Ana Sayfa Blog Sayfa 410

Yerli girişim EasyCep, cep telefonunu satmak isteyenlere 1 saatte ödeme imkanı sunacak

Türkiye’nin en büyük yenilenmiş elektronik ürün marketi EasyCep, telefonlarını güvenli platformlar üzerinden satmak isteyen tüketiciler için yeni bir dönem başlatıyor. Başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinde 14 mağazası bulunan girişim, telefonlarını satmak isteyen müşterilerinin ürünlerini kuryelerle güvenli bir şekilde 3 saatte teslim alıyor. Son fiyat teklifini kabul eden müşterilerin ödemesini de 1 saatte yapıyor.

Başta telefon olmak üzere elektronik ürünlerin satışını kolaylaştımayı çok önemsediklerini belirten EasyCep CEO’su Mehmet Akif Özdemir, “Elektronik ürünleri yenilemek ve yeniden ekonomiye kazandırmak hem ülkemiz hem de dünyamız için çok değerli bir şey. Bu bilincin ülkemizde yerleşmesi için çalışıyoruz. Pek çok elektronik ürün doğru şekilde yenilenerek uzun yıllar boyunca kullanılabilir. Ülkemizde çekmecelerde atıl durumda bekleyen çok sayıda telefon olduğunu biliyoruz.

Beklemenin nedeni çoğu zaman güvenilir bir alıcı bulamamaktan ya da satış süreçlerinin uzun ve meşakkatli olmasından kaynaklanıyor. EasyCep’te teslim sürecinden, ödemeye kadar her adımı kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Bu vizyonla bir ilke daha imza atıyoruz ve 1 saatte ödemeyi hayata geçiriyoruz. Böylece çekmecede bekleyen telefon kalmayacak. Ön fiyat teklifi alan müşterilerimizin adresine 3 saatte kurye gönderiyoruz. Teslim aldığımız ürünü inceliyoruz ve final fiyat teklifimizi iletiyoruz. Müşterimizin kabul etmesi durumunda 1 saat içinde parayı hesabına yatırıyoruz. Bu sayede telefon satmak isteyen herkes tereddütsüz bir şekilde işlem yapabilecek” diye konuştu.

Yenilenen ürünlere 1 yıl garanti

EasyCep, Ticaret Bakanlığı’ndan 2021 yılında aldığı lisans ile akıllı telefonlar başta olmak üzere tüketici elektroniği yenileme ve satışı alanında faaliyet gösteriyor. Geliştirdiği algoritmik aplikasyon sayesinde her yerde ürün fiyatlaması yapabilen EasyCep, web sitesi, mağazaları, mobil uygulaması, entegre olduğu perakende ve pazaryeri platformları üzerinden topladığı ürünleri yenileyerek 1 yıl garanti ile yine aynı kanallardan satışa sunuyor.

Mastercard, yerli siber güvenlik girişimi Picus’a azınlık yatırım yaptı

2013 yılında kurulan ve İhlal ve Saldırı Simülasyonu (Breach and Attack Simulation – BAS) alanının öncüsü olan Picus Security, Mastercard ile yaptığı stratejik ortaklıkla başarılarına bir yenisini daha ekledi.

Stratejik ortaklık kapsamında, Mastercard tarafından Picus’a azınlık yatırımı yapılırken, Picus tarafından geliştirilen Tam Güvenlik Kontrolü Doğrulama Platformu da Mastercard müşterilerine Cyber Front Tehdit Simülasyon Hizmeti’nin bir parçası olarak sunulacak.

Güvenlik Kontrolü Doğrulama Platformlarının önemi artırıyor

Veri ihlallerinin hem finansal hem de itibar açısından artan maliyeti, tüm işletmeler için tehdit oluşturuyor. Hızla gelişen dijital ortamlarda giderek daha da artan siber saldırı riskini en aza indirmek için proaktif hareket etmek ve gerçekleşmeden önce olası tüm saldırılara karşı önlemleri almak kurumlar için bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Bu noktada, kuruluşların tehditlere karşı olası açıklarını tespit etmek ve operasyonel dayanıklılığı güçlendirmek için güvenlik doğrulama platformlarını tercih etmeleri önem kazanıyor. Mastercard işbirliği ile İhlal ve Saldırı Simülasyonu teknolojisi öncüsü Picus BAS teknolojisini tüm dünyadaki Mastercard müşterilerine Cyber Front Hizmeti üzerinden ulaştıracak.

BAS Teknolojisi Güvenlik Yatırımlarını Görünür Kılarak Gerçek Faydasını Maksimize Ediyor

Kuruluşların siber güvenlik yaklaşımlarını iyileştirmeleri için güvenlik kontrolü doğrulamasının güvenlik açığı yönetimi kadar önemli olduğuna inanan Picus, geliştirdiği İhlal ve Saldırı Simülasyonu (BAS) teknolojisini kullanan Tam Güvenlik Kontrolü Doğrulama Platformu ile bu süreci güvenli, basit ve sürekli hale getirmeye yardımcı oluyor. Picus’un teknolojisi tüm olası siber tehditleri simüle ederek, kuruluşların bu tehditleri önlemek ve tespit etmek için güvenlik kontrollerinin etkinliğini doğrulamasını, ölçmesini ve optimize etmesini sağlıyor. Yapılan güvenlik yatırımlarının maksimum faydasını görünür kılan Picus BAS teknolojisi yalnızca açıkları tespit etmekle kalmıyor, güvenlik araçlarının en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olmak için eyleme geçirilebilir iyileştirme aksiyonları da sağlıyor. Gartner’ın Security and Risk Management 2019 raporunda “Cool Vendor” olarak tanımlanan ilk Türk siber güvenlik üreticisi Picus’un kullandığı teknoloji, Frost & Sullivan ve Forrester da dahil olmak üzere önde gelen araştırma şirketleri tarafından tanınıyor.

