Ana Sayfa Blog Sayfa 12

Google, NotebookLM’in adını Gemini Notebook olarak değiştirdi

Google, kullanıcıların kendi kaynakları üzerinden araştırma yapmasına, bilgi üretmesine ve içerikleri farklı formatlara dönüştürmesine yardımcı olan NotebookLM’in adını Gemini Notebook olarak değiştirdiğini açıkladı.

Gemini Notebook, bağımsız bir ürün olarak faaliyet göstermeye devam ederken Google’ın yapay zekâ ekosistemiyle daha güçlü şekilde entegre edilecek. Platformun Gemini uygulaması ve Google Arama gibi ürünlerde daha görünür hale gelmesi planlanıyor.

30 milyondan fazla kullanıcıya ulaştı

İlk olarak Google I/O 2023 etkinliğinde Project Tailwind adıyla tanıtılan platform, kullanıcıların dokümanlar, notlar ve farklı bilgi kaynakları üzerinden daha verimli biçimde öğrenmelerine yardımcı olmak amacıyla geliştirilmişti.

Google tarafından paylaşılan bilgilere göre platform bugün 30 milyondan fazla kişi ve 600 binden fazla kuruluş tarafından kullanılıyor. İşletmeler Gemini Notebook’u etkileşimli çalışan eğitimleri ve işe alım materyalleri hazırlamak için kullanırken öğrenciler ise ders notlarını sesli ve görüntülü özetlere dönüştürebiliyor.

Her not defterine güvenli bulut bilgisayarı

Gemini Notebook ile birlikte sunulan en önemli yeniliklerden biri, her not defterine güvenli bir bulut bilgisayarı altyapısının eklenmesi oldu.

Bu altyapı sayesinde Gemini Notebook, kullanıcı tarafından eklenen kaynaklara dayanarak doğrudan kod yazabilecek ve çalıştırabilecek. Böylece kullanıcılar, platformdan ayrılmadan daha karmaşık veri analizleri gerçekleştirebilecek ve kaynakları üzerinden daha kapsamlı sonuçlar üretebilecek.

Kod çalıştırma özelliği ilk aşamada Google AI Ultra kullanıcıları ile AI Ultra Access ve AI Expanded Access paketlerine sahip Google Workspace kurumsal müşterilerine sunuluyor. Özelliğin önümüzdeki haftalarda web üzerindeki tüm Pro kullanıcılarına açılması planlanıyor.

Gemini uygulamasıyla tam senkronizasyon

Google, dijital not defterlerinin kullanıcıların çalıştığı her ortamda erişilebilir olması gerektiğini belirtiyor. Bu doğrultuda kullanıcılar, not defterlerini doğrudan Gemini uygulaması içerisinden oluşturabiliyor ve görüntüleyebiliyor.

Gemini uygulaması ile bağımsız Gemini Notebook deneyimi arasında tam senkronizasyon sağlanırken, bir platformda yapılan değişiklikler diğer platformda da kullanılabilir hale geliyor. Google ayrıca Gemini Notebook’un ilerleyen dönemde Google Arama içerisindeki Yapay Zekâ Modu’na da entegre edileceğini açıkladı.

Araştırma ve öğrenme deneyimi Google ekosistemine yayılıyor

İsim değişikliği yalnızca bir marka yenilenmesini değil, NotebookLM’in Google’ın daha geniş yapay zekâ ekosistemindeki konumunun güçlendirilmesini de temsil ediyor.

Gemini Notebook; kaynaklara dayalı yanıtlar üretme, sesli ve görüntülü özetler hazırlama, kod çalıştırma ve veri analizi gerçekleştirme özelliklerini Google ürünleri arasındaki senkronizasyon yetenekleriyle bir araya getiriyor.

Google’ın bu hamlesiyle Gemini Notebook, yalnızca dokümanları özetleyen bir araç olmaktan çıkarak öğrenciler, araştırmacılar, içerik üreticileri ve işletmeler için daha kapsamlı bir yapay zekâ destekli çalışma ve araştırma platformuna dönüşüyor.

MİA Teknoloji ile Lider Sistem’in birleşmesine SPK’dan onay çıktı

Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan açıklamaya göre birleşme kapsamında şirket sermayesi yaklaşık 492,5 milyon TL artırılarak 986,5 milyon TL’ye çıkarıldı. Lider Sistem Teknolojileri ortaklarına tahsis edilmek üzere yaklaşık 492,5 milyon adet MİA Teknoloji payı ihraç edilirken, uzman kuruluş raporunda belirlenen değişim oranı doğrultusunda her 1 TL nominal değerli Lider Sistem Teknolojileri payı karşılığında 2,9316 TL nominal değerinde MİA Teknoloji payı verildi.

Birleşmeyle ortaya çıkan yapı, iki şirketin toplamından fazlasıdır. İki şirketin mühendislik, Ar-Ge ve saha entegrasyonu kapasiteleri tek yapıda konsolide olmuş; birleşik yapının aktif büyüklüğü yaklaşık 11 milyar TL’ye, öz sermayesi ise yaklaşık 8,2 milyar TL’ye ulaşacaktır. Yeni yapı, bilişim ve teknoloji sektöründe borsada işlem gören 39 şirket arasında öz kaynak büyüklüğünde ilk 3, aktif büyüklükte ilk 10 sırada yer alacaktır.

Ortak vizyonla güçlenen yapı

Birleşme, tek taraflı bir devralma değil, karşılıklı tercihe dayalı stratejik bir güç birliği olarak yapılandırıldı. Sermaye artışının tamamının Lider Sistem ortaklarına tahsis edilmesi ve Lider Sistem’in bağımsız halka arz seçeneğini bilinçli olarak bırakıp birleşik yapıda pay sahibi olmayı tercih etmesi, bu işlemin iki eşit gücün ortak geleceğe dair kararlı olduğunu gösteriyor. Bu yapı sayesinde MİA Teknoloji’nin Ar-Ge, yazılım geliştirme, proje yönetimi ve uluslararası proje deneyimi ile Lider Sistem’in kritik tesis yönetimi, yapay zekâ destekli güvenlik sistemleri, biyometrik tanıma ve sahada kanıtlanmış uygulama uzmanlığıyla tek çatı altında bir araya geliyor.

