Ana Sayfa Blog Sayfa 9

Mastercard’dan işletmeler için yeni yapay zeka asistanı: Mastercard Agent Suite

Mastercard, işletmelerin yapay zekâ asistanlarını günlük operasyonlarına entegre edebilmeleri ve bu yeni döneme hızla adapte olabilmeleri için Mastercard Agent Suite hizmet paketini hayata geçirdiğini duyurdu.

Mastercard Agent Suite, Mastercard’ın ödeme alanındaki kapsamlı uzmanlığı, veriye dayalı içgörüleri, kendisine ait teknoloji platformları ve dünya genelindeki 4.000 danışmanının birikiminden yararlanarak teknik destek ile özelleştirilebilir yapay zekâ asistanlarını bir araya getiriyor.

Mastercard Agent Suite kapsamında müşteriler, amaca özel yapay zekâ asistanları oluşturabilecek, test edebilecek ve devreye alabilecek. Gerçek birer uygulama ve entegre çözüm ortağı olarak Mastercard’ın küresel danışmanlık ekibi, iş dünyasının nasıl bir tabloyla karşılaşırsa karşılaşsın, şirketlerin teknolojik dönüşümünü özelleştirilebilir ve esnek bir biçimde gerçekleştirebilmesi için sürecin her aşamasında yanlarında olacak. İhtiyacın büyüklüğü ise net: eMarketer’a göre 2028 yılına kadar kurumsal yazılım uygulamalarının üçte biri yapay zekâ asistanlarını bünyesinde barındıracak. Mastercard ise 2030 yılına kadar müşteri etkileşimlerinin ve operasyonel görevlerin önemli bir bölümünün yapay zekâ asistanları tarafından destekleneceğini öngörüyor.

Yapay zekâ asistanlı döneme hazırlık ve uygulama için uçtan uca yetkinlikler

Mastercard Agent Suite, bu yılın ikinci çeyreğinde kullanıma sunulacak. Çözüm; güvenliği güçlendiren, ödemeleri optimize eden, kullanıcı deneyimini iyileştiren ve içgörüler yoluyla büyümeyi destekleyen Mastercard’ın kapsamlı yapay zekâ çözümlerini tamamlayarak, ticareti daha akıllı, daha güvenli ve daha kişisel hâle getirecek. Buna ek olarak Mastercard Agent Suite, müşterilerin yapay zekâ asistanlı çağda liderlik edebilmesini desteklemek amacıyla Mastercard’ın mevcut standartlarının, programlarının ve yetkinliklerinin bir uzantısı niteliğini taşıyor.

Yapay zekâ asistanları, gizlilik ve sorumlu yapay zekâ ilkeleri tasarımın merkezine alınarak geliştirilecek ve Mastercard’ın güçlü güvenlik prensipleri doğrultusunda çalışacak. Bu yaklaşım hem müşteriler hem de tüketiciler için güvene dayalı bir deneyim sunulmasını sağlayacak. İlk kullanım senaryoları; bankalar için akıllı ürün keşfinin entegre edilmesine ve perakendeciler için kişiselleştirmeyi sohbet tabanlı alışveriş deneyimiyle birleştirmeye odaklanacak.

Örneğin; bir banka, bir tüketiciye seyahat kartı ya da masrafları azaltan bir hesap gibi doğru ürünü önerebilir ve bu ürünün neden uygun olduğunu açıklayabilir. Banka, farklı teklif senaryolarını test edebilir, kişiselleştirilmiş kampanyaları tetikleyebilir ve performansı ölçerek sonuçları iyileştirirken portföy büyümesini destekleyebilir.

Perakendeciler ise stok, kâr marjları, kampanyalar ve marka dili gibi kuralları, alışveriş yolculuğunun kritik anlarında çok kanallı olarak sohbet temelli yönlendirme sunan bir asistanın altyapısına tanımlayabilir. Tüketiciler, tercihleri doğrultusunda gerçek zamanlı ve kişiselleştirilmiş öneriler alırken, genel olarak daha kesintisiz bir alışveriş deneyimi yaşar.

Agentic ekosisteme yapılan yatırımlar

Mastercard, işletmeler ve tüketiciler için yapay zekâ adaptasyonunu hızlandıran ürün ve hizmetler sunmak amacıyla önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Mastercard Agent Suite; güvenilir agentic işlemleri destekleyen Mastercard Agent Pay ile geliştiriciler için daha geniş erişilebilirlik sağlayan Mastercard Developers Agent Toolkit gibi çözümlerin arasına katılıyor. Bunun yanı sıra şirketin yapay zekâ danışmanlık hizmetleri, danışmanlık, inovasyon ve uygulama desteğiyle işletmelerin yapay zekânın tüm potansiyelini ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor.

Yapay Zeka Fabrikası’ndan 2025 Türk Yapay Zeka Ekosistemi ve Global Etki Raporu

Yapay Zeka Fabrikası, Startups.watch ve Endeavor Türkiye katkılarıyla hazırladığı 2025 Türk Yapay Zekâ Ekosistemi ve Global Etki Raporu‘nu bugün paylaştı.

