Özellikle son çeyrekte, gerek bireysel girişimlerin gerekse ortaklaşa kurulan tüzel girişimlerin sayısında, geçmiş dönemlere nazaran artışların olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu artış beraberinde bazı temel sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başındaysa işletmeler açısından ‘vergi yükü‘ gelmektedir. Yasal olarak daha az vergi ödemenin yolları vardır.

Altını kalın çizgilerle çizmek gerekirse vergi kaçırmak ile vergiden kaçınmak kesinlikle farklı sonuçları doğurmaktadır. Vergi kaçırmak, kanunların tamamına veya bir kısmına uymamak anlamına gelirken cezası ise ağır para cezalarından başlayıp hapis cezasına uzanan bir süreci içermektedir. Vergiden kaçınmak ise, tamamen hukuk kuralları vergi kanunları içerisinde kalıp, kanunun uygun maddelerini, ticari işletmemizin lehine çevirmektir. Bu yöntem daha çok ‘verginin planlanması’ veya ‘verginin ertelenmesi’ tabirleriyle anlatılabilmektedir.

Bu yazımızda detaya çok girmeden, işletmelerin kanuni çerçeveler içerisinde nasıl daha az vergi ödeyebileceklerini anlatmak ile alakalı olacaktır.

Kanunlarca uygulanan muafiyet ve istisnalardan faydalanmak:

Örnek 1: Son dönemlerde en çok bilinen istisna 29 yaş altı genç girişimci istisnasıdır. Girişimci 75.000 TL’ye kadar olan kazancını gelir vergisinden istisna tutabilmektedir.

Örnek 2: Türkiye’de faaliyeti olmayan şirketlere yapılacak olan yazılım, tasarım, mimarlık hizmetleri kanunda belirtilen şartları taşımak kaydıyla %50 kurumlar vergisi istisnasıdır.

İndirilecek giderlerin tespitini çok iyi yapmak ve ‘kanunen kabul edilmeyen’ giderlerin neler olduğunu belirlemek:

Örnek: Vergiye tabi matrahı bulurken indirilebilecek olan giderler gerek kurumlar vergisi kanununda gerekse gelir vergisi kanununda açıkça belirtilmiştir. Kanunlar nispetinde işin devam ettirilebilmesi için yapılacak giderlerin tespitini doğru yapmak, herhangi bir inceleme esnasında defter ve belgelerde hatalı indirimlerden kaçınmak işletme için önem arz etmektedir.

Duran varlıkların yani; işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve maddi olmayan duran varlıklar şeklindeki vb. iktisadi değerlerin amortismanlarını azalan bakiyeler (hızlandırılmış amortisman) yöntemine göre ayırmak:

Örnek: 10.000 TL’ye satın alınmış bir elektronik cihazın Amortisman süresinin 5 yıl olduğunu varsayalım.

Azalan bakiyeler (1) yöntemine göre amortisman ayırırsak;
100/5= Yıllık %20 oranına göre
1.Yıl: 4.000 TL (%20*2)
2.Yıl: 2.400 TL
3.Yıl: 1.440 TL
4.Yıl: 864 TL
5.Yıl: 1.296 TL (Son kalan bedel)

Normal amortisman (2) yöntemine göre amortisman ayırırsak;
100/5= Yıllık %20 oranına göre
1.Yıl: 2.000 TL
2.Yıl: 2.000 TL
3.Yıl: 2.000 TL
4.Yıl: 2.000 TL
5.Yıl: 2.000 TL

Görüldüğü üzere azalan bakiyeler (1) yönteminde ilk yılda ayırdığımız tutarla normal amortisman (2) yöntemine göre ayırdığımız tutar arasında iki katı bir fark oluşmaktadır. Bu fark ödeyeceğimiz vergiyi doğal olarak azaltacaktır.

Stok maliyeti, fire vb. kalemleri doğru tespit etmek:

Fiyatlar genel düzeyi, kar hesaplamaları, yönetim stratejileri vb. politikalara göre işletmeler ilk giren ilk çıkar veya ortalama maliyet yöntemlerini seçebilir, firelerini tam hesaplayarak doğru maliyeti bulabilir. Doğru maliyeti bulmaksa fazladan ödenecek vergiyi dengeleyecektir.

Serbest Bölge, Teknokent vb. gibi alanlarda şirket kurmak

Türkiyenin özellikle yazılım, kodlama, bilişim, robot ve teknoloji alanlarında ivmelenmesi yeni üretim alanlarının yeni toplanma bölgelerinin doğmasına neden olmuştur. Bunların başında Teknokentler gelmektedir. Teknokentlerde (kanuna ve uygulama alanlarına göre) gelir vergisi, kurumlar vergisi ve kdv’den bir takım istisnalar olduğunu biliyoruz. Keza serbest bölgelerde de aynı istisnalar yine kanunları uyarınca bulunmaktadır.

