Ana Sayfa Blog Sayfa 12

Türkiye Kalkınma Fonu ve OİB ile mobilite ekosistemine odaklanan yeni fon OİBventure’ı konuştuk

Türkiye otomotiv ve mobilite ekosistemi için önemli bir adım atıldı: OİBventure mobilite inovasyon fonu tanıtıldı. Bu özel röportajda; OİBventure’ın mobilite girişimleri için ne ifade ettiğini, fonun yatırım stratejisini, hangi alanlara odaklanacağını ve Türkiye’nin otomotivde teknoloji odaklı dönüşümüne nasıl katkı sunacağını konuştuk.

10 milyon dolarlık ilk kapanışla yola çıkan ve 25 milyon dolarlık büyüklüğe ulaşması hedeflenen OİBventure; akıllı araçlar, elektrikli araç ekosistemi, yapay zeka destekli yazılımlar, robotik teknolojiler, otonom sürüş sistemleri, bağlantılı araç teknolojileri, batarya çözümleri, siber güvenlik ve dijital/yeşil dönüşüm alanlarında çalışan girişimlere yatırım yapmayı hedefliyor.

Bu fon yalnızca girişimlere sermaye sağlamayı değil; Türkiye otomotiv sanayisinin teknoloji dönüşümünü hızlandırmayı, girişimcilik ekosistemini sektörle buluşturmayı ve küresel ölçekte büyüyebilecek yeni mobilite şirketlerinin önünü açmayı amaçlıyor.

Videoda öne çıkan başlıklar:

  • OİBventure neden kuruldu?
  • Mobilite girişimleri için nasıl bir fırsat sunuyor?
  • Fon hangi alanlara yatırım yapacak?
  • 10 milyon dolarlık ilk kapanış ve 25 milyon dolarlık hedef ne anlama geliyor?
  • Türkiye otomotiv sektörü girişimlerle nasıl dönüşecek?
  • Geleceğin mobilite teknolojilerinde Türkiye’nin rolü ne olacak?

Bu içerik destek amaçlı üretilmiştir. İş birliği değildir.

Eren Bali’nin kurucuları arasında yer aldığı Monogram, 40 milyon dolar yatırım aldı

Eren Bali, Edouard Tabet ve Murat Akbal tarafından kurulan Monogram, iOS için geliştirdiği yeni genel amaçlı yapay zekâ uygulamasını ve 40 milyon dolarlık tohum yatırım turunu duyurdu. Monogram’ın resmi duyurusuna göre yatırım turu DST Global ve Lux Capital liderliğinde gerçekleşti.

Yatırım turuna DST Global ve Lux Capital’in yanı sıra Conviction, SOMA Capital, Gradient Ventures, e2vc ve Maxitech katıldı. Turda ayrıca Arthur Mensch, Logan Green, Karim Atiyeh, Garry Tan, Pete Flint, Mario Schlosser, Othman Laraki, Lenny Rachitsky, Charlie Songhurst ve birçok melek yatırımcı da yer aldı.

Monogram, yapay zekâ ile etkileşimi geleneksel chatbot deneyiminin ötesine taşımayı hedefliyor. Şirket, yapay zekânın yalnızca metin tabanlı yanıtlar vermek yerine, kullanıcıların sorularına saniyeler içinde oluşturulan görsel, etkileşimli ve sezgisel arayüzlerle yanıt verebileceği bir deneyim tasarlıyor. Monogram’ın blog duyurusunda şirket, “AI’ın chat’ten daha iyi bir arayüzü hak ettiğini” belirterek, kullanıcıların uzun metin duvarları yerine anında oluşturulan etkileşimli yanıtlarla karşılaşmasını amaçladığını ifade ediyor.

Monogram, günlük kullanım senaryoları için tasarlandı. Uygulama; izlenecek film veya dizi bulma, tarif arama, seyahat planlama ve kullanıcının aklındaki farklı sorulara daha görsel ve kullanışlı yanıtlar üretme gibi ihtiyaçlara odaklanıyor. App Store kaydında da Monogram’ın bir chatbot olmadığı, bunun yerine kullanıcının sorularına görsel ve etkileşimli yanıtlar verdiği belirtiliyor.

“Yapay zekâ modelleri her geçen gün daha güçlü hale geliyor; ancak bu modellerle etkileşim kurduğumuz arayüz hâlâ çoğu zaman bir sohbet kutusundan ibaret. Monogram’da amacımız, yapay zekâyı insanların günlük ihtiyaçlarına daha doğal, daha görsel ve daha sezgisel şekilde cevap veren bir deneyime dönüştürmek. Komut satırından grafik arayüzlere geçiş kişisel bilgisayarları nasıl herkes için erişilebilir hale getirdiyse, yapay zekânın da daha iyi bir arayüzle çok daha geniş kitlelere fayda sağlayacağına inanıyoruz.” Eren Bali, CEO, Monogram

Monogram’ın çıkış noktası, yapay zekâ uygulamalarında rekabetin yalnızca model katmanında değil, kullanıcıların yapay zekâ ile temas ettiği arayüz katmanında da şekilleneceği fikrine dayanıyor. Şirket, komut satırından grafik arayüzlere geçişin kişisel bilgisayar deneyimini dönüştürmesine benzer şekilde, yapay zekânın daha kolay kullanılabilir hale gelmesinin bu teknolojinin daha fazla insana fayda sağlamasını mümkün kılacağını savunuyor.