Rapor, Türk yapay zekâ ekosistemini yalnızca Türkiye sınırları içinde değil; yurt dışında kurulan, Türk kurucuların liderliğindeki girişimler ve diaspora etkisiyle birlikte küresel bir bütün olarak ele alıyor.

Küresel yapay zekâ yatırımlarının 2025 itibarıyla işlem sayısında daralma yaşamasına rağmen yatırım hacmi açısından tarihi zirvelere ulaştığı bir dönemde yayımlanan rapor; yükselen değerlemeler, hızlanan unicornlaşma süreçleri ve değişen yatırım dinamikleri ışığında, Türk ekosisteminin bu dönüşümdeki konumunu veriye dayalı biçimde ortaya koyuyor.

Rapora göre Türkiye’de 1.188 aktif yapay zekâ girişimi bulunurken, yurt dışında faaliyet gösteren Türk kuruculu girişimlerin sayısı 274 olarak kaydedildi. Türk kurucuların liderliğinde gelişen yapay zekâ unicornlarının sayısı ise üçe ulaştı.

Raporda ayrıca, Türk yapay zekâ girişimlerinin güçlü B2B odağı ve Türkiye merkezli girişimler ile diaspora girişimlerinin oluşturduğu çok merkezli yapının ekosistemin küresel rekabet gücünü desteklediği vurgulandı.

Yapay Zekâ Fabrikası’nın rapordaki konumu ise yalnızca bir yatırımcı olmanın ötesinde; ekosistemi bir araya getiren, büyümeyi hızlandıran ve yerel yetkinliklerin küresel değer üretimine dönüşmesinde rol oynayan stratejik bir katalizör olarak tanımlanıyor.

2025 Türk Yapay Zekâ Ekosistemi ve Global Etki Raporu; yatırımcılar, kurumlar, girişimciler ve ekosistemin geleceğine ilgi duyan tüm paydaşlar için, hem mevcut tabloyu net biçimde ortaya koyan hem de Türk yapay zekâ ekosisteminin global ölçekte ulaştığı gücü görünür kılan stratejik bir referans niteliği taşıyor.

Ücretsiz raporu indirin: yapayzekafabrikasi.com.tr/2025-etki-raporu

İş kurma ve yönetme odaklı yeni yerli girişim: Promake

Geçtiğimiz yılın sonunda 15 milyon dolar değerleme üzerinden melek yatırım turunu tamamlayan promake.ai, Türkiye’nin tanınmış girişimci ve yatırımcılarından oluşan bir ekip tarafından kuruldu.

Şirket, yapay zeka teknolojisiyle iş kurma ve yönetme platformunu küresel ölçekte kullanıma açtı.

Yapay zeka ile dijital ayak izi oluşturmak kolaylaşıyor

Promake, KOBİ’lerin işlerini yapay zeka ile dijital dünyada kurmasını sağlıyor. Platform, bir işletmenin dijital izini oluşturmak için gereken alan adı, e-posta, web sitesi, e-ticaret altyapısı ve ödeme sistemlerini tek bir sohbet ekranı üzerinden kurmasına imkan tanıyor.

Promake, işletmelerin teknik bilgiye ihtiyaç duymadan doğal dilde yazılan komutlarla dakikalar içinde dijitalde var olmasını ve gelir üretmeye başlamasını sağlıyor. Yapay zeka, web sitesini kullanıcı adına kuruyor, çalışır halde tutuyor ve sohbet üzerinden yönetimi mümkün kılıyor.

Küresel 500 milyon KOBİ’yi hedefliyor

Kurucu ve CEO Emre Tekin, dünyada yüz milyonlarca KOBİ’nin dijitalleşmesinin önündeki engelleri kaldırmayı hedeflediklerini belirterek:

“Promake ile küresel 500 milyon KOBİ’nin dijitalleşme ihtiyacına odaklanıyoruz. Yapay zeka sayesinde, milyon dolar ve üzeri ciroya ulaşabilen tek kişilik şirketlerin oluşacağını öngörüyoruz ve bu vizyon için çalışıyoruz.”

Bu doğrultuda şirket, ilk aşamada KOBİ’lere dijital ayak izi kazandırmaya odaklanırken orta vadede satış, pazarlama ve finans gibi temel iş fonksiyonlarını da aynı platform altında toplamayı hedefliyor.

Türkiye’den çıkan uygulama odaklı yapay zeka dalgası

Son on yılda oyun sektörü üzerinden küresel ölçekte başarılar üreten Türkiye, bugün benzer bir ivmeyi yapay zeka uygulamaları alanında yakalamaya başladı. Ağır altyapı yatırımları yerine, küresel teknolojileri alıp somut iş problemlerine uygulayan ürünler geliştirme yetkinliği, bu alandaki en önemli rekabet avantajı olarak öne çıkıyor.

Bu tabloya bakıldığında, Türkiye’den doğacak yapay zeka uygulamaları ekosisteminin önümüzdeki yıllarda yüz milyarlarca dolarlık bir değer üretmesi olası görülüyor. Yapay zeka, Türkiye için küresel ölçekte rekabet edebilecek yeni bir ekonomik uygulama alanı olma yolunda ilerliyor.

