Ana Sayfa Blog Sayfa 19

Chobani, ABD’deki kahve operasyonları için 567 milyon dolar yatırım yaptı

Chobani, 2023 yılının sonunda bünyesine kattığı ve ABD genelinde tüketime hazır premium kahve pazarının lider isimlerinden biri olan La Colombe markasının büyüme yolculuğunda tarihi bir adım attı. Şirket, Michigan eyaletine bağlı Norton Shores’ta bulunan stratejik kahve üretim tesisini küresel ölçekte bir inovasyon ve üretim merkezine dönüştürmek amacıyla açıklanan 567 milyon dolarlık yatırımın temel atma törenini gerçekleştirdi.

Resmi temel atma töreninde konuşan Chobani Kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya, bölge insanının çalışkan ruhuna ve yerel üreticilerin yüksek kalitedeki ham maddelerine olan güvenini vurgulayarak, büyümenin sadece rakamlardan ibaret olmadığını ve toplulukla birlikte kalıcı değerler inşa etmeyi hedeflediklerini belirtti. Yatırımın hayata geçmesiyle birlikte mevcut tesise yaklaşık 19.000 metrekarelik yeni üretim alanı eklenecek ve 337 yeni istihdam yaratılacak. Böylece tesis hem üretim kapasitesi hem de istihdam açısından bölgenin en önemli büyüme projelerinden biri haline gelecek.

Üç aşamalı olarak planlanan bu genişleme hamlesi, sadece kahve sektöründe değil, aynı zamanda bölgenin tarım ekonomisinde de çok büyük bir çarpan etkisi yaratmaya hazırlanıyor. Tesisin üretim kapasitesinin artmasıyla birlikte Chobani’nin yerel çiftçilerden gerçekleştirdiği yıllık çiğ süt alımı yaklaşık 13,2 milyon litre seviyesinden birkaç yıl içinde 271 milyon litre seviyesine tırmanacak. Bu durum, bölgedeki süt üreticileri ve tarım paydaşları için uzun vadeli ve sürdürülebilir bir ekonomik güvence anlamına geliyor.

La Colombe markasının özellikle kutu latte ve soğuk demleme segmentindeki pazar liderliğini pekiştirecek bu yatırım, üretim tesisini 7 gün 24 saat esasıyla çalışan devasa bir lojistik ve AR-GE üssü haline getirecek. Chobani’nin küresel tedarik zinciri ve dağıtım gücüyle birleşen La Colombe, bu yeni kapasite sayesinde Amerika genelindeki ulusal dağıtım ağını maksimum seviyeye çıkarırken, geleceğe yönelik uluslararası büyüme stratejilerinin de temelini sağlamlaştırıyor. Gıda ve içecek sektöründe geniş kitlelerin ulaşabileceği fiyat seviyesinde sunulan premium ürün grubu kategorisinin en agresif büyüme hamlelerinden biri olarak kabul edilen proje, Chobani’nin sadece yoğurt pazarında değil, milyarlarca dolarlık hazır kahve ve içecek sektöründe de küresel standartları belirleme vizyonunu ortaya koyuyor.

Google, Türkiye’ye 2 milyon dolarlık yapay zeka desteğini duyurdu

Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) tarafından düzenlenen AI Tomorrow Summit’te Google, Türkiye’yi kamu yönetimi ve hizmetleri inovasyonunda bölgesel bir lider haline getirmek üzere tasarlanan kapsamlı stratejik girişimini duyurdu.

Bu taahhüt, 2 milyon dolarlık yeni Google.org desteğini ve bilinçli yapay zeka kullanımı yoluyla önemli ekonomik ve sosyal değer yaratmayı hedefleyen Kamu için Yapay Zeka politika yol haritasını içeriyor.

Google Türkiye Kamu İlişkileri ve Politikaları Direktörü Tolga Sobacı verdiği demeçte;

“Dünya genelinde vizyoner hükümetler, kamu hizmetlerinde devrim yaratmak ve yeni nesil ekonomik değerlerin önünü açmak için yapay zekayı ölçeklendiriyor. Güçlü dijital altyapısı ve dinamik yetenek havuzuyla Türkiye, bu küresel dalgaya liderlik etmek için benzersiz bir konuma sahip. Küresel bir hiper ölçekleyiciden gelecek olan ve geçtiğimiz yıl duyurulan yerel Google Cloud bölgemiz, bu dijital geleceğin temel yapı taşını oluşturacak.”

Türkiye için “Üçlü yapay zeka getirisi”

PwC tarafından hazırlanan yeni “Kamu için Yapay Zeka” raporunda, gelişmekte olan pazarlar için sunulan büyük fırsatlar verilerle ortaya konarken, Türkiye’ye özel bulgular da bugün ilk kez paylaşıldı. Rapor, kamu sektörünün yapay zekayı öncü bir şekilde benimsenmesinin 2035 yılına kadar ülke ekonomisi için “üçlü bir getiri” sağlayabileceğini öngörüyor:

  • Mali Güç: Bütçe açığında %12’ye varan oranda potansiyel bir daralma.
  • Kamu Hizmeti Verimliliği: Kamu yönetiminde üretkenliğin %3’e varan oranda artması.
  • Ekonomik Refah: GSYİH’de %3’e varan oranda potansiyel artış ve hanehalkı gelirinde %2’ye varan oranda artış .

