Ana Sayfa Blog

Yemeksepeti’nin yeni CEO’su Esra Ünlüaslan oldu

Esra Ünlüaslan, 28 Eylül 2026 tarihi itibarıyla Yemeksepeti CEO’su olarak göreve başladı. Kariyeri boyunca e-ticaret, distribütörlük, finans ve danışmanlık alanlarında strateji, büyüme ve dönüşüm çalışmalarına liderlik eden Ünlüaslan, kapsamlı deneyim ve birikimini Yemeksepeti’ne taşıyacak.

Strateji ve büyüme alanlarındaki deneyimini Yemeksepeti’ne taşıyor

Esra Ünlüaslan, Türkiye’de online yemek siparişinin öncüsü ve en sevilen markası olan Yemeksepeti’nin 25 yıllık birikiminden güç alarak şirketin yeni büyüme döneminde hizmet kalitesini ve kullanıcı deneyimini daha da ileriye taşımaya odaklanacak. Yemeksepeti’ne katılmadan önce Amazon Türkiye’de pazaryeri satış, ihracat ve teslimat deneyimi alanlarında genel müdür olarak görev yapan Ünlüaslan, pazaryerindeki satıcı tabanının ve ürün çeşitliliğinin büyütülmesine ve işin kârlılığa ulaşmasına liderlik etti. Amazon Türkiye, bu dönemde teslimat hızı bakımından Amazon’un Avrupa operasyonları arasında ilk sıraya yükseldi.

Kariyerine Goldman Sachs’ın New York ofisinde döviz piyasaları analisti olarak başlayan Ünlüaslan, ardından Boston Consulting Group’ta yönetim danışmanlığı yaptı. CPF Türkiye’de strateji genel müdürlüğü ve Borusan Cat Türkiye’de strateji, büyüme ve inovasyon direktörlüğü görevleri üstlenerek farklı sektörlerdeki liderlik deneyimini geliştirdi.

“Sevilen bir markayı yeni fırsatlara taşıyacağız”

Yeni görevine ilişkin değerlendirmede bulunan Yemeksepeti CEO’su Esra Ünlüaslan, şunları söyledi:

“Yemeksepeti’ne tarihinin böylesine önemli bir dönemecinde katıldığım için çok mutluyum. Türkiye’de milyonlarca insanın günlük hayatının bir parçası olan, sevilen ve dijital yenilikleriyle tanınan bir markaya liderlik edecek olmak benim için büyük bir heyecan. Önceliğimiz, kullanıcılarımızın ihtiyaçlarını daha iyi anlayarak onlara her siparişte güvenilir, kolay ve sorunsuz bir deneyim sunmak olacak. Aynı zamanda kurye iş ortaklarımızdan restoranlara, marketlerden diğer iş ortaklarımıza uzanan ekosistemimizin platformla birlikte sürdürülebilir şekilde büyümesini desteklemeyi hedefliyoruz. Yemeksepeti’nin güçlü ve yetkin ekibiyle, sağlam temellerimizden güç alarak yeni fırsatları değerlendirecek, inovasyonu hızlandıracak ve Türkiye genelindeki kullanıcılarımız ve iş ortaklarımız için daha fazla değer yaratacağız.”

Worcester Polytechnic Institute’ta ekonomi ve endüstri mühendisliği alanlarında lisans eğitimini tamamlayan Esra Ünlüaslan, MIT Sloan School of Management’ta MBA, Harvard Kennedy School’da ise uluslararası kalkınma alanında kamu yönetimi yüksek lisansı yaptı. Boğaziçi Üniversitesi’nde yönetim bilimleri alanında doktorasını tamamlayan Ünlüaslan, iki erkek çocuk annesi.

Bluecore Energy, Borusan Ventures’ın katıldığı turda 50 milyon dolar yatırım aldı

Borusan Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures, enerji alanındaki yeni teknolojilere yönelik yatırımlarını Bluecore Energy ile sürdürüyor. Şirketin Silverton Partners liderliğinde gerçekleşen 50 milyon dolarlık yatırım turunda Borusan Ventures’ın yanı sıra Slauson & Co, Harlem Capital Partners, Precursor Ventures, LMNT Ventures ve diğer VC’lerle melek yatırımcılar yer aldı. Yüzer platformlara modüler nükleer reaktörler geliştiren Bluecore, elektrik şebekesinin artan talebi karşılamakta yetersiz kaldığı bölgelerde kesintisiz ve düşük karbonlu enerji sağlamayı hedefliyor.

Defne Kocabıyık Narter: “Enerjinin geleceğini şekillendiren girişimleri destekliyoruz”

Borusan Ventures Kurucusu ve Başkanı Defne Kocabıyık Narter; “Sanayinin dönüşümü ve yapay zekânın yaygınlaşması, güvenilir ve düşük karbonlu enerjiye duyulan ihtiyacı artırıyor. Bu ihtiyacı karşılayabilecek farklı teknolojileri yakından takip ediyoruz, enerjiye erişimde yeni olanaklar sunan girişimleri destekliyoruz. Bluecore, uzun yıllardır kullanılan nükleer reaktör teknolojisini denizcilik altyapısıyla buluşturarak enerjiyi doğrudan ihtiyaç duyulan noktalara taşıyan yeni bir yaklaşım sunuyor. Borusan Grubu’nun endüstriyel deneyimi ve küresel iş ağının, bu tür teknolojilerin gelişimi için değerli bir kaynak olduğuna inanıyoruz. Bluecore yatırımımızı da enerji alanındaki dönüşümü erken aşamada izleme ve bu dönüşümde rol alma yaklaşımımızın bir parçası olarak görüyoruz.”