Promake, bu yaklaşımın iş dünyasına doğrudan temas eden örneklerinden biri. Yapay zekayı soyut bir teknoloji olarak değil, küçük işletmenin günlük sorunlarını çözen bir çalışma arkadaşı olarak konumlandırıyor.

Promake’in arkasındaki deneyimli ekip

Promake’in arkasında, teknoloji, yatırım ve ölçekleme deneyimi yüksek bir ekip bulunuyor:

Emre Tekin – Kurucu ve CEO. Kariyerine dünyanın önde gelen danışmanlık firması McKinsey’de üst yönetim danışmanı olarak başladı; ardından Türkiye’nin lider private equity fonlarından Turkven’de yöneticilik yaptı. Züber, Eclit ve MNG Kargo yatırımlarının yönetim kurullarında yer aldıktan sonra Londra merkezli bir risk sermayesi fonunun kurucu ortaklığını üstlendi.

Sina Afra – Markafoni ve Tiko’nun kurucusu olarak bilinen deneyimli girişimci ve yatırımcı. 20’den fazla şirket kurdu, 12 başarılı çıkış gerçekleştirdi ve 60’tan fazla melek yatırım yaptı. Aynı zamanda Founder One’ın Kurucu Ortağı ve Girişimcilik Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı olarak yeni nesil girişimcilere destek veriyor.

Evren Ballı – 20 yılı aşkın tecrübeye sahip seri teknoloji girişimcisi. Türkiye’nin büyük şirketlerine yapay zeka entegrasyon hizmetleri sağlayan Treomind ve bulut hizmetleri sağlayıcısı Eclit’in kurucu ortağı.

Dinçer Karaduman – Uzun yıllar teknoloji girişimciliği yapan yönetici ve dijital sağlık platformu Heltia’nın kurucu ortağı. Ayrıca McKinsey’de teknoloji ve veri analitiği alanında üst yönetim danışmanlığı rollerinde bulundu.

Promake ayrıca, aralarında Google ve TikTok gibi küresel teknoloji şirketlerinde üst düzey görevler üstlenmiş yöneticilerin de bulunduğu, farklı sektörlerden deneyimli büyüme liderlerini kapsayan tanınmış bir yatırımcı kitlesine sahip.

e2vc’den liseli girişimcilere 10.000 dolar hibe veren program: NextGen

Portföyünde fal.ai, Insider, BillionToOne ve Carbon Health gibi global ölçekte başarıya ulaşmış toplam 5 unicorn bulunan e2vc, bugüne kadar desteklediği girişimler aracılığıyla 2 milyar dolardan fazla ihracat cirosu ve 3.000’den fazla istihdam yaratmış olup, NextGen ile girişimcilik kültürünü çok daha erken yaşlara taşımayı hedeflemektedir.

NextGen, Türkiye’nin önde gelen liselerinden seçilecek öğrencileri bir araya getirerek, genç girişimcilerin daha lise çağında kendi startup fikirlerini geliştirmelerine ve girişimcilik ekosistemiyle doğrudan temas kurmalarına olanak sağlamayı amaçlıyor.

Program kapsamında öğrenciler, yaz boyunca e2vc ekibiyle bire bir çalışacak; fikirlerini ürünleştirme, ekip kurma, kullanıcı geliştirme ve yatırımcı perspektifiyle düşünme gibi girişimciliğin temel yapı taşlarını deneyimleyerek öğrenecekler. Katılımcılar, e2vc’nin ofisinde çalışmanın yanı sıra mentorlar ve sektörden uzman isimlerle yürütülecek workshop ve paneller aracılığıyla desteklenecek. Programa destek veren partnerler arasında, fal.ai, Ubicloud, Midas, Insider, ve Mobile Action gibi önde gelen teknoloji şirketleri ve kurucu ortakları yer alıyor.

Temmuz-Ağustos döneminde 6 hafta hybrid şekilde sürecek program, Eylül ayında düzenlenecek fiziksel bir Demo Day ile sonlanacak. Demo Day’de öğrenciler girişimlerini yatırımcılar, girişimciler ve ekosistem paydaşları karşısında sunma fırsatı bulacak.

e2vc, bugüne kadar lise ve üniversite çağında yola çıkan girişimcilerin erken dönemde desteklenmesinin önemini, yatırım yaptığı ekiplerle yakından gözlemledi. PatientDesk, Caretta ve Luron gibi genç yaşta kurulan girişimlere verdiği destekle bu yaklaşımını somutlaştırırken, NextGen ile bu fırsatı çok daha geniş bir öğrenci kitlesine taşımayı amaçlıyor.

Bu vizyonu e2vc ekibi şu sözlerle paylaştı: “Genç yaşta doğru kaynaklara ve rol modellere erişen girişimcilerin kısa sürede ne kadar büyük işler başarabildiğini deneyimledik. NextGen ile lise öğrencilerine yalnızca ilham değil; güçlü bir mentor ağı, atölyeler ve girişimlerini geliştirebilecekleri ürün ve altyapı imkânları sunuyoruz. Amacımız, Türkiye’den yeni nesil kurucuların daha yolun en başında doğru kaynaklarla güçlenmesini sağlamak.”