Kamu güvenliği ve sağlık hizmetlerinin desteklenmesi

Politika vizyonumuzu somut eylemlere dönüştürmek amacıyla, toplumsal faydaya odaklanan iki yüksek öncelikli projeye finansal ve teknik destek sağlayan 2 milyon dolarlık bir Google.org taahhüdüyle bu potansiyeli daha da güçlendiriyoruz:

  • Deprem İzleme: Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’ne (KRDAE) sağlanan Google Cloud kredilerini de içeren fon, enstitünün ulusal sismik ağını modüler bir yapay zeka algoritmasıyla otomatikleştirecek. Bu sayede deprem izleme ve erken uyarı sistemlerinin hızı ve hassasiyeti önemli ölçüde artırılacak.
  • Sağlıkta Erken Teşhis: Yapay Zeka Ekosistemi Derneği’nin “Türk-Ses” projesine Google Cloud kredilerini de içeren bir destek veriliyor. Bu açık kaynaklı yapay zeka platformu, ses kayıtlarını analiz ederek Alzheimer gibi nörobilişsel bozuklukların erken teşhisini mümkün kılmayı ve erken tıbbi müdahaleyi kolaylaştırmayı hedefliyor.

Desteklenen bu son fonla birlikte, Google.org’un 2016 yılından bu yana Türkiye’deki kar amacı gütmeyen kuruluşlara sağladığı toplam destek; 7 milyon dolardan fazlası nakdi, 61 milyon dolardan fazlası ayni yardım olmak üzere toplam 69 milyon ABD dolarına ulaştı.

Gelecek için stratejik bir yol haritası

“Türkiye için Yapay Zeka” yol haritası üç temel alana odaklanıyor: Kamuda bilinçli yapay zeka entegrasyonu, inovasyonu destekleyen politikalar ve geniş ölçekli yetkinlik kazandırma. Bu yolda öncülük etmek için bulut odaklı, yapay zekayı önceliklendiren politikalar, modern veri sistemleri ve destekleyici yasal düzenlemeler anahtar rol oynuyor.

Google, yapay zekanın sorumlu bir şekilde yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla halihazırda kamu görevlileri ve kamu sektörü liderlerine yönelik uzmanlık eğitimleri konusunda da işbirliği yapıyor. Bu stratejinin bir sonraki aşaması; eğitim, lojistik ve siber güvenlik alanlarında yapay zeka ve bulut çözümlerini ölçeklendirerek dijital güveni inşa etmeyi ve ihracat rekabetçiliğini artırmayı kapsıyor.

Martı, ilk çeyrekte gelirini yüzde 156 artırarak 15.4 milyon dolara çıkardı

New York Borsası’na (NYSE) kote Türkiye’nin teknoloji şirketi Martı, 2026 ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıklamasının ardından analist güncellemelerini almaya başladı. Şirketi takip eden beş analistten üçü raporlarını revize ederken, yapılan tüm güncellemelerin yukarı yönlü gerçekleştiği söyleniyor.

Martı Kurucusu Oğuz Alper Öktem, ilk çeyrekte gelirlerini yüzde 156 artırarak 15,4 milyon dolara çıkardıklarını belirtti.

Öktem; “Ölçeklenebilir iş modelimiz ve verimlilik odaklı yaklaşımımız sayesinde büyümemizi sürdürürken, kullanıcılarımız ve hissedarlarımız için uzun vadeli değer yaratmaya devam edeceğiz.”

Her çeyrek rapor

Martı aynı zamanda raporlama sıklığını artırdığını açıkladı. Şirket bundan böyle finansal sonuçlarını altı aylık dönemler yerine her çeyrek sonunda kamuoyuyla paylaşacak.

Litchfield Hills Research 6 dolarlık hedef fiyatını korudu

6 dolarlık hedef fiyat ve “Al” tavsiyesi korundu. Raporda Martı hisselerinin benzer büyüme profiline sahip teknoloji şirketlerine kıyasla %90’ın üzerinde, benzer şirketlere göre ise yaklaşık %36 iskontolu işlem gördüğü vurgulandı.

Benchmark güçlü marj ve büyüme potansiyeline dikkat çekerek 5 dolarlık hedef fiyat belirtti

5 dolarlık hedef fiyat ve “Al” tavsiyesi korundu. Raporda Martı’nın Türkiye’deki ölçeklenmiş tek mobilite platformu olduğu belirtilirken, yüzde 70–80 sürdürülebilir brüt kâr marjı potansiyeline dikkat çekildi. Şirketin marj yapısının küresel benzerlerine göre Türkiye’deki yapısal nedenlerin etkisiyle daha güçlü olduğu belirtildi.

Cantor Fitzgerald hedef fiyatını yukarı revize etti

Hedef fiyat 2,15 dolardan 2,40 dolara yükseltildi. 2027 düzeltilmiş FAVÖK beklentisi 5 milyon dolar artırılarak 21,5 milyon dolara çıkarılırken, 2027 gelir tahmini de 123,6 milyon dolardan 124,4 milyon dolara yükseltildi.

