Ana Sayfa Blog Sayfa 386

70 milyon Euro’luk fonunu duyuran 500 Istanbul, yeni adı 500 Emerging Europe ile yoluna devam edecek

500 Istanbul adı altında tanınan ve Türkiye ile çevre ülkeleri odağına alan fon yönetimi, güçlenen Doğu Avrupa stratejisi ve 70 milyon Euro’luk yeni fonu ile adını 500 Emerging Europe olarak değiştirdi. Bir başka deyiş ile, Avrupa’da ekonomik büyümenin beklendiği bölge mercek altında.

500 Emerging Europe’un kurucularından Enis Hulli: “500 Istanbul, başlangıçtan itibaren yerel teknoloji geliştirerek, ihracata odaklanan şirketlere yatırım yapma amacı ile kuruldu ve bu kapsamda 3 unicorn hikayesinin içinde bulundu. Benzer yetenek havuzu ve ihracat potansiyeline sahip Doğu Avrupa pazarlarına da 2019’dan beri yatırımlar yapıyoruz. Başta Türkiye olmak üzere, bu bölgenin her yıl onlarca unicorn çıkarma potansiyeli olduğuna inanıyoruz.”

500 Emerging Europe kurucularından Arın Özkula ise “500 Emerging Europe ekibi lokal girişimcilik ekosistemlerini desteklemeye devam ederek bölgeyi gelişmiş pazarlara bağlayan köprüleri inşa etmeyi amaç edinmiştir. Hedeflediğimiz hiper-lokal yaklaşım ile 500 Global’in dünya çağındaki network’ünü harmanlayarak bölgede erken aşama teknoloji girişimcilerinin ilk durağı olacağız.“

500 Istanbul, Temmuz 2016 yılında, 10.5 milyon dolar hacim ile kuruldu ve bu fon ile, çoğunluğu Türkiye’de olmak üzere, Polonya, Macaristan, Ukrayna, Yunanistan ve Bulgaristan’da toplam 40 yatırım yapıldı. Bu yatırımların arasından 3 tane unicorn’un çıkmasının yanında, portföyün toplam cirosu ise 600 milyon doların üzerine çıktı ve toplamda 1.1 milyar doları üzerinden yabancı yatırımcılardan devam yatırım alındı. Türkiye’de yaratılan başarılı tablonun ardından, benzer potansiyele sahip Doğu Avrupa’da da başarılı yatırımlar yapan fon yönetimi, bölgedeki aktivitelerine ağırlık verdi.

500 Emerging Europe’un ana odağı Türkiye olmaya devam edecek. Bölgede ekonomi, nüfus, startup başarıları ve mühendislik gücü anlamında Türkiye en ön sırada olmaya devam ediyor. Türkiye’nin yanı sıra, farklı bölge ülkelerde de uydu ofisler kurulması ve ekosistemler arası köprülerin oluşturulması fonun ana amaçlarından bir tanesi. Bu kapsamda önümüzdeki 6 aylık süreçte Varşova, Bükreş, Talin, Budapeşte, Atina ve Sofya’da farklı etkinlikler planlayan fon yönetimi, bu bölgelerdeki aktörlerle yaptığı çalışmaları da derinleştirmeyi hedefliyor.

Bölgede bulunan mühendislik kabiliyetinin, daha olgun teknoloji pazarlarına yapılacak ihracat için kullanılması meyvelerini verdi. 500 Emerging Europe, €70M’luk fonu ile tohum aşamasında 30 şirkete 2 milyon Euro’ya kadar yatırım yapmayı planlıyor. Bu yatırımların 14’ü geçtiğimiz sene içerisinde gerçekleşti ve portföy şirketleri hali hazırda yabancı yatırımcılardan 30 milyon doların üzerinde ek yatırım aldı. Fon yönetiminin amacı, bir yandan şirketlerin olgun pazarlarda büyümelerine destek olmak iken, diğer yandan yabancı yatırımcıların da bölgeden çıkacak unicorn hikayelerinin içerisinde daha da erkenden yer almasını sağlamak.

Kültür eti üretimi odaklı teknolojiler geliştiren Biftek, 30 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

Geçen sene Eylül ayında Biftek‘in 12.5 milyon dolar değerleme üzerinden tohum yatırımı aldığını sizinle paylaşmıştık. Bu sürede kültür eti üreten girişimler dünya çapında teknoloji yarışını sürdürdü.

