Ana Sayfa Blog Sayfa 6

Londra merkezli Monq, Revo Capital’ın katıldığı turda 3 milyon dolar yatırım aldı

Küresel şirketler için stratejik satın alma süreçlerini dönüştüren Londra merkezli yapay zekâ platformu Monq, bugün 3 milyon dolarlık pre-seed yatırım turunu Revo Capital’in katılımıyla genişlettiğini duyurdu.

Bu yatırım, Monq’un Türkiye’yi operasyonel bir merkez olarak konumlandırma yolundaki ilk resmî adımı niteliğini taşıyor. Revo’nun III. Fonunun Seed Pocket yapısı üzerinden yapılan yatırımla birlikte Monq‘un yatırımcı sendikasında Outward VC, Cornerstone VC, Portfolio Ventures, Octopus Ventures, Endurance Ventures, Lakestar Halo, Sequoia Scouts ve stratejik melek yatırımcılardan oluşan bir ağ da yer alıyor.

Revolut CEO Ofisi’nde Operasyon Ortağı olarak görev yapmış Yasin Bostancı ile Deutsche Bank ve HSBC’de üst düzey roller üstlenmiş, ödüllü bir iş lideri olan Duygu Gözeler Porchet tarafından kurulan Monq, kurumsal yazılım dünyasındaki en büyük kör noktalardan birine odaklanıyor: stratejik satın alma ve yüksek tutarlı müzakereler. Küresel ölçekte 10,4 trilyon dolarlık bir pazarı temsil etmesine rağmen satın alma süreçleri hâlâ büyük ölçüde manuel, sezgiye dayalı ve yavaş ilerliyor; bu da şirketlere her yıl yaklaşık 100 milyar dolarlık verimsizlik maliyeti yaratıyor.

Monq’un yapay zekâ temelli, çok ajanlı platformu; büyük dil modeli (LLM) muhakemesi, sözleşme ve pazar zekâsı ile davranış bilimini bir araya getirerek, 1 milyon ile 100 milyon doların üzerindeki karmaşık tedarikçi müzakerelerini destekliyor ve yetkilendirme dâhilinde bu müzakereleri otonom olarak yürütebiliyor. Üretim, otomotiv, sağlık, lojistik ve profesyonel hizmetler sektörlerinde, borsaya kote üreticiler ve küresel şirketlerle yapılan erken pilot çalışmalarda Monq; ortalama %15’e varan maliyet düşüşü sağlamayı, müzakere süreçlerini %70 daha hızlı tamamlamayı ve anlaşmaları 2 kata kadar daha kısa sürede sonuçlandırmayı başardı. Böylece daha önce görünmeyen milyonlarca dolarlık değer ortaya çıkarıldı.

Pre-seed turu neredeyse iki kat fazla talep gördü ve bu durum yatırımcı ilgisinin gücünü yansıtıyor. Elde edilen sermaye; pilot projelerin ölçeklendirilmesi, mühendislik ve ürün ekiplerinin büyütülmesi ve Monq’un Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Orta Doğu’daki yayılımının hızlandırılması için kullanılacak. Revo Capital’in Türkiye ekosistemindeki güçlü varlığı sayesinde Türkiye, Monq’un ilk uluslararası operasyon merkezi oluyor ve şirket bu önemli kilometre taşını bugün kamuoyuna duyuruyor. Monq, abonelik modeliyle pazara çıkıyor ve zaman içinde sağladığı tasarruflara dayalı değer bazlı fiyatlandırma modellerini de değerlendirmeyi planlıyor.

Bu yeni büyüme aşamasının bir parçası olarak Monq; mühendislik, ürün ve pazara açılım (go-to-market) başta olmak üzere birçok kritik pozisyonda aktif olarak işe alım yapıyor. Açık pozisyonlara ve detaylara şu adresten ulaşılabiliyor: https://www.monq.io/careers

Monq’un Kurucu Ortağı ve CEO’su Yasin Bostancı yatırımla ilgili verdiği demeçte;

“Stratejik satın alma, hâlâ büyük ölçüde sezgiyle yönetilen son kurumsal fonksiyonlardan biri. Monq ile bu karar alma süreçlerini yapay zekâ ile güçlendirerek ekiplerin daha hızlı, daha akıllı ve küresel şirketler için milyarlarca dolarlık gizli değeri ortaya çıkaracak ölçekte müzakere yapmalarını sağlıyoruz.”

Monq’un Kurucu Ortağı Duygu Gözeler Porchet ise demecinde:

“Zamanlama bundan daha iyi olamazdı. Büyük dil modellerindeki hızlı ilerleme, kurumsal dünyadaki en az verimle kullanılan fonksiyonlardan biri olan satın alma süreçlerine gerçek bir zekâ katmayı nihayet mümkün kıldı. Şirketler kârlılıklarını artırmak için yeni pazarlar, yeni ürünler ve yeni organizasyon yapıları ararken, çoğu zaman asıl çözüm tüm operasyonlarının temelini oluşturan sözleşmeleri nasıl müzakere ettiklerinde yatıyor. Monq, bu gizli değeri ölçülebilir sonuçlara dönüştürmeleri için gerekli araçları sunuyor.”

