Ana Sayfa Blog Sayfa 12

Assembly Buildings, Taşkent’te markalı ofis dönemini Assembly Piramit Tower ile başlıyor

Geleceğin çalışma kültürünü yenilikçi, esnek ve kapsayıcı ofis yapılarıyla şekillendiren Assembly Buildings, Özbekistan Taşkent’te markalı ofis yönetimi dönemini başlatıyor. Kentin vizyon projelerinden biri olan Piramit Tower’da kapılarını açmaya hazırlanan Assembly Piramit Tower, aynı zamanda Assembly Buildings’in global vizyonunun ilk adımını oluşturuyor.

Assembly Piramit Tower, şehrin kalbinde, modern yaşamın tüm dinamiklerini tek bir noktada bir araya getirerek Taşkent’e dünya standartlarında bir iş ve yaşam kültürü kazandırmayı hedefleyen Piramit Tower’da yepyeni bir iş ekosistemi oluşturacak.

Assembly Piramit Tower’ın 4 ve 7’nci katları arasında 3 bin 200 metrekarelik taşınmaya hazır ‘Suites’ ofislerin yanı sıra markanın ihtiyacına göre tasarlanabilen ‘Custom Suites’ ofisler bulunacak. 7’inci kat ve devamında da yaklaşık 12 bin metrekarelik farklı metrekarelerde firmaların ihtiyaçlarına göre kurgulanan ofis alanları yer alıyor. Assembly Hospitality standartlarıyla yönetilecek olan Assembly Piramit Tower’ın 3’üncü ve 5’inci katları arasında bulunan 2 bin metrekarelik kulüp alanında ise lounge, toplantı, seminer, panel formatlarına göre değişebilen çok amaçlı salonlar, cafe – patisserie, konuk odası, VIP lounge, boardroom room ile Awellness anlayışıyla tasarlanan gym, studio ve masaj odaları bulunuyor. Assembly Piramit Tower’ın mimari tasarımı, Ceylan Ülker ve Emre Yunus Uzun’un kurucusu olduğu Folks Mimarlık ve Assembly mimari ekibinin imzası taşıyor.

215 metrelik kule

Koç Construction tarafından hayata geçirilen Piramit Tower, toplam 158 bin metrekare inşaat alanına sahip. 215 metre yüksekliğinde 48 katlı bir kule bloğu ile 6 katlı ve karma işlevli bir yatay bloktan oluşan yapı, Taşkent’in en yüksek ikinci binası olma özelliğine sahip. 240 ofis, 398 residence daire, 96 mağazanın yanı sıra 6 bin metrekare ofis alanı ve 12 bin metrekare otel alanından oluşan projenin yerel lansmanı, Assembly Buildings ve otel alanlarının işletmesini üstlenen InterContinental’den Alexis Feuillat ve diğer yetkililerinin katılımıyla Şubat 2025’te gerçekleştirildi.

Assembly Buildings Kurucu Ortağı Yiğit Şatıroğlu verdiği demeçte;

“Biz bu projeyi, sadece markalayıp yöneteceğimiz bir bina olarak değil; Özbekistan’da iş hayatının dönüşümüne katkı sağlayacak, vizyoner bir yaşam ve çalışma kültürünü paylaşma yolculuğumuzun önemli bir adımı olarak görüyoruz” dedi. Piramit Tower’ın Taşkent’in en prestijli yapılarından biri olduğuna dikkat çeken Şatıroğlu, “Assembly Buildings olarak bu projeye markalı ofis alanındaki deneyim ve vizyonumuzla katkı sunacağız. Ofis bloğunun tüm markalamasını üstlendiğimiz bu projede; operasyon, topluluk yönetimi, hospitality ve servis entegrasyonu gibi varlık yönetimi süreçlerini yürüteceğiz. Ayrıca müşterilerimize çalışma alanlarında kullanıcı deneyimi odaklı kurgunun oluşturulması için mimari tasarım desteği vereceğiz.”