Yeni yapının yalnızca ölçek büyümesi değil, daha geniş bir etki alanı ve güçlü bir gelecek vizyonu sunduğuna işaret eden Lider Sistem Yönetim Kurulu Başkanı Burak Görmez, şunları söyledi: “13 yıl önce Lider Sistem’i kurarak attığımız adımın bugün bu ölçekte bir yapının kurucu ortağı olmakla sonuçlanması gurur verici. Lider Sistem’in saha mühendisliği birikimi, bundan sonra çok daha büyük bir çatının parçası olarak değer üretmeye devam edecek.”

Savunma teknolojilerinde daha güçlü mühendislik ekosistemi

MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Beltekin, birleşmenin yalnızca iki şirketin birleşmesi olmadığını, Türkiye’nin savunma ve güvenlik teknolojilerindeki mühendislik kapasitesini güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda yeni bir eşiği geride bıraktık. MİA Teknoloji ile Lider Sistem’in birleşmesi, yalnızca iki kurumun organizasyonel birleşimi değil; Türkiye’nin savunma teknolojileri, kritik kamu projeleri ve ileri mühendislik kapasitesini tek bir vizyon altında buluşturma kararlılığının somut göstergesidir. Bugün, iki mühendislik kültürünün resmen tek çatı altında birleştiği gündür. Ar-Ge gücümüzü, mühendislik yetkinliklerimizi ve saha deneyimimizi konsolide ederek, küresel ölçekte rekabet edebilecek bir Türk teknoloji markası için sağlam bir temel kurduk. Bu birleşme bir varış değil, çok daha büyük bir yolculuğun başlangıcıdır.” diye konuştu.

Mevcut yetkinliklerden konsolide mühendislik gücüne

Birleşik yapı, MİA Teknoloji’nin mevcut sistem entegrasyonu, yazılım geliştirme, proje yönetimi ve uluslararası mühendislik deneyimini Lider Sistem’in kritik tesis yönetimi, yapay zekâ destekli güvenlik sistemleri, biyometrik tanıma ve saha uygulamalarındaki uzmanlığıyla daha konsolide bir mühendislik çatısı altında buluşturuyor. Böylece hâlihazırda var olan bütünleşik sistem mimarisi, daha geniş bir yetkinlik havuzu, daha güçlü saha kabiliyeti ve uçtan uca çözüm geliştirme kapasitesiyle ileri bir aşamaya taşınıyor.

Birleşmenin mevcut mühendislik yaklaşımını daha geniş ve konsolide bir yetkinlik yapısına taşıdığına dikkat çeken MİA Teknoloji Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili İhsan Ünal, yeni dönemi şu sözlerle değerlendirdi: “Geleceğin rekabeti ürünler arasında değil, ekosistemler arasında yaşanacak. Sensörden veriyi toplayan, onu anlamlandıran ve sahada aksiyona dönüştüren bütünleşik yapıyı ‘Sistem Orkestrasyon Mühendisliği’ olarak tanımlıyoruz. Birleşik yapımız; yapay zekâ, siber güvenlik, biyometrik doğrulama ve kritik altyapı alanlarındaki uzman mühendislik ekiplerini aynı çatı altında buluşturuyor.”

Yeni dönemin odak alanları

Birleşik yapı, önümüzdeki dönemde üç somut sütuna odaklanacak. Birinci sütun, ulusal güvenlik ihtiyaçlarına yönelik yerli ve bütünleşik izleme sistemlerinin geliştirilmesini kapsıyor. Kritik kamu tesisleri, savunma altyapıları, enerji tesisleri, ulaşım ağları ve stratejik yerleşkeler için geliştirilecek yeni nesil çözümler; görüntü yönetimi, çevre güvenliği, sensör entegrasyonu, video analitiği ve olay yönetimini tek bir mimari altında birleştirecek. Böylece yalnızca sahadan veri toplayan değil; veriyi gerçek zamanlı olarak analiz eden, tehditleri önceliklendiren ve karar süreçlerini destekleyen milli güvenlik teknolojileri üretilecek.

İkinci sütun, kritik altyapıların merkezi ve bütünleşik biçimde yönetilmesini sağlayan sistem orkestrasyonu kabiliyetleri derinleştirilecek. Farklı marka, platform, sensör ve yazılımların ortak bir karar katmanında buluşturulmasıyla; kurumlara ölçeklenebilir, siber güvenli ve operasyonel sürekliliği yüksek güvenlik mimarileri sunulacak.

Üçüncü sütun ise ihracat odaklı büyümeyi esas alıyor. NATO projeleri ve geliştirme aşamasındaki yüksek katma değerli uluslararası iş birlikleri, gelir karmasını teknoloji yoğun ve küresel pazarlara yönelik bir yapıya taşımakta; yurt dışı gelir payı kademeli olarak artırılmaktadır.

Bu büyümenin öne çıkan eksenlerinden biri, raylı sistemler ve demiryolu lojistiğidir. Bölgesel yeniden yapılanmanın ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, Türki Cumhuriyetler ve Körfez coğrafyasında artan lojistik ihtiyacı; demiryollarını yalnızca bir ulaşım altyapısı olmaktan çıkararak kritik bir güvenlik ve karar altyapısı hâline getirmektedir.

