Ana Sayfa Blog Sayfa 8

Perakende teknolojileri girişimi Octopus, 4 yeni yapay zeka modülünü duyurdu

Perakende teknolojileri girişimi Octopus, bu yıl dördüncü kez katıldığı Barcelona ISE2026 fuarında yapay zekâ vizyonu doğrultusunda geliştirdiği dört yeni ürünü tanıttı. Dijital signage (dijital ekran) pazarında sadece donanım satmak yerine ekranların en verimli şekilde kullanılması ve ölçümlenebilir olmasına odaklanan Octopus, Technical OctoAI, Marketing OctoAI, Design OctoAI ve Sales OctoAI adını verdiği bu yenilikçi modüllerle perakendecilere önemli katma değerler sunmayı hedefliyor. Söz konusu yapay zekâ destekli araçlar, Octopus’un mevcut ekran yönetim altyapısına entegre biçimde çalışarak ekranları statik birer yayın mecrası olmaktan çıkarıp, akıllı karar destek sistemleri ve satış artırıcı platformlar haline getiriyor.

Dört yeni OctoAI modülü

Technical OctoAI: Ekran ağını 7/24 izleyerek olası problemleri gerçek zamanlı tespit eden ve otomatik olarak çözen altyapı yapay zekâ modülü. Bu sayede dijital ekranlarda kesinti ve arıza kaynaklı aksaklıklar en aza indiriliyor, operasyonel verimlilik artıyor.

Marketing OctoAI: Ekran içeriklerinin izlenme ve etkileşim verilerini analiz eden, bu verilere dayanarak markalara neyi, nerede ve ne zaman göstermeleri gerektiği konusunda veri destekli içgörüler sunan pazarlama yapay zekâsı. Perakendeciler böylece doğru mesajı doğru zamanda ileterek müşteri etkileşimini maksimize edebiliyor.

Design OctoAI: Görsel içerik üretiminde kreatif ekipleri destekleyen, performans verilerine dayalı tasarım önerileri sunan yapay zekâ modülü. Kampanya görsellerinin farklı format ve kitlelere göre uyarlanmasında yardımcı olan bu AI, yaratıcı süreçleri hızlandırarak tutarlı ve yüksek performanslı içerikler üretilmesini sağlıyor.

Sales OctoAI: Ekranlarda gösterilen içeriklerle mağaza içi satış verilerini entegre analiz eden satış yapay zekâsı. Hangi görsel veya kampanya içeriğinin satışları nasıl etkilediğini ortaya koyarak perakendecilere içerik bazlı satış dönüşüm raporları sunuyor. Bu sayede mağaza içi dijital pazarlama faaliyetlerinin ölçülebilir ROI (yatırım getirisi) takibi mümkün hale geliyor.

Perakendecilere sağladığı katma değer

Octopus’un yeni yapay zekâ modülleri, perakende şirketlerinin dijital ekran yatırımlarından elde ettiği verimi önemli ölçüde artırmayı amaçlıyor. Etkili bir dijital ekran stratejisinin satışlara doğrudan etki ettiği biliniyor; nitekim yapılan bir çalışma, satın alma kararlarının %82’sinin mağaza içerisinde verildiğini gösteriyor. Yapay zekânın dijital ekranlara entegre kullanımı, mağaza içi müşteri deneyimini gerçek zamanlı verilerle optimize etmeyi mümkün kılıyor. Örneğin, AI destekli ekranlar anlık koşullara ve izleyici profiline göre içerik uyarlayarak mesajların ilgili ve zamanında olmasını sağlıyor, bu da müşteri etkileşimini ve dönüşüm oranlarını artırıyor.

Teknik açıdan, altyapıya entegre AI sayesinde ekranların sağlığı otomatik olarak izlenip arızalar öngörülerek gideriliyor; böylece kesinti süreleri en aza iniyor ve operasyonel maliyetler düşüyor. Pazarlama tarafında, yapay zekâ destekli analizler sayesinde hangi kampanya mesajının, günün hangi saatinde ve hangi lokasyonda daha iyi performans gösterdiği veriye dayalı olarak görülebiliyor. Kreatif ekipler, AI’nın sunduğu içgörüler ile hangi tasarımların daha etkili olduğunu öğrenerek içerik üretiminde verimlilik ve tutarlılık yakalıyor. Satış verileri ile ekran içeriklerinin ilişkilendirilmesi de perakendecilere güçlü bir karar destek mekanizması sunuyor; hangi görselin hangi ürünün satışını tetiklediği analiz edilerek pazarlama stratejileri buna göre şekillendirilebiliyor. Sonuç olarak Octopus, yapay zekâ entegrasyonu ile dijital ekran iletişimini tamamen veri güdümlü bir satış ve pazarlama kanalına dönüştürüyor.