NextGen programına başvuru: https://nextgen.e2.vc

DNA teknolojisiyle ürün doğrulayan Haelixa, 212 NexT’in katıldığı turda 2 milyon euro yatırım aldı

212’nin desteğiyle kurulan, ileri malzeme teknolojileri odaklı yatırım fonu 212 NexT, yeni yatırımını ETH Zürih (İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü) kökenli Haelixa’ya yaptı.

Tedarik zinciri boyunca ürünlerin beyan edilen kaynaktan gelip gelmediğini DNA teknolojisiyle doğrulayan Haelixa’nın Seri A öncesi yatırım turuna, 212 NexT’in yanı sıra şirketin mevcut yatırımcılardan Verve Ventures ve Zürih Kanton Bankası da katıldı. Öte yandan yatırım turunda Haelixa, Temasek Trust’ın Amplifier programı kapsamında sağladığı katalitik fonla da desteklendi; bu destek kapsamında şirketten hisse alınmadı.

Toplamda 2 milyon euro yatırım alan Haelixa, aldığı yatırımla satış ve iş geliştirme ekibini büyütmeyi, müşteri ilişkilerini güçlendirmeyi ve stratejik iş birliklerini derinleştirmeyi planlıyor.

Üretim sürecinin herhangi bir aşamasında ürüne görünmez ve müdahaleye karşı dayanıklı DNA işaretleyicileri uygulayan Haelixa, ürünlerin nihai aşamaya kadar izlenmesini mümkün kılıyor. Bu sayede Haelixa, markaların sürdürülebilirlik ve köken iddialarını belge yerine, ürünün kendisi üzerinden yapılan testlerle doğrulamasına olanak tanıyor. Haelixa’nın çözümü, bugün başta küresel moda ve tekstil markaları olmak üzere pek çok farklı sektörlerde kullanılıyor.

Tedarik zincirinde DNA dönemi

Haelixa Kurucu Ortağı ve CTO’su Gediminas Mikutis ise verdiği demeçte;

“Haelixa’yı, ETH Zürih’te yürüttüğümüz doktora çalışmaları sırasında geliştirdik. Bugün tekstil, değerli metaller, değerli taşlar gibi şeffaflığın kritik olduğu, yüksek riskli tedarik zincirlerinde DNA tabanlı izlenebilirlik sağlıyoruz. Kendi geliştirdiğimiz DNA tabanlı işaretleyiciler sayesinde bilgi üründen ayrılamıyor ve bilimsel olarak doğrulanabiliyor. Bu yatırımla birlikte teknolojimizi daha da güçlendirmeyi, ticarileşme sürecimizi hızlandırarak farklı sektörlere açılmayı ve Haelixa’yı dünya genelindeki tedarik zincirlerinin kalıcı bir parçası hâline getirmeyi hedefliyoruz.”

Bilimsel derinliği güçlü teknolojilere yatırımları sürecek

212 NexT Yönetici Ortağı Gizem Yağız, konuyla ilgili verdiği demeçte;

“Şeffaflıktan uzak tedarik zincirleri bugün markalar için hem finansal hem de itibar açısından ciddi riskler barındırıyor. Haelixa’nın DNA tabanlı yaklaşımı, ürünün kökenini ve gerçekliğini doğrudan ürünün kendisi üzerinden bilimsel olarak doğrulayarak bu riski somut biçimde azaltıyor. Haelixa bugün ticari ölçekte kullanılan bir çözüm olarak, lider tekstil ve moda markalarıyla uzun vadeli iş birlikleri yürütüyor. Güçlü teknolojisi, farklı sektörlere ölçeklenebilir yapısı ve küresel markalar nezdinde gördüğü karşılık sayesinde Haelixa’nın, yüksek riskli tedarik zincirlerinde güçlü bir değer yarattığına inanıyoruz. Bu vizyonu desteklemekten büyük mutluluk duyuyoruz. 212 NexT olarak, bilimsel derinliği güçlü ve küresel ölçekte etki yaratma potansiyeli taşıyan teknolojilere yatırım yapmaya devam edeceğiz.”

Kaybettiklerimizin hatıralarını gelecek nesillere taşıyan yeni platform: SimmortalS

Kaybettikleri sevdiklerinin hatırasını yaşatmak isteyenler için geliştirilen Türkiye’nin yapay zekâ destekli dijital anma platformu SimmortalS, kullanıma açıldı.

Teknoloji ile duyguları bir araya getiren SimmortalS, kaybettiklerimizin anılarını güvenli, saygılı ve kalıcı bir biçimde dijital ortamda yaşatmak amacıyla Türk girişimciler tarafından tasarlandı.

