Ana Sayfa Blog Sayfa 4

QNB eSolutions ile yerli girişim egaranti, dijital garanti alanında iş birliği yaptı

Türkiye’de e-belge kullanımının hızla yaygınlaşmasına rağmen, garanti belgelerinde fiziksel süreçler birçok sektörde varlığını sürdürüyor. Satış sonrası operasyonlarda zaman ve maliyet yükü oluşturan bu sürecin dijitalleşmesi amacıyla QNB eSolutions ve yerli girişim egaranti stratejik bir iş birliği gerçekleştirdi.

Hayata geçirilen yeni uygulama ile birlikte, satış anında oluşturulan e-Fatura ve e-Arşiv Faturalar ile bağlantılı dijital garanti belgeleri otomatik olarak hazırlanarak tüketicilere SMS ve e-posta aracılığıyla iletiliyor. Böylece garanti süreçleri uçtan uca dijital ortama taşınırken, işletmeler için operasyonel verimlilik sağlanıyor, kullanıcı deneyimi ise daha erişilebilir hale geliyor. Bu sayede süreçler hızlanırken, tüketiciler garanti belgelerine egaranti platformu üzerinden diledikleri an ulaşabiliyor. Bu kapsamda oluşturulan “Elektronik garanti belgeleri”, 31295 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Garanti Belgesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile yasal altyapıya sahip.

Türkiye’de Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre 2025 yılında 12,7 milyar e-belge düzenlenirken, garanti belgelerinde dijital dönüşüm potansiyeli dikkat çekiyor. Fiziksel belge kullanımının sürdüğü satış sonrası süreçlerde verimlilik ve sürdürülebilirlik odağı giderek önem kazanırken, QNB eSolutions ve egaranti bu alandaki dönüşümü hızlandıracak stratejik bir iş birliğine imza attı.

Geniş sektörel yelpaze ve kesintisiz entegrasyon

Başta beyaz eşya, tüketici elektroniği ve mobilya olmak üzere; küçük ev aletlerinden otomotiv yan sanayiine kadar geniş bir alana hitap eden çözüm, garanti yönetimini ölçeklenebilir bir yapıya kavuşturuyor. QNB eSolutions Portal veya ERP entegrasyonları üzerinden doğrudan işleyen altyapı, kurumların mevcut iş yapış biçimlerini değiştirmeden hızla devreye alınabiliyor.

Katma Değerli Yeni İş Modeli

İş birliği kapsamında satış sonrası hizmetler, yalnızca bir yükümlülük olmaktan çıkıp müşteri deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Üretici, satıcı ve bayilerin ek garanti veya sigorta gibi katma değerli ürünler sunmasına da imkan tanıyan bu model, dijitalleşmeyi işletmeler için verimli bir kazanç kapısına dönüştürüyor.

QNB eSolutions Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı İlke Altın verdiği demeçte; “QNB eSolutions olarak e-Dönüşüm sektöründe uzun yıllardır güvenilir ve mevzuata tam uyumlu dijital çözümler sunuyoruz. egaranti ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, satış sonrası süreçlerin dijitalleşmesine stratejik bir katkı sağlıyor. Garanti belgesinin e-Fatura ve e-Arşiv Fatura süreçleriyle entegre şekilde otomatik oluşturulması, operasyonel süreçlere hız kazandırırken tüketici deneyimini de önemli ölçüde güçlendiriyor. Üstelik QNB eSolutions kullanan firmalar, mevcut altyapılarında herhangi bir değişikliğe gerek duyulmadan bu teknolojiye hızla adapte olabiliyor.”

egaranti Kurucu Ortağı ve Pazarlama Direktörü Sinan Peksoy ise demecinde; “QNB eSolutions ile hayata geçirdiğimiz entegrasyon sayesinde, ürün satışıyla birlikte garanti belgesi de dijital olarak oluşturuluyor. Bu model firmalar açısından süreçleri sadeleştirirken tüketicilere daha erişilebilir ve kesintisiz bir deneyim sunuyor.”

İGA İstanbul Havalimanı, enerji ihtiyacının tamamını güneşten karşılıyor

Kuruluşundan bu yana sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte örnek uygulamalara imza atan İGA İstanbul Havalimanı, 240 megavat (MW) toplam kurulu güce sahip Eskişehir Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımıyla ‘Tüm Elektrik İhtiyacını Güneş Enerjisinden Karşılayan Dünyanın İlk Mega Havalimanı’ oldu.

Yaklaşık 3 milyon metrekarelik alanda 220 milyon euro yatırımla faaliyete geçen proje sayesinde İGA İstanbul Havalimanı, operasyonlarında kullandığı elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak hem dünya havacılık sektöründe önemli bir ilke imza attı hem de 2050 Net Sıfır Emisyon hedefleri doğrultusunda kritik bir eşiği geride bıraktı.

Küresel havacılık sektörünün en büyük yenilenebilir enerji yatırımlarından Eskişehir GES’in resmî açılışı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın katılımıyla Ankara’da düzenlenen “2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni” kapsamında yapıldı.