Yatırımla ilgili görüşlerini paylaşan Revo Capital Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Cenk Bayrakdar ise:

“Revo Capital olarak, kritik kurumsal fonksiyonları yapay zekâ ile dönüştüren cesur girişimcileri destekliyoruz ve Monq tam olarak bunu yapıyor. Daha önce büyük bir telekom şirketinde C-seviye bir yönetici olarak 900 kişilik bir teknoloji organizasyonunu ve ondan önce 1,8 milyar dolarlık bir ürün bütçesini yönetmiş biri olarak, yavaş, manuel ve sezgiye dayalı satın alma süreçlerinin, en iyi yönetilen şirketlerde bile nasıl değer kaybına yol açtığını bizzat gördüm. Yüksek tutarlı müzakereler onlarca yıldır neredeyse hiç değişmedi. Monq’un yapay zekâ temelli platformu, bu fonksiyonun bugüne kadar sahip olmadığı zekâyı, yapıyı ve pazarlık gücünü kazandırıyor. Yasin, Duygu ve Monq ekibini küresel şirketler için yeni nesil satın alma altyapısını inşa ederken desteklemekten büyük heyecan duyuyoruz.”

ABD merkezli sürdürülebilir ayakkabı ve yaşam markası Allbirds, Türkiye pazarına giriyor

Sürdürülebilir ayakkabı ve yaşam tarzı markası Allbirds, Tradist ile Türkiye pazarına giriş yapıyor.

2025 itibarıyla 100 ülkede, 17 distribütör aracılığıyla global büyümesini sürdüren Allbirds, bu yolculuğun en stratejik noktalarından olan Türkiye’de Tradist ile ilerleyecek. Allbirds’ün dünya genelindeki 17 distribütöründen bir olan Tradist; Türkiye başta olmak üzere Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Gürcistan, Moldova, Kırgızistan ve Ermenistan’ın da her aldığı 8 ülkede markanın dağıtımını üstlenecek.

İş birliği kapsamında Allbirds’ün B2C ve B2B dijital altyapılarının devreye alınması ve markanın tüm pazaryerlerinde aktif olarak konumlandırılması hedefleniyor. Bu doğrultuda, Türkiye operasyonu için allbirds.com.tr e-ticaret sitesinin kurulması ve markaya ait sosyal medya hesabının açılarak dijital iletişim süreçlerinin merkezi bir yapıya kavuşturulması planlanıyor.

Ayrıca markanın hem online hem de fiziksel perakende kanallarında güçlü bir şekilde konumlanması amacıyla iş birlikleri kapsamında Vakkorama ve Beymen mağazalarında ve e-ticaret platformlarında yer alacak. Operasyonel tarafta ise sezon sipariş süreçlerinin etkin yönetimi, lojistik ve stok operasyonlarında verimliliğin artırılması, stok seviyelerinin optimize edilmesi, nakit akışı ve tahsilat süreçlerinin iyileştirilmesi de öncelikli hedefler arasında bulunuyor. Bununla birlikte yeni bayii kazanımları ve distribütörlük ağının genişletilmesi, markanın bölgedeki sürdürülebilir büyüme stratejisinin temel odak alanlarını oluşturuyor.

“Tradist için hem stratejik hem de heyecan verici bir adım”

Tradist Kurucusu ve CEO’su Sabri Can Acarsoy, konuya ilişkin verdiği demeçte;

“Allbirds ile ortaklık kurmak bölgelerimizdeki varlığımızı genişletirken, Tradist için hem stratejik hem de heyecan verici bir adım. Allbirds, yenilik ve sürdürülebilirliğin harika tasarımla bir arada olabileceğini kanıtlayan bir marka. Nasdaq’ta da duyurulan bu ortaklık, küresel olarak saygın, ileri görüşlü markaları yeni nesil bilinçli tüketicilere sunma taahhüdümüzü güçlendiriyor.”

Allbirds Finans Direktörü Annie Mitchell ise demecinde;

“Uluslararası bölgelerde distribütör modeline geçme yönündeki stratejik kararımız son derece başarılı oluyor. Son 18 ayda dünya standartlarında distribütörlerle ortaklık kurduk ve karlı bir işletme modeliyle marka erişimimizi genişlettik. Bu yeni anlaşmanın imzalanmasıyla, Allbirds markasını Avrasya genelinde daha fazla ülkeyi taşımayı dört gözle bekliyoruz.”