Amerika Birleşik Devletleri’nden Upside Foods, 400 milyon dolar Seri C yatırımı alarak unicorn olan ilk kültür eti firması oldu. 347 milyon dolar Seri B yatırımı alan İsrail merkezli Future Meat unicorn olmaya çok yaklaştı. 105 milyon dolar Seri B yatırımı alan bir başka İsrail firması Aleph Farms ürettiği etleri NASA ortaklığı ile uzay görevlerinde kullanılması konusunda çalışıyor. 2013 senesinde laboratuvar ortamında et üretilebileceğini gösteren Prof. Mark Post önderliğindeki Hollanda merkezli Mosa Meat ise Leonardo DiCaprio’nun da dahil olduğu yatırımcılardan toplamda 96 milyon dolar yatırım alarak araştırma faaliyetlerine devam ediyor.

Henüz kültür eti piyasaya sunulacak olgunluğa ulaşmış değil. Piyasaya çıkmamasının sebeplerinden en başta geleni fiyatının hali hazırda çok pahalı olması.

Yerli girişim Biftek ise tam bu noktada maliyetlerin yüzde 90’ına karşılık gelen büyüme ortamını doğal ve ucuz yollardan elde edilmesi için teknolojiler geliştiriyor. Biftek’i rakiplerinden ayıran özellik ise büyüme ortamını doğal yollardan elde edebilmek için mikroorganizmaları kullanma kabiliyeti. Firma mikroorganizma kütüphanesi sayesinde sadece kültür eti alanında değil, sağlık, kozmetik ve gıda alanında da birçok probleme çözüm olacak formülleri hazırlıyor. Biftek bu sayede kültür eti piyasasının oluşmasını beklemeden ciro yapabileceği birden fazla ürünü piyasaya sürmek için çalışmalarına devam ediyor.

2023’te çıkacağı seri A yatırım turu öncesi 30 milyon dolar değerleme ile kapattığı köprü yatırıma TR Angels ve melek yatırımcılar Yiğit Aktulga, Fırat Özkan ile Murat Özkan dahil oldu. Bu yatırım çalışılan farklı alanlardaki teknolojilerin patent başvurularının yapılması ve üretilen örnek ürünlerin kültür eti girişimlerine gönderilmesi için kullnılacak.

SolarUp hızlandırma programı kapsamında Kalyon PV’nin güneş teknolojileri fabrikasını gezdik

Kalyon PV tarafından düzenlenen ve Viveka iş birliği ile yürütülen SolarUp Hızlandırma Programı, sürdürülebilir enerji sektöründe etki yaratabilecek girişimleri destekliyor. “Doğayı İyileştiren Enerji” sloganıyla yola çıkan program kapsamında, yüzlerce başvuru arasından seçilen ve Poc (Proof of concept) sürecine hak kazanan 9 girişim fabrikayı ziyaret ederek, tesislerdeki teknolojiyi yakından inceleme şansı buldu.

Yenilenebilir enerji, yenilikçi malzemeler, dijital dönüşüm, üretim teknolojileri, geri dönüşüm teknolojileri, güneş enerjisi üretim teknolojileri, sürdürülebilirlik ve enerji alanındaki iş güvenliği konularında çalışan girişimciler, 8 hafta boyunca teknoloji çözümlerini Kalyon PV tesislerinde uygulama fırsatı bulacaklar.

İkinci el araç satım platformu VavaCars, 37 milyon dolar Seri C yatırım aldı

Türkiye merkezli çevrimiçi ikinci el araç satım platformu olan VavaCars, C Serisi yatırım turunu 37 milyon dolar toplayarak Kasım 2021’de gerçekleştirdiği B turuna göre daha üst seviyede kapattı. Yatırım serisinde, aralarında kurucu yatırımcı Vitol’ün de bulunduğu mevcut yatırımcılarının yanı sıra ABD merkezli yeni bir ana yatırımcının da yer aldığı önde gelen uluslararası yatırımcı ağı bulunmuştur. Fonlama, VavaCars’ın Türkiye’nin önde gelen ikinci el araç satıcısı olma pozisyonunu güçlendirmek için kullanılacaktır.

VavaCars, önde gelen akaryakıt dağıtımcısı Petrol Ofisi ile yakın ortaklık içerisinde hareket ettiği Türkiye’de 2019 yılı Nisan ayında kurulduğundan bu yana, Türkiye’nin bir numaralı ikinci el araç alım satım şirketi haline gelmiştir. 2022 yılının ilk yarısında VavaCars 20 bin adetin üzerinde araç satmış ve 500 milyon doların üzerinde gelir üretmiştir.