2026 yılı itibarıyla operasyonlarını tamamen yeşil enerjiyle sürdüren ve 2050 Net Sıfır Emisyon yol haritasının yüzde 30-40 önünde ilerleyerek küresel sürdürülebilirlik standartlarını yeniden tanımlayan İGA İstanbul Havalimanı, Eskişehir GES yatırımı ile enerji dönüşümü ve karbonsuzlaşma yolculuğunun en stratejik adımlarından birini hayata geçirmiş oldu.

Bu başarının, rakamların ötesinde anlam taşıdığını ifade eden Bilgen, GES yatırımıyla her yıl 212 bin 800 ton karbondioksit emisyonunu önlediklerini bildirdi. Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını 2019 baz yılına kıyasla yüzde 27,8 oranında azalttıklarını ve 2050 Net Sıfır Emisyon hedeflerine giden yol haritalarının yüzde 30-40 ilerisinde olduklarını ifade eden Bilgen, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Avrupa havalimanlarının öngördüğü dönüşüm hızının çok üzerindeyiz. Bu, bizim için bir gurur kaynağı ve daha büyük adımlar atmak için güçlü bir motivasyon. Eskişehir GES, sadece İGA için değil, enerji yoğun çalışan tüm sektörler için bir referans noktası hâline geldi. Havalimanı ölçeğinde bu dönüşümü gerçekleştiren ilk kurum olarak şuna inanıyoruz; büyümek ile gezegenimizi korumak arasında seçim yapmak zorunda değiliz. Doğru vizyon, doğru teknoloji ve kararlı bir iradeyle ikisi birlikte mümkün. Daha temiz bir gelecek ulaşılmaz bir ideal değil, bugün hayata geçirdiğimiz bir gerçektir.”

Büyüme ve sürdürülebilirliği aynı hedefte buluşturuyor

Büyümesini; çevresel etkilerini azaltan ve doğal kaynakların korunmasına katkı sağlayan yatırımlarla destekleyen İGA İstanbul Havalimanı, ‘Dünyayı koruma’ stratejisi kapsamında, Eskişehir GES yatırımı ile her yıl yaklaşık 212 bin 800 ton karbondioksit emisyonunun önüne geçmeyi hedefliyor. Engellenen bu emisyon miktarı, santralin 25 yıllık ekonomik ömrü boyunca yaklaşık 517 milyon kızılçam ağacının karbon tutma kapasitesine eş değer bir çevresel fayda sağlayacak.

Temiz enerjisini tesis sınırları dışından sağlıyor

İGA İstanbul Havalimanı, 2050 Net Sıfır Emisyon taahhüdü doğrultusunda ilerlerken, daha önce yüzde 50 olarak belirlediği 2030 yenilenebilir enerji hedefini de yüzde 90’a yükseltti.

Terminal binasının özgün mimari yapısını ve estetik bütünlüğünü korumak amacıyla güneş panellerini terminal çatısı yerine Eskişehir’deki santral sahasında konumlandıran İGA İstanbul Havalimanı, Türkiye’nin uzaktan yenilenebilir enerji kullanımına izin veren ileri düzey enerji mevzuatı sayesinde tesis sınırları dışında yer alan bir santralden sağlanan yüzde 100 temiz enerjiyle faaliyetlerini sürdüren dünyadaki ilk mega havalimanı unvanı kazandı.

“Her yıl 212 bin 800 ton karbondioksit emisyonunu önlüyoruz”

İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen, konuya ilişkin verdiği demeçte; “2025 yılında devreye aldığımız Eskişehir Güneş Enerji Santralimiz, sürdürülebilirliği merkeze alan anlayışımızın en güçlü yansıması. GES ile sadece 5 ay içinde, yıllık toplam elektrik tüketimimizin yüzde 54’üne karşılık gelen enerjiyi ürettik. 2026’da ise sorumluluk alanlarımızdaki elektrik tüketimimizin tamamını güneşten karşılar hâle geldik. Bu, dünyanın en büyük havalimanlarından birinin tüm elektrik ihtiyacını yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle karşıladığı anlamına geliyor. Bu, havacılık tarihinde bir ilk.”

Mobil oyun stüdyosu Spektra Games, APY Ventures liderliğinde yatırım aldı

Türkiye’nin racing dikeyindeki en güçlü mobil oyun stüdyolarından Spektra Games, APY Ventures yönetimindeki Yeni Nesil Teknoloji GSYF ve İvedik GSYF’den yatırım alarak yeni bir yatırım turunu daha tamamladı. Tura tek yatırımcı olarak APY Ventures liderlik etti.

Spektra Games’in mevcut yatırımcı tabanında ise Ludus Ventures ve The Games Fund bulunuyor. Spektra Games, aldığı yatırımı ana ürünü Highway Racer Pro etrafında derinleşmek, ürün-üretim altyapısını güçlendirmek ve uluslararası ölçekte kullanıcı edinim faaliyetlerini hızlandırmak için kullanmayı planlıyor.