Octopus Kurucusu ve CEO’su Emre Yıldız, yeni ürünlerle ilgili verdiği demeçte;

“Octopus olarak vizyonumuz, dijital ekranların tam potansiyelini yapay zekâ ile ortaya çıkarmaktı. OctoAI ürün ailemiz ile bu vizyonu gerçeğe dönüştürüyoruz. Ekranlar artık sadece birer yayın aracı değil, perakendeciler için akıllı karar destek ve satış artırıcı motorlar haline geliyor. Mağaza içi deneyimi kişiselleştirip satışlara doğrudan katkı sunarken, veriye dayalı içgörülerle markaların hızlı ve doğru kararlar almasını sağlıyoruz.”

Yeni OctoAI modülleri, Octopus’un ekran yönetim platformuna entegre olarak hemen kullanıma sunuldu. Bu yenilikçi yaklaşım, perakende markalarının dijital ve fiziksel deneyimi birleştirerek müşterilere “More than Digital Signage” (Dijital Ekrandan Daha Fazlası) sunma vizyonunun bir parçası. Octopus, yapay zekâ yatırımları ve çözümleriyle perakende sektöründe dijital dönüşüme liderlik etmeyi sürdürüyor.

QNB eSolutions, ödeme ve tahsilat teknolojileri girişimi Ödüyo’yu bünyesine kattı

Türkiye’nin e-Dönüşüm alanındaki öncü şirketlerinden QNB eSolutions, dijital finans ekosistemindeki varlığını güçlendirecek yeni bir stratejik hamleye imza attı.

QNB eSolutions, B2B tahsilat, ödeme geçidi (gateway) ve açık bankacılık alanlarında faaliyet gösteren finansal teknoloji girişimi Ödüyo‘yu satın alarak iştirakleri arasına kattı. Böylece e-belge çözümleri ile ödeme teknolojileri, ilk kez bu ölçekte tek bir çatı altında birleşiyor.

Bu yeni satın alma, QNB eSolutions’ın e-belge yönetimini ödeme süreçleriyle tam entegre hale getirerek, işletmeler için sürdürülebilir ve bütüncül bir dijital iş platformu oluşturma stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. QNB eSolutions, bu sayede işletmelerin ticari hayatındaki iki temel süreci olan e-belge yönetimi ve tahsilatını, uçtan uca dijital, entegre ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyor. Satın alma ile birlikte oluşacak yeni yapıda, e-Fatura başta olmak üzere tüm elektronik mali belgeler ile tahsilat süreçleri tek bir dijital zincirde birleşecek.

“Finansal süreçleri uçtan uca dönüştürüyoruz.”

QNB eSolutions Genel Müdürü Okay Yıldırım satın alma süreciyle ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bankacılık kökenlerimizden gelen güven ve etik anlayışıyla, ticari hayatta kullanılan belgeleri güvenilir ve mevzuata uyumlu şekilde dijitalleştirmenin ötesine geçiyor; işletmelerin tüm finansal süreçlerini uçtan uca dönüştürme vizyonuyla hareket ediyoruz. Ödüyo’yu satın almamız, fatura ile tahsilatı aynı dijital zincirin parçaları haline getirdiğimiz bu vizyonun en somut adımlarından biri oldu. Bu adımla yalnızca ürün portföyümüzü değil, müşterilerimize sunduğumuz katma değeri de ileri taşıyoruz. Amacımız, KOBİ’lerden kurumsal firmalara kadar tüm işletmeler için dijitalleşmeyi kolaylaştıran, finansal süreçleri sadeleştiren güçlü bir fintek ekosistemi oluşturmak. Türkiye’de e-Dönüşüm alanında öncülük ettiğimiz bu yolculuğu, ödeme ve tahsilat teknolojileriyle daha da derinleştiriyoruz. QNB eSolutions’ı, Ödüyo’nun yenilikçi ödeme çözümleriyle birlikte finansal süreçleri baştan sona yöneten bütüncül bir iş platformuna dönüştürüyoruz.”

Hedef, şeffaf ve ölçeklenebilir bir tahsilat deneyimi

Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, sürece ilişkin verdiği demeçte;

“Finansal teknoloji dünyasında kısa sürede önemli bir konum elde ettik. Kurduğumuz altyapı, inovasyona dayalı kültürümüz ve kullanıcı deneyimini merkeze alan yaklaşımımız, bizi finansal teknolojiler alanında farklılaştırdı. E-fatura bugüne kadar çoğunlukla muhasebe süreçlerinin bir parçası olarak konumlanıyordu. QNB eSolutions çatısı altına katılmamızla birlikte e-belge alanıyla daha entegre geliştirmeler ve projeler tasarlayacağız. Kurumların nakit akışını hızlandıran, şeffaf ve ölçeklenebilir bir tahsilat deneyimi oluşturmayı hedefliyoruz. Bu satın alma ile birlikte, teknolojimizi çok daha geniş bir ekosisteme taşıma fırsatı bulacağız.”

E-fatura ve tahsilatta tam entegrasyon dönemi

Satın almayla birlikte Ödüyo’nun sunduğu B2B tahsilat, fiziki POS ve açık bankacılık çözümleri, QNB eSolutions’ın 140 binden fazla işletmeye hizmet veren geniş altyapısına dahil olacak. Bu sayede işletmeler, fatura kesiminden tahsilatın tamamlanmasına kadar olan nakit akışını tek bir merkezden yönetebilecek.