Bluecore Energy’nin Kurucusu ve CEO’su Kofi Asante ise; “70 yılı aşkın süredir kullanılan su soğutmalı nükleer reaktör teknolojisinden yararlanıyoruz. Ekibimizle bu teknolojiyi daha küçük bir ölçeğe uyarlayıp bir mavna üzerine taşıyoruz. Suda hızla devreye alınabilecek küçük modüler reaktörlerin seri üretimiyle, temiz enerjiyi çok daha geniş bir kesime ulaştırabileceğimize inanıyoruz.”

Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures, ABD ve Avrupa’da enerji, mobilite, lojistik, tedarik zinciri ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlardaki erken aşama girişimlere yatırım yapıyor. Borusan Ventures, Borusan Grubu’nun 82 yıllık endüstriyel deneyiminden yararlanarak global başarı ve uzun vadeli etki hedeflediği girişimlere stratejik destek sağlıyor, yeni pazarlara erişim imkânı sunarak büyüme fırsatları yaratıyor.

İhtiyaç duyulan noktaya taşınabilen kesintisiz enerji

Bluecore’un geliştirdiği sistem, küçük modüler reaktörlerin mavna gibi yüzer platformlar üzerinde konumlandırılmasına dayanıyor. Böylece enerji üretim üniteleri deniz yoluyla ihtiyaç duyulan bölgelere taşınabiliyor ve kıyıya yanaştırılarak elektrik sağlıyor. İlk sistemin yaklaşık 10 megavat kesintisiz güç üretmesi ve yakıt ikmali gerektirmeden yıllarca çalışabilmesi hedefleniyor. Tesislerin artan elektrik ihtiyacına göre yeni üniteler eklenerek kapasitesi artırılabiliyor.

Girişimin öncelikli hedefleri arasında limanlar, kıyıdaki sanayi tesisleri ve yapay zekâ veri merkezleri bulunuyor. Bu yaklaşım, yüksek miktarda ve kesintisiz elektriğe ihtiyaç duyan tesislere kendi enerji kaynaklarını sağlama imkânı sunarken, çevredeki şebekeler üzerindeki talep baskısını da azaltmayı amaçlıyor. Bluecore, daha uzun vadede yük gemilerine enerji sağlamayı da hedefliyor.

Bluecore’un geliştirdiği teknolojinin ilk uygulama sahası ABD’deki Long Beach Limanı olacak. İlk mavnasını ve test reaktörünü limana taşıyan şirket, mühendislik ve test çalışmalarını burada sürdürüyor. Yük elleçleme ekipmanları ve diğer liman operasyonlarının elektrifikasyonu nedeniyle önümüzdeki yıllarda elektrik ihtiyacının önemli ölçüde artması beklenen Long Beach Limanı, Bluecore’un deniz üstü nükleer enerji sisteminin gerçek operasyon koşullarında geliştirilmesi ve ölçeklenmesi açısından önemli bir başlangıç noktası konumunda bulunuyor.

Google, Android telefonlarla birlikte çalışan Googlebook’u ön siparişe açtı

Google, Android telefonlarla birlikte çalışmak üzere geliştirdiği yeni dizüstü bilgisayar kategorisi Googlebook’u duyurdu. Acer, ASUS, Dell, HP ve Lenovo tarafından üretilen ilk modellerin başlangıç fiyatı 899 dolar.

Ön siparişler açıldı; cihazlar 4 Ekim’den itibaren ABD’de satışa sunulacak. Türkiye için satış tarihi açıklanmadı.

Android ve ChromeOS teknolojilerini bir araya getiren Googlebook, telefonda başlanan bir işe bilgisayarda devam etmeyi kolaylaştırmayı hedefliyor. Kullanıcılar telefonlarındaki dosya ve fotoğraflara bilgisayardan erişebiliyor, Android uygulamalarını masaüstü penceresinde kullanabiliyor. Kurulum sırasında Wi-Fi ağları, kayıtlı şifreler ve mesajlar da cihazlar arasında aktarılabiliyor.

Googlebook’un öne çıkan özellikleri arasında Gemini entegrasyonu yer alıyor. Magic Pointer, ekrandaki içerikle ilgili Gemini’den yardım almayı; Rambler, sesli notları düzenli metinlere dönüştürmeyi sağlıyor. Kullanıcılar Create My Widget ile istedikleri masaüstü araçlarını doğal dille tarif ederek oluşturabiliyor. Cihazlar Chrome uzantılarını ve Android uygulamalarını destekliyor; geliştiriciler için terminal ve yalıtılmış bir Linux ortamı da sunuyor.