VavaCars, Türkiye’de tamamen çevrimiçi olan perakende sürecin öncüsü durumdadır. Tüketiciler tamamen çevrimiçi bir deneyimle, bayiler ise tescilli ihale platformu aracılığıyla araçlarını almaktadır. Her araç detaylı bir ekspertiz sürecine tabi tutulmakta, yenilenmekte ve yeni sahiplerine ücretsiz olarak teslim edilmektedir. Tüketiciler, sürece ilişkin iç rahatlığının oluşturulmasını teminen ve alışverişlerinden en üst düzeyde memnuniyet yaşamaları için 14 gün koşulsuz para iade ve 3 aylık garanti haklarına sahiptirler.

VavaCars’ın kurucu ortağı ve CEO’su Lawrence Merritt: ”Türkiye’de tüketicilerin araç alım satımı yapabileceği yöntemi yeniden tasarladık ve müşterilerimize bu deneyime ilişkin bütüncül bir iç rahatlığı sağladık. Herkesin kafasında soru işareti olmadan, kaygısızca ve sorunsuz bir biçimde araç alıp satabilmesini arzu ediyoruz. VavaCars Türkiye’de doğmuş bir işletme olmaktan gurur duymaktadır ve Türkiye’ye başarılı bir şekilde 100 milyon ABD Doları yabancı yatırım getirmiştir. Bu yatırım turu, bize büyümemizi sürdürme ve müşterilerimiz için inovasyona devam etme imkanı vermektedir. Bunun, karlılılık aşamasına geçmeden önce son fonlama turumuz olmasını bekliyoruz.”

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu: “Güçlü, dayanıklı ve hızlı büyüyen ekonomisi ile birlikte Türkiye teknoloji ekosistemi, girişimci iş kültürü, yetkin yetenek havuzu, pazar büyüklüğü ve Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesişme noktasındaki cazip konumu sayesinde uluslararası yatırımcılardan giderek daha fazla yatırım çekiyor. Yılın ilk yarısında Türkiye’deki erken aşama girişimler, 1.4 milyar ABD dolar yatırım almış ve ülkemiz yatırım liginde Avrupa’da 8. sıraya yükselmiştir. İkinci el araç alım-satım süreçleri için çevrimiçi bir platform olarak pratik ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenen VavaCars, son yatırım turunu da başarıyla tamamlayarak kuruluşundan bu yana toplamda 100 milyon dolar uluslararası doğrudan yatırım kazandırmıştır. VavaCars ekibini bu başarılarından ötürü tebrik ederiz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi olarak biz de misyonumuz gereği katıldığımız her platformda girişim ekosistemimizin bu ve benzeri başarı hikayelerini uluslararası fonlara tanıtarak yatırımcıları bir sonraki yatırım turunda yer almaya davet ediyoruz. Bu davetimizin de bugün olduğu gibi somut olarak karşılık bulması en büyük mutluluğumuz!” dedi.

Yatırımcı, girişimci, 2 exit ve dahası: Atakan Atalar, Atanova Ventures

İzmir merkezli yatırım şirketi Atanova Ventures kurucusu Atakan Atalar, konuğumuz oldu.

Yerli ödeme bankacılığı platformu Arf, finansal hizmetler standartları birliği VQF’e kabul aldı

Lisanslı para hizmeti işletmelerine odaklanan uluslararası ödeme bankacılığı platformu Arf, İsviçre’deki birimi aracılığıyla, Finansal Hizmetler Standartları Birliği’ne (VQF) kabul aldı.

Arf’ın VQF üyeliğinin onaylanması, şirketin İsviçre’deki kara para aklama ve terörizmin finansmanı i̇le mücadele yasalarına uyumlu çalıştığını ve uluslararası regülasyonlara uyumunu doğrulamış oluyor.

VQF, Federal Finansal Piyasa Gözetim Kurumu (FINMA) tarafından resmi olarak yetkilendirilen, dünyanın en köklü ve yetkin özdenetim kuruluşlarından biri olarak kabul ediliyor.