Racing dikeyini yeniden kurgulayan model

Kadir Danışman, Yusuf Demir ve Doğukan Şen tarafından 2020 yılında kurulan Spektra Games, mobile racing dikeyinde yüksek kaliteli ve global ölçekte rekabetçi yarış oyunları geliştiriyor. Şirket, bugüne kadar yayımladığı oyunlarla dünya genelinde 100 milyondan fazla indirme sayısına ulaştı. Spektra Games’in son oyunu Highway Racer Pro ise çıkışından bu yana ABD App Store’da racing kategorisinin en çok indirilen oyunu haline gelerek stüdyonun kategori içindeki uzmanlığını ve ölçeklenebilir büyüme modelini ortaya koydu.

Spektra Games’in yaklaşımı, racing kategorisini tek bir oyun türü olarak değil, farklı oyuncu motivasyonlarına ve alt dikeylere ayrılan büyük bir pazar olarak ele alıyor. Şirket, Highway Racer Pro ile traffic racing alanında yüksek prodüksiyon kalitesi, güçlü progression yapısı, aktif community yönetimi, viral sosyal medya etkisi, paid UA ve live-ops yetkinliklerini bir araya getirerek kategoride güçlü bir liderlik pozisyonu oluşturdu. Spektra Games, aynı modeli racing kategorisinin farklı alt dikeylerinde de uygulayarak global ölçekte kalıcı bir portföy inşa etmeyi hedefliyor.

Danışman: “Kurguladığımız modeli, kategorinin global referans noktasına taşımayı istiyoruz”

Spektra Games Kurucu Ortağı & CEO’su Kadir Danışman ise yatırım turuyla ilgili demecinde: “Spektra Games, kurulduğu günden bu yana geliştirdiği her oyunda gerçek bir fark yaratmaya ve bir önceki başarısının üzerine koymaya odaklandı. Highway Racer Pro, racing dikeyinde yıllardır biriktirdiğimiz ürün know-how’ı, prodüksiyon kalitesi, community gücü ve marketing kasının birleştiği en net örnek oldu. Yakın zamanda duyurduğumuz 10 milyon dolarlık UA Funding ve APY Ventures’ın yatırımı ile birlikte, Highway Racer Pro’nın liderliğini güçlendirmeyi ve Spektra Games’i mobilde racing kategorisinin global referans stüdyosu haline getirmeyi hedefliyoruz.”

Chobani, ABD’deki kahve operasyonları için 567 milyon dolar yatırım yaptı

Chobani, 2023 yılının sonunda bünyesine kattığı ve ABD genelinde tüketime hazır premium kahve pazarının lider isimlerinden biri olan La Colombe markasının büyüme yolculuğunda tarihi bir adım attı. Şirket, Michigan eyaletine bağlı Norton Shores’ta bulunan stratejik kahve üretim tesisini küresel ölçekte bir inovasyon ve üretim merkezine dönüştürmek amacıyla açıklanan 567 milyon dolarlık yatırımın temel atma törenini gerçekleştirdi.

Resmi temel atma töreninde konuşan Chobani Kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya, bölge insanının çalışkan ruhuna ve yerel üreticilerin yüksek kalitedeki ham maddelerine olan güvenini vurgulayarak, büyümenin sadece rakamlardan ibaret olmadığını ve toplulukla birlikte kalıcı değerler inşa etmeyi hedeflediklerini belirtti. Yatırımın hayata geçmesiyle birlikte mevcut tesise yaklaşık 19.000 metrekarelik yeni üretim alanı eklenecek ve 337 yeni istihdam yaratılacak. Böylece tesis hem üretim kapasitesi hem de istihdam açısından bölgenin en önemli büyüme projelerinden biri haline gelecek.

Üç aşamalı olarak planlanan bu genişleme hamlesi, sadece kahve sektöründe değil, aynı zamanda bölgenin tarım ekonomisinde de çok büyük bir çarpan etkisi yaratmaya hazırlanıyor. Tesisin üretim kapasitesinin artmasıyla birlikte Chobani’nin yerel çiftçilerden gerçekleştirdiği yıllık çiğ süt alımı yaklaşık 13,2 milyon litre seviyesinden birkaç yıl içinde 271 milyon litre seviyesine tırmanacak. Bu durum, bölgedeki süt üreticileri ve tarım paydaşları için uzun vadeli ve sürdürülebilir bir ekonomik güvence anlamına geliyor.

La Colombe markasının özellikle kutu latte ve soğuk demleme segmentindeki pazar liderliğini pekiştirecek bu yatırım, üretim tesisini 7 gün 24 saat esasıyla çalışan devasa bir lojistik ve AR-GE üssü haline getirecek. Chobani’nin küresel tedarik zinciri ve dağıtım gücüyle birleşen La Colombe, bu yeni kapasite sayesinde Amerika genelindeki ulusal dağıtım ağını maksimum seviyeye çıkarırken, geleceğe yönelik uluslararası büyüme stratejilerinin de temelini sağlamlaştırıyor. Gıda ve içecek sektöründe geniş kitlelerin ulaşabileceği fiyat seviyesinde sunulan premium ürün grubu kategorisinin en agresif büyüme hamlelerinden biri olarak kabul edilen proje, Chobani’nin sadece yoğurt pazarında değil, milyarlarca dolarlık hazır kahve ve içecek sektöründe de küresel standartları belirleme vizyonunu ortaya koyuyor.

