Ana Sayfa Blog Sayfa 33

Martı, Danıştay Kararı ile e-Ulaşım lisansını almaya hak kazandı

Türkiye’nin mobilite platformu Martı, uzun süredir devam eden e-ulaşım lisans sürecinde önemli bir dönüm noktasına ulaştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) karşı yürütülen yasal süreç, Danıştay kararıyla kesin olarak sonuçlandı ve Martı’nın lisans alma hakkı resmen tescil edildi.

İstanbul 7. İdare Mahkemesi daha önce Martı’yı haklı bularak, İBB’nin lisans vermeme kararının hukuka aykırı olduğuna hükmetmiş ve kararı iptal etmişti. İBB’nin istinaf başvurusu da reddedilerek Martı lehine karar onanmıştı. Süreci Danıştay’a taşıyan İBB, burada da aynı sonucu aldı: Danıştay, Martı’nın haklılığını bir kez daha onayladı. Bu kararla birlikte tüm yasal süreçler tamamlanmış oldu.

Martı Kurucusu Oğuz Alper Öktem, kararla ilgili verdiği demeçte;

“Bu kararla birlikte İstanbul’da dijital ulaşımın bir parçası olduğumuz kesinleşti. İlk günün heyecanıyla yürümeye devam ettiğimiz bu yolda, idari konuların son ve en üst mercii olan Danıştay’ın da bizi haklı bulmuş olması son derece gurur verici. Teknoloji ve yenilikle İstanbul’un ulaşımına katkı sunmaya devam edeceğiz.”

Reklam teknolojileri alanında faaliyet gösteren yerli girişim: Monetix

Dijital reklamcılığın dönüşüm hızının arttığı bir dönemde, İstanbul merkezli reklam teknolojisi girişimi Monetix, kısa sürede küresel ölçekte dikkat çekmeyi başardı. 2025’in üçüncü çeyreğinde bir önceki yıla göre %317 gelir artışı ve %1.066 gösterim büyümesi elde eden şirket, yayıncıların reklam gelirlerini optimize eden teknolojik altyapısıyla adını duyuruyor.

Monetix, dijital medya gruplarının reklam envanterini en verimli şekilde değerlendirmesine yardımcı olmak için Prebid ve oRTB (Open Real-Time Bidding) teknolojilerini kullanıyor. Şirketin geliştirdiği altyapı, 25’ten fazla küresel DSP ile entegre çalışarak yayıncıların doğrudan global talep kaynaklarına erişmesini sağlıyor. Bu sayede, yayıncılar reklam gösterimlerinden en yüksek geliri elde edebiliyor.

Bugün itibarıyla 27 ülkede 116 yayıncıyla çalışan Monetix, kısa sürede bölgesel bir oyuncudan global ölçekte faaliyet gösteren bir AdTech platformuna dönüştü. Şirket, 2025’te yalnızca banner formatlarından çıkarak video reklam çözümlerini de sistemine entegre etti. Bu geçiş, yayıncıların gelirlerini artırmalarının yanı sıra, reklam envanterlerini çeşitlendirerek daha yüksek performans elde etmelerine imkân tanıdı.

Teknoloji odaklı bir yaklaşım

Monetix’in en önemli farkı, teknolojiyi sadece bir araç değil, büyümenin merkezinde konumlandırması. Şirketin kurucusu Edi Derofe, dijital pazarlama ve medya teknolojileri alanındaki 15 yılı aşkın deneyimiyle Monetix’i “yayıncı gelir optimizasyonu” odaklı bir yapıya dönüştürdü. Derofe, vizyonlarını şu sözlerle özetliyor:

“Monetix, dijital yayıncıların reklam gelirlerini artırmak için tasarlanmış yeni nesil bir AdTech platformu. Teknolojimiz sayesinde yayıncılarımız global reklam pazarına doğrudan erişim sağlıyor. 2026’da yapay zekâ destekli optimizasyon araçları, yeni reklam formatları ve uluslararası iş birlikleriyle büyümemizi hızlandıracağız.”

Küresel vizyon ve hedefler

İstanbul merkezli Monetix, Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Amerika pazarlarında hızla büyüyen bir ağ kurdu. Şirket, önümüzdeki dönemde hem mevcut yayıncı portföyünü derinleştirerek hem de farklı pazarlarda yeni iş birlikleri kurarak, dijital reklamcılığı daha verimli, şeffaf ve performans odaklı hale getirmeyi hedefliyor.

