Ana Sayfa Blog Sayfa 353

Apple, 2024 yılında ABD’de üretilen işlemcilere geçiş yapmayı planlıyor

Apple, önümüzdeki birkaç yıl içinde akıllı cihazlarındaki işlemcileri ABD’de üretmeye hazırlanıyor. Tim Cook, Almanya’daki yerel mühendislik ve perakende çalışanları ile yaptığı bir toplantıda çiplerin bir kısmını Arizona’daki bir fabrikadan tedarik etmeye hazırlandıklarını açıkladı.

Apple ile ilgili güvenilir kaynaklar arasında bulunan Mark Gurman, Apple’ın dünyadaki işlemcilerin %60’ının üretildiği Tayvan’daki fabrikalara olan bağımlılığını azaltmak istediğini belirtti. Apple CEO’su Tim Cook, ” Çiplerimizi Arizona’daki bir fabrikadan satın alma kararı aldık. Arizona’daki bu fabrika 2024’te faaliyetlerine başlıyor. Yani bu konuda önümüzde yaklaşık iki yıl var.” dedi.

Biden yönetimi, mali teşviklerle şirketleri ABD’de çip üretmeye teşvik etmeyi hedeflerken, Apple da Çin’e olan bağımlılığını azaltmanın yollarını arıyor. Cook, Apple’ın Arizona’dan tedarik edeceği çiplerle ilgili ayrıntı vermesede Apple’ın çip tedarikçisi TSMC şu anda Phoenix yakınlarında bir fabrika kuruyor. 2020 yılında projeye başlayan TSMC, 2024 yılında 4 nanometrelik çiplerde seri üretime başlayacak.

Apple’ın yanı sıra NVIDIA, MediaTek, AMD ve ARM tabanlı işlemciler de üreten şirket, Arizona’daki fabrikasında ayda 20.000 çip üretmeyi planlıyor. TSMC’nin ana fabrikaları Tayvan’da yer alıyor. Şirketin aynı zamanda Camas, Washington, Austin, Texas ve San Jose ve California’da tasarım merkezleri bulunuyor. 

Apple’ın şu anda 2023’de satışa sunulacak yeni iPhone serisi için geliştirmekte olduğu A17 mobil işlemcinin yeni teknoloji kullanılarak üretileceği konuşuluyor. TSMC’nin Arizona tesisini yalnızca daha eski ve daha az gelişmiş Apple işlemcileri için ya da yeni nesil işlemciler için kullanıp kullanmayacağı henüz bilinmiyor. TSMC yerli yarı iletken üretimini teşvik eden ülkelerdeki müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla farklı ülkelerde çeşitli fabrikalar açıyor.

YouTube Shorts için alışveriş özelliği test edilmeye başlandı

Dünyanın en büyük video akış platformları arasında yer alan YouTube, kısa ve dikey video odaklı Shorts bölümü için alışveriş özelliğini test etmek üzere kullanıma sundu. Geçtiğimiz günlerde TikTok tarafında da alışveriş özelliğinin test edildiğini sizlerle paylaşmıştık. TikTok’un ardından YouTube’un yaptığı bu hamleye bakılırsa uygulama içi satın alma potansiyelinin yüksek olduğu tahmin ediliyor.

Uygulamaya gelen alışveriş özelliği, kullanıcıların Shorts’ta gezinirken ürün satın almalarına yardımcı oluyor. Şirket, şu anda ABD’de kendi mağazalarındaki ürünleri etiketleme özelliğini kullanan uygun içerik üreticilerle iş birliği yaparak YouTube Shorts’ta alışveriş özellikleri sunmaya başlıyor. ABD, Hindistan, Brezilya, Kanada ve Avustralya’daki izleyiciler ürün etiketlerini görüp Shorts aracılığıyla alışveriş yapabiliyor. YouTube, etiketlemeyi gelecekte daha fazla içerik üreticisine ve ülkeye getirmeye devam etmeyi planlıyor.

YouTube, alışveriş özelliklerine ek olarak ABD’de içerik üreticilerinin Shorts ve normal videolarda önerilen ürünleri satılmasına yardımcı olarak komisyon kazanmalarını sağlayan bir ortaklık programını test ediyor. Şirket, testin henüz ilk günlerinde olduğunu ve denemeyi gelecek yıl kademeli olarak daha fazla kişiyi kapsayacak şekilde genişletmeyi düşündüklerini belirtiyor. 

