Ana Sayfa Blog

Yerli yapay zeka hukuk girişimi Apilex, yayına alınışının 9. ayında 8 milyon dolar ARR’ı geçti

Türkiye, Fransa ve Almanya’da hizmet veren yerli yapay zekâ hukuk girişimi Apilex, yayına alınışının 9. ayında 8 milyon doların üzerinde yıllık tekrar eden gelire (ARR) ulaştı.

Şirket bu büyümeyi dış yatırım almadan, bootstrap biçimde gerçekleştirerek dünyanın en hızlı go-to-market başarılarından birine imza atan Legal AI girişimi oldu.

Elde ettiği gelirin büyük bir kısmıyla ekip büyümesine odaklanan Apilex, hızlı büyümesiyle kısa sürede 120 kişilik bir kadroya ulaştı.

“Üçüncü haftada başabaş noktasına ulaştık”

Şirketin Kurucu Ortağı ve Co-CEO’su Av. Cebrail Ergül, Apilex’in çıkış hikâyesini şöyle anlatıyor:

“Yıllardır hukuk girişimleri üzerine biriktirdiğimiz iş tecrübemizi, 4 yıl boyunca çoğu başarısızlıkla sonuçlanan teknoloji girişimi deneyimimizle bir araya getirdik. Ortaklarım Kemal Tamer ve Batuhan İpek ile hukuk, teknoloji ve iş geliştirme tecrübemizi birleştirince güçlü bir founder–market uyumu oluştu. İlk başta kolay satılamayacak bir ürün ortaya çıkardık ve yayına almamaya karar verdik, ardından bugün yayında olan Apilex’in MVP’sini geliştirdik. 9 ay önce yayına aldık ve bu kez ürün–pazar uyumunu yakaladık. Öyle ki Apilex daha üçüncü haftasında başabaş (break-even) noktasına ulaştı. Global büyüme vizyonumuzu da ekleyince Apilex uluslararası bir girişime dönüştü. Şimdiki hedefimiz global gelirlerimizi iyice artırmak ve yeni pazarlara açılmak. Yıl sonuna kadar oluşturduğumuz değerle bir yatırım turuna çıkmayı planlıyoruz.”

Apilex, mevcut pazarlarında yakaladığı büyümeyi Brezilya, İspanya ve İtalya pazarlarına da taşımayı hedefliyor.

Ideasets, 10 milyon dolar değerleme üzerinden 1.25 milyon dolar yatırım aldı

Aralık 2025’te Berk Üder, Saltukhan Gülşen ve Arif Çelen tarafından kurulan Ideasets, yapay zekâ, veri bilimi ve öngörü sistemlerini tek bir üretim modelinde birleştiren yeni nesil bir Venture Factory olarak faaliyet gösteriyor. Şirket, dijital ekonomide gelecekte oluşacak talebi anlamaya, modellemeye ve bu öngörüleri doğrudan ürünlere dönüştürmeye odaklanıyor.

Ideasets, Gelecek Holding’in katıldığı ön tohum yatırım turunda 10 milyon dolar değerleme üzerinden 1.25 milyon dolar yatırım aldığını resmen duyurdu.

Gelecekteki pazar dinamiklerini geliştirdiği algoritma ve modeller ile analiz eden Ideasets, elde ettiği içgörüleri yeni girişimlere, dijital ürünlere ve teknoloji platformlarına dönüştürerek veri ile üretim arasındaki boşluğu kapatmayı hedefliyor. Şirketin yaklaşımı, sinyalden içgörüye, içgörüden ürüne uzanan ve gerçek dünya verileriyle sürekli beslenen kapalı döngü bir üretim modeli üzerine kuruluyor. Bu modelin merkezinde, büyük ölçekli davranışsal, ekonomik ve dijital sinyalleri analiz ederek tüketicinin neyi, nerede, hangi formatta ve hangi zaman diliminde tüketeceğini modelleyen bir altyapı yer alıyor.

Dijital üretimi tahmine değil veriye dayalı hale getiren bir altyapı inşa ediyor

Ideasets, büyük ölçekli davranışsal, ekonomik ve dijital sinyalleri analiz ederek tüketicinin neyi, nerede, hangi formatta ve hangi zaman diliminde tüketeceğini modelleyen kapalı döngü bir sistem geliştirdi. Mobil uygulama ekosistemleri, oyun dağıtım platformları, reklam ağları, sosyal medya ve dijital ticaret sistemleri dahil olmak üzere farklı sinyal kaynaklarından beslenen yapı, tüm global pazarlardaki dijital etkileşimleri analiz ediyor.

Şirketin yaklaşımı yalnızca pazar analizi üretmekle sınırlı değil; öngörü sistemleri doğrudan mobil oyunlar, mobil uygulamalar, sosyal medya içerikleri ve marka kampanyalarının tasarım, üretim ve yayın süreçlerine entegre ediliyor. Her yayınlanan proje sistem için yeni bir doğrulama verisi oluşturuyor ve modeller gerçek performans verileriyle sürekli yeniden kalibre ediliyor.

Ideasets ürün ekosistemi

Ideasets, ana modelini kullanarak geliştirdiği teknolojileri farklı ürünler aracılığıyla pazara sunuyor. Şirketin ekosisteminde yer alan BeforeTomorrow.io, yapay zekâ destekli içerik ve yaratıcı üretim platformu olarak konumlanırken; AllInsights.ai ve GameInsights.ai, dijital platformlardan gelen milyarlarca veri noktasını analiz ederek şirketlerin, markaların ve oyun stüdyolarının daha doğru stratejik kararlar almasını sağlayan platformları global pazara sunuyor. 2026’nın üçüncü çeyreğinde kullanıma sunulması planlanan MobilePublisher.ai ise bu içgörüleri doğrudan mobil uygulamalara, mobil oyunlara ve dijital ürünlere dönüştüren yayıncılık katmanını oluşturuyor. Şirket aynı zamanda geliştirdiği öngörü sistemlerini kullanarak mobil uygulamalar, mobil oyunlar, dijital içerikler, video ve medya projeleri ile gelecekte film, dizi ve farklı dijital eğlence formatları dahil olmak üzere son kullanıcıya ulaşan yeni nesil ürünler ve girişimler geliştiriyor.