Monetix’in kısa sürede elde ettiği bu hızlı ivme, Türkiye’nin reklam teknolojisi alanında global ölçekte söz sahibi olabileceğinin de güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Başakşehir Living Lab’in Yatırım Odaklı Hızlandırma Programı’ndan mezun olan girişimler

Başakşehir Belediyesi’nin girişimcilik ekosistemini güçlendirmek ve yenilikçi iş fikirlerini yatırımcılarla buluşturmak amacıyla hayata geçirdiği Yatırım Odaklı Hızlandırma Programı, bu yılın Demo Day etkinliği ile sona erdi. Üç ay süren programda seçilen 9 girişim, yatırımcılara projelerini tanıtarak mezuniyet heyecanı yaşadı.

Program kapsamında girişimcilere; yatırıma hazırlık, iş modeli geliştirme, mentorluk, teknik destek ve yurt dışına açılma stratejileri konularında kapsamlı eğitimler verildi. Böylece girişimler, hem yatırım süreçlerine daha hazırlıklı hale geldi hem de küresel pazarlarda rekabet edebilir bir yapıya kavuştu.

Yatırım Odaklı Hızlandırma Programı’nda sahne alan girişimler

ATAK: Karbonlu ve geri dönüştürülemeyen endüstriyel atıklardan çevreci yöntemlerle aktif karbon üreterek; karbon yakalama, enerji depolama gibi yüksek teknoloji sektörlerine yerli hammadde sağlar.

Collaxir: Balık ve tavuk atıklarını sıfır atık prensibiyle kolajen peptit, balık yağı, protein ve jelatine dönüştüren; sağlık, kozmetik ve gıda sektörlerine yönelik ileri biyoteknoloji girişimi.

M-GR / MEKİPYAZ: Fizik tedavide hareket açıklığını ölçen, 12 sensörlü, VR tabanlı rehabilitasyon takip sistemi; veri temelli analiz ve motivasyon artırıcı etkileşim sunar.

Cherry Mic: Tarımsal üretimde verimliliği artıran, toprak sağlığını koruyan mikrobiyal gübre girişimi.

Confabric Teknoloji: Yapı sektöründe taşınabilir 3D beton yazıcı sistemleri ve topoğrafyaya özel tasarım yazılımları geliştirerek hızlı, düşük maliyetli ve sürdürülebilir üretim çözümleri sunar.

Aqtivite App: Yapay zekâ destekli arama motoruyla etkinlikler ve gezilecek yerleri tek platformda sunan sosyal etkinlik uygulaması.

Devolvia: LLM tabanlı yapay zekâ altyapıları geliştirerek işletmelerin verimliliğini artıran ve yaratıcı potansiyeli açığa çıkaran teknoloji girişimi.

Parantez: Öğrencilere avantajlı ödeme imkânı sunarken markalara sadık genç müşteri kitlesi kazandıran kampanya ve ödeme teknolojisi platformu.

Vegg Foods: Kırık nohutları değerlendirerek sıfır atıkla bitki bazlı yumurta alternatifi, humus sosu ve humus unu üreten sürdürülebilir gıda girişimi.

Endeavor Türkiye ile Akbank’ın hayata geçirdiği Boost the Future programına seçilen girişimler

2007 yılından bu yana Türkiye’de girişimcilik ekosistemine katkı sağlayan global girişimci ağı Endeavor Türkiye, Türkiye’nin öncü finans kuruluşlarından Akbank’ın inovasyon merkezi Akbank LAB ile hayata geçirdiği Boost the Future programıyla girişimcilere destek vermeyi sürdürüyor.

Boost The Future programına kabul edilen girişimciler, program süresi boyunca Founders Forum’larda düzenli olarak bir araya gelerek deneyimlerini paylaşır; satış, yatırım, hukuk, pazarlama ve organizasyon gibi başlıklardaki strateji ve iş geliştirme atölyelerinden yararlanır; Türkiye’nin önde gelen girişimcileriyle ölçeklenmeye odaklı bire bir mentorluk görüşmeleri yaparlar. Program süreci Endeavor Girişimci Deneyimi ekibi tarafından yakından izlenir ve katılımcılar, Endeavor’la globalleşmenin ilk adımı olan Yerel Seçim Paneli başvurularında öncelik elde eder. Program süresince Akbank LAB’in yerel ve uluslararası iş ortaklarıyla tanışarak yeni bağlantılar kurarlar.