Uber’den Türkiye’ye yeni yatırım: Getir’i satın alıyor

Uber ve Mubadala Investment Company bugün; Uber’in Getir’in Türkiye’deki yemek, market, çarşı ve su portföyünün satın alınması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu. Satın alma süreci, ilgili resmi kurumların onayları ve işlem koşullarının yerine getirilmesinin ardından sonuçlanacak.

Getir’i ve Trendyol GO’yu Uber çatısı altında buluşturan bu anlaşma, şirketin Türkiye’ye duyduğu uzun vadeli güvenin ve faaliyetlerini geliştirme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

İşlemin onaylanmasının ardından Uber; Getir ve Trendyol Go’nun farklı yetkinliklerini bir araya getirerek ekosistemin büyümesine katkı sağlamayı hedefliyor. Bu sinerji sayesinde tüketicilere sunulan seçeneklerin artırılması, kuryeler için yeni kazanç fırsatlarının yaratılması ve Türkiye genelindeki işletmeler için talebin canlandırılması amaçlanıyor. Süreç tamamlandığında Getir kullanıcıları, hizmetlere Getir uygulaması üzerinden erişmeye devam ederken Trendyol Go’nun geniş restoran ağından da yararlanabilecekler. Benzer şekilde Trendyol Go kullanıcıları, Getir ve GetirBüyük hizmetlerine doğrudan kendi uygulamaları üzerinden ulaşabilecekler.

Uber CEO’su Dara Khosrowshahi anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada: “Büyüyen dijital ekonomisi ve dinamik tüketici kitlesiyle Türkiye, Uber’in uzun vadeli yatırım yapma kararlılığını sürdürdüğü bir pazardır. Bu iki güçlü platformu bir araya getirerek; tüketiciler, kuryeler ve işletmeler için daha fazla değer yaratan, canlı ve rekabetçi bir ekosistemin büyümesini desteklemeyi amaçlıyoruz.”

Mubadala Investment Company Grup CEO Vekili Waleed Al Mokarrab Al Muhairi anlaşma ile ilgili şunları söyledi: “Mubadala, Getir’in Türkiye’de öncü ve lider bir yemek ve ultra hızlı market teslimatı platformu olma yolculuğunda, şirketin destekçisi oldu. Bu işlem; Getir’deki iş modelinin gücünün ve özellikle geçtiğimiz yıl kaydedilen büyük ilerlemenin bir yansımasıdır. Mubadala için son derece cazip bir pazar olan Türkiye’de, uzun vadeli yatırım fırsatlarını değerlendirmeyi sürdüreceğiz.”

Getir CEO’su Batuhan Gültakan ise şunları belirtti: “Bu anlaşma, Getir için önemli bir dönüm noktası ve ekibimizin ülkemizde inşa ettiği güçlü operasyonel modelin ve yarattığı lider markanın bir kanıtıdır. Getir’in öncü ultra hızlı teslimat uzmanlığını Uber’in küresel ekosistemine taşıyacak olmaktan ve tüketiciler, kuryeler, restoranlar ve tedarikçiler için deneyimi geliştirmeye devam etmekten büyük heyecan duyuyoruz. Mubadala’nın desteğiyle başardıklarımızdan gururluyuz, Uber ailesinin bir parçası olarak büyüme yolculuğumuzun bir sonraki aşamasını sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Bütünsel müşteri deneyimi yönetimi platformu Artiwise, globale açılıyor

Bankacılık, otomotiv, sigorta ve perakende gibi rekabetin en yoğun olduğu sektörlerde Türkiye’nin dev markalarına yapay zeka destekli müşteri deneyimi yönetimi yönetimi (CXM) çözümü sunan yerli girişim Artiwise, yerel pazardaki koşusunun ardından globale açılıyor.

2025 yılında yurt içinde iki kat büyüyen Artiwise, aynı zamanda bu dönemi global rekabete hazırlanarak geçirdi. 2026 itibarıyla büyüme stratejisinin merkezine teknoloji ihracatını alan şirket, müşteri deneyimi yönetimini (CXM) daha önce hiç olmadığı şekilde ele alan yeni yaklaşımıyla uluslararası pazarlara açılmaya hazırlanıyor.

Bu dönüşümün en önemli kilometre taşlarından biri, 2025 yılının Temmuz ayında duyurulan Artiwise CXM 2.0 oldu.

CXM; markaların müşterileriyle yaşadığı tüm temas noktalarında (çağrı merkezi, chatbot, sosyal medya, anketler, dijital kanallar ve daha fazlası) oluşan geri bildirimleri anlamlandırarak, deneyimi iyileştirmeye odaklanan bir yönetim yaklaşımı olarak öne çıkıyor. Bugüne kadar bu veriler çoğunlukla parçalı, kanal bazlı ve birbiriyle konuşmayan sistemler içinde değerlendiriliyordu. Artiwise CXM 2.0, bu yaklaşımı kökten değiştiriyor. Dünyanın ilk kanal bağımsız müşteri deneyimi veri mimarisi olarak geliştirilen platform, müşterinin sesi hangi kanaldan gelirse gelsin tüm verileri tek bir anlam çerçevesinde birleştiriyor. Böylece markalar yalnızca ne söylendiğini değil, neden söylendiğini ve hangi noktada aksiyon alınması gerektiğini net bir şekilde görebiliyor.