Avrupa’yı Çin’e, Körfez’i ve Orta Doğu’yu batı pazarlarına bağlayan yeni raylı koridorlar; enerji, ticaret ve savunma lojistiğinin aynı hat üzerinde buluştuğu stratejik omurgalara dönüşmektedir. MİA Teknoloji, birleşik yapısının kritik tesis güvenliği, sistem entegrasyonu, akıllı izleme ve karar destek mimarisi kabiliyetlerini bu koridorlara taşıyarak raylı sistemler ve demiryolu altyapılarında kapsamlı iş birlikleri geliştirmektedir.

Türkiye’de büyüyen elektrikli araç şarj ağı Otowatt, 300 şarj istasyonuna ulaştı

Türkiye’nin enerji gruplarından Aydem Enerji‘nin elektrikli araç şarj ağı Otowatt, sürdürülebilir elektrikli mobilite ekosistemindeki büyümesini yeni yatırımlarla güçlendiriyor. Türkiye genelinde 300’ü aşkın şarj istasyonuna ulaşan Otowatt, %100 yenilenebilir enerji kaynaklı altyapısı, genişleyen şarj ağı ve kullanıcı deneyimini geliştiren dijital çözümleriyle elektrikli mobilite deneyimini daha erişilebilir hale getirirken, mobil uygulaması Otowatt Şarj‘ı da yeniledi.

Yeni uygulama ile daha hızlı ve kolay şarj deneyimi

Elektrikli araç kullanıcılarının ihtiyaçları doğrultusunda yeniden tasarlanan Otowatt Şarj uygulaması; istasyon bulma, şarj başlatma ve ödeme süreçlerini daha hızlı ve pratik hale getiriyor. Gelişmiş harita altyapısıyla kullanıcılar en yakın istasyonları görüntüleyebiliyor, uygunluk durumunu kontrol edebiliyor ve seçtikleri noktaya kolayca rota oluşturabiliyor. Güvenli ödeme altyapısı ve sadeleştirilen kullanıcı deneyimiyle uygulama, günlük şarj süreçlerinde hız ve kullanım kolaylığı sunuyor. Otowatt, yenilenen mobil uygulamasıyla kullanıcılarının şarj deneyimini daha erişilebilir ve kesintisiz hale getirmeyi hedefliyor.

Türkiye genelinde şarj ağını genişletiyor

Türkiye genelinde 300’ü aşkın şarj istasyonuyla hizmet ağını genişletmeye devam eden Otowatt, Konya, Adana ve Niğde otoyolu gibi şehirlerarası ulaşım güzergahlarında da konumlanan istasyonlarıyla, elektrikli araç kullanıcılarına yolculuk boyunca kesintisiz şarj imkânı sunuyor. Otel ve restoranların yanı sıra alışveriş merkezleri ile sağlık kuruluşlarına kadar günlük yaşamın farklı noktalarında konumlanan Otowatt istasyonları, şarj erişimini kullanıcıların hayatında daha erişilebilir hale getiriyor. Yaygınlaşan istasyon ağıyla elektrikli mobiliteyi daha erişilebilir kılan Otowatt, işletmeler için de sürdürülebilir bir ek gelir modeli oluşturuyor.

Yenilenebilir enerjiyle desteklenen şarj altyapısı

Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti (YEK-G) Sertifikalı istasyon ağıyla hizmet veren Otowatt, tüm şarj hizmetlerinde kullanılan elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini şeffaf bir şekilde belgeliyor. %100 yenilenebilir enerji kaynaklı altyapısıyla sürdürülebilir ulaşımın yaygınlaşmasına katkı sağlayan Otowatt, elektrikli araç kullanımının çevresel etkilerinin azaltılmasına yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Temiz enerji kaynaklarından beslenen istasyon ağıyla Otowatt, elektrikli mobilite dönüşümünü desteklerken kullanıcılarına daha çevre dostu bir şarj deneyimi sunuyor.

Türkiye genelinde 300’ü aşkın şarj istasyonuyla hizmet veren Otowatt, yeni mobil uygulaması Otowatt Şarj ile kullanıcıların dijital deneyimini güçlendirirken, istasyon yatırımlarıyla da fiziksel altyapısını büyütmeye devam edecek.

Kybele’s Garden, alg tabanlı biyoteknoloji taklaşımıyla doğa temelli inovasyonu ölçekliyor

Alg biyoteknolojisi alanında geliştirdiği özgün teknolojisi ve ürünleri ile tarım, gıda ve kozmetik sektörlerine yönelik sürdürülebilir çözümler sunan yerli girişim Kybele’s Garden, doğanın en güçlü mikro organizmalarından biri olan alglerin potansiyelini endüstriyel ölçekte kullanılabilir hale getiriyor.

2021 yılında ODTÜ Teknokent bünyesinde kurulan girişim, algleri yalnızca bir hammadde olarak değil; sistemleri iyileştiren, döngüsel ve rejeneratif bir biyoteknoloji altyapısı olarak konumlandırıyor.

Kybele’s Garden, çalışmalarını iki temel teknoloji platformu üzerinde sürdürüyor:

  • Alg tabanlı biyoponik tarım
  • Alg fermantasyonu

Alg tabanlı biyoponik tarım: Simbiyotik bir üretim modeli

Girişimin geliştirdiği alg tabanlı biyoponik tarım sistemi, algler ve bitkilerin aynı platformda eş zamanlı olarak yetiştirildiği yenilikçi bir üretim modeli sunuyor. Bu simbiyotik sistem sayesinde tarımda;

  • Kaynak ve hasat verimliliği artıyor
  • Klorofil ve beta-karoten gibi fonksiyonel içerikler zenginleşiyor
  • Fotosentez yapan iki canlı türünün birlikte çalışmasıyla karbon yakalama kapasitesi güçleniyor

Bu yaklaşım, Kybele’s Garden’ı yalnızca bir ürün sağlayıcısı değil, aynı zamanda teknoloji ve sistem geliştiricisi konumuna taşıyor.