Bu yılın programına seçilen girişimler arasında; hizmet sektöründeki KOBİ’lerin operasyon, finans ve pazarlama süreçlerini uçtan uca yöneten iş teknolojisi girişimi Beeasist, modern işletmeler için veri yönetimini kolaylaştıran veri teknolojisi girişimi Datablast, kişiselleştirilmiş sağlık takibi ve klinik karar desteği sunan sağlık teknolojisi girişimi HaloScape, işe alım ve İK süreçlerini uçtan uca dijitalleştiren insan kaynakları teknolojisi girişimi HrPanda, marka ve fikri mülkiyet varlıklarını tek platformda yöneten hukuk teknolojisi girişimi Marqby, kurumsal iş akışlarını yapay zekâ ajanlarıyla otomatikleştiren yapay zekâ girişimi Novus, şirketlere güvenli yapay zekâ altyapısı sağlayan kurumsal yapay zekâ girişimi SKYMOD Teknoloji ve radyoloji ile dijital patolojide yapay zekâ dönüşümünü hızlandıran sağlık teknolojisi girişimi Viseur AI yer alıyor.

Yaklaşık üç ay sürecek bu yoğun program, 14 Ocak 2026’da gerçekleşecek Demo Day etkinliğiyle tamamlanacak.

Türkiye girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinin katılacağı bu özel günde, girişimciler yatırımcıların karşısına çıkarak projelerini tanıtma ve yatırım alma şansı elde edecek.

Arz Portföy’den girişimler için yeni hızlandırma programı: ArzLab

Global pazarlarda büyüme potansiyeli yüksek girişimlerin gelişim süreçlerine destek olmayı hedefleyen Arz Portföy‘ün hayata geçirdiği girişim hızlandırma programı ArzLab; satış, pazarlama, ürün geliştirme, finans ve yatırım alanlarında kapsamlı mentorluk ve danışmanlık hizmetleri sunuyor.

Program boyunca girişimler, farklı teknoparklarla yapılacak iş birlikleri aracılığıyla güçlü bir inovasyon ağına dahil olma fırsatı yakalayacak.

6 aylık bir program

ArzLab, Aralık 2025 – Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek ve özellikle alacağı yatırımla hızlı büyüme ivmesi yakalayacak, yüksek potansiyel barındıran girişimlere odaklanacak. Katılımcı girişimler, program süresince uzman mentorlardan ihtiyaç duydukları alanlarda birebir destek alarak, ölçeklenme aşamasına hazırlanacak ve yatırımcı görüşmelerinde başarıyı getiren kritik bilgileri edinerek etkileyici sunum ve anlatım becerisi elde etme fırsatı bulacaklar.

Globalleşme fırsatı

Programın sonunda yatırım alan girişimler, Global Scale Ventures iş birliğinde Londra girişimcilik ekosistemiyle tanışma fırsatı elde edecekler.

Arz Portföy, bu süreçte potansiyeline ve ölçeklenebileceğine inandığı girişimlere yatırım yapmayı da planlıyor.

ArzLab, Türkiye girişimcilik ekosisteminde yatırım öncesi dönemde de somut katkı sağlamayı hedefleyen bir büyüme laboratuvarı olarak konumlanıyor.

Arz Portföy Yönetici Ortağı Murat Onuk programla ilgili verdiği demeçte;

“ArzLab, Arz Portföy’ün girişimcilik ekosistemine yaklaşımında önemli bir adım. Biz, girişimlerle etkileşimi yatırım öncesinden başlatıp bu süreci yatırım sonrasında da sürdüren bütünsel bir model benimsiyoruz. Bu anlayışla, yatırıma hazırlanma sürecinde girişimlerin büyümesine destek olmayı hedefleyen bir hızlandırma programı tasarladık. Adını da buradan alıyor: ArzLab – Girişimlerin Büyüme Laboratuvarı. ArzLab’i, girişimlerin büyüme potansiyelini güçlendiren ve yatırım sürecine giden yolu daha sağlam temellere oturtan bir platform olarak konumlandırıyoruz. Amacımız, iyi fikirlerin doğru zamanda, doğru kaynaklarla buluşmasını sağlamak.”

