Ana Sayfa Blog Sayfa 3

Amerika merkezli CyberFOX, yerli şirket Timus Networks’ü satın aldı

Amerikalı siber güvenlik şirketi CyberFOX, bulut tabanlı güvenli erişim çözümleri geliştiren Timus Networks‘ü satın aldığını duyurdu. Satın alma ile CyberFOX, SASE (Secure Access Service Edge) ve Zero Trust Network Access (ZTNA) yetkinliklerini platformuna entegre ederek kurumsal müşterilere tek çatı altında daha kapsamlı bir siber güvenlik altyapısı sunmayı hedefliyor.

CyberFOX, %100 bulut tabanlı Secure Access Service Edge (SASE) ve Zero Trust Network Access (ZTNA) çözümleri geliştiren Timus Networks’ü satın aldığını duyurdu. Gerçekleşen satın almayla birlikte Timus’un güvenli ağ erişimi, güvenli web erişimi ve adaptif güvenlik politikaları gibi teknolojileri CyberFOX’un siber güvenlik platformuna entegre edilecek.

Satın alma sayesinde CyberFOX, tek bir platform üzerinden daha kapsamlı ve proaktif bir güvenlik altyapısı sunmayı hedefliyor. Timus’un geliştirdiği SASE çözümü; geleneksel VPN altyapılarının yerine Zero Trust mimarisi, sürekli çalışan güvenli bağlantı altyapısı, gerçek zamanlı risk analitiği, kullanıcı ve cihaz bazlı detaylı politika yönetimi ile yüksek performanslı küresel ağ erişimi gibi yetkinlikleri CyberFOX ürün portföyüne kazandıracak.

CyberFOX CEO’su David Bellini, Timus’un uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası olduğunu belirterek;

“Müşterilerimiz, güvenlik çözümlerini, güven duydukları daha az sayıda teknoloji sağlayıcısı üzerinden almak istiyor. Timus birleşmesi ile müşterilerimize ihtiyaç duydukları güvenli ağ erişimini, sınıfının en iyisi ve sahada başarısını kanıtlamış bir ürünle sunabileceğiz. ZTNA’yı da kapsayan SASE, portföyümüze eklemek için en anlamlı çözümlerden biriydi. Timus, bugün sıfırdan geliştirecek olsaydık tam olarak inşa etmek isteyeceğimiz platformdu. Artık bu platform CyberFOX’un bir parçası ve müşterilerimiz bunun avantajlarından ilk günden itibaren yararlanacak.”

Satın alma sonrasında Timus Networks, kısa vadede mevcut markasıyla faaliyetlerini sürdürmeye devam edecek. Mevcut müşteriler ve iş ortakları için hizmet, destek süreçleri ve sözleşmelerde herhangi bir değişiklik yaşanmayacak. Önümüzdeki dönemde Timus ürünlerinin ve partner ekosisteminin CyberFOX platformuna kademeli olarak entegre edilmesi planlanıyor.

Timus Networks Ortağı ve CEO Ahmet Polat satın almayla ilgili;

“Kurulduğumuz günden bu yana kurumların güvenli erişim ihtiyaçlarını bulut tabanlı, kullanıcı odaklı bir yaklaşımla yeniden tanımlamayı hedefledik. CyberFOX ile güçlerimizi birleştirerek teknolojimizi çok daha geniş bir küresel müşteri tabanına ulaştıracak ve platformumuzu daha hızlı ölçeklendireceğiz. Bu birleşme, inovasyon hızımızı artırırken müşterilerimize ve iş ortaklarımıza sunduğumuz değeri daha da güçlendirecek.”

CyberFOX’un yılın ilk aylarında tamamladığı büyüme yatırımının ardından gerçekleşen satın alma; şirketin ürün geliştirme, yapay zekâ yatırımları, uluslararası büyüme ve stratejik satın almalar odağındaki büyüme planının önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Metis Ventures Kurucu Ortağı Merve Zabcı ise demecinde;

“Timus Networks’e yatırım yaparken, Tuğrul Tekbulut’un Logo Yazılım’da ortaya koyduğu vizyon ve tecrübeyi, Ahmet Polat ile birlikte güçlü kurucu ekip ve mühendislik yetkinliğiyle birleştirerek siber güvenlik alanında küresel ölçeğe ulaşabilecek bir şirket inşa edebileceğine inanıyorduk. CyberFOX tarafından gerçekleştirilen bu satın alma, Timus ekibinin geliştirdiği teknolojinin uluslararası pazarda yarattığı değerin güçlü bir göstergesi niteliğinde. Türkiye’den çıkan teknoloji girişimlerinin küresel oyuncular tarafından stratejik satın almalara konu olması, yalnızca Timus için değil, Türkiye teknoloji ve girişimcilik ekosisteminin rekabet gücünü ortaya koyması açısından da önemli bir kilometre taşı.”

Türk girişimciler tarafından ABD’de kurulan Derya, 1.1 milyon dolar yatırım aldı

Mert Turna ve Oğuzhan Karaca tarafından kurulan ABD merkezli YC girişimi Derya, 1,1 milyon dolar yatırım aldı. Derya’nın tohum öncesi yatırım turuna, 15 yıldır Türkiye girişimcilik ekosisteminin öncüsü ve global teknoloji şirketlerinin destekçisi 212, dünyanın önde gelen girişim hızlandırma programı Y Combinator ve Ubicloud Kurucu Ortağı Umur Çubukçu katıldı. Derya, aldığı yatırımla taşıma, lojistik finansmanı ve veri işleme kapasitesini artırırken, yeni pazarlara açılarak operasyonlarını büyütmeyi planlıyor.

Yük taşımacılığı ve aracılığı için bütüncül yapay zekâ altyapısı geliştiren Derya, sektörün büyük ölçüde manuel yürütülen, hatalara ve zaman kaybına yol açan süreçlerini otomatikleştirmeyi hedefliyor. Derya, belgeleme, tedarikçi ve nakliyeci nitelendirme, sevkiyat takibi, müşteri bilgilendirme ve uyumluluk iş akışlarının tamamını yöneten bir yapay zekâ motoru sunuyor. Geleneksel yük taşımacılığı ofislerinin ortalama iki günde yanıt verdiği taleplere karşılık, Derya’nın yapay zekâ motoru uygun tedarikçi ve nakliyeciyi dakikalar içinde eşleştirebiliyor.