Alg fermantasyonu ile yüksek katma değerli içerikler

Kybele’s Garden’ın bir diğer odak alanı olan alg fermantasyonu, tarım yanı sıra gıda ve kozmetik endüstrileri için geliştirilen ileri biyoteknoloji çözümleri sunuyor. Geliştirilen özgün fermantasyon metodu sayesinde:

  • Alglerin biyoyararlanımı artırılıyor
  • Fonksiyonel içerik kalitesi yükseltiliyor
  • Ürünlerin duyusal performansı ve raf ömrü iyileştiriliyor

Bu teknoloji, Kybele’s Garden’ı farklı endüstrilere yüksek katma değerli hammadde sağlayan güçlü bir oyuncu haline getiriyor.

Bilim ve Ar-Ge odaklı yaklaşım

Şirketin teknoloji geliştirme süreci; biyoteknoloji, kimya mühendisliği, mikrobiyoloji ve gıda mühendisliği disiplinlerini bir araya getiren çok disiplinli bir Ar-Ge yapısına dayanıyor. Kybele’s Garden, bilim temelli yaklaşımıyla sürdürülebilirliği performansla birlikte ele alan çözümler geliştirmeye odaklanıyor.

Güncel Bir Başarı: Sürdürülebilirlik Ödülü

Aygen Savaş Alkan, Kybele’s Garden Kurucu Ortağı ve CEO’su

Kybele’s Garden Kurucu Ortağı ve CEO’su Aygen Savaş Alkan, girişimin vizyonunu şu sözlerle özetliyor:

“Algleri, doğanın sunduğu en güçlü biyoteknoloji platformu olarak görüyoruz. Amacımız, bu teknolojiyi endüstriyel ölçekte erişilebilir kılarak sürdürülebilir bir dönüşümün öncüsü olmaktır.”

Kybele’s Garden’ın sürdürülebilirlik, çevre bilinci ve döngüsel ekonomi modeline dayalı yaklaşımı, farklı platformlarda takdir görmeye devam ediyor. Bu kapsamda girişim, geçtiğimiz günlerde Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması kapsamında, çevreye duyarlı vizyonu ve atıksız üretim modeliyle Sıfır Atık ve Sürdürülebilirlik Ödülü‘nü kazandı.

Migros’tan OpenAI iş birliği ile yapay zeka alışveriş asistanı: MAYA AI

Türkiye’nin en büyük perakende markalarından biri olan Migros, yapay zeka teknolojilerine yönelik yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek yeni nesil yapay zeka alışveriş asistanı MAYA AI‘yı duyurdu.

Yapay zeka teknolojilerinin küresel öncüsü OpenAI iş birliği ile geliştirdiği yeni nesil alışveriş asistanı, müşterilerinin alışveriş deneyimini hiper kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştürüyor.

Ayrıca Migros, ChatGPT içerisine doğrudan entegre olan ilk gıda perakende şirketi olarak sektörde bir ilke imza attı. Kullanıcılar, ChatGPT ekranının sol tarafında yer alan uygulamalar sekmesinden Migros’u seçerek doğrudan sohbet ekranı üzerinden ürün arama, sepete ekleme yapabiliyor. Bu asistan kişiye özel menü önerilerinden bu menülerin malzemelerine kadar tüm süreci yönetirken, beğenilen ürünleri de doğrudan alışveriş sepetine ekleyebiliyor ve pişirme tarifleri veriyor.

İhtiyaçları en avantajlı fiyat ve kampanya seçeneklerine göre listeliyor

MAYA AI, müşterilerin günlük konuşma dilindeki karmaşık komutları kolayca anlıyor. Kullanıcılar, “protein ağırlıklı kahvaltı sepeti hazırla” ya da “geçen haftaki siparişimi tekrarla” gibi taleplerini asistana doğrudan iletebiliyor. Bu taleplere anında yanıt veren akıllı alışveriş asistanı, ilgili sonuçları en avantajlı fiyat ve kampanya seçeneklerine göre listeleyebiliyor. Aynı zamanda müşterilerin geçmiş alışveriş alışkanlıklarını analiz ederek kişiselleştirilmiş öneriler sunuyor ve bitmeye yakın ürünleri hatırlatarak sepetin yenilenmesini sağlıyor. MAYA AI, bugün yazılı diyalog formatında sunduğu bu gelişmiş asistan deneyimine yakın zamanda sesli komut özelliğini de eklemeye hazırlanıyor.

“Yapay zekâyı müşteri deneyiminin merkezine taşıyoruz”

Yapay zekânın sektörel dinamikleri yeniden tanımlayacağını belirten Migros One CEO’su Orçun Onat;

“Biz yapay zekâyı yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan bir araç değil, müşteri deneyimini kökten dönüştüren stratejik bir unsur olarak ele alıyoruz. Mevcut durumda hazır sepetten robotik toplamaya, lojistik optimizasyonundan verimliliği artıran şirket için uygulamalara kadar bu teknolojiyi operasyonlarımızın her aşamasında yoğun şekilde kullanıyoruz. Şimdi bu güçlü kasımızı MAYA AI hiper kişiselleştirilmiş deneyime dönüştürüyoruz. Müşterilerilerimizin MAYA AI ile alışveriş yolculuğunu çok daha kişiye özel hale getiriyoruz. Uygulamanın ilk sonuçlarına göre MAYA AI üzerinden ürün arayan kullanıcılarımızın %60’ı önerilen ürünleri sepetine ekliyor. Tüm bunlar, yapay zekânın alışveriş alışkanlıklarımızı ne kadar hızlı biçimde kolaylaştırdığını net bir şekilde gösteriyor.”

Geleneksel esnafı dijitalleştiren yerli çözüm: FlexHesap

Küçük işletmelerin, mahalle esnafının ve saha çalışanlarının en büyük çilelerinden biri olan ön muhasebe ve cari takip süreçleri, yerli bulut tabanlı çözüm FlexHesap ile mobile taşınıyor.