Türk oyun şirketi Loom Games’in çoğunluk hissesi 1 milyar dolar değerlemeden satın alındı

Dünyanın önde gelen mobil oyun şirketlerinden Scopely, İstanbul merkezli “Pixel Flow!”un geliştiricisi Loom Games‘in çoğunluk hissesini satın almak üzere kesin anlaşmaya vardığını açıkladı. Bu satın alım, Türkiye’den çıkan bir unicorn hikayesini global ölçekte taçlandırıyor.

Pixel Flow! dünyayı kasırga gibi sardı

2025’in sonunda piyasaya sürülen hibrit casual puzzle oyunu Pixel Flow!, kısa sürede 10 milyondan fazla oyuncuya ulaştı. Son 12 ayda, ABD’de aylık bazda en çok hasılat yapan ilk 20 mobil oyun arasına giren tek casual oyun olarak dikkat çekti.

Türkiye’den Global Başarı: Unicorn Hikayesi

Kurucular Kübra Gündoğan (CEO) ve Emre Çelik (CTO) liderliğindeki stüdyo, yalnızca bir yıllık olmasına rağmen geliştirdiği yenilikçi puzzle mekaniği ve hibrit gelir modeliyle mobil pazarda büyük bir ivme yakaladı. Oyunun tasarımı ve stratejik derinliği, hem uygulama içi satın alma hem de reklam tabanlı gelir modeliyle geniş bir oyuncu kitlesine hitap ediyor.

Anlaşmanın finansal detayları açıklanmasa da, performansa dayalı çok yıllı bir yapı içerdiği ve şirket değerlemesinin 1 milyar doların üzerinde olduğu belirtildi. Bu gelişme, stüdyoyu resmi olarak unicorn seviyesine taşıyor.

Scopely’den güçlü destek

Scopely Gelirden Sorumlu Direktörü Tim O’Brien, Pixel Flow! ekibinin yaratıcılığı, hızlı iterasyon kültürü ve erken dönemde yakaladığı ticari başarıya dikkat çekerek, bu yatırımın şirketin dünya çapında güçlü ekiplerle ortaklık kurma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti.

Stüdyo CEO’su Kübra Gündoğan, Pixel Flow!’un tamamen yenilikçi ve özgün bir deneyim yaratma vizyonundan doğduğunu vurguladı. “Oyunculardan gelen güçlü geri dönüşler, ekibimiz için son derece motive edici. Scopely’nin global ölçekleme konusundaki deneyimi, yaratıcı bağımsızlığımızı koruyarak büyümemize katkı sağlayacak,” dedi.

Türkiye’nin Oyun Sektöründe Yeni Bir Dönem

Yaklaşık 20 kişilik ekip, stüdyoyu İstanbul’dan yönetmeye devam edecek. Anlaşma, Türkiye’nin EMEA bölgesindeki en dinamik oyun geliştirme merkezlerinden biri olma konumunu güçlendiriyor.

Stüdyo geçtiğimiz yıl Arcadia Gaming Partners ve e2vc’nin katılımıyla bir tohum yatırım turunu tamamlamıştı. Arcadia Gaming Partners Yönetici Direktörü Akın Babayiğit, anlaşmanın Türk oyun sektörü adına son yılların en dikkat çekici başarı hikâyelerinden biri olduğunu ifade etti.

Bu ortaklık, yalnızca başarılı bir exit değil, Türk oyun sektörünün global ölçekte ulaştığı seviyenin güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Vimesoft, 15 milyon dolar değerleme üzerinden 1.5 milyon dolar yatırım aldı

Veri egemenliğini merkeze alan Kurumsal Mesajlaşma (VimeSpace) ve Yapay Zeka (AI) destekli Öğrenme Deneyimi (VimeLXP) platformlarını geliştiren Vimesoft, ikinci yatırım turunu 15 milyon dolar değerleme üzerinden 1.5 milyon dolar ile tamamladı.

Yatırım turuna mevcut yatırımcılar; MADA Girişim Sermayesi, Re-Pie Portföy Yönetimi ve Bülent Tekmen katılırken, yeni yatırımcılar arasında Ziraat Portföy, Rubellius Capital, Murat Tanrıöver, Soner Gedik ve Mustafa Alpay Güler yer aldı.

Şirketin kurucu ortağı ve CEO’su Mükremin Sarıer, yatırımla ilgili verdiği demeçte;

“Son dönemde tüm dünyada veri egemenliğinin önemi otoriteler tarafından giderek daha güçlü şekilde vurgulanıyor. WhatsApp, Telegram ve Zoom gibi global platformların veri egemenliği hassasiyeti yüksek kurumlar tarafından kullanımının çeşitli sınırlamalara tabi tutulduğunu görüyoruz. Ülkemizde de Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun (KVKK), kamu kurumlarında WhatsApp gibi yurt dışı menşeli uygulamalar üzerinden resmi iş ve süreçlerin yürütülmemesine yönelik uyarıları, bu dönüşümün ülkemiz için de kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. Biz, VimeSpace’i tam olarak bu ihtiyaca cevap vermek üzere geliştirdik.