Monogram’ın iPhone uygulaması App Store’da “AI designed for humans” konumlandırmasıyla listeleniyor ve şu anda ücretsiz olarak sunuluyor. App Store kaydına göre uygulama Monogram AI, Inc. tarafından geliştirildi ve iPhone için yayınlandı.

Yerli enerji teknolojileri girişimi Apollo, ÜNLÜ Ventures’tan yatırım aldı

30. yılını kutlayan, Türkiye’nin yatırım hizmetleri ve varlık yönetimi grubu ÜNLÜ & Co, “Girişimciliğe Değer Katan 30 Yıl” anlayışı doğrultusunda, girişimcilik ekosistemine sağladığı katkıyı teknoloji odaklı yatırımlarıyla sürdürmeye devam ediyor. ÜNLÜ Ventures, ÜNLÜ AR-GE Girişim Sermayesi Yatırım Fonu aracılığıyla, enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren Apollo‘ya yatırım yaparak portföyündeki 13. yatırımını gerçekleştirdi.

Kurumsal enerji, maliyet ve karbon yönetimini tek platform üzerinden sunan Apollo, şirketlerin enerji tüketimini daha verimli yönetmelerine, maliyetlerini optimize etmelerine ve karbon ayak izlerini ölçülebilir şekilde azaltmalarına destek oluyor. Türkiye’nin ulusal OSOS altyapısı üzerinden herhangi bir donanım veya kurulum gerektirmeden anlık enerji verisine erişim sağlayan platform; FinWise, OptiWise ve EcoWise modülleriyle şirketlere enerji yönetimi, verimlilik ve sürdürülebilirlik alanlarında bütüncül bir çözüm sunuyor.

Apollo, Türkiye’nin toplam enerji tüketiminin yüzde 8’inin yönetiminde rol alıyor

Bugün 50’yi aşkın farklı sektörden 500’ün üzerinde kurumsal müşteriye hizmet veren Apollo, Türkiye’nin toplam enerji tüketiminin yüzde 8’inin yönetiminde rol alıyor. G2 “Energy Management Software” kategorisinde birinci sırada yer alan Apollo, bugüne kadar müşteri portföyünde 135 milyon doların üzerinde mali tasarruf sağlarken, 10 milyon eşdeğer ağaca karşılık gelen 220 bin ton karbon emisyonunun azaltılmasına katkıda bulundu.

“Apollo’nun enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanında önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığına inanıyoruz”

ÜNLÜ Ventures Yönetici Direktörü Emre Dilber; “ÜNLÜ & Co olarak yenilikçi teknolojiler geliştiren, ölçeklenebilir iş modellerine sahip ve küresel büyüme potansiyeli taşıyan girişimleri desteklemeyi stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik, şirketlerin rekabet gücünü ve operasyonel performansını doğrudan etkileyen kritik başlıklar arasında yer alıyor. Apollo, Energy Intelligence platformu ile enerji yönetimini daha erişilebilir, veri odaklı ve ölçülebilir hale getirirken; şirketlerin maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik hedeflerine aynı anda katkı sağlıyor. Güçlü ekibi, ölçeklenebilir iş modeli ve ulaştığı pazar büyüklüğüyle Apollo’nun enerji teknolojileri alanında önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığına inanıyoruz. ÜNLÜ & Co olarak bu yolculuğun bir parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz.”

Ford Otosan’dan mobilite ekosistemine odaklanan yeni fon: Future of Mobility Fund

Future of Mobility Fund liderleriyle ürettiğimiz bu içerikte, Ford Otosan’ın mobilite alanındaki vizyonunu, Future of Mobility Fund’ın hangi ihtiyaçtan doğduğunu ve girişimcilik ekosistemi için nasıl fırsatlar yaratacağını konuşuyoruz.

Elektrikli araçlar, bağlantılı mobilite çözümleri, akıllı ulaşım teknolojileri, lojistik, sürdürülebilirlik ve yeni nesil iş modelleri; mobilitenin geleceğini şekillendiren en önemli başlıklar arasında yer alıyor. Future of Mobility Fund ise bu dönüşümün parçası olan yenilikçi girişimleri desteklemeyi hedefliyor.

Ford Otosan ve Maxis iş birliğiyle hayata geçirilen fon; stratejik yatırımlar, güçlü iş birlikleri ve teknoloji odaklı çözümlerle mobilite ekosistemine katkı sunmayı amaçlıyor.

Bu içerik destek amaçlı üretilmiştir. İş birliği değildir.