Güncellenen raporlar, Martı’nın gelir büyümesini sürdürmesi olarak yorumlanıyor. Platform ekonomisinin marjları hızla iyileştirdiğine ve şirket’in pozitif düzeltilmiş FAVÖK hedefine yaklaştığına işaret etmiş. Analistlerin ilk kez 2027 projeksiyonlarını paylaşmaya başlaması ise şirketin uzun vadeli kârlılık görünümünün giderek netleştiğini ortaya koymuş.

İş Bankası’ndan işletmeler için ödeme çözümlerini bir araya getiren uygulama: İşPOS

Türkiye İş Bankası, işletmelerin dijitalleşme yolculuğuna katkı sağlamak ve ticari hayatı daha kolay ve erişilebilir hale getirmek hedefiyle mevcut Maximum İşyerim uygulamasını İşPOS’a dönüştürdü.

İşPOS; kullanıcı dostu yapısıyla işletmelere POS’um Cepte, Linkle Tahsilat ve TR Karekod ile Ödeme Alma gibi farklı ödeme seçenekleri sunma esnekliği kazandırarak dijital ve hızlı ödeme alma deneyimi sunuyor. Mobil ödeme alma çözümlerinin yanı sıra uygulama üzerinden geçen işlemleri yönetme imkânı da veren İşPOS, ödeme süreçlerini kolaylaştırırken işletmelerin operasyonel yükünü azaltıyor. İşPOS’ta tüm işlemler anlık olarak görüntülenirken, POS yönetimi tek uygulamadan zahmetsizce gerçekleştirilebiliyor.

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sn. Sezgin Lüle, bankacılığı yalnızca finansal bir hizmet olarak değil, müşterilerin günlük yaşamını ve ticari faaliyetlerini kolaylaştıran bütüncül bir deneyim olarak ele aldıklarını belirterek şöyle konuştu:

“Teknolojiye yaptığımız yatırımlar ve yenilikçi bakış açımızla, müşterilerimizin beklentilerine hızlı, pratik ve güvenilir çözümler sunmayı önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla, işletmelerin dijitalleşme yolculuğunu sadeleştiren ve finansal işlemleri daha hızlı ve pratik yapabilmelerine olanak tanıyan bir uygulama olarak Maximum İşyerim uygulamasını bir adım öteye taşıyarak İşPOS’u hayata geçirdik. Önümüzdeki dönemde de dijital dönüşümü destekleyen, müşteri deneyimini sürekli iyileştiren uygulamalar geliştirmeye ve ticari hayatı kolaylaştıran çözümler üretmeye devam edeceğiz.”

Humanis’ten pulmoner hipertansiyon için dijital vaka platformu: PAHCase

İlaç ve sağlık sektörünün önde gelen oyuncularından Humanis, pulmoner vasküler hastalıklar alanında çalışan hekimler için geliştirilen PAHCase dijital platformunu 8. Pulmoner Vasküler Hastalıklar Toplantısı’nda tanıttı.

Platform, gerçek klinik pratiğe yakın vaka örnekleri üzerinden bilgi paylaşımını destekleyerek hekimlerin bilimsel içeriğe daha hızlı ve sürdürülebilir şekilde erişmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Vaka bazlı değerlendirme süreçlerini güçlendiren platform, pulmoner hipertansiyon alanında multidisipliner iletişimi de destekliyor.

Klinik pratiğe yön veren dijital platform

Hekimler PAHCase platformunda gerçek klinik pratiği yansıtan vaka simülasyonlarına erişebilecek, tanı ve tedavi süreçlerine yönelik interaktif içerikleri inceleyebilecek. Bunun yanı sıra alanında uzman hekimlerin değerlendirmelerinden yararlanabilecek, dilerlerse kendi vakalarını kapalı konsey grubuna taşıyarak uzman görüşü alabilecek. PAHCase platformunda, Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon, Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon, ayırıcı tanı süreçleri, multidisipliner hasta yönetimi, güncel yaklaşımlar ve vaka tartışmaları odağında bilimsel içerik paylaşımı yapılması hedefleniyor.

“PAHCase ile hekimlerimize interaktif bir uzman ağı sunuyoruz”

Humanis PAHCase’in hekim iletişimi ve bilimsel etkileşim açısından yeni bir yaklaşım sunduğunu söyleyen Humanis Ticari Operasyonlar Genel Müdürü Dr. Yalçın Yaşin; “Pulmoner vasküler hastalıklar, tanı ve tedavi süreçlerinde multidisipliner değerlendirme ihtiyacının öne çıktığı alanlardan biri. Humanis PAHCase ile hekimlerimize bilimsel paylaşımı, deneyim aktarımını ve ortak değerlendirme kültürünü destekleyen interaktif bir uzman ağı sunuyoruz. Saha uygulamaları ve hekim iletişimi alanında benzeri bulunmayan bu projeyi bilimsel etkileşimi artıran, vaka bazlı değerlendirmeyi destekleyen ve sürdürülebilir bilgi paylaşımına katkı sağlayan yenilikçi bir adım olarak görüyoruz. Humanis PAHCase’in pulmoner hipertansiyon alanında dijitalleşme ve bilimsel iletişim açısından yenilikçi bir yaklaşım sunacağına inanıyoruz.”