Diğer taraftan, VimeLXP ile eğitim teknolojileri alanında yeni bir standart oluşturmayı ve bu alanda teknoloji liderliğini hedefliyoruz. Eğitimi daha etkileşimli hale getirirken, yapay zekayı öğrenme yolculuğunun ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor ve kurumlarda verimlilik artışı sağlamayı hedefliyoruz. Kurum içi iletişim, bilgi paylaşımı ve öğrenme süreçlerini güvenli, bütünleşik bir ortamda dijitalleştiriyoruz.

VimeSpace ve VimeLXP birlikte kullanıldığında ise iletişim ve öğrenme süreçleri tek bir güvenli altyapıda birleşiyor ve bilgi akışı kesintisiz hale geliyor; kurumlar hem güvenli haberleşirken hem de sürekli öğrenen, kurumsal hafızasını güçlendiren bir dijital yapıya erişmiş oluyor.

Aldığımız yeni yatırımı; ürünlerimizi daha ileri taşımak, büyük ölçekli kurumsal müşteri kazanımını hızlandırmak ve uluslararası pazarlara açılmak için kullanacağız. Yatırımcılarımızın bana, ekibime ve ürünlerimizin geleceğine duyduğu güven için teşekkür ederim.”

Gemini uygulamasında artık Lyria 3 modeliyle müzik üretebileceksiniz

Google DeepMind’ın bugüne kadarki en gelişmiş müzik modeli Lyria 3, bugünden itibaren Gemini uygulamasında kullanıma sunuluyor.

Metin ve görsel verilerini aynı anda işleyebilen bu çok modlu (multimodal) yapı, kullanıcıların sadece tariflerle değil, paylaştıkları fotoğraflarla da özgün müzik parçaları oluşturmasına imkan tanıyor.

Saniyeler içinde sözlü ve besteli müzik parçaları

Lyria 3, üç temel yenilikle geliyor. Artık kullanıcıların kendi şarkı sözlerini yazmasına gerek kalmıyor; Otomatik Şarkı Sözü özelliği ile Lyria tüm sözleri metin komutuna uygun şekilde kendisi kurguluyor. Daha Fazla Kontrol imkanıyla kullanıcılar; BPM (tempo), müzik tarzı ve vokal detayları üzerinde tam söz sahibi olurken, modelin sunduğu müzikal derinlik sayesinde çok daha gerçekçi ve zengin yapılar ortaya çıkıyor.

Lyria 3 sadece işitsel değil, görsel bir deneyim de sunuyor. Sistem, oluşturulan her 30 saniyelik parça için Nano Banana tarafından tasarlanan özel kapak görselleri hazırlıyor. Kullanıcılar, saniyeler içinde tamamlanan bu profesyonel klipleri hemen indirebiliyor veya bir bağlantı aracılığıyla sevdikleriyle anında paylaşabiliyor.

Görselden müziğe: Fotoğrafların soundtrack’i

Lyria 3 sadece kelimelerle ve metinle sınırlı kalmıyor. Gemini’ın gelişmiş görsel anlama yeteneği sayesinde, kullanıcılar yükledikleri bir fotoğrafın atmosferine, renklerine ve içeriğine uygun besteler talep edebiliyor.

Örneğin; “Köpeğim Duman’ın ormanda yürüyüş yaparken çekilmiş bu fotoğraflarını kullanarak neşeli bir parça oluştur” komutuyla hazırlanan, Duman’ın neşeli macerasını anlatan çalışmayı buradan dinleyebilirsiniz.

Sorumlu yapay zeka: SynthID ile ses doğrulama dönemi

Google, Gemini uygulamasında oluşturulan tüm parçaları, insan kulağıyla duyulmayan dijital damga SynthID ile işaretliyor. Ancak yenilik bununla sınırlı kalmıyor; Gemini artık bir ses dosyasının Google AI tarafından üretilip üretilmediğini de analiz edebiliyor. Kullanıcılar herhangi bir ses dosyasını Gemini’ye yükleyerek doğruluğunu sorgulayabiliyor. Gemini, hem SynthID damgasını kontrol ederek hem de kendi mantıksal analizini kullanarak sesin kaynağı hakkında net bir yanıt sunabiliyor.

Yaratıcılıkta sınır tanımayanlara: Lyria 3

Siz de kendi mesajlarınızı, listelerinizi veya hayalinizdeki sahneleri müziğe dönüştürmek için Gemini uygulamasını ziyaret edebilirsiniz. Tek yapmanız gereken, aklınızdaki ritmi Gemini’a anlatmak.