Kişisel sağlık takibi yapan Türk girişim Vivoo’nun kurucu ortağı Miray Tayfun ile CES 2026’da özel içerik

Sağlık ve wellness teknolojileri, bireylerin kendi vücutlarını daha iyi tanımasına olanak tanıyan çözümlerle hızla dönüşüyor. Bu dönüşümün öne çıkan örneklerinden biri olan Türk girişimciler tarafından kurulan ve çalışmalarının çok büyük bir kısmını Amerika’da sürdüren Vivoo, evde uygulanabilen idrar testleri ve mobil uygulama desteğiyle kişisel sağlık takibini herkes için erişilebilir hale getiriyor.

Vivoo’nun geliştirdiği test stripleri, akıllı telefon kamerası aracılığıyla analiz edilerek kullanıcılara hidrasyon, pH dengesi ve metabolik göstergeler hakkında anlık geri bildirim sunuyor. Elde edilen veriler, mobil uygulama üzerinden kişiselleştirilmiş beslenme ve yaşam tarzı önerilerine dönüştürülüyor. Böylece kullanıcılar, günlük sağlık alışkanlıklarını daha bilinçli şekilde yönetebiliyor.

2017’de kurulan Vivoo, kısa sürede global pazara açılarak wellness-tech alanında uluslararası ölçekte dikkat çeken girişimlerden biri haline geldi. Vivoo’nun yaklaşımı, sağlık verisini karmaşık ve uzak bir kavram olmaktan çıkarıp, günlük hayatın doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyor.

HepsiJET, kurumsal lojistik süreçleri için yeni hizmeti HepsiJET PRO’yu duyurdu

Yeni nesil teslimat çözümleriyle sektöre farklı bir bakış açısı getiren HepsiJET, faaliyet alanını da genişletmeye devam ediyor.

Hepsiburada platformu dışındaki müşterilerinin toplam taşıma hacmi içindeki payını da artırmayı sürdüren HepsiJET, yeni hizmeti HepsiJET PRO ile firmaların kurumsal lojistik süreçlerinde verimliliklerini artırmayı hedefliyor. Bu kapsamda Türkiye’nin e-ticaret, perakende, dayanıklı tüketim, hızlı tüketim sektörlerinin önde gelen markaları, mağazalar ve depolar arası taşıma hizmeti için HepsiJET PRO’yu tercih etmeye başladı.

Mağazadan mağazaya, depodan depoya teslimat süreçleri başladı

HepsiJET PRO ile firmalar, mağaza ve depo arasındaki teslimat süreçlerini hızlı ve verimli şekilde yönetebiliyor. Gönderiler, ileri teknolojili takip sistemleriyle her aşamada izlenebiliyor. Ayrıca HepsiJET PRO hizmeti markaların B2B operasyonlarında daha geniş kapsamda hizmet vermek adına kapsamını yalnızca kurum içi transferlerle sınırlı tutmayıp, markaların tedarikçileri ve iş ortakları arasındaki sevkiyat trafiğini de yönetecek.

Bu sayede HepsiJET PRO, şirketleri kendi lojistik filolarını kurma maliyetinden kurtararak saha operasyonlarını daha kolay yönetmesine olanak sağlıyor.

“E-ticarette edindiğimiz tecrübeyi artık B2B dünyaya yansıtıyoruz.”

HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver, kurumsal çözümler alanında büyümenin, HepsiJET’in ana hedeflerinden biri olduğunu belirterek HepsiJET PRO ile ilgili şunları söyledi:

“HepsiJET olarak e-ticarette edindiğimiz tecrübeyi artık B2B dünyaya yansıtıyoruz. HepsiJET PRO markaların stok yönetimini hızlandıran, şeffaf ve öngörülebilir bir model olarak öne çıkacak. Amacımız, perakende devlerinin lojistik süreçlerini kolaylaştırmak ve desteklemek. HepsiJET PRO, markaların sadece kendi lokasyonları arasında değil, ekosistemlerindeki diğer iş ortaklarına yönelik sevkiyat ihtiyaçlarında da çözüm ortağı olacak. Bu sayede B2B dünyasındaki tüm teslimat süreçleri, kurum içi veya kurumlar arası fark etmeksizin bütünleşik bir yapıda karşılanacak. Dönüşüm vizyonumuzun en somut bir yansımalarından biri olan HepsiJET PRO ile amacımız; perakende başta olmak üzere şirketlerin lojistik ihtiyaçlarına teknoloji destekli ve esnek çözümlerle yanıt verebilmek.”