Karaca: “Yapay zekâyla veri temelli lojistik altyapısı inşa ediyoruz”

Derya Kurucu Ortağı ve CEO’su Oğuzhan Karaca yatırımla ilgili verdiği demeçte;

“Biz Derya’da lojistik operasyonları ayrı süreçler olarak değil, bütüncül bir iş akışı olarak görüyoruz. Geliştirdiğimiz yapay zekâ altyapısı tedarikçi ve taşıyıcı bulmaktan başlayarak müşteri bulma ve yük takibine kadar tüm adımları veri temelli sistemimizde bir araya getiriyor. Böylece operasyonlar görünürlük kazanmanın ötesinde optimize edilebilir bir yapıya dönüşüyor. Amazımız parçalı operasyonları tek bir akışta birleştirmeye devam ederek doğru eşleşmeleri gerçek zamanlı ve düşük aracı maliyetiyle yapmak. Aldığımız yatırımı da bu vizyonu daha geniş pazarlara taşıma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz.”

Aydın: “Lojistikte manuel süreçleri yapay zekâyla yeniden tasarlıyor”

212 Bölgesel Fon Ortağı Kıvanç Aydın, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Derya, küresel lojistiğin en karmaşık ve hâlâ büyük ölçüde manuel yürüyen alanlarından biri olan yük taşımacılığı ve aracılığını (freight forwarding) yapay zekâyla yeniden tasarlıyor. Oğuzhan ve Mert çok etkileyici iki girişimci. Yatırımımızdan bu yana, sahadaki verimsizlikleri çok iyi analiz edip hızlı aksiyon alarak Derya’yı yalnızca bir yazılım ürünü değil, yük taşımacılığı ve aracılığı alanında yapay zekâ temelli bir operasyon altyapısı olarak konumlandırdıklarını gördük. 212 olarak, Türkiye’den çıkan kurucuların global ölçekte sektör lideri şirketler kurabileceğine inanıyoruz. Derya’nın uluslararası yük taşımacılığında yeni nesil bir altyapı şirketi olma yolculuğunda yanında olmaktan heyecan duyuyoruz.”

Konya merkezli Akınrobotics’ten ilk insansı robot: AKINCI 5

Çalışmalarını Konya’da sürdüren yerli teknoloji şirketi Akınrobotics, kuruluşunun 17. yılını kutlarken Türkiye’nin ilk insansı robotu AKINCI 5’in tanıtım videosunu paylaştı.

Yerli mühendislik gücü ve yıllara dayanan Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen AKINCI, Türkiye’de insansı robot teknolojilerinin öncüsü olarak önemli başarılara imza attı. Şimdi ise Akınrobotics, AKINCI’nın 5. nesliyle bu yolculuğu bir adım daha ileri taşımaya hazırlanıyor.

2009 yılında insansı robot Ar-Ge çalışmalarına başlayan Akınrobotics, bu alandaki birikimini 2015 yılında Türkiye’nin ilk insansı robot fabrikasını hayata geçirerek yeni bir aşamaya taşıdı. Kurulan bu tesis, yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda geleceğin teknolojilerine yön veren bir Ar-Ge ve inovasyon üssü olarak konumlandı.

Bu vizyon doğrultusunda geliştirilen AKINCI ise Türkiye’de üretilen ilk insansı robot olarak ülkemizin teknoloji tarihinde önemli bir yer edindi.

17 yıldır yapay zekâ ve robotik teknolojileri alanında çalışmalarını sürdüren Akınrobotics, AKINCI 5 ile yerli teknoloji gelişimine katkı sağlamaya devam ediyor.

Yerli girişim Thread in Motion’dan fiziksel yapay zeka cihazı: AXION

Türkiye merkezli teknoloji şirketi Thread in Motion, ülkemizde geliştirilen ilk fiziksel AI (yapay zeka) cihazı olarak konumlandırdığı AXION‘u tanıttı.

Şirket, AXION’u üretim tesisleri, depolar, lojistik merkezleri, perakende operasyonları, havacılık süreçleri ve saha ekipleri için geliştirdi. Bugüne kadar ağırlıklı olarak masa başı çalışanların üretkenlik aracı olarak kullandığı yapay zeka, AXION ile operasyon çalışanlarının da dönüşümün parçası olmasını sağladı. Yapay zekayı fiziksel operasyonların günlük akışına taşımayı amaçlayan AXION; bunu ses, kamera, barkod okuma, gerçek zamanlı veri aktarımı ve yapay zeka destekli yönlendirme yetenekleriyle yapıyor.

Thread in Motion CEO’su Kadir Demircioğlu, AXION’un çıkış noktasını şu sözlerle anlatıyor: “Bugün yapay zeka denildiğinde herkes beyaz yakalı çalışanları düşünüyor. Oysa üretimde, depoda, lojistikte ve sahada milyarlarca insan çalışıyor. Bu durum ürünün çıkış noktasını oluşturdu. Beyaz yakalıların bir AI asistanı varsa, operasyon çalışanlarının neden olmasın sorgulamamızın sonucunda da AXION doğdu.”

Sahadaki iş akışının doğal parçası

Yapay zeka son yıllarda kurumların verimlilik gündeminde merkezi bir yer edindi. Ancak bu dönüşümün ilk dalgası daha çok ofis uygulamaları, sohbet robotları, dijital asistanlar ve bilgisayar başında kullanılan üretkenlik araçları üzerinden şekillendi. Bu nedenle sahada çalışan ekipler yapay zeka deneyimine aynı ölçüde erişemedi.

Thread in Motion, AXION ile bu boşluğu doldurmaya odaklanıyor. Şirket cihazı, operasyon çalışanlarını anlayan, yönlendiren, doğrulayan ve gerektiğinde karar vermesine yardımcı olan yapay zeka destekli bir operasyon asistanı olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım, yapay zekanın fiziksel dünyaya taşınması açısından dikkat çekiyor.

AXION, görevleri sesli olarak aktarabiliyor. Bulunduğu ortamı kamerayla analiz edebiliyor. Barkod okuyabiliyor, ürün doğrulaması yapabiliyor ve çalışanı adım adım yönlendirebiliyor. Kurumsal sistemlerden aldığı bilgileri gerçek zamanlı olarak kullanıcıya aktarabiliyor. Böylece çalışan ile dijital sistemler arasındaki etkileşim, ekran başında yürütülen bir süreç olmaktan çıkıp sahadaki iş akışının doğal bir parçası haline geliyor.