Google, Türkiye’ye 2 milyon dolarlık yapay zeka desteğini duyurdu

Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) tarafından düzenlenen AI Tomorrow Summit’te Google, Türkiye’yi kamu yönetimi ve hizmetleri inovasyonunda bölgesel bir lider haline getirmek üzere tasarlanan kapsamlı stratejik girişimini duyurdu.

Bu taahhüt, 2 milyon dolarlık yeni Google.org desteğini ve bilinçli yapay zeka kullanımı yoluyla önemli ekonomik ve sosyal değer yaratmayı hedefleyen Kamu için Yapay Zeka politika yol haritasını içeriyor.

Google Türkiye Kamu İlişkileri ve Politikaları Direktörü Tolga Sobacı verdiği demeçte;

“Dünya genelinde vizyoner hükümetler, kamu hizmetlerinde devrim yaratmak ve yeni nesil ekonomik değerlerin önünü açmak için yapay zekayı ölçeklendiriyor. Güçlü dijital altyapısı ve dinamik yetenek havuzuyla Türkiye, bu küresel dalgaya liderlik etmek için benzersiz bir konuma sahip. Küresel bir hiper ölçekleyiciden gelecek olan ve geçtiğimiz yıl duyurulan yerel Google Cloud bölgemiz, bu dijital geleceğin temel yapı taşını oluşturacak.”

Türkiye için “Üçlü yapay zeka getirisi”

PwC tarafından hazırlanan yeni “Kamu için Yapay Zeka” raporunda, gelişmekte olan pazarlar için sunulan büyük fırsatlar verilerle ortaya konarken, Türkiye’ye özel bulgular da bugün ilk kez paylaşıldı. Rapor, kamu sektörünün yapay zekayı öncü bir şekilde benimsenmesinin 2035 yılına kadar ülke ekonomisi için “üçlü bir getiri” sağlayabileceğini öngörüyor:

  • Mali Güç: Bütçe açığında %12’ye varan oranda potansiyel bir daralma.
  • Kamu Hizmeti Verimliliği: Kamu yönetiminde üretkenliğin %3’e varan oranda artması.
  • Ekonomik Refah: GSYİH’de %3’e varan oranda potansiyel artış ve hanehalkı gelirinde %2’ye varan oranda artış .

Kamu güvenliği ve sağlık hizmetlerinin desteklenmesi

Politika vizyonumuzu somut eylemlere dönüştürmek amacıyla, toplumsal faydaya odaklanan iki yüksek öncelikli projeye finansal ve teknik destek sağlayan 2 milyon dolarlık bir Google.org taahhüdüyle bu potansiyeli daha da güçlendiriyoruz:

  • Deprem İzleme: Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’ne (KRDAE) sağlanan Google Cloud kredilerini de içeren fon, enstitünün ulusal sismik ağını modüler bir yapay zeka algoritmasıyla otomatikleştirecek. Bu sayede deprem izleme ve erken uyarı sistemlerinin hızı ve hassasiyeti önemli ölçüde artırılacak.
  • Sağlıkta Erken Teşhis: Yapay Zeka Ekosistemi Derneği’nin “Türk-Ses” projesine Google Cloud kredilerini de içeren bir destek veriliyor. Bu açık kaynaklı yapay zeka platformu, ses kayıtlarını analiz ederek Alzheimer gibi nörobilişsel bozuklukların erken teşhisini mümkün kılmayı ve erken tıbbi müdahaleyi kolaylaştırmayı hedefliyor.

Desteklenen bu son fonla birlikte, Google.org’un 2016 yılından bu yana Türkiye’deki kar amacı gütmeyen kuruluşlara sağladığı toplam destek; 7 milyon dolardan fazlası nakdi, 61 milyon dolardan fazlası ayni yardım olmak üzere toplam 69 milyon ABD dolarına ulaştı.

Gelecek için stratejik bir yol haritası

“Türkiye için Yapay Zeka” yol haritası üç temel alana odaklanıyor: Kamuda bilinçli yapay zeka entegrasyonu, inovasyonu destekleyen politikalar ve geniş ölçekli yetkinlik kazandırma. Bu yolda öncülük etmek için bulut odaklı, yapay zekayı önceliklendiren politikalar, modern veri sistemleri ve destekleyici yasal düzenlemeler anahtar rol oynuyor.

Google, yapay zekanın sorumlu bir şekilde yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla halihazırda kamu görevlileri ve kamu sektörü liderlerine yönelik uzmanlık eğitimleri konusunda da işbirliği yapıyor. Bu stratejinin bir sonraki aşaması; eğitim, lojistik ve siber güvenlik alanlarında yapay zeka ve bulut çözümlerini ölçeklendirerek dijital güveni inşa etmeyi ve ihracat rekabetçiliğini artırmayı kapsıyor.

Martı, ilk çeyrekte gelirini yüzde 156 artırarak 15.4 milyon dolara çıkardı

New York Borsası’na (NYSE) kote Türkiye’nin teknoloji şirketi Martı, 2026 ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıklamasının ardından analist güncellemelerini almaya başladı. Şirketi takip eden beş analistten üçü raporlarını revize ederken, yapılan tüm güncellemelerin yukarı yönlü gerçekleştiği söyleniyor.