QNBEYOND Hızlandırma Programı’nın 8. dönem başvuruları açıldı

Bugüne kadar Midas, ikas, Kamion, HockeyStack, MindBehind, Firstbatch gibi birçok başarılı girişimin yetiştiği QNBEYOND Hızlandırma Programı‘nın 8. dönem başvuruları açıldı. Program bugüne kadar 59 mezun verdi ve bu girişimler toplamda 260 milyon doların üzerinde yatırım çekti.

QNBEYOND Hızlandırma Programı’na kabul edilen girişimler:

  • Hibe desteği alacak,
  • QNB Türkiye üst yönetimi ile eşleşerek program boyunca birebir çalışma imkanı bulacak.
  • Amazon Web Services, Google Cloud, Microsoft Azure gibi teknoloji devlerinden ve Notion, HubSpot, Docsend, Miro, Asana gibi global servis sağlayıcılardan on binlerce dolar değerinde indirim fırsatlarından yararlanacak,
  • İhtiyaç duyduğu tüm konular için 130’u aşkın mentordan oluşan güçlü bir ağa erişim sağlayacak.

QNBEYOND Hızlandırma Programı’na: Başvur

Programın sonunda düzenlenecek Demo Day ile girişimler, yatırımcılar ve sektör liderleri önünde projelerini sunma fırsatı yakalayacaklar.

Eğer siz de;

  • Yenilikçi, ölçeklenebilir bir ürün, hizmet veya teknoloji geliştiriyorsanız,
  • Başarıya odaklanmış tutkulu bir ekibe sahipseniz,

Hemen başvurun ve girişimcilik yolculuğunuzda QNBEYOND’un gücünü arkanıza alın.

QNBEYOND Hızlandırma Programı’nın 7. Döneminden mezun olan 8 girişimi aşağıda inceleyebilirsiniz:

  • Alkonos: İnsanların ve otomasyonların keşfedemediği API güvenlik açıklarını bulan yapay zeka uygulamasıdır.
  • Asepha: Otonom bir yapay zekâ eczacısı oluşturma hedefiyle, eczanelerde ilaç verme ve klinik hizmet süreçlerini otomatikleştirerek hastalara çok daha kısa sürede bakım sunmaktadır.
  • Lovie: KOBİ’ler için AI-first bankacılık uygulaması.
  • Eluvium: Üretim süreçlerinde satın alma, satış ve operasyonu otomatize eden yapay zeka girişimidir.
  • Flyway Health: Sağlık verilerini analiz eden yapay zekâ ajanlarıyla, ilaç ve medikal teknoloji firmalarına ticari fırsatlar bulan platformdur.
  • NewFrame AI: Yapay zeka ajanlarıyla video reklam üretimini saniyelere indiren ve kampanya optimizasyonunu otomatikleştiren yeni nesil yaratıcı platformdur.
  • OnePath: Teknik servislerin potansiyel müşteri yönetimini yapay zeka ile yapmasını sağlayan platformdur.
  • StarQuiz: Öğretmenlerin yapay zeka ile ders kayıtlarını anında sınav ve geri bildirime dönüştürerek zaman kazanmasını; öğrencilerin daha başarılı olmasını sağlayan platformdur.

Turizm ve restoran sektörü odaklı yerli yapay zeka uygulaması: Heyhotel AI

2025 yılında Türkiye’nin turizm geliri bir önceki yıla göre yüzde 6,8 artarak 65,2 milyar dolara ulaşırken konaklama ve yeme-içme sektörünün de bu büyümeye paralel şekilde dijital teknolojilerle desteklenmesi büyük önem taşıyor.

Otel ve restoranlar için uçtan uca yönetim sistemleri geliştiren Protel de sektördeki bu ihtiyacı dikkate alarak yapay zekâ tabanlı misafir iletişimi çözümü Heyhotel AI ile stratejik iş birliği yaptı. Protel ve Heyhotel AI’ın iş ortaklarının kullanımına sunduğu sistem; otel ve restoranlarda misafirle temasın başladığı ilk andan sürecin sonuçlanmasına kadar iletişimi 35’ten fazla dilde, 7/24 ve çok kanallı olarak yönetebilen entegre bir operasyon katmanı sağlıyor.

Heyhotel AI; telefon, WhatsApp, Telegram gibi web tabanlı sohbet ve mobil uygulama üzerinden gelen talepleri tek merkezde toplayabiliyor. Sesli ve yazılı yapay zekâ ajanları sayesinde misafir taleplerine anında yanıt verirken; rezervasyon, temizlik, teknik servis ve restoran süreçlerini doğru departmana yönlendiriyor ve tamamlanana kadar bu süreçleri takip ediyor. İletişim kanalları üzerinden taleplerin %90’ını insan müdahalesi olmadan sonuçlandırabilen sistem, işletmelerin operasyonel yükünü hafifletirken, yanıt hızındaki artışla rezervasyon kaçırma oranlarını da en aza indiriyor.

