John Lasseter hep animasyon sanatçısı olmak istemiş ve hayali de Disney’de çalışmakmış. Ancak ilk işi, tema parkta Jungle Cruise’da olduğundan hayalini biraz uzakmış.

Belli bir zaman sonra, bir animasyon stüdyosunda iş buluyor. Sonrasında ise ilginç olaylar yaşanıyor. John, dijital efektlerle zenginleştirilmiş bir film olan Tron‘un çekimine tanıklık ederken, animasyonun olanaklarını görüyor ve animasyona olan ilgisi bir anda artıyor.

O güne kadar animasyon filmler, iki boyutlu olarak elle çiziliyormuş. Lasseter’in aklına ise tamamen bilgisayar tarafından yapılmış üç boyutlu bir film yapmak geliyor.

Ancak çalıştığı Disney stüdyoları, elli yıldır iki boyutlu film yaptığından, hayalini burada gerçekleştirmenin zor olduğunu biliyordu.

John derdini Disney stüdyolarındaki kişilere aktardığında, işlerini işi bilmeyen birinden öğrenmek istemiyorlar ve sonuç olarak John Lasseter kovuyorlar.

John bu sefer George Lucas’ın filmlerinin zenginleştirilmesini yapan başka bir dijital şirkette iş buldu ve çalışmaya başladı.

Lasseter oradaki animasyoncuydu ve çok kısa, çok ilginç, bilgisayar animasyonlu bir filmin çekimini yöneterek hayaline bir adım yaklaştı.

Ve John Lesseter’ın şansı bu sefer iyi gidiyor…

George Lucas, beklenmedik bir şekilde şirketini Steve Jobs‘a satıyor. Bu satın alma için 10 milyon dolar ödemiş. Bu durumu fırsat bilen Lasseter, Jobs’a çektiği kısa filmin örneğini gösteriyor. Jobs ise Lasseter’a, şirketi bu alanda başarıya ulaştırmak için nelere ihtiyaç duyduğunu sordu. Lasseter, daha uzun bir film çekmesi gerektiğini, ama bunun yaklaşık yarım milyon dolara mal olacağını söyledi.

Jobs kişisel bir çek yazdı ve çeki verirken, “ancak bir şartla John…” dedi.

Lasseter, kimi ağır şartların ve boğucu kısıtlamaların gelmekte olduğunu düşünürken Steve Jobs’un ağzından dökülenler şuydu:

“Harika bir iş çıkar!”

Bu zamana kadar kimseye kendini inandıramayan John, aldığı bu iş’te canla başla çalışarak Oscar alıyor. Bahse geçen iş ise, sıkı durun, tarihte bilgisayar animasyonuyla üretilen ilk film olan Toy Story idi.

Ve, bazılarınızın bildiği üzere, bu film yeni bir şirketin, Pixar‘ın doğuşuna da kapı açıyor. Pixar da animasyonda yepyeni bir tarzın doğuşuna öncü oluyor.

Bütünüyle bilgisayar tarafından üretilen, üç boyutlu animasyon filmler üreten Pixar, daha sonra 2006’da yılından Disney tarafından 7,7 milyar dolara satın alınıyor.

Daha sonra Lasseter, Disnet ve Pixar’ın kreatif başkanı oluyor.

Daha sonraki yıllarda Pixar tüm zamanların en başarılı filmlerine imza attı: Toy Story, A Bug’s Life, The Incredibles, Wall-E, Up.