2023’ün başlarında içerik üreticiler, Shorts’a özel 1.000 abone ve 90 gün boyunca 10 milyon Shorts görüntüleme sınırını karşılarlarsa şirketin İş Ortağı Programına başvurabilecekler ve ardından videolarından elde ettikleri reklam gelirinin %45‘ini elde edecekler.

YouTube, son yıllarda alışveriş yapılabilir reklamlar gibi ürün lansmanları ve doğrudan içerik üreticilerinin sunduğu canlı yayınlardan alışveriş yapma imkanıyla platformu alışveriş odaklı bir yer haline getirmeye çalışıyor. YouTube muhtemelen yeni alışveriş özelliklerini, düşen reklam pazarında gelir akışlarını artırmanın bir yolu olarak görüyor. bu açıdan baktığımıza Shorts’a alışveriş özelliklerinin gelmesi de mantıklı görülüyor. 

Cristiano Ronaldo, ilk NFT koleksiyonunu piyasaya sürmeye hazırlanıyor

Dünyanın en iyi futbolcularından Cristiano Ronaldo’nun ilk NFT koleksiyonu, 18 Kasım Cuma günü dünyanın lider blokzinciri ekosistemi ve kripto para altyapısı sağlayıcısı Binance ile uzun yıllar sürecek özel bir ortaklığın parçası olarak yayınlanacak. Ronaldo ile birlikte global bir pazarlama kampanyası tarafından desteklenen lansman, hayranlara NFT’lerin dünyası aracılığıyla Web3’ü tanıtmayı hedefliyor.

Binance Kurucu Ortağı ve Pazarlama Müdürü He Yi, “Metaverse ve blokzincirininternetin geleceği olduğuna inanıyoruz. Daha fazla insanın blokzinciri’i anlamasına yardımcı olmak ve spor ile eğlence endüstrileri için Web3 altyapısını nasıl oluşturduğumuzu insanlara gösterebilmek için Cristiano ile iş birliği yapmaktan onur duyuyoruz” dedi.

Ronaldo ise, “Başarımın büyük bir bölümünü borçlu olduğum hayranlarım için akıllarda kalacak ve özgün bir şey yapmak benim için önemli. Binance ile sadece oyunun tutkusunu yakalamakla kalmayan, aynı zamanda yıllardır bana verdikleri destek için hayranlarımı ödüllendiren bir şey üretebildim” şeklinde yorum yaptı.

Cristiano Ronaldo’nun ilk NFT koleksiyonu 18 Kasım’da (12.00 TSİ) piyasaya çıkacak ve dört farklı nadirlik seviyesinden yedi farklı animasyonlu heykel sunacak: bu nadirlik seviyeleri Çok Çok Nadir (SSR), Çok Nadir (SR), Nadir (R) ve Normal (N) şeklinde olacak. Her bir NFT heykel, kariyerini şekillendiren şutlarından Portekiz’deki çocukluğuna kadar Ronaldo’nun hayatındaki ikonik anları tasvir ediyor.

○ En yüksek değere sahip 45 CR7 NFT’si (5 SSR ve 40 SR), Binance NFT pazarında müzayedeye çıkarılacak. Müzayede, 24 saat sürecek ve NFT’ler en yüksek teklifi sunan kişiye verilecek. Teklif fiyatları SSR NFT’ler için 10.000, SR NFT’ler için ise 1.700 BUSD’den başlayacak.

○ Kalan 6.600 NFT (600 R VE 6.000 N), Normal nadirlik seviyesi için 77 BUSD’den başlayarak Binance Launchpad üzerinden sunulacak.

Madrid merkezli sağlık girişimi ifeel, 10 milyon euro yatırım aldı

Şirketlerin çalışanlarına daha iyi ruh sağlığı ve daha iyi hizmetler sunmalarını sağlamak için yapay zeka destekli bir sistem geliştiren ifeel, 10 milyon euro yatırım aldı. UNIQA Ventures liderliğinde düzenlenen tura Nauta Capital katıldı. 

2017 yılında Madrid’de kurulan girişim, dijitalde akıl sağlığı alanına öncülük ediyor. ifeel, yapay zeka tabanlı yaklaşımını yeni noktalara taşıyor ve iş yerindeki kişilerin zihinsel sağlığına önem veriyor. Şirketler, çalışanlarına dijital kanallar aracılığıyla gelişmiş ruh sağlığı bakımı sağlama yeteneği veriyor. Kişisel bakımdan terapi seanslarına kadar, çalışanlara duygusal sağlıklarını yönetmenin yeni bir yolunu sağlamak için veri analitiğini ve psikologların klinik araştırmalarını kendi platformunda birleştiriyor.