Lonca Girişimcilik Merkezi’nin London Tech Week’e götürdüğü 5 girişim

Kuveyt Türk bünyesindeki Lonca Girişimcilik Merkezi, girişimlerin global pazarlara açılmasını destekleyen Lonca Global Programı kapsamında önemli bir adım daha attı. Program çerçevesinde yapılan açık çağrı sonrası seçilen 5 girişim, Londra’da düzenlenen London Tech Week’te global yatırımcılar, teknoloji şirketleri ve iş ortaklarıyla bir araya gelerek uluslararası iş birlikleri geliştirme fırsatı yakaladı. Dünyanın en prestijli teknoloji etkinliklerinden biri olan London Tech Week’te Lonca Girişimcilik Merkezi tarafından yapılan değerlendirmeyi kazanan Odito, Visiomex, Marqby, Compuvi ve Vendorside ülkemizi temsil etti.

London Tech Week’te girişimlerin katılımıyla hazırlanan sahnede Kuveyt Türk Dijital Bankacılık Grup Müdürü Emre Memiş, Lonca Global programının stratejik hedeflerini ve ekosisteme yönelik gelecek vizyonunu katılımcılarla paylaştı. Sonrasında ise 5 girişim sırayla sahne alarak global katılımcılara sunumlarını ve konuşmalarını gerçekleştirdi. Etkinlik boyunca üniversiteler ve ekosistemdeki diğer girişimcilik merkezleriyle yoğun network çalışmaları yürütüldü. Etkinlik alanında ürün ve hizmetlerini sergileyen girişimler uluslararası ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Ayrıca Lonca’nın kendi kurumsal standında da hafta boyunca önemli küresel ekosistem partnerleriyle stratejik iş birliği görüşmeleri yapıldı.

“Girişimlerimizi global sahneye taşıdık”

Kuveyt Türk Dijital Bankacılık ve Ödeme Sistemlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Okan Acar, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Kuveyt Türk bünyesindeki Lonca Girişimcilik Merkezimiz ile girişimlerin yalnızca büyümesini ve ölçeklenmesini değil, aynı zamanda global ölçekte değer üreten yapılar haline gelmesini hedefledik. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz Lonca Global Programı ile girişimlerimizi dünyanın en önemli teknoloji etkinliklerinden birine taşıdık. London Tech Week, bu anlamda girişimlerimiz için son derece önemli bir fırsat sundu. Seçilen girişimlerimizin burada kurdukları bağlantılar, elde ettikleri deneyim ve görünürlük, onların global büyüme yolculuğuna önemli katkı sağlayacak. Biz bu tür fırsatları girişimcilerimizin uluslararası pazarlarda başarı elde etmesi kadar ülkemizin teknoloji üretme kapasitesi ve ihracatının güçlenmesine katkı sağlayan stratejik bir dönüşüm olarak görüyoruz. Hedefimiz; Türkiye’de geliştirilen yenilikçi teknolojilerin dünya pazarlarında karşılık bulmasına, küresel ölçekte değer üretmesine ve ülkemizin yüksek katma değerli teknoloji ihracatına daha fazla katkı sunmasına destek olmak. Önümüzdeki dönemde de girişimcilerimizin uluslararası pazarlarda daha güçlü yer alması için desteklerimizi artırarak sürdüreceğiz.”

Girişimlere uçtan uca global destek

Lonca Global Programı kapsamında seçilen girişimlere, etkinlik öncesinde küresel pazara hazırlık, hızlandırma ve sunum pratiklerini kapsayan yoğun bir hazırlık desteği sunuldu. Etkinlik süresince de girişimcilere ücretsiz stant imkânı sağlandı. Bunun yanı sıra, ulaşım ve konaklama giderleri için hibe desteği sunularak girişimlerin global sahnede yer alması kolaylaştırıldı. Bu destek modeliyle Lonca, girişimlerin yalnızca yerel pazarda büyümesini değil, uluslararası ekosistemde aktif rol almasını ve sürdürülebilir bir şekilde ölçeklenmesini de hedefledi.

Lonca’dan globale uzanan büyüme yolculuğu

2017 yılından bu yana teknoloji odaklı girişimlerin büyüme yolculuğuna destek veren Lonca Girişimcilik Merkezi, bugüne kadar farklı sektörlerden çok sayıda girişimin gelişimine katkı sağladı. Lonca, sunduğu hibe desteği, mentorluk, teknik altyapı ve iş birliği fırsatlarının yanı sıra, yeni dönemde global açılım odaklı programlarıyla girişimlerin uluslararası sahnede yer almasını desteklemeye devam ediyor. London Tech Week katılımı da bu vizyonun önemli bir parçası olarak konumlanırken Lonca Girişimcilik Merkezi, girişimlerini global ekosistemin aktif bir oyuncusu haline getirmeyi hedefliyor.

Mobilite, lojistik ve finansal teknoloji girişimi Vignetim, İTÜ ARI Teknokent GSYF’den yatırım aldı

Avrupa’da dijital otoyol vinyetleri, geçiş ücretleri, HGS ve seyahat hizmetlerini tek platform altında sunan İTÜ Çekirdek girişimi Vignetim, Maxis birlikteliğiyle kurulan İTÜ ARI Teknokent GSYF gerçekleştirdiği yatırımla büyüme yolculuğunda yeni bir döneme adım attı.