Öğrencileri desteklemek amacıyla yola çıkan Odi, 65 binden fazla öğün yemeğe aracılık etti

Ekonomik olarak en çok zorlanan gruplardan biri olan üniversite öğrencilerinin, temel ve sosyal ihtiyaçlarını toplumsal dayanışma modeliyle karşılayabilmeleri için yola çıkan Odi birinci yılını doldurdu.

İlk olarak; en temel ihtiyaç olan beslenme giderlerini düşürmek, öğrencilerin sağlıklı ve kaliteli öğünlerle beslenmelerini sağlayabilmeleri için askıda yemek modelini aktif etti. Bir yıl gibi kısa süre içinde dikkat çekici bir etki yaratan Odi, ilk yılında öğrencilere 20 milyon TL’lik tasarruf sağladı.

10 şehirde 150 öğrenci-dostu işletme ile yaklaşık 25.000 öğrenciye ve 13.500 destekçiye ulaştı.

Üniversite öğrencilerine ücretsiz yemek sunan sosyal girişim: Odi

  • Öğrenci-dostu işletmeler indirimli bir öğrenci menüsü oluşturarak, öğrenci kampanyaları açıyor.
  • Üniversite öğrencilerine yardımcı olmak isteyen destekçiler, indirimli menüleri satın alıp askıya bırakarak öğrencilere hediye ediyor.
  • Öğrenciler, askıya bırakılan yemekleri ücretsiz yiyor, askıda yemek olmadığı zaman da indirimli bir şekilde satın alarak beslenme maliyetlerini %40 düşürebiliyor.

Bireysel destekçiler veya şirketler aracılığı ile üniversite öğrencilerine bugüne kadar +65.000 öğün yemek ulaştırıldı. Arçelik, İş Bankası, Beije, DentaSave, Kalt Elektronik, Paycell, Iyzico gibi kurumsal firmalar ve teknoloji devleriyle de farklı şekillerde işbirlikleri yaparak, Odi yarattığı etkiyi büyütmeye devam ediyor.

Odi 1. yılındaki bu başarısını daha da ileri taşıyarak 100.000 yemek kampanyası başlattı. Üniversite öğrencilerinin final sınavı döneminde veya yaklaşan ramazan öncesinde öğrencilere sıcak bir yemekle destek olmak isteyen tüm şirketleri ve bireysel destekçileri Odi web veya mobil platformlarından askıya yemek bırakmaya davet ediyoruz.

Samsung’la iş birliği yapan Getmobil, ikinci el telefonda kapıda alım ve takas modelini yaygılanştıracak

Tüketiciler akıllı telefon tercihlerinde sürdürülebilir, daha ekonomik ve güvenilir alternatiflere yöneliyor. Bu dönüşümle birlikte ikinci el ve yenilenmiş telefon pazarı hızla büyürken Getmobil, Samsung’un yetkili iş ortağı olarak sunduğu kapıda alım ve takas modeliyle telefon yenileme sürecini daha erişilebilir ve kolay hale getiriyor.

Akıllı telefonunu satmak, nakde çevirmek ya da yeni bir modele geçmek isteyen kullanıcılar için süreçler artık daha önce olmadığı kadar kolaylaşıyor. Getmobil’in sunduğu bu model sayesinde kullanıcılar, eski telefonlarının güncel geri alım değerini online olarak görüntüleyebiliyor; ister cihazlarını nakde çevirebiliyor, isterlerse de yeni bir Samsung akıllı cep telefonu modeline daha avantajlı koşullarla geçiş yapabiliyor.

Kapıda alım ile zahmetsiz yenileme

Getmobil’in kapıda alım hizmeti kapsamında eski telefonlar, kullanıcıların adresinden güvenle teslim alınıyor. Değerlendirme, satış ve yenileme süreci tek noktadan ve birkaç adımda tamamlanıyor. Böylece kullanıcılar fiziksel mağazalara gitmeden, zaman kaybetmeden ve belirsizlik yaşamadan işlemlerini gerçekleştirebiliyor.