Yapay zekanın fiziksel dünyadaki temsilcisi

Kadir Demircioğlu, AXION’un fiziksel operasyonlardaki rolünü şöyle özetliyor: “AXION, çalışanın yanında yürüyen, onu yönlendiren, işini kolaylaştıran ve gerektiğinde onunla konuşabilen yeni nesil bir operasyon asistanı. AXION’u, yapay zekanın fiziksel dünyadaki temsilcisi olması için geliştirdik. ”

Fiziksel AI’ın yaygınlaşması, yapay zekada yeni bir döneme kapı aralıyor. Yapay zeka artık çalışanı görebiliyor, çevresini anlayabiliyor, görevleri takip edebiliyor, fiziksel süreçleri yönetebiliyor ve karar alma aşamalarında gerçek zamanlı destek sunabiliyor. Bu durum, küresel araştırmalarla da örtüşüyor. Deloitte’un “State of AI in the Enterprise 2026” raporuna göre, şirketlerin %58’i halihazırda fiziksel AI kullanıyor. Raporda bu oranın 2 yıl içinde %80’e ulaşmasının beklendiği belirtiliyor. Üretim, lojistik ve savunma da fiziksel AI kullanımının küresel ölçekte öne çıktığı alanlar arasında gösteriliyor.

Uluslararası pazarlara taşıyacak

AXION’un sahip olduğu kamera, ses teknolojileri, yapay zeka altyapısı ve endüstriyel dayanıklılık, yaşanan dönüşümün sahadaki karşılığı olarak konumlanıyor. Cihaz, çalışanların günlük görevlerinde bilgiye daha hızlı ulaşmasını, doğru ürünü doğrulamasını, süreç adımlarını takip etmesini ve kurumsal sistemlerle kesintisiz bağlantı kurmasını sağlıyor. Bu yapı, operasyonel işlerde yapay zekanın daha doğrudan ve pratik bir role sahip olabileceğini ortaya koyuyor.

Türkiye merkezli Thread in Motion, 2016 yılından bu yana geliştirdiği teknolojilerle 13 ülkede faaliyet gösteriyor. Şirket; TOGG, Toyota, Mercedes-Benz ve Diageo gibi markalara ve otomotiv, üretim, lojistik, perakende ve havacılık sektörlerinde yapay zeka destekli endüstriyel çözümler sunuyor. Bugüne kadar farklı ülkelerde kullanılan endüstriyel giyilebilir çözümler geliştiren Thread in Motion, AXION ile Türkiye’den doğan fiziksel AI vizyonunu uluslararası pazarlara da taşımayı hedefliyor.

Yerli yapay zeka hukuk girişimi Apilex, yayına alınışının 9. ayında 8 milyon dolar ARR’ı geçti

Türkiye, Fransa ve Almanya’da hizmet veren yerli yapay zekâ hukuk girişimi Apilex, yayına alınışının 9. ayında 8 milyon doların üzerinde yıllık tekrar eden gelire (ARR) ulaştı.

Şirket bu büyümeyi dış yatırım almadan, bootstrap biçimde gerçekleştirerek dünyanın en hızlı go-to-market başarılarından birine imza atan Legal AI girişimi oldu.

Elde ettiği gelirin büyük bir kısmıyla ekip büyümesine odaklanan Apilex, hızlı büyümesiyle kısa sürede 120 kişilik bir kadroya ulaştı.

“Üçüncü haftada başabaş noktasına ulaştık”

Şirketin Kurucu Ortağı ve Co-CEO’su Av. Cebrail Ergül, Apilex’in çıkış hikâyesini şöyle anlatıyor:

“Yıllardır hukuk girişimleri üzerine biriktirdiğimiz iş tecrübemizi, 4 yıl boyunca çoğu başarısızlıkla sonuçlanan teknoloji girişimi deneyimimizle bir araya getirdik. Ortaklarım Kemal Tamer ve Batuhan İpek ile hukuk, teknoloji ve iş geliştirme tecrübemizi birleştirince güçlü bir founder–market uyumu oluştu. İlk başta kolay satılamayacak bir ürün ortaya çıkardık ve yayına almamaya karar verdik, ardından bugün yayında olan Apilex’in MVP’sini geliştirdik. 9 ay önce yayına aldık ve bu kez ürün–pazar uyumunu yakaladık. Öyle ki Apilex daha üçüncü haftasında başabaş (break-even) noktasına ulaştı. Global büyüme vizyonumuzu da ekleyince Apilex uluslararası bir girişime dönüştü. Şimdiki hedefimiz global gelirlerimizi iyice artırmak ve yeni pazarlara açılmak. Yıl sonuna kadar oluşturduğumuz değerle bir yatırım turuna çıkmayı planlıyoruz.”

Apilex, mevcut pazarlarında yakaladığı büyümeyi Brezilya, İspanya ve İtalya pazarlarına da taşımayı hedefliyor.

Ideasets, 10 milyon dolar değerleme üzerinden 1.25 milyon dolar yatırım aldı

Aralık 2025’te Berk Üder, Saltukhan Gülşen ve Arif Çelen tarafından kurulan Ideasets, yapay zekâ, veri bilimi ve öngörü sistemlerini tek bir üretim modelinde birleştiren yeni nesil bir Venture Factory olarak faaliyet gösteriyor. Şirket, dijital ekonomide gelecekte oluşacak talebi anlamaya, modellemeye ve bu öngörüleri doğrudan ürünlere dönüştürmeye odaklanıyor.

Ideasets, Gelecek Holding’in katıldığı ön tohum yatırım turunda 10 milyon dolar değerleme üzerinden 1.25 milyon dolar yatırım aldığını resmen duyurdu.

Gelecekteki pazar dinamiklerini geliştirdiği algoritma ve modeller ile analiz eden Ideasets, elde ettiği içgörüleri yeni girişimlere, dijital ürünlere ve teknoloji platformlarına dönüştürerek veri ile üretim arasındaki boşluğu kapatmayı hedefliyor. Şirketin yaklaşımı, sinyalden içgörüye, içgörüden ürüne uzanan ve gerçek dünya verileriyle sürekli beslenen kapalı döngü bir üretim modeli üzerine kuruluyor. Bu modelin merkezinde, büyük ölçekli davranışsal, ekonomik ve dijital sinyalleri analiz ederek tüketicinin neyi, nerede, hangi formatta ve hangi zaman diliminde tüketeceğini modelleyen bir altyapı yer alıyor.