Büyük, hantal ve yüksek maliyetli yazılımların aksine, esnafın dilinden anlayan sade arayüzüyle dikkat çeken platform, geleneksel işletmeleri dijital dünyaya en kolay şekilde entegre etmeyi hedefliyor.

Eğitime Gerek Kalmayan “Sezgisel” Tasarımla Toplumsal Dijital Dönüşüm FlexHesap, sadece bir finansal takip aracı olmanın ötesinde, teknolojiden uzak kalan geleneksel esnafı dijital ekosisteme dahil ederek toplumsal teknoloji kullanımını artırma misyonunu üstleniyor. Farklı eğitim seviyelerindeki tüm kullanıcı profilleri düşünülerek geliştirilen platform, tamamen sezgisel (intuitive) bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Bu sayede dükkan sahipleri hiçbir teknik eğitime, karmaşık muhasebe paneli eğitimlerine veya danışmanlığa ihtiyaç duymadan, uygulamayı indirdiği an tıkır tıkır kullanmaya başlayabiliyor. Dijital dönüşüme ilk adım, her eğitim seviyesi için tamamen zahmetsiz hale geliyor.

Dönerciden kozmetikçiye, takı dükkanından serbest çalışanlara kadar geniş bir esnaf kitlesine hitap eden FlexHesap; kullanıcıların karmaşık muhasebe terimleriyle boğulmadan, saniyeler içinde toptancı borçlarını girmesini, müşteri carilerini güncellemesini ve gün sonu net kârını görmesini sağlıyor.

“Amacımız Teknolojiyi Her Eğitim Seviyesindeki Esnaf İçin Erişilebilir Kılmak” girişimin kurucu ekibi, projenin toplumsal misyonunu ve çıkış noktasını şu sözlerle özetliyor:

“Piyasadaki mevcut yazılımlar küçük esnaf için hem çok maliyetli hem de gereksiz derecede karmaşık olduğu için esnafı teknolojiden uzaklaştırıyordu. Bizim amacımız, mahallemizdeki bakkalı, dönerciyi, terziyi dijital dünyaya en kolay şekilde dahil ederek toplumsal teknoloji adaptasyonunu artırmak. FlexHesap’ı öyle bir tasarladık ki, eğitim seviyesi ne olursa olsun akıllı telefon kullanan her esnafımız hiçbir eğitim almadan finansal trafiğini yönetebiliyor. Esnafın gün sonunda tek istediği şey; kasadaki nakiti, kime ne kadar borcu olduğunu ve cebine kalan net kârı pratikçe görebilmek. FlexHesap ile bu süreci tamamen demokratikleştirdik.”

App Store, Google Play Store ve web platformları üzerinden eş zamanlı olarak hizmet veren yerli girişim, kullanıcılarına sunduğu ücretsiz deneme süresiyle de esnafın dijitalleşme sürecini risksiz bir şekilde test etmesine olanak tanıyor.

FlexHesap; küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ), esnafların ve girişimcilerin borç-alacak, cari hesap ve nakit akışlarını bulut tabanlı; iOS, Android ve web öncelikli olarak yönetmelerini sağlayan, her eğitim seviyesine uygun sezgisel tasarımıyla geleneksel esnafın dijital dönüşümünü hızlandırmayı amaçlayan yeni nesil bir kolay ön muhasebe platformudur.

Morpara ve Visa iş birliğiyle uluslararası tahsilatta yeni çözüm: morGATE

Türkiye’nin yeni nesil finansal teknoloji markası Morpara, yeni geliştirdiği ürünü morGATE ile Avrupa ve Birleşik Krallık’tan ödeme alma süreçlerini yeniden tanımlıyor. Visa‘nın sınır ötesi ödemeler ve çoklu para birimi yetkinliklerine yönelik bir çözümü olan Currencycloud ile entegre çalışan morGATE; Türk şirketlerinin, SEPA (EUR için) ve Faster Payments (GBP için) gibi mevcut yerel ödeme ağlarını kullanarak, EUR ve GBP tahsilatları için sanal IBAN bilgilerine erişmesini sağlıyor. Bu sayede işletmeler, geleneksel para transferi yöntemlerinin uzun, karmaşık ve maliyetli süreçlerine katlanmak zorunda kalmadan, yurt dışından gelen ödemeleri saniyeler içinde alabiliyor.

morGATE; özellikle Avrupa ve Birleşik Krallık’a ihracat yapan KOBİ’ler, e-ihracat markaları, yazılım ve danışmanlık firmaları, sağlık turizmi şirketleri, eğitim kurumları ve turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmeler için özel olarak geliştirildi. Şirketler bu sistem sayesinde, Avrupa’daki müşterilerinden kendi adlarına tanımlanan sanal EUR ve GBP IBAN’ları üzerinden, yerel bir transfer modeliyle ödeme kabul edebiliyor.

Uluslararası para transferleri yerelleşiyor

Bugün Türkiye’deki pek çok şirket için Avrupa’dan ödeme almak; hâlâ yüksek komisyonlar, uzun bekleme süreleri ve operasyonel karmaşıklık anlamına geliyor. SWIFT işlemlerinde süreçler, aracı bankalar nedeniyle 3 ila 5 iş günü sürebiliyor; transfer maliyetleri ve döviz çevrim ücretleri doğrudan şirketlerin kârlılığını etkileyebiliyor. morGATE ise bu süreci yerel bir tahsilat modeliyle yeniden tasarlayarak şirketlere daha hızlı, şeffaf ve düşük maliyetli bir alternatif sunuyor.

morGATE’in en dikkat çekici avantajlarından biri, sınır ötesi tahsilatlarla ilgili maliyetleri azaltmaya yardımcı olabilecek yapısı. Ayrıca, olası chargeback riskini de azaltarak şirketlerin finansal güvenliğini de artırıyor.