Takasla avantaj, satışla nakit imkanı

Getmobil üzerinden sunulan bu yapı sayesinde kullanıcılar, evlerinde atıl durumda bulunan eski telefonlarını kolayca satışa sunabiliyor, cihazlarını nakde dönüştürebiliyor ya da takas seçeneğiyle yeni bir Samsung modele geçiş yapabiliyor. Tüm bu süreç, değerlendirmeden teslimata kadar şeffaf ve güvenli bir altyapı üzerinden ilerliyor.

Güvenli ve garantili bir alternatif

Samsung’un yetkili iş ortaklığı kapsamında sunulan bu hizmet, tüketicilere güvenli ve garantili bir yenileme deneyimi sunuyor. Getmobil uzmanlığıyla yürütülen süreç, kullanıcı deneyimini merkeze alan bir yaklaşımla tasarlanıyor. Böylece ikinci el ve yenilenmiş telefon pazarı, tüketiciler için daha pratik, erişilebilir ve güvenilir bir alternatif haline geliyor.

Üç Türk girişimcinin Amerika’da kurduğu yapay zeka girişimi Qrambo, 212 liderliğinde yatırım aldı

15 yıldır global teknoloji şirketlerini destekleyen yatırım fonu 212, yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor.

Mert Küçük, Baransel Soysal ve Kubilay Ekşioğlu tarafından kurulan, Amerika merkezli yapay zekâ odaklı teknoloji şirketi Qrambo, 212 liderliğinde yatırım aldı.

Yatırım turuna 212’nin yanı sıra Rubin Ritter, Talberg fonu üzerinden katıldı. Qrambo aldığı yatırımla, ürününü güçlendirmeyi, Avrupa ve ABD pazarlarında büyümeyi hedefliyor.

Qrambo, B2B yazılım ürünüyle şirketlerin operasyonel süreçlerini, yapay zekâ destekli iş akışı otomasyonlarıyla uçtan uca yönetiyor. Şirket, yapay zekâ ve insan denetimini bir araya getiren yaklaşımıyla tekrarlayan ve hataya açık süreçleri otomatikleştirirken; fintek, e-ticaret, eğitim teknolojileri (edtech), lojistik ve tedarik zinciri gibi farklı sektörler için modüler çözümler sunuyor.

Aydın: “Qrambo, yapay zekâyı kritik operasyonel süreçlere entegre ediyor”

212 Bölgesel Fon Ortağı Kıvanç Aydın, konuyla ilgili şunları söyledi: “212 olarak yapay zekâyı iş modellerinin merkezine alan, küresel pazarlara açılma potansiyeli yüksek ve sürdürülebilir büyüme hedefleyen şirketleri desteklemeye devam ediyoruz. Bu kapsamda; Qrambo’ya yaptığımız yatırımın temelinde, yapay zekâyı kritik iş süreçlerine güvenli biçimde entegre edebilen ve insan denetimini (human-in-the-loop) ürünün merkezine alan güçlü bir teknoloji geliştirmiş olmaları yer alıyor. Bu yaklaşımı sayesinde Qrambo, beklentilerin ötesinde, çok güçlü müşteri geri bildirimleriyle ilerliyor. Qrambo kurucuları Mert, Baransel ve Kubilay’ın bu yolculuklarında yanlarında olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”

Soysal: “Bu yatırımla ABD ve Avrupa pazarlarında büyümeyi amaçlıyoruz”

Qrambo Kurucu Ortağı Baransel Soysal ise şunları söyledi: “Yapay zekâ operasyonel verimliliği ciddi ölçüde artırabiliyor; ancak şirketlerin deneysel AI projelerini kalite, tutarlılık ve kontrolü kaybetmeden üretim seviyesine taşımakta zorlandıklarını görüyoruz. Qrambo olarak, gerçek zamanlı otomasyon ile insan denetimini bir araya getirerek şirketlerin yapay zekâyı güvenli şekilde kullanmasına yardımcı oluyoruz. Platformumuz, yapay zekânın ne zaman bağımsız çalışabileceğini ve ne zaman insan müdahalesi gerektiğini belirleyerek hizmet kalitesinden ödün vermeden, sürekli iyileştirme sunuyor. Bu yatırımla, modüler mimarimizi ABD ve Avrupa’daki farklı sektörlerde faaliyet gösteren, daha büyük ölçekli kurumsal operasyonlara genişletmeyi hedefliyoruz.”