Cyber Front Şirketlerin Performansını Artıracak ve Kurumsal Riskleri En Aza İndirecek

“Mastercard’ın, dünya çapındaki müşterilerine sunduğu güvenlik çözümlerini güçlendirmek için Picus’un İhlal ve Saldırı Simülasyonu teknolojisini seçmesinden ve siber saldırılara karşı savunma yeteneklerini sürekli olarak doğrulamalarına, ölçmelerine ve geliştirmelerine olanak sağlamasından heyecan duyuyoruz.” diyen Picus Security CEO’su ve Kurucu Ortağı H. Alper Memiş şöyle konuştu: “Veri ihlallerinin artan maliyeti, işletmelerin güvenlik kontrollerinin etkinliğini sağlamalarının önemini daha da artırıyor. Doğrudan güvenlik araçlarını kurmak ve en son tehditlere karşı sürekli koruma sağlandığını varsaymak, güvenlik ekiplerinin göze alamayacağı bir risk. Mastercard’ın, İhlal ve Saldırı Simülasyonu teknolojisinin öncülerinden Picus’a yaptığı yatırım, çözümümüzün eksiksiz olduğunun büyük bir kanıtıdır. Uzmanlığımızı paylaşmak ve günümüzün güvenlik zorluklarını kapsamlı bir şekilde ele alan ürünlerimizi sunmak için stratejik olarak birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.”

iyzico Kadın Girişimci Destek Programı’nın üçüncü dönem başvuruları açıldı

Türkiye’nin finans teknolojileri şirketlerinden iyzico’nun hayata geçirdiği “iyzico Kadın Girişimci Destek Programı”nda üçüncü başvuru dönemi başladı. Başvurunuzu bu bağlantıdan yapabilirsiniz.

Program kapsamında kadın girişimcilere finanstan eğitime, pazarlama ve tanıtımdan özel indirimlere kadar birçok avantaj sunulmaya devam edilecek.

“Ödemeyi demokratikleştirmek ve herkes için ulaşılabilir kılmak” amacıyla internetten alışveriş deneyimini hem alıcılar hem de satıcılar için kolaylaştıran iyzico, bu kez kadın girişimcilerin hayatını kolaylaştırarak onlara destek olmayı hedefliyor. Bu amaçla “iyzico Kadın Girişimci Destek Programı”nı hayata geçiren şirket, programın ikinci başvuru sürecini başlattı. 2. dönemde kabul edilecek kadın girişimcilere ilk dönemde olduğu gibi finanstan eğitime, pazarlama ve tanıtımdan özel indirimlere kadar birçok avantaj sunulmaya devam edilecek.

“Ödemeyi demokratikleştirmek ve herkes için ulaşılabilir kılmak” amacıyla internetten alışveriş deneyimini hem alıcılar hem de satıcılar için kolaylaştıran iyzico, bu kez kadın girişimcilerin hayatını kolaylaştırarak onlara destek olmayı hedefliyor. Bu amaçla “iyzico Kadın Girişimci Destek Programı”nı hayata geçiren şirket, programın ikinci başvuru sürecini başlattı. 2. dönemde kabul edilecek kadın girişimcilere ilk dönemde olduğu gibi finanstan eğitime, pazarlama ve tanıtımdan özel indirimlere kadar birçok avantaj sunulmaya devam edilecek. iyzico, ilk iki etabı yoğun ilgi gören programı, 6 aylık periyotlarla yeni kadın girişimcileri dahil ederek kadın girişimcilere kapsamlı desteğini sürdürecek.

iyzico CEO’su Orkun Saitoğlu: “Kadınların finansal sistemin içinde yer almasına katkı sağlıyoruz”

Girişimcilik ekosistemine özellikle kadın girişimcilere büyük önem verdiklerini belirten iyzico CEO’su Orkun Saitoğlu, “Türkiye’de kadınların hesap sahipliği oranı yüzde 54. Türkiye’de girişimci kadınlar yüzde 29’unun banka kredisine erişimde ve yüzde 38’inin erken aşama kamu desteklerine ulaşmada zorluk çekmekteler. Bütün bu tabloya karşın, kadınların iş gücüne katılımları ile birlikte gerek toplumsal hayat gerekse ekonomik hayatın refah düzeyinde artış olduğu bir gerçek. Bu kapsamda, kadın girişimcilere yeni kaynaklar sağlamak ve oluşturdukları faydaların iyiden iyiye büyümesine destek olmak için partnerlerimizle birlikte “iyzico Kadın Girişimci Destek Programı”nı hayata geçirdik. İlk iki başvuru döneminde aldığımız pozitif geri dönüşlerin ardından üçüncü dönem için de oldukça heyecanlıyız. Her koşulda üretim yapmak için mücadele eden kadınlara destek vermek, kadın girişimcilerin gücünü iyiden iyiye artırmak için her zaman onların yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

iyzico ve iş ortaklarından, kadın girişimcilere özel avantajlar

Program çerçevesinde kadınlar ilk 6 ay 0 komisyon desteğine sahip olurken tanıtım desteği, dijital pazarlama ve online satış alanlarında ücretsiz eğitimler de alabilecek. iyzico iş ortakları Google, Good4Trust, IdeaSoft, Paraşüt, Mükellef ve Webtures da program dahilindeki kadın girişimcilere özel eğitimler ve indirim imkanları tanıyacak.

#KadınGirişimcininYanındayız sloganıyla hayallerinin peşinden gitmek isteyen binlerce kadın girişimci ayrıca iyzico’nun e-ticaret dünyasında fırsatlar yaratan “iyzico ile Öde” ürünüyle müşterilerine farklı ödeme alternatifleri sunma şansını da yakalayacak.

Garanti BBVA Partners’ın yeni dönemine seçilen 6 girişim

Yatırım çekme ve büyüme potansiyeli olan erken aşama girişimlerin desteklenmesini ve hızlandırılmasını amaçlayan girişim hızlandırma programı Garanti BBVA Partners, yeni dönem girişimcileri belli oldu.

Her ölçekten ve sektörden erken aşama girişimlere hız kazandırmak amacıyla 2015 yılında hayata geçirilen Garanti BBVA Partners çatısı altında, girişimcilerin ihtiyaç duyduğu ofis alanı, yatırım alma süreci ve diğer ihtiyaç duyulan konularda mentorluk, eğitim ve seminerler, iş ağı kurma ve pazarlama faaliyetleri gibi bütünsel destekler kapsamında girişimcilik döngüsünün her aşamasında 12 ay boyunca çok yönlü ve farklılaşan imkânlar sunuluyor. Programı başarıyla tamamlayan girişimciler belirlenen şartları karşıladıkları durumda 50 biner TL’lik maddi destekten de faydalanabilecek.

Yeni dönem girişimleri

Köstebek: Elektronik atıkların toplanma problemleri için bireylerin yaptıkları ileri ve geri dönüşümlerle aynı zamanda kazanç sağlayarak döngüsel ekonomide yer almalarını sağlıyor. Bu problemi, görüntü işleme teknolojisine dayalı atık tanıma sistemiyle çalışan bir mobil uygulamayla çözerken aynı zamanda sunduğu hizmetlerle firmaların sürdürülebilirlik ve finansal raporlama yönetimlerine de çözümler sağlıyor.