Morpara Genel Müdürü Hakan Özat, morGATE’in kurumsal tahsilatta açtığı yeni fırsatları şu sözlerle aktardı:

“Türkiye’de ihracat yapan ve Avrupa’dan düzenli ödeme alan şirketlerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri yavaş, maliyetli ve karmaşık ödeme süreçleri. morGATE’i tam olarak bu sorunu çözmek için geliştirdik. Visa’nın son teknoloji altyapısı ile çalışan sistemimiz sayesinde şirketler, Avrupa’da kendi yerel tahsilat hesaplarına sahip olabiliyor ve ödemelerini saniyeler içinde alabiliyor. Türkiye’de ilk kez şirketlere bu kadar erişilebilir, hızlı ve operasyonel açıdan verimli bir yapı sunuyoruz.”

Özat, sektöre yeni bir inovasyon daha kazandırmaktan gurur duyduklarını belirterek şunları ekledi:

“morGATE’in tüm vizyonu, kurumlar için Avrupa ve Birleşik Krallık’tan yapılan tahsilatları, uluslararası bir para transferi sürecinden çıkarıp uluslararası hesaplar aracılığıyla yerel bir tahsilat modeline dönüştürmek.”

Morpara’nın sınır tanımayan ödeme teknolojilerine bir yenisini daha eklediğini vurgulayan Özat; morGATE’in işlem ücreti olmadan tüm kurumsal kullanıcılar için erişilebilir olmayı ve doğrudan finansal performanslarına katkıda bulunmayı hedeflediğini belirtti.

Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, iş birliğini şu sözlerle değerlendirdi

“Geleneksel sınır ötesi ödeme engellerini aşmak, yeni uluslararası büyüme fırsatlarının kapısını aralamak ve küresel dijital ekonomiye daha etkin bir şekilde katılmalarını sağlamak amacıyla Türk ihracatçıları ve KOBİ’lerine destek olmak için Morpara gibi yenilikçi fintech ortaklarıyla iş birliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Visa olarak, yenilikçi, güvenli ödeme çözümleri ve modern finansal altyapımızla her ölçekteki işletmenin küresel fırsatlara bağlanmasına yardımcı olmaya kararlıyız.”

Sınır ötesi tahsilatlarda daha yüksek görünürlük ve güçlü kontroller

morGATE’in altyapısı, Visa Direct’in Currencycloud platformu altındaki para transferi teknolojisiyle desteklenmektedir. Avrupa regülasyonlarına uyumlu olarak çalışan sistem; güçlü risk kontrolleri, sağlam şifreleme altyapısı ve tamamen denetlenebilir işlem yapısıyla öne çıkıyor.

SEPA bölgesindeki ülkeler ile uyumlu olan morGATE, şirketlerin Avrupa’daki müşterilerinden tıpkı yerel bir EFT/FAST işlemi gibi ödeme almalarını sağlıyor. Sonuç olarak işletmeler, sadece ödemeleri daha hızlı tahsil etmekle kalmıyor, aynı zamanda nakit akışlarını güçlendiriyor ve operasyonel süreçlerini sadeleştiriyor.

Yerli girişim Meditopia, Wellness for Every You mottosuyla kurumsal kimliğini yeniledi

Zihin ve beden sağlığını bölünmez bir bütün olarak ele alan global wellness platformu Meditopia, kurumsal kimliğini yeniledi. İnsanın esenlik yolculuğunu sadece zihinsel bir pratikle sınırlamayıp, sporu ve fiziksel hareketi de kucaklayan bu dönüşüm, geleceğin bütünsel sağlık dinamiklerini merkezine alıyor. Modern dünyanın hızla değişen wellness ihtiyaçlarına daha kapsayıcı bir yapıyla yanıt vermek üzere evrilen yeni kurumsal kimlik; zihinsel dinginliğin ötesine geçerek aktif bir yaşam akışını, sürekliliği ve topluluk bilinciyle gelen kolektif büyümeyi tek bir potada bir araya getiriyor. Markanın bu vizyoner yolculuğunun ve insanı her anında destekleme sözünün temel taşını ise yeni dönem felsefesini kusursuz bir şekilde özetleyen “Wellness for Every You” (Her Halin için Wellness) mottosu oluşturuyor.

Markanın yıllar içerisinde geçirdiği evrimin yansıması

2017 yılında bir meditasyon uygulaması olarak yolculuğuna başlayıp tüm dünyada 40 milyon kullanıcı kazanan Meditopia, 2022 yılında kurumsal wellbeing çözümleri de sunmaya başladı. 2024 yılında klinik psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, kişisel antrenör, veteriner ve mevzuat danışmanı gibi pek çok alanda uzmanı ekosistemine dahil ederek bütüncül bir çalışan destek programına dönüştü.

Geçtiğimiz yıldan itibaren ise, Türkiye’nin 50’den fazla şehrinde 3000’den fazla anlaşmalı spor tesisi ve ayda 165’den fazla online canlı spor dersiyle çalışanlara dilediği yerde spor yapma imkanı sunan Meditopia WellnessPass ile hizmet kapsamını genişletti. Yeni kurumsal kimlik, markanın kurulduğu günden bu yana geçirdiği dönüşümü ve fiziksel sağlığı da barındıran kapsamlı wellbeing hizmetlerini vurguluyor.

Dinginlik ve hareketin kusursuz dengesi

İstanbul ve New York merkezli multidisipliner tasarım stüdyosu Artı Stüdyo iş birliği ile oluşturulan Meditopia’nın yeni kurumsal kimlik tasarımı, dinginlik ile hareket arasındaki kusursuz denge üzerine inşa edildi. Markanın yeni amblemi; eski logoda da yer alan ve kadim dönüşümün sembolü olan lotus çiçeği ile hareketin estetiğini yakalayan kronofotografi sanatı referanslarını bir araya getiriyor. Bu dinamik birleşim, kullanıcının hem fiziksel hem mental yolculuğundaki ilerlemeyi, sürekliliği ve içsel akışı simgeliyor.

