2025 yılında İstanbul’da kurulan Trustia AI, otonom sürüş teknolojileri, robotaksi ve savunma sanayisine yönelik yapay zeka sistemleri geliştiriyor. İki kurucu ortak ve 1-5 kişilik bir ekiple faaliyet gösteren girişim, seri üretim elektrikli araçları ve taktik insansız kara araçlarını mevcut araç altyapısını tamamen değiştirmeden otonom hale getirmeye yönelik donanım ve yazılım çözümleri üzerinde çalışıyor.
Bugüne kadar özkaynaklarıyla geliştirilen Trustia AI’nin merkezinde, mevcut araçlara sonradan entegre edilebilen modüler bir donanım kiti ile otonom sürüş yazılımı bulunuyor. Şirket, başta Hyundai Ioniq 5 olmak üzere seri üretim elektrikli araçların yanı sıra savunma tarafındaki taktik insansız kara araçlarını da hedefliyor.
Mevcut araçları otonom hale getiren retrofit model geliştiriyor
Otonom sürüş alanındaki birçok şirket, donanım ve yazılımı sıfırdan geliştirilmiş özel araç platformları üzerinde çalışıyor. Trustia AI ise farklı bir yaklaşım benimseyerek halihazırda seri üretimde bulunan araçların otonom sürüş kabiliyetleriyle donatılmasına odaklanıyor.
Girişimin değer önerisi, otonom araç filosu oluşturmak isteyen şirketlerin tamamen yeni araç geliştirmek yerine mevcut elektrikli araçlarını retrofit donanım kiti ile dönüştürebilmesine dayanıyor.
Trustia AI, geliştirdiği çözümün bir araca yaklaşık 48 saat içerisinde entegre edilebileceğini belirtiyor.
Şirketin paylaştığı bilgilere göre geliştirdiği modüler kitin hedeflenen maliyeti yaklaşık 35 bin dolar seviyesinde. Bu modelle özellikle robotaksi ve filo işletmecilerinin otonom araçlara geçişte karşılaştığı yüksek başlangıç yatırımının azaltılması hedefleniyor.
Trustia AI, kendi hesaplamalarına göre çözümünün filo operatörlerine yüzde 70’e varan sermaye tasarrufu sağlayabileceğini ve yaklaşık 14 aylık amortisman süresine ulaşabileceğini öngörüyor.
LiDAR, radar ve kameraları tek sistemde birleştiriyor
- Trustia AI’nin geliştirdiği dönüşüm sisteminin donanım tarafında, aracın çevresini algılayabilmesi için farklı sensör teknolojileri birlikte kullanılıyor.
- Girişimin mevcut mimarisinde Ouster OS2-128 LiDAR, Livox Mid-360 LiDAR sensörleri, Continental 77 GHz radarlar ve dört GMSL2 HDR kamera yer alıyor.
- Toplanan sensör verilerinin işlenmesi için ise araç içerisinde NVIDIA Jetson AGX Orin 64 GB merkezi bilgisayar kullanılıyor.
- Sistemin araca fiziksel olarak entegre edilmesinin ardından direksiyon, gaz ve fren gibi araç kontrolleriyle iletişim kuruluyor. Trustia AI, bu tarafta galvanik izolasyonlu Kvaser CAN-FD altyapısını kullanarak aracın aktüatörlerine deterministik kontrol komutlarının aktarılmasını sağlıyor.
Böylece algılama, konumlandırma, rota planlama ve araç kontrolünün tek bir sistem içerisinde birlikte çalışması hedefleniyor.
Kara kutu yapay zeka yerine deterministik yaklaşım
Trustia AI’nin teknoloji yaklaşımında öne çıkan noktalardan biri, sürüş kararlarının tamamen uçtan uca derin öğrenme modellerine bırakılmaması.
Girişim, daha öngörülebilir ve matematiksel olarak takip edilebilir bir yapı geliştirdiğini belirtiyor.
Trustia AI’nin otonomi altyapısında Kinematik Hibrit A*, 3D NDT LiDAR SLAM ve Pure Pursuit gibi algoritmalar kullanılıyor. Şirket bu yapıyı “deterministik seyrüsefer çekirdeği” olarak tanımlıyor.