Alınan yatırımın ardından Ideasets Kurucu Ekibi ve Gelecek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Çimen, verdiği demeçte; “Dünya ekonomisi hızla veri ve yapay zekâ temelli sistemler etrafında yeniden şekilleniyor. Gelecek Holding olarak, geleneksel sektörlerle ileri teknoloji alanlarını bir araya getiren ve uzun vadede yüksek katma değer yaratabilecek girişimlere odaklanıyoruz. Ideasets’in geliştirdiği yaklaşımın, veriyi yalnızca analiz eden değil; karar alma ve üretim süreçlerini dönüştürme potansiyeli taşıyan bir yapı sunduğuna inanıyoruz. Bu yatırım da bu vizyonun önemli bir parçası.”

Ideasets Kurucu Ortağı ve CEO’su Berk Üder ise şirketin vizyonuna ilişkin şunları söyledi: “Dijital dünyada her gün üretilen veri hızla büyüyor; ancak bu veriyi anlamlandırıp geleceğe yönelik kararlar üretebilen sistemler aynı hızda gelişmiyor. Ideasets’i kurarken hedefimiz, veri bilimi, algoritma araştırmaları ve yapay zekâ teknolojilerini bir araya getirerek gelecekteki davranışları ve pazar dinamiklerini modelleyebilen bir teknoloji yaklaşımı geliştirmekti. Biz yapay zekâyı yalnızca otomasyon sağlayan bir araç olarak değil, insan uzmanlarla birlikte çalışan yeni bir üretim modelinin parçası olarak görüyoruz.”

Causa Prima, Borusan Ventures’ın katıldığı turda 10 milyon dolar yatırım aldı

Borusan Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures, B2B finansman süreçlerini yapay zekâ ajanlarıyla dönüştüren Causa Prima’ya yatırım yaptı. Creandum liderliğinde gerçekleşen tura Borusan Ventures’ın yanı sıra Kfund, HelloWorld ve Angel Invest ile Qonto, Pennylane, SAP, ING, SoFi, LIDL ve DeepMind’dan bireysel yatırımcılar da katıldı.

Defne Kocabıyık Narter: Causa Prima şirketler arası finansman süreçlerini otonom hale getiriyor

Borusan Ventures Kurucusu ve Başkanı Defne Kocabıyık Narter, yatırımla ilgili şunları söyledi: “Bugün alıcı ve tedarikçi tarafında kullanılan yapay zekâ sistemleri büyük ölçüde birbirinden bağımsız çalışıyor. Bu nedenle anlaşmazlıklar ve istisnai durumlar ortaya çıktığında süreçler yeniden insan müdahalesine ihtiyaç duyuyor. Causa Prima, geliştirdiği agent-to-agent altyapısıyla bu iki taraf arasında köprü kurarak şirketler arası işlemlerin otonom bir şekilde yürütülmesini sağlıyor.”

Causa Prima Kurucu Ortağı Maex Ament ise şu ifadeleri kullandı: “Şirketler arasında paranın hareket etmesini sağlayan sistemleri inşa etmek için 25 yıl çalıştık. B2B finansmandaki temel sorun hiçbir zaman tek bir şirketin içinde değil, iki şirketin arasındaki boşluktaydı. Her iki tarafın da gerçek zamanlı müzakere yürütebilen yapay zekâ ajanlarını kullandığı bir dünyada, sektörü uzun yıllardır tanımlayan anlaşmazlıklar ve katı ödeme koşulları artık geçmişte kalacak.”

Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures, ABD ve Avrupa’da enerji, mobilite, lojistik, tedarik zinciri ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlardaki erken aşama girişimlere yatırım yapıyor. Borusan Ventures, Borusan Grubu’nun 82 yıllık endüstriyel deneyiminden yararlanarak global başarı ve uzun vadeli etki hedeflediği girişimlere stratejik destek sağlıyor, yeni pazarlara erişim imkânı sunarak büyüme fırsatları yaratıyor.

Causa Prima, şirketleri ve tedarikçileri yapay zekâ destekli tek bir ağda birleştiriyor

Günümüzde alıcı tarafındaki borç hesapları ile tedarikçi tarafındaki alacak hesapları sistemlerinin kopuk çalışması sebebiyle tek bir itirazlı faturanın haftalar süren e-posta trafiğine yol açması ve erken ödeme iskontolarının etkin yönetilememesi yüzünden şirketlerin her yıl milyonlarca dolarlık potansiyel tasarruf ve nakit akışı avantajını kaçırdığı görülüyor. Operasyonel verimsizlikler ve finansal kayıplar sebebiyle işletmelerin alternatif arayışları sürerken, Causa Prima, alıcı ve tedarikçileri aynı dijital ağ üzerinde buluşturarak kurumlar arası finansal süreçleri yeniden tanımlıyor.

Şirketin geliştirdiği yapay zekâ ajanları sayesinde onay süreçleri, anlaşmazlık yönetimi ve ödeme koşullarına ilişkin kararlar insan müdahalesine ihtiyaç duymadan saniyeler içinde sonuçlandırılabiliyor.

Girişimin arkasında, dinamik iskonto modelinin öncülerinden olan ve daha sonra SAP tarafından satın alınan Taulia’nın kurucusu Maex Ament liderliğinde deneyimli bir kadro yer alıyor. Ekip, küresel ölçekte tedarikçi ödeme altyapılarının geliştirilmesinde önemli rol oynamış isimlerden oluşuyor. Causa Prima bugün 3.000’i aşkın aktif kullanıcısıyla kurumların işletme sermayesini daha verimli yönetmesine ve tedarik zinciri finansını dijitalleştirmesine katkı sağlıyor.