17 ve 18 yaşlarındaki Rüzgar ile Ege tarafından kurulan Atlantic, 5 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

17 ve 18 yaşlarındaki Rüzgar İmren ve Ege Mustafa Çelik tarafından kurulan yapay zeka şirketi Atlantic, Galata Business Angels (GBA)’dan 5 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.

Şirketlerin Slack, Jira, Google Workspace gibi onlarca araç arasında kaybolan saatlerini geri kazandıran yapay zeka ajan platformu Atlantic’in yatırımcıları arasına; Arif Akdağ, Kaan Boyner, Bülent Çelebi, Uğur Şeker, Ahu Büyükkuşoğlu Serter, Görkem Güven, Ata Uzunhasan ve diğer birçok isim katıldı.

2026’nın Mart ayında ABD’de kurulan şirket, alınan bu yatırımla birlikte müşteri kitlesini genişletmeyi ve satış ekibini büyütmeyi hedefliyor.

Türkiye’den kurulan küresel bir yapay zeka şirketi

Bugün şirketlerin yapay zeka otomasyonuna geçişindeki en temel engel modellerin yetersizliği değil; e-postalara, kapalı dosyalara ve kurum içi veri tabanlarına dağılmış olan “şirket hafızasının” bir araya getirilememesidir. Atlantic, farklı kanallara dağılmış bu verileri toplayarak şirketin nasıl işlediğini uçtan uca öğrenip, bir “şirket beyni” olarak çalışıyor. Ancak platform yalnızca pasif bir bilgi merkezi olmakla kalmıyor; oluşturduğu bu kurumsal hafızayı doğrudan yapay zeka otomasyonuyla birleştiriyor. Şirketin organizasyon yapısını ve yetki zincirini birebir yansıtan yapay zeka ajanları; “şirket beyni”nden aldığı bağlamla toplantıları analiz edip ilgili kişilere atıyor, geciken görevleri proaktif olarak raporluyor ve departmanlar arası karmaşık süreçleri tek merkezden koordine ediyor. Böylece şirketlerin verileri, Atlantic ekosisteminde önce kurumsal bir hafızaya, ardından da kusursuz iş akışı otomasyonlarına evriliyor.

Atlantic, gücünü kendi Atlas yapay zeka model ailesinden ve entegrasyonlardan (Slack, Jira, Google Workspace vb.) alıyor ve ürün şirketlerin mevcut altyapısını değiştirmeden anında devreye alınıyor. Kurumsal veri güvenliğini merkeze alan Atlantic, verilerin şirket dışına çıkmasını tamamen engelliyor. Müşteriler, Atlantic’te kullandıkları yapay zeka modellerini hem kendileri konfigüre edebiliyor, hem de Atlantic’in Atlas model ailesini tercih edebiliyor. Böylelikle uçtan uca veri güvenliği sağlanıyor. Bununla birlikte yapay zeka model eğitiminde hiçbir müşteri verisi kullanılmıyor. Ek olarak SOC 2 uyumluluğu ve KVKK veri rezidansı gerekliliklerini eksiksiz karşılaması üstün bir mimari sunuyor.

Atlantic’in en dikkat çekici yönlerinden biri, kurucu kadrosunun genç yaşı. Şirketin kurucu ortağı ve CTO’su 17 yaşındaki Rüzgar İmren, bu yaşına rağmen yaklaşık dört yıldır farklı startup’larda yazılım mühendisi olarak görev yaptı. Bu deneyim boyunca bizzat yaşadığı ekipler arası koordinasyon kaosunu çözmek için Atlantic’i kurmaya karar verdi. Diğer yandan şirketin kurucu ortağı ve CEO’su 18 yaşındaki Ege Mustafa Çelik ise daha önce bir EdTech şirketinde CMO olarak çalıştı; öncesinde ise kendi dijital pazarlama ajansını yöneterek performans pazarlama, potansiyel müşteri bulma ve müşteriye dönüştürme alanlarında deneyim kazandı. Şimdi ise bu deneyimi Atlantic’e taşıyarak her şirketin koordinasyon yükünden kurtulmasını ve her ekibin zamanını asıl işine harcamasını mümkün kılıyor. İkili, henüz lise yaşında bir teknoloji şirketi kurarak Türkiye girişimcilik ekosisteminin en genç ve iddialı temsilcileri arasında yer alıyor. Atlantic’i ABD’de Delaware merkezli bir şirket olarak kuran Rüzgar ve Ege, hem küresel pazarda rekabet edebilecek bir yapı kurmayı hem de Türk kurumlarına özel KVKK uyumlu çözümler sunmayı stratejik bir öncelik olarak benimsiyor.

GBA’dan stratejik yatırım

Türkiye’nin önde gelen melek ağı olan GBA, bugüne kadar Insider One gibi onlarca büyük teknoloji girişimine yatırım yaparak Türk girişimcilik ekosisteminin gelişimine önemli katkılarda bulundu. Atlantic’e gerçekleştirdiği bu yatırım, GBA’nın yapay zeka alanına olan güveninin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Atlantic’in kurumsal güvenlik gereksinimlerini karşılayan mimarisi, mevcut araçlarla sadece birkaç gün içinde sağladığı entegrasyon kabiliyeti ve KVKK uyumlu altyapısı bu yatırımın arkasındaki temel etkenler arasında gösteriliyor. 5 milyon dolar değerleme üzerinden gerçekleşen yatırım, Atlantic’in kuruluşundan sonraki ilk kurumsal sermaye girişini temsil ediyor. Şirket, alınan bu yatırımla birlikte ürün geliştirme, model eğitimi ve müşteri kazanımı alanlarında yakaladığı ivmeyi hızlandırmayı planlıyor.