OPERA Cloud, MICROS Simphony Cloud, Oracle Hospitality Suite 8, Barboon, Check and Place ve diğer PMS/CRS sistemleriyle entegre çalışabilen çözüm; çağrı trafiği, mesaj yoğunluğu, departman iş yükü ve memnuniyet verilerini gerçek zamanlı olarak izlenebilir hale getiriyor. Ortalama 2–4 hafta içinde devreye alınabilen yapı, farklı ölçeklerdeki işletmelere uyarlanabiliyor. Protel’in Heyhotel AI’yi portföyüne dahil etmesiyle birlikte, konaklama sektöründe misafir iletişiminin daha entegre, daha görünür ve daha yönetilebilir bir yapıya kavuşması hedefleniyor.

Protel Holding Yönetim Kurulu Başkanı Metin Arghan’ın yanı sıra Heyhotel Kurucuları Ahmet Göker, Z. Emre Çüngüşlügil ve Ekin Şen’in katılımlarıyla gerçekleştirilen basın toplantısında; çözümün sahadaki uygulamaları canlı demolar üzerinden katılımcılara gösterildi.

“Yapay zekâ, misafir iletişiminde yeni bir standart oluşturuyor”

Fotoğraf altı (soldan sağa): Heyhotel AI Kurucu Ortağı Ekin Şen, Heyhotel AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Ahmet Göker, Protel Holding Yönetim Kurulu Başkanı Metin Arghan, Heyhotel AI Kurucu Ortağı ve COO’su Z. Emre Çüngüşlügil.
Heyhotel AI Kurucu Ortağı Ekin Şen, Heyhotel AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Ahmet Göker, Protel Holding Yönetim Kurulu Başkanı Metin Arghan, Heyhotel AI Kurucu Ortağı ve COO’su Z. Emre Çüngüşlügil.

Toplantıda konuşan Protel Holding Yönetim Kurulu Başkanı Metin Arghan;

“Günümüzde konaklama sektöründe misafirle temas artık tek bir kanal üzerinden ilerlemiyor. Telefon, mesajlaşma uygulamaları, web ve mobil kanallar üzerinden eş zamanlı ve yoğun bir iletişim akışı var. Bu yapı, operasyonel yükü artırırken yanıt hızını gelir ve memnuniyetle ilişkilendiriyor. Protel olarak 36 yıllık deneyimimizle, sektörün bu gelişmeleri dikkate alarak operasyon modellerini dönüştürmesi gerektiği gerçeğinden hareket ederek Heyhotel AI’yi portföyümüze dahil ettik. Bu sayede iş ortaklarımızın misafir iletişimini daha entegre, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmasına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Hedefimiz, 2026 yılı sonuna kadar yaklaşık 500 işletmeyi bu teknolojiyle buluşturarak sektörün dijital gücünü artırmak.”

Dağınık iletişimden entegre operasyon modeline geçiş

Heyhotel AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Ahmet Göker verdiği demeçte;

“Rezervasyon öncesi sorulardan oda servisi ve teknik destek taleplerine, restoran ve spa rezervasyonlarından konaklama sonrası iletişime kadar tüm temas noktalarını sesli ve yazılı olarak tek bir platform üzerinden yönetiyoruz. Heyhotel AI ile misafirleri karşılamanın da ötesine geçerek süreci yöneten ve sonuçlandıran bir yapı sunuyoruz. Heyhotel AI, gelen çağrı veya mesajı analiz eder, işletmenin kurallarına göre uygun seçenekleri oluşturur ve süreci rezervasyon ya da tamamlanmış bir hizmetle sonuçlandırır. Bu yapı, mevcut otel yönetim sistemleri ve merkezi rezervasyon sistemleri ile entegre çalışır.”

Farklı segmentlere uyarlanabilir yapı

Heyhotel AI Kurucu Ortağı ve COO’su Z. Emre Çüngüşlügil de verdiği demeçte;

“Sektörde lüks konaklama hizmeti veren oyunculardan global zincir markalara kadar her işletmenin önceliği farklı. Bu nedenle Heyhotel AI’yi yalnızca bir iletişim çözümü olarak geliştirmedik, marka kimliğine ve operasyonel modele uyum sağlayabilen stratejik bir altyapı olarak da konumlandırdık. Entegrasyon sürecinde teknik uyum kadar servis akışı ve misafir beklentisi de analiz ediliyor. Çözümümüz entegre veri akışı ve izlenebilir süreç yönetiminin kritik önem taşıdığı çok departmanlı ve yüksek hacimli işletmelerde büyük kolaylık sağlarken butik işletmelerde de niş çözümleriyle müşteri memnuniyeti ve süreç iyileştirmeyi beraberinde getiriyor.”