Akbank çalışanları geliştirdi, Akbank 300 bin dolar yatırım yaptı: Revogo

Akbank, inovasyon merkezi Akbank LAB çatısı altında yürüttüğü Akbank+ programı ile kurum içindeki girişimcilik potansiyelini desteklemeye devam ediyor. Çalışanlarının girişim fikirleri üzerinde tam zamanlı olarak çalışabilmelerine olanak tanıyan ve bu özelliğiyle Türkiye’de bir ilk olan Akbank+, Akbanklılara eğitim, mentorluk, ürün geliştirme ve yatırım süreçlerinde uçtan uca destek sunuyor. Böylece Akbanklılar mevcut görevlerine ara vererek, tam zamanlı olarak girişim fikirlerini geliştirmeye odaklanıyor. Bu süreçte sahip oldukları görevlerinin sağladığı tüm hakları ise almaya devam ediyorlar. Fikirlerine yatırım yapılan Akbanklılar girişimlerini kurarak Akbank’tan ayrılırken, diğer katılımcılar ise İnovasyon Elçisi olarak kurum içi girişimcilik kültürünün gelişimine destek sunuyor.

Programın üçüncü döneminde toplamda 300 bin dolar yatırım kararı ile hayat bulan Revogo, anne-çocuk ürünlerini satıcılardan anlık nakit ile alarak yeniden satışa sunuyor. Bu modeliyle girişim, hem ebeveynler için pratik ve ekonomik bir çözüm sunuyor hem de ürünlerin kullanım ömrünü uzatarak sürdürülebilir yaşama katkıda bulunuyor.

Revogo ayrıca, farklı alanlarda deneyime sahip Akbanklılar tarafından geliştirilen bir girişim olarak da dikkat çekiyor. Kurucu ortaklar Akbank’ta Genel Müdürlük, Teknoloji ve Şube ekiplerinde görev almış uzmanlardan oluşuyor. Böylece Akbank+ programı, girişimler için farklı uzmanlık ve deneyimlerden beslenmenin potansiyelini görünür kılıyor.

Akbank+ programı kapsamında daha önce atık süreçlerini dijitalleştiren Waste Log, elektrikli araç kullanıcı deneyimini tek bir platformda buluşturan Voltla, yapay zekâ tabanlı analitik çözüm sunan Metriqus ve e-ticaret satıcıları için alternatif finansman platformu geliştiren Fundero girişimleri ekosisteme kazandırılmıştı. Program kapsamında Akbank’ın 5 farklı girişime yaptığı toplam yatırım tutarı ise 2 milyon doları aştı.

Bülent Oğuz: “Akbank+ ile Akbanklıların girişimcilik potansiyelini görünür kılıyor, ekosisteme yeni değerler kazandırıyoruz”

Akbank İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, Akbank+ programının insan, kültür ve inovasyon odağını bir araya getiren güçlü bir yapı sunduğunu belirterek şunları söyledi: “Bugünün iş dünyasında kurumları ileri taşıyan en önemli unsurlardan biri, çalışanların merakını, cesaretini ve üretme isteğini doğru alanlarla buluşturabilmektir. Akbank+ tam da bu bakış açısıyla, Akbanklıların fikirlerini uçtan uca bir girişim yolculuğu ile hayata geçirmelerine olanak tanıyor. Türkiye’nin ilk tam zamanlı kurum içi girişimcilik programı olan Akbank+ sayesinde çalışma arkadaşlarımız girişimlerine odaklanabiliyor, Akbank LAB’in güçlü inovasyon birikiminden ve mentorluk ekosisteminden faydalanarak fikirlerini yatırıma dönüşebilecek seviyeye taşıyabiliyor.

Bu yıl 10. yaşını kutlayan Akbank LAB, Bankamızda inovasyon kültürünün gelişmesinde ve girişimcilik kaslarımızın güçlenmesinde çok önemli bir rol üstleniyor. Akbank+ da bu kültürün en somut yansımalarından biri. Revogo yatırımını bu açıdan çok değerli buluyoruz. Çünkü bu girişim, hem döngüsel ekonomiye katkı sunan güncel bir ihtiyaca yanıt veriyor hem de farklı birimlerde görev yapmış Akbanklıların ortak bir girişim vizyonunda buluşmasının güçlü bir örneğini oluşturuyor.

Bugüne dek 50 Akbanklı bu programa katılarak inovasyon ve liderlik becerilerini geliştirdi ve kurumumuz içinde bu kültürün gelişimi için birer elçi olarak yolculuklarına devam ediyorlar. Önümüzdeki dönemde de Akbanklıların yenilikçi fikirlerini desteklemeye, onların girişimcilik yolculuklarında yanlarında olmaya ve ülkemizin girişimcilik ekosistemine yeni değerler kazandırmaya devam edeceğiz.”

Revogo: Anne-çocuk kategorisinde ikinci el ürünlere güvenli ve pratik çözüm

Akbank+ programının üçüncü döneminde Akbanklı Nur Aras, Önder Hakan Topuz ve Melih Aydın tarafından geliştirilen Revogo, anne-çocuk kategorisinde kısa süre kullanılan ürünleri yeniden değer yaratan bir döngüye kazandırmayı hedefleyen AI destekli bir FamilyTech girişimidir.

Revogo, ebeveynlerin artık ihtiyaç duymadığı bebek ve çocuk ürünlerini zahmetsiz, hızlı ve güvenilir bir şekilde nakde dönüştürmesini sağlarken; alıcılara temizlik, bakım ve sterilizasyon süreçlerinden geçirilmiş, özenle kontrol edilmiş ürünlere daha erişilebilir koşullarla ve güvenli bir deneyimle ulaşma imkânı sunuyor.

Platform, yapay zekâ destekli altyapısıyla ebeveynlerin ürün alım-satım süreçlerini kolaylaştırmayı; ikinci el deneyimini daha güvenli, pratik ve nitelikli hale getirmeyi amaçlıyor. Revogo, bugün anne-çocuk ürünleriyle başlayan yolculuğunu, ailelerin ürün, ihtiyaç ve karar süreçlerine eşlik eden güçlü bir FamilyTech ekosistemine dönüştürmeyi hedefliyor.

Ticaret Bakanlığı, OİB ve TKF iş birliğiyle mobilite girişimleri için yeni fon: OİBventure

OİBventure
OİBventure

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) liderliğinde; Türkiye mobilite sektöründeki inovatif girişimleri desteklemek, ekosistem paydaşlarını küresel bir vizyonda buluşturmak ve sektörel ivmeyi yatırımlarla güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen mobilite inovasyon fonu OİBventure, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Kompleksinde düzenlenen bir lansmanla kamuoyuna tanıtıldı.