LojiPark: Bireysel kamyoncuların tamamen manuel süreçlerle yürütülen günlük spot sevkiyat operasyonunu dijitalleştirmeyi amaçlayan bir platform girişimidir.

Ne Ekersen: Üreticiler, tarımsal teknoloji ve hizmet firmalarını bir araya getirerek daha verimli üretim süreçlerine erişim sağlayan bir tarımsal hizmetler platformudur.

PowerDev: Enerji piyasası yatırım ve yönetim süreçlerinde kritik öneme sahip büyük veriyi birden çok kaynaktan birleştirerek analiz ve karar süreçlerini destekleyen bir SaaS veri analiz aracı çözümüdür. Yenilenebilir enerji üretimi ve depolama süreçlerinde batarya yatırımı da dahil olmak üzere yatırım kararlarını alabilmek, bu dağıtık süreci yönetebilmek, enerji piyasasıyla ilgili büyük veriden faydalanarak karar almayı gerektiriyor. PowerDev all-in-one analiz aracı ve SaaS çözümüyle, bu zor ve maliyetli süreci yatırımcılar için kolaylaştırmak üzere hizmet veriyor.

ServisSoft: Kestirimci bakım, dijital ikiz veya bakım yönetimi çözümlerini tam entegre ve birbirine bağlı otonom iş süreçleri oluşturarak yönetebilen bir yazılım çözümüdür. %97’ye varan arıza öngörü başarısının yanı sıra sistem, arıza öngörüsü durumunda otonom olarak ilgili personele ya da ekibe iş emri ataması yapıp mobil uygulama, SMS ve e-mail ile bildirim göndererek yapılan tüm işlemlerin yine aynı platform üzerinden yönetilmesini sağlıyor.

ShipShack: E-ticaret sipariş karşılama hizmeti olarak adlandırılan, e-ticaret satış süreçlerinin standardize, ölçeklenebilir ve hızlı çözümlenmesini sağlayan hizmetler üstlenen bir partner hizmet sağlayıcıdır. Daha hızlı ve modüler bir hizmet sağlamak üzere şehir içindeki görece daha küçük hacimli gölge mağazalarla ayrışan ShipShack hızlı teslim hedefiyle çalışıyor.

Architecht’ten yeni nesil açık bankacılık ve API yönetim platformu: Airapi

Türkiye ve yurtdışında birçok banka ve finans kurumunun teknolojik altyapı süreçlerini tasarlayan Architecht, PSD2 uyumlu açık bankacılık çözümü ve API yönetim platformunu bir arada sunan yeni bir fintech ürünü geliştirdi.

Dünyada ve Türkiye’de açık bankacılık çözümleri finans dünyasının en önemli gündem başlıklarından biri olmaya devam ediyor. İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ve İspanya gibi Avrupa’nın önde gelen ülkelerinde açık bankacılık hızla gelişmeye devam ediyor.

Özellikle İngiltere’de açık bankacılık kullanıcılarının sayısı son bir yılda 1 milyondan 4 milyona çıkmış durumda. OBE(Open Banking Excellence) raporlarına göre, açık bankacılık ve açık finans; ödemeler, bankacılık, finans ve veriler hakkındaki iş modellerini değiştiriyor ve bu modellere uyum sağlayamayan finans kurumları için 416 milyar dolara kadar finansal kayıp yaşandığı vurgulanıyor. Ülkemizde de yeni regülasyonlar ve Servis Modeli Bankacılık Hizmetinin önünün açılmasıyla birlikte 2023 yılında açık bankacılık ve API yönetim platformlarına duyulan ilginin daha da artacağı öngörülüyor.

API tabanlı yeni iş modelleri sayesinde;

  • Açık bankacılık ve servis modeli bankacılık ile bankalar, (lisans tiplerine göre ödeme ve elektronik para kuruluşları)
  • Açık sigortacılık hizmet modeliyle sigorta şirketleri,
  • Açık finans uygulamalarıyla ise farklı dikeylerde hizmet sunan kuruluşlar; API’lerini dışarı açma, yeni müşteri kanallarına erişme ve işbirlikleri yapabilme imkanı yakalıyor.

Finansal teknoloji alanındaki tüm bu gelişmeleri yakından takip eden teknoloji şirketi Architecht, “Yeni Nesil Açık Bankacılık ve API Yönetim Platformu” Airapi’yi finans sektörünün kullanımına açtığını duyurdu. Architecht, açık bankacılık platformu ApiGo’dan elde ettiği tecrübeyle, uçtan uca API yaşam döngüsü yönetim ve entegrasyon süreçlerini Airapi ile bir sonraki seviyeye taşımayı hedefliyor.

Airapi: Bankaların ve çeşitli finansal kuruluşların sahip oldukları API’leri tüm kullanıcılara tek bir platform üzerinden güvenli ve yönetilebilir şekilde paylaşmalarını sağlayan, PSD2 uyumlu API gateway çözümü ve entegre bir API yönetim platformu olarak konumlanıyor.

Tüm API yaşam döngüsü süreçleri tek platformda sunuluyor

Architecht’ten yapılan açıklamada: Airapi ile API Geliştirme Yaşam Döngüsü (API Development Lifecycle) süreçlerinde farklı roller için ihtiyaç duyulan; API geliştirme, test etme, canlıya alma, yetkilendirme, erişim kontrolleri, API trafiğini izleme, kontrol ve raporlama gibi tüm işlemlerin gerçekleştirilebildiği belirtiliyor. Ayrıca Airapi’nin içerisinde yer alan “Yönetim Portalı” ile API sağlayıcıların, “Geliştirici Portalı” ile API kullanıcılarının tüm ihtiyaçlarını karşılayabileceklerine vurgu yapılıyor.

Servis modeli bankacılık ihtiyaçlarını da karşılıyor

Yapılan açıklamanın devamında; Airapi’nin servis modeli bankacılık hizmeti vermek isteyen bankaların odağında yer alacak bir ürün olduğu belirtiliyor. Özellikle API’lerini dışarı açarak servis bankası konumunda hizmet sunan bankalar için çok önemli bir ihtiyaç olan; “API kullanım oranlarını takip etme” ve “API’lerini ücretlendirme” gibi çeşitli özellikler, Airapi’nin özellik setinde yer alıyor. Bu anlamda Airapi’nin uçtan uca servis bankası ihtiyaçlarını karşılayacağı ifade ediliyor.

Açık Bankacılık konusunda 3 temel standart olarak kabul edilen; UK Open Banking, Berlin Group ve TCMB Açık Bankacılık standartları ile uyumlu çalışan Airapi, finansal kuruluşların yerine getirmesi gereken yasal zorunlulukları ve teknik ayrıntıları takip ederek kullanıcıların regülasyonel uyum yükünü azaltmasıyla dikkat çekiyor.