Boğaziçi Teknopark’tan uçaksavar kampüste yeni alan ve yeni kuluçka merkezi

Take Off Istanbul 2025’te içerik ürettiğimiz kurumlardan Boğaziçi Teknopark, 2500 metrekarelik yeni alanını ve alt tarafa açacağı 1000 metrekarelik yeni kuluçka merkezini duyurdu.

Boğaziçi Teknopark genel müdürü Dr. Cem Duran ve üç girişim; Mangodo, OMICA ve TensorBundle video içerisinde konuğumuz oldu.

1 milyon kullanıcıyı aşan evcil hayvan teknolojileri platformu DogGO’nun yeni hizmetleri

Türkiye’nin evcil hayvan teknolojileri platformu DogGO, hizmet ve ürün portföyünü kapsayan çok katmanlı büyüme stratejisini duyurdu.

Platform; dijital pazaryerini Türkiye geneline açarken, mobil kuaför hizmetini devreye aldı ve veri odaklı e-ticaret platformu DogGO Shop ile pet-commerce alanına giriş yaptı. Bu adımlarla DogGO, yürüyüş ve bakım hizmetlerinden ürün tedariğine uzanan uçtan uca entegre bir pet-tech ekosistemi kuruyor.

Bugüne kadar 1 milyona yakın yürüyüş, on binlerce gece bakım hizmeti ve 20.000’i aşkın eğitimli hizmet sağlayıcısı ile önemli bir operasyonel deneyim biriktiren DogGO, bu altyapıyı yeni dikeylerle ölçeklendirerek Türkiye genelinde erişilebilir hale getiriyor.

DogGO pazar yeri 81 ilde yayında

DogGO, evcil hayvan sahipleri ile profesyonel bakıcıları bir araya getiren dijital pazar yeri modelini Türkiye’nin 81 iline taşıdı. Pilot bölgelerde elde edilen yüksek kullanıcı memnuniyeti ve operasyonel başarı, platformun ulusal ölçekte yaygınlaştırılmasının önünü açtı.

DogGO Kurucu Ortağı Mehmet Oğul Gürsoy, genişlemeye ilişkin değerlendirmesinde, güven ve standart kalite anlayışını Türkiye’nin her şehrine ulaştırmayı hedeflediklerini belirterek, teknoloji destekli model sayesinde kaliteli bakım hizmetlerine erişimi demokratikleştirdiklerini vurguladı. Platform, canlı GPS takibi, hizmet sigortası ve denetlenebilir süreçleriyle güvenlik ve şeffaflık standartlarını ülke genelinde aynı seviyede uygulamaya devam ediyor.

Evcil hayvan bakımında yerinde hizmet: Mobil Kuaför

DogGO, şehir hayatının hızına uyum sağlayan Mobil Kuaför hizmetiyle evcil hayvan bakımında yerinde hizmet modelini hayata geçirdi. Özel olarak tasarlanmış, sterilizasyon protokollerine uygun mobil araçlar ve sertifikalı pet kuaförleriyle sunulan hizmet; yıkama, tıraş, tırnak kesimi ve kulak temizliği gibi tüm bakım adımlarını evcil hayvanların kendi ortamlarında gerçekleştirmeyi mümkün kılıyor.

Bu model, evcil hayvanların nakil ve yabancı ortam kaynaklı stresini ortadan kaldırırken, randevu ve ödeme süreçlerinin DogGO uygulaması üzerinden dijital olarak yönetilmesini sağlıyor. Mobil Kuaför, DogGO’nun uçtan uca hizmet vizyonunun fiziksel alandaki en önemli tamamlayıcılarından biri olarak konumlanıyor.