Bu yatırım, şirketin Avrupa pazarındaki genişleme planlarını hızlandırmasına, Türkiye ve Avrupa arasındaki kara yolu mobilitesine yönelik çözümlerini ölçeklendirmesine ve seyahat deneyimini uçtan uca dijitalleştiren “travel mobility super-app” vizyonunu güçlendirmesine katkı sağlayacak.

2024 yılında kurulan Vignetim, sürücülerin Avrupa başta olmak üzere farklı ülkelerde ihtiyaç duyduğu dijital otoyol vinyetleri, geçiş ücretleri, HGS ve seyahat bağlantılı hizmetleri tek platform üzerinden satın almasını sağlıyor. Şirket, dijital vinyet satışının yanı sıra e-SIM ve seyahat odaklı tamamlayıcı servisleri de entegre ederek sınır ötesi seyahat deneyimini uçtan uca dijital hale getiriyor.

Vignetim, özellikle Türkiye’ye giriş-çıkış yapan yabancı plakalı bireysel araçlar ve uluslararası filolar için HGS süreçlerini dijitalleştirmeye yönelik çözümler geliştiriyor. Bu kapsamda şirket, Türkiye ile Avrupa arasında seyahat eden kullanıcıların ve filo operasyonlarının ihtiyaç duyduğu otoyol geçiş, ödeme ve seyahat hizmetlerini daha erişilebilir, yönetilebilir ve merkezi bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor.

Bugün itibarıyla 500 binden fazla kullanıcıya ulaşan ve aktif gelir üreten Vignetim, bireysel kullanıcıların yanı sıra kurumsal müşterilere ve iş ortaklarına yönelik çözümler de sunuyor. Şirketin geliştirdiği B2C, B2B ve API tabanlı iş modeli, farklı sektörlerdeki seyahat ve mobilite platformlarının da Vignetim altyapısını kullanabilmesine olanak tanıyor.

Avrupa’da büyüyen mobilite ekonomisine teknoloji çözümü

Avrupa genelinde milyonlarca sürücü, farklı ülkelerin otoyol kullanım sistemleri, geçiş ücretleri, HGS ve seyahat gereksinimleri nedeniyle parçalı ve karmaşık bir kullanıcı deneyimiyle karşılaşıyor. Vignetim, bu süreci tek platform altında birleştirerek kullanıcıların ihtiyaç duyduğu dijital seyahat ve geçiş ürünlerine hızlı, güvenli ve merkezi erişim sunuyor. Şirket, mobilite teknolojileri alanında geliştirdiği altyapıyla yalnızca bir dijital vinyet satış platformu değil, aynı zamanda uluslararası seyahat deneyimini kolaylaştıran yeni nesil bir mobilite ekosistemi oluşturmayı amaçlıyor. HGS dahil olmak üzere farklı ülkelerdeki geçiş ve yol kullanım sistemlerini dijital kanallar üzerinden erişilebilir hale getiren Vignetim, bireysel sürücüler ve filolar için tek noktadan yönetilebilen bir seyahat altyapısı sunmayı hedefliyor.

İTÜ ARI Teknokent GSYF desteğiyle yeni dönem

Maxis birlikteliğiyle kurulan İTÜ ARI Teknokent Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) tarafından gerçekleştirilen yatırım ile Vignetim; ürün geliştirme, yeni ülke ve hizmet entegrasyonları, HGS başta olmak üzere geçiş sistemleriyle ilgili dijital çözümler, teknoloji altyapısının güçlendirilmesi ve Avrupa pazarındaki büyüme hedeflerine odaklanacak.

Şirket, önümüzdeki dönemde seyahat sırasında ihtiyaç duyulan dijital hizmetleri tek uygulama altında bir araya getirerek kullanıcılarına kapsamlı bir mobilite deneyimi sunmayı hedefliyor. Bu kapsamda yeni servis entegrasyonları, stratejik iş birlikleri, filo çözümleri ve API tabanlı büyüme modeli öncelikli yatırım alanları arasında yer alıyor.

İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, Vignetim’in kısa sürede geliştirdiği teknoloji altyapısı, doğrulanmış iş modeli ve uluslararası ölçekte büyüme kabiliyetiyle yatırım açısından güçlü bir konumda bulunduğunu belirterek, İTÜ ARI Teknokent GSYF olarak küresel ölçekte değer yaratma potansiyeline sahip teknoloji girişimlerini desteklemeyi önceliklendirdiklerini, Vignetim’in de Avrupa mobilite ekosisteminin önemli oyuncularından biri olacağına ve Türkiye’den çıkan başarılı teknoloji girişimleri arasında yerini alacağına inandıklarını ifade etti. Dikbaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vignetim’i yalnızca mobilite ve lojistik alanında faaliyet gösteren bir girişim olarak değil, aynı zamanda dijital işlem altyapısı ve ölçeklenebilir iş modeliyle fintek perspektifinden de değerlendiriyoruz. Vignetim’in İTÜ Çekirdek ekosisteminden doğmuş olması, Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB) iş birliğiyle yıllardır yürüttüğümüz otomotiv ve mobilite ekosisteminin başarılı girişimlerinden biri olarak öne çıkması, Big Bang Startup Challenge sahnesinde başarısını kanıtlaması ve bugüne kadar ortaya koyduğu büyüme performansı yatırım kararımızda belirleyici rol oynadı. İTÜ ARI Teknokent Girişim Sermayesi Yatırım Fonumuzla amacımız yalnızca finansman sağlamak değil; yüksek teknoloji girişimlerini müşterilerle, kurumsal şirketlerle ve uluslararası ağlarla buluşturarak büyümelerini hızlandırmak.”

Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş. Genel Müdürü Özgür Temel, yatırımın ardından yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“İTÜ ARI Teknokent GSYF’nin ilk yatırımını, mobilite alanında geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle farklı pazarlarda müşteri kazanan ve küresel büyüme yolculuğunu başlatan Vignetim’e gerçekleştirmekten memnuniyet duyuyoruz. İTÜ Çekirdek çıkışlı bir girişim olan Vignetim’in bu yatırımla büyümesini hızlandıracağına inanıyoruz. Karayolu taşımacılığında uçtan uca dijital hizmet sunma vizyonuyla ilerleyen şirketin, önümüzdeki dönemde kurumsal müşteriler için de güçlü bir teknoloji iş ortağı olacağını öngörüyoruz. Maxis olarak hem kendi fonlarımız hem de ekosistemin güçlü paydaşlarıyla hayata geçirdiğimiz girişim sermayesi fonları aracılığıyla etki alanımızı genişletmeye devam ediyoruz. İTÜ ARI Teknokent’in güçlü girişimcilik ekosistemi ile Maxis’in yatırım deneyimini bir araya getiren bu fonun, Türkiye’den çıkacak yüksek teknoloji girişimlerinin küresel ölçekte büyümesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”

Vignetim Kurucu Ortağı ve CEO’su Şevki Kocadağ ise yatırımı şu sözlerle değerlendirdi:

“İTÜ ARI Teknokent GSYF’den aldığımız yatırım, Vignetim’in büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktası. Vignetim, bizzat deneyimlediğimiz gerçek bir problemden doğdu. Avrupa ve Türkiye bağlantılı kara yolu seyahatlerinde kullanıcıların karşılaştığı parçalı ve karmaşık süreçleri tek bir dijital platform altında birleştirmek amacıyla çıktığımız bu yolculukta bugün 500 bini aşkın kullanıcıya ulaşmış olmamız, geliştirdiğimiz çözümün güçlü bir ihtiyaca karşılık verdiğini gösteriyor.

Dijital otoyol vinyetleri, geçiş ücretleri, HGS, e-SIM ve seyahat odaklı tamamlayıcı hizmetleri tek platformda buluşturarak hem bireysel kullanıcılar hem de uluslararası filolar için daha hızlı, güvenli ve kolay yönetilebilir bir mobilite deneyimi sunuyoruz. Yeni ülke entegrasyonları, filo çözümleri, API tabanlı iş birlikleri ve yeni servislerle Vignetim’i Avrupa’nın önde gelen seyahat mobilite platformlarından biri haline getirmeyi hedefliyoruz.

İTÜ Çekirdek’te başlayan girişimcilik yolculuğumuzun, bugün İTÜ ARI Teknokent GSYF’nin ilk yatırımıyla yeni bir aşamaya taşınması bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Bu yatırımı yalnızca finansal bir destek olarak değil, vizyonumuza duyulan güvenin güçlü bir göstergesi olarak görüyoruz. Bu yolculukta bize inanan yatırımcılarımıza, ekosistem paydaşlarımıza, iş ortaklarımıza ve emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

Türk girişimcilerin ABD’de kurduğu Talp, 20 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

Baran Ataş ve Samet Alan tarafından ABD’de kurulan yapay zeka altyapısı girişimi Talp, tohum öncesi yatırım turunu 20 milyon dolar değerleme üzerinden kapattığını duyurdu.

Formus Capital, Sunshine Lake Ventures, Aito Capital ve Andreessen Horowitz‘in aktif kuruculardan oluşan a16z Scout Fund programının yanı sıra çeşitli melek yatırımcıların katıldığı turdan elde edilen kaynak, şirketin simülasyon motorunun geliştirilmesi ve yeni sektörlere açılması için kullanılacak.

Talp’ın üzerine kurulduğu önerme basit: şirketler her gün müşterilerini doğrudan etkileyen büyük kararlar veriyor, ama bu kararların sonuçlarını güvenilir şekilde öngöremiyor. Bu kararlar bugüne kadar deneyime, sezgiye ya da güvenilirliği tartışmalı araştırma yöntemlerine dayanıyordu. Bu yöntemlerin başında gelen anketlerin ve odak gruplarının ise köklü bir sorunu var: insanların söyledikleri ile yaptıkları çoğu zaman örtüşmüyor. “Say-do gap” olarak adlandırılan bu kopukluğun sebebi basit bir insan refleksi: insanlar sorulara gerçekte oldukları gibi değil, olmak istedikleri halleriyle yanıt veriyor.