Martı Kurucusu Oğuz Alper Öktem, ilk çeyrekte gelirlerini yüzde 156 artırarak 15,4 milyon dolara çıkardıklarını belirtti.

Öktem; “Ölçeklenebilir iş modelimiz ve verimlilik odaklı yaklaşımımız sayesinde büyümemizi sürdürürken, kullanıcılarımız ve hissedarlarımız için uzun vadeli değer yaratmaya devam edeceğiz.”

Her çeyrek rapor

Martı aynı zamanda raporlama sıklığını artırdığını açıkladı. Şirket bundan böyle finansal sonuçlarını altı aylık dönemler yerine her çeyrek sonunda kamuoyuyla paylaşacak.

Litchfield Hills Research 6 dolarlık hedef fiyatını korudu

6 dolarlık hedef fiyat ve “Al” tavsiyesi korundu. Raporda Martı hisselerinin benzer büyüme profiline sahip teknoloji şirketlerine kıyasla %90’ın üzerinde, benzer şirketlere göre ise yaklaşık %36 iskontolu işlem gördüğü vurgulandı.

Benchmark güçlü marj ve büyüme potansiyeline dikkat çekerek 5 dolarlık hedef fiyat belirtti

5 dolarlık hedef fiyat ve “Al” tavsiyesi korundu. Raporda Martı’nın Türkiye’deki ölçeklenmiş tek mobilite platformu olduğu belirtilirken, yüzde 70–80 sürdürülebilir brüt kâr marjı potansiyeline dikkat çekildi. Şirketin marj yapısının küresel benzerlerine göre Türkiye’deki yapısal nedenlerin etkisiyle daha güçlü olduğu belirtildi.

Cantor Fitzgerald hedef fiyatını yukarı revize etti

Hedef fiyat 2,15 dolardan 2,40 dolara yükseltildi. 2027 düzeltilmiş FAVÖK beklentisi 5 milyon dolar artırılarak 21,5 milyon dolara çıkarılırken, 2027 gelir tahmini de 123,6 milyon dolardan 124,4 milyon dolara yükseltildi.

Güncellenen raporlar, Martı’nın gelir büyümesini sürdürmesi olarak yorumlanıyor. Platform ekonomisinin marjları hızla iyileştirdiğine ve şirket’in pozitif düzeltilmiş FAVÖK hedefine yaklaştığına işaret etmiş. Analistlerin ilk kez 2027 projeksiyonlarını paylaşmaya başlaması ise şirketin uzun vadeli kârlılık görünümünün giderek netleştiğini ortaya koymuş.

İş Bankası’ndan işletmeler için ödeme çözümlerini bir araya getiren uygulama: İşPOS

Türkiye İş Bankası, işletmelerin dijitalleşme yolculuğuna katkı sağlamak ve ticari hayatı daha kolay ve erişilebilir hale getirmek hedefiyle mevcut Maximum İşyerim uygulamasını İşPOS’a dönüştürdü.

İşPOS; kullanıcı dostu yapısıyla işletmelere POS’um Cepte, Linkle Tahsilat ve TR Karekod ile Ödeme Alma gibi farklı ödeme seçenekleri sunma esnekliği kazandırarak dijital ve hızlı ödeme alma deneyimi sunuyor. Mobil ödeme alma çözümlerinin yanı sıra uygulama üzerinden geçen işlemleri yönetme imkânı da veren İşPOS, ödeme süreçlerini kolaylaştırırken işletmelerin operasyonel yükünü azaltıyor. İşPOS’ta tüm işlemler anlık olarak görüntülenirken, POS yönetimi tek uygulamadan zahmetsizce gerçekleştirilebiliyor.

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sn. Sezgin Lüle, bankacılığı yalnızca finansal bir hizmet olarak değil, müşterilerin günlük yaşamını ve ticari faaliyetlerini kolaylaştıran bütüncül bir deneyim olarak ele aldıklarını belirterek şöyle konuştu:

“Teknolojiye yaptığımız yatırımlar ve yenilikçi bakış açımızla, müşterilerimizin beklentilerine hızlı, pratik ve güvenilir çözümler sunmayı önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla, işletmelerin dijitalleşme yolculuğunu sadeleştiren ve finansal işlemleri daha hızlı ve pratik yapabilmelerine olanak tanıyan bir uygulama olarak Maximum İşyerim uygulamasını bir adım öteye taşıyarak İşPOS’u hayata geçirdik. Önümüzdeki dönemde de dijital dönüşümü destekleyen, müşteri deneyimini sürekli iyileştiren uygulamalar geliştirmeye ve ticari hayatı kolaylaştıran çözümler üretmeye devam edeceğiz.”

Humanis’ten pulmoner hipertansiyon için dijital vaka platformu: PAHCase

İlaç ve sağlık sektörünün önde gelen oyuncularından Humanis, pulmoner vasküler hastalıklar alanında çalışan hekimler için geliştirilen PAHCase dijital platformunu 8. Pulmoner Vasküler Hastalıklar Toplantısı’nda tanıttı.