Alantic’in kurucu ortağı ve CEO’su Rüzgar İmren; “Genç bir girişimci olmak fırsatları görmenin ötesinde aksiyon alıp doğru zamanda doğru yerde olabilmekle alakalı. Bu konuda ilk günden beri bize destek olan Atakan Özkaya ve ilk melek yatırımcımız Umut Baran Zorlu’ya teşekkür etmek istiyorum. Genç bir girişimcinin bir teknoloji startup’ı kurarak Silikon Vadisi’ne gitmesinin en hızlı yolu geçmiş tecrübeleri olan girişimci dostlarının tecrübelerinden faydalanmaktır.”

CVC Bosphorus Summit, yatırım ekosistemini İstanbul’da buluşturdu

Kurumsal girişim sermayesinin geleceği, bölgesel yatırım fırsatları, jeopolitik dönüşümün sermaye piyasalarına etkisi ve girişim ekosisteminin yeni büyüme dinamiklerinin ele alındığı zirve; Türkiye’den ve dünyadan kurumsal yatırımcıları, VC fonlarını, aile ofislerini, kalkınma finans kuruluşlarını ve ekosistem liderlerini İstanbul’da buluşturdu.

CVC Bosphorus Summit’26, bu yıl gördüğü yoğun ilgiyle yeni bir rekora imza attı. 485 şirketten 700’ü aşkın katılımcı başvurusu alan konferans, bölgesel yatırım ekosisteminin en önemli buluşma noktalarından biri olarak konumunu güçlendirdi.

“Türkiye bölgesel yatırım merkezi olma yolunda ilerliyor”

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, üniversitelerin girişimcilik ve inovasyon ekosistemindeki rolüne dikkat çekerken Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Rektör Danışmanı ve Finberg Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Elgin ise açılış konuşmasında girişim sermayesi ekosistemindeki dönüşümün yeni bir dönemi işaret ettiğini belirtti.

Elgin konuşmasında şunları söyledi: “Dünya ekonomik ve jeopolitik açıdan oldukça çalkantılı bir dönemden geçiyor. Ancak Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada aynı zamanda çok önemli fırsatlar da oluşuyor. Özellikle Körfez bölgesi, Orta Avrupa, Doğu Avrupa ve Orta Asya hattında sermaye hareketliliğinin yeniden şekillendiğini görüyoruz. Bugün uluslararası yatırımcıların ve fonların bu bölgeye ilgisi artıyor.

Türkiye yalnızca büyük bir iç pazar olduğu için değil; girişimcilik kapasitesi, yetenek havuzu, teknoloji üretim kabiliyeti ve bölgesel bağlantıları sayesinde doğal bir yatırım merkezi olarak konumlanıyor. Önümüzdeki dönemde sermaye akışını doğru değerlendirmeli, bölgesel iş birliklerini artırmalı ve Türkiye’yi girişim sermayesi açısından bölgenin lider platformlarından biri haline getirmeliyiz. Bu konuda yatırımcılarımıza büyük rol düşüyor.”

Ayrıca bu yıl girişim sermayesi dünyasının önemli kaynaklarından biri olan “Power Law” kitabının Türkçe baskısının lansmanı yapıldı.

İki kuşak aynı sahnede: yatırımcılığın dönüşümü konuşuldu

Konferansın dikkat çeken oturumlarından biri olan “İki Kuşağın Yatırımcılığa Bakışı” panelinde ESAS Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı ile ESAS Ventures ve Formus Capital Kurucusu Fethi Sabancı Kamışlı bir araya geldi. Moderatörlüğünü İhsan Elgin’in yaptığı oturumda yatırımcılık anlayışının dönüşümü, yeni nesil yatırım tezleri ve girişimcilik ekosisteminin geleceği konuşuldu. Private Equity ve Venture Capital dünyaları arasındaki farkın gün geçtikçe azaldığına işaret eden Ali Sabancı, global ekonominin çok değişken olduğunu ve bu nedenle hangi alana yatırım yapılırsa yapılsın disiplin gerektiğini söyledi.

Jeopolitik dönüşüm ve sermaye akışları gündemdeydi

Konferansın keynote konuşmacılarından RBC BlueBay Asset Management Kıdemli Gelişen Piyasalar Stratejisti ve Chatham House Rusya & Avrasya Programı Associate Fellow’u Timothy Ash, küresel jeopolitik gelişmelerin yatırım dünyasına etkilerini değerlendirdi. Değişen küresel dengeler ve ekonomik kırılmalar ışığında Türkiye’nin bölgesel avantajlarına değinen Ash, Türkiye’nin yatırım yapmak için en iyi ülkelerden biri olduğunu belirtti.

Uluslararası yatırımcılar Türkiye perspektifini değerlendirdi

Türkiye Kalkınma Fonu, Yıldız Ventures, EBRD, Underline Ventures, L-Stone Capital, Singapur Enterprise ve VCPEA gibi Türkiye ve bölgeden yatırım temsilcilerinin yer aldığı panellerde de Türkiye’nin yatırım dünyasında geldiği nokta konuşuldu.