Airapi’nin Sağladığı Başlıca Faydalar

  • Açık bankacılık regülasyonları ile yüzde yüz uyumlu altyapı
  • SaaS lisans modeli ile paradan ve zamandan tasarruf
  • Servis modeli bankacılığa geçiş imkanı
  • Tek platform ile güçlü ve güvenli API yaşam döngüsü yönetimi
  • Kullanıcı dostu ara yüzlerle kolayca API geliştirme
  • Teknik yeterlilik ve entegrasyon gereksinimlerini azaltma
  • Kurulum esnekliği ve operasyonel verimliliği arttırma

Dijital sağlık odaklı iki girişim Retinow ve triwi, kitle fonlama yatırım turuna çıktı

Kadınların meme sağlıklarını kontrol edip değişimleri takip edebilmeleri için mobil app entegreli giyilebilir teknoloji sunan triwi ile diyabet kaynaklı görme kaybı riskini %98 doğrulukla tespit eden yapay zeka tabanlı erken tanı cihazı Retinow kitle fonlama turuna çıktı.

Kitle fonlama platformu fonbulucu’da eşzamanlı olarak fonlamaya sunulan her iki girişim de pandemiyle birlikte küresel çapta hızlı bir büyüme trendi yakalayan dijital sağlık pazarında kendi alanlarının liderliğine oynuyor. Yatırım turunda Retinow şirket paylarının %13’ünün yatırımcılara arzıyla 1 milyon 338 bin TL hedeflerken, triwi şirket paylarının %12’sinin arzıyla 2 milyon 330 bin TL fona ulaşmayı amaçlıyor.

Global Market Insights Inc. raporuna göre 2026 yıl sonunda 693,4 milyar dolarlık bir değeri aşması beklenen küresel dijital sağlık pazarına ileri teknolojilerin girişi gün geçtikçe artıyor. Pazarın gelecek vaat eden genç oyuncularından Retinow ve triwi girişimleri de geliştirdikleri teknolojilerle hem yerel hem de küresel bazda potansiyel unicorn’lar olma yolunda hızla ilerliyor. triwi, kadınların meme sağlıklarını kontrol edip değişimleri takip edebilmeleri için mobil app entegreli giyilebilir teknoloji sunarken; Retinow, özellikle diyabet kaynaklı görme kaybı riskini %98’e ulaşan doğrulukla tespit eden yapay zeka tabanlı erken tanı cihazını pazarla tanıştırıyor.

Girişimlerini büyüterek dünya sahnesinde güçlü birer oyuncu olmak adına Türkiye’nin yatırım ve fonlama merkezi fonbulucu güvencesiyle kitle fonlama turuna çıkan girişimler, dijital sağlık pazarında var olmayı amaçlayan bireysel ve kurumsal yatırımcıları 05.08.2022’ye kadar devam edecek olan yatırım turlarına davet ediyor. Yatırım turunda Retinow şirket paylarının %13’ünün yatırımcılara arzıyla 1 milyon 338 bin TL hedeflerken, triwi şirket paylarının %12’sinin arzıyla 2 milyon 330 bin TL fona ulaşmayı amaçlıyor. Yatırımcılar, bütçelerine uygun oranlardaki yatırımlarla ilgilendikleri girişim şirketinden pay hisse alabiliyor. Ayrıca yatırım turlarının başlama tarihi olan 06.06.2022 günü saat 10.00 itibariyle ilk 20 iş günü içerisinde EFT veya kredi kartı ile yapılan yatırımlarda yatırımcılara triwi %20, Retinow ise %30 fazladan pay veriyor.

Kadınların meme sağlığına odaklanan bir kadın girişimi: triwi

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl 2,1 milyon kadını etkileyen ve bu kadınların %40’ının hayatını kaybetmesine yol açan meme kanseri, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir kanser türü. Kadınların günlük hayatlarındaki konforlarını artırma ve kadınlar için tasarlanmış ürünler geliştirme hedefiyle İzmirli anne kız Zeynep Akçasız ve Alara Akçasız tarafından 2018 yılında kurulan teknoloji şirketi triwi, giyilebilir teknoloji Smart Patch ürünüyle meme kanserinin erken teşhisine odaklanıyor. triwi Smart Patch ile meme yüzeyi analizi yapılarak muayene görselleştiriliyor ve böylece meme yüzeyinde kontrol edilmeyen yüzey kalmıyor. Düzenli olarak yapılan kontroller sonrası kadınların harita metodu ile oluşturduğu notlar, doktor randevusunda hem kendilerini daha rahat hissetmelerini hem de doktorla paylaşabilecekleri bir sağlık arşivi oluşturmalarını mümkün hake getiriyor. Kadınlar, ürün sayesinde muayeneye gittiklerinde hekimleri de doğru yönlendirerek, kendilerini rahatsız eden bölgeleri ve ağrıları daha iyi raporlarmış olarak erken teşhisin altyapısını hazırlıyorlar.

triwi, yatırım turunda topladığı fon ile ilk hacimli ürün siparişini verip, satış onayı için lisanslanıp hem Türkiye hem de Amerika’da ürün tanıtım ve satışlarına başlamayı amaçlıyor. Girişim şirketi, gelişen global Femtech pazarında henüz kendine bir lider bulmamış meme sağlığı alanını domine etme hedefinde.

Retinow’un hedefi Türkiye’nin ardından AB ve ABD pazarlarına yönelmek

Dış dünyayı görmemizi sağlayan ve algılamamızın %80’inden sorumlu en önemli duyu organımız olan gözlerimizde oluşan makula dejenerasyonu, diyabetik retinopati, glokom ve göz kuruluğu gibi bozukluklar görme kalitesini azaltıyor ve son noktada körlüğe neden olabiliyor. Sağlık istatistiklerine göre; Türkiye’de göz kuruluğu yaklaşık 30 milyon, makula dejenerasyonu 2 milyon, glokom 2,5 milyon ve diyabetik retinopati 1,9 milyon kişide görülürken, bu hastalıkların erken tanı ve doğru tedavisi kritik önem taşıyor. Retinow; güçlü yapay zeka algoritmasıyla yüksek doğrulukta sonuçlar vererek, bu hastalıkların erken teşhisi ile hastanın uzman göz hekimine yönlenerek göz sağlığını korumasına yardımcı oluyor. Yakın zamanda başta alzheimer olmak üzere D vitamini eksikliği, kalp hastalıkları, pankinson gibi farklı hastalıkların da Retinow ile teşhisinin mümkün hale getirilmesi planlanıyor.