10 milyondan fazla veri noktasından yararlanan platform, çeşitli kullanıcıların profillerini verimli bir şekilde tarayarak öncelik sırasına koyabiliyor. Diğer yandan yüzlerce klinik araç ve yapay zeka ile geliştirilen kişiselleştirilmiş karışımla kullanıcı deneyimlerini özelleştirebiliyor.

Kullanıcılar, platformu kullanarak ihtiyaçlarına ve ilgi alanlarına göre farklı kaynaklara erişebiliyor. Sağlıkla ilgili konularda makaleler, duygu günlüğü, sesli rehberler ve rahatlamayı veya meditasyonu kolaylaştıracak araçlar bulunuyor. Ayrıca doğrudan profesyonel psikologlarla konuşulabiliyor veya hizmet aracılığıyla çevrimiçi bir terapi seansı başlatabiliyorlar. 

ifeel CEO’su Amir Kaplan, “Sağlık, işte ve iş dışında olan şeyler arasında bir denge gerektirir. Bizim için profesyonel ve özel yaşam arasında kesin bir ayrım yoktur; her şey kişiseldir. Çalışmanın, sağlığımızla ilgilenmeyi kesintiye uğratmak için bir neden olmaması gerektiğine kesinlikle inanıyoruz. İyi olduğumuz ve farklı seviyelerde gelişebileceğimiz bir alan olmalı. Şirketlerin bu zihniyeti kurum kültürlerine entegre etmelerine yardımcı olmayı hedefliyoruz.” dedi.

ifeel, faaliyet gösterdiği 23 ülkede 600’den fazla psikolog terapi hizmeti veriyor. 21 dilde sunulan hizmet şimdiden dünya çapında 800.000’den fazla çalışan tarafından kullanılıyor. Geçen yıl, ifeel %200 oranında bir büyüme oranı kaydettiğini açıkladı. 

Yatırım sonrasında girişim, geliştirdiği platformu yeni pazarlara genişletmek, yeni ürünler sunmak ve satış kapasitelerini artırmak için kullanmayı planlıyor. Ayrıca ifeel, İspanya milli takımı ve Barcelona’da oynayan yıldız futbolcu Andres Iniesta tarafından destekleniyor.

3D robotik tedarik zinciri girişimi Attabotics, 71.7 milyon dolar yatırım aldı

Dünyanın ilk 3D robotik tedarik zinciri sistemini oluşturan Attabotics, Seri C yatırım turunda 71.7 milyon dolar yatırım aldı. Tur, Export Development Canada liderliğinde ve Ontario Teachers Pension Plan Board’un katılımıyla gerçekleşti. Girişim bugüne dek toplamda 165.1 milyon dolar yatırım aldı.

2015 yılında kurulan Attabotics, modern ticaret için dünyanın ilk tedarik zinciri çözümünü sunuyor. Girişimin all-in-one otomatik sipariş karşılama sistemi, tek bir dikey depolama yapısı oluşturarak tipik bir depoyu yoğunlaştırıyor. Yapının içinde, Attabots olarak bilinen robotik cihazlar, dış çevredeki iş istasyonunda işçilere sunulan ürünleri almak için üç boyutlu olarak hareket ediyor.

Attabotics’in benzersiz mimarisi, bir perakendecinin gerekli depo ihtiyaçlarını %85’e kadar azaltıyor ve depo süreçlerinin esnekliğini ve hızını en üst düzeye çıkarıyor. Alanın bu şekilde küçültülmesi, Attabotics müşterilerinin daha hızlı teslimat süreleri için depoları şehirlerin yakınına yerleştirmesine olanak tanıyor. Tüketici beklentileri artmaya devam ettikçe Attabotics, müşterilerin bu artışa uyum sağlamasına yardımcı olurken aynı zamanda devam eden depo işçiliği sıkıntısına bir çözüm sunuyor.

Attabotics kurucusu ve CEO’su Scott Gravelle, “İlk günden itibaren perakendecilere müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için hızlı, sürdürülebilir ve ultra modern bir model sunarak mevcut tedarik zinciri sisteminde devrim yaratmayı hedefliyoruz. Küresel tedarik zinciri sorununu çözmek için gereken yazılım ve donanımı oluşturmak çok büyük bir girişim. Bu yeni yatırım, yatırımcılarımızın ve ekibimizin desteğiyle birlikte teknolojimizi ölçeklendirmemize ve en iyiyi uygulama taahhüdümüzü ikiye katlamamıza olanak tanıyacak.” dedi.