Talp, bu denklemi tamamen değiştiren bir yaklaşım sunuyor: sormak yerine simüle etmek. Şirket, bir markanın gerçek hedef kitlesini temel alarak yapay zeka persona toplulukları oluşturuyor. Bu personalar yalnızca demografik verilerden ibaret değil; davranışsal örüntüleri, karar verme mekanizmaları ve bilişsel eğilimleriyle birlikte modelleniyor. Ardından bu personalar, test edilmek istenen durumu bizzat deneyimliyor: bir e-ticaret sitesinde geziniyor, bir reklamla etkileşime giriyor, bir uygulamayı kullanıyor.

Ortaya çıkan sonuç, bir anket yanıtı değil, bir öngörü. Sistem, davranışsal sinyalleri (ne yaptılar) ve bilişsel sinyalleri (neden yaptılar) tek bir çıktıda birleştiriyor. Bir başka deyişle, şirketler hedef kitlelerinin bir karara nasıl tepki vereceğini, o kararı almadan önce görebiliyor. Girişimin paylaştığı verilere göre platform, şu anda e-ticaret, havacılık, B2B, medya, perakende ve finansal hizmetler gibi farklı sektörlerde ayda 650’den fazla kampanya yürütüyor.

Talp kurucu ortağı ve CEO’su Baran Ataş verdiği demeçte; “Her iş kararı, özünde insan davranışları üzerine yapılan ve öngörülemeyen riskler barındıran bir tahminden ibaret kalıyor. Geçmişe ait veriler, yalnızca pazar koşulları sabit kaldığında geçerlidir; oysa gerçek dünyada dinamikler her an değişiyor. Talp tam bu kör noktayı, persona simülasyonları ile ortadan kaldırıyor. Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır, bizler hem iş hem de vizyon olarak geleceği inşa edenleriz.”

YouTube, Türkiye’de gözetimli çocuk hesaplarını kullanıma sundu

YouTube, Türkiye’de gözetimli çocuk hesaplarını kullanıma sundu. Ebeveynler için isteğe bağlı olan ve YouTube uygulamasına entegre edilmiş şekilde çalışan hesaplar, her biri uluslararası içerik derecelendirme sistemleriyle örtüşen üç farklı içerik ayarı sunuyor. Eğitim içeriklerini, öğretici videoları, el sanatlarını ve dans videolarını kapsayan “Keşfet”; oyun ve canlı yayınların da eklendiği “Daha Fazlasını Keşfet” ve 18+ olarak derecelendirilen içerikler dışında YouTube’daki neredeyse tüm videolara erişim sağlayan “YouTube’un Büyük Bir Kısmı” bu seçenekler arasında yer alıyor.

Hesaplar, gençlerin hayal güçlerini ve meraklarını güvenlik, gizlilik ve refahlarını ön planda tutarak keşfetmelerine olanak tanıyan yaşa uygun deneyimler sunma yolculuğunda YouTube’un attığı bir sonraki adımı temsil ediyor.

Her ailenin ve her çocuğun farklı olduğunun farkında olan YouTube, gözetimli çocuk hesaplarıyla kontrolü ebeveynlere veriyor. İçerik ayarlarının yanı sıra hesaplar, ebeveynlere aileleri için en doğru tercihi yapma imkânı tanıyan, kullanımı kolay araçlar da sunuyor. Bunlar arasında ebeveynlerin Shorts akışını kaydırma için günlük süre sınırı belirleyebildiği, sektörde bir ilk olan Shorts akışı zamanlayıcısı yer alıyor. Zamanlayıcı sıfıra ayarlandığında ise kısa video akışı tamamen kapatılabiliyor.

Gözetimli çocuk hesapları, 18 yaşın altındaki tüm kullanıcılar için varsayılan olarak etkinleştirilen kontroller de içeriyor. Bunlar arasında bilinçli izleme alışkanlıklarını teşvik eden “Ara Ver” ve “Uyku Vakti” hatırlatıcıları yer alıyor. Bu hesaplarda içerik oluşturma ve yorum yazma gibi standart YouTube özellikleri devre dışı bırakılıyor; reklamlar kişiselleştirilmiyor ve otomatik oynatma varsayılan olarak kapalı geliyor.

Bugün kullanıma açılan çocuk hesapları, Türkiye’de ailelerin artık yararlanabildiği gözetimli genç hesaplarına katılıyor. Gençlerin YouTube’un büyük bölümünü keşfetmelerine olanak tanıyan bu isteğe bağlı deneyim, ebeveynlere açık iletişimi de kolaylaştırıyor. Genç hesapları; kolay hesap bağlama, video yüklenmesi ya da canlı yayın başlatılması durumunda ebeveynleri bilgilendiren e-posta bildirimleri ve kanal etkinliğine ilişkin paylaşılan içgörüler sunuyor.