Kronofotografik yapı, aynı zamanda zarif bir dokunuşla Meditopia’nın baş harfi olan “M”yi şekillendirerek amblemi doğrudan marka ismiyle bütünleştiriyor. Amblemin tam kalbinde yer alan kalp formu ise markanın toplumsal ve kolektif wellbeing odağını sembolize ediyor. Logo ile kusursuz bir uyum yakalaması için özel olarak tasarlanan eliptik harf formlarına sahip yeni yazı karakteri ise marka kimliğindeki geometrik ve organik bütünlüğü tamamlıyor.

“Zihin ve beden sağlığını bir bütün olarak ele alıyoruz”

Yenilenen kurumsal kimliğin markanın büyüme hedefleriyle olan güçlü bağını değerlendiren Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, “Büyüme stratejimiz çerçevesinde, kullanıcılarımızın tüm wellness ihtiyaçlarına uçtan uca yanıt veren global bir ekosistem inşa ediyoruz. Tasarımımızda bir araya getirdiğimiz dinginlik, hareket ve topluluk sembolleri, bu dinamik ekosistemin felsefi birer yansıması. Logomuzun kalbinde yer alan formlar küresel topluluğumuzun paylaştığı içsel büyümeyi özetlerken, yeni kurumsal kimliğimizle Meditopia’yı zihin ve beden sağlığını bir bütün olarak ele alan daha kapsayıcı bir çatıya dönüştürüyoruz. Amacımız, ‘Wellness for Every You’ felsefemiz doğrultusunda insanın her anında ve her duygu durumunda onun en doğal, en güvenilir partneri olabilmek.” açıklamasında bulundu.

Rabam, 10 milyon dolar değerleme üzerinden 500 bin dolar yatırım aldı

Rabam, teknoloji altyapısını güçlendirmesi, yapay zekâ tabanlı yeni çözümler geliştirmesi, yurt içinde bilinirliğini artırmayı ve uluslararası büyüme hedeflerini hızlandırması amacıyla melek yatırımcılardan 500 bin dolarlık yatırım aldı. Yatırımcı bilgisi henüz gizli tutuluyor.

Türkiye’de otomotiv satış sonrası hizmetler pazarını dijitalleştirme vizyonuyla faaliyet gösteren Rabam, yalnızca bir hizmet platformu olmanın ötesine geçerek otomotiv ekosisteminin tüm paydaşlarını aynı dijital çatı altında buluşturan yeni nesil bir mobilite teknolojisi şirketine dönüşmeyi hedefliyor.

Bireysel kullanıcıdan dev filolara kadar uçtan uca çözüm

Rabam bugün hem bireysel araç sahiplerine hem de kurumsal filolara yönelik kapsamlı çözümler sunuyor. Platform üzerinden kullanıcılar; periyodik bakım, lastik değişimi, lastik oteli, oto yıkama, ekspertiz, çekici hizmetleri, sigorta teklifleri, akaryakıt çözümleri ve araç muayene getir-götür hizmetleri gibi birçok ihtiyacına tek noktadan ulaşabiliyor. Böylece araç sahipleri güvenilir hizmete, şeffaf fiyatlarla ve dijital kolaylıkla erişebiliyor.

Kurumsal tarafta ise Rabam, şirketlerin araç filolarını yalnızca servis süreçlerinde değil, operasyonel verimlilik açısından da yeniden şekillendiriyor. Kendi araç filolarına sahip şirketler; yapay zeka destekli filo yönetim sistemleriyle bakım planlamasından muayeneye, lastik yönetiminden ekspertize, çekici organizasyonundan harcama kontrolüne kadar tüm süreçlerini Rabam üzerinden dijital olarak yönetebiliyor.

Platformun sunduğu 360 derece dijital filo yönetimi, operasyonel süreçleri tek merkezden yönetilebilir hale getirirken, farklı hizmet sağlayıcılarla çalışma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Kurumsal müşteriler için geliştirilen tek fatura sistemi, muhasebe, idari işler ve insan kaynakları süreçlerini sadeleştirirken; dijital takip altyapısı sayesinde harcama kontrolü güçleniyor, suistimal riski azalıyor ve şirketlerin operasyonel yükü önemli ölçüde hafifliyor.

Yeni yatırım, Rabam’ı otomotiv teknolojileri platformuna taşıyacak

Alınan yatırım, Rabam’ın yalnızca büyümesini değil, ürün vizyonunu da önemli ölçüde genişletecek. Rabam, geliştireceği yeni nesil yapay zekâ altyapısıyla bireysel araç sahiplerine şeffaf, güvenilir ve kolay erişilebilir hizmetlerin yanı sıra otomotiv özelinde finansal çözümler sunmayı da hedefliyor. Aynı zamanda kurumsal filoların yönetim süreçlerini daha öngörülebilir ve verimli hale getirirken bakım ihtiyaçlarının önceden tahmin edilmesi, operasyonların otomatik planlanması, maliyet optimizasyonu, tedarikçi performans analizleri ve karar destek mekanizmaları dijital olarak yönetilebilecek.

Hedef, bölgesel bir mobilite teknolojisi şirketi olmak

Rabam’ın uzun vadeli büyüme stratejisinin merkezinde ise uluslararası açılım bulunuyor. Türkiye’de oluşturduğu teknoloji ve iş modeli deneyimini yurt dışına taşımayı planlayan şirket, ilk etapta Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere çevre coğrafyalarda faaliyet göstermeyi hedefliyor. Benzer otomotiv dinamiklerine sahip pazarlarda dijital filo yönetimi ve satış sonrası hizmet çözümlerini yaygınlaştırmayı amaçlayan Rabam, bölgesel ölçekte güçlü bir mobilite teknolojisi markası olmayı hedefliyor.

