Biyomalzemelerde uzmanlaşan biyokimyacılar olarak Suvi Haimi ve Laura Tirkkonen-Rajasalo, plastiğe sürdürülebilir bir alternatif bularak Sulapac‘ın temelini attılar. Sürekli artan tek kullanımlık plastiğin çevremizi ve denizleri doldurduğunun farkında olan ikili, bu soruna bir çözüm bulmak amacıyla yola çıktıklarını söylüyorlar.

Sulapac, geride mikroplastik bırakmadan tamamen biyolojik olarak parçalanabiliyor ve bunun için yeni bir ürün yerine mevcut plastik parçalama makineleri kullanılabiliyor. Sürdürülebilir kaynaklı ahşap ve bitki bazlı bağlayıcılardan yapılmış bir malzeme yeniliği olan Sulapac, endüstriyel kompostlama yoluyla geri dönüştürülebiliyor. 2016 yılında Helsinki’de kurulan girişim, ilk olarak ambalajlama alanına odaklanmış olsa da, zamanla malzemenin çeşitli uygulamalarda kullanılabileceğini fark ederek faaliyetlerini genişletmişler.

Şirket, sorumlu zihniyete ve birinci sınıf tasarıma değer veren çevreye duyarlı müşterilere sahip şirketlerin güçlenmesine yardımcı olduğunu söylüyor. Haimi, 2019 yılında verdiği bir demeçte, “Sulapac’ı plastiğin yerini alan bir numaralı sürdürülebilir malzeme yapmak istiyoruz” sözlerine yer vermiş ve şu anda piyasada kullanımı devam eden sürdürülebilir ve seri üretilebilir Sulapac pipetlerinden bahsetmişti.

Bunun yanı sıra, şirket geçtiğimiz mayıs ayında kozmetik sektöründe çığır açan bir yeniliğe imza attığını duyurdu. Artık su bazlı ürünler, kalıcı mikroplastikler bırakmadan biyolojik olarak parçalanan yeni bir biyo-bazlı Sulapac bariyeri ile paketlenebilir. Güzellik ve kişisel bakım endüstrisinin yılda 500 milyar doların üzerinde bir değere sahip olduğu ve her geçen gün katlanarak büyüyen bir sektör olduğu düşünüldüğünde, geride kalıcı mikroplastikler bırakmadan biyolojik olarak parçalanan su bazlı ürünler için bir alternatif bulmak oldukça zor. Sulapac bariyeri tamamen sürdürülebilir olmasının yanı sıra endüstri standardı gereksinimlerine de uygun olan malzemesi için patent bekliyor.