OİBventure’ın detayları:

  • ilk kapanış: 10 milyon dolar
  • Hedeflenen büyüklük: 25 milyon dolar
  • Girişim başına yatırım 250 bin dolar ile 2 milyon dolar arasında olacak.
  • Yaklaşık 20 girişime yatırım yapılması hedefleniyor.

OİBventure’ın odak alanları

  • Robotik Teknolojileri
  • ADAS & Otonom Araç Sistemleri
  • Yapay Zeka Destekli Yazılımlar
  • İnsansız Hava Araçları (Dron)
  • Endüstri 4.0 ve Siber Güvenlik
  • Araç Bağlantı Teknolojileri
  • Akıllı Tedarik Zinciri
  • E-ticaret ve Finans Çözümleri

“Potansiyelden Performansa” mottosuyla yola çıkan ve Türkiye ihracatının lokomotifi olan otomotiv sektörünün teknolojik dönüşümüne yön verecek stratejik fonun tanıtım etkinliği; OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı’nın ev sahipliğinde, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın teşrifleriyle, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim H. Öztop, OİB Yönetim Kurulu Üyeleri ve çok sayıda ihracatçı firma temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirildi. Ticaret Bakanlığı’nın uygun görüşleri ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) onayıyla kurulum süreci tamamlanan OiBVenture Mobilite İnovasyon Fonu, güçlü Ar-Ge altyapısına sahip Türk otomotiv sektörü ile girişimcilik ekosistemini köprüleyerek Türkiye’nin küresel mobilite ligindeki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.

Lansman açılışında konuşan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, otomotiv sektörünün son 20 yılda 19 kez ihracat şampiyonu olduğunu, 2025 yılında 41,5 milyar dolar ihracatla toplam ihracattan yüzde 15’in üzerinde pay aldığını ve halihazırda ülkemizde üretim yapan 13 küresel OEM ile birlikte otomotiv sektörünün son derece güçlü bir altyapıya, rekabet kabiliyetine ve nitelikli bir beşerî sermayeye sahip olduğunun altını çizdi. OİBVenture Mobilite İnovasyon Fonu ile sektördeki tüm üretim, tedarik ve hizmet sürecinde yaşanan köklü değişikliğe finansal ve stratejik destek sağlayacaklarını belirten Bolat “OİBVenture Ticaret Bakanlığımızın açtığı vizyoner yolda, OİB’in sanayi gücü ile Türkiye Kalkınma Fonu’nun akıllı finansman uzmanlığını birleştiren benzersiz bir girişim ekosistemi projesidir” dedi.

Bolat: “Fonun Odak Yatırım Alanları dört ana düzeyde kurgulandı”

OİBVenture Mobilite İnovasyon Fonu’nun geleceği şekillendirecek olan Odak Yatırım Alanlarının dört temel ana düzey üzerine kurgulandığının altını çizen Bolat, şöyle konuştu:

“Bu düzeyler, geleneksel otomotiv endüstrisini küresel mobilite ekosistemine entegre edecek en kritik alanları temsil ediyor. İlk ve en görünür düzeyimiz, “Akıllı Araç & Sürüş” alanı. “Otomotiv, Mobilite, Yazılım Tabanlı Araç Sistemleri ve Otonom Sürüş” düzeyindeki yeni nesil akıllı ulaşım çözümlerine odaklanıyoruz. “İkinci büyük odak noktamız, yeşil dönüşümün ve sıfır emisyon hedeflerinin kalbi olan ‘Elektrikli Araç Ekosistemi”. Burada, “Batarya Teknolojileri, Enerji Depolama Çözümleri ve Elektrikli Araç Bileşenleri” ile geleceğin güç, tahrik ve mobilite sistemlerini inşa eden girişimleri radarımıza alıyoruz. Yazılım, batarya ve tahrik sistemlerinin birbiri ile konuşarak çalışabilmesi, tam otonom sürüş, entegre ulaşım hizmetleri ve sistemleri geliştirilebilmesi için arkada çok güçlü bir donanımsal omurga bulunması gerekiyor. Bu nedenle üçüncü düzeyimiz “Donanım & Altyapı” şeklinde belirlendi. Bu kapsamda, “Otomobil Sensör Teknolojileri, Akıllı Ulaşım ve İleri Malzeme Teknolojileri” odaklı donanımsal yapılara yatırım yapacağız. Hafifletilmiş inovatif malzemeler ve çevresini algılayarak bilgileri analiz eden ve karar veren sensörler bu başlığın temel unsurlarıdır. Ayrıca, tüm bu ekosistemin önemli bir parçası olan alanlara yani üretimde “dijitalleşme ve yeşil ekonomi” düzeyine odaklanıyoruz. Ülkemizin ihracat potansiyeline ve mobilite sektörünün yapısal ihtiyaçlarına en yüksek katkıyı sağlayacak girişimleri henüz seçim aşamasında tespit edeceğiz. Bizim için süreç, sermaye aktarımıyla bitmiyor. Yatırım yapılan girişimlerin büyüme, ihracat ve yurtdışına açılma strateji planlarını yakından takip ederek onlara rehberlik edeceğiz. OİBVenture Mobilite İnovasyon Fonu’nu Türk otomotiv sanayisi için doğal bir yatırım fonu, ekosistem paydaşı ve çözüm ortağı odağında konumlandırıyoruz. Bu fon, sizlerin katkıları ve iş birliği ile Türk otomotiv sanayisindeki dönüşümü hızlandırarak geleceğin mobilite dünyasını inşa edecektir. OİBVenture, yüzde 3 girişim sermayesi yatırım yükümlülüğünü yerine getirmenin en güvenli, en rasyonel ve en verimli yoludur. Bu fona aktaracağınız kaynaklar, kaynağın çıktığı yere, yani doğrudan kendi sektörünüze geri dönecektir. Fon yatırımı vasıtasıyla, yasal yükümlülüklerinizi kendi sektörünüzü besleyen ve küresel rekabetçiliğinizi artıran stratejik bir değere dönüştürmüş olacaksınız.”