Arf‘ın kurucu ortağı ve CEO Ali Erhat Nalbant, “Küresel finans ekosistemindeki güçlü konumumuzu doğrulayan VQF lisansını almaktan mutluluk duyuyoruz. Regülatörlerin desteği, global ölçekte varlığımızı artırarak ürünlerimizi daha fazla para hizmeti işletmesine, elektronik para ve ödeme kuruluşuna ve finansal kuruma sunmamıza imkan tanıyacak. Bu bağlamda VQF üyeliği bizim için önemli bir kilometre taşı,” yorumunda bulundu.

Yasal Uyum Başkanı Rajpal Khangura ise, “Dünyanın en köklü özdenetim kuruluşlarından biri olan VQF’nin onayı, blokzincir teknolojisini ve dijital varlıkları dünya genelinde regülasyonlara tamamen uyumlu şekilde kullanma taahhüdümüzü doğruluyor. VQF üyesi olmaktan onur duyuyoruz,” dedi.

Arf, İsviçre’den aldığı regülatör onayıyla, ürün ve çözümlerini lisanslı para hizmeti işletmelerine, elektronik para ve ödeme kuruluşlarına ve finansal kurumlara sunmayı sürdürecek.

Şirket, geçtiğimiz günlerde para hizmeti işletmelerinin krediye anlık olarak erişebilmesini sağlayan Arf Credit Line ürününü duyurmuştu. Arf, bu yıl ayrıca Sifted’ın Avrupa’daki lider yatırımcıların içgörülerinden yola çıkarak hazırladığı “Avrupa’da İzlenmesi Gereken 13 Web3 Girişimi” arasında gösterildi.

Kedi ve köpek maması üreten İstanbul merkezli girişim Kito, 5.5 milyon TL yatırım aldı

Kedi ve köpek maması üretiminde teknoloji, sürdürülebilirlik ve sağlık fonksiyonlarını birleştiren İstanbul merkezli girişim Kito, finansman turundan 5,5 milyon TL yatırımla döndü.

2021’den bu yana hizmet veren Kito, bireysel yatırımcı Serkan Ömerbeyoğlu ve yatırım şirketi Zeta Investments’tan aldığı toplam 5,5 milyon TL’lik yatırımla evcil hayvan maması endüstrisinde teknolojik ve geleneksel yaklaşımları birleştirerek katkısız ve taze ürünler üretmeyi, sağlıklı mama tüketimini hem yerel pazarda hem de globalde yaygınlaştırmayı hedefliyor.

Yatırım süreciyle ilgili değerlendirmede bulunan Kito Kurucu Ortağı Cem Üster, “Evcil hayvan endüstrisinde özellikle gıda için geçerli olan standartlar yeterince iyi değil. Halihazırda işlenmiş köpek ve kedi mamalarında besin değeri oldukça düşük olan yan ürünlerin kullanılması, hayvanların sağlıksız yahut yetersiz beslenmesine neden olabiliyor. Kendimiz gibi tüm evcil hayvan sahiplerinin, kedi ve köpekleri için en iyisini yapmak istediğini biliyoruz. Bu yüzden 2021’de Karkas Çiftliği işbirliği ile hayata geçirdiğimiz kedi ve köpek maması girişimi Kito’nun yatırım turunu geçtiğimiz günlerde tamamladık. Serkan Ömerbeyoğlu ve Zeta Investments’den aldığımız 5,5 milyon TL’lik yatırımla sağlıklı ve doğal mama üretimimizi çeşitlendirip artırarak hem yerel pazarda hem de globalde büyümeyi hedefliyoruz” dedi.

GDO’suz etler kedi – köpek mamasında hammadde oluyor

Yeni nesil kedi ve köpek maması girişimi Kito, geleneksel kuru ve konserve mamanın yanı sıra evcil hayvanlar için birçok farklı besin üretiyor. Bunların başında taze evcil hayvan mamaları gelirken, ürün yelpazesinde kurutulmuş doğal çiğneme ürünleri, kurabiyeler ve kedi-köpekler için gıda takviyeleri de bulunuyor. Tarım Bakanlığı onaylı üretim tesislerindeki tüm ürünleri, uzun soluklu Ar-Ge çalışmalarının sonucunda üreten girişim, tüm süreci İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Veterinerlik Fakültesi bünyesindeki veteriner hekimlerinin danışmanlığında gerçekleştiriyor. Hammadde olarak, Karkas Çiftliği’nin antibiyotik ve GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) kullanmadan üretilmiş etlerini kullanarak, hem çiğneme hem de taze mama alanlarında kategorisindeki diğer üreticilerden ayrışıyor.