“Saygı teknolojisi” yaklaşımını benimseyen platform; kayıp, yas ve hatırlama süreçlerini dijital dünyada güven ve hassasiyet temelinde yeniden ele alıyor. Kullanıcılar, vefat eden yakınlarına ait anıları, fotoğrafları, videoları, yaşam öykülerini ve ses kayıtlarını güvenli bir ortamda saklayarak gelecek nesillere aktarabiliyor. Yapay zekâ destekli bu yenilikçi platform, sunduğu farklı özelliklerle kullanıcılarına kişiselleştirilmiş bir anma deneyimi sağlıyor.

Dijital çağda “Saygı Teknolojisi” anlayışıyla hayata geçirilen SimmortalS, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurarak insan duygularını teknolojiyle buluşturuyor. “Herkes Hatırlanmaya Değer” mottosuyla yola çıkan platform, sevdiklerini kaybeden bireyler ve aileler için anıların güvenle saklanabileceği, paylaşılabileceği ve nesiller boyunca erişilebilir kalacağı yeni nesil bir dijital alan sunuyor.

Yas teknolojileri alanındaki farklı uygulamaları tek bir noktada toplayan, kapsamlı yaşam öyküsü çizelgesi gibi yenilikleri barındıran SimmortalS, sahip olduğu yetenekler ile Türkiye’de bir ilk olarak dikkat çekiyor.

SimmortalS ile dijital anma dönemi

Teknolojinin sunduğu imkânları duygusal bir incelikle birleştiren SimmortalS; yapay zekâ, konum teknolojileri ve sosyal fayda odaklı çözümleri bir araya getirerek bireylerin ve toplumların yas, hatırlama ve bağ kurma süreçlerine dijital dünyada yeni bir boyut kazandırıyor. Fotoğraflar, videolar ve anılar güvenli şekilde korunurken, yapay zekâ desteği sayesinde içerikler anlamlı bir bağa ve kalıcı bir değere dönüşüyor.

SimmortalS, teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, insanın duygusal hafızasını yaşatan bir köprü olarak konumlandırıyor ve hatırlama ihtiyacına insan odaklı bir yaklaşımla yanıt veriyor.

Gelenekseli dijitalle, geçmişi ise gelecekle buluşturan bir platform

SimmortalS.com’a üye olan kullanıcılar, kaybettikleri sevdikleri için özel hatıra sayfaları oluşturarak fotoğrafları, videoları ve yazılı anılarıyla yaşam öykülerini kalıcı bir dijital hafızaya dönüştürebiliyor. Bir arşivin ötesinde pek çok yenilikçi uygulama sunan platformda kullanıcılar; sevdikleri için kapsamlı yaşam öyküsü çizelgeleri hazırlayabiliyor, arka plan müziği ve özel çerçeve tasarımlarıyla sayfalarını kişiselleştirebiliyor.

Yapay zekâ desteğiyle hareketli fotoğraf animasyonlarıyla zenginleştirilebilen deneyimde ayrıca taziye mesajları da paylaşılabiliyor. Geliştirme çalışmaları yoğun olarak devam eden platform, dijital anıları fiziksel dünyayla da buluşturacak. Akıllı Mezar Taşı teknolojisi ile fiziksel mezar ziyaretlerini dijital anma deneyimiyle birleştiren SimmTag® QR kod uygulaması da platformda kullanıma açıldı.

“Yola Türkiye’den çıktık, evrensel bir ihtiyaca yanıt veriyoruz”

Teknoloji ile insan duygularını birleştiren SimmortalS’un Fikir Annesi ve Kurucu Ortağı Rahel Saranga, platformun çıkış noktasını şu sözlerle anlatıyor: “Herkes hatırlanmak ister, herkes hatırlanmaya değer. Kayıp, yas ve hatırlama gibi en insani deneyimler, bugüne kadar dijital dünyada yeterince ele alınmadı. Oysa hatırlamak, insan hikâyelerini, bağları ve değerleri geleceğe taşımaktır. Bu ihtiyaca insan odaklı teknolojiyle yanıt vermek için SimmortalS’ı geliştirdik.

Güvenli altyapısı, ölçeklenebilir mimarisi ve yapay zekâ destekli çözümleriyle kullanıcıların anıları üzerinde tam kontrol sahibi olmasını sağladıklarını belirten Rahel Saranga verdiği demeçte;

“Uzun vadeli ve kalıcı bir dijital hafıza alanı sunuyoruz. Güçlü teknoloji yetkinliğimiz ve dijital altyapımızla kullanıcılara sürekli yenilikler sunmaya devam edeceğiz. Türkiye’de doğan bu platformu, farklı kültürlerde aynı evrensel ihtiyaca karşılık verebilen küresel bir anma ve hatırlama ağına dönüştürmeyi hedefliyoruz.”

Yerli girişim Orion Twin, 2.5 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

Fiziksel dünyadaki nesneleri ve süreçleri yapay zeka tabanlı simülasyonlarla dijital ortama aktaran Orion Twin, PlayGate Ventures‘ın katıldığı turda 2.5 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.

İşletmelerin dijital dönüşüm süreçlerini hızlandıran çözümleriyle dikkat çeken girişim, aldığı bu yatırımla aynı zamanda TÜBİTAK BiGG fonundan devam yatırımı alan ilk girişimlerden biri olma olma unvanını da kazandı.