Platform, gerçek klinik pratiğe yakın vaka örnekleri üzerinden bilgi paylaşımını destekleyerek hekimlerin bilimsel içeriğe daha hızlı ve sürdürülebilir şekilde erişmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Vaka bazlı değerlendirme süreçlerini güçlendiren platform, pulmoner hipertansiyon alanında multidisipliner iletişimi de destekliyor.

Klinik pratiğe yön veren dijital platform

Hekimler PAHCase platformunda gerçek klinik pratiği yansıtan vaka simülasyonlarına erişebilecek, tanı ve tedavi süreçlerine yönelik interaktif içerikleri inceleyebilecek. Bunun yanı sıra alanında uzman hekimlerin değerlendirmelerinden yararlanabilecek, dilerlerse kendi vakalarını kapalı konsey grubuna taşıyarak uzman görüşü alabilecek. PAHCase platformunda, Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon, Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon, ayırıcı tanı süreçleri, multidisipliner hasta yönetimi, güncel yaklaşımlar ve vaka tartışmaları odağında bilimsel içerik paylaşımı yapılması hedefleniyor.

“PAHCase ile hekimlerimize interaktif bir uzman ağı sunuyoruz”

Humanis PAHCase’in hekim iletişimi ve bilimsel etkileşim açısından yeni bir yaklaşım sunduğunu söyleyen Humanis Ticari Operasyonlar Genel Müdürü Dr. Yalçın Yaşin; “Pulmoner vasküler hastalıklar, tanı ve tedavi süreçlerinde multidisipliner değerlendirme ihtiyacının öne çıktığı alanlardan biri. Humanis PAHCase ile hekimlerimize bilimsel paylaşımı, deneyim aktarımını ve ortak değerlendirme kültürünü destekleyen interaktif bir uzman ağı sunuyoruz. Saha uygulamaları ve hekim iletişimi alanında benzeri bulunmayan bu projeyi bilimsel etkileşimi artıran, vaka bazlı değerlendirmeyi destekleyen ve sürdürülebilir bilgi paylaşımına katkı sağlayan yenilikçi bir adım olarak görüyoruz. Humanis PAHCase’in pulmoner hipertansiyon alanında dijitalleşme ve bilimsel iletişim açısından yenilikçi bir yaklaşım sunacağına inanıyoruz.”

17 ve 18 yaşlarındaki Rüzgar ile Ege tarafından kurulan Atlantic, 5 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

17 ve 18 yaşlarındaki Rüzgar İmren ve Ege Mustafa Çelik tarafından kurulan yapay zeka şirketi Atlantic, Galata Business Angels (GBA)’dan 5 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.

Şirketlerin Slack, Jira, Google Workspace gibi onlarca araç arasında kaybolan saatlerini geri kazandıran yapay zeka ajan platformu Atlantic’in yatırımcıları arasına; Arif Akdağ, Kaan Boyner, Bülent Çelebi, Uğur Şeker, Ahu Büyükkuşoğlu Serter, Görkem Güven, Ata Uzunhasan ve diğer birçok isim katıldı.

2026’nın Mart ayında ABD’de kurulan şirket, alınan bu yatırımla birlikte müşteri kitlesini genişletmeyi ve satış ekibini büyütmeyi hedefliyor.

Türkiye’den kurulan küresel bir yapay zeka şirketi

Bugün şirketlerin yapay zeka otomasyonuna geçişindeki en temel engel modellerin yetersizliği değil; e-postalara, kapalı dosyalara ve kurum içi veri tabanlarına dağılmış olan “şirket hafızasının” bir araya getirilememesidir. Atlantic, farklı kanallara dağılmış bu verileri toplayarak şirketin nasıl işlediğini uçtan uca öğrenip, bir “şirket beyni” olarak çalışıyor. Ancak platform yalnızca pasif bir bilgi merkezi olmakla kalmıyor; oluşturduğu bu kurumsal hafızayı doğrudan yapay zeka otomasyonuyla birleştiriyor. Şirketin organizasyon yapısını ve yetki zincirini birebir yansıtan yapay zeka ajanları; “şirket beyni”nden aldığı bağlamla toplantıları analiz edip ilgili kişilere atıyor, geciken görevleri proaktif olarak raporluyor ve departmanlar arası karmaşık süreçleri tek merkezden koordine ediyor. Böylece şirketlerin verileri, Atlantic ekosisteminde önce kurumsal bir hafızaya, ardından da kusursuz iş akışı otomasyonlarına evriliyor.

Atlantic, gücünü kendi Atlas yapay zeka model ailesinden ve entegrasyonlardan (Slack, Jira, Google Workspace vb.) alıyor ve ürün şirketlerin mevcut altyapısını değiştirmeden anında devreye alınıyor. Kurumsal veri güvenliğini merkeze alan Atlantic, verilerin şirket dışına çıkmasını tamamen engelliyor. Müşteriler, Atlantic’te kullandıkları yapay zeka modellerini hem kendileri konfigüre edebiliyor, hem de Atlantic’in Atlas model ailesini tercih edebiliyor. Böylelikle uçtan uca veri güvenliği sağlanıyor. Bununla birlikte yapay zeka model eğitiminde hiçbir müşteri verisi kullanılmıyor. Ek olarak SOC 2 uyumluluğu ve KVKK veri rezidansı gerekliliklerini eksiksiz karşılaması üstün bir mimari sunuyor.