Yurt dışı satışlarını artırmak için de yıl sonunda yatırım turuna çıkacaklar

Aldıkları yatırımın etkisiyle sadece yurt içinde değil, yurt dışında da satışlara başladıklarının altını çizen Kito Kurucu Ortağı Alper Çağdaş, gelecek dönemdeki planlarına dair şu bilgileri paylaştı: “Çıktığımız yatırım turunu başarıyla tamamlamamızla birlikte Dubai ve İrlanda ile yurt dışı satışlarımıza başladık. Avrupa ve Amerika başta olmak üzere, başka coğrafyalarda da faaliyet göstermek için 2022 sonunda bir yatırım turuna daha çıkmayı planlıyoruz. Ülkemizdeki evcil hayvan maması pazarında henüz tanınmaya başlayan taze mama alternatiflerini yaygınlaştırmak ve bu kategorilerin merkezindeki lider marka olmayı hedefliyoruz.”

Tual Holding’in yönetim kurulu başkanı Mahmut Erdal, NFT platformu Carny’yi satın aldı

Tual Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Erdal, Türkiye’nin kürate edilmiş ilk NFT platformu Carny’yi satın aldı. Ethereum tabanlı bir platform olan Carny, seçilmiş üreticilerin orijinal içeriklerinin sergilendiği bir NFT pazaryeri olarak kullanıcılarına hizmet sunuyor. Açılışını Türkiye’nin ilk NFT sergilerinden biri ile yapan Carny, bugüne kadar pek çok yeniliğe imza attı.

Boyner ile BforGood sergisini düzenleyen Carny, bu sergi ile Türkiye’nin ilk mağaza içi NFT sergisine de ev sahipliği yapmıştı. Yapılan bu sergide satılan her eser için Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nın hayata geçirmiş olduğu “Yetiş doktor” projesi kapsamında bir tıp öğrencisinin yıllık masrafları karşılanmıştı.

Ayrıca Carny 2022 yılı Nisan ayında düzenlenen ArtWeeks Akaretler’de de etkinliğin ilk ‘sadece dijital’ sergi alanına ev sahipliği yapmıştı. Bu etkinlikler ve sergiler boyunca sanatçılara da destek olan Carny’de üretilen eserler için sanatçılar minting (NFT üretme) ücreti ödememişti.

“Yaptığımız işlerle birçok ilke imza attık”

Satış süreci üzerine açıklamalar da bulunan Carny Kurucu Ortağı Nuri Sayraç, “Biz Carny olarak daima geleceğin sanat ve NFT dünyasına ayak uydurmak için çalıştık. Bu kapsamda, yaptığımız işler de hep yenilikçi işler oldu. Bugüne dek Türkiye’de yaptığımız işlerle birçok ilke imza attık. Ünlü sanatçılar, markalar ve galeriler ile güzel iş birlikleri gerçekleştirdik. Bu iş birlikleriyle yaptığımız işleri topluluğa gösterme fırsatımız oldu. Şimdi ise bunun karşılığını aldığımız bir süreçteyiz ” dedi.

Türkiye’nin kürate edilmiş ilk NFT platformu Carny’nin kurucuları arasında Elyo Elvaşvili, Nuri Sayraç, Rıza Dedehayır, Mark Basoğlu ve Güneş Aydoğan yer alıyor.

Ankara merkezli Artifica ilk turda; Startupfon, Atanova Ventures ve DOMiNO Ventures’tan yatırım aldı

Mart 2022’de Sadi Gürsoy ve Tuncay Elvanağaç tarafından Hacettepe Teknokent’te kurulan Artifica, geliştirmiş olduğu yapay zekâ altyapısı sayesinde e-ticaret şirketlerine veri analizi yapmakta ve yanlış tanımlanmış ve kategorize edilmiş ürünlerin saptanmasını, otomatik bir şekilde yeniden düzenlenmesini sağlamaktadır.

Yatırımcılardan edindiğimiz bilgiye göre Artifica üç fondan; Startupfon, Atanova Ventures ve DOMiNO Ventures’tan yatırım aldı.

Özellikle Covid-19 sonrasında ülke ekonomilerinin gelişiminde e-ticaret sektörü büyük yer tutmaktadır. E-ticaret sektörünün günümüzdeki market hacmi $5.542 Milyar olup 2025 yılı itibariyle bu hacmin 7.4 milyar dolar olması beklenmektedir. Bu büyümenin sürdürülebilirliği için tüketici memnuniyeti büyük önem arz etmektedir. Sektördeki oyuncuların artması ile sorunun yaygınlaştığı görülmekte ve giderek artan ürün sayıları nedeniyle platform sağlayıcı kuruluşların bu soruna dair şikâyetinin de arttığı gözlemlenmektedir.