Google’a göre ilk modellerde 2,8K’ya kadar OLED ekran, 45 TOPS’un üzerinde işlem gücü sunan NPU ve 14 saate kadar pil ömrü seçenekleri bulunuyor. Satın alımlara 12 aylık Google AI Pro üyeliği dahil edilirken, Googlebook OS için 10 yıla kadar güncelleme desteği vaat ediliyor.

Teknoloji, girişim ve yatırım ekosistemi Terminal İstanbul’da buluştu

Atatürk Havalimanı Dış Hatlar’da kurulan Terminal İstanbul’un ev sahipliğinde düzenlenen ekosistemin buluştuğu programa; Meta, Google, AWS, Samsung, Microsoft, Trendyol, Rasmal Ventures, Techstars Istanbul, ASELSAN, ROKETSAN, Turkish Technology ve Disrupt başta olmak üzere teknoloji, girişimcilik ve yatırım ekosisteminin önde gelen şirket ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen Ekosistem İş Birliği İmza Töreni ile farklı paydaşlar arasındaki iş birlikleri güçlendirilirken, program networking buluşmasıyla devam etti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır; “Dünyanın önde gelen Ar-Ge ve teknoloji şirketleri de geleceğin teknolojilerine yön verecek öncü projelerini Terminal İstanbul’da geliştirecek; araştırma ve inovasyon faaliyetlerini girişimlerimizle kuracakları stratejik ortaklıklarla daha ileriye taşıyacak. Terminal İstanbul, dünyanın dört bir yanından gelen girişimci ve yatırımcıların Türkiye’nin sunduğu değer önerisinden en üst düzeyde istifade ettiği, yerli girişimlerimizin de küresel pazarlara açıldığı bir teknoloji ve girişimcilik platformu işlevi görecek. Şirketlerin değişen dünyaya ayak uydurabilmek için Ar-Ge ve inovasyon yatırımları, rekabet gücünü korumanın ve gelecekte var olmanın temel şartı olduğunu vurgulayan Bakan Kacır, güçlü bir girişimcilik ekosisteminin müreffeh bir Türkiye’nin anahtarı olduğunun altını çizdi.

Mehmet Fatih Kacır, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı

Bizler de Türkiye’den küresel ölçekte iddia sahibi teknoloji girişimlerinin doğmasını, büyümesini ve dünyaya açılmasını sağlayacak güçlü bir girişimcilik ekosistemi inşa etmeyi, daha müreffeh ve daha güçlü bir Türkiye’nin anahtarı olarak görüyoruz. Hedefimiz 2030 yılına kadar ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğması ve Turcorn’larımızın toplam değerlemesinin 100 milyar dolara ulaşmasıdır. Bu hedefe ulaşmamızı mümkün kılacak güçlü, dinamik ve küresel ölçekte rekabetçi bir girişimcilik ekosistemini kararlılıkla inşa ediyoruz.”

Terminal İstanbul Genel Müdürü Erkam Tüzgen; “İlişkiler yoğunlaştıkça, tarafların birbirini doğru okuyabilmesi her zamankinden önemli hâle geliyor. Oradaki kararların nasıl alındığını, güvenin nasıl kurulduğunu da bilmesi gerekiyor. İşte İstanbul’un yüzyıllardır yaptığı bir iş aslında bu. Bu kadar farklı dünyanın aynı şehirde buluşması, dragomanlık diye adlandırılan bir mesleği de doğurdu. Dragomanlar, o dönemin tercümanıydı ama kelimeleri tercüme etmekle kalmıyor, kültürü, niyeti, iş yapma biçimini de tercüme ediyorlardı. Ticaretin de dilini biliyorlardı, diplomasinin de. Tarafların birbirine güvenmesini sağlıyor, iş yapmayı kolaylaştırıyordu. Bugün girişimcilik ve teknoloji dünyasının da böyle bir dragomana ihtiyacı var. Ve Terminal İstanbul’u, bu dünyanın yeni dragomanı olarak görüyorum. Bugün bu ağın önemli bir adımını atıyoruz. 60’tan fazla paydaşımızla atacağımız iş birliği imzaları burada yapılacakların önemli bir göstergesi.Kuracağımız iş birlikleriyle, girişimciler, fikirlerini ürüne dönüştürmek için ihtiyaç duydukları desteğe burada daha kolay ulaşacaklar. Kuluçka ve hızlandırma programlarıyla, mentörlerle, yatırımcı buluşmalarıyla fikirden ürüne, üründen pazara giden yolu birlikte yürüyeceğiz.”

Konuşmalarının ardından program, ekosistemin farklı alanlarında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla devam etti.

Teknoloji ve girişimcilik ekosisteminde yeni iş birlikleri

Terminal İstanbul’un ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşma, teknoloji ve girişimcilik ekosisteminin farklı aktörlerini ortak bir platformda buluştururken; şirketler, girişimler, yatırımcılar ve teknoloji kuruluşları arasında yeni iş birliği fırsatlarının geliştirilmesine zemin hazırladı.

Etkinlik, Ekosistem İş Birliği İmza Töreni’nin ardından gerçekleştirilen networking ile sona erdi.

