlerinden güzel modeller de çıkacak. Ancak Google tabletleri satmayacaksa, muhtemelen özellik ve destek açısından öncelik vermeyecek.

Neyse ki tabletlerde, akıllı telefonlardaki gibi yeni özellik çılgınlığı olmadığı için son model Galaxy Tab’inizin Google Assistant gibi havalı yeniliklere sahip olmamasının bir önemi yok. Birkaç oyun oynamanıza, Pocket makalelerinizi saklamanıza ve Netflix izlemenize imkan sağlayacak. Bu civarlarda ucuz bir şeyler daima erişilebilir olacak, ancak Google için bu defter tümüyle kapanmış gibi görünüyor.

Bir gelişme olduğu takdirde buradan yine haber vereceğiz.

Apple, hükümetlerin App Store’daki uygulama kaldırma taleplerini şeffaflık raporuna ekledi

Apple yıllık olarak yayınladığı, hakkında detaylı bilgi ve verileri içeren şeffaflık raporunda aldığı yeni karar ile kalite ve güvenini artırmayı hedefliyor. Artık gelecekte yayınlayacağı şeffaflık raporlarında hükümetlerin App Store‘daki bazı uygulamaları kaldırma taleplerine de yer verecek.

Bu yıl 1 Temmuz – 31 Aralık tarihleri arasını kapsayan ve 2019’da vadesi dolacak olan raporda, uygulama kaldırma taleplerinden ilk kez detaylı bir şekilde bahsedilecek.

Hem Apple’ın faaliyetlerinin hem de dünya genelindeki hükümetlerin isteklerinin iç yüzünü anlamamız daha da kolaylaşacak. Gelecekteki raporlarda, şirkete uysa da uymasa da, App Store’dan herhangi bir uygulamayı kaldırmayı talep eden hükümetten de ayrıntılı bir şekilde neden böyle bir istekte bulunduğundan bahsedilecek.

Bakalım bu karar Apple ile hükümetler arasında nasıl bir krize yol açacak, ya da İnsanların sunulan şeffaflık ile hükümetlere karşı bakış açısı nasıl değişicek bunu zamanla göreceğiz.

Facebook, kullanıcıların bildirdiği şüpheli haberlerin doğrulaması için Teyit.org ile iş birliği yaptı

Facebook’un sahte haberlerin platform içinde yayılmasını önlemek için 10’dan fazla ülkede uyguladığı üçüncü taraf haber doğrulama programı, Türkiye’de teyit.org iş birliğiyle hayata geçiyor. Siz bir facebook gönderisini “Bu gönderiyle ilgili görüşlerini bildir” dedikten sonra “Asılsız Haber“e tıklayıp “Gönder”e bastıktan sonra, bundan sonraki süreci teyit.org yönetecek.

Temmuz 2017’de dünyanın önde gelen medya kuruluşlarından Poynter’in bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Doğruluk Kontrolü Ağı International Fact-checking Network tarafından yayınlanan İlkeler Kılavuzu’nu (Code of Principles) tanıyarak imzacısı olan teyit.org, sahip olduğu sertifikasyon ile Facebook’un üçüncü taraf doğrulama programının Türkiye uygulayıcısı oluyor. Programın başlamasıyla birlikte teyit.org, Facebook’taki şüpheli bulunan haberleri inceleyecek, haberlerin bulgularını kontrol edecek ve doğruluğunu tespit edecek.

Üçüncü taraf haber doğrulama nasıl çalışıyor?

Facebook iş birliği içerisinde Türkiye’de uygulamaya giren üçüncü taraf haber doğrulama programı, üç aşamalı süreçten geçerek kullanıcıların sahte haberlere karşı bilgilendirilmesini sağlarken asılsız haberlerin erişimlerinde büyük oranda düşüş yaşanacak. Ayrıca sürekli olarak sahte haber paylaşan haber siteleri ve Facebook sayfalarının içerikleri daha az dağıtılacak ve bu sayfalar para kazanma ve reklam verme özelliklerinden faydalanamayacak.