TeklifimGelsin’de kredi başvuru hacmi 41 milyar TL’ye ulaştı

Kişiselleştirilmiş finansal teklif platformu TeklifimGelsin, 2025’in ilk dokuz ayında bir önceki döneme kıyasla dikkat çekici bir büyüme performansı sergiledi. Platformun gelirleri 4,5 kat, mobil uygulama indirme sayısı ve üye edinimi 2 kat, web sitesi organik ziyaretçi sayısı 3,7 kat, kredi karnesi alan kullanıcı sayısı 3 kat artış gösterdi. Platform üzerinden gerçekleşen toplam kredi başvuru hacmi ise 3,5 kat artarak 41 milyar TL seviyesine ulaştı.

TeklifimGelsin CEO’su İhsan Cem Zararsız değerlendirmesinde, “Bu büyüme, kullanıcılarımızın finansal kararlarını kolaylaştırma ve onlara finansal yol arkadaşı olma vizyonumuza duyulan güvenin göstergesi. Her geçen gün daha fazla kullanıcı, finansal hayatlarını yönetmek için TeklifimGelsin’i tercih ediyor” dedi.

Yeni özelliklerle bütünsel finansal deneyim

2025 yılı, TeklifimGelsin’in ürün portföyünü genişlettiği bir dönem oldu. Platform, kullanıcılarına yalnızca kredi değil, döviz, altın ve kripto varlık fiyatlarını anlık olarak takip etme imkânı sunan yeni özelliğini uygulamaya ekledi. Bu sayede kullanıcılar, tüm finansal enstrümanlarını tek bir ekrandan izleyebiliyor, böylece TeklifimGelsin bütünsel bir finansal takip platformuna dönüşüyor.

Kullanıcıya kazandıran ek gelir modeli: ParamGelsin

TeklifimGelsin, kullanıcıların uygulama içinde görev tamamlayarak kazanç elde ettiği “ParamGelsin” sistemini devreye soktu. Bu sistemde kullanıcılar; arkadaş davet etme, kimlik doğrulama, yarışmalara katılma gibi kolay ve güvenli görevleri yerine getirerek “TG Para” kazanabiliyor, belirlenen TG Para limitine ulaştıklarında bakiyelerini doğrudan banka hesaplarına aktarabiliyor.

Dorinsight satın alımıyla “AnketimGelsin” hayata geçti

2025’in önemli gelişmelerinden biri de Dorinsight satın alımı sonrasında “AnketimGelsin” özelliğinin devreye alınması oldu. Kullanıcılar, bu özellikle birlikte çeşitli anketleri doldurarak fikirlerini paylaşabiliyor ve zamanlarını doğrudan nakde dönüştürme fırsatı elde ediyor. Elde edilen kazançlar, kullanıcıların TG Para bakiyelerine otomatik olarak ekleniyor. Bu özellikle birlikte TeklifimGelsin, sadece finansal kuruluşlarla değil çeşitli sektörlerde kullanıcıya kulak veren tüm firmalarla iş birliği yapmayı hedefliyor.

Opera’dan Opera Neon için gelişmiş araştırma ajanı: Opera Deep Research Agent

Tarayıcı ve ajan yapay zeka alanında faaliyet gösteren teknoloji şirketi Opera, yeni nesil yapay zeka destekli tarayıcısı Opera Neon’a derin araştırma yeteneğine sahip yeni bir ajan AI tarayıcı ekliyor.

Opera Deep Research Agent (ODRA) adı verilen bu özellik, tarayıcıya entegre edilen dördüncü ajan olma özelliğini taşıyor ve Opera’nın “ajan taraması” (agentic browsing) vizyonuna olan bağlılığını bir kez daha ortaya koyuyor. Bununla birlikte Opera, kullanıcıların Neon’daki ajanlarla nasıl etkileşim kuracağına ilişkin güncellemeleri de duyurarak, daha sezgisel ve ölçeklenebilir bir ajan tarayıcı mimarisi için önemli bir adım atıyor.

Neon Deep Research ile tarayıcı tabanlı araştırma deneyimini bir üst seviyeye taşıyor

Bazen internette yaptığımız aramalar, sadece birkaç kedi videosu bulmak kadar basit olabilir. Ancak web üzerindeki çalışma biçimimiz giderek karmaşıklaştıkça, belirli bir konu hakkında derinlemesine araştırma yapmamıza yardımcı olabilecek gelişmiş araçlara olan ihtiyaç da artıyor. İşte tam bu noktada Neon Deep Research devreye giriyor.