Fiziksel ve dijital dünya arasındaki sınırları kaldırıyor

Orion Twin, geliştirdiği derin teknoloji çözümleriyle fiziksel varlıkların dijital kopyalarını (dijital ikizlerini) oluşturarak sanal dünyada en gerçekçi haliyle deneyimlenmesini sağlıyor. Sadece perakende dünyasındaki görselleştirme sorunlarına değil, genel anlamda “dijital varlık yönetimi” ihtiyacına odaklanan şirket; markalara operasyonel verimlilik sağlarken kullanıcılara da zenginleştirilmiş bir görsel deneyim sunuyor. Şirket ayrıca, sahip olduğu bu güçlü altyapıyı kültürel ve tarihi eserlerin dijital dönüşümü gibi farklı alanlarda da kullanarak teknolojisinin esnekliğini kanıtlıyor.

Combin.Studio’nun global büyümesi

Orion Twin, aldığı bu yeni yatırımı; fiziksel fotoğraf çekimi veya model kullanımına ihtiyaç duymadan, yapay zekâ destekli sanal modeller ve görseller üretilmesini sağlayan combin.Studio platformunun büyüme ve ölçeklenme faaliyetlerinde kullanacağını açıkladı.
Orion Twin çatısı altında geliştirilen combin.Studio, moda markalarının en büyük gider kalemlerinden biri olan fotoğraf çekimi süreçlerini yapay zeka ile kökten değiştiriyor. Stüdyo, model, kuaför ve ışık gibi maliyetli organizasyonlara gerek duymadan; markaların sadece kıyafet fotoğraflarını yükleyerek saniyeler içinde profesyonel mankenler üzerinde moda çekimleri oluşturmasına imkan tanıyor. Alınan yatırımla birlikte, combin.Studio’nun pazarlama faaliyetlerinin artırılması, global pazardaki kullanıcı sayısının büyütülmesi ve ürünün teknik yeteneklerinin daha da geliştirilmesi hedefleniyor.

“Geleceğin e-ticaret deneyimini inşa ediyoruz”

Alınan yatırımın ardından Orion Twin Kurucu Ekibi, şirketin hedefleriyle verdikleri demeçte;

“Orion Twin olarak vizyonumuz, fiziksel ve dijital dünya arasındaki sınırları kaldırmak. Bugün combin.Studio ile moda dünyasında başlattığımız bu dönüşüm, aslında çok daha büyük bir vizyonun ilk adımı. Değerli yatırımcılarımızın desteğiyle, yapay zeka teknolojimizi global ölçekte daha fazla markayla buluşturacak ve combin.Studio’yu alanında dünyanın lider platformlarından biri haline getireceğiz.”

a16z Speedrun programına kabul edilen yerli girişim Loops AI, global pazara açılıyor

Türkiye’den çıkan ve geliştirdiği Agentic Commerce modeliyle dikkat çeken yapay zeka girişimi Loops AI, teknoloji dünyasının en prestijli hızlandırma programlarından a16z Speedrun kapsamında San Francisco’daki çalışmalarına başladı.

Andreessen Horowitz bünyesinde başlayan ve 3 ay sürecek programla birlikte ekip, e-ticaretin kurallarını değiştiren teknolojisini global ölçekte büyütmek için yoğun bir geliştirme sürecine girdi. Program kapsamında Loops AI, e-ticarette müşteri etkileşimini yalnızca destekleyici bir fonksiyon olmaktan çıkarıp, doğrudan satış ve büyüme metriklerine etki eden otonom bir yapıya dönüştüren yaklaşımını global ölçekte test etme ve geliştirme imkanı buluyor.

Programa başlayan Loops AI Kurucu Ortakları İlker Selim Zorluoğlu, Ari Nazir ve Yusuf Bahadır liderliğindeki ekip, bu süreci klasik bir “yatırım arayışı” olarak değil, ürünün global pazardaki karşılığını test ettikleri stratejik bir “saha çalışması” olarak yönetiyor. Girişim, program boyunca Silikon Vadisi ekosistemi içinde ürününü farklı pazar senaryolarında test etme, üst düzey mentorluk alma ve global ağlarla doğrudan temas kurma fırsatını değerlendiriyor.

E-ticarette yeni odak: Diyalog ve aksiyon

Loops AI’nin geliştirdiği “agentic commerce” yaklaşımı, geleneksel e-ticaret modellerinden farklı olarak, müşteriyle kurulan diyaloğu pasif bir destek süreci olarak değil, aktif bir satış ve aksiyon alanı olarak konumluyor. Otonom yapay zeka ajanları; ürün keşfi, karar verme, satın alma ve satış sonrası süreçlerde kullanıcıyla gerçek zamanlı etkileşime girerek markalar adına aksiyon alabiliyor.

Bu yaklaşım, özellikle yüksek trafik dönemlerinde hız, yanıt süresi ve kişiselleştirme gibi unsurların doğrudan ticari sonuçlara yansımasını mümkün kılıyor.