Bu yeni mimari sayesinde müşteri deneyimi, raporlarda kalan bir ölçüm olmaktan çıkıp; iş sonuçlarını doğrudan etkileyen, aksiyona ve deneyim hikayelerine dönüşebilen stratejik bir yönetim alanına dönüşüyor. Artiwise CXM 2.0, şirketin global pazarlarda rekabet edeceği güçlü ve ölçeklenebilir teknolojik altyapının da temelini oluşturuyor.

ABD pazarında uygulama dönemi başlıyor

Türkiye’de geliştirilen yerli mühendislik gücünün artık dünya sahnesine çıktığını vurgulayan Artiwise Kurucu Ortağı ve CEO’su Tanel Temel, 2026 hedeflerine ilişkin verdiği demeçte;

“Türkiye’den çıkan bir CXM ve AI oyuncusunun global pazarda, özellikle de teknolojinin kalbi ABD’de anlamlı bir yer edinmesi bizim için en büyük motivasyon kaynağı. 2026 yılı, uzun süredir devam eden hazırlık sürecimizin yeni anlaşmalara, stratejik iş ortaklıklarına ve güçlü bir ABD varlığına dönüştüğü yıl olacak. ABD pazarını artık öğrendik, şimdi uygulama dönemine geçiyoruz. Hangi eyalette, hangi sektörde, hangi partner yapısıyla ilerleyeceğimizi netleştirdik.”

Hedef 2028’de dünyanın ilk 3 CXM platformundan biri olmak

Yeni yatırım turu öncesi, Artiwise’ın pazarda bir oyuncu olmakla yetinmeyeceğini ve oyunun kurallarını değiştirmeyi hedefleyen bir teknoloji şirketi olduğunu belirten Tanel Temel;

“Bizim hedefimiz CXM alanında bir oyun kurucu olmak ve ülkemizde bunu başardık. Türkiye’nin mühendislik gücüyle geliştirdiğimiz platformumuzu, 2028 yılına kadar alanında dünyanın en çok tercih edilen ilk 3 çözümünden biri haline getireceğiz. Bu yolculuk Artiwise’ın olduğu kadar Türk teknoloji ekosisteminin de bir başarı hikayesi olacak.”

Artiwise, 2026 yatırım turundan elde edeceği kaynağı küresel pazarlama faaliyetlerini artırmak, yurt dışı satış ekiplerini büyütmek ve yapay zeka altyapısını güçlendirmek için kullanacak.

Türk donanım girişimcisinin ilham veren hikayesi | Trexo | Serdar Kılıçbay

İçerik üreticileri ve sinema sektörü için donanım odaklı ekipman çözümleri geliştiren Trexo‘nun kurucu ortağı Serdar Kılıçbay, ilham veren hikayesini ve yaşadığı zorlukları anlattı.

Trexo, profesyonel çekimler için geliştirilen HULKA, AXIS 1.0 ve MOCOCAR V3 gibi gelişmiş kamera hareket sistemleri ve aksesuarları sunan bir teknoloji markasıdır. Web sitesi aracılığıyla dünya genelinde ücretsiz kargo avantajı sağlayan şirket, stoktaki ürünleri bir hafta içerisinde göndermeyi taahhüt etmektedir. Müşteri memnuniyetine önem veren firma, kullanıcılara 14 gün içinde iade hakkı ve olası hasarlara karşı 2 yıllık kapsamlı garanti desteği sağlamaktadır. Platform üzerinde teknik destek için kullanım kılavuzları ve yetkili satış noktaları gibi bilgilendirici kaynaklar da yer almaktadır. Ziyaretçiler, markanın geniş ürün yelpazesini inceleyebilir veya bayilik başvurusu yaparak iş ortaklığı süreçlerini başlatabilirler. Güvenli ödeme yöntemlerini destekleyen bu platform, modern sinematografi ekipmanlarına erişimi kolaylaştırmayı hedeflemektedir.

Sahibinden, tüm yapay zeka çözümlerini sahiAI çatısı altında topladı

Türkiye’nin teknoloji şirketlerinden sahibinden.com, 2018 yılından bu yana yapay zeka çözümleri geliştiriyor.

Kuruluşundan bu yana içerisinde bulunduğu sektörü teknoloji ile dönüştüren sahibinden.com, 8 yıldır geliştirdiği tüm yapay zekâ teknolojilerini sahiAI markası altında topluyor ve ilan arama deneyiminde yapay zekayı kullanarak yeni bir dönemi başlatıyor. sahiAI ile ilan arama özelliği, kullanıcılara sahiAI ile yazışarak aradıkları ilanlara kolayca ulaşabilmelerini sağlıyor.

sahiAI, sadece bir arama özelliğinin değil; görsel tanımadan doğal dil işlemeye kadar uzanan yapay zeka tabanlı geniş bir ürün gamının çatı markası. Temelleri 2018’de “Fotoğraftan Araç Tanıma” ile atılan sahiAI ürün gamı; ilan görsellerinin kalitesini artıran Fotobot, ilandaki evlerin içinde 3 boyutlu dolaşmayı sağlayan Sanal Tur ve ilandaki evin dekorasyonunu saniyeler içinde değiştiren SahiDeko gibi ürünlerle zenginleşti. Şimdi ise yapay zekâ ile ilan arama özelliği ile tüm kullanıcılara eşsiz bir deneyim sunan sahiAI, Türk mühendisleri tarafından tamamen sahibinden.com bünyesinde geliştirildi.