Haberlerin doğrulanması

Türkiye’deki Facebook kullanıcıları şüphelendiği haberleri işaretleyerek incelenmesi talebiyle Facebook’a bildirecek. Facebook’un şüpheli haber havuzuna dahil olan içerikler, doğrulanması için teyit.org’a iletilecek. Bu içerikler teyit.org’un editörleri tarafından incelenecek. İncelenen içerikler elde edilen delillerle birlikte bir analize dönüştürülerek tekrar kullanıcıyla paylaşılacak. Facebook kullanıcıları uygulamaya yeni güncelleme gelene kadar yalnızca platformda karşılaştığı haber sitelerinin linklerini “asılsız haber” olarak işaretleyebilecek.

Girişimciler için yeni kuluçka programı: Marmara Üniversitesi Ön Kuluçka Merkezi

Türkiye’de girişim hızlandırma programları ve kuluçka merkezlerinin arttığı günümüzde, Marmara Üniversitesi de ön kuluçka programı, Marmara Üniversitesi Ön Kuluçka Merkezi’ni duyurdu.

Son başvuru: 10 Haziran 2018 Pazar

Her alandan girişimcilerin başvurabileceği ön kuluçka merkezinin ilk döneminin başvuruları 10 Haziran 2018 Pazar günü sona eriyor. Bu ön kuluçka programına fikir, MVP veya prototip aşamsındaki girişimciler başvurabilir.

Başvurusunu yapan girişimler, öncelikle bir ön görüşmeye davet edilecekler. Bu ilk elemeyi geçen girişimlerden bir sunum yapmaları istenecek. Bu sunum sonrasında Marmara Üniversitesi Ön Kuluçka Programı’na kabul edilen girişimler, başlangıcı eğitim, sonraları mentorluk ağırlıklı olacak olan 6 aylık bir programa alınacaklar. Temmuz ayında başlayacak olan eğitimler, 31 Aralık 2018 tarihine kadar sürecek. Bu sürecin sonunda ise bir Demo Day etkinliği olacak.

Başında Mehmet Onarcan gibi çok değerli bir ismin olduğu kuruluş olan Mentors Network Turkey ile yürütülen bu ön kuluçka programının Demo Day’ine girişimcilik ekosisteminden melek yatırımcılar ve yatırımcı kuruluşlar davet edilecek.

Marmara Üniversitesi, girişimcilerden hisse alınmıyor veya yatırımda bulunmuyor.  Seçilecek olan girişimler, önceden ya da mevcut durumda başka bir kuluçka ya da hızlandırma programında da olabilirler.

Marmara Üniversitesi Ön Kuluçka Merkezi‘ne bu bağlantıdan başvurunuzu yapabilirsiniz. Henüz resmi web sitesinin kurulumu tamamlanmadı. Başvuruları Google Docs üzerinden topluyor. Yakında bağlantılı olduğumuz bu programın gelişmelerini bizim üzerimizden takip edebilirsiniz.

Google’ın dosya yönetim uygulaması Files Go, Xiaomi App Store üzerinden Çin’de yayınlandı

Google’ın Android cihazlar için dosya yönetim uygulaması Files Go isimli uygulamasını çıkardıktan sonra yavaş ve istikrarlı sürdürdüğü Çin stratejisine devam ediyor. Files Go, geçen yıl piyasaya sürülmüştü ancak bugün Çin pazarına Xiaomi App Store girdi.

Files Go, kullancılarına cihazlarında yer kazanmaya ihtiyaç duydukları zaman bazı dosyaların silinmesini önererek depolama alanlarını korumada yardımcı oluyor. Uygulama internet bağlantısı olmadan dosyaları bulup diğer aygıtlarla paylaşma imkanı da sunuyor. Kesintisiz bir internet bağlantısı gibi, bir cihazda yeterli boş alanı tutmak, cihazın verimli ve hızlı çalışması açısından kritik bir öneme sahip. Files Go uygulamasının da aslında amacı tam olarak bu.

Files Go Android telefon kullanımının yaygın olduğu Hindistan için tasarlanmıştı, ancak uygulamaya olan ilgi artınca tüm dünyada piyasaya sürüldü. Nitekim, Google’ın ‘Next Billion‘ ekibinin üretim müdürü Josh Woodward, TechCrunch’a verdiği röportajda ABD’nin uygulama için en büyük üçüncü pazar olduğunu söyledi.