Hızlandırma programında odak: Ürün, müşteri ve ölçeklenebilirlik

a16z Speedrun programı kapsamında Loops AI, yatırım tutarından ziyade ürün geliştirme, müşteri geri bildirimi ve iş modelinin ölçeklenebilirliği üzerine yoğunlaşıyor. Program, girişimlere Silikon Vadisi ekosistemi içinde ürünlerini farklı pazar senaryolarında test etme, mentorluk alma ve global ağlarla temas kurma imkanı sunuyor.

Çalışmalarına San Francisco’da devam eden Loops AI’ın ana odak noktası; e-ticarette müşteri etkileşimini pasif bir destek sürecinden çıkarıp, doğrudan satış ve büyüme metriklerine etki eden otonom bir yapıya dönüştürmek. Geliştirilen “otonom ajanlar”; ürün keşfi, karar verme ve satın alma süreçlerinde kullanıcıyla gerçek zamanlı etkileşime girerek markalar adına aksiyon alabiliyor.

Loops AI Kurucu Ortağı İlker Selim Zorluoğlu: “Yatırım değil, ürün ve etki odağında bir süreç”

Loops AI Kurucu Ortağı İlker Selim Zorluoğlu, a16z Speedrun deneyimini şöyle aktardı:

“a16z Speedrun sürecini bir yatırım duyurusundan ziyade, ürünümüzü ve iş modelimizi doğru sorularla sınadığımız bir gelişim alanı olarak görüyoruz. E-ticarette yapay zekânın gerçek değeri, demo ya da vaatlerde değil; hız, dönüşüm ve gelir gibi somut sonuçlarda ortaya çıkıyor. Biz de Loops AI’de bu dönüşümü ölçülebilir ve ölçeklenebilir hale getirmeye odaklanıyoruz.”

Loops AI, program kapsamında Agentic Commerce yaklaşımını geliştirerek, e-ticaret markalarının operasyonel yükünü azaltırken ölçülebilir gelir artışı sağlayan altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor. Özellikle yüksek trafik dönemlerinde hız ve kişiselleştirmenin ticari sonuçlara doğrudan yansıdığı bu model, artık Silikon Vadisi standartlarında test ediliyor.

PixelByte, web tabanlı yapay zeka video üretim platformu Muvi Video’yu duyurdu

Yapay zeka odaklı ürünler geliştiren yerli girişim PixelByte, video üretim süreçlerini tek bir çatı altında toplayan web tabanlı yeni platformu Muvi.Video’nun yayına alındığını duyurdu.

Muvi AI altyapısıyla geliştirilen platform, Veo 3.1’den Sora 2’ye kadar uzanan 20’den fazla yapay zeka modelini bir araya getirerek, içerik üreticilerine ve markalara esnek ve çok yönlü video üretim imkânı sunuyor.

PixelByte, 2025 yılının Eylül ayında, VLMedia’dan 400 bin dolar yatırım almıştı.

Muvi.Video; Text to Video, Image to Video, Reference to Video ve Start to End Frame gibi gelişmiş araçlarıyla farklı üretim senaryolarına hitap eden kapsamlı bir deneyim sağlıyor. Platformda yer alan 200’ün üzerinde hazır yapay zeka efekti sayesinde, video üretim süreçlerinin daha hızlı ve verimli hâle getirilmesi hedefleniyor.

Bireysel kullanıcıların yanı sıra kurumsal markalara da odaklanan Muvi.Video, B2B tarafta uçtan uca video üretim süreçlerini tek bir platform üzerinden yönetme imkanı sunuyor. Markalar, farklı yapay zeka modellerine ve geniş efekt kütüphanesine tek bir arayüzden erişerek, birden fazla araç kullanma ihtiyacını ortadan kaldırabiliyor. PixelByte, Muvi.Video’yu benzer native üretim platformlarına kıyasla daha erişilebilir bir fiyatlandırma modeliyle konumlandırıyor.

E-ticaret odaklı kullanım senaryoları için ürün bazlı hazır efektler de sunan platformun, önümüzdeki dönemde video düzenleme (editing) özelliğiyle daha da güçlendirilmesi planlanıyor.

2025’te 24 yatırım yapan APY Ventures, ekosistemin 2026 yılı trendlerini paylaştı

Türkiye girişim ekosistemi 2025’te hem toplam yatırım hacmi hem de gerçekleşen işlem adedi bakımından belirgin bir daralma yaşadı.

Yıl genelinde girişimlere aktarılan yatırım tutarı 589 milyon dolar seviyesinde kalırken, toplam işlem sayısı 306 olarak kaydedildi. Bu veriler, önceki yıla göre yatırım miktarında yüzde 45, işlem sayısında ise yüzde 48 oranında bir gerilemeye işaret ediyor.

Sektörel dağılıma bakıldığında, 2025’te yapılan yatırımların yüzde 68’i fintech ve oyun sektörlerine yöneldi. Özellikle fintech sektörü, bugüne kadarki en yüksek yatırım tutarına ulaşarak tarihi bir rekor kırdı. Yatırım sayısı açısından ise yapılan her dört yatırımdan biri yapay zeka alanında gerçekleşti.