Restoran tarafında çok kanallı ve veri odaklı iletişim

Heyhotel AI Kurucu Ortağı Ekin Şen ise demecinde;

“Restoranlarda misafir iletişimi artık telefon, WhatsApp ve web gibi birçok kanaldan parçalı biçimde ilerliyor. Heyhotel AI bu yapıyı tek bir operasyon katmanında topluyor. Rezervasyon taleplerinden bekleme listesi ve masa planı yönetimine, alerjen ve özel diyet notlarından özel gün organizasyonlarına kadar tüm süreçler tek akışta yönetilebiliyor. Özellikle çok şubeli yapılarda çözümümüz sunduğu veri analitiği imkânı sayesinde hangi kanalların daha fazla rezervasyona dönüştüğü ve hangi saatlerde yoğunluk yaşandığı net biçimde görülebiliyor, çoklu dil desteği ise uluslararası misafir ağırlayan işletmeler için önemli bir avantaj sağlıyor.”

Gemini 3’ün AI Modu ve AI Bakışı Türkiye’de kullanıma sunuldu

Google, Türkiye’deki arama deneyimini yapay zekanın en gelişmiş imkanlarıyla yeniden şekillendiren büyük bir güncellemeyi duyurdu.

Bugünden itibaren Türkiye’deki kullanıcılar, Google Arama üzerinden en karmaşık sorularına yanıt bulabilecekleri AI Modu ve hızlı bilgi edinmeyi sağlayan AI Bakışı (AI Overviews) özelliklerini kullanmaya başlıyor.

Gücünü Google’ın en gelişmiş Gemini 3 model ailesinden alan bu yenilikler, kademeli olarak kullanıma açılıyor.

Karmaşık sorulara derinlemesine yanıt: AI Modu

AI Modu; gelişmiş muhakeme yeteneği, çok modlu (multimodal) yapısı ve takip sorularıyla bir konunun derinliklerine inme imkanı sunuyor. Kullanıcılar artık sadece metinle değil; sesleri veya kameralarıyla çektikleri fotoğraflar üzerinden de sorgulama yapabiliyor. “Sorgu yelpazesi” (query fan-out) adı verilen özel bir teknikle çalışan AI Modu, karmaşık soruları alt başlıklara ayırarak web üzerinde eş zamanlı çok sayıda sorgu gerçekleştiriyor. Bu sayede kullanıcılar, örneğin dünyanın yedi harikası hakkında detaylı araştırmalardan zorlu bir konunun kavranmasına kadar pek çok alanda en alakalı sonuçlara hızla ulaşabiliyor.

Hızlı bilgi için: AI Bakışı

AI Bakışı, hızlı bir özete ihtiyaç duyulan anlarda konuyla ilgili temel bilgileri; kaynakları inceleme ve daha fazlasını öğrenme imkanı sağlayan bağlantılarla birlikte doğrudan sonuç sayfasında sunar. Bu sistem, üretken yapay zekanın bir sorgu için özellikle fayda sağlayacağı durumlarda devreye giriyor. Kullanıcılar, sunulan özet bilgilerin yanı sıra konuyla ilgili kaynakları inceleyebilecekleri ve daha derinlemesine bilgi edinebilecekleri web bağlantılarına da kolayca erişebiliyor. Reklamlar ise mevcut deneyimde olduğu gibi sayfanın belirli alanlarında yer almaya devam ediyor.

Yapay zeka destekli yeni arama özellikleri, bugünden itibaren Android ve iOS için Google uygulamasında ve arama sonuçları sayfasında kademeli olarak kullanıcılarla buluşuyor.

Girişimciler için gerçek asansör konuşması deneyiminde yarışma: Jet Luck

Genç girişimcileri yalnızca finansal araçlarla değil; fikirlerini görünür kılacak ve iş dünyasıyla doğrudan temas etmelerini sağlayacak platformlarla destekleyen Halkbank’ın girişimcilik programı Jet Luck’ın üçüncü dönemi için başvurular başladı.

Jet Luck yarışmasına: Şimdi Başvur

Türkiye’de girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmayı hedefleyen program, teknoloji odaklı ve yenilikçi iş fikirlerine sahip genç girişimcilere, projelerini kısa ve etkili sunumlarla jüriye anlatma imkânı sunuyor.

Girişimcilik dünyasında “Asansör Konuşması” olarak bilinen anlatım tekniğinden ilham alan Jet Luck, katılımcıların iş fikirlerini, sınırlı sürede, etkili ve ikna edici biçimde anlatmalarına destek olmayı amaçlıyor.