DogGO Shop ile veri odaklı Pet-Commerce dönemi

DogGO, ekosistemini ürün ve teknoloji dikeyinde genişleterek DogGO Shop adlı yeni e-ticaret platformunu yayına aldı. Milyonlarca yürüyüş ve bakım verisinden elde edilen içgörülerle geliştirilen platform, klasik bir satış kanalı olmanın ötesinde, kürasyon temelli ve well-being odaklı bir pet-commerce deneyimi sunuyor.

Raw (çiğ) mama seçeneklerinden wellness ürünlerine, giyilebilir pet teknolojilerinden akıllı ev çözümlerine uzanan seçki; yalnızca DogGO uzmanları tarafından onaylanmış ürünlerden oluşuyor. Yakın dönemde devreye alınması planlanan yapay zekâ destekli öneri sistemleriyle, her evcil hayvanın fiziksel özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimi hedefleniyor.

Super-App vizyonu ile entegre Pet-Tech ekosistemi

Küresel pet-tech pazarı, hizmet ve ürünün tek bir dijital çatı altında birleştiği Super-App modellerine doğru evrilirken, DogGO bu dönüşümü Türkiye pazarında hayata geçiren öncü platformlardan biri olmayı amaçlıyor. Bakım hizmetlerinden ürün tedariğine kadar tüm süreçleri veriyle optimize eden DogGO, güvenli, sürdürülebilir ve bütüncül bir evcil hayvan deneyimi sunmayı hedefliyor.

Bosch Sensortec, robotları gerçek birer hareket ustasına dönüştürüyor

Robotik devrimin merkezinde ve hızla büyüyen Genişletilmiş Gerçeklik (XR) dünyasının kalbinde, sessiz ama vazgeçilmez bir teknoloji yer alıyor: MEMS (Mikro-Elektro-Mekanik Sistemler) sensörleri.

Canlı organizmaları yönlendiren karmaşık duyulara benzer şekilde, bu küçük ama son derece gelişmiş sensörler, makinelerin kendi hareketlerini ve yönelimlerini algılamasını mümkün kılan temel yapı taşlarını oluşturuyor. Bu mekânsal farkındalık, karmaşık algoritmaların akıcı hareketlere ve sürükleyici dijital deneyimlere dönüşmesini sağlıyor.

Büyüyen pazar için üç yeni üst segment sensör

Bosch Sensortec, CES 2026’da yüksek hassasiyetli performans ve ultra düşük gürültü seviyesi sunmak üzere tasarlanan yeni nesil ataletsel (ivmeölçer ve jiroskop) sensör platformu BMI5’i tanıtıyor. Farklı cihaz sınıflarında hareketin her nüansını algılayabilen platform, ortak bir donanım altyapısı üzerine inşa edildi ve akıllı yazılımlarla farklı ihtiyaçlara göre uyarlanabiliyor. BMI5 platformu; BMI560, BMI563 ve BMI570 olmak üzere üç varyantla pazara sunuluyor. BMI5 ailesi, premium segment tüketici elektroniği üreticilerini hedefleyerek büyüyen MEMS sensör pazarının temelini oluşturuyor. Pazar araştırma ve strateji danışmanlığı şirketi Yole Group’a göre, Bosch’un pazar lideri olduğu bu alanın 2030 yılına kadar 19,2 milyar ABD dolarının üzerine çıkması ve yüzde 4 yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR 2024–2030) yakalaması bekleniyor.

Yüksek hacimli seri üretim taleplerini karşılamak amacıyla Bosch, Almanya’nın Reutlingen kentindeki kendi yonga üretim tesisinde yer alan temiz oda alanını 2025 yılı sonuna kadar yaklaşık 35.000 metrekareden 44.000 metrekarenin üzerine çıkardı.

Farklı kullanım alanları için özel çözümler

BMI560, sanal ve artırılmış gerçeklik deneyimlerini son derece gerçekçi hale getiriyor. Baş hareketlerini neredeyse gecikmesiz şekilde takip eden sensör, kullanıcıların 3D ortamlarda doğal bir etkileşim kurmasını sağlıyor. Gelişmiş görüntü sabitleme özellikleri sayesinde akıllı telefonlar ve aksiyon kameraları, hareket halindeyken bile net ve sarsıntısız fotoğraf ve videolar çekebiliyor.