ROKETSAN, Yapay Zeka Hackathonu ile savunmanın geleceğine odaklanıyor

Türkiye’nin roket, füze ve mühimmat teknolojileri firması ROKETSAN tarafından, savunma endüstrisindeki öncü rolünü yapay zekâ alanına da taşıma hedefiyle düzenlenen Yapay Zekâ Hackathonu başladı.

Kritik teknolojilerde geliştirdiği yerli ve millî çözümlerle Türkiye’nin teknoloji bağımsızlığına katkı sağlayan ROKETSAN, yapay zekâyı geleceğin savunma sistemlerini şekillendirecek temel yetkinlik alanlarından biri olarak konumlandırıyor. Bu doğrultuda 25-27 Eylül tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen Hackathon; Edge AI, Machine Learning, LLM, otonomi ve veri bilimi gibi kritik alanlarda genç yetenekleri gelişim ve yarışma sürecinde bir araya getiriyor.

2 bin 457 başvurudan 72 genç yetenek Hackathon’da

ROKETSAN Yapay Zekâ Hackathonu’na yönelik üç haftalık başvuru sürecinde 2 bin 457 başvuru alındı. Temel kriterleri karşılayan bin 778 kişi, Hackathon öncesinde düzenlenen AI Workshoplarına davet edildi.

Üç gün süren workshoplarda katılımcılara LLM, bilgisayarlı görü ve otonom sistemler alanlarında uygulamalı ve etkileşimli eğitimler verildi. Eğitimlere günlük ortalama bin 250 tekil katılımcı dahil olurken, üç gün boyunca 950’nin üzerinde soru yöneltildi. Workshopların sonunda binin üzerinde katılımcıya sertifika takdim edildi.

Sürecin bir sonraki aşamasında 234 kişi İngilizce ve teknik sınav değerlendirmesine katıldı. Sınavların ardından 155 kişiyle ROKETSAN insan kaynakları ekipleri tarafından mülakat gerçekleştirildi.

Değerlendirme süreçlerinin sonunda belirlenen 72 genç yetenek, isimlerini ROKETSAN’ın ürünlerinden alan ÇAKIR, MAM-L, ŞİMŞEK, AKYA, ATMACA, BORA, SUNGUR ve TAYFUN takım isimleriyle 48 saatlik Hackathon sürecine katılmaya hak kazandı.

“Dünyanın takip ettiği teknolojileri geliştiren ROKETSAN olmayı hedefliyoruz”

ROKETSAN Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Yiğit, Hackathonun açılışında yaptığı konuşmada yapay zekânın savunma teknolojilerinin geleceğindeki rolüne dikkat çekti. Yiğit, yapay zekânın yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil, savunma sanayisinin geleceğini şekillendirecek temel yetkinlik alanlarından biri olarak ele alınması gerektiğini belirtti.

“Yapay zekayı ROKETSAN açısından yalnızca yeni bir teknoloji alanı olarak görmüyoruz. Biz yapay zekayı; tasarım süreçlerimizden üretime, test ve doğrulamadan lojistiğe, karar destek sistemlerinden geleceğin savunma sistemlerine kadar bütün değer zincirimizi dönüştürebilecek stratejik bir kabiliyet olarak görüyoruz. Hedefimiz, önümüzdeki dönemde ROKETSAN’ı yapay zekâ teknolojilerini en ileri seviyede kullanan savunma şirketlerinden biri olmanın ötesinde, yapay zeka alanında özgün teknolojiler geliştiren küresel bir teknoloji oyuncusu haline getirmek. Bugün geldiğimiz noktada ise hedefimizi daha da ileri taşımak zorundayız. Artık yalnızca dünyanın geliştirdiği teknolojileri takip eden değil, dünyanın takip ettiği teknolojileri geliştiren bir ROKETSAN hedefliyoruz. Bunun için güçlü mühendislik altyapımıza yeni bir güç daha eklemeliyiz: yapay zeka. Ama burada çok önemli bir noktayı özellikle vurgulamak istiyorum. Yapay zeka alanında başarının anahtarı yalnızca en iyi algoritmaya sahip olmak değildir. Asıl fark yaratacak olan, doğru problemi seçebilmek, doğru soruyu sorabilmek farklı disiplinleri bir araya getirebilmek ve geliştirdiğimiz teknolojiyi gerçek hayattaki bir ihtiyaca dönüştürebilmektir.”

Kurumların gerçek gücünün yalnızca sahip olduğu tesisler veya üretim altyapısı olmadığının altını çizen Prof. Dr. Yiğit, asıl gücün, var olan altyapıyı geleceğe taşıyacak insan kaynağı olduğunu, bu nedenle ROKETSAN olarak genç yeteneklerle buluşmayı stratejik bir öncelik olarak gördüklerini sözlerine ekledi.

Yapay zekâ farklı boyutlarıyla ele alındı

ROKETSAN Yapay Zekâ Hackathonu’nun açılış etkinliğinde, ROKETSAN’ın yapay zekâ alanındaki vizyonu ve bu alandaki yaklaşımı katılımcılarla paylaşıldı.