“YouTube, 14 yılı aşkın süredir Türkiye’deki ailelerin hayatının önemli bir parçası”

YouTube Türkiye Direktörü Esin İmer Haşlaman konuya ilişkin şunları söyledi: “YouTube, 14 yılı aşkın süredir Türkiye’deki ailelerin hayatının önemli bir parçası; ödev yardımından aile televizyonunda birlikte izlemeye kadar pek çok amaçla kullanılıyor. Biz de YouTube olarak ailelere hizmet eden ve onların refahını ön plana alan araçlara yatırım yapmaya devam ediyoruz. 15 yaşından küçük çocuğu olan ebeveynlerin YouTube’u öğrenme açısından değerli bulduğunu biliyoruz; %77’si platformun ücretsiz eğitim içeriklerine erişmek için önemli bir kaynak olduğunu belirtiyor.”

“Gençleri dijital dünyadan uzak tutmak değil, dijital dünyada korumak için yaşa uygun deneyimler geliştiriyoruz”

YouTube Sağlık Direktörü Garth Graham ise şu değerlendirmede bulundu: “Gençleri dijital dünyadan uzak tutmak değil, dijital dünyada korumak bizim için bir zorunluluk. Çocuk ve genç hesapları gibi kapsamlı güvenlik önlemleri, gençlere öğrenip keşfedebilecekleri bir alan sunmaya devam etmemizi sağlıyor; aynı zamanda doğru araçların ve sınırların hayata geçirilmesiyle onların güvende kalmasını ve ailelerin tercih hakkına sahip olmasını güvence altına alıyor.”

Ailelere yönelik kapsamlı bir ekosistem

Gözetimli çocuk ve genç hesapları, on yılı aşkın bir geçmişe dayanan YouTube’un aile güvenliğine olan uzun soluklu bağlılığının en son yansıması. Daha küçük çocuklar için YouTube Kids uygulaması da mevcut: yaşa uygun videoların özenle seçildiği bu bağımsız uygulama, katı içerik filtreleme ve ebeveyn kontrolleriyle korumalı bir ortam sunuyor. Google Family Link ise ebeveynlere dijital kurallar belirleme, uygulama kullanımını yönetme, içerik filtreleme ve çocuğun Android telefonunun konumunu takip etme imkânı tanıyan ebeveyn kontrolleri sağlıyor. Bağımsız çocuk gelişimi uzmanlarının rehberliğinde, yıllardır çocukları dijital dünyadan uzak tutmak için değil, dijital dünyada korumak için yaşa uygun deneyimler geliştiriyoruz.

Gözetimli çocuk hesapları, 2 Temmuz itibariyle Türkiye’deki aileler için kademeli olarak kullanıma açılıyor. Kurulum için YouTube uygulamasındaki veya web sitesi menüsündeki Aile Merkezi’ne girmek yeterli. Hesaplar, Google Family Link uygulaması üzerinden de oluşturulabiliyor.

  • Android: YouTube uygulamasında oturum açın. Sağ alt köşedeki “Siz” sekmesine dokunun. Ayarlar’a, ardından Aile Merkezi’ne dokunun.
  • Masaüstü: Bilgisayarınızdan YouTube’da oturum açın. Profil resminize, ardından Ayarlar’a tıklayın. Aşağı kaydırarak Aile Merkezi’ne gidin ve “Çocuk profillerini ve gençlere yönelik özellikleri yönetin”e tıklayın.
  • iPhone/iPad: YouTube uygulamasında oturum açın. Sağ alt köşedeki “Siz” sekmesine dokunun. Ayarlar’a, ardından Aile Merkezi’ne dokunun.

Türk girişimcilerin kurduğu Spaceflow, Y Combinator’a kabul edildi ve 1 milyon dolar yatırım aldı

2026’nın başında genç bir Türk kurucu ekibi tarafından kurulan Spaceflow, kurumsal yazılımı yapay zeka çağına taşıma iddiasıyla yola çıktı ve dünyanın en prestijli girişim hızlandırma programı Y Combinator‘ın 2026 yaz dönemine (S26) kabul edildi. Şirket, bu kısa sürede 1 milyon dolar yatırım almayı da başardı.

Spaceflow’un kurucu ekibi; University of Cambridge mezunu Emre Işık ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Boğaziçi Üniversitesi kökenli Ali Eren Aytekin, Ali Orçun Şahinoğlu ve Hakan Enes Aksu‘dan oluşuyor. Ekibin bir kısmı, girişimi büyütmek için üniversite eğitimini yarıda bıraktı. Dünyanın dört bir yanından gelen bu ekip, çalışmalarını şu anda San Francisco’dan yürütüyor.

Spaceflow ne yapıyor?

Bugün her kurum, insanların ekranlara tıklaması için tasarlanmış yazılımlarla çalışıyor; bu sistemlerin hiçbiri yapay zeka ajanlarının kullanımına hazır değil. Spaceflow tam da burada devreye giriyor: şirketlerin hâlihazırda kullandığı sistemleri (ERP, e-posta, tablolar) yapay zekanın okuyabileceği, üzerinde güvenli biçimde işlem yapabileceği ve birbirine bağlanabileceği bir “şirket beynine” dönüştürüyor.