Dijital üretimi tahmine değil veriye dayalı hale getiren bir altyapı inşa ediyor

Ideasets, büyük ölçekli davranışsal, ekonomik ve dijital sinyalleri analiz ederek tüketicinin neyi, nerede, hangi formatta ve hangi zaman diliminde tüketeceğini modelleyen kapalı döngü bir sistem geliştirdi. Mobil uygulama ekosistemleri, oyun dağıtım platformları, reklam ağları, sosyal medya ve dijital ticaret sistemleri dahil olmak üzere farklı sinyal kaynaklarından beslenen yapı, tüm global pazarlardaki dijital etkileşimleri analiz ediyor.

Şirketin yaklaşımı yalnızca pazar analizi üretmekle sınırlı değil; öngörü sistemleri doğrudan mobil oyunlar, mobil uygulamalar, sosyal medya içerikleri ve marka kampanyalarının tasarım, üretim ve yayın süreçlerine entegre ediliyor. Her yayınlanan proje sistem için yeni bir doğrulama verisi oluşturuyor ve modeller gerçek performans verileriyle sürekli yeniden kalibre ediliyor.

Ideasets ürün ekosistemi

Ideasets, ana modelini kullanarak geliştirdiği teknolojileri farklı ürünler aracılığıyla pazara sunuyor. Şirketin ekosisteminde yer alan BeforeTomorrow.io, yapay zekâ destekli içerik ve yaratıcı üretim platformu olarak konumlanırken; AllInsights.ai ve GameInsights.ai, dijital platformlardan gelen milyarlarca veri noktasını analiz ederek şirketlerin, markaların ve oyun stüdyolarının daha doğru stratejik kararlar almasını sağlayan platformları global pazara sunuyor. 2026’nın üçüncü çeyreğinde kullanıma sunulması planlanan MobilePublisher.ai ise bu içgörüleri doğrudan mobil uygulamalara, mobil oyunlara ve dijital ürünlere dönüştüren yayıncılık katmanını oluşturuyor. Şirket aynı zamanda geliştirdiği öngörü sistemlerini kullanarak mobil uygulamalar, mobil oyunlar, dijital içerikler, video ve medya projeleri ile gelecekte film, dizi ve farklı dijital eğlence formatları dahil olmak üzere son kullanıcıya ulaşan yeni nesil ürünler ve girişimler geliştiriyor.

Alınan yatırımın ardından Ideasets Kurucu Ekibi ve Gelecek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Çimen, verdiği demeçte; “Dünya ekonomisi hızla veri ve yapay zekâ temelli sistemler etrafında yeniden şekilleniyor. Gelecek Holding olarak, geleneksel sektörlerle ileri teknoloji alanlarını bir araya getiren ve uzun vadede yüksek katma değer yaratabilecek girişimlere odaklanıyoruz. Ideasets’in geliştirdiği yaklaşımın, veriyi yalnızca analiz eden değil; karar alma ve üretim süreçlerini dönüştürme potansiyeli taşıyan bir yapı sunduğuna inanıyoruz. Bu yatırım da bu vizyonun önemli bir parçası.”

Ideasets Kurucu Ortağı ve CEO’su Berk Üder ise şirketin vizyonuna ilişkin şunları söyledi: “Dijital dünyada her gün üretilen veri hızla büyüyor; ancak bu veriyi anlamlandırıp geleceğe yönelik kararlar üretebilen sistemler aynı hızda gelişmiyor. Ideasets’i kurarken hedefimiz, veri bilimi, algoritma araştırmaları ve yapay zekâ teknolojilerini bir araya getirerek gelecekteki davranışları ve pazar dinamiklerini modelleyebilen bir teknoloji yaklaşımı geliştirmekti. Biz yapay zekâyı yalnızca otomasyon sağlayan bir araç olarak değil, insan uzmanlarla birlikte çalışan yeni bir üretim modelinin parçası olarak görüyoruz.”

Causa Prima, Borusan Ventures’ın katıldığı turda 10 milyon dolar yatırım aldı

Borusan Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures, B2B finansman süreçlerini yapay zekâ ajanlarıyla dönüştüren Causa Prima’ya yatırım yaptı. Creandum liderliğinde gerçekleşen tura Borusan Ventures’ın yanı sıra Kfund, HelloWorld ve Angel Invest ile Qonto, Pennylane, SAP, ING, SoFi, LIDL ve DeepMind’dan bireysel yatırımcılar da katıldı.

Defne Kocabıyık Narter: Causa Prima şirketler arası finansman süreçlerini otonom hale getiriyor

Borusan Ventures Kurucusu ve Başkanı Defne Kocabıyık Narter, yatırımla ilgili şunları söyledi: “Bugün alıcı ve tedarikçi tarafında kullanılan yapay zekâ sistemleri büyük ölçüde birbirinden bağımsız çalışıyor. Bu nedenle anlaşmazlıklar ve istisnai durumlar ortaya çıktığında süreçler yeniden insan müdahalesine ihtiyaç duyuyor. Causa Prima, geliştirdiği agent-to-agent altyapısıyla bu iki taraf arasında köprü kurarak şirketler arası işlemlerin otonom bir şekilde yürütülmesini sağlıyor.”

Causa Prima Kurucu Ortağı Maex Ament ise şu ifadeleri kullandı: “Şirketler arasında paranın hareket etmesini sağlayan sistemleri inşa etmek için 25 yıl çalıştık. B2B finansmandaki temel sorun hiçbir zaman tek bir şirketin içinde değil, iki şirketin arasındaki boşluktaydı. Her iki tarafın da gerçek zamanlı müzakere yürütebilen yapay zekâ ajanlarını kullandığı bir dünyada, sektörü uzun yıllardır tanımlayan anlaşmazlıklar ve katı ödeme koşulları artık geçmişte kalacak.”

Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures, ABD ve Avrupa’da enerji, mobilite, lojistik, tedarik zinciri ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlardaki erken aşama girişimlere yatırım yapıyor. Borusan Ventures, Borusan Grubu’nun 82 yıllık endüstriyel deneyiminden yararlanarak global başarı ve uzun vadeli etki hedeflediği girişimlere stratejik destek sağlıyor, yeni pazarlara erişim imkânı sunarak büyüme fırsatları yaratıyor.

Causa Prima, şirketleri ve tedarikçileri yapay zekâ destekli tek bir ağda birleştiriyor

Günümüzde alıcı tarafındaki borç hesapları ile tedarikçi tarafındaki alacak hesapları sistemlerinin kopuk çalışması sebebiyle tek bir itirazlı faturanın haftalar süren e-posta trafiğine yol açması ve erken ödeme iskontolarının etkin yönetilememesi yüzünden şirketlerin her yıl milyonlarca dolarlık potansiyel tasarruf ve nakit akışı avantajını kaçırdığı görülüyor. Operasyonel verimsizlikler ve finansal kayıplar sebebiyle işletmelerin alternatif arayışları sürerken, Causa Prima, alıcı ve tedarikçileri aynı dijital ağ üzerinde buluşturarak kurumlar arası finansal süreçleri yeniden tanımlıyor.

Şirketin geliştirdiği yapay zekâ ajanları sayesinde onay süreçleri, anlaşmazlık yönetimi ve ödeme koşullarına ilişkin kararlar insan müdahalesine ihtiyaç duymadan saniyeler içinde sonuçlandırılabiliyor.

Girişimin arkasında, dinamik iskonto modelinin öncülerinden olan ve daha sonra SAP tarafından satın alınan Taulia’nın kurucusu Maex Ament liderliğinde deneyimli bir kadro yer alıyor. Ekip, küresel ölçekte tedarikçi ödeme altyapılarının geliştirilmesinde önemli rol oynamış isimlerden oluşuyor. Causa Prima bugün 3.000’i aşkın aktif kullanıcısıyla kurumların işletme sermayesini daha verimli yönetmesine ve tedarik zinciri finansını dijitalleştirmesine katkı sağlıyor.

Akbank çalışanları geliştirdi, Akbank 300 bin dolar yatırım yaptı: Revogo

Akbank, inovasyon merkezi Akbank LAB çatısı altında yürüttüğü Akbank+ programı ile kurum içindeki girişimcilik potansiyelini desteklemeye devam ediyor. Çalışanlarının girişim fikirleri üzerinde tam zamanlı olarak çalışabilmelerine olanak tanıyan ve bu özelliğiyle Türkiye’de bir ilk olan Akbank+, Akbanklılara eğitim, mentorluk, ürün geliştirme ve yatırım süreçlerinde uçtan uca destek sunuyor. Böylece Akbanklılar mevcut görevlerine ara vererek, tam zamanlı olarak girişim fikirlerini geliştirmeye odaklanıyor. Bu süreçte sahip oldukları görevlerinin sağladığı tüm hakları ise almaya devam ediyorlar. Fikirlerine yatırım yapılan Akbanklılar girişimlerini kurarak Akbank’tan ayrılırken, diğer katılımcılar ise İnovasyon Elçisi olarak kurum içi girişimcilik kültürünün gelişimine destek sunuyor.

Programın üçüncü döneminde toplamda 300 bin dolar yatırım kararı ile hayat bulan Revogo, anne-çocuk ürünlerini satıcılardan anlık nakit ile alarak yeniden satışa sunuyor. Bu modeliyle girişim, hem ebeveynler için pratik ve ekonomik bir çözüm sunuyor hem de ürünlerin kullanım ömrünü uzatarak sürdürülebilir yaşama katkıda bulunuyor.

Revogo ayrıca, farklı alanlarda deneyime sahip Akbanklılar tarafından geliştirilen bir girişim olarak da dikkat çekiyor. Kurucu ortaklar Akbank’ta Genel Müdürlük, Teknoloji ve Şube ekiplerinde görev almış uzmanlardan oluşuyor. Böylece Akbank+ programı, girişimler için farklı uzmanlık ve deneyimlerden beslenmenin potansiyelini görünür kılıyor.

Akbank+ programı kapsamında daha önce atık süreçlerini dijitalleştiren Waste Log, elektrikli araç kullanıcı deneyimini tek bir platformda buluşturan Voltla, yapay zekâ tabanlı analitik çözüm sunan Metriqus ve e-ticaret satıcıları için alternatif finansman platformu geliştiren Fundero girişimleri ekosisteme kazandırılmıştı. Program kapsamında Akbank’ın 5 farklı girişime yaptığı toplam yatırım tutarı ise 2 milyon doları aştı.

Bülent Oğuz: “Akbank+ ile Akbanklıların girişimcilik potansiyelini görünür kılıyor, ekosisteme yeni değerler kazandırıyoruz”

Akbank İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, Akbank+ programının insan, kültür ve inovasyon odağını bir araya getiren güçlü bir yapı sunduğunu belirterek şunları söyledi: “Bugünün iş dünyasında kurumları ileri taşıyan en önemli unsurlardan biri, çalışanların merakını, cesaretini ve üretme isteğini doğru alanlarla buluşturabilmektir. Akbank+ tam da bu bakış açısıyla, Akbanklıların fikirlerini uçtan uca bir girişim yolculuğu ile hayata geçirmelerine olanak tanıyor. Türkiye’nin ilk tam zamanlı kurum içi girişimcilik programı olan Akbank+ sayesinde çalışma arkadaşlarımız girişimlerine odaklanabiliyor, Akbank LAB’in güçlü inovasyon birikiminden ve mentorluk ekosisteminden faydalanarak fikirlerini yatırıma dönüşebilecek seviyeye taşıyabiliyor.

Bu yıl 10. yaşını kutlayan Akbank LAB, Bankamızda inovasyon kültürünün gelişmesinde ve girişimcilik kaslarımızın güçlenmesinde çok önemli bir rol üstleniyor. Akbank+ da bu kültürün en somut yansımalarından biri. Revogo yatırımını bu açıdan çok değerli buluyoruz. Çünkü bu girişim, hem döngüsel ekonomiye katkı sunan güncel bir ihtiyaca yanıt veriyor hem de farklı birimlerde görev yapmış Akbanklıların ortak bir girişim vizyonunda buluşmasının güçlü bir örneğini oluşturuyor.