Etkinlik kapsamında ayrıca yapay zekânın savunma teknolojilerindeki geleceği, güvenilir yapay zekâ sistemleri, mühendislik ve kariyer perspektifleri farklı oturum ve konuşmalarla ele alındı.

ROKETSAN’ın yanı sıra sektör, akademi ve teknoloji ekosisteminden uzman isimler; “Yapay Zekâ ve Otonomiyle Yeni Nesil Sistemler: Güvenilirlik, Karar Üstünlüğü ve Mühendisliğin Geleceği”, “Laboratuvardan Operasyonel Ortama: Güvenilir AI Sistemleri Nasıl İnşa Edilir?”, “Geleceğin Sistemlerini İnşa Edenler: Savunma Teknolojilerinde AI Kariyeri” ve “Yapay Zekâ Çağında Mühendis Olmak: Küresel Örnekler ve Önümüzdeki Fırsatlar” başlıklı oturum ve konuşmalarda görüşlerini paylaştı.

48 saat boyunca gerçek problem senaryoları üzerinde çalışacaklar

Hackathon kapsamında 72 genç yetenek, 48 saat boyunca gerçek bir problem senaryosu üzerinde çalışacak. Katılımcılar bu süreçte ROKETSAN’ın teknik mentorlarının desteğiyle ekipler halinde projelerini geliştirecek.

Program, yalnızca bir yarışma olarak değil, workshoplar, eğitimler, paneller, teknik çalışmalar, mentor desteği ve gerçek problem senaryolarını bir araya getiren kapsamlı bir yetenek gelişim süreci olarak tasarlandı.

ROKETSAN Yapay Zekâ Hackathonu kapsamında ortaya konulan çalışmalar jüri tarafından değerlendirilecek. Dereceye giren takımlar, kapanış töreninde “ROKETSAN Yapay Zekâ Ödülü” başta olmak üzere çeşitli özel ödüllerin sahibi olacak.

ROKETSAN, Hackathon ile bir yandan yapay zekâ alanındaki nitelikli insan kaynağını keşfetmeyi ve yapay zekâ odaklı yetenek havuzunu genişletmeyi, diğer yandan genç yetenekleri savunma sanayisinin gerçek ihtiyaçlarıyla buluşturmayı hedefliyor.

Yerli oyun stüdyosu Circle Games, Tencent liderliğinde 25 milyon dolar yatırım aldı

İstanbul merkezli mobil oyun stüdyosu Circle Games, Tencent liderliğinde gerçekleşen Seri A yatırım turunda 25 milyon dolar yatırım aldı. Tura mevcut yatırımcıları BITKRAFT Ventures ve e2vc de katıldı. Şirketin bugüne kadar aldığı toplam yatırım 32.25 milyon dolara ulaştı.

Göktürk Balıkçı, Mustafa Özdemir, Mehmet Ay ve Arda Özarslan tarafından kurulan Circle Games, mobil bulmaca oyunları geliştiriyor. Ekibin ilk oyunu Sort Express.

Girişim, Temmuz 2025’te BITKRAFT Ventures liderliğinde 7,25 milyon dolarlık tohum yatırımı almıştı.

Tohum turunun ardından gelen 25 milyon dolarlık Seri A yatırımı, Circle Games’in ilk oyunu etrafındaki büyüme sürecinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. BITKRAFT Ventures ortağı Jasper Brand’in aktardığına göre stüdyo, henüz piyasaya çıkmamış tek bir oyun prototipinden sekiz haneli gelir elde eden canlı bir oyuna ilerledi.

Girişim, yeni yatırım turuyla Sort Express’i küresel ölçekte büyütmeyi ve mobil bulmaca oyunları portföyünü geliştirmeyi planlıyor.

Revolut ve N26’nın eski çalışanlarının kurduğu Quartz, 2.75 milyon pound yatırım aldı

Londra merkezli finansal teknoloji girişimi Quartz, Daphni liderliğindeki tohum öncesi yatırım turunda 2,75 milyon sterlin yatırım aldı. Girişim, kullanıcıların farklı hesaplara dağılmış birikim ve yatırımlarını tek yerden görmelerini sağlayan yapay zekâ destekli bir uygulama geliştiriyor.

2025 yılında André Silva ve Mateus Mesquita Alves tarafından kurulan Quartz’ın yatırım turuna Daphni’nin yanı sıra Outward VC ve K Fund katıldı. Melek yatırımcılar arasında Kantox’un kurucu ortağı Philippe Gelis ile N26 ve Kraken’da ürün yöneticiliği yapmış Gilles BianRosa da yer aldı. Silva daha önce Revolut’un küresel genişleme çalışmalarını yönetirken Alves, N26’da yatırım ürünlerinden sorumluydu.

Quartz; emeklilik, tasarruf ve yatırım hesaplarındaki bilgileri bir araya getirerek kullanıcılara finansal durumlarının bütününü göstermeyi hedefliyor. Uygulamadaki Charlie adlı yapay zekâ asistanı ise kullanıcıların portföylerini anlamalarına, çeşitlendirme ve vergi verimliliği gibi konuları değerlendirmelerine yardımcı oluyor.