Küresel talep göz önüne alındığımızda Google’ın uygulamayı yeni stratejilerini denediği Çin’ getirmesi oldukça mantıklı. Google Play Store Çin’de yasak olması sebebiyle dağıtım için Google üçüncü parti app store’larla çalışıyor. Bu üçüncü parti app store’lar arasında Tencet, Xiaomi, Huawei ve Baidu bulunuyor. Bu tecrübe şüphesiz ki Google’a Çin piyasası hakkında bilgi sahibi olma imkanı verecek.

Google hizmetleri ülkede yasaklanmış olsa da geçen yıl Google Translate‘in dönüşü ve bu haftaki ARCore‘ın çıkışından sonra Files Go Çin’de piyasaya sürülen üçüncü ürün oldu.

ASUS’tan kripto para madenciliği yapanlara özel yeni anakart: ASUS H370 Mining Master

Kripto para madenciliği bilgisayarınızın işlemci ve ekran kartı gücünü kullanarak bitcoin üretmenize olanak sağlayan bir sistem. Haliyle günlük kullandığımız teknolojik cihazların yazılımları böyle gelişmiş bir teknoloji için yetersiz kalıyor. Var olan teknolojilerin maliyetleri ise astronomik boyutlara çıkabiliyor. Bunu mümkün kılabilmek için ise lider yazılım şirketleri yeni olanaklar arıyor. Buna en son örnek ise ASUS’tan geldi. Şirket, kripto para madenciliği donanımlarına özel bir anakart ürettiğini açıkladı.

ASUS H370 Mining Master

  • Geliştirilen ürün 20 adet ekran kartı slotuyla Ethereum üretimini destekliyor.
  • Var olan ekran kartlarının çalışma ve hasar durumları ile ilgili detaylı bilgiler sunuyor.
  • Ekran kartları sürekli kontrol edilebilir hale geliyor.
  • Makinenizi korumak için daha az zaman harcanması, daha fazla madencilik demek.
  • Kullanım özelliklerine ek olarak bir takım kripto para özellikleri barındırıyor.

Bahsedilen anakartların 2018’in üçüncü çeyreğinde satışına başlanması düşünülüyor. Ayrıca kartların fiyatının ise 100 dolar civarında olması planlanıyor. Eğer bu gerçekleşirse pek zahmetli olan kripto para madenciliğinin maliyetleri azalacak ve gittikçe popülerleşecek.

200 milyon doların üzerinde satışı gerçekleşmiş 4 Türk girişimi

Herkesin hayalidir, bir girişim kurup büyütüp, sonrasında tüm hisselerinin satışını gerçekleştirmek. Bu satış kelimesini startup ekosisteminde “Exit” terimiyle de sık sık görebilirsiniz.

Türkiye’de büyüklü küçüklü rakamlarla satışı gerçekleşen girişimler olsa da, birazdan aşağıda isimlerini sayacağımız 4 girişim, 200 milyon doların üzerinde bir miktarla hisselerinin tamamını global markalara toplamda 1 milyar doların üzerinde sattı.

Bu satışların gerçekleşmesi, yabancı yatırımcıların bakışlarını Türkiye’ye çevirdiğini söyleyebiliriz. Biz Türkiye olarak yeni girişimlerimizle, yapılan yatırımlarla henüz emekleme aşamasındayız. Düşe kalka öğreniyor, bu tür satışlar ile yeni adımlar atıyoruz. Önemli olan yabancı sermayenin bu ülkeye girmesi, gözlerin bu topraklara çevrilmesi. “Demek Türkiye’den de böyle girişimler çıkabiliyor?” sorusunu sordurmamız en güzel örneklerden biri olarak verilebilir.

Yemeksepeti: 589 milyon dolar

2001 yılında Nevzat Aydın, Melih Ödemiş, Gökhan Akan, Cem Nufusi tarafından kuruldu. 14 yıllık bir sürecin ardından 589 milyon dolara Delivery Hero‘ya satıldı.

Gram Games: 250 milyon dolar

2012 yılında kurulan Kaan Karamancı ve Mehmet Ecevit tarafından kuruldu. 5 yıllık bir sürecin sonunda 2018 yılında 250 milyon dolara Zynga‘ya satıldı.