Yatırımla beraber girişim, çalışan sayısını artırarak çalışmalarını genişletmeyi planlıyor.

F1 2022 sezonu şampiyonu Red Bull Racing, elektrikli scooter modelini duyurdu

Formula 1 2022 sezonunun hem takımlar hem de pilotlar şampiyonasını dominant bir şekilde rekorlarla kazanan Red Bull Racing, RBS#01 adındaki elektrikli scooter modelini duyurdu. F1 takımının aracı, hem menzil hem de hız konusunda beklentileri karşılıyor.

Red Bull RBS#01, Red Bull’un geleneksel kırmızı ve siyah dış tasarımını en iyi şekilde yansıtıyor. Yarış pistindeki araçların bazı çılgın özellikleriyle birlikte geliyor. RBS#01, kullanıcıların kısa sürede sorunsuz durmasını sağlayan delikli frenlerle donatılıyor. Saatte 28 mil (45 km/s) azami hız sağlayan 750W‘lık bir elektrikli motorla çalışıyor. 760Wh pil ünitesi, elektrikli aracın tek bir şarjla 37 mil (60km) gitmesini sağlıyor.

Red Bull Racing’in elektrikli scooter’ı, büyük tekerlekleri ve büyük lastikleri, zorlu arazilerde bile dengeli sürüş imkanı sunuyor. Karbon fiber tasarım, 23 kg ağırlığındaki RBS#01’e sağlam bir yapı kazandırıyor. Çukur olan arazilerde gezinirken bile elektrikli scooter dengeli bir sürüş garanti ediyor. 

Scooter’da bulunan LCD ekran sayesinde şarj ve hız durumuna kolayca erişilebiliyor. Ayrıca cihaza entegre edilen LED far ile beraber gece sürüşünde kolaylık sunuluyor. Karbon fiber kaplamayla beraber RBS#01, oldukça şık görünüyor.

Red Bull Racing e-scooter’ın fiyatı 6.000 dolar olarak açıklandı. Müşteriler 600 dolar ödemeyle ön siparişe açılıyor. Yeni Red Bull e-scooter için ödeme, faizsiz ödeme sistemiyle aylık olarak yapılabiliyor. RBS#01’in ilk teslimatlarının ne zaman yapılacağı ve kaç tane üretileceği hakkında herhangi bir bilgi bulunmuyor. 

Spotify, Android kullanıcıları için yeni bir faturalandırma seçeneği ekliyor

Gerek ülkemizde gerekse dünyada en çok tercih edilen müzik platformları arasında bulunan Spotify, Android işletim sistemli cihazlar için yeni bir faturalandırma seçeneği ekliyor. Google Play faturalandırmasının yerine platformlar ister kendi faturalandırma hizmetini isterse de üçüncü taraf faturalandırma şirketlerini kullanarak müşterilerine ödeme sonrası hizmet sunabiliyorlar.

Bu yılın başlarında Google, şirketlerin Google Play faturalandırma sistemini atlayabilecekleri ve kendi veya üçüncü taraf ödeme sistemlerini kullanabilecekleri bir pilot proje duyurdu. User Choice Billing adlı pilot proje şu anda belirli uygulamalarla sınırlı ve Spotify da bunlar arasında yer alıyor.

Spotify ve Google, User Choice Billing belirli pazarlarda müzik akışı platformunun kullanıcıları tarafından kullanılabileceğini ve daha sonra diğer bölgelere genişletilebileceğini duyurdu. Şirket, Google Play faturalandırma seçeneğini eklemeye devam edecek.

Google, şirketin kendi Google Play faturalandırması yerine kullanıcıların seçtiği faturalandırma sistemi aracılığıyla gerçekleştirilen tüm işlemlerden pay almaya devam edecek. Şirket, ödeme komisyonunu %4 oranında azaltıyor. Bu azaltım sonucunda üçüncü taraf ödeme sistemini kullanan geliştiricilerin Google’a %11 veya %26’lık bir kesinti ödemesi gerekiyor.

Google, üçüncü taraf ödeme sistemi için bir komisyon alsa da Spotify, sistemin “platform adaleti ve genişletilmiş ödeme seçenekleri” yönünde ilerlemeyi temsil ettiğini söylüyor. Şirket, anlaşmayı adil olarak nitelendirdiriyor ancak Google’ın Spotify’a özel bir anlaşma sunup sunmadığı henüz bilinmiyor.