APY Ventures, 2025’te 24 girişime yatırım yaptı

2025’i hem girişimcilik ekosistemi hem de APY Ventures adına değerlendiren APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli, bu yıl içerisinde yönettikleri 7 fon ile 12’si yeni, 12’si devam yatırımı olmak üzere 24 girişime yatırım yaptıklarını belirtti. Yönettikleri fonların toplam büyüklüğünün 80 milyon dolar seviyesine ulaştığını, TL bazında bu rakamın 3,6 milyar TL’yi aştığını vurgulayan Keçeli, APY Ventures fonlarında yer alan nitelikli yatırımcı sayısının da 1.600 seviyesine geldiğini söyledi. Ekosisteme bakıldığında 2025’te tohum aşaması yatırımların önemli bir paya sahip olduğuna dikkat çeken Keçeli, erken aşama girişimlere yönelik desteğin arttığını ve 2024’te erken aşama yatırımlarda görülen düşüşün 2025’te toparlandığını kaydetti.

Yeşil teknolojilerin, fintech’in, yenilenebilir enerjinin ve sürdürülebilir tarım alanlarına yönelik girişimlerin bu dönemde arttığını vurgulayan Keçeli;

“Küresel olarak artan çevresel kaygılar ve enerji krizi, Türkiye gibi hem tarımsal hem de yenilenebilir enerji kaynakları açısından avantajlı ülkelerde büyük fırsatlar doğuruyor. Bu bağlamda, yerel ve uluslararası yatırımcılar, sürdürülebilirlik ve çevre odaklı projelere daha fazla finansman sağlıyor.”

‘Hızlı büyüme’ anlayışından ‘ölçülü ve akılcı büyüme’ye geçiş

Girişimcilik ekosistemine yönelik 2026 beklentilerini de paylaşan Keçeli, bu yıl itibarıyla startup ekosisteminde yatırımcı beklentilerinin belirgin şekilde değişeceğine inandığını kaydetti.

“Risk sermayesi fonları günümüzde sadece yüksek hızda ölçeklenme vaadine değil, girişimlerin uzun vadede ayakta kalabilecek sağlam ve sürdürülebilir bir iş modeli sunmasına da odaklanıyor. Kalabalık ekipler, yoğun harcamalar ve sert büyüme hedefleri; yerini daha küçük, esnek ve teknoloji odaklı organizasyonlara bırakmış durumda. Özellikle yapay zekâ temelli otomasyonlar, startup’ların sınırlı insan kaynağıyla daha yüksek katma değer yaratabilmesini mümkün kılıyor. Bu dönüşüm, yatırımcıların kârlılığa giden yolu açık, erken gelir üretmeye başlayan ve operasyonel verimliliğini ispatlamış girişimlere yönelmesine yol açıyor” diyen Keçeli, genel eğilimin ise ekosistemin hızlı büyüme anlayışından ölçülü ve akılcı büyüme.”

AI-native modeller daha cazip hale gelecek

2026’da hızlandırıcı ve kuluçka programların klasik mentorluk yapılarının ötesine geçeceğini öngören ve bu programların girişimlere sadece eğitim ve danışmanlık sunmakla kalmayıp aynı zamanda küresel yatırım ağlarına erişim, uluslararası pazarlara açılma ve stratejik iş birlikleri sağladığına dikkat çeken Keçeli,

“Bu programlar, özellikle deep tech, healthtech ve yapay zekâ alanlarında faaliyet gösteren girişimler için büyüme sürecinin kritik bir parçası haline geliyor. Üstelik hızlandırma programları da startup’ların daha erken aşamada global düşünmesini teşvik ederek, ekosistemin genel ölçeğini büyütüyor.”

Tüm bunların yanında AI-native girişimlerin de startup’lar için önemli bir rekabet avantajı yarattığını söyleyen Keçeli, yatırımcılar açısından ise AI-native modellerin, daha düşük maliyetli, daha esnek ve daha ölçeklenebilir yapılar sunduğu için daha cazip hale geleceğini vurguladı.

Operasyonel verimlilik ve sürdürülebilir gelir üretimi sunabilen girişimler odakta olacak

2026 yılına ilişkin APY Ventures’e dair de değerlendirmelerde bulunan Keçeli, yatırım yaklaşımında daha seçici ve derinleşen bir döneme girildiğini vurguladı. Keçeli;

“2026’da önceliğimiz; erken aşamada yalnızca hızlı büyümeyi değil, sağlam iş modeli, operasyonel verimlilik ve sürdürülebilir gelir üretimi sunabilen girişimler olacak. Özellikle AI-native iş modellerine sahip, teknolojiyi verimlilik aracı olarak kullanan girişimlerle daha yakın çalışacağız.”

APY Ventures, 2026’da portföy şirketleriyle daha yakın temas kurarak devam yatırımlarını artırmayı, seçici yatırım stratejisiyle portföy kalitesini derinleştirmeyi ve uzun vadeli değer üretmeye odaklanmayı hedefliyor.