Alınan yeni yatırım, Rabam için yalnızca finansal bir kaynak değil; Türkiye’de geliştirilen bir teknoloji girişiminin küresel ölçekte rekabet edebilecek yeni nesil bir mobilite platformuna dönüşme yolculuğunun da önemli kilometre taşlarından biri olarak görülüyor.

Rabam Kurucusu R. Kaan Aydoğan: “Amacımız araç sahiplerinin dijitaldeki tek durak noktası (one stop shop) olmak”

Yatırıma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rabam Kurucusu R. Kaan Aydoğan, alınan finansmanın şirket için yalnızca bir sermaye desteği olmadığını, aynı zamanda Rabam’ın vizyonuna duyulan güvenin önemli bir göstergesi olduğunu söyledi.

“Seri A yatırım turumuz öncesinde aldığımız bu köprü yatırım, Rabam’ın bugüne kadar ortaya koyduğu teknoloji, iş modeli ve büyüme potansiyeline duyulan güveni gösteriyor. Biz kendimizi yalnızca otomotiv sektöründe hizmet veren bir platform olarak değil, araç sahipliği deneyimini uçtan uca dijitalleştiren bir teknoloji şirketi olarak konumluyoruz. Bugün kullanıcılarımız bakım, lastik, ekspertiz, araç yıkama,sigorta, çekici ve birçok satış sonrası hizmete tek platform üzerinden kolayca ulaşabiliyor. Kurumsal tarafta ise şirketlerin filo operasyonlarını dijitalleştirerek hem ciddi zaman tasarrufu sağlıyor hem de operasyonel maliyetleri düşürüyoruz. Bundan sonraki hedefimiz ise bu yapıyı yapay zekâ ile kullanıcılarımıza daha pratik ve finansal çözümler ile geliştirmek olacaktır. Amacımız sadece hizmet sunan bir platform olmak değil; araç sahiplerinin tek durak noktası olmak, kurumsal şirketlerin mobilite süreçlerini yöneten dijital iş ortağı haline gelmek.”

Yeni logosunu duyuran Honor, yapay zeka cihaz ekosistemi şirketine dönüşüyor

Akıllı telefon üreticisi Honor, küresel ölçekte bir yapay zeka cihaz ekosistemi şirketi olma vizyonuyla yeni logosunu duyurdu.

Honor’un yeni kimliği; teknoloji, pazar ve sektör alanlarında gerçekleştirdiği atılımların doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı. Yapay zekâ ile insan arasındaki ilişkiyi farklı bir yaklaşımla ele alan ve izlediği yolla beklentileri aşan şirket, marka kimliğini de bu değişim doğrultusunda yeniliyor.

Yeni bir tür olarak tanımlanan RobotPhone’un ortaya çıkışı, Honor’un AI cihaz ekosistemi şirketi olarak gelişimindeki yeni aşamanın başlangıcını temsil ediyor. Cihaz üzerindeki yapay zekâdan sistemler arası iş birliğine, katlanabilir telefonlardaki küresel liderlikten insansı robotla yarı maraton şampiyonluğuna kadar uzanan bu dönüşüm, Honor’un farklı alanlardaki çalışmalarını bir araya getiriyor.

Honor, sektörün ilk cihaz-bulut iş birlikli hesaplamalı fotoğrafçılık sistemi AiMAGE’i geliştirirken ARRI ile yapılan iş birliğiyle mobil görüntülemede sinema döneminin kapısını aralıyor. Phone’dan RobotPhone’a uzanan ürün evrimi, geleneksel işletim sistemlerinden Agentic OS’ye geçiş ve tek bir cihazdan açık, birlikte geliştirilen ve paylaşılan bir AI cihaz ekosistemine ilerleyiş, şirketin dönüşümünün temel unsurlarını oluşturuyor.

Çinli markalar arasında pozitif büyüme

Honor, gerçekleştirdiği bu atılımlarla Alpha Stratejisi ve AHI yaklaşımını taslaktan gerçeğe dönüştürüyor. Honor, 2026’nın ilk çeyreğinde genel pazar eğiliminin aksine yüzde 25 büyüyerek Çinli markalar arasında pozitif büyüme kaydeden tek üretici oldu. Şirketin yurt dışı gelirlerinin toplam gelir içindeki payı yarıyı aşarken Honor, katlanabilir telefon pazarında dünya genelinde ilk iki arasındaki yerini koruyor. Bu sonuçlar, uzun vadeli birikimin kritik noktaya ulaşmasıyla ortaya çıkan dönüşümün pazardaki karşılığını gösteriyor.

Honor’un dönüşümü hızlanırken markanın karakteri de aynı doğrultuda değişiyor. Marka artık yalnızca teknik özelliklerde sınırları aşan bir teknoloji şirketi değil, genç kuşağın dünyasına aktif biçimde giren bir yol arkadaşı olarak konumlanıyor. Honor, sınırları zorlayan keşifler aracılığıyla gençlerin tutkusuna ortak oluyor. Gençlerin karşısına ulaşılması güç bir teknoloji devi olarak değil; onları anlayan, farklı olmaya cesaret eden ve yanlarında koşmaya hazır bir yol arkadaşı olarak çıkıyor.

Honor’un marka yenilenmesi; teknoloji, sektör, ekosistem ve marka özünü kapsayan kapsamlı bir dönüşümü ifade ediyor. Şirket için bu değişim bir son değil, yeni bir başlangıç anlamına geliyor. Honor artık tanımlanan değil, tanımlayan; rüzgârı takip eden değil, rüzgârın kendisi olan; yalnızca yol arkadaşlığı yapan değil, değişimi başlatan bir marka olmayı hedefliyor.