Artifica’nın sunduğu en büyük değer önerisi ise müşterilerin doğru bilgiye ulaşabilmesini sağlamak ve kusurlu ilanların müşterilere yaşattığı zaman kaybını önlemektir. Artifica ayrıca, gelecekte yapay zekâ teknolojisini geliştirerek; sıradaki alışveriş tahmini, fiyat optimizasyonu ve çeşitli veri işleme hizmetleri sunmayı planlamaktadır. Bu sayede dijital ekonomiyi geliştirecek bir sektörün ivmeli şekilde büyümesine destek olacaktır.

E-ticaret sektöründeki müşteri havuzunun yanında Artifica’nın veri entegrasyonu pazarında da konumlandığı görülmektedir. Veri entegrasyonu pazarının 2021 yılında ulaştığı 11.6 milyar dolar hacmin yanında ticaret sektörünün pazardaki payının 2.3 milyar dolar civarında olduğu gözlemlenmektedir. Pazarın büyüklüğü ve büyüme potansiyeli göz önüne alındığında Artifica’nın konumlanmayı planlandığı pazar doğru bir tercih olarak değerlendirilmektedir.

Startupfon’dan Gülsüm Çıracı, “Artifica’nın verileri ve yapay zekayı geniş ölçekte kişiselleştirmek konusunda pazar lideri olacağına inanıyoruz. Artifica, yatırım tezimize tam olarak uyuyor: Kurucu ekibin alanında uzman ve sektörel bilgi açısından fazlasıyla donanımlı olması, Firmanın sektördeki büyük bir sorunu çözüyor olması, uygulamanın başarılı bir şekilde istenen performansı göstermesi Artifica’nın değerini artırıyor.” dedi.

Artifica, yatırım sonrası ilk etapta ekibini büyüterek, geliştirdikleri yazılımın daha geniş bir ürün yelpazesine uygulanmasını hedeflerken, e-ticaret yazılım sağlayıcıları ile entegrasyon çalışmalarına hız vererek öncelikle Türkiye ve daha sonra global marketlere hizmet vermeyi planlamaktadır.

Yerli kahve markası Espressolab, 50 milyon TL’lik yatırımla yeni deneyim merkezi Espressolab Roastery’i açtı

Yeni yatırımlarıyla markalaşma yolculuğunu global arenaya taşıyan yüzde 100 yerli kahve markası Espressolab, Avrupa’nın en büyük kahve deneyim merkezi Espressolab Roastery’i kahve severler ile buluşturuyor.

İstanbul Merter’de, 6 bin metrekare genişliğindeki Türkiye’nin ilk karton fabrikasının dönüştürülmesiyle inşa edilen ve Espressolab’in Türkiye’deki 100. mağazası olan Espressolab Roastery’de, kahve kavurma merkezi, coffee shop, kokteyl bar, bakery, workshop station, konferans salonu, mini sera alanı, co-working çalışma odaları gibi birbirinden farklı konsepte alanlar yer alıyor. Açılış lansmanını 11 Eylül 2022 Pazar günü gerçekleştirerek ilk davetlilerini ağırlayan Espressolab Roastery, kahve deneyiminin geleceğine dair ilgi uyandıran bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.

İlk etapta 200 kişiye istihdam yaratmayı hedefleyen merkez, klasik kahve mağazası hizmetinden ziyade, nitelikli kahve deneyimi, kahve ile ilgili teorik ve pratik bilgi, konser, workshop, sanat etkinlikleriyle birlikte Türkiye’de daha önce olmayan bir kahve deneyim ortamı sunuyor.