Bugüne kadar bir çok destek ve ödül kazanan Retinow girişimi, fonlamanın ardından ilk satışlarını Türkiye’de yapmayı ve kendi pazarında başarı elde ettikten sonra daha rekabetçi olan AB ve ABD pazarlarına yönelmeyi hedefliyor.

Metaverse dünyasının önemli oyuncusu The Sandbox, Türkiye pazarına giriyor

Kullanıcıların tasarım, paylaşım ve NFT varlıkları satabilme yetkisine sahip olduğu, topluluk tarafından yönetilen merkeziyetsiz bir dünya olan The Sandbox; metaverse, geliştiriciler ve oyun severler tarafından oluşturulan içerikleri ödüllendirmeyi de hedefliyor.

2012 yılında Pixowl tarafından oluşturulan ve dünya genelinde metaverse denilince ilk akla gelen markalardan olan The Sandbox’ın 7 ülkede ofisi ve 300’den fazla çalışanı bulunuyor.

Türkiye pazarına giriş yapan şirket, platformların kullanıcı tarafından oluşturulan içeriğe sahip olduğu ve bunları kontrol ettiği geleneksel oyun pazarına da yeni bir bakış kazandırıyor. The Sandbox metaverse dünyası oyun geliştiricileri ve oyun severler tarafından yoğunluklu kullanılsa da gelişen blok zinciri teknolojisiyle beraber çok sayıda marka, sanatçılar, içerik üreticileri için de sıra dışı, özgün ve güvenilir bir deneyim sunuyor.

Türkiye’yi metaverse dünyasında ilk 3’e taşıyacağız

The Sandbox’ın Kurucu Ortağı ve COO’su Sebastien Borget Türkiye pazarına girişleri hakkında yaptığı açıklamada, oyun ve kripto pazarı odağında oldukça bilgili ve ilgi sahibi bir nüfusun olmasının pazara giriş motivasyonlarını artırdığını belirterek, “Türkiye bölgesinde çok değerli bir konuma sahip. Özellikle yeniliklere açık ve teknolojiyi yakından takip edip deneyimleyen halkı ise bizim gibi yeni dünyalar yaratan bir ekibin en değer verdiği kullanıcı profilini temsil ediyor. The Sandbox ekibi olarak Türkiye’ye ve Türk halkına özel Türkçe kullanılabilecek bir metaverse dünyası yaratmak için kolları sıvamış durumdayız. Kısa bir süre önce Türkiye operasyonumuzun başına oyun ve teknoloji dünyasının tanınmış ve tecrübeli profesyonellerinden Arslan Kiran’ı transfer ettik. Kendisi Türkiye, Almanya ve MENA Bölgesi’nden de sorumlu yöneticimiz. Oyun ekosistemi, geliştiriciler, sanatçılar, markalar başta olmak üzere metaverse dünyasının en popüler ve saygın markasıyla iş birliği içinde olmak isteyenleri, ekibimizle birlikte bu özel dünyaya dahil edilmesi için çalışmalar yürütecek. 2 yıl gibi bir süre sonunda Türkiye’nin, metaverse dünyasının en değerli 3 ülkesinden biri haline gelmesini hedefliyoruz” dedi.

The Sandbox Türkiye metaverse dünyası iş birliği programları başlıyor

The Sandbox Türkiye, Almanya ve MENA Bölgesi Direktörü Arslan Kiran ise Türkiye özelinde yaratılacak metaverse dünyasına dahil olmak isteyen oyun stüdyoları, sanatçılar, geliştiriciler ve markaların kabul edileceği iş birliği programlarını hızlıca devreye aldıklarını belirterek, “Teknoloji dünyayı değiştirdiği gibi bizler gibi öncü şirketler de artık sanal dünyayı yeniden kodluyor. Artık metaverse ve The Sandbox metaverse gerçekliğini yaşıyoruz. Bu yeni sanal dünya ekosisteminde ülkemize yatırım yapacak global bir organizasyonun içinde yer almak benim için ayrı bir heyecan kaynağı oluyor. Metaverse dünyasını merak eden, bizlerle iş birliği yapmak isteyen tüm profesyonellere kapımız her zaman açık. Öte yandan, Türk kullanıcılarının da Türkçe olarak güvenle hareket ettiği, oyun oynayarak veya konserlere katılarak eğlendiği, iş yaptığı, düzenlenen konferanslarla sanat festivallerine katıldığı ve yatırım yaparak kazandığı özel bir dünya kuruyoruz” dedi.

Şikayetvar verilerine göre elektrikli scooter şikayetleri yüzde 615 arttı

2019 yılından bu yana Türkiye’de kullanılan ve ilgiyle karşılanan elektrikli scooter’lar ve alternatif ulaşım araçları son zamanlarda, trafik sorununa can simidi olma görevini üstleniyor. Akaryakıta gelen zamlarla birlikte insanların kişisel araçlarından uzaklaşmasına ve taksi bulamama sorununa da çözüm niteliği taşıyan bu ulaşım araçlarına artan rağbet, şikayetleri de beraberinde getiriyor. Tüketicilerin bir referans kaynağı olarak başvurduğu ve satın alma kararıyla ilgili araştırma yaptığı Şikayetvar, popülerliği gün geçtikçe artan alternatif ulaşım araçlarını mercek altına aldı.

2022’de şikayetlerin yüzde 21’i Şikayetvar’da çözüme kavuştu

Verilere göre 2021’in ilk dört ayıyla 2022’nin aynı dönemi karşılaştırıldığında şikayetler yüzde 615 arttı. 2021’in ilk dört ayında 562 adet şikayet gelirken 2022’in aynı döneminde şikayet sayısı 4 bin 18’e yükseldi. Şikayetlerin yüzde 21’i ise Şikayetvar’da çözüme kavuştu. Ayrıca 2019-2021 yılları arasında 3 bin 500’ün üzerinde kullanıcının doldurduğu Şikayetvar Memnuniyet Anketleri verilerine göre, kullanıcıların yüzde 59’u şikayetlerinin çözümünden memnun olduğunu belirtti.

Şikayetvar’ı ziyaret oranı yüzde 345 arttı

Ulaşım uygulamalarıyla ilgili bilgi almak ve diğer tüketicilerin uygulamalarla ilgili görüşlerine ulaşmak isteyen kullanıcıların Şikayetvar’ı ziyaret oranları da yükseldi. 2021’in ilk dört ayı ile 2022’in aynı dönemi karşılaştırıldığında platformu ziyaret edenlerin oranı yüzde 345 arttı. 2021’in ilk dört ayında bu sektörle ilgili platformu bilgi almak için ziyaret edenlerin sayısı 48 bin 660 iken bu sayı 2022’de 216 bin 612’ye yükseldi.