Atlantic’in en dikkat çekici yönlerinden biri, kurucu kadrosunun genç yaşı. Şirketin kurucu ortağı ve CTO’su 17 yaşındaki Rüzgar İmren, bu yaşına rağmen yaklaşık dört yıldır farklı startup’larda yazılım mühendisi olarak görev yaptı. Bu deneyim boyunca bizzat yaşadığı ekipler arası koordinasyon kaosunu çözmek için Atlantic’i kurmaya karar verdi. Diğer yandan şirketin kurucu ortağı ve CEO’su 18 yaşındaki Ege Mustafa Çelik ise daha önce bir EdTech şirketinde CMO olarak çalıştı; öncesinde ise kendi dijital pazarlama ajansını yöneterek performans pazarlama, potansiyel müşteri bulma ve müşteriye dönüştürme alanlarında deneyim kazandı. Şimdi ise bu deneyimi Atlantic’e taşıyarak her şirketin koordinasyon yükünden kurtulmasını ve her ekibin zamanını asıl işine harcamasını mümkün kılıyor. İkili, henüz lise yaşında bir teknoloji şirketi kurarak Türkiye girişimcilik ekosisteminin en genç ve iddialı temsilcileri arasında yer alıyor. Atlantic’i ABD’de Delaware merkezli bir şirket olarak kuran Rüzgar ve Ege, hem küresel pazarda rekabet edebilecek bir yapı kurmayı hem de Türk kurumlarına özel KVKK uyumlu çözümler sunmayı stratejik bir öncelik olarak benimsiyor.

GBA’dan stratejik yatırım

Türkiye’nin önde gelen melek ağı olan GBA, bugüne kadar Insider One gibi onlarca büyük teknoloji girişimine yatırım yaparak Türk girişimcilik ekosisteminin gelişimine önemli katkılarda bulundu. Atlantic’e gerçekleştirdiği bu yatırım, GBA’nın yapay zeka alanına olan güveninin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Atlantic’in kurumsal güvenlik gereksinimlerini karşılayan mimarisi, mevcut araçlarla sadece birkaç gün içinde sağladığı entegrasyon kabiliyeti ve KVKK uyumlu altyapısı bu yatırımın arkasındaki temel etkenler arasında gösteriliyor. 5 milyon dolar değerleme üzerinden gerçekleşen yatırım, Atlantic’in kuruluşundan sonraki ilk kurumsal sermaye girişini temsil ediyor. Şirket, alınan bu yatırımla birlikte ürün geliştirme, model eğitimi ve müşteri kazanımı alanlarında yakaladığı ivmeyi hızlandırmayı planlıyor.

Alantic’in kurucu ortağı ve CEO’su Rüzgar İmren; “Genç bir girişimci olmak fırsatları görmenin ötesinde aksiyon alıp doğru zamanda doğru yerde olabilmekle alakalı. Bu konuda ilk günden beri bize destek olan Atakan Özkaya ve ilk melek yatırımcımız Umut Baran Zorlu’ya teşekkür etmek istiyorum. Genç bir girişimcinin bir teknoloji startup’ı kurarak Silikon Vadisi’ne gitmesinin en hızlı yolu geçmiş tecrübeleri olan girişimci dostlarının tecrübelerinden faydalanmaktır.”

CVC Bosphorus Summit, yatırım ekosistemini İstanbul’da buluşturdu

Kurumsal girişim sermayesinin geleceği, bölgesel yatırım fırsatları, jeopolitik dönüşümün sermaye piyasalarına etkisi ve girişim ekosisteminin yeni büyüme dinamiklerinin ele alındığı zirve; Türkiye’den ve dünyadan kurumsal yatırımcıları, VC fonlarını, aile ofislerini, kalkınma finans kuruluşlarını ve ekosistem liderlerini İstanbul’da buluşturdu.

CVC Bosphorus Summit’26, bu yıl gördüğü yoğun ilgiyle yeni bir rekora imza attı. 485 şirketten 700’ü aşkın katılımcı başvurusu alan konferans, bölgesel yatırım ekosisteminin en önemli buluşma noktalarından biri olarak konumunu güçlendirdi.

“Türkiye bölgesel yatırım merkezi olma yolunda ilerliyor”

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, üniversitelerin girişimcilik ve inovasyon ekosistemindeki rolüne dikkat çekerken Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Rektör Danışmanı ve Finberg Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Elgin ise açılış konuşmasında girişim sermayesi ekosistemindeki dönüşümün yeni bir dönemi işaret ettiğini belirtti.

Elgin konuşmasında şunları söyledi: “Dünya ekonomik ve jeopolitik açıdan oldukça çalkantılı bir dönemden geçiyor. Ancak Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada aynı zamanda çok önemli fırsatlar da oluşuyor. Özellikle Körfez bölgesi, Orta Avrupa, Doğu Avrupa ve Orta Asya hattında sermaye hareketliliğinin yeniden şekillendiğini görüyoruz. Bugün uluslararası yatırımcıların ve fonların bu bölgeye ilgisi artıyor.