Kar/Zarar hesaplamalarının yapılacağı dönemlerde satışların bekletilmesini sağlamak

Bu yöntem her ne kadar özellikle perakende satış yapanlar, seri toptan satış yapanlar veya sürekli hizmet veren işletmeler için mümkün olmasa da dönemsel olarak uygulayabilecek işletmeler için güzel bir erteleme yöntemi olabilir.

Gelir vergisi ve kurumlar vergisi mükellefleri için, elde ettikleri kar üzerinden alınan verginin beyannamesi;

  • Mayıs ayı (Ocak-Şubat-Mart) dönemi,
  • Ağustos ayı (Nisan-Mayıs-Haziran) dönemi,
  • Kasım ayı (Temmuz-Ağustos-Eylül) dönemi,
  • Şubat ayı (Ekim-Kasım-Aralık) dönemi şeklinde verilmektedir.

Örnek: Bir internet sitesi yapım işinin 1 günde yapılabildiğini ve bedelininde 20.000 TL olduğunu varsayalım. 30 Mart günü işi yapacağımız müşteriyle görüştüğümüzü ve 31 Martta işi teslim edeceğimizi ve faturasını keseceğimizi varsayarsak;

31 Mart (Ocak-Şubat-Mart) dönemine denk geleceğinden 14 Mayısta verilecek geçici vergi beyannamesiyle vergisi ödenecektir.

  • 20.000 TL’nin %15 vergisi = 3.000 Gelir Vergisi
  • 20.000 TL’nin %20 vergisi = 4.000 Kurumlar Vergisi

Ancak bu işin 1 gün geciktirilebilir olması ve dolayısıyla faturanında 1 gün sonra kesilmesi durumunda;

1 Nisan (Nisan-Mayıs-Haziran) dönemine denk geleceğinden 14 Ağustosta verilecek geçici vergi beyannamesiyle vergisi ödenecektir.

Sonuç olarak 1 gün farkla ödenecek verginin vadesi 3 ay uzayacaktır.

Önemli not: Bu maddede ‘vergiyi doğuran olay’, ‘tahakkuk’, ‘tahsilat’ gibi kanunda özellikle geçen maddeler önem arz etmektedir. Mal veya hizmetin teslim edilmesinden sonra yasal süresinde fatura kesilmelidir.

Nakit sermaye artırımı yapmak

İşletmelerin güçlü sermaye yapısına kavuşmaları, borç almak veya 3. kişilerden kaynak kullanımı yapmak yerine özkaynak kullanımını hedefleyen bu teşvik neticesinde işletmeler vergi yüklerini azaltabilirler.

Örnek: 1 Ocak tarihi itibariyle 1.000.000 TL (Bir Milyon) nakit sermaye artırımı yapan işletme aşağıdaki formülü uygulamak suretiyle kurumlar vergisinden indirim yapabilir.

Art.Serm. X TCMB Faiz Or. X Süre X İndirim Oranı
1.000.000 X 0,16 (yaklaşık) X 1 X %50 = 80.000 TL

80.000 TL Kurumlar vergisinden indirim yapıldığında %20 kurumlar vergisi oranına göre işletmeye 16.000 TL gibi hatırı sayılı bir katkı yapacaktır.

Demirbaş Satış Karlarının Fona Aktarılması

Son olarak bahsedeceğimiz vergi avantajı ise işletmelerin genel olarak büyük sıkıntılar yaşadığı duran varlıklarının satışından elde ettikleri kar ile ilgili olacaktır. İşletmeler kullandıkları cihaz, makine, otomobil vb. duran varlıklarını amortisman süreleri bitişinde yapacakları satışlarda çok fazla kar ediyor gözükmektedirler. Bu yöntemle elde edilecek kar fon hesabında tutulacağından o yılın kazancına eklenmeyecek ve işletmeye nefes aldıracaktır.

Örnek: 250.000 TL bedelle satın alınmış bir cihazın 5 yıl sonra satıldığını ve faydalı ömrünü bitirmiş olmasına rağmen 2.el satışında bir tutar elde edileceğini bununda yaklaşık 75.000 TL olacağını düşünelim. Bu tutar normal şartlarda kurum kazancına ilave edilseydi %20 vergi hesaplamak suretiyle 15.000 TL vergi ödenmek durumunda kalınacaktı.

Ancak 15.000 TL yeni alınacak Demirbaşın amortismanından düşülmesi suretiyle işletme bu vergi yükünden de kurtulmuş olacaktır.

Diğer vergi avantajlarınında neler olduğundan kısaca bahsedecek olursak; Aktife kayıtlı gayrimenkulun 2 yıl sonraki satışları %75 istisnaya tabi tutulabilir, şüpheli hale gelmiş ticari alacaklar için karşılık ayrılabilir, Leasing, kiralama vb. anlaşmalar yapılabilir veya sat-geri kirala yöntemleri kullanılabilir. İmalatçı şirketlerin birleşmeleriyle ortaya çıkacak kazançlarıda %75 oranında 3 yıl boyunca kurumlar vergisinden istisna tutulabilir.

Vergi ve Muhasebe kategorisindeki diğer içeriklerimizi de okuyabilir, vergi avantajlarını takip edebilirsiniz.

Yorum yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here