Kapanış konuşmasını yapan EIF Yönetim Kurulu Üyesi ve HDBI Başkanı Dr. Haris Lambropoulos ise politik gerilimler nedeniyle bölgedeki yapının dünyanın geri kalanından farklı işlediğine değinirken, yoğun enerji gündemine ilişkin de enerji konusunun da artık bir maliyet olmadığını, stratejik bir varlık haline geldiğini de belirtti.

Finans dünyasının liderleri girişim sermayesinin geleceğini konuştu

Azimut Türkiye Başkanı ve Genel Müdürü Murat Salar ile Fibabanka Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Mert’in katıldığı fireside chat oturumunda, yatırım ekosisteminin yeniden büyüme süreci, fon dünyasının yeni dinamikleri ve finansal kurumların girişimcilik ekosistemindeki rolü değerlendirildi.

CVC ekosistemine katkı sağlayan kurumlar ödüllendirildi

CVC Bosphorus Summit’26 kapsamında düzenlenen ödül töreninde, kurumsal girişim sermayesi ekosistemine katkı sağlayan kurumlar ve liderler ödüllendirildi.

“Yılın En Fazla Yatırım Yapan CVC’si” kategorisinde TIBAS Ventures, Inveo Ventures ve Eksim Ventures ödül alırken “CVC Ekosistemine Hoş Geldiniz” kategorisinde ise D-Venture ve THY adına BT Hizmet Yönetimi Başkanı İbrahim Uğur ödüle layık görüldü.

CVC Bosphorus Summit bölgesel etki alanını büyütüyor

İlk kez 2023 yılında düzenlenen ve Türkiye’nin ilk kurumsal girişim sermayesi konferansı olan CVC Bosphorus Summit, kurumsal yatırımcılar ile girişimcilik ekosistemi arasında sürdürülebilir iş birlikleri geliştirmeyi hedefleyen önemli bir platform olarak öne çıkıyor. Dört yıl içinde binlerce profesyoneli, yüzlerce kurumu ve dünyanın farklı bölgelerinden yatırım liderlerini bir araya getiren konferans; Türkiye’nin bölgesel girişim sermayesi merkezi olma vizyonuna katkı sunmayı sürdürüyor.

Özyeğin Üniversitesi iş birliği ve Fiba Grubu ana sponsorluğunda gerçekleştirilen etkinlik, küresel yatırım trendlerini Türkiye’nin girişimcilik dinamizmiyle buluşturarak ekosistemde kalıcı etki yaratmayı amaçlıyor.

fzlPLUS, LC Waikiki’ye müşteri deneyimi operasyonlarında hizmet vermeye başladı

Müşteri deneyimi ve operasyonel süreç yönetimi alanındaki yetkinliğini farklı sektörlerde hayata geçirdiği projelerle geliştiren fzlPLUS, Türkiye’nin en büyük perakende markası LC Waikiki ile çalışmaya başladı. fzlPLUS, iş birliği kapsamında LC Waikiki’nin müşteri deneyimi operasyonlarında proaktif iletişim çalışmaları yürütecek.

LC Waikiki’ye özel bir ekip tarafından yürütülecek operasyon, fzlPLUS’ın markaların farklı ihtiyaçlarına göre yapılandırılabilen hizmet modelinin somut örneklerinden birini oluşturuyor. fzlPLUS, bu iş birliğiyle LC Waikiki’nin müşterileriyle kurduğu temasın sürekliliğine katkı sağlarken, perakende sektöründeki operasyonel yetkinliğini de güçlendirecek.

fzlPLUS Genel Müdürü Hüseyin Yerçok, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Perakende sektöründe müşteri deneyimi, markanın müşterisiyle kurduğu ilişkinin her temas noktasında aynı dikkat ve özenle sürdürülebilmesini gerektiriyor. LC Waikiki ile başladığımız bu iş birliğini, fzlPLUS’ın müşteri deneyimi alanındaki operasyonel yetkinliğinin bir yansıması olarak görüyoruz. İş ortağımızın ihtiyaç duyduğu alanlarda ölçülebilir, sürdürülebilir ve müşteri odağını güçlendirecek operasyonlar yürüteceğiz.”

LC Waikiki Müşteri Hizmetleri Müdürü Canan Karabulut ise açıklamasında ise; “LC Waikiki olarak müşteri deneyimini yalnızca bir destek süreci değil, markamızın müşterilerimizle kurduğu ilişkinin en önemli yapı taşlarından biri olarak görüyoruz. Bu nedenle operasyonel süreçlerimizde; müşteri memnuniyetini artıracak, hız ve kaliteyi sürdürülebilir şekilde destekleyecek iş ortaklıklarına önem veriyoruz. fzlPLUS ile başlattığımız bu iş birliği kapsamında, özellikle proaktif iletişim süreçlerinde müşterilerimize daha hızlı, daha çözüm odaklı ve daha güçlü bir deneyim sunmayı hedefliyoruz. Ortak operasyon yapımızın, müşteri deneyimi yolculuğumuza önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”

Türk Telekom Ventures, girişimlere özel düzenlediği Silikon Vadisi programını tamamladı

İnovasyon kültürünü yaygınlaştırarak Türkiye’nin dijital geleceğini inşa etmeyi hedefleyen Türk Telekom, yerli girişimlerin küresel varlığını güçlendirmek için stratejik adımlar atmaya devam ediyor.