Girişimin üzerinde durduğu başlıklardan biri, yapay zekânın finansal bilgilerle çalışırken hata yapma riskini azaltmak. Quartz’a göre finansal hesaplamaları dil modeli yerine bu iş için geliştirilmiş araçlar gerçekleştiriyor; yapay zekâ ise sonuçları kullanıcıya açıklıyor. Belirsiz durumlar insan incelemesine yönlendiriliyor.

Quartz, Birleşik Krallık Finansal Davranış Otoritesi tarafından hesap bilgisi hizmeti sağlayıcısı olarak yetkilendirilmiş durumda. Bu yetki, kullanıcıların finansal verilerini bir araya getirip bu verilere dayalı içgörüler sunmasına olanak tanıyor. Girişim şu aşamada düzenlemeye tabi yatırım danışmanlığı hizmeti vermiyor. Şirket, gerekli izinleri almasının ardından sunduğu hizmetleri genişletmeyi planlıyor.

Londra, Barselona ve Porto’da çalışan 10 kişilik ekip, uygulama için davetiyeyle katılım sağlanan bir bekleme listesi açıyor. Quartz’ın uzun vadeli hedefi, kullanıcıların finansal durumlarını anlamalarından başlayarak izinlere bağlı biçimde daha kapsamlı danışmanlık ve işlem olanaklarına uzanan bir ürün geliştirmek.

Disera, TSKB’nin ana yatırımcı olduğu Türkiye Yeşil Fonu’ndan 10 milyon dolar yatırım aldı

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan sağlanan kaynakla kurulan Türkiye Yeşil Fonu’nun 10 milyon dolar tutarındaki üçüncü yatırımını Disera‘ya gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan ve doğa pozitif üretime katkı sunan bu yatırımla Disera’nın yeşil dönüşüm ve büyüme stratejilerinin desteklenmesi hedefleniyor.

Türkiye Yeşil Fonu ile Türkiye’nin kalkınma planı doğrultusunda büyüme ve gelişme potansiyeli taşıyan alanlarda katma değer sağlayan firmalara orta-uzun vadeli yatırımlar yaparak sera gazı salımlarının azaltılması ile Türkiye ekonomisinin yeşil ve kapsayıcı dönüşümü amaçlanıyor. AB Yeşil Mutabakatı kapsamına giren sektörlerde faaliyet gösteren verimli üretim süreçlerine sahip firmaların çevre dostu üretimi desteklenirken eş zamanlı olarak Türkiye Yeşil Fonu ile sermaye piyasalarının iklim finansmanı odağında derinleşmesinde ve çeşitlenmesinde etkin rol üstlenilerek özel sermayenin harekete geçirilmesi hedefleniyor.

30 yılı aşkın tecrübesiyle tıbbi malzeme sektörünün önde gelen oyuncularından biri olan Disera, bu ortaklık kapsamında karbon ayak izini azaltmaya, yenilenebilir enerji kullanımını artırmaya, üretim verimliliğini geliştirmeye ve atık ile su yönetimini güçlendirmeye yönelik projeleri hayata geçirecek. Yatırım aynı zamanda, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Hedefi doğrultusunda sanayide yeşil dönüşümün kapsayıcı bir anlayışla hızlandırılmasına yönelik önemli bir adım niteliği taşıyor.

Anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar; “75 yılı aşkın süredir ülkemizin ve sanayimizin çok yönlü kalkınması için pek çok ilke imza atmanın gururunu yaşadık. Bunlardan birini de kalkınma ve yatırım bankacılığı alanındaki uzmanlığımızı birleştirerek kurduğumuz Türkiye Yeşil Fonu oluşturuyor. Dünya Bankası ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizin önemli bir adımı olan Türkiye Yeşil Fonu kapsamında ortak çalışmalarımızı güçlendirirken, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik katkımızı da kararlılıkla artırıyoruz. Disera ile sağladığımız bu iş birliğinin, sanayimizin yeşil dönüşümüne ivme kazandırmanın yanı sıra tıbbi cihaz düzenlemeleri prensiplerine uygun çevre dostu ürünlerle toplum sağlığını da ileriye taşımaya yönelik bir adım olduğuna inanıyoruz. Bu kıymetli anlaşmanın Disera başta olmak üzere tüm paydaşlarımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.”

Türkiye Yeşil Fonu’nun Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye yaptığı yatırımın şirketin sürdürülebilirlik vizyonuyla güçlü bir uyum içinde olduğunu belirten Disera A.Ş. Genel Müdürü Kenan Deniz Büyükakman; “Bu yatırım, sürdürülebilir üretim ve büyüme hedeflerimize duyulan güvenin önemli bir göstergesidir. Türkiye Yeşil Fonu ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde çevresel etkimizi azaltırken üretim ve ihracat kapasitemizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.”

Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel; “Bu yatırımla Disera’nın büyüme hedeflerine katkı sağlarken enerji ve kaynak verimliliğinin artırılmasını, çevresel etkinin azaltılmasını ve sürdürülebilirlik yaklaşımının şirketin gelecek dönem yatırımlarında daha da güçlendirilmesini hedefliyoruz. Disera yatırımının, sağlık sektöründe büyüme ve yeşil dönüşümün birlikte ilerlemesine yönelik önemli bir örnek teşkil edeceğine inanıyoruz.”

Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean-Christophe Carret; “İklim eylemi ve sürdürülebilir büyüme için özel sektör sermayesinin harekete geçirilmesi, Türkiye’nin yeşil dönüşümünün hızlandırılması açısından kritik önem taşımaktadır. Türkiye Yeşil Fonu aracılığıyla Disera’ya yapılan yatırım, yenilikçi finansman mekanizmalarının şirketlerin çevresel ayak izlerini azaltmalarına yardımcı olurken aynı zamanda rekabet güçlerini artırabileceğini, istihdam yaratabileceğini ve kapsayıcı büyümeyi destekleyebileceğini göstermektedir. Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefine katkı sağlayan ve sağlık sektöründe daha sürdürülebilir üretim uygulamalarının yaygınlaşmasını destekleyen bu iş birliğini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırımın yeşil ve dayanıklı kalkınma alanında özel sektör tarafından yapılacak ilave yatırımları teşvik etmesini ümit ediyoruz.”

Hâlihazırda Disera’nın yatırımcısı olan Azimut LCP I Özel Sermaye Fonu adına değerlendirmelerde bulunan Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar; “Portföy yönetim sektörünün en büyük bağımsız şirketi olan Azimut Portföy’de, alternatif yatırım fonlarını da stratejik önceliklerimiz arasına aldık. Yönetmekte olduğumuz 13 milyar ABD doları varlık büyüklüğü yanında, alternatif fonlarda da kısa sürede 1 milyar ABD doları büyüklüğe ulaşmayı hedefliyoruz. Türkiye’de özel sermaye alanındaki stratejik ortağımız Lycian Capital Partners ile kurduğumuz LCP I GSYF, 3 milyar TL’yi aşkın fon büyüklüğüne ulaşırken, Fon’un ilk yatırımı olan Disera’nın bugüne kadar sergilediği performans, Azimut Grubu’nun Türkiye reel sektörüne ve özel sermaye piyasasına duyduğu güveni daha da pekiştirdi. TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu’nu Disera’nın yeni yatırımcısı ve ortağımız olarak aramızda görmekten büyük memnuniyet duyuyor, bu ortaklığın Disera’nın büyüme yolculuğuna ivme kazandıracağına inanıyoruz.”

Son olarak Lycian Capital Partners Yönetici Ortağı Gökhan Arıkoç ise şunları ekledi: “Lycian Capital olarak önceliğimiz, portföy şirketlerimize uzun vadeli ve sürdürülebilir değer katmak. Yeşil dönüşümü de değer yaratma stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Disera’yı kendi alanında küresel bir oyuncu haline getirme hedefimizde, TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu gibi vizyonumuzu paylaşan güçlü bir kurumsal yatırımcıyı ortaklarımız arasına katmaktan memnuniyet duyuyoruz.”

Trendyol’dan premium alışverişte yeni deneyim: Trendyol Luxe

Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, teknoloji altyapısı ve geniş marka ekosisteminden aldığı güçle alışveriş deneyimini farklı müşteri beklentilerine göre çeşitlendirmeyi sürdürüyor. Bu yaklaşımın yeni adımı olarak hayata geçirilen Trendyol Luxe, “Lüksün Yeni Yolu” söylemiyle Trendyol uygulaması içerisinde tasarım dili ve marka dünyasıyla ayrışan özel bir alan sunuyor.

Trendyol Luxe’ün kullanıcı deneyimi, klasik ürün listeleme yaklaşımının ötesinde seçki ve keşif odaklı olarak tasarlandı. Markalara özel sayfalar, kombini tamamlama deneyimi, daha güçlü içerik standartları ve editoryal yaklaşım sayesinde kullanıcılar yalnızca aradıkları ürüne değil, markaların dünyasına ve farklı stil önerilerine de ulaşabiliyor.

“Trendyol’daki alışveriş deneyimini zenginleştiriyoruz”

Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, Trendyol Luxe’e ilişkin şunları söyledi: “Trendyol olarak teknolojiyi yalnızca alışverişi kolaylaştıran bir araç değil, kullanıcıların ihtiyaçlarını daha iyi anlayarak onlara farklı deneyimler sunmamızı sağlayan temel güçlerden biri olarak görüyoruz. Günümüzde kullanıcılarımızın beklentileri de değişiyor; yalnızca ürüne ulaşmak değil, keşfetmek, markanın dünyasını tanımak ve kendilerine özel bir deneyim yaşamak istiyorlar. Trendyol Luxe tam da bu anlayışla, teknoloji altyapımızla destekleyerek hayata geçirdik. Kişiselleştirme 2.0’ olarak tanımladığımız yeni aşamada, kullanıcıların yalnızca ne aradığını değil, ne keşfetmek isteyebileceğini de anlamaya odaklanıyoruz. Luxe’te de bu teknoloji gücünü içerik ve keşifle bir araya getirerek daha kişisel ve ilham veren bir alışveriş deneyimi oluşturmayı amaçlıyoruz. Önümüzdeki dönemde marka ve ürün dünyamızı genişletirken, içerik ve teknoloji yatırımlarımızla Luxe deneyimini geliştirmeye ve farklı ilgi alanlarına göre özelleştirmeye devam edeceğiz. İlerleyen aşamalarda ise bu deneyimi uluslararası kullanıcılara da açarak Türkiye’nin tasarım gücünü daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefliyoruz.”