Yepyeni “ilan arama” deneyimi

sahiAI’ın lansmanıyla birlikte kullanıma sunulan sohbet tabanlı arama özelliği, kullanıcılara bambaşka bir arama deneyimi sunuyor.

Artık, çok gelişmiş filtreleme seçeneklerini kullanarak arama yapmaya bir alternatif olarak, “metroya yakın, ebeveyn banyolu, deniz manzaralı, açık mutfak olmayan” veya “az yakan beyaz bir SUV, hibrit japon arabası” gibi cümlelerle etkileşimli arama yapmak mümkün… Sistem sadece kelimeleri anlamlandırmakla kalmıyor; coğrafi verileri ve ilan açıklamalarını dahil ederek kullanıcının niyetini anlıyor. Kullanıcı, kendini ifade etme biçiminden bağımsız olarak sahiAI ile yazışarak hayalini kurduğu ev ya da araba için en uygun ilanlara kolayca ulaşabiliyor. İlk etapta vasıta ve emlak kategorilerinde kullanılacak sahiAI ile ilan arama özelliği, önümüzdeki süreçte diğer kategorilerde de devreye alınacak.

“Teknolojiyi inşa ediyoruz.”

sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş verdiği demeçte;

“Dünyada birçok şirket yapay zekâ teknolojilerini dışarıdan satın alırken, biz 2018’den beri ArGe merkezimizde 300’den fazla mühendisimizle kendimiz geliştiriyoruz. 8 yıl önce başlattığımız bu yolculuk bugün bizi teknoloji ihraç edebilecek konuma getirdi. Yapay zekâ herkesin gündeminde, ancak ürün ve hizmetlerinde müşterilerine yaygın şekilde sunan çok fazla şirket yok. Kuruluşumuzdan bu yana birçok ilke imza attık. 2000 yılında ilancılık sektörünü önce dijitale taşıdık, 2011’de sektörümüzdeki ilk mobil uygulamayı kullanıcılarımızla buluşturduk. Türkiye’de henüz kimse yapay zekâ konuşmazken biz 2018 yılında bu işi şirket odağımız olarak belirledik. Bugün ise kullanıcılarımızın her gün deneyimlediği 8 yıldır ürettiğimiz bütün yapay zekâ ürünlerinizi çatı markamız sahiAI altında buluşturmaktan gurur duyuyoruz. Ayrıca sahiAI ürün gamına bugün yepyeni yapay zekâ destekli ilan arama özelliğini ekleyerek, Türkiye’de teknoloji alanındaki liderliğimizi bir kez daha ortaya koyuyoruz.”

“sahiAI, sadece kelimeleri değil, kullanıcı niyetini anlıyor.”

sahibinden.com Ürün Geliştirme ve Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Bora Biçer, sahiAI’ın arkasındaki teknolojik mimariyle ilgili olarak;

“Geliştirdiğimiz sistem sohbet robotunun çok ötesinde. sahiAI’ı kullanıcının ilan arama niyetine odaklanan bir altyapı olarak tasarladık. Arka planda katmanlı bir yapay zekâ ajan mimarisi çalışıyor; büyük dil modelleri ve akıl yürütme katmanları arama sürecinde devreye giriyor. Sistemin gerçek gücünü ise yıllardır biriktirdiğimiz emlak ve vasıta alanlarındaki uzmanlığımız ve bu konuda müşterilerin arama alışkanlıklarından edindiğimiz bilgi birikimi oluşturuyor. Sistem, sadece kullanıcıların yazdığı cümleyi değil, o cümlenin arkasında anlatmak istediği arama niyetini anlıyor. Bunu yapabilmek için, sahiAI ilan verilerinin yanı sıra farklı kaynaklardan birçok veri ile zenginleştirildi ve ek arama teknolojileriyle güçlendirildi. Böylelikle, “yakıt cimrisi”, “cam tavanlı” “aileye uygun” veya “deri koltuklu” gibi standart arama filtrelerinde yer almayan ifadeler için dahi kullanıcıların arama niyetlerini yapay zeka ile yorumlayıp anlayarak aradıkları ilanları listeleyebiliyoruz. Böylece kullanıcılar sahiAI ile yazışarak hayalini kurduğu ev ya da arabaya uyan ilanlara kolayca ulaşabiliyor.”

Mastercard’dan işletmeler için yeni yapay zeka asistanı: Mastercard Agent Suite

Mastercard, işletmelerin yapay zekâ asistanlarını günlük operasyonlarına entegre edebilmeleri ve bu yeni döneme hızla adapte olabilmeleri için Mastercard Agent Suite hizmet paketini hayata geçirdiğini duyurdu.