Türk Telekom Ventures (TT Ventures), yurt dışında yürütülen tamamlayıcı programlarla girişimlerin globalleşme yolculuğuna öncülük ederken, yerli girişimler ile uluslararası ekosistemler arasında köprü görevi üstleniyor. Yenilikçi girişimleri dünyanın en prestijli teknoloji liderleri ve küresel yatırımcılarıyla buluşturan TT Ventures, yerli ve milli girişimleri küresel girişimcilik ekosisteminin merkezinde konumlandırarak Türkiye’nin yüksek teknoloji üreten ve ihraç eden bir ülke olma vizyonunu desteklemeyi sürdürüyor. Yenilikçi girişimleri küresele taşıma vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdüren TT Ventures’ın “Stanford Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Küresel ve Uzaktan Eğitim Merkezi” iş birliğiyle hayata geçirdiği “Ölçeklenme ve Küreselleşme” odaklı tamamlayıcı yurt dışı programı sona erdi. TT Ventures portföyündeki dokuz girişim, Stanford Üniversitesi’ndeki büyüme programının yanı sıra iki hafta boyunca Silikon Vadisi’nde çeşitli toplantılara ve etkinliklere katılarak, TT Ventures’ın güçlü küresel bağlantıları sayesinde yatırımcılar ve küresel teknoloji şirketlerinin liderlerinden oluşan uluslararası bir ağ ile buluşma fırsatı buldu.

“Gelişmiş bir girişimcilik kültürü ile Türkiye’nin geleceğe taşınmasına liderlik ediyoruz”

Hedeflerinin Türkiye’den yeni ‘unicorn’lar çıkarmak olduğunu vurgulayan TT Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan,

“TT Ventures olarak yenilikçi girişimlere sadece yatırım yapmakla yetinmiyor, onların küresel arenada söz sahibi olması adına stratejik hamleler yapıyoruz. Bu vizyonla yeni nesil teknolojiler geliştiren yerli ve milli girişimlere TT Ventures ile hem stratejik danışmanlık desteği sağlayarak yatırım yapıyor hem de global bağlantılarımız sayesinde iş birliği ve yatırım fırsatları sunuyoruz. Hızlandırma programımız TT Ventures PİLOT ile 10 yılı aşkın süredir girişimlere mentorluk, nakit ve yatırım desteği, ofis ve altyapı desteği, geniş müşteri ağımızın yanı sıra sadece Türkiye’deki değil globaldeki iş bağlantılarımıza erişim, mobil iletişim desteği gibi önemli faydalar sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki (San Francisco) ofisimiz ve güçlü sektör bağlantılarımızla, yerli girişimleri küresel ölçekte büyüyebilecekleri uluslararası teknoloji ve girişimcilik ekosistemi ile buluşturan bir köprü görevi görüyoruz. Stanford Üniversitesi kampüsünde gerçekleştirilen program, girişimlerimizin büyümesi ve uluslararası ölçekte değer yaratabilmesi açısından kritik önem taşıyor. Bugüne kadar 131 PİLOT mezunu girişime toplam 3,2 milyon dolar nakit ve yatırım desteği sağladık. Bu girişimlerden 78’i, yerli ve uluslararası yatırımcılardan toplam 58 milyon dolar yatırım aldı. 2025 yıl sonu itibarıyla PİLOT mezunlarının portföy değeri 600 milyon doları aştı. Bugün girişimlerimiz Asya’dan Avrupa’ya, Kuzey Amerika’dan Güney Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteriyor. Ekiplerimizin küresel ekosistemin dinamiklerini doğru yorumlamasını ve ülkemize yüksek katma değerli çıktılarla dönmesini çok önemsiyoruz. Gelişmiş girişimcilik kültürüyle Türkiye’nin geleceğe yolculuğuna liderlik etme misyonumuz doğrultusunda, yerli ve milli teknoloji girişimlerinin küresel yükselişini hızlandırmaya ve Türkiye’den yeni global şirketler çıkarmaya kararlılıkla devam ediyoruz.”

Silikon Vadisi’nde TT Ventures girişimlerine özel tasarlanan programa; tekstil ve moda profesyonellerine uçtan uca yapay zeka çözümleri sunan Refabric, güvenlik operasyonları çözümleri sunan Priam AI, 3D iç mimari tasarım uygulaması ile Homster, veriyi gelire dönüştüren pazarlama platformu ile Zuzzuu, rüzgar türbin kanatları için yapay zeka tabanlı sağlık izleme teknolojisi sunan Werover, otonom mobil robot (AMR) çözümleri ile Milvus Robotics, kullanıcılar için dijital cüzdan pazaryeri uygulaması olan Macellan SuperApp, gerçek zamanlı yapay zeka ile ultrason görüntülerini herkes için basitleştiren SmartAlpha, her yerden güvenli bağlanma özgürlüğü sunan Pocket eSim’den oluşan dokuz ekip katıldı.