Opera’nın Yapay Zekâ Motoru (AI Engine), model (LLM) ve araç bağımsız bir yapıda tasarlandı. Bu sayede Gemini ve GPT gibi farklı modellerin güçlü yönlerini bir araya getirmek mümkün hale geliyor. Ayrıca Opera, bu süreci sunucu tarafında paralel olarak yürütüyor, yani karmaşık bir problemi küçük parçalara ayırarak her birini farklı araştırmacılara (researcher) dağıtıyor. Neon Deep Research, çok yakında Opera Neon içerisinde yer alacak dördüncü yapay zeka ajanı olarak kullanıma sunulacak.

Testler, ODRA’nın birçok diğer araştırma ajanına kıyasla DeepResearch Bench testinde daha yüksek bir doğru yanıt oranı elde ettiğini gösteriyor.

Opera kullanıcıları adına çalışan onlarca ajana sahip bir tarayıcı geliştiriyor

Opera, Opera Neon’u geliştirirken kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına hizmet eden üç ayrı ajan tanıttı; Chat, Make ve Do. Bu sayede kullanıcılar, o anki görev için en uygun ajana diledikleri anda kolayca başvurabiliyor. Aynı zamanda gelecekteki ajan sayısı da önemli ölçekte arttırılarak her görev için en uygun ajan, kullanıcı müdahalesine gerek kalmadan otomatik olarak devreye girmesini sağlıyor. Bununla birlikte Opera süreci daha sezgisel hale getiren yeni bir kullanıcı arayüzü de sunuyor. Bu arayüz sayesinde Opera Neon, belirli bir görev için doğru ajan grubu seçilmesine yardımcı oluyor.

Opera’nın Tarayıcılardan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Krystian Kolondra, konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Üzerinde çalıştığımız fikir, dahili olarak Symphony adını verdiğimiz bir orkestrasyon katmanı. Bu sistem, kullanıcıların birden fazla yapay zekâ ajanıyla etkileşime geçme biçimini kökten değiştiriyor. Kullanıcıların her ajana ayrı ayrı hâkim olmaya çalışması yerine, tüm bu farklı ajanları yöneten tek bir ana yapay zekâ katmanı yani birleşik bir zekâ sistemi oluşturuyoruz. Bu yalnızca kafa karışıklığını azaltmakla ilgili değil, insan kapasitesini güçlendirmekle ilgili. Elinizin altında 50 farklı uzman ajan olduğunda, her birinin ne yaptığını hatırlamak zorunda kalmamalısınız. Sadece niyetinizi ifade etmeniz yeterli olmalı; sistem geri kalanını sizin için orkestre ederek çözümü oluşturmalı.” dedi.

Basitçe anlatılacak olursa:

  • Her bir ajan, tıpkı telefonunuzdaki uygulamalar gibi kendi izinlerine ve ayarlarına sahip olacak.
  • Orkestrasyon katmanı, her ajanın yeteneklerini ve hangi durumda en verimli kullanılacağını anlayacak.
  • Taleplerinizi akıllı bir şekilde doğru ajana veya ajan kombinasyonuna yönlendirecek.
    Zamanla sizin tercihlerinizi ve çalışma tarzınızı öğrenecek.
  • En önemlisi, hangi durumda süreci kendiliğinden yönetmesi, hangi durumda ise sizin onayınızı ya da girdinizi alması gerektiğini bilecek.

Opera Neon’un altyapısında yapılan geliştirmeler

Opera Neon, yalnızca basit gezinme görevleri için değil, internette uzun süre vakit geçiren kullanıcılar için bir verimlilik aracı olarak tasarlanıyor. Günümüzde Opera Neon, premium abonelik gerektiren bağımsız bir tarayıcı olarak, dünyanın en gelişmiş yapay zeka araçlarından bazılarını kullanıcılarına sunuyor. Yakın zamanda aboneler OpenAI’ın SORA 2 ve Google’ın Nano Banana modellerine erişim sağlayabilecek. Bu deneyim Google’ın Veo 3.1 modeliyle de destekleniyor. Tüm bu gelişmeler, Opera’nın, kullanıcılarına en ileri teknolojiye sahip ve en güçlü yapay zekâ destekli tarayıcı deneyimini sunma konusundaki kararlılığını açıkça ortaya koyuyor.