Mastercard Agent Suite, Mastercard’ın ödeme alanındaki kapsamlı uzmanlığı, veriye dayalı içgörüleri, kendisine ait teknoloji platformları ve dünya genelindeki 4.000 danışmanının birikiminden yararlanarak teknik destek ile özelleştirilebilir yapay zekâ asistanlarını bir araya getiriyor.

Mastercard Agent Suite kapsamında müşteriler, amaca özel yapay zekâ asistanları oluşturabilecek, test edebilecek ve devreye alabilecek. Gerçek birer uygulama ve entegre çözüm ortağı olarak Mastercard’ın küresel danışmanlık ekibi, iş dünyasının nasıl bir tabloyla karşılaşırsa karşılaşsın, şirketlerin teknolojik dönüşümünü özelleştirilebilir ve esnek bir biçimde gerçekleştirebilmesi için sürecin her aşamasında yanlarında olacak. İhtiyacın büyüklüğü ise net: eMarketer’a göre 2028 yılına kadar kurumsal yazılım uygulamalarının üçte biri yapay zekâ asistanlarını bünyesinde barındıracak. Mastercard ise 2030 yılına kadar müşteri etkileşimlerinin ve operasyonel görevlerin önemli bir bölümünün yapay zekâ asistanları tarafından destekleneceğini öngörüyor.

Yapay zekâ asistanlı döneme hazırlık ve uygulama için uçtan uca yetkinlikler

Mastercard Agent Suite, bu yılın ikinci çeyreğinde kullanıma sunulacak. Çözüm; güvenliği güçlendiren, ödemeleri optimize eden, kullanıcı deneyimini iyileştiren ve içgörüler yoluyla büyümeyi destekleyen Mastercard’ın kapsamlı yapay zekâ çözümlerini tamamlayarak, ticareti daha akıllı, daha güvenli ve daha kişisel hâle getirecek. Buna ek olarak Mastercard Agent Suite, müşterilerin yapay zekâ asistanlı çağda liderlik edebilmesini desteklemek amacıyla Mastercard’ın mevcut standartlarının, programlarının ve yetkinliklerinin bir uzantısı niteliğini taşıyor.

Yapay zekâ asistanları, gizlilik ve sorumlu yapay zekâ ilkeleri tasarımın merkezine alınarak geliştirilecek ve Mastercard’ın güçlü güvenlik prensipleri doğrultusunda çalışacak. Bu yaklaşım hem müşteriler hem de tüketiciler için güvene dayalı bir deneyim sunulmasını sağlayacak. İlk kullanım senaryoları; bankalar için akıllı ürün keşfinin entegre edilmesine ve perakendeciler için kişiselleştirmeyi sohbet tabanlı alışveriş deneyimiyle birleştirmeye odaklanacak.

Örneğin; bir banka, bir tüketiciye seyahat kartı ya da masrafları azaltan bir hesap gibi doğru ürünü önerebilir ve bu ürünün neden uygun olduğunu açıklayabilir. Banka, farklı teklif senaryolarını test edebilir, kişiselleştirilmiş kampanyaları tetikleyebilir ve performansı ölçerek sonuçları iyileştirirken portföy büyümesini destekleyebilir.

Perakendeciler ise stok, kâr marjları, kampanyalar ve marka dili gibi kuralları, alışveriş yolculuğunun kritik anlarında çok kanallı olarak sohbet temelli yönlendirme sunan bir asistanın altyapısına tanımlayabilir. Tüketiciler, tercihleri doğrultusunda gerçek zamanlı ve kişiselleştirilmiş öneriler alırken, genel olarak daha kesintisiz bir alışveriş deneyimi yaşar.

Agentic ekosisteme yapılan yatırımlar

Mastercard, işletmeler ve tüketiciler için yapay zekâ adaptasyonunu hızlandıran ürün ve hizmetler sunmak amacıyla önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Mastercard Agent Suite; güvenilir agentic işlemleri destekleyen Mastercard Agent Pay ile geliştiriciler için daha geniş erişilebilirlik sağlayan Mastercard Developers Agent Toolkit gibi çözümlerin arasına katılıyor. Bunun yanı sıra şirketin yapay zekâ danışmanlık hizmetleri, danışmanlık, inovasyon ve uygulama desteğiyle işletmelerin yapay zekânın tüm potansiyelini ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor.

Yapay Zeka Fabrikası’ndan 2025 Türk Yapay Zeka Ekosistemi ve Global Etki Raporu

Yapay Zeka Fabrikası, Startups.watch ve Endeavor Türkiye katkılarıyla hazırladığı 2025 Türk Yapay Zekâ Ekosistemi ve Global Etki Raporu‘nu bugün paylaştı.

Rapor, Türk yapay zekâ ekosistemini yalnızca Türkiye sınırları içinde değil; yurt dışında kurulan, Türk kurucuların liderliğindeki girişimler ve diaspora etkisiyle birlikte küresel bir bütün olarak ele alıyor.