Gültepe: “Fon, ilk 10 ülke arasına girme hedefimize katkı sunacak”

TİM Başkanı Mustafa Gültepe ise demecinde;

“Uzun zamandır ihracatta liderliği elinde bulunduran otomotivde, çok güçlü bir potansiyele ve üretim hafızasına sahibiz. Türkiye’yi küresel rekabette daha güçlü bir noktaya taşıyan otomotivin dünyanın dört bir yanında imzası var. Bugün yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Dünyada bir mobilite devrimi yaşanıyor. Dolayısıyla bizim de mutlaka bu sürecin içinde yer almamız gerekiyor. Artık yalnızca araç üretmek yetmiyor. Yazılım üretip, veriyi yönetmemiz gerekiyor. Akıllı sistemler geliştirmemiz gerekiyor. Karbon ayak izini azaltan teknolojilere odaklanmamız gerekiyor. Sektörde iddiamızı sürdürebilmemiz için dönüşümün dışında kalmamalıyız. Tam tersine, dönüşümün öncülerinden biri olmak zorundayız. İstanbul gibi devasa metropollerimizdeki trafik sorununu, sadece yeni yollar yaparak çözemeyiz. Bu kronik sorunu akıllı yazılımlarla, esnek iş modelleriyle ve mikro mobilite araçlarıyla aşabiliriz. Dolayısıyla yeni nesil ulaşım araçlarına, karbon ayak izini azaltan çevreci teknolojilere, otonom yazılımlara ihtiyaç var. İddialı projelere, cesur girişimcilere, yeni fikirlere ihtiyaç var. En önemlisi bu fikirleri büyütecek finansmana ihtiyaç var. OİB Venture Mobilite İnovasyon Fonunun bu süreçte önemli katkı sunacağına inanıyorum. Bu fon, sadece girişimlere yatırım yapmayacak. İhracatımızın geleceğine, yüksek katma değerli üretime yatırım yapacak. Türkiye’yi, ihracatta ilk 10 ülke arasına çıkarma hedefimizin hızlanmasına katkı yapacak, ihracat hikayemize yeni bir başarı sayfası ekleyecek.”

Yazıcı: “Gelecekte rekabet avantajı inovasyonla belirlenecek”

Açılışta konuşan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, küresel otomotiv sektörünün küresel ısınma ve yaşlanan nüfus gibi iki temel problem karşısında büyük bir kabuk değişimi içinde olduğunu vurguladı. Araçlarda elektrifikasyon, yapay zeka, otonom sürüş ve döngüsel ekonomi gibi kavramların sektörü yeniden şekillendirdiğini belirten Yazıcı, artık sadece araç üretmenin değil; teknoloji, veri ve yazılım geliştirmenin kritik hale geldiğini ifade etti.

Türkiye otomotiv sektörünün 14 ana sanayi firması, 3 binin üzerinde aktif ihracatçı şirketi ve 250 bin doğrudan çalışanıyla Avrupa’nın ve dünyanın önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Kemal Yazıcı, “Geçen yıl 41,5 milyar dolar ihracat gerçekleştiren sektör olarak bu yıl sonuna kadar 43 milyar dolar ihracat yapmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin ihracatında kilo başına ihracat değeri ortalama 1,6 dolar seviyesindeyken, bu değer otomotiv ana sanayisi için 13,8 dolar, tedarik sanayisi için ise 6,3 dolardır. En yakın sürede otomotiv sektörünün ortalama 9,3 dolar olan kilo başına ihracat değerini 10 doların üzerine çıkartmak üzere çalışıyoruz. Bu artış ancak daha fazla teknoloji içeren ürünlerle mümkün olacak. Gelecekte rekabet avantajı yalnızca maliyet veya kapasiteyle değil, inovasyon kapasitesiyle belirlenecek. İşte bu nedenle bugün başlattığımız OİB Venture Mobilite İnovasyon Fonu, sektörümüz açısından stratejik bir yatırım özelliği taşıyor” dedi.

Beş yılda 25 milyon dolarlık büyüklük hedefi

Fonun temel amacının yalnızca finansal getiri sağlamak olmadığının altını çizen Yazıcı, asıl hedefin Türk otomotiv sanayisinin teknoloji dönüşümünü hızlandırmak, küresel ölçekte büyüme potansiyeline sahip girişimlerin yanında yer almak, yeni teknolojileri desteklemek ve geleceği şekillendirecek şirketlerin ortaya çıkmasına katkı sağlamak olduğunu belirtti. Erken aşama teknoloji girişimlerinin en büyük ihtiyacı olan sermayeye erişimi bu fonla kolaylaştıracaklarını söyleyen Yazıcı, fona ilişkin şu detayları paylaştı:

“OİB tarafından kaynak taahhüdü olarak belirlenen 75 milyon TL’nin fon hesabına aktarılması ile fonumuz işler hale geldi. Amacımız bu fonu önümüzdeki yıllarda sektörümüzün tüm paydaşlarıyla birlikte büyüterek beş yıl içinde 25 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaştırmaktır. Fonumuzun yatırım odağında; yazılım temelli otomotiv çözümleri, robotik, otomasyon, ileri sürüş destek sistemleri, yapay zeka, siber güvenlik, bağlantılı araç teknolojileri, elektrifikasyon ve batarya teknolojileri gibi alanlar yer alacak. İnanıyoruz ki bu adım, Türkiye’den çıkan yeni teknoloji liderlerinin, yeni unicorn adaylarının ve küresel otomotiv değer zincirinin önemli oyuncularının ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır.”

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim H. Öztop da şunları söyledi:

“Türkiye’nin yeni nesil mobilite ekonomisinde yalnızca bir üretim merkezi değil; aynı zamanda teknoloji geliştiren, yenilikçi çözümler üreten ve bunları dünyaya ihraç eden bir merkez haline gelmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası olarak biz de bu dönüşümü yalnızca sektörel bir değişim olarak değil, stratejik bir kalkınma fırsatı olarak değerlendiriyoruz. OIB Venture’ı yalnızca bir yatırım fonu olarak değil; kamu, özel sektör ve girişimcilik ekosistemini ortak bir hedef etrafında buluşturan stratejik bir kalkınma aracı olarak görüyoruz. Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin dönüşümüne yön verecek stratejik sektörlerin yanında olmaya, girişimcilik ekosistemini desteklemeye ve Türkiye Yüzyılı ve Ülkemizin Kalkınma Hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunmaya devam edeceğiz.”