Elektrikli scooter’larla ilgili 2022’nin ilk 3 ayında en çok nelerden şikayet edildi?

  • Eksik ve kusurlu hizmet: yüzde 45
  • Üyelik işlemleri: yüzde 16
  • Uygulama ya da web sitesine ulaşım sorunları: yüzde 16
  • Haksız tazminat, kesinti ve iade sorunları: yüzde 12
  • Uygulamanın indirilmesi ve kurulumuna dair sorunlar: yüzde 7
  • Reklam, SMS ve mail gönderimi: yüzde 3
  • Bilgi güvenliği: yüzde 2

Elektrikli scooter’larla ilgili Şikayetvar’a ulaşan bazı şikayetlerse şöyle:

Boşu boşuna param gitti

Hastaneye gidecektim randevum vardı. Scooter’a barkodunu okutup kilidi açtım. Gaza basmama rağmen scooter’ı hızlandıramadım, gaz gelmiyordu ben mi yanlış yaptım diye düşünüp kilitleyip tekrar açtım yine aynı sorun ile karşılaştım boşu boşuna param gitti sorunumun çözülmesini istiyorum.

Kırmızı alanların öncesinde belirlenmesi gerekiyor

En başta almamız gereken yasaklı harita en son bırakacağımız zaman karşımıza çıkıyor. 52 dakika gösteren scooter’ı aldım 10 dakikada şarjı kırmızıya düştü. Mavi alanda gözüken yere bırakmak istediğim zaman kırmızıya düştü ve 5 kilometre ile 7 kilometre arası hızla uzun bir mesafeye gittim. Problemi size anlatamam yetkililerin ulaşmasını bekliyorum. Almadan kırmızı alanların belirlenmesi gerekiyor aksi halde birçok insan mağdur.

Scooter’ı kilitleyemediğim için 204 TL borç çıktı

Scooter kiraladım 10 dakika kullandım. Sonra kartta para olmadığını öğrendim ve scooter’ı kilitleyemedim, 204 TL borç çıktı. Ama bindiğim tutar 18 TL. Borcum en azından 20-25 TL olsa neyse ama kullanmadığım halde 204 TL cidden fazla. Lütfen yardımcı olun.

3 km bile gitmediğim yoldan 66.50 para aldınız

2.99 km sürüş yaptım 66.49 TL para çekti hesabımdan. Park edemedim bir türlü canlı destekten ulaşmaya çalışıyorum. Cevap veren yok. İnternette araştırıp zor zor park ettim tabi bu sürede zaman aktığı için bu fiyat oldu. Neymiş efendim bir haritada şikayetli bir alanda park etmeye çalışmışım o yüzden kullanıcı sorumluluğuymuş. Ben sürüş yaptığım yerde nereden bilebilirim orayı şikayet etmişler? 3 km bile gitmediğim yoldan 66.50 para aldınız.

Blokzincir tabanlı oyun The Red Village, Paribu Ventures’ın da katıldığı turda 6,5 milyon dolar yatırım aldı

Güçlü iş ortaklarıyla öne çıkan ve blokzincir üzerinde geliştirilen ilk “karanlık fantezi” oyunu olma özelliği taşıyan The Red Village, Paribu Ventures’tan yatırım aldı.

6,5 milyon dolarlık tohum yatırım turunu duyuran Avusturalya merkezli şirketin yatırım turuna Paribu Ventures’ın yanı sıra; Animoca Brands, GameFi Ventures, SL2 Capital, Polygon Studios, Spark Capital, Pylon Labs ve Vendetta Capital gibi yatırımcılar da dahil oldu. “Turnuvalar” ve “The Red Village: Darklands” oyun modu bulunan The Red Village, şu anda sadece turnuvalar modunu oyuncularla buluşturmuş durumda. Daha gelişmiş olan Darklands modu için Animoca Brands bünyesinde Blowfish Studios ile beraber çalışmalarını sürdürüyor.

Yakın geçmişte oyun içi obje ve karakterleri için OpenSea üzerinde NFT satışları gerçekleştiren ve koleksiyonları iki kere ‘sold out’ olan The Red Village, toplamda 1000 ETH’nin üzerinde bir değerle bu satışları tamamlamayı başardı. İkincil marketteki satış hacmi ise 3000 ETH’nin üzerine çıktı.

Aldığı yatırımı büyük oranda oyun geliştirmek için kullanacak olan The Red Village Kurucu Ortağı Brendan Robb, yatırım turuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “The Red Village gibi başarılı oyunların etkisiyle blokzincir, büyük kitlelerce benimsenecek. Bunun için en önemli katalizör; geleneksel oyuncuların yüksek kaliteli, oyun dinamikleri açısından başarılı ve sürükleyici oyunları oynamaya başlaması ve bu oyunların gerçek topluluklarıyla beraber hareket etmesidir. The Red Village olarak bunu başarmak istiyor; oyuncularımıza, günümüz blokzincir oyun dünyasında nadiren görülebilecek kadar başarılı ve keyifli bir deneyim sunacağımıza inanıyoruz.”

Yemeksepeti CEO’su Mert Baki, markanın değişen tasarımını, şirketin hedeflerini ve yeni projelerini anlattı

21 yıllık mazisi boyunca hayata geçirdiği pek çok projeyle sektörüne öncülük eden Yemeksepeti, marka kimliği, tasarım ve altyapı konularındaki tazelenme çalışmalarını basına duyurdu. Büyüme ve sürdürebilirliğin yanı sıra, teknoloji yatırımlarına verdiği ağırlığı artıran Yemeksepeti, iş ortaklarına ve kullanıcılara daha verimli, hızlı ve kolay kullanımlı bir yapı sunuyor.

2021’in Kasım ayında Yemeksepeti CEO’luk görevini devralan Mert Baki’nin ev sahipliğinde, 3 Haziran’da Galataport’ta gerçekleştirilen basın toplantısında Yemeksepeti’nin 3Y vizyonu, yenilenen marka kimliği, yeni teknolojik alt yapısı, dijital dönüşüm çalışmaları, yeni yatırımlar ile güncel strateji ve projeler gibi konularda medya mensuplarına bilgi verildi.