GittiGidiyor: 217.5 milyon dolar

2000 yılında Serkan Borançılı, Burak Divanlıoğlu, Tolga Kabataş tarafından kuruldu. 2011 yılında dünyanın en büyük eticaret sitelerinden eBay‘e 217,5 milyon dolara satıldı.

Markafoni: 200 milyon dolar (%71 hissesi)

2008 yılında Sina Afra, Tolga Tatari ve Ahmet Emre Sarı tarafından kuruldu. 2011 yılında Allegro tarafından %71 hissesi 200 milyon dolara satın alındı.

Biz de Yemeksepeti, Gram Games, Gittigidiyor ve Markafoni kurucularını tebrik eder, yeni girişimcilere ilham olmasını dileriz.

Ön muhasebe programı Paraşüt’e yeni eklenen özellikler’i Sean Yu anlattı

Şirketlerin finansal operasyonlarını ofislerine bağlı kalmadan yönetmelerini sağlayan ön muhasebe programı Paraşüt, yeni eklenen özellikleriyle KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerini daha verimli yönetmelerine imkan tanıyor.

Yaptıkları tüm çalışmalarla KOBİ’leri ön muhasebenin yükünden kurtarmak ve yalnızca işiyle ilgilenen mutlu patronlar haline getirmek istediklerini vurgulayan Paraşüt Kurucu Ortağı ve CEO’su Sean Yu, yeni eklenen özellikleri şu sözlerle anlattı:

Teklif Yönetimi Modülü en önemli yeniliklerimizden biri. Bir KOBİ’nin gün içerisinde sıkça tekrarladığı teklif oluşturma süreci artık Paraşüt’e entegre hale geldi. KOBİ’ler bu özellik sayesinde tekliflerini hazır şablonlar ile kolayca oluşturabilecek, paylaşabilecek ve onaylanan teklifleri tek tıkla faturaya dönüştürebilecekler.

Kritik Stok Özelliği ile de stok takibi özelliğimizi zenginleştirmenin ilk adımı attık. Bu özellik sayesinde işletmeler Paraşüt’e kayıtlı ürünleri için kritik stok seviyesi belirleyip stokları belirledikleri seviyenin altına düştüğünde de e-posta ile anında bilgilendiriliyorlar. Bu özellik ile artık kullanıcılarımız, stoklarında ürün kalmaması nedeniyle satış kaçırmıyorlar.

Ürünleri Fotoğraf ve Barkod ile Ekleme Özellikleri de stok takibi için attığımız önemli adımlardan biriydi. İşletme sahipleri bu özellikler ile ürünlerini fotoğraflarından tanıyarak ya da barkod okuyucu kullanarak kolayca bulabiliyorlar.

Diğer bir yeniliğimiz de üretim modülü entegrasyonumuz Fabrikatör. Bu entegrasyon sayesinde ham maddeden son ürüne kadar tüm üretim süreçlerinin takibi artık kolayca yapılabiliyor. Kullanıcılarımız, Paraşüt hesabını Fabrikatör uygulamasına bağlayarak, her ürüne özel üretim reçetesi hazırlayabiliyor. Kaydettikleri reçeteleri sayesinde tek tıkla üretim yapabiliyorlar. Üretilen ürün stoka eklenirken kullanılan ham madde de stoktan otomatik olarak düşürülüyor.

Bu özelliğimiz ile üretim yapan ve mamul ile son ürün stoklarını takip eden işletmeler için büyük bir fayda sağlamış olduk.

Stok takibi konusundaki son değişikliğimiz de yeni yayına aldığımız irsaliyeler menüsü oldu. Bu özelliğimiz ile kullanıcılarımız artık faturalarını irsaliyeli ya da irsaliyesiz şekilde oluşturabiliyor. Daha farklı ihtiyaçlara çözüm sunabilmek için irsaliye menümüzü geliştirmeye devam edeceğiz.

Türkiye’deki işletmelerin %99,8’i ve istihdamın %73’ünü oluşturan KOBİ’lerin rekabette güçlenebilmeleri Türk ekonomisi için çok önemli. Bu dönüşüm süreçlerinde işletmelere destek vermek için her gün ekibimizle birlikte yeni özellikler geliştirmeye devam ediyoruz.”