Hukuk teknolojisi girişimi onedocs, Claude’u Türk hukuk kaynaklarına bağladı

Türkiye’de legaltech alanında VC destekli ilk ve tek hukuk teknolojisi girişimi olan onedocs, hukuk profesyonelleri için önemli bir adımı duyurdu.

Şirketin geliştirdiği onedocs MCP teknolojisi sayesinde, Anthropic tarafından geliştirilen yapay zekâ asistanı Claude, Türk hukuk kaynaklarına doğrudan erişebiliyor. Bu entegrasyon, hobi veya açık kaynak olarak geliştirilen projelerden bağımsız olarak, ticari modelde bir ilk niteliği taşıyor.

Bugüne kadar genel amaçlı yapay zekâ asistanları, hukuki sorulara çoğu zaman var olmayan içtihat, güncelliğini yitirmiş mevzuat ve kaynağı belirsiz yanıtlar üretiyordu. onedocs MCP ile birlikte Claude, her yanıtını gerçek hukuk kaynaklarına dayandırarak, referans gösterebilen bir araştırma aracına dönüşüyor.

onedocs kurucusu Emrullah Saruhan; “onedocs’ta, Türk hukukuna özel veri setleri ve iş akışlarıyla görevleri uçtan uca yürütebilen ‘agentic’ bir hukuk altyapısı kurduk. Çalışma düzenini Claude üzerine kurmuş hukukçuları da düşünerek bu altyapıyı Claude’a taşıdık; yakında ChatGPT ve Gemini gibi araçlara da bağlayarak, diğer çözümlerimizi de MCP’leştirerek hukukçuya alıştığı her ortamda doğrulanabilir kaynak sunacağız.”

onedocs, normal şartlarda kullanıcıların tüm hukuki iş akışlarını kendi platformu üzerinden yürütmesini sağlıyor. Claude entegrasyonu ise, çalışma alışkanlığını bu araç üzerine kurmuş hukukçuları alıştıkları ortamdan çıkarmadan aynı güvenilir kaynaklara kavuşturuyor.

Claude artık hangi kaynaklara erişiyor?

onedocs MCP entegrasyonuyla Claude, Türk hukuk ekosisteminin temel kaynaklarında arama yapabiliyor:

  • Mevzuat
  • Yargıtay kararları
  • Danıştay kararları
  • İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) kararları
  • Anayasa Mahkemesi kararları
  • Rekabet Kurulu ve Reklam Kurulu gibi düzenleyici kurul kararları
  • Hukuk literatürü

Toplamda on milyonlarca doküman, tek bir Claude penceresinden erişilebilir hâle geliyor. Tüm yanıtlar Türkçe, kaynaklı ve güncel.

Avukatlar için ne anlama geliyor?

Bir avukat Claude’a “Bu konuda Yargıtay nasıl karar veriyor?” diye sorduğunda, artık gerçek bir kararla, doğru karar numarasıyla ve güncel mevzuata dayalı bir yanıt alabiliyor. Bu da hukuki araştırmaya ayrılan sürenin önemli ölçüde kısalması anlamına geliyor.

Hizmet; serbest avukatlar, hukuk büroları ve şirket hukuk departmanları için tasarlandı. onedocs’un ücretli kullanıcıları, Claude üzerindeki bu hukuk araştırma özelliğine ek bir ücret ödemeden erişebiliyor. Hizmetten yararlanmak için onedocs.com üzerinden kaydolup onedocs kullanıcısı olmak yeterli. Claude’u hâlihazırda kullanan hukuk profesyonelleri ise araştırmalarını ek bir araca geçmeden doğrudan Claude üzerinden yürütebiliyor.

Sırada ne var?

onedocs, çok yakında dilekçe hazırlama, süre takibi ve araştırma gibi diğer çözümlerinin MCP versiyonlarını da devreye alacak; böylece kullanıcılar onedocs hesaplarındaki bu özelliklere doğrudan Claude üzerinden erişebilecek. Şirket ayrıca onedocs veri setini ChatGPT, Gemini ve Copilot gibi araçlara bağlama çalışmalarını da yakında duyurmayı planlıyor.

Kuveyt Türk’ün ödeme sistemleri iştiraki SağlamPay, Merkez Bankası’ndan faaliyet izni aldı

Kuveyt Türk’ün ödeme sistemleri ve finansal teknolojiler alanındaki iştiraki Sağlam Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. (SağlamPay), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından verilen resmi faaliyet iznini alarak katılım finans sektörünün ilk elektronik para kuruluşu olarak hizmet vermeye hazır hale geldi.

SağlamPay, TCMB tarafından ödeme ve elektronik para kuruluşları faaliyetleri çerçevesinde geniş kapsamlı faaliyet izniyle yetkilendirildi. Resmi faaliyet iznini alan SağlamPay, bireylerin ve işletmelerin finansal ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümleri tek çatı altında sunarak ödeme sistemleri alanında kullanıcılarıyla buluşmaya hazırlanıyor.

Güven, teknoloji ve deneyim bir arada

Güçlü teknolojik altyapısı, geniş ürün ve hizmet portföyüyle dijital ödeme ekosistemine yeni bir soluk getirmeyi hedefleyen SağlamPay, kullanıcı deneyimini merkeze alan yapısıyla güvenli, hızlı ve kolay erişilebilir finansal hizmetler sunacak. SağlamPay, “Bildiğin Kolaylık” yaklaşımıyla hem bireysel kullanıcıların hem de işletmelerin finansal işlemlerini daha pratik ve verimli bir şekilde gerçekleştirmelerine olanak sağlayacak. Kuveyt Türk’ün köklü bankacılık deneyimi ve güçlü teknolojik altyapısından beslenen SağlamPay, katılım finansın güven odaklı yaklaşımıyla kullanıcılarına yalnızca yenilikçi ürünler değil; aynı zamanda şeffaf ve erişilebilir finansal çözümler sunmayı hedefliyor.