“Espressolab Roastery, Türkiye’deki kahve pazarının geldiği noktayı gösteriyor”

Espressolab Roastery’nin dünyanın dört bir yanından kahve severlerin ziyaret etmek isteyeceği bir kahve deneyim merkezi olacağını vurgulayan Espressolab Pazarlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Ersin Kefeli, “Espressolab olarak kurulduğumuz ilk günden bu yana nitelikli kahveyi dünyadaki tüm kahve severlerle buluşturma amacıyla çok çalışıyoruz. Bu doğrultuda topraktan fincana kadar tüm süreçlerde bir kahve çekirdeğinin hikayesinde değer ortaya koymak, çekirdeği üreten çiftçiden kahveyi hazırlayan baristaya kadar tüm süreçlerde sürdürülebilir ve kaliteli kahve deneyimi yaşatmak en büyük hedefimiz. Espressolab Roastery ise bizim bu amaçlar doğrultusunda anlatmak istediğimiz hikayemizi daha fazla kişiye ulaştırma noktasında çok önemli bir proje olacak. Avrupa’nın en büyük kahve deneyim merkezini inşa ettik. Bu aynı zamanda Türkiye’deki büyüyen kahve pazarının geldiği noktayı görebilmek adına güzel bir fırsat” dedi.

Dünya barista şampiyonları eğitim verecek

Türkiye, Katar, Ürdün, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Almanya, Güney Afrika, Kıbrıs, Filistin ve Portekiz’deki mağazalarında, kendi kavurduğu kahvelerini misafirlerine sunan Espressolab’in yeni merkezinde kahve kavurma işlemlerinin izlenebileceği Roastery bölümü de misafirlere açık olacak. Workshop Station alanında ise uzman baristalar ve yurt dışından konuk olarak ağırlanacak dünya barista şampiyonlarının eğitim vereceği kahve workshopları düzenlenecek.

Ünlü şefler ile özel buluşmalar gerçekleştirilecek

Bakery bölümünde kahvenin eşlikçisi olarak belli periyotlarda farklı yeni lezzetler sunulacak ve alanında ünlü pastry şefler ile de özel buluşmalar gerçekleştirilecek. Mekanda, taze kahve seçenekleriyle Coffee Shop, alkolsüz ve kahveli kokteylleriyle Moctail Bar gibi müşterilerin keyifle dinlenebileceği alanlar öne çıkıyor. Şirket içi ve farklı şirketlerin kullanımına açık olacak mini konferans salonuna da ev sahipliği yapan Espressolab Roastery, bu özelliğiyle iş toplantılarının gerçekleştirildiği, zihin açıcı hikayelerin paylaşıldığı bir düşünce alanı olarak konumlanıyor.

Sürdürülebilir kahveciliği ön planda tutuyor

Kırklareli’nin Vize ilçesinde 50 dönüm arazi üzerine kurulu çiftliğinde, tamamen doğal beslenen 600 üzeri büyük baş hayvanı sayesinde en doğal sütü misafirleriyle buluşturan Espressolab, Türkiye’de kendi çiftlik sütünü kullanan tek kahve markası olarak öne çıkıyor. Şirket, yerel çiftliklerde ve endüstriyel tarım yapılmamış arazilerde, kimyasal ürün kullanılmadan iyi tarım yöntemleriyle üretilen kahve çekirdeği kullanarak kahveye nitelikli bir bakış açısı getiriyor. Aynı zamanda Ruanda, Etiyopya, Endonezya, Guatemala, Kolombiya, Brezilya ve Kenya’daki yerel üreticileri destekleyen programlar geliştiren şirket, sürdürülebilir kahveciliği ön planda tutmaya devam ediyor. Kahve çuvallarını geri dönüştürerek ürettiği el yapımı çantaları mağazalarında satışa sunan şirket, çantaların geliri ile de Kenya, Etiyopya ve Ruanda’daki kadınların sosyo-ekonomik yönden güçlendirilmesine destek oluyor.

Türkiye ve yurt dışında franchise yatırımlarla büyümeye devam eden Espressolab, Espressolab Roastery ile yatırımcı ilgisini artırmayı hedefliyor. 2022’de yatırımlarına hız kesmeden devam eden şirket, dünya genelinde 165 mağazasıyla hizmet vermeye devam ediyor. Espressolab, Espressolab Roastery ile kahve kavurma kapasitesini aylık 35 tona çıkararak, dünya çapında 11 ülkede hizmet vermeye devam ediyor. Almanya merkezli FoodService Europe & Middle East dergisinin yaptığı araştırmada Avrupa’nın en hızlı büyüyen kahve markaları sıralamasında yüzde 29,3’lük bir büyümeyle altıncı sırada yer alan şirketin Türkiye dışında; Almanya, Kıbrıs, Portekiz, Mısır, Fas, Filistin, Irak, Dubai, Katar, Ürdün ve Güney Afrika’daki mağaza yatırımları devam ediyor.