Küresel yapay zekâ yatırımlarının 2025 itibarıyla işlem sayısında daralma yaşamasına rağmen yatırım hacmi açısından tarihi zirvelere ulaştığı bir dönemde yayımlanan rapor; yükselen değerlemeler, hızlanan unicornlaşma süreçleri ve değişen yatırım dinamikleri ışığında, Türk ekosisteminin bu dönüşümdeki konumunu veriye dayalı biçimde ortaya koyuyor.

Rapora göre Türkiye’de 1.188 aktif yapay zekâ girişimi bulunurken, yurt dışında faaliyet gösteren Türk kuruculu girişimlerin sayısı 274 olarak kaydedildi. Türk kurucuların liderliğinde gelişen yapay zekâ unicornlarının sayısı ise üçe ulaştı.

Raporda ayrıca, Türk yapay zekâ girişimlerinin güçlü B2B odağı ve Türkiye merkezli girişimler ile diaspora girişimlerinin oluşturduğu çok merkezli yapının ekosistemin küresel rekabet gücünü desteklediği vurgulandı.

Yapay Zekâ Fabrikası’nın rapordaki konumu ise yalnızca bir yatırımcı olmanın ötesinde; ekosistemi bir araya getiren, büyümeyi hızlandıran ve yerel yetkinliklerin küresel değer üretimine dönüşmesinde rol oynayan stratejik bir katalizör olarak tanımlanıyor.

2025 Türk Yapay Zekâ Ekosistemi ve Global Etki Raporu; yatırımcılar, kurumlar, girişimciler ve ekosistemin geleceğine ilgi duyan tüm paydaşlar için, hem mevcut tabloyu net biçimde ortaya koyan hem de Türk yapay zekâ ekosisteminin global ölçekte ulaştığı gücü görünür kılan stratejik bir referans niteliği taşıyor.

Ücretsiz raporu indirin: yapayzekafabrikasi.com.tr/2025-etki-raporu

İş kurma ve yönetme odaklı yeni yerli girişim: Promake

Geçtiğimiz yılın sonunda 15 milyon dolar değerleme üzerinden melek yatırım turunu tamamlayan promake.ai, Türkiye’nin tanınmış girişimci ve yatırımcılarından oluşan bir ekip tarafından kuruldu.

Şirket, yapay zeka teknolojisiyle iş kurma ve yönetme platformunu küresel ölçekte kullanıma açtı.

Yapay zeka ile dijital ayak izi oluşturmak kolaylaşıyor

Promake, KOBİ’lerin işlerini yapay zeka ile dijital dünyada kurmasını sağlıyor. Platform, bir işletmenin dijital izini oluşturmak için gereken alan adı, e-posta, web sitesi, e-ticaret altyapısı ve ödeme sistemlerini tek bir sohbet ekranı üzerinden kurmasına imkan tanıyor.

Promake, işletmelerin teknik bilgiye ihtiyaç duymadan doğal dilde yazılan komutlarla dakikalar içinde dijitalde var olmasını ve gelir üretmeye başlamasını sağlıyor. Yapay zeka, web sitesini kullanıcı adına kuruyor, çalışır halde tutuyor ve sohbet üzerinden yönetimi mümkün kılıyor.

Küresel 500 milyon KOBİ’yi hedefliyor

Kurucu ve CEO Emre Tekin, dünyada yüz milyonlarca KOBİ’nin dijitalleşmesinin önündeki engelleri kaldırmayı hedeflediklerini belirterek:

“Promake ile küresel 500 milyon KOBİ’nin dijitalleşme ihtiyacına odaklanıyoruz. Yapay zeka sayesinde, milyon dolar ve üzeri ciroya ulaşabilen tek kişilik şirketlerin oluşacağını öngörüyoruz ve bu vizyon için çalışıyoruz.”

Bu doğrultuda şirket, ilk aşamada KOBİ’lere dijital ayak izi kazandırmaya odaklanırken orta vadede satış, pazarlama ve finans gibi temel iş fonksiyonlarını da aynı platform altında toplamayı hedefliyor.

Türkiye’den çıkan uygulama odaklı yapay zeka dalgası

Son on yılda oyun sektörü üzerinden küresel ölçekte başarılar üreten Türkiye, bugün benzer bir ivmeyi yapay zeka uygulamaları alanında yakalamaya başladı. Ağır altyapı yatırımları yerine, küresel teknolojileri alıp somut iş problemlerine uygulayan ürünler geliştirme yetkinliği, bu alandaki en önemli rekabet avantajı olarak öne çıkıyor.

Bu tabloya bakıldığında, Türkiye’den doğacak yapay zeka uygulamaları ekosisteminin önümüzdeki yıllarda yüz milyarlarca dolarlık bir değer üretmesi olası görülüyor. Yapay zeka, Türkiye için küresel ölçekte rekabet edebilecek yeni bir ekonomik uygulama alanı olma yolunda ilerliyor.

Promake, bu yaklaşımın iş dünyasına doğrudan temas eden örneklerinden biri. Yapay zekayı soyut bir teknoloji olarak değil, küçük işletmenin günlük sorunlarını çözen bir çalışma arkadaşı olarak konumlandırıyor.