“Katılım finans ilke ve değerlerini dijital geleceğe taşıyoruz”

Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, faaliyet izninin alınmasına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Katılım finans alanında yenilikçi çözümler geliştirme vizyonumuz doğrultusunda önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktık. Kuveyt Türk’ün katılım finans sektöründeki deneyimi ve müşterilerimiz nezdinde inşa ettiği güveni, şimdi ödeme sistemleri alanında yeni nesil finansal teknolojilerle buluşturuyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu konularda 360 derece hizmet sunmayı amaçlıyoruz. Hizmet ağımıza dahil olan SağlamPay, müşterilerimize sunduğumuz hizmetleri daha da genişletecek. Yeni nesil kredi kartımız Sağlam Kart, Türk Hava Yolları iş birliğiyle ile çıkardığımız Miles&Smiles Kuveyt Türk kartlarımız ve akıllı telefon ile ödeme alma çözümümüz CebimPOS gibi sektörde fark oluşturan uygulamalarımızla ödeme sistemleri alanında güçlü bir altyapı oluşturduk. Yeni iştirakimiz SağlamPay’in TCMB’den faaliyet izni almasıyla birlikte bu vizyonumuzu bağımsız ve dinamik bir finansal teknoloji yapısıyla yeni bir seviyeye taşıyoruz. SağlamPay, katılım finansın güven ve değerler dünyasını, dijital ödeme sistemlerinin hızı ve yalınlığıyla birleştirecek. Hedefimiz hem işletmelerimizin dijitalleşme yolculuğunda en güçlü iş ortağı olmak hem de bireysel kullanıcıların hayatına güvenli, sade ve erişilebilir finansal çözümler sunmaktır. Yeni iştirakimizin kuruluşu, Kuveyt Türk Finans Grubu’nun yenilikçi ve müşteri odaklı yaklaşımının bir göstergesidir. Bu adımla birlikte, Kuveyt Türk Finans Grubu’nun sunduğu ürün ve hizmetler daha da genişleyecektir. Müşterilerimize bütünsel finansal çözümler sunmaya devam edeceğiz. Sektörümüze ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Spotify, İstanbul’da yeni ofisini açtı

Spotify, Türkiye’nin dinamik müzik ekosistemindeki varlığında yeni bir dönemi simgeleyen İstanbul’daki yeni ofisinin resmi açılışını duyurdu.

Açılış, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürü Erkin Yılmaz ve RTÜK İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanı Murat Ellialtı’nın yanı sıra Spotify’ın global ve bölgesel liderleri ile müzik sektörünün önemli iş ortaklarının katılımıyla düzenlenen bir resepsiyonla gerçekleştirildi.

Yeni ofis, Spotify’ın Türkiye’deki varlığını daha da güçlendirirken şirketi, ülkenin müzik sahnesine yön veren sanatçılara, plak şirketlerine, dinleyicilere, karar vericilere ve kültürel iş ortaklarına daha da yakınlaştırıyor. Ofis, Spotify’ın sektör paydaşlarıyla daha yakın iş birlikleri geliştirmesine, sanatçı ekiplerine yönelik eğitim çalışmalarını artırmasına, yerel istihdamı desteklemesine ve Türk müziğinin hem Türkiye’de büyümesine hem de dünya çapında daha geniş kitlelere ulaşmasına destek olacak birçok girişimini sürdürmesini kolaylaştıracak.

Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı; “Spotify’ın Türkiye’deki varlığını ve yatırımlarını artırma kararını, bu topraklara ve müziğimize duyulan güvenin bir tezahürü olarak görüyoruz. Sanatçılarımızı öne çıkaracak yerel projelerin çoğaltılmasını ve onlara yönelik özel tanıtım çalışmalarıyla Türkiye’nin müzik ve kültür ekonomisine yapılacak her türlü yatırımı Bakanlık olarak yürekten destekliyoruz.”

Spotify MENAT+ Genel Müdürü Akshat Harbola ise; “Türkiye, dünyanın kültürel açıdan en canlı ve ticari açıdan en dinamik müzik pazarlarından biri. Aynı zamanda geleceğe yönelik büyük bir potansiyel gördüğümüz bir ülke. İstanbul’daki yeni ofisimiz Türkiye’ye, sanatçılarına, müzik sektörüne ve müzik dinleyicilerine yönelik uzun vadeli bağlılığımızın bir göstergesi. Ayrıca, Spotify’ın Türk müziğini dünyayla buluşturmadaki rolüne olan güçlü inancımızı da yansıtıyor.”

294 milyarı aşan dinlenme sayısı

Türk müziği bugüne kadar toplamda 294 milyarı aşan dinlenme ve son beş yılda yüzde 190’ın üzerindeki büyümeyle Spotify’da önemli bir ölçeğe ulaşmış durumda. Türkiye pazarı hem çok hızlı büyüme gösteriyor hem de sadık bir dinleyici kitlesine sahip: Türkiye’de Türk müziği dinlenmeleri beş yılda yüzde 200’ün üzerinde artış gösterirken, Spotify Türkiye Top 50 listesindeki parçaların yüzde 90’ından fazlası Türk sanatçılara ait.

Türk müziği küresel ölçekte de her zamankinden daha geniş kitlelere ulaşıyor. Türk sanatçılara ait eserlerin yurt dışındaki dinlenme sayıları son 11 yılda 70 kat artarken, yalnızca Nisan 2026’da Türkiye dışındaki yaklaşık 92,5 milyon tekil kullanıcı en az bir Türk sanatçının şarkısını dinledi. Bu büyüme, Türkiye’yi Spotify’da İngilizce konuşulmayan ülkeler arasında en büyük 10 müzik pazarından biri olma konumuna taşıyor.

Spotify, İstanbul’daki yeni ofisiyle Türk müziğinin hem Türkiye’de hem de dünya genelinde yükselişine katkı sağlayan sanatçılar ve iş ortaklarıyla her zamankinden daha yakın çalışarak Türkiye’ye yönelik uzun vadeli bağlılığını güçlendiriyor.