Metlife Foundation Türkiye sahnesine çıkan 11 fintech startup

MetLife Foundation ve Village Capital tarafından, BUBA desteğiyle düzenlenen “MetLife Foundation Financial Health Forum Türkiye”, Türkiye’deki düşük-orta gelirli ailelerin ve KOBİ’lerin finansal refahını iyileştirmek, kredi ve diğer kaynaklara erişimlerini arttırmak amaçlı ürünler geliştiren 11 erken aşama FinTech girişimini bir araya getirdi.

Programın sonunda, Tekkredi ve Microfon girişimleri ile, MetLife Foundation’dan 10 bin‘er dolar ödül kazandı.

31 Mayıs’ta düzenlenen etkinlik, finansal refah üzerine çalışan start-up’ları desteklemek için Polonya, Ukrayna, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye‘yi kapsayan 4 etaplı bir program kapsamında gerçekleştirildi. Dördüncü ve son forum ise önümüzdeki aylarda Ukrayna’da düzenlenecek.

MetLife Foundation Financial Health Forum Türkiye’de sahne alan 11 fintech startup:

  • Akaunting: Küçük işletmelere ve serbest meslek sahiplerine yönelik ücretsiz, açık kaynaklı ve çevrimiçi muhasebe yazılımıdır.
  • ComPay: Bankalar, üye işyerleri ve müşterileri entegre bir sistemde bir araya getirerek finans deneyimlerini genişletmenin daha iyi bir yolunu yaratır.
  • Fongogo: Yaratıcı projeler ve start-up’lara hibe olarak ve hisse karşılığı fon toplayan bir kitle fonlama(crowdfunding) platformudur.
  • Kiraplus: Ev sahipleri, kiracılar, emlak komisyoncuları ve emlak yöneticilerini bir araya getirerek kiralama sürecinde stresi ve riski azaltan, farklı ödeme yöntemleri geliştiren ve sigorta ürünleri sunan bir dijital platformdur.
  • Kredico: Şirketlerin vadeli satış yapmadan önce müşterilerinin ya da iş ortaklarının risklerini ölçebileceği, kullanıcı dostu bir kredi notu platformudur.
  • Manim: Banka hesaplarını birleştiren ve ERP (kurumsal kaynak planlama) yazılımlarını senkronize eden benzersiz bir platformdur.
  • Microfon: Öğrencilerin bireysel bağışçılar ve bankalar üzerinden finansal ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olan bir kitle fonlama platformudur.
  • Miks: Küçük ve orta ölçekli yatırımcıların, şimdiye kadar sadece kurumsal yatırımcılara açık olan portföy yönetimi hizmetlerinden yararlanmasına olanak sağlayan yenilikçi bir yatırım platformudur.
  • Nakitex: Kullanıcıların mağazalar, kafeler, perakende satış noktaları gibi yerlerden nakit çekebilmesini sağlayan bir mobil uygulamadır.
  • Paym.es: Kullanıcılara bir dizi soru sorarak ürün almalarına ve satmalarına yardımcı olan, anında mesajlaşma uygulamalarıyla bir arkadaşla sohbet etmek kadar kolay kullanılan güvenli bir chatbot’tur.
  • Tekkredi: Borç konsolidasyonu için kişileri bankalarla bir araya getiren, risk temelli sigorta üzerine odaklanan bir kredi platformudur.

Katılan 11 fintech startup, yaklaşık 40 başvuru arasından ölçeklenebilme potansiyeline göre seçildi. Girişimciler, Village Capital’ın başarılı işletmelerin ölçeklendirilmesi ve yatırım sermayesi bulmasına odaklanan “VIRAL Çerçeve” uygulamasına dayalı iki günlük eğitimden geçtiler. Girişimciler mentorlar, yatırımcılar ve MetLife’ın üst düzey yöneticileri gibi sektör uzmanlarından rehberlik aldılar. Forumun öncesinde ise, İstanbul’da dokuz MetLife gönüllüsü tarafından start-up’lara iş modeli geliştirme, piyasaya çıkma stratejisi ve paydaş çekim planı oluşturma konularında danışmanlık verildi.