Yemeksepeti 3Y: Yemek, Yeni, Yarın

Yemeksepeti’nin sektöre öncülük eden projelerinin önümüzdeki dönemde Yemek’in Y’si, Yeni’nin Y’si ve Yarın’ın Y’si olarak açtıkları 3Y konsepti çerçevesinde şekilleneceğini açıklayan Yemeksepeti CEO’su Mert Baki, Yemeksepeti’nin kuruluşundan bu yana ilklerin ve yeniliğin peşini bırakmaması sayesinde genç bir şirket olarak kalmayı başardığını söyledi ve “İlklere, yeniliğe ve tazeliğe hep liderlik ettik ve bundan sonra da bu yaklaşımımızı sürdüreceğiz. Yemeksepeti olarak Türkiye’de girişimcilik anlayışına ve sonradan gelen girişimlere ilham kaynağı olduk. Ülkemizin cesur girişimcilik hayallerinin gerçeğe dönüşmesinde Yemeksepeti’nin önemli payı olduğuna inanıyorum.” sözleriyle Yemeksepeti’nin girişim ekosistemindeki ağırlığını ortaya koydu ve şunları ekledi:

“3Y çatı söylemimizin altında yer alan YEMEK, bizim en güçlü kasımız ve bunu daha iyi hale getirecek projelerimizi adım adım hayata geçiriyoruz. Yemek denince ilk akla gelen markayız; yemekte uzman, sofraya en yakınız. Daima YENİ kalmayı başardık, yenilendik, tazelendik, bu sayede genç kalmayı başarıyoruz. İlklerin ve yeninin olduğu yerde hep biz vardık, yine biz olmaya devam edeceğiz. YARIN için dönüşüyor, dönüştürüyor, yarına birlikte hazırlanıyoruz. Geleceğin yaşam tarzını şekillendirirken, iyi ve sağlıklı bir gelecek inşa etme konusunda üstlendiğimiz sorumluluğun gereklerini yapıyoruz. Daha iyi yarınlar için teknoloji ve çözümler geliştiriyor; sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik projelerimizi çoğaltarak zenginleştiriyoruz.”

“Aklındaysa kapında”

30 milyondan fazla kayıtlı kullanıcısıyla Yemeksepeti’nin, yeni dönemde “İçimizden Biri” yaklaşımıyla tanımlayacaklarını ve marka kişiliğini buna göre zenginleştirdiklerini ifade eden Mert Baki; Yemeksepeti’nin herhangi bir grup veya segmentle sınırlanmadan, 21 yıl boyunca kendini herkese kabul ettirmiş olmasının da katkılarıyla; markanın verdiği güven, cana yakınlık ve ulaşılabilirlik hislerinin, bu yaklaşımı geliştirmelerinde önemli payı olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi:

“Bir yemek teslimat platformunun çok daha ötesindeyiz. Mayıs başında kullanıma sunduğumuz yeni tasarımlarımız, çok daha hızlı ve rahat bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Kullanıcılarımızın yakın çevrelerinde bulunan yemek, market ve diğer dükkan ürünlerinden hızlı biçimde faydalanmaları, çalışmalarımızın odak konularından birini oluşturuyor. ‘Aklındaysa Kapında’ yaklaşımımızı destekleyecek biçimde, kısa süre önce hayata geçirdiğimiz logo ve tasarım değişikliği de bunun birer parçası. Yemeksepeti uygulamasının ‘yemek siparişinden çok daha fazlası’ olduğunu bundan sonra yoğun biçimde vurgulayacağız. Yemeksepeti olarak restoran çeşitliliği, hizmet hızı ve kalitesi ile müşteri hizmetleri ve teknoloji konusunda müşterilerimize daima en yakın mesafede olacağız.”

Yemeksepeti, iş ortaklarıyla birlikte pandemiden güçlenerek çıktı

Çoğu sektörde dijitalleşmeyi hızlandıran pandemi sürecinin Türkiye’de etkisini göstermeye başladığı 2020 Mart’ından bu yana Yemeksepeti, 50 bine yakın yeni restoranı dijitalleştirerek online paket servis sistemine dahil etti. Bu restoranların %82’sinin mahalle restoranları olması, Yemeksepeti’nin yerel ekonomiye verdiği katkının da önemli bir göstergesi oldu.

Bu konudaki açıklamalarında Yemeksepeti CEO’su Mert Baki, “Pandemi döneminde mekanda hizmet veremeyen binlerce restoran; sipariş almak için dijital altyapı yatırımı yapmak durumunda kalmadan, Yemeksepeti sistemine katılarak çok kısa sürede online sipariş hizmeti vermeye başladı. Restoranlar dijitalleşmeye geçiş aşamasında ciddi yatırım ve pazarlama uğraşından kurtularak, doğrudan Yemeksepeti altyapısından yararlandılar.” dedi.

“Yemeksepeti Mahalle ile yerel ekonomiye katkı sağlıyoruz”

57 ilde milyonlarca kullanıcıya 4 binin üzerinde ürün çeşidi ile hizmet veren Yemeksepeti Market ve 81 ilde 11 bin aktif satıcıyla faaliyet gösteren Yemeksepeti Mahalle hakkında da basın mensuplarını bilgilendiren Mert Baki,“E-ticaret alanındaki öncü misyonumuzla ve Yemeksepeti güvencesiyle, yerel esnafı gelişen ve büyüyen bu dünya ile buluşturmak üzere Yemeksepeti Mahalle’yi hayata geçirdik. Bu sayede esnafımıza büyüme, işlerini operasyonel ve finansal açıdan geliştirme ve adil rekabet etme fırsatı sunuyoruz.”

“Yemeksepeti Market’te de ürün çeşidini artırmaya dönük önemli hamlelerimiz oluyor. Taze sıcak ve pişmiş ürünler konusunda daha fazla seçenek sunacağız. Yemeksepeti Market depolarındaki fırınlarda her sabah taze simit, poğaça ve çeşitli fırın ürünlerini sıcak biçimde servis ediyoruz. Kahve markamız Everyday Roastery de sıcak ve soğuk kahve çeşitleriyle 30 ilde Yemeksepeti Market müşterilerine ulaşıyor” dedi.

“Dijital dönüşümü hep canlı tutuyoruz”

2001’de kurulduğundan bu yana kesintisiz biçimde inovasyona öncülük eden bir marka olarak Yemeksepeti, dijitalleşmeyi merkezine alarak tüm stratejik adımlarını planladı.