FinCraft’tan ödeme operasyonlarını tek merkezden yöneten platform: Orkesta

İşletmelerin ödeme ekosistemlerinde tam kontrol, şeffaflık ve ölçeklenebilirlik elde etmesini sağlayan yeni nesil ödeme teknolojileri şirketi FinCraft, geliştirdiği global ödeme orkestrasyonu platformu Orkesta’nın resmi lansmanını İstanbul’da düzenlenen etkinlikle gerçekleştirdi. Organizasyonda Orkesta’nın sunduğu yenilikçi yaklaşım ve FinCraft’ın büyüme stratejisi paylaşıldı.

Günümüzde işletmeler; farklı bankalar, ödeme kuruluşları, alternatif ödeme yöntemleri ve operasyonel süreçleri ayrı sistemler üzerinden yönetmek zorunda kalıyor. Bu durum operasyonel maliyetleri artırırken, verimlilik ve görünürlük kaybına neden oluyor. Orkesta, bu karmaşıklığı tek platform altında birleştirerek işletmelere merkezi kontrol sağlamayı hedefliyor.

FinCraft CEO’su Melih Büyükbayram; “Bugün yalnızca bir platformun lansmanını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda Türkiye’den doğan ve global ölçekte rekabet etmeyi hedefleyen bir teknoloji vizyonunu da hayata geçiriyoruz. İşletmelerin giderek karmaşıklaşan ödeme süreçlerini daha verimli, daha esnek ve daha yönetilebilir hale getirmek amacıyla geliştirdiğimiz Orkesta’nın, ödeme teknolojilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyoruz.”

Ödeme süreçlerinde uçtan uca kontrol

FinCraft tarafından geliştirilen Orkesta, işletmelerin farklı ödeme sağlayıcıları, bankalar ve ödeme yöntemleriyle olan entegrasyonlarını tek bir platform üzerinden yönetmelerini sağlıyor. Platform; akıllı yönlendirme (smart routing), işlem optimizasyonu, otomatik mutabakat, programlanabilir ledger altyapısı ve gerçek zamanlı raporlama özellikleriyle ödeme operasyonlarını daha verimli ve ölçeklenebilir hale getiriyor.

FinCraft CPO’su Muharrem Duran ise; “Orkesta’yı geliştirirken temel hedefimiz, bu karmaşıklığı ortadan kaldırarak işletmelere tüm ödeme operasyonlarını tek noktadan yönetebilecekleri güçlü ve ölçeklenebilir bir yapı sunmaktı. Bugün geldiğimiz noktada, müşterilerimizin büyüme hedeflerini destekleyen önemli bir teknoloji platformunu hayata geçirmiş bulunuyoruz.”

Güçlü teknoloji altyapısı ile küresel ölçeklenme

Orkesta’nın teknik mimarisi ve ürün yaklaşımına ilişkin detaylar da paylaşıldı. Platformun farklı ödeme sistemleriyle hızlı entegrasyon sağlayan ve yüksek işlem hacimlerinde kesintisiz çalışabilen yapısı öne çıktı.

FinCraft, Orkesta ile Türkiye’de elde ettiği deneyimi Avrupa, Birleşik Krallık ve MENA başta olmak üzere farklı pazarlara taşımayı ve küresel ölçekte faaliyet gösteren işletmelerin ödeme operasyonlarında tercih edilen teknoloji sağlayıcılarından biri olmayı hedefliyor. Şirketin vizyonu, Orkesta’yı işletmelerin ödeme süreçlerini uçtan uca yönettiği, ödeme dünyasının ERP’si haline getirmek.

2024 yılında İstanbul’da kurulan bir ödeme teknolojileri şirketi olan FinCraft, geliştirdiği Orkesta platformu ile işletmelerin ödeme operasyonlarını tek merkezden yönetmelerini sağlayan çözümler sunmaktadır. FinCraft ekibi; Amazon, TOM Digital, Paycell, MoneyPay ve HADİ gibi kurumlarda görev almış deneyimli teknoloji ve ödeme sistemleri profesyonellerinden oluşmaktadır.

Bayer, Vibe Coding Hackathon’da yapay zeka ve yenilikçi çözümleri bir araya getirdi

Farklı disiplinlerden profesyonellerin katılımıyla gerçekleştirilen Vibe Coding Hackathon kapsamında Bayer çalışanları, gün boyunca ekipler halinde çalışarak iş süreçlerini geliştirmeye ve sağlık ekosistemine değer katmaya yönelik projeler üzerinde yoğunlaştı.

Etkinlik boyunca geliştirilen fikirler Bayer genelinde inovasyon kültürünün güçlenmesine katkı sağlarken, açılış seansı sırasında düzenlenen panelde yapay zekânın sağlık hizmetleri üzerindeki etkileri çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirildi.

“Yapay zekâ, insan potansiyelini ortaya çıkaran önemli bir fırsat”

Etkinliğin açılışında konuşan Bayer İlaç Türkiye ve İran Ülke Grubu Başkanı Colin Tyrer, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir araç değil, insan potansiyelini ortaya çıkaran güçlü bir fırsat olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji olarak değil; insanların daha iyi fikirler geliştirmesine, daha hızlı öğrenmesine ve paydaşlarımıza daha fazla değer sunmasına katkı sağlayan bir araç olarak görüyoruz. Farklı disiplinlerden profesyonellerin ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesi, inovasyonun en güçlü örneklerinden birini oluşturuyor. Bu tür platformlar, geleceğin çözümlerinin ortaya çıkmasına ve iş birliği kültürünün güçlenmesine önemli katkı sunuyor.”

Bayer Avrupa ve Orta Doğu Dijital Projeler Lideri ve Global Hackathon Koordinatörü Same Mehmari, bu tür etkinliklerin iş süreçlerine değer yaratan önemli bir öğrenme ortamı sunduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Hackathonlar yalnızca yeni fikirlerin üretildiği etkinlikler değil; aynı zamanda öğrenmenin, iş birliğinin ve özgüvenin hız kazandığı güçlü platformlardır. Bugün geliştirilen fikirler nihai ürünlere dönüşmese de; gelecekte iş yapış şekillerimizi değiştirecek çözümlerin ilk adımlarını oluşturabilir. Yapay zekânın gücü, doğru ekipler ve farklı bakış açılarıyla birleştiğinde çok daha büyük bir etki yaratıyor.”