Google’ın User Choice Billing pilot projesi 35 ülkede yürütülüyor. Proje, Spotify dışında flört uygulaması Bumble da dahil olmak üzere diğer bazı uygulamalarda da kullanılıyor. Yalnızca uygulamalar için bu yöntemin yer aldığı ve oyunlar için tamamen uygun olmadığı da belirtildi.

Gayrimenkul kiralama girişimi Silkhaus, 7.75 milyon dolar yatırım aldı

Kısa vadeli gayrimenkul kiralama çözümleri geliştiren Silkhaus, 7.75 milyon dolar yatırım aldı. Tura, Nuwa Capital, Nordstar, Global Founders Capital, Yuj Ventures, Whiteboard Capital ve VentureSouq katıldı.

Pandeminin etkisiyle beraber seyahat alışkanlıkları değişikliğe uğruyor. Tatil ve iş amaçlı seyahatlerin sıklığı azalırken, bu seyahatlerin ortalama süresi ise uzadı. Airbnb gibi platformlar, ABD ve Avrupa’daki arzı karşılamak için çalışmalar yapsa da gelişmekte olan pazarlarda bu olay daha farklı görünüyor. Silkhaus da tam olarak burada devreye giriyor. Mülklerinden para kazanmak ve mülklerini yönetmek isteyenler için gerekli araçları içeren bir platform sağlayarak, büyük ve küçük mülk sahipleri için kısa vadeli kiralama işlemlerini dijitalleştiriyor.

Girişimin kurucu ortakları Aahan Bhojani ve Ashmin Varma, başta MENA, Güney Asya ve Güneydoğu Asya olmak üzere gelişmekte olan pazarlardaki ev sahipleri için 13 milyar dolar değerindeki bir pazarı belirledikten sonra geçen yıl Silkhaus’u kurdular. 

Silkhaus CEO’su ve kurucusu Aahan Bhojani, “Açıkçası bu gibi pazarlarda kısa süreli iyi bir kiralama hizmeti bulmak, samanlıktan iğne aramaya benziyor. Biz de bu sorunu çözüyoruz. En başarılı kısa süreli kiralama operatörlerinden bazılarını bir araya getiriyoruz ve Airbnb’nin de aralarında bulunduğu ortaklarımız için bu envanterin en kaliteli tedarikçisini oluşturuyoruz. Kaliteyi, kontrolü ve teknolojiyi üst düzeye taşımak itiyoruz. Daha fazla insanın yüksek kaliteli kısa süreli kiralama deneyimi yaşamasını sağlamak için varız.” dedi.

Silkhaus, ev sahiplerinin (şu anda Dubai’de) kiralık mülklerini alıyor. Dağıtım, fiyatlandırma, gelir yönetimi ve tam kapsamı dijital bir bakış açısıyla yönetiyor. Girişim, üçüncü taraf satıcıların bu kiralamalara erişmesi ve operasyonları yönetmesi için bir pazar yeri de dahil olmak üzere araçlar oluşturuyor.

Bhojani, Silkhaus’un şu anda yönetilen birimler açısından şehirdeki en iyi %3’lük operatörler arasında yer aldığını iddia ediyor. Silkhaus, pazar fırsatının önümüzdeki dört yıl içinde 18 milyar dolar‘a çıkabileceğini tahmin ediyor. Son 12 ayda gelirini 10 kattan fazla artıran proptech girişiminin, platformundaki mülk arzını artırarak önümüzdeki iki ay içinde ilk %1’e girmeyi planladığını söyledi. 

Toplantı donanımları geliştiren Owl Labs, 25 milyon dolar yatırım aldı

Yapay zeka destekli toplantı donanımları üzerinde çalışmalar yapan Owl Labs, Seri C turunda 25 milyon dolar yatırım aldı. HP Tech Ventures liderliğinde düzenlenen tura Sourcenext, Matrix Partners, Spark Capital ve Playground katıldı. Owl Labs CEO’su Frank Weishaupt, turun tamamlanmasının ardından HP ile stratejik bir ortaklığın başladığını açıkladı.

2014 yılında Mark Schnittman ve Max Makeev tarafından kurulan girişim, kameraların başarabileceğinden daha iyi bir video konferans deneyimi geliştirmeyi amaçlıyor. iRobot’taki çalışmalarından yararlanan Schnittman ve Makeev, Owl Labs’ın ilk ürünü olan Meeting Owl Pro’yu tanıttı. Bugün Owl Labs, özel bir beyaz tahta kamerası, toplantı odası kontrol konsolu ve yeni nesil toplantı kamerası Meeting Owl 3 dahil olmak üzere çeşitli ürünler satıyor. Meeting Owl 3, 360 derecelik bir kamerada mikrofon ve hoparlör desteği sunuyor.