Bugüne dek 50 Akbanklı bu programa katılarak inovasyon ve liderlik becerilerini geliştirdi ve kurumumuz içinde bu kültürün gelişimi için birer elçi olarak yolculuklarına devam ediyorlar. Önümüzdeki dönemde de Akbanklıların yenilikçi fikirlerini desteklemeye, onların girişimcilik yolculuklarında yanlarında olmaya ve ülkemizin girişimcilik ekosistemine yeni değerler kazandırmaya devam edeceğiz.”

Revogo: Anne-çocuk kategorisinde ikinci el ürünlere güvenli ve pratik çözüm

Akbank+ programının üçüncü döneminde Akbanklı Nur Aras, Önder Hakan Topuz ve Melih Aydın tarafından geliştirilen Revogo, anne-çocuk kategorisinde kısa süre kullanılan ürünleri yeniden değer yaratan bir döngüye kazandırmayı hedefleyen AI destekli bir FamilyTech girişimidir.

Revogo, ebeveynlerin artık ihtiyaç duymadığı bebek ve çocuk ürünlerini zahmetsiz, hızlı ve güvenilir bir şekilde nakde dönüştürmesini sağlarken; alıcılara temizlik, bakım ve sterilizasyon süreçlerinden geçirilmiş, özenle kontrol edilmiş ürünlere daha erişilebilir koşullarla ve güvenli bir deneyimle ulaşma imkânı sunuyor.

Platform, yapay zekâ destekli altyapısıyla ebeveynlerin ürün alım-satım süreçlerini kolaylaştırmayı; ikinci el deneyimini daha güvenli, pratik ve nitelikli hale getirmeyi amaçlıyor. Revogo, bugün anne-çocuk ürünleriyle başlayan yolculuğunu, ailelerin ürün, ihtiyaç ve karar süreçlerine eşlik eden güçlü bir FamilyTech ekosistemine dönüştürmeyi hedefliyor.

Ticaret Bakanlığı, OİB ve TKF iş birliğiyle mobilite girişimleri için yeni fon: OİBventure

OİBventure
OİBventure

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) liderliğinde; Türkiye mobilite sektöründeki inovatif girişimleri desteklemek, ekosistem paydaşlarını küresel bir vizyonda buluşturmak ve sektörel ivmeyi yatırımlarla güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen mobilite inovasyon fonu OİBventure, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Kompleksinde düzenlenen bir lansmanla kamuoyuna tanıtıldı.

OİBventure’ın detayları:

  • ilk kapanış: 10 milyon dolar
  • Hedeflenen büyüklük: 25 milyon dolar
  • Girişim başına yatırım 250 bin dolar ile 2 milyon dolar arasında olacak.
  • Yaklaşık 20 girişime yatırım yapılması hedefleniyor.

OİBventure’ın odak alanları

  • Robotik Teknolojileri
  • ADAS & Otonom Araç Sistemleri
  • Yapay Zeka Destekli Yazılımlar
  • İnsansız Hava Araçları (Dron)
  • Endüstri 4.0 ve Siber Güvenlik
  • Araç Bağlantı Teknolojileri
  • Akıllı Tedarik Zinciri
  • E-ticaret ve Finans Çözümleri

“Potansiyelden Performansa” mottosuyla yola çıkan ve Türkiye ihracatının lokomotifi olan otomotiv sektörünün teknolojik dönüşümüne yön verecek stratejik fonun tanıtım etkinliği; OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı’nın ev sahipliğinde, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın teşrifleriyle, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim H. Öztop, OİB Yönetim Kurulu Üyeleri ve çok sayıda ihracatçı firma temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirildi. Ticaret Bakanlığı’nın uygun görüşleri ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) onayıyla kurulum süreci tamamlanan OiBVenture Mobilite İnovasyon Fonu, güçlü Ar-Ge altyapısına sahip Türk otomotiv sektörü ile girişimcilik ekosistemini köprüleyerek Türkiye’nin küresel mobilite ligindeki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.

Lansman açılışında konuşan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, otomotiv sektörünün son 20 yılda 19 kez ihracat şampiyonu olduğunu, 2025 yılında 41,5 milyar dolar ihracatla toplam ihracattan yüzde 15’in üzerinde pay aldığını ve halihazırda ülkemizde üretim yapan 13 küresel OEM ile birlikte otomotiv sektörünün son derece güçlü bir altyapıya, rekabet kabiliyetine ve nitelikli bir beşerî sermayeye sahip olduğunun altını çizdi. OİBVenture Mobilite İnovasyon Fonu ile sektördeki tüm üretim, tedarik ve hizmet sürecinde yaşanan köklü değişikliğe finansal ve stratejik destek sağlayacaklarını belirten Bolat “OİBVenture Ticaret Bakanlığımızın açtığı vizyoner yolda, OİB’in sanayi gücü ile Türkiye Kalkınma Fonu’nun akıllı finansman uzmanlığını birleştiren benzersiz bir girişim ekosistemi projesidir” dedi.

Bolat: “Fonun Odak Yatırım Alanları dört ana düzeyde kurgulandı”

OİBVenture Mobilite İnovasyon Fonu’nun geleceği şekillendirecek olan Odak Yatırım Alanlarının dört temel ana düzey üzerine kurgulandığının altını çizen Bolat, şöyle konuştu:

“Bu düzeyler, geleneksel otomotiv endüstrisini küresel mobilite ekosistemine entegre edecek en kritik alanları temsil ediyor. İlk ve en görünür düzeyimiz, “Akıllı Araç & Sürüş” alanı. “Otomotiv, Mobilite, Yazılım Tabanlı Araç Sistemleri ve Otonom Sürüş” düzeyindeki yeni nesil akıllı ulaşım çözümlerine odaklanıyoruz. “İkinci büyük odak noktamız, yeşil dönüşümün ve sıfır emisyon hedeflerinin kalbi olan ‘Elektrikli Araç Ekosistemi”. Burada, “Batarya Teknolojileri, Enerji Depolama Çözümleri ve Elektrikli Araç Bileşenleri” ile geleceğin güç, tahrik ve mobilite sistemlerini inşa eden girişimleri radarımıza alıyoruz. Yazılım, batarya ve tahrik sistemlerinin birbiri ile konuşarak çalışabilmesi, tam otonom sürüş, entegre ulaşım hizmetleri ve sistemleri geliştirilebilmesi için arkada çok güçlü bir donanımsal omurga bulunması gerekiyor. Bu nedenle üçüncü düzeyimiz “Donanım & Altyapı” şeklinde belirlendi. Bu kapsamda, “Otomobil Sensör Teknolojileri, Akıllı Ulaşım ve İleri Malzeme Teknolojileri” odaklı donanımsal yapılara yatırım yapacağız. Hafifletilmiş inovatif malzemeler ve çevresini algılayarak bilgileri analiz eden ve karar veren sensörler bu başlığın temel unsurlarıdır. Ayrıca, tüm bu ekosistemin önemli bir parçası olan alanlara yani üretimde “dijitalleşme ve yeşil ekonomi” düzeyine odaklanıyoruz. Ülkemizin ihracat potansiyeline ve mobilite sektörünün yapısal ihtiyaçlarına en yüksek katkıyı sağlayacak girişimleri henüz seçim aşamasında tespit edeceğiz. Bizim için süreç, sermaye aktarımıyla bitmiyor. Yatırım yapılan girişimlerin büyüme, ihracat ve yurtdışına açılma strateji planlarını yakından takip ederek onlara rehberlik edeceğiz. OİBVenture Mobilite İnovasyon Fonu’nu Türk otomotiv sanayisi için doğal bir yatırım fonu, ekosistem paydaşı ve çözüm ortağı odağında konumlandırıyoruz. Bu fon, sizlerin katkıları ve iş birliği ile Türk otomotiv sanayisindeki dönüşümü hızlandırarak geleceğin mobilite dünyasını inşa edecektir. OİBVenture, yüzde 3 girişim sermayesi yatırım yükümlülüğünü yerine getirmenin en güvenli, en rasyonel ve en verimli yoludur. Bu fona aktaracağınız kaynaklar, kaynağın çıktığı yere, yani doğrudan kendi sektörünüze geri dönecektir. Fon yatırımı vasıtasıyla, yasal yükümlülüklerinizi kendi sektörünüzü besleyen ve küresel rekabetçiliğinizi artıran stratejik bir değere dönüştürmüş olacaksınız.”

Gültepe: “Fon, ilk 10 ülke arasına girme hedefimize katkı sunacak”

TİM Başkanı Mustafa Gültepe ise demecinde;

“Uzun zamandır ihracatta liderliği elinde bulunduran otomotivde, çok güçlü bir potansiyele ve üretim hafızasına sahibiz. Türkiye’yi küresel rekabette daha güçlü bir noktaya taşıyan otomotivin dünyanın dört bir yanında imzası var. Bugün yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Dünyada bir mobilite devrimi yaşanıyor. Dolayısıyla bizim de mutlaka bu sürecin içinde yer almamız gerekiyor. Artık yalnızca araç üretmek yetmiyor. Yazılım üretip, veriyi yönetmemiz gerekiyor. Akıllı sistemler geliştirmemiz gerekiyor. Karbon ayak izini azaltan teknolojilere odaklanmamız gerekiyor. Sektörde iddiamızı sürdürebilmemiz için dönüşümün dışında kalmamalıyız. Tam tersine, dönüşümün öncülerinden biri olmak zorundayız. İstanbul gibi devasa metropollerimizdeki trafik sorununu, sadece yeni yollar yaparak çözemeyiz. Bu kronik sorunu akıllı yazılımlarla, esnek iş modelleriyle ve mikro mobilite araçlarıyla aşabiliriz. Dolayısıyla yeni nesil ulaşım araçlarına, karbon ayak izini azaltan çevreci teknolojilere, otonom yazılımlara ihtiyaç var. İddialı projelere, cesur girişimcilere, yeni fikirlere ihtiyaç var. En önemlisi bu fikirleri büyütecek finansmana ihtiyaç var. OİB Venture Mobilite İnovasyon Fonunun bu süreçte önemli katkı sunacağına inanıyorum. Bu fon, sadece girişimlere yatırım yapmayacak. İhracatımızın geleceğine, yüksek katma değerli üretime yatırım yapacak. Türkiye’yi, ihracatta ilk 10 ülke arasına çıkarma hedefimizin hızlanmasına katkı yapacak, ihracat hikayemize yeni bir başarı sayfası ekleyecek.”

Yazıcı: “Gelecekte rekabet avantajı inovasyonla belirlenecek”

Açılışta konuşan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, küresel otomotiv sektörünün küresel ısınma ve yaşlanan nüfus gibi iki temel problem karşısında büyük bir kabuk değişimi içinde olduğunu vurguladı. Araçlarda elektrifikasyon, yapay zeka, otonom sürüş ve döngüsel ekonomi gibi kavramların sektörü yeniden şekillendirdiğini belirten Yazıcı, artık sadece araç üretmenin değil; teknoloji, veri ve yazılım geliştirmenin kritik hale geldiğini ifade etti.

Türkiye otomotiv sektörünün 14 ana sanayi firması, 3 binin üzerinde aktif ihracatçı şirketi ve 250 bin doğrudan çalışanıyla Avrupa’nın ve dünyanın önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Kemal Yazıcı, “Geçen yıl 41,5 milyar dolar ihracat gerçekleştiren sektör olarak bu yıl sonuna kadar 43 milyar dolar ihracat yapmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin ihracatında kilo başına ihracat değeri ortalama 1,6 dolar seviyesindeyken, bu değer otomotiv ana sanayisi için 13,8 dolar, tedarik sanayisi için ise 6,3 dolardır. En yakın sürede otomotiv sektörünün ortalama 9,3 dolar olan kilo başına ihracat değerini 10 doların üzerine çıkartmak üzere çalışıyoruz. Bu artış ancak daha fazla teknoloji içeren ürünlerle mümkün olacak. Gelecekte rekabet avantajı yalnızca maliyet veya kapasiteyle değil, inovasyon kapasitesiyle belirlenecek. İşte bu nedenle bugün başlattığımız OİB Venture Mobilite İnovasyon Fonu, sektörümüz açısından stratejik bir yatırım özelliği taşıyor” dedi.