Opera Tarayıcı Ailesinde Opera Neon

Opera, sistemlerinde varsayılan olanla yetinmeyip farklı bir deneyim arayan 300 milyon kullanıcının tercihi olmaktan gurur duyduklarını ve diğer birçok şirketten farklı olarak tarayıcı geliştirmeye odaklanarak “tek beden herkese uyar” yaklaşımının herkes için işe yaramadığını belirtiyor. Aynı zamanda amiral gemileri Opera One, daha keyifli bir gezinti deneyimi yaşamak isteyen kullanıcılar için özenle tasarlanıyor. Opera GX ve Opera Air ise, kendi hedef kitleleri için bir tarayıcının ne anlama gelebileceğini yeniden tanımlıyor. Tüm Opera tarayıcıları, ücretsiz, gelişmiş ve model bağımsız (LLM agnostic) bir yapay zekâ çözümüyle geliyor.

Opera Neon, web taramasının geleceğini şekillendirmeye katkıda bulunmak isteyen, ileri düzey ve yüksek beklentilere sahip kullanıcılar için özel olarak tasarlanarak Opera tarayıcı ailesini tamamlıyor. Bu kullanıcılar için yapay zekâ ajanları, tarayıcı deneyimlerinin merkezinde yer alıyor.

Opera Neon’da fiyatlandırma ve erişilebilirlik

Opera Neon şu anda erken erişim programı kapsamında yalnızca davetli kullanıcılar için erişilebilir durumda.

Influencer Finance: İçerik üreticilerine özel global finans sistemi

Yerli girişim Influencer Finance, influencer ekonomisinin hızla büyüdüğü dijital çağda, yaratıcı profesyonellerin finansal ihtiyaçlarına özel çözümler sunuyor. Tamamen içerik üreticileri için tasarlanan dijital cüzdan ve dijital servisler ile ödeme süreçlerini hızlandırıyor, harcama kontrolünü kolaylaştırıyor ve sadakat ödülleriyle kullanıcılarına katma değer sağlıyor.

Influencer Finance’in içerik üreticilerine sağladığı en dikkat çekici özelliği, ödeme alma sürecini içerik üreticisinin kontrolüne bırakması. Geleneksel sistemlerde ajans ve markalar nedeniyle ödemelerin 30 gün ve üzeri sürebildiği influencer pazarlamasında, dijital cüzdan ile kullanıcılar kazançlarını ister aynı gün, ister belirledikleri tarihte çekebiliyor.
Vade tarihine göre değişen şeffaf komisyon modeli sayesinde, ödeme zamanlaması tamamen içerik üreticisinin tercihlerine göre şekilleniyor.

Ürün yalnızca ödeme almakla sınırlı değil. Kullanıcılar, kendi isimlerine açılan dijital cüzdanları üzerinden bakiyelerini takip edebiliyor, diğer kullanıcılara anında transfer yapabiliyor veya kazançlarını sistem içerisinde tutarak ek avantajlar elde edebiliyor.
Kullanım kolaylığı sunan arayüzü, saniyeler içinde aktif hale gelen hesap açma süreci ve güvenli kimlik doğrulama altyapısı ile platform, teknik bilgi gerektirmeden hızlıca kullanılabiliyor.

Influencer Finance’in dijital cüzdanı, dijital ve fiziksel ön ödemeli kart entegrasyonu sayesinde bakiyenin günlük hayatta harcanabilir hale gelmesini sağlıyor. Kullanıcılar, kartlarını hem online alışverişlerde hem de fiziksel mağazalarda POS cihazlarıyla kullanabiliyor. Ayrıca ATM’den nakit çekme imkânı da sunuluyor.

  • Sadakat programları ve marka iş birlikleri de Influencer Finance’in sunduğu ayrıcalıklar arasında yer alıyor.
  • Kullanıcılar, anlaşmalı markalardan yaptıkları harcamalarda cashback kazanabiliyor; uzun süre bakiye tutanlar ise özel bonuslardan yararlanabiliyor.
  • Ayrıca sistemdeki kullanıcılar, belirli etkileşim ve kullanım düzeylerine göre seviyelere ayrılıyor; her seviye farklı avantajlar sunuyor.

Influencer Finance, bu ürünle sadece bir ödeme aracı değil; aynı zamanda içerik üreticilerinin finansal refahını artıracak bir ekosistem kurmayı hedefliyor.