Türkiye yalnızca büyük bir iç pazar olduğu için değil; girişimcilik kapasitesi, yetenek havuzu, teknoloji üretim kabiliyeti ve bölgesel bağlantıları sayesinde doğal bir yatırım merkezi olarak konumlanıyor. Önümüzdeki dönemde sermaye akışını doğru değerlendirmeli, bölgesel iş birliklerini artırmalı ve Türkiye’yi girişim sermayesi açısından bölgenin lider platformlarından biri haline getirmeliyiz. Bu konuda yatırımcılarımıza büyük rol düşüyor.”

Ayrıca bu yıl girişim sermayesi dünyasının önemli kaynaklarından biri olan “Power Law” kitabının Türkçe baskısının lansmanı yapıldı.

İki kuşak aynı sahnede: yatırımcılığın dönüşümü konuşuldu

Konferansın dikkat çeken oturumlarından biri olan “İki Kuşağın Yatırımcılığa Bakışı” panelinde ESAS Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı ile ESAS Ventures ve Formus Capital Kurucusu Fethi Sabancı Kamışlı bir araya geldi. Moderatörlüğünü İhsan Elgin’in yaptığı oturumda yatırımcılık anlayışının dönüşümü, yeni nesil yatırım tezleri ve girişimcilik ekosisteminin geleceği konuşuldu. Private Equity ve Venture Capital dünyaları arasındaki farkın gün geçtikçe azaldığına işaret eden Ali Sabancı, global ekonominin çok değişken olduğunu ve bu nedenle hangi alana yatırım yapılırsa yapılsın disiplin gerektiğini söyledi.

Jeopolitik dönüşüm ve sermaye akışları gündemdeydi

Konferansın keynote konuşmacılarından RBC BlueBay Asset Management Kıdemli Gelişen Piyasalar Stratejisti ve Chatham House Rusya & Avrasya Programı Associate Fellow’u Timothy Ash, küresel jeopolitik gelişmelerin yatırım dünyasına etkilerini değerlendirdi. Değişen küresel dengeler ve ekonomik kırılmalar ışığında Türkiye’nin bölgesel avantajlarına değinen Ash, Türkiye’nin yatırım yapmak için en iyi ülkelerden biri olduğunu belirtti.

Uluslararası yatırımcılar Türkiye perspektifini değerlendirdi

Türkiye Kalkınma Fonu, Yıldız Ventures, EBRD, Underline Ventures, L-Stone Capital, Singapur Enterprise ve VCPEA gibi Türkiye ve bölgeden yatırım temsilcilerinin yer aldığı panellerde de Türkiye’nin yatırım dünyasında geldiği nokta konuşuldu.

Kapanış konuşmasını yapan EIF Yönetim Kurulu Üyesi ve HDBI Başkanı Dr. Haris Lambropoulos ise politik gerilimler nedeniyle bölgedeki yapının dünyanın geri kalanından farklı işlediğine değinirken, yoğun enerji gündemine ilişkin de enerji konusunun da artık bir maliyet olmadığını, stratejik bir varlık haline geldiğini de belirtti.

Finans dünyasının liderleri girişim sermayesinin geleceğini konuştu

Azimut Türkiye Başkanı ve Genel Müdürü Murat Salar ile Fibabanka Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Mert’in katıldığı fireside chat oturumunda, yatırım ekosisteminin yeniden büyüme süreci, fon dünyasının yeni dinamikleri ve finansal kurumların girişimcilik ekosistemindeki rolü değerlendirildi.

CVC ekosistemine katkı sağlayan kurumlar ödüllendirildi

CVC Bosphorus Summit’26 kapsamında düzenlenen ödül töreninde, kurumsal girişim sermayesi ekosistemine katkı sağlayan kurumlar ve liderler ödüllendirildi.

“Yılın En Fazla Yatırım Yapan CVC’si” kategorisinde TIBAS Ventures, Inveo Ventures ve Eksim Ventures ödül alırken “CVC Ekosistemine Hoş Geldiniz” kategorisinde ise D-Venture ve THY adına BT Hizmet Yönetimi Başkanı İbrahim Uğur ödüle layık görüldü.

CVC Bosphorus Summit bölgesel etki alanını büyütüyor

İlk kez 2023 yılında düzenlenen ve Türkiye’nin ilk kurumsal girişim sermayesi konferansı olan CVC Bosphorus Summit, kurumsal yatırımcılar ile girişimcilik ekosistemi arasında sürdürülebilir iş birlikleri geliştirmeyi hedefleyen önemli bir platform olarak öne çıkıyor. Dört yıl içinde binlerce profesyoneli, yüzlerce kurumu ve dünyanın farklı bölgelerinden yatırım liderlerini bir araya getiren konferans; Türkiye’nin bölgesel girişim sermayesi merkezi olma vizyonuna katkı sunmayı sürdürüyor.

Özyeğin Üniversitesi iş birliği ve Fiba Grubu ana sponsorluğunda gerçekleştirilen etkinlik, küresel yatırım trendlerini Türkiye’nin girişimcilik dinamizmiyle buluşturarak ekosistemde kalıcı etki yaratmayı amaçlıyor.