Yemeksepeti’nin Türkiye’de e-ticarete liderlik etmeyi sürdürmesinin, dijital dönüşüme de öncülük etmesinden geçtiğini söyleyen Mert Baki; son iki yılda dünya çapında yaşanan sürecin kullanıcı alışkanlıkları ile beklentileri üzerinde yarattığı değişimden bahsederek sözlerine şöyle devam etti:

“Artık çoğu kullanıcı, normalde dışarı çıkıp mahalledeki esnaftan alacakları ürünlerin de dakikalar içinde kapılarına kadar getirilip teslim edilmesini istiyor. İnovatif kimliğimizle biz de, hızlı teslimatı iş yapış biçimimizin bir parçası haline getirerek h-ticarete öncülük ediyoruz. Teknolojiyi daima en üst seviyede kullanmayı başardık ve bu alanda yatırımlarımızı da hız kesmeden sürdürüyoruz.

Teknoloji altyapısında Pandora geçişi

Kullanıcı ile iş ortaklarının beklenti ve ihtiyaçlarını daima ilk sıraya koyduklarının altını çizen Yemeksepeti CEO’su Mert Baki, “Mayıs ayının ilk günlerinde, teknolojik altyapımızı Delivery Hero’nun 20’den fazla ülkede kullanılan Pandora adlı altyapısına taşıyarak restoranlarımıza ve sipariş veren müşterilerimize çok daha hızlı ve kolay hizmet sunmaya başladık. Bu yatırımımızın yansımalarını üye restoranlarımız pek çok aşamada daha fazla verimlilik ve kolaylık olarak görmeye başladı.” dedi.

Türkiye’de Espor’un Ana Sponsoru Yemeksepeti

Sporun dijitalleşmesi ve Esporun gelişmesiyle de yakından ilgilendiklerini söyleyen Mert Baki, bu alandaki çalışmalarından da bahsetti ve Yemeksepeti’nin eSpor’a katkılarını şu sözlerle ifade etti:

“Ülkemizde eSporun gelişimini ve dünya çapında rekabet edebilmesini destekliyoruz. SuperMassive Blaze, Galatasaray Espor, 1907 Fenerbahçe Espor takımlarına resmi sponsor olarak verdiğimiz desteği, eMilli Takım Ana Sponsorluğu ile taçlandırdık. Önümüzdeki dönemde bu alandaki etkinliğimizi artırmayı planlıyoruz.”

Yemeksepeti’den teslimat robotu: YEBO

Otonom teslimat robotu YEBO’lar, Yemeksepeti’nin ilklerinden biri olarak kısa süre önce pilot uygulamasıyla teslimat yapmaya başladı. Teslimat süreçlerinin akıllı, hızlı, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde gerçekleşmesi için Delivers.ai iş birliğiyle geliştirilen YEBO’ların ilk olarak Kadıköy Caddebostan’da hizmete girmesi ve zamanla tüm Türkiye’ye yayılması planlanıyor.

Yemeksepeti’nin bu inovatif uygulamasına, geleceğin verimli ve çevreci teslimat yöntemi gözüyle bakılıyor. Özel malzemelerle tasarlanan haznesinde yemek sıcaklığını uygun seviyede tutan YEBO’lar, 15 cm’e kadar kaldırım tırmanabiliyor ve zorlu yol koşullarında dahi teslimat gerçekleştirebiliyor.

Türkiye’nin teknik bilgi birikimi Tech Hub’la dünyaya açılıyor

Yemeksepeti’nin bünyesinde bulunduğu Delivery Hero’nun doğrudan yatırımıyla kurulan Delivery Hero Türkiye Teknoloji Merkezi (Tech Hub) hakkında da bilgi veren Yemeksepeti CEO’su Mert Baki şunları söyledi: “Delivery Hero, küresel çapta teknoloji ve ürün geliştirme faaliyetlerini hayata geçirdiği teknoloji merkezlerinden en büyüğünü, bu yıl içinde tamamlanan çalışmalarla Türkiye’de kurdu.

Türk mühendis ve yazılımcılarının bilgi ve deneyimleri, Tech Hub çatısı altında geliştirilerek, Delivery Hero’nun Pandora altyapısını kullanan 20’yi aşkın ülkeye ihraç edilecek. Bununla birlikte, Türkiye’deki Tech Hub’da hayata geçirilecek küresel servislerle Türkiye’nin yazılım ihracatına önemli katkılar sağlanması hedefleniyor.

Delivery Hero’nun doğrudan yatırımıyla Türkiye’de kurulan Tech Hub ayrıca çalışma modeli konusunda da önemli bir deneyimi hayata geçiriyor. Tüm çalışanlarının uzaktan çalışma modeliyle katılım sağlayabildiği Tech Hub’ın yazılım alanında önemli bir örnek model oluşturması da hedefleniyor.

Nisan 2022 itibarıyla tüm BT ve ürün ekipleri, Delivery Hero Tech Hub’a transfer edildi ve Delivery Hero’nun Berlin ve Singapur’daki Tech Hub ekipleriyle birlikte çalışmaya başladı. Bu yeni merkezin, Türk yazılımcılar için uluslararası projelerde yer alma ve kariyerlerini geliştirme fırsatı sunması da bir başka avantaj olarak öne çıkıyor.

Sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk projeleri

Kuruluşundan beri sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik konularını politikalarının en üst noktasına koyan Yemeksepeti, bu anlamda pek çok önemli projeyi hayata geçirdi. “Yeşili Koruyalım” butonu sayesinde son 12 ayda toplam 926 ton daha az plastik tüketilmesi sağladıklarını ifade eden Yemeksepeti CEO’su Mert Baki; “Tüm ofis ve depo operasyonları ile saha ekiplerinin yakıtlarından kaynaklanan karbon emisyonlarına karşılık gelmesi için, Sürdürülebilirlik Akademisi ve Ege Orman Vakfı iş birliğiyle, İzmit Derince bölgesinde iki ormanı doğaya kazandırdık. Elektrikli motosikletle teslimatı yaygınlaştırmamız da karbon ayak izini azaltma konusunda önemli bir adım oldu.”

“Yemeksepeti’nin ‘Birbirimize Destek Zamanı’ sloganıyla hayata geçirdiği projeyle Kızılay, Unicef ve TEV’e kolay biçimde bağış yapmak mümkün hale geldi. Yoğun ilgi gören sosyal sorumluluk projelerimizden bir başkası ise ‘Birlikten Lezzet Doğar’ kampanyamız oldu. Yemeksepeti üzerinden kendileri için sipariş veren kullanıcılar, restoranların “Birlikten Lezzet Doğar” adı altındaki %50 indirimli menüleri de sepetlerine ekleyerek, aş evleri üzerinden ihtiyaç sahiplerine sıcak yemekleri sağlamış oldular.” dedi ve Yemeksepeti’nin fazla gıda israfını önlemeyi amaçlayan yeni projelerini de çok takında duyuracaklarını söyledi.