Mikro influencer’lardan büyük ajanslara kadar geniş bir kitleyi hedefleyen platform, içerik üretiminin ekonomik karşılığını daha erişilebilir, esnek ve sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlıyor.

Ekim ayının sonunda Avrupa, Türkiye ve Azerbaycan’da hayata geçecek olan Influencer Finance’in Kurucu ortağı ve CEO’su Kerem Arseven, yeni platform hakkında şunları söyledi:

  • İçerik üreticilerinin farklı ihtiyaçları oluyor. Biz uygulamamızın kalbine bunları koyduk.
  • İsteklerini ve hayatlarını kolaylaştırıcı fonksiyonları düşünerek, işe onlardan başladık.
  • İş birliği içerisinde bulundukları markaların hantal finansal süreçleri içerisinde mutsuz oluyorlardı.
  • Influencer Finance’ın ek avantajlarından faydalanırken, gündelik hayatta kolayca kullanabilecekleri bir uygulamaya sahip oldular.”

Globalde büyümeye odaklanan Aktif Tech, Hollanda’da faaliyete başladı

Aktif Tech, yurt dışındaki ödeme, e-para kuruluşları ve biletleme yazılım ürünlerine ihtiyaç duyan her ölçekteki holding ve finans kurumlarına katma değerli yazılım çözümleri ve uçtan uca operasyon hizmetleri sunuyor. Atlas Kart Yönetim Platformu ile yenilikçi kartlı ödeme sistemleri sağlayarak müşterilerin farklı ihtiyaçlarına çoklu çözüm üretirken bir yandan da web tabanlı yapısı sayesinde düşük maliyet avantajına sahip.

“Müşteri memnuniyetini yüzde 100’e çıkarmayı hedefliyoruz”

Aktif Tech Genel Müdürü Özgür Bilgin globale atılan bu önemli adımla ilgili verdiği demeçte;

“Hollanda ofisimiz, yalnızca yeni müşterilere ulaşmamızı ve Avrupa’daki iş ortaklarımızla daha yakın çalışmamızı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda ürettiğimiz finansal teknolojileri uluslararası sahneye daha yakın şekillendireceğiz. Kartlı ödeme yazılımını; operasyon, sistem izleme, dolandırıcılık izleme, proje geliştirme ve işleme gibi hizmetlerle birlikte SaaS modeliyle sunarak yüzde 100 müşteri memnuniyeti sağlamayı hedefliyoruz.”

“Teknolojiyi hem kullanıyor hem üretiyoruz”

Aktif Bank Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı ve Aktif Tech Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Mustafa Öztürk ise demecinde;

Türkiye’nin en kapsamlı finansal teknolojiler ekosistemini oluştururken, teknolojiyi yalnızca kullanan değil aynı zamanda üreten bir yapı olmamız bizi farklılaştırıyor. Aktif Bank çatısı altında geliştirdiğimiz tüm yenilikçi çözümleri önce kendi ekosistemimizde hayata geçiriyor, ardından global pazarlara taşıyoruz. Hollanda ofisimiz de bu vizyonun önemli bir adımı. Bu sayede hem uluslararası iş ortaklarımızla daha yakın çalışacak hem de fintech alanındaki üretim gücümüzü küresel boyutta daha görünür kılacağız.

Meditopia’dan Çalışan Wellbeing Raporu: Türkiye’de stres seviyesi yıl boyunca yüksek seyretti

Yerli girişim Meditopia, 2025’in ilk üç çeyreğini baz alarak hazırladığı Çalışan Wellbeing Raporu ile Türkiye’deki çalışanların hem ruhsal hem de bütüncül esenlik durumuna dair güncel tabloyu ortaya koydu.

Ülke genelinde 15 bini aşkın çalışanın katılım sağladığı raporun sonuçlarına göre çalışanların genel esenlik seviyesinin 54,4 puanla orta düzeyde seyrettiği raporlandı. 100 puan üzerinden yapılan skorlamada 66 puanla stres ve 63,3 puanla kaygı indekslerinin ise yüksek seviyelerde olduğu vurgulanıyor. Meditopia uzmanlarına göre bu tablo, yılın farklı dönem ve aylarında değişkenlik gösteriyor ve çalışanların yıl boyunca duygusal dalgalanmalar yaşadığını ve destek mekanizmaları yetersiz kaldığında bu dengenin hızla bozulabildiğini ortaya koyuyor.