Başvuruda paylaşılan bilgilere göre Trustia AI, kendi test ortamında gerçekleştirdiği 1.301 testin tamamını başarıyla geçtiğini belirtiyor.
Sistemin araç çalıştırıldığında 3D NDT LiDAR SLAM kullanarak çevrenin haritalandırılması ve aracın konumunun belirlenmesini sağlaması hedefleniyor. Trustia AI, mevcut sisteminde yaklaşık 2 santimetre seviyesinde lokalizasyon hassasiyeti üzerinde çalıştığını ifade ediyor.
Robotaksi ve savunma teknolojilerine aynı altyapıyla yaklaşmayı hedefliyor
Trustia AI’nin hedeflediği kullanım alanı yalnızca sivil otonom mobiliteyle sınırlı değil.
Girişim, geliştirdiği teknoloji altyapısını taktik insansız kara araçlarında da kullanmayı hedefliyor.
Savunma versiyonunda araçların taktik komuta-kontrol konsolu üzerinden uzaktan yönetilebilmesi ve farklı görev senaryolarında kullanılabilmesi üzerine çalışmalar yürütülüyor.
Bu yapı sayesinde aynı temel otonomi altyapısının hem robotaksi ve otonom kargo gibi ticari kullanım alanlarında hem de savunma sanayisindeki insansız kara araçlarında değerlendirilmesi planlanıyor.
Trustia AI, bu yaklaşımın otonom sürüş ve insansız kara aracı teknolojilerindeki kritik dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sağlamasını hedefliyor.
İlk hedef Hyundai Ioniq 5 ile Seviye-4 testleri
Trustia AI’nin kısa vadeli yol haritasında ilk olarak Hyundai Ioniq 5 üzerinde geliştirilen dönüşüm kitinin tamamlanması bulunuyor.
Şirket, aracın kapalı alanlarda ve kontrollü kampüs ortamlarında SAE Seviye-4 otonom sürüş testlerini gerçekleştirmeyi planlıyor.
Orta vadede ise geliştirdiği sistemi gerçek filo operasyonlarında test etmeyi ve otonom mobilite şirketleriyle pilot uygulamalar başlatmayı hedefliyor.
Şirketin planları arasında Dubai’de düzenlenen RTA Dubai World Challenge for Self-Driving Transport yarışmasına katılmak ve bu süreç üzerinden Orta Doğu pazarına açılmak da bulunuyor.
Türkiye tarafında ise filo operatörleriyle birlikte ilk otonom pilot filoların oluşturulması hedefleniyor.
2028’e kadar 500’den fazla araçlık dönüşüm hedefi
- Trustia AI’nin uzun vadeli hedefi geliştirdiği retrofit modelini ölçeklendirmek.
Girişim, 2028 yılına kadar Türkiye ve Doğu Avrupa’da önemli otonom sürüş kiti sağlayıcılarından biri olmayı ve 500’den fazla aracın dönüşümünü gerçekleştirmeyi hedefliyor.
Şirketin önündeki en önemli aşamalardan biri, mevcut prototip ve test çalışmalarını gerçek saha uygulamalarına ve ticari pilotlara dönüştürmek olacak.
Trustia AI aynı zamanda geliştirdiği sistemi yalnızca belirli bir otomobil modeliyle sınırlı tutmak yerine farklı elektrikli araçlara uygulanabilecek modüler bir altyapıya dönüştürmeyi planlıyor.
İstanbul merkezli girişim, önümüzdeki dönemde mevcut elektrikli araçları ve insansız kara araçlarını otonom platformlara dönüştüren donanım-yazılım altyapısını geliştirerek hem sivil mobilite hem de savunma teknolojileri tarafında ölçeklenmeyi hedefliyor. Teknoloji geliştirme sürecinin yanında farklı kuluçka, teknoloji ve girişimcilik programlarında da çalışmalarını sürdürüyor; ancak şirketin ana odağını ürünün saha testlerinin tamamlanması, retrofit kitin ticarileştirilmesi ve ilk filo uygulamalarının hayata geçirilmesi oluşturuyor.