Promake’in arkasındaki deneyimli ekip

Promake’in arkasında, teknoloji, yatırım ve ölçekleme deneyimi yüksek bir ekip bulunuyor:

Emre Tekin – Kurucu ve CEO. Kariyerine dünyanın önde gelen danışmanlık firması McKinsey’de üst yönetim danışmanı olarak başladı; ardından Türkiye’nin lider private equity fonlarından Turkven’de yöneticilik yaptı. Züber, Eclit ve MNG Kargo yatırımlarının yönetim kurullarında yer aldıktan sonra Londra merkezli bir risk sermayesi fonunun kurucu ortaklığını üstlendi.

Sina Afra – Markafoni ve Tiko’nun kurucusu olarak bilinen deneyimli girişimci ve yatırımcı. 20’den fazla şirket kurdu, 12 başarılı çıkış gerçekleştirdi ve 60’tan fazla melek yatırım yaptı. Aynı zamanda Founder One’ın Kurucu Ortağı ve Girişimcilik Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı olarak yeni nesil girişimcilere destek veriyor.

Evren Ballı – 20 yılı aşkın tecrübeye sahip seri teknoloji girişimcisi. Türkiye’nin büyük şirketlerine yapay zeka entegrasyon hizmetleri sağlayan Treomind ve bulut hizmetleri sağlayıcısı Eclit’in kurucu ortağı.

Dinçer Karaduman – Uzun yıllar teknoloji girişimciliği yapan yönetici ve dijital sağlık platformu Heltia’nın kurucu ortağı. Ayrıca McKinsey’de teknoloji ve veri analitiği alanında üst yönetim danışmanlığı rollerinde bulundu.

Promake ayrıca, aralarında Google ve TikTok gibi küresel teknoloji şirketlerinde üst düzey görevler üstlenmiş yöneticilerin de bulunduğu, farklı sektörlerden deneyimli büyüme liderlerini kapsayan tanınmış bir yatırımcı kitlesine sahip.

e2vc’den liseli girişimcilere 10.000 dolar hibe veren program: NextGen

Portföyünde fal.ai, Insider, BillionToOne ve Carbon Health gibi global ölçekte başarıya ulaşmış toplam 5 unicorn bulunan e2vc, bugüne kadar desteklediği girişimler aracılığıyla 2 milyar dolardan fazla ihracat cirosu ve 3.000’den fazla istihdam yaratmış olup, NextGen ile girişimcilik kültürünü çok daha erken yaşlara taşımayı hedeflemektedir.

NextGen, Türkiye’nin önde gelen liselerinden seçilecek öğrencileri bir araya getirerek, genç girişimcilerin daha lise çağında kendi startup fikirlerini geliştirmelerine ve girişimcilik ekosistemiyle doğrudan temas kurmalarına olanak sağlamayı amaçlıyor.

Program kapsamında öğrenciler, yaz boyunca e2vc ekibiyle bire bir çalışacak; fikirlerini ürünleştirme, ekip kurma, kullanıcı geliştirme ve yatırımcı perspektifiyle düşünme gibi girişimciliğin temel yapı taşlarını deneyimleyerek öğrenecekler. Katılımcılar, e2vc’nin ofisinde çalışmanın yanı sıra mentorlar ve sektörden uzman isimlerle yürütülecek workshop ve paneller aracılığıyla desteklenecek. Programa destek veren partnerler arasında, fal.ai, Ubicloud, Midas, Insider, ve Mobile Action gibi önde gelen teknoloji şirketleri ve kurucu ortakları yer alıyor.

Temmuz-Ağustos döneminde 6 hafta hybrid şekilde sürecek program, Eylül ayında düzenlenecek fiziksel bir Demo Day ile sonlanacak. Demo Day’de öğrenciler girişimlerini yatırımcılar, girişimciler ve ekosistem paydaşları karşısında sunma fırsatı bulacak.

e2vc, bugüne kadar lise ve üniversite çağında yola çıkan girişimcilerin erken dönemde desteklenmesinin önemini, yatırım yaptığı ekiplerle yakından gözlemledi. PatientDesk, Caretta ve Luron gibi genç yaşta kurulan girişimlere verdiği destekle bu yaklaşımını somutlaştırırken, NextGen ile bu fırsatı çok daha geniş bir öğrenci kitlesine taşımayı amaçlıyor.

Bu vizyonu e2vc ekibi şu sözlerle paylaştı: “Genç yaşta doğru kaynaklara ve rol modellere erişen girişimcilerin kısa sürede ne kadar büyük işler başarabildiğini deneyimledik. NextGen ile lise öğrencilerine yalnızca ilham değil; güçlü bir mentor ağı, atölyeler ve girişimlerini geliştirebilecekleri ürün ve altyapı imkânları sunuyoruz. Amacımız, Türkiye’den yeni nesil kurucuların daha yolun en başında doğru kaynaklarla güçlenmesini sağlamak.”

NextGen programına başvuru: https://nextgen.e2.vc