Trendyol Luxe’ün kullanıcıların alışık olduğu Trendyol deneyimi üzerinden inşa edildiğini belirten Trendyol Ticari Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Özge Anlı ise; “Trendyol Luxe ile global markaları ve Türkiye’nin güçlü tasarım markalarını; giyimden aksesuara, ayakkabı ve çantadan kozmetiğe uzanan geniş bir ürün dünyasında kullanıcılarımızla buluşturuyoruz. Kullanıcılarımız yeni bir uygulamaya geçmeden, alışık oldukları Trendyol kolaylığı içinde bu dünyayı keşfedebiliyor. ‘Lüksün Yeni Yolu’ yaklaşımıyla, premium alışverişi daha fazla keşif ve içerikle zenginleştiriyoruz.”

Trendyol Luxe; giyim, aksesuar, ayakkabı, çanta, kozmetik, ev ve elektronik kategorilerindeki 400’den fazla dünya markasından imza seçkiler ve 200 bini aşkın ürün seçeneğini kendine özgü bir keşif dünyasında sunuyor.

TİTRA Teknoloji’den mini insansız helikopter: DUMRUL

Pasifik Teknoloji‘nin savunma sanayii iştiraki TİTRA Teknoloji, geliştirdiği çok amaçlı mini insansız helikopter sistemi DUMRUL ile Portekiz’de düzenlenen REPMUS 2026 tatbikatına katılıyor.

Portekiz Donanması liderliğinde gerçekleştirilen REPMUS 2026; Porto Üniversitesi Mühendislik Fakültesi (FEUP), NATO CMRE, NATO JCGMUS ve Avrupa Savunma Ajansı’nın (EDA) eş organizatörlüğünde düzenleniyor. 25 Eylül’e kadar devam edecek tatbikatta DUMRUL, çok uluslu müşterek harekât ortamında gerçekleştirilen uçuşlu görev senaryolarında yer alıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde görev yapan DUMRUL’un tatbikat kapsamında farklı sistemlerle koordineli görev gerçekleştirme, ortak komuta-kontrol yapılarına dahil olma ve görev verilerini müşterek yapı içerisinde kullanabilme kabiliyetleri test ediliyor.

TİTRA Teknoloji tarafından ALPİN İnsansız Helikopteri ile sahada elde edilen deneyimler ve kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen DUMRUL, farklı operasyonel ihtiyaçlara uyarlanabilecek bir hava platformu olarak tasarlandı.

Elektrikli tahrik sistemi sayesinde düşük akustik iz sunan DUMRUL; otonom uçuş kabiliyeti, dikey kalkış ve iniş yeteneği, kompakt yapısı ve farklı görev yüklerine uyarlanabilen mimarisiyle öne çıkıyor. Platform, gece ve gündüz keşif-gözetleme ile hedef tespit görevlerinde kullanılabiliyor.

DUMRUL’un farklı görev ihtiyaçları için geliştirilen silahlı konfigürasyonları da bulunuyor. Platformun 6’lı bombaatar, havan mühimmatı ve Roketsan METE füzesi entegre konfigürasyonları mevcut.

REPMUS 2026 kapsamında DUMRUL’un farklı sistem ve unsurlarla koordineli görev gerçekleştirebilmesinin yanı sıra ortak yer kontrol altyapılarıyla çalışabilme yeteneği de test ediliyor. Görev ve durum bilgilerinin ortak haberleşme mesajları üzerinden paylaşılması ve farklı sistemlerden elde edilen verilerin müşterek operasyon yapısı içerisinde kullanılabilmesi tatbikatta denenen kabiliyetler arasında bulunuyor.

Tatbikat, TİTRA Teknoloji’ye geliştirdiği insansız sistemlerin farklı ülkelerin platformları ve operasyonel unsurlarıyla birlikte çalışabilirliğini sahada deneyimleme imkânı da sunuyor. Şirket, DUMRUL ile insansız sistemlerde birlikte çalışabilirlik, müşterek operasyonel yapılara entegrasyon ve komuta-kontrol teknolojileri alanındaki mühendislik kabiliyetlerini uluslararası ortamda sergiliyor.

TİTRA Teknoloji, REPMUS 2026 katılımıyla DUMRUL’un yalnızca bağımsız bir insansız hava platformu olarak değil, farklı sistemlerle bilgi paylaşabilen ve müşterek görev zincirine dahil olabilen bir platform olarak kullanımını da sahada test ediyor. Pasifik Teknoloji ise TİTRA Teknoloji çatısı altında geliştirdiği sistemleri uluslararası pazarlara taşımayı hedefliyor.