Bu altyapı üzerinde çalışan yapay zeka çalışanları (AI employees), kurumsal süreçleri uçtan uca işletiyor; nihai karar ise her zaman insanda kalıyor. Şirketin ifadesiyle: “Kurumunuz ‘agent-native’ hâle geldiğinde, bir sonraki yazılımı satın almayı bırakırsınız; işi ajanlar yapar.”

Müşteriler ve yatırımcılar

Spaceflow, henüz çok erken bir aşamada olmasına rağmen altı haneli dolar tutarında sözleşmeli yıllık gelire ulaştı; Avrupa’nın en büyük hızlı tüketim (FMCG) şirketlerinden biriyle çalışıyor ve çeşitli özel sermaye (private equity) fonlarıyla yaygınlaşma sürecini hızlandırıyor. Şirket; Airbnb, Volvo Cars, Google, Encord ve Sequoia Capital gibi kurumların üst düzey yöneticilerinden de yatırım aldı.

Kuruculardan Ali Eren Aytekin verdiği demeçte; “Son 30 yılda kurumlar üst üste yeni yazılımlar satın aldı; hepsi insanların kullanması için tasarlandı. Biz bunun tersini yapıyoruz: şirketlerin zaten kullandığı sistemleri, yapay zeka çalışanlarının güvenle işletebileceği hâle getiriyoruz. İnancımız net: her kurum çok yakında agent-native olacak ve bunu ilk başaranlar büyük bir avantaj kazanacak. Bir Türk ekibi olarak bunu San Francisco’da, dünyanın en iyileriyle yarışarak inşa ediyor olmak bizim için ayrı bir gurur.”

Y Combinator nedir?

Y Combinator (YC), Silikon Vadisi’nin en saygın ve en zor kabul alınan girişim hızlandırma programı olarak biliniyor. Airbnb, Stripe, Dropbox, Coinbase ve Reddit gibi bugün on milyarlarca dolar değere ulaşmış yüzlerce şirketi henüz ilk günlerindeyken destekledi. Her dönem on binlerce başvuru arasından kabul oranı %1’in altında seyrediyor; programa girmek, bir girişim için küresel ölçekte güçlü bir referans sayılıyor.

Yerli girişim Vagustim, ABD merkezli AARP’ın AgeTech Collaborative programına kabul edildi

Non-invaziv vagus sinir stimülasyonu alanında global pazarda büyüyen Vagustim, 50’den fazla bilimsel çalışmayla destekli teknolojisini daha erişilebilir hale getirme misyonuyla çalışmalarını sürdürüyor.

Girişim; bugün 60’tan fazla ülkeye ulaşan kullanıcı ağı, dünyanın önde gelen araştırma kurumlarında kullanılan teknolojisi ve yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş vagus stimülasyonu yaklaşımıyla öne çıkıyor.

AgeTech Collaborative programına kabul, Vagustim’in özellikle sağlıklı yaşlanma, dijital sağlık ve non-invaziv nöromodülasyon alanlarındaki global büyüme hedefleri açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Program kapsamında Vagustim; tüketici içgörüleri, stratejik iş geliştirme desteği ve kurumsal partnerler ve AgeTech ekosistemiyle bağlantı fırsatlarına erişim sağlayacak.

AARP, Amerika Birleşik Devletleri’nde 50 yaş ve üzeri bireylerin yaşam kalitesini artırmaya odaklanan en büyük organizasyonlardan biridir. AgeTech ise yaşlanma deneyimini iyileştiren teknolojileri desteklemek amacıyla girişimleri, yatırımcıları, kurumsal şirketleri ve inovasyon paydaşlarını bir araya getiren global bir inovasyon ekosistemidir.

Vagustim Kurucu Ortağı Ali Can Erk konuyla ilgili verdiği demeçte;

“Vagustim olarak Türkiye’den doğan bir sağlık teknolojisi şirketini global pazarda büyütmek için çalışıyoruz. AgeTech programına kabul edilmek, hem teknolojimizin sağlıklı yaşlanma ve dijital sağlık alanındaki potansiyelini göstermesi hem de ABD ve global pazardaki büyüme hedeflerimiz açısından bizim için çok değerli bir adım. Bu programla birlikte kullanıcı içgörülerimizi derinleştirmeyi, güçlü ekosistem bağlantıları kurmayı ve non-invaziv vagus sinir stimülasyonunu daha fazla insana ulaştırmayı hedefliyoruz.”

Vagustim, kulak üzerinden uygulanan non-invaziv vagus sinir stimülasyonu teknolojisiyle stres yönetimi, rahatlama, uyku ve toparlanma gibi alanlarda kullanıcıların günlük wellness rutinlerini desteklemeyi amaçlıyor. Şirketin yeni nesil ürünü Vagustim V2; mobil uygulama desteği, kişiselleştirilebilir seanslar, yapay zekâ destekli protokoller ve gelişmiş kullanıcı deneyimiyle global pazarda konumlanıyor.

Vagustim, tüketici sağlığı ve iyi oluş alanındaki büyümesini sürdürürken, önümüzdeki dönemde tıbbi cihaz kategorisinde konumlanacak yeni ürün çalışmalarıyla da non-invaziv nöromodülasyon alanındaki ürün portföyünü genişletmeyi hedefliyor.