HP, yakın zamanda, sanal konferans için bir dizi video ve ses aygıtı ve yazılımı geliştiren Poly’yi satın aldı. Weishaupt, Poly’nin ürünlerinin Owl Labs’ın ürünlerini tamamlayıcı nitelikte olduğunu ve “HP’nin işyerini hibrit bir modele dönüştürme taahhüdünü” gösterdiğini öne sürerek herhangi bir çelişki görmüyor.

Microsoft ve Google gibi devler dahil olmak üzere piyasada sayısız akıllı toplantı kamerası geliştiren şirket yer alıyor. Weishaupt, Owl Labs’ın yazılımının fark yarattığını öne sürüyor. Owl Intelligence System olarak adlandırılan bu sistem, müşterilerin video ve ses aralığını genişletmek ve maskeli yüzler dahil olmak üzere yüz tanıma özelliği eklemek için cihazlara bağlanıp yeni çalışmalar yapmasını sağlıyor. 

Weishaupt, “Meeting Owl 3, daha geniş alanlarda erişimi genişletmek için diğer cihazlara bağlanabilen piyasadaki tek 360 derecelik video konferans cihazı oluyor. Owl Labs’ın teknolojisi, daha sorunsuz bir deneyim yaratmak için alanı öğreniyor ve zamanla daha akıllı hale geliyor.” dedi. 

Girişim, Fortune 100’de yer alan 84 şirket dahil olmak üzere 130.000’den fazla kuruluşun Owl Labs ürünlerini kullandığını açıkladı. HP ile yapılan stratejik ortaklıkla beraber girişimin işlerini daha da büyütmesi bekleniyor.

Nike, web3 tabanlı .SWOOSH platformunu duyurdu

50. yıl kutlamalarıyla adından söz ettiren Nike, web3 tabanlı .SWOOSH platformunun da duyurusunu gerçekleştirdi. Platform, Nike topluluğunu ve içerik üreticilerini kapsayarak dijitalleşen dünyaya uyum sağlıyor.

Nike’ın Aralık 2021’de sektörün önde gelen moda ve spor ayakkabı NFT markası olan RTFKT‘yi satın almasıyla beraber gelişen olaylar, şirketin dijital alanda daha fazla faaliyet göstermesini sağlıyor. Yapılan çalışmayla beraber Nike üyeleri, sanal kreasyonlar hakkında bilgi edinip bunları toplayarak sanal kreasyonları yaratmaya yardımcı olabiliyor. Bu dijital ürünlerin belirli video oyunlarında ve deneyim alanlarında spor yapma fırsatı sunan ayakkabı ve forma gibi ürünler olduğu söyleniyor. .SWOOSH, bu kreasyonlardan bazılarının fiziksel dünyaya da getirileceğini paylaştı.

.SWOOSH platformu, yalnızca toplama ve yaratma yeri olarak değil, aynı zamanda satın alma ve ticaret için de bir yer olarak hizmet ediyor. Topluluk meydan okumaları gibi etkinliklerin kazananları, sanal ortak yaratımları için telif ücreti bile kazanabiliyor.

2023’te Nike, platformun topluluğu tarafından şekillendirilen ilk dijital koleksiyon çıktıktan kısa bir süre sonra üyeler, Nike ile birlikte sanal ürün geliştirme fırsatını kazanmak için bir topluluk yarışmasına katılabilecek. Bu kazananlar, birlikte geliştirdikleri ve yardımcı oldukları sanal ürün üzerinde bir telif hakkı kazanabiliyorlar.

Nike Virtual Studios Genel Müdürü Ron Faris, bu yaklaşımın tüketicilerle spor yaptıkları ve alışveriş yaptıkları her yerde buluştuğunu ve yeni bir dijital arenaya açılan bir kapı sunduğunu söylüyor. Faris, “Web3 meraklıları için erişilebilir bir platformla geleceğin pazarını şekillendiriyoruz. Bu yeni alanda, .SWOOSH topluluğu ve Nike birlikte yaratabilir, paylaşabilir ve fayda sağlayabilir.” dedi.

.SWOOSH’a katılmak isteyenler için kayıt bu ay başlıyor. Bu yılın geri kalanında Nike, olabildiğince çeşitli ve eşitlikçi bir topluluğa davet ederek platformu büyütecek.