Beş yılda 25 milyon dolarlık büyüklük hedefi

Fonun temel amacının yalnızca finansal getiri sağlamak olmadığının altını çizen Yazıcı, asıl hedefin Türk otomotiv sanayisinin teknoloji dönüşümünü hızlandırmak, küresel ölçekte büyüme potansiyeline sahip girişimlerin yanında yer almak, yeni teknolojileri desteklemek ve geleceği şekillendirecek şirketlerin ortaya çıkmasına katkı sağlamak olduğunu belirtti. Erken aşama teknoloji girişimlerinin en büyük ihtiyacı olan sermayeye erişimi bu fonla kolaylaştıracaklarını söyleyen Yazıcı, fona ilişkin şu detayları paylaştı:

“OİB tarafından kaynak taahhüdü olarak belirlenen 75 milyon TL’nin fon hesabına aktarılması ile fonumuz işler hale geldi. Amacımız bu fonu önümüzdeki yıllarda sektörümüzün tüm paydaşlarıyla birlikte büyüterek beş yıl içinde 25 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaştırmaktır. Fonumuzun yatırım odağında; yazılım temelli otomotiv çözümleri, robotik, otomasyon, ileri sürüş destek sistemleri, yapay zeka, siber güvenlik, bağlantılı araç teknolojileri, elektrifikasyon ve batarya teknolojileri gibi alanlar yer alacak. İnanıyoruz ki bu adım, Türkiye’den çıkan yeni teknoloji liderlerinin, yeni unicorn adaylarının ve küresel otomotiv değer zincirinin önemli oyuncularının ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır.”

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim H. Öztop da şunları söyledi:

“Türkiye’nin yeni nesil mobilite ekonomisinde yalnızca bir üretim merkezi değil; aynı zamanda teknoloji geliştiren, yenilikçi çözümler üreten ve bunları dünyaya ihraç eden bir merkez haline gelmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası olarak biz de bu dönüşümü yalnızca sektörel bir değişim olarak değil, stratejik bir kalkınma fırsatı olarak değerlendiriyoruz. OIB Venture’ı yalnızca bir yatırım fonu olarak değil; kamu, özel sektör ve girişimcilik ekosistemini ortak bir hedef etrafında buluşturan stratejik bir kalkınma aracı olarak görüyoruz. Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin dönüşümüne yön verecek stratejik sektörlerin yanında olmaya, girişimcilik ekosistemini desteklemeye ve Türkiye Yüzyılı ve Ülkemizin Kalkınma Hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunmaya devam edeceğiz.”

Hukuk teknolojisi girişimi onedocs, Claude’u Türk hukuk kaynaklarına bağladı

Türkiye’de legaltech alanında VC destekli ilk ve tek hukuk teknolojisi girişimi olan onedocs, hukuk profesyonelleri için önemli bir adımı duyurdu.

Şirketin geliştirdiği onedocs MCP teknolojisi sayesinde, Anthropic tarafından geliştirilen yapay zekâ asistanı Claude, Türk hukuk kaynaklarına doğrudan erişebiliyor. Bu entegrasyon, hobi veya açık kaynak olarak geliştirilen projelerden bağımsız olarak, ticari modelde bir ilk niteliği taşıyor.

Bugüne kadar genel amaçlı yapay zekâ asistanları, hukuki sorulara çoğu zaman var olmayan içtihat, güncelliğini yitirmiş mevzuat ve kaynağı belirsiz yanıtlar üretiyordu. onedocs MCP ile birlikte Claude, her yanıtını gerçek hukuk kaynaklarına dayandırarak, referans gösterebilen bir araştırma aracına dönüşüyor.

onedocs kurucusu Emrullah Saruhan; “onedocs’ta, Türk hukukuna özel veri setleri ve iş akışlarıyla görevleri uçtan uca yürütebilen ‘agentic’ bir hukuk altyapısı kurduk. Çalışma düzenini Claude üzerine kurmuş hukukçuları da düşünerek bu altyapıyı Claude’a taşıdık; yakında ChatGPT ve Gemini gibi araçlara da bağlayarak, diğer çözümlerimizi de MCP’leştirerek hukukçuya alıştığı her ortamda doğrulanabilir kaynak sunacağız.”

onedocs, normal şartlarda kullanıcıların tüm hukuki iş akışlarını kendi platformu üzerinden yürütmesini sağlıyor. Claude entegrasyonu ise, çalışma alışkanlığını bu araç üzerine kurmuş hukukçuları alıştıkları ortamdan çıkarmadan aynı güvenilir kaynaklara kavuşturuyor.

Claude artık hangi kaynaklara erişiyor?

onedocs MCP entegrasyonuyla Claude, Türk hukuk ekosisteminin temel kaynaklarında arama yapabiliyor:

  • Mevzuat
  • Yargıtay kararları
  • Danıştay kararları
  • İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) kararları
  • Anayasa Mahkemesi kararları
  • Rekabet Kurulu ve Reklam Kurulu gibi düzenleyici kurul kararları
  • Hukuk literatürü

Toplamda on milyonlarca doküman, tek bir Claude penceresinden erişilebilir hâle geliyor. Tüm yanıtlar Türkçe, kaynaklı ve güncel.

Avukatlar için ne anlama geliyor?

Bir avukat Claude’a “Bu konuda Yargıtay nasıl karar veriyor?” diye sorduğunda, artık gerçek bir kararla, doğru karar numarasıyla ve güncel mevzuata dayalı bir yanıt alabiliyor. Bu da hukuki araştırmaya ayrılan sürenin önemli ölçüde kısalması anlamına geliyor.

Hizmet; serbest avukatlar, hukuk büroları ve şirket hukuk departmanları için tasarlandı. onedocs’un ücretli kullanıcıları, Claude üzerindeki bu hukuk araştırma özelliğine ek bir ücret ödemeden erişebiliyor. Hizmetten yararlanmak için onedocs.com üzerinden kaydolup onedocs kullanıcısı olmak yeterli. Claude’u hâlihazırda kullanan hukuk profesyonelleri ise araştırmalarını ek bir araca geçmeden doğrudan Claude üzerinden yürütebiliyor.

Sırada ne var?

onedocs, çok yakında dilekçe hazırlama, süre takibi ve araştırma gibi diğer çözümlerinin MCP versiyonlarını da devreye alacak; böylece kullanıcılar onedocs hesaplarındaki bu özelliklere doğrudan Claude üzerinden erişebilecek. Şirket ayrıca onedocs veri setini ChatGPT, Gemini ve Copilot gibi araçlara bağlama çalışmalarını da yakında duyurmayı planlıyor.