Nurol Portföy, Metis Ventures’a 30 milyon dolarlık yatırım taahhüdü verdi

Türkiye’de alternatif yatırım araçlarına yönelik ilginin artmasıyla birlikte girişim sermayesi yatırımları, kurumsal ve bireysel yatırımcıların ilgi odağında daha fazla yer almaya başladı. Bu kapsamda Nurol Portföy ve Hollanda merkezli bağımsız fon yöneticisi Metis Ventures, Türk yatırımcıların küresel potansiyele sahip teknoloji girişimlerine güvenle yatırım yapmasını sağlayacak önemli bir iş birliğine imza attı.

Nurol Portföy, Metis Ventures tarafından yönetilecek fonlara toplam 30 milyon dolarlık yatırım taahhüdünde bulunduğunu duyurdu. Kurulacak bu yeni fonlar, Türk yatırımcıların Türkiye ile Orta ve Doğu Avrupa’dan çıkan ve yüksek büyüme potansiyeline sahip teknoloji girişimlerine yatırım yapmasına doğrudan imkân tanıyacak.

Bugüne kadar 60’tan fazla erken aşama teknoloji girişimine yatırım yapan Metis Ventures, önümüzdeki 5 yıl içinde toplam 300 milyon dolarlık varlık büyüklüğüne ulaşmayı amaçlıyor.

Teknoloji girişimlerine uzun vadeli yatırım yaklaşımı

Nurol Portföy Genel Müdürü Ercan Güner; “Nurol Portföy olarak uzun süredir girişim yatırımları alanındaki varlığımızı büyütmek ve bu ekosisteme yatırım yapmak istiyorduk. Teknoloji girişim yatırımları, kendi dinamikleri ve uzmanlık gerektiren yapısıyla özel bir alan. Bu nedenle Türk yatırımcılarını teknoloji dünyasıyla buluşturma yolunda Metis Ventures ile ilerlemenin doğru olduğunu düşündük. Önümüzdeki dönemde Metis Ventures tarafından yönetilecek fonlara toplam 30 milyon dolarlık yatırım taahhüdünde bulunuyoruz. Bünyemizde hayata geçecek bu yeni fonlar sayesinde, Türk yatırımcılarına Türkiye ve Doğu Avrupa’daki yüksek potansiyelli teknoloji girişimlerine yatırım yapma fırsatı sunacağız. Bu adımın, hem alternatif yatırım ürünleri alanındaki vizyonumuzu hem de Türkiye’de girişim sermayesi ekosisteminin gelişimine verdiğimiz desteği güçlü biçimde ortaya koyduğuna inanıyoruz.”

Metis Ventures’ın odağında Türkiye ile Orta ve Doğu Avrupa’daki yüksek büyüme potansiyeline sahip teknoloji şirketleri yer alıyor

Nurol Portföy’ün yatırım gerçekleştirdiği Metis Ventures; Türkiye ile Orta ve Doğu Avrupa odağında yüksek büyüme potansiyeline sahip teknoloji şirketlerine yatırım yapıyor. Merve Zabcı ve Yiğit Arslan tarafından kurulan Metis Ventures; ABD, Hollanda, Doğu Avrupa ve İstanbul’daki ofislerinde görev yapan uzman ekibiyle, girişimlerin küresel ölçekte büyüme ve ölçeklenme süreçlerine odaklanan bir yatırım platformu olarak faaliyet gösteriyor.

Nurol Portföy’ün yatırımının büyüme planları açısından önemli bir katkı olduğunu belirten Metis Ventures Yönetici Ortağı Yiğit Arslan; “Nurol Portföy gibi güçlü ve köklü bir kurumun Metis Ventures fonlarına yatırım taahhüdünde bulunması, Türkiye’de girişim sermayesinin yatırımcılar nezdinde giderek daha stratejik bir varlık sınıfı olarak konumlandığını gösteriyor. Bu iş birliğini yalnızca Metis’in büyüme yolculuğuna verilen bir destek olarak değil, aynı zamanda Türkiye ve bölgedeki teknoloji girişimlerinin daha sürdürülebilir, daha ölçeklenebilir ve daha kurumsal bir sermaye yapısına erişmesi açısından önemli bir adım olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız, erken aşama teknoloji şirketlerini destekleyerek bölgeden daha fazla küresel başarı hikâyesi çıkmasına katkı sağlamak olacak.”

Metis Ventures Yönetici Ortağı Merve Zabcı; “Metis Ventures olarak, Türkiye’den çıkan ve global pazarlarda ölçeklenen şirketlere yatırım yapıyoruz. Amacımız, yatırımcılarımıza dolar bazlı uzun vadeli getiri ile coğrafi çeşitlendirme sunmak. Veri odaklı stratejimiz ve güçlü uluslararası yatırımcı ağımız sayesinde, Türkiye’ye yabancı sermaye çekilmesine katkı sağlıyoruz. Aynı zamanda, gelirlerinin büyük bölümünü uluslararası pazarlardan elde eden şirketlere yatırım yaparak yatırımcılarımız için makro risklerden ayrışan bir teknoloji portföyü inşa ediyoruz. Nurol Portföy’ün Metis’e duyduğu güven ve yaptığı yatırım, yatırım yaklaşımımızın ve disiplinli süreçlerimizin güçlü bir göstergesidir.”