Çalışanların %49’u stres ve kaygılarının en büyük sebebi olarak gelecek belirsizliğini işaret ederken, %46’sı fiziksel sağlık ve uyku problemlerini, %40’ı ise kişisel zaman eksikliğini öne çıkarıyor. Bu veriler, çalışanların psikolojik desteğe ek olarak fiziksel ve sosyal açıdan da desteklenmeye ihtiyaç duyduklarını gözler önüne seriyor.

Çalışanların %75’inin duygu durumunu “Doğrudan İş Hayatı” etkiliyor

Credit: Meditopia

Raporun en çarpıcı bulgularından biri, çalışanların duygusal durumları üzerindeki iş ve özel yaşam dengesinin belirleyici rolü oldu. Rapora göre katılımcıların %93’ünün duygularını en çok iş, eğitim veya yakın ilişkileri etkiliyor. %75’i ise bu dalgalanmaların merkezinde doğrudan iş hayatının yer aldığını belirtiyor. Bu veriler, işverenlerin çalışan esenliğinde üstlendikleri sorumluluğun büyüklüğünü bir kez daha ortaya koyuyor. İş yükü, performans baskısı, finansal zorluklar ve yönetici ilişkileri, stres ve tükenmişliğin en güçlü tetikleyicileri arasında geliyor. Mutluluk İndeksi bulgularına göre çalışanların mutluluk seviyesi 54,3 puanla orta düzeyde raporlandı. Araştırma süresi boyunca elde edilen sonuçlara göre her 10 çalışandan 1’i son bir ay içinde hiçbir zaman ya da neredeyse hiç bir zaman mutlu veya memnun hissetmediğini ifade ediyor.

“İş” ve “Özel” yaşam dengesindeki bozulmalar hareketsizliği artırıyor

Rapor, çalışanların yalnızca duygusal değil, fiziksel esenlik alanında da desteğe ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Uyku kalitesinin 50,6 ile orta, egzersiz indeksinin ise 37,1 puanla düşük seviyede kaldığı ise diğer bulgular arasında. Verilere göre katılımcıların %84’ü fiziksel ağrı yaşıyor olsa da %50’sinden fazlası hiç egzersiz yapmıyor. Meditopia verilerine göre düzenli hareket ve kaliteli uyku, genel esenlik skoruyla paralel dalgalanmalar gösteriyor. Ancak iş-özel yaşam dengesindeki zorlanmalar, çalışanların bu alanlarda sürdürülebilir bir rutin oluşturmasına engel teşkil ediyor.

“Çalışan Sağlığı ve İyi Oluş, Kurum Kültürünün Ayrılmaz Bir Parçası”

Bugün iş yaşamının profesyonel becerilerin ötesinde, duygusal dayanıklılığın da sınandığı bir alan haline geldiğini belirten Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi verdiği demeçte;

Fatih Mustafa Çelebi, Meditopia kurucu ortağı ve CEO'su
Fatih Mustafa Çelebi, Meditopia kurucu ortağı ve CEO’su

“Çalışanlar, artan tempo ve belirsizlik içinde fiziksel sağlıklarını, sosyal ilişkilerini ve kişisel alanlarını korumakta zorlanıyor. Hızla değişen koşullar, artan belirsizlikler ve sürekli tetikte olma hali, çalışanların içsel dengesini korumasını her zamankinden daha zor hale getiriyor. Kurumların çalışanlarının iyi oluşunu stratejik bir öncelik olarak ele almadıkları sürece sürdürülebilir bir başarı inşa etmeleri ise mümkün görünmüyor. Gerçek sürdürülebilirliğin, finansal büyüme ya da operasyonel verimlilikle sınırlı kalmaması, çalışanların ruhsal dayanıklılığının, yaşam dengesi ve aidiyet duygusuyla ölçülmesi gerektiği tartışılmaz bir gerçek. Meditopia olarak, bireylerin ve kurumların ruh sağlığına dair farkındalığını artırmak, bu alanı konuşulabilir ve erişilebilir kılmak için çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz bütüncül çözümlerle çalışanların stres, kaygı, uyku, hareket ve mutluluk gibi temel wellbeing alanlarında ihtiyaç duydukları desteğe diledikleri anda ulaşmalarını sağlıyoruz. Çünkü bizce çalışanların sağlık ve wellbeing hizmetlerine erişebiliyor olması, kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası.”

Raporum tamamına buradan ulaşabilirsiniz.