Başvurular arasından yapılacak değerlendirme sonucunda seçilen girişimciler, 4 Nisan 2026’da İstanbul Finans Merkezi’nde yer alan Halkbank Kuleleri’nin asansörlerinde düzenlenecek olan etkinlikte, iş dünyasının önde gelen isimlerinden oluşan jüri karşısında projelerini sunarak onları ikna etmeye çalışacaklar.

Gün boyunca sürecek yarışmaya katılacak girişimciler, projelerini 50 saniyelik yolculuk boyunca jüriye anlatacak. İş fikriyle jüriyi etkilemeyi başaran girişimciler, projelerini daha detaylı bir final sunumuyla aktarma imkânı elde edecek. Jüri değerlendirme sonuçlarına göre ilk 3’de yer alan girişimciler, nakdi ödül sahibi olacak.

Yenilikçi bir iş fikrine sahip olan ve projesine güvenen tüm girişimcilerin başvurusuna açık olan Jet Luck’ın üçüncü sezonu için başvurular 22 Şubat’a kadar devam edecek. Jet Luck’a katılmak isteyen girişimciler, Halkbank’ın internet sitesi üzerinden başvuru formunu doldurarak sürece dahil olabiliyor.

Jet Luck yarışmasına: Şimdi Başvur

Dr. Bilen Aküzüm’ün kurucularından olduğu ABD merkezli Aepnus, Seri A öncesi yatırım aldı

İleri malzeme teknolojileri odaklı yatırım fonu 212 NexT, yeni yatırımını Seri A öncesi yatırım turunda elektrokimyasal teknolojiler geliştiren Aepnus’a yatırım yaptı.

ABD merkezli, Türk kurucu ortaklı Aepnus, aldığı yatırımla ekibini büyütmeyi, global ölçekte projelerini geliştirmeyi, yeni endüstriyel müşterilerle iş birliklerini genişletmeyi ve Seri A turuna hazırlık kapsamında ticari ve teknik altyapısını güçlendirmeyi planlıyor.

Geleneksel kimyasal üretime daha çevreci bir alternatif geliştiren Aepnus, temel kimyasalların daha düşük karbon ayak iziyle ve zararlı yan ürünler oluşmadan üretilmesini sağlıyor. Aepnus’un çözümleri, bugün başta kimya ve ağır sanayi olmak üzere kritik mineraller ve endüstriyel üretim alanlarına yönelik geliştiriliyor.

Aepnus, endüstriyel kimya üretiminde arz güvenliğini ve sürdürülebilirliği birlikte ele alan elektrokimyasal süreçler geliştiren bir ileri kimya girişimidir. Şirket, enerji yoğun ve çevresel etkisi yüksek geleneksel üretim yöntemlerine alternatif olarak, sodyum sülfat gibi endüstriyel yan ürünleri yeniden değerlendirerek kostik soda ve sülfürik asit gibi temel kimyasalların yerinde, daha temiz ve verimli biçimde üretilmesini mümkün kılmayı hedeflemektedir.

Aepnus’un modüler ve klor gazı oluşumunu ortadan kaldıran teknolojisi, düşük karbon ayak izi potansiyeliyle batarya, kağıt, tekstil ve ağır sanayi başta olmak üzere; alüminyum, bor, lityum, nikel ve kobalt gibi kritik metal ve minerallerin üretiminde kullanılan temel kimyasallar için güvenli ve esnek bir üretim altyapısı sunmaktadır. Şirket, Kuzey Amerika başta olmak üzere farklı pazarlarda küresel sanayi oyuncularıyla yürüttüğü ortak geliştirme çalışmaları, pilot ve demo projeleri ile uzun vadeli alım anlaşmaları kapsamında ticarileşme sürecini sürdürmektedir.

Temel kimyasallarda geliştirdiği teknolojiyi küresel pazara taşıyacak

Aepnus Kurucu Ortağı ve CTO’su Dr. Bilen Aküzüm yatırımla ilgili verdiği demeçte;

“Aepnus olarak, mevcut üretim süreçleriyle yerelleştirilmesi mümkün olmayan temel kimyasallar için yeni bir elektrokimyasal üretim modeli geliştiriyoruz. Bugün Türkiye yalnızca kostik soda ithalatı için yılda 150 milyon doların üzerinde kaynak ayırıyor. Bizim yaklaşımımız, bu tür kritik kimyasalların yerinde, güvenli ve daha sürdürülebilir biçimde üretilmesini mümkün kılarak arz güvenliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Geliştirdiğimiz teknolojiler; batarya, kâğıt, tekstil ve ağır sanayinin yanı sıra alüminyum, bor, lityum, nikel ve kobalt gibi kritik metal ve minerallerin üretiminde yaygın olarak kullanılan kostik soda ve sülfürik asit için daha ekonomik ve ölçeklenebilir bir çözüm sunuyor. 212 NexT’in desteğiyle birlikte bu teknolojiyi küresel ölçekte ticarileştirmeye odaklanıyoruz.”