BMI563, titreşimler ve aşırı hareket koşullarıyla başa çıkma yeteneği sayesinde hassas yön bulması gereken robotlar veya sanal gerçeklik kumandaları için ideal bir çözüm sunuyor; en küçük el hareketlerini dahi algılayabiliyor. Bu sensör, cihazların çevrelerini ve kendi hareketlerini olağanüstü bir doğrulukla anlamalarına yardımcı oluyor. Örneğin Bosch’un yeni MEMS sensörü, kamera görüşü bir nesneyle engellense bile insansı bir robotun doğru yolu bulmasını sağlayabiliyor.

BMI570 ise akıllı saatler ve kablosuz kulaklıklar gibi giyilebilir teknolojileri bir üst seviyeye taşıyor. Önceki nesline kıyasla ölçüm aralığını iki katına çıkaran yeni platform, özellikle dinamik hareketlerde çok daha geniş bir hareket ve jest yelpazesini algılayabiliyor. Kulaklıklar için sunduğu hassas baş yönü verileri sayesinde, kullanıcının hareketlerine tepki veren sürükleyici 3D ses deneyimleri mümkün hale geliyor. Böylece müzik veya telefon görüşmeleri, sesin belirli bir yönden geliyormuş hissi yaratacak şekilde deneyimlenebiliyor.

Sorumlu inovasyonla desteklenen teknik yapay zekâ uzmanlığı

Edge AI tabanlı sınıflandırma motoru, hareket kalıplarını sensörün içinde tanıyarak cihazın sürekli açık (“always on”) kalmasını sağlıyor. Bu yaklaşım daha az enerji tüketimi, daha hızlı tepki süresi ve kullanıcıya ek akıllı avantajlar sunuyor. Örneğin bir akıllı saat, kullanıcının herhangi bir etkileşimine gerek kalmadan aktiviteyi otomatik olarak algılayabiliyor.

BMI5 platformunun tüm varyantları, Bosch Sensortec’in bugüne kadarki en yüksek çevresel standartlarını karşılıyor. Teknik performans ile sorumlu inovasyonu bir araya getiren bu birleşik mimari, cihaz üreticilerinin ürün gamı genelinde hem ileri teknolojiye hem de sürdürülebilirliğe dayalı bir geliştirme süreci yürütmesini mümkün kılıyor.

Bosch Sensortec CEO’su Stefan Finkbeiner, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“BMI5 platformu ile hareketi algılayabilen yeni nesil cihazların temelini güçlendiriyoruz. Müşterilerimiz; duyarlı XR sistemlerinden güvenilir robotik çözümlere, sezgisel giyilebilir teknolojilere kadar tüm varyantlarda aynı yüksek hassasiyet, dayanıklılık ve üstün performanstan faydalanıyor. Platform, teknik mükemmeliyeti sorumlu inovasyonla birleştirerek Bosch’un kalite ve sürdürülebilirlik değerlerini yansıtıyor. Üstelik bu sadece bir başlangıç. BMI5 ailesi büyümeye devam ediyor ve yeni varyantlar halihazırda geliştirme aşamasında.”

Yaşam döngüsü için arıların sağlığına odaklanan girişim: Tech2Biology | Dilara Üzünlü

Las Vegas’ta düzenlenen tüketici elektroniği fuarı CES 2026‘da ürettiğimiz girişimci röportajları serisine başlıyoruz.

Arıların sağlığına odaklanan Tech2Biology kurucu ortağı Dilara Üzünlü‘yü konuk ettik. Tarım ve biyoloji temelli üretim süreçleri, son yıllarda yapay zekâ ve nesnelerin interneti (IoT) teknolojilerinin etkisiyle önemli bir dönüşümden geçiyor.

Bu dönüşümün en dikkat çekici alanlarından biri ise arıcılık. Hem ekosistemin devamlılığı hem de gıda zincirinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir role sahip olan arılar, artık teknoloji destekli çözümlerle daha yakından izlenebiliyor. Türkiye merkezli bir teknoloji girişimi olan Tech2Biology, tam da bu noktada devreye giriyor.

Bu içerik A101’in girişimleri desteklemek için hayata geçirdiği Girişim 